Özet


KUTBÜDDİN EŞ-ŞİRÂZÎ’NİN ANADOLU’DAKİ FAALİYETLERİ VE SADREDDİN KONEVÎ İLE İLİŞKİSİ
XIII. YY’den itibaren Anadolu’nun şehirleri ve bilhassa Konya’nın İslam dünyasının cazibe merkezi haline gelmesi büyük ölçüde Moğol istilasına borçludur. Orta Asya’dan başlayan ve Batıya doğru gelişen Moğol istilası, kitlesel göçlerin Ön Asya’ya ve Anadolu’ya yönelmesine sebep olmuştur. Bu göç dalgaları arasında çeşitli tasavvuf akımlarına ve tarikatlara mensup şeyhler ve dervişler gelmeye başlamış ve Anadolu Selçukluları zamanında Tasavvuf başlıca iki büyük düşünce mektebi etrafında toplanmıştır. Şîrâzî’nin Anadolu’ya gelmesinde o devirde Anadolu’nun önemli ilim adamlarının bulunduğu bir ilim ve irfan merkezi olmasının da katkısı olsa gerektir. Makalemizde Şirâzî’nin başta Konevi olmak üzere, Mevlana ve ibn Arabi ile ilişkisini ele alarak din ilimlerinin dahil edildiği senteze yönelmesi XII. yy’den itibaren İran’da başlayan ve daha sonraki dönemlerde Osmanlı ülkesinde devam edecek olan, çeşitli ekolleri tek bir bilgi sisteminde bütünlemeye yönelik fikri arayışlar için anlamlı bir model olmasını vurgulamaya çalıştık.

Anahtar Kelimeler
Sadreddin Konevî, Moğol istilası, Gök Medrese, Nasirüddin Tusî, Merağa Rasathanesi, İşrakîlik, sentez, İbnü’l-Arabî.