Özet


ALİ GEYLÂNÎ’NİN KALEMİNDEN FARSÇA ESMÂÜ’L-HÜSNÂ
Türklerin İslamiyeti kabul etmesiyle ortaya çıkan Türk-İslam Edebiyatı, zaman içinde çok büyük yol kat etmiştir. Arap ve Fars edebiyatı gibi Türk-İslam edebiyatında birçok şahsiyet yetişmiştir. Türk-İslam edebiyatında Kur’an ve hadislerden doğrudan ya da dolaylı olarak faydalanarak çok sayıda konuda edebi eserler yazılmıştır. Bu dinî-ahlâkî temaların başında Allah, Hz. Muhammed, dört halife, Hz. Hüseyin ve din büyükleri, tekke ve tarikat ehlinin yaşayışı ve nasihatleri gelmektedir. Allah’ı en güzel isimleriyle anmanın İslâm’da önemli bir yeri olması sebebiyle Esmâü’l-Hüsnâ konusunda çok sayıda müstakil manzum ve mensur eserler kaleme alınmıştır. Kimi şairler bu temayı müstakil değil sadece eserlerinin bir bölümünde işlemiştir. Esmâ-i Hüsnâ (el-Esmâü’l-Hüsnâ) terkibi isim, nam, unvan gibi manalara gelen Arapça “isim” kelimesinin çoğulu olan ‘esmâ’ (isimler) kelimesi ile en güzel manalarına gelen ‘hüsnâ’ kelimesinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu terkip, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde de geçmektedir. Bu tema Fars Edebiyatında da birçok şair ve yazar tarafından işlenmiş, bazen müstakil olarak, bazen de eser içerisinde bir bölüm olarak vücuda getirilmiştir. Bu çalışmada 16. yüzyıl İran şairlerinden Ali Geylanî (Gilânî)’nin Marmara Üniversitesi Nadir Eserler Koleksiyonu 892.7 numarada kayıtlı olan “Kitâb-ı Lü’lü’ül-Meknûn ve Leylî u Mecnûn” adlı eserin (6a-11a) varakları arasında bulunan “Münâcât der Esmâü’llâhu’l-Hüsnâ” başlığıyla verilen şiiri günümüz harflerine transkripsiyon edilerek tercümesi verilmiş ve Fars Edebiyatında Esmaü’l-Hüsnâ’nın işleniş biçimi ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler
İslâmî Türk Edebiyatı, Esmâü’l-Hüsnâ, Ali Geylânî, Fars Edebiyatı