Özet


NEOLİTİK DÖNEM VE ESKİ ÇAĞ ANADOLU’SUNDA KUTSAL BOĞA VE FIRTINA TANRISI İLİŞKİSİNİN KÖKENİ HAKKINDA YENİ DEĞERLENDİRMELER
İnsanlığın avcı toplayıcı dönemde boğa ile ilişkisinin başladığı düşünülmektedir. Vahşi boğa gücü, heybeti boynuzlarının şekli ile insanları korkutmuştur. Fakat diğer taraftan eti, boynuzu, kemiği ve derisiyle de insan için son derece hayati bir kaynak da olmuştur. Kısacası vahşi boğa hem görünüşü ve gücü ile korkunun hem de avcılara sunduklarıyla bereketin sembolü olmuştur. Boğa, Göbekli Tepe’den Çatalhöyük’e, mitolojik masallardan kutsal metinlere insanlık hafızasının her veçhesinde yerini bulan bir fenomendir. Çatalhöyük’te bir hafıza deposu olarak biriktirilen boğa kafaları, Hititlerde Tarhunza’ya (Fırtına Tanrısı) kurban edilen boğalar, Zeus’a sunulan boğalar ortak insanlık bilincinin farklı dönemlerdeki farklı yansımaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada merak edilen nokta hem ürkütücü hem faydalı bir figür olan boğanın ne zaman ezoterik veya tanrısal bir değer olarak algılanmaya başladığıdır. Bu çalışmada teolojik, kültürel ve ekonomik yönleriyle boğanın eskiçağ insanı için nasıl bir fenomen haline geldiği ile ilgili bazı görüşler ileri sürülecektir.

Anahtar Kelimeler
Aurochs, Boğa, Çatalhöyük, Fırtına Tanrısı, Hitit.