






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2020 Sayı XLVI</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1037</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>OSMANLI DEVLETİ’NDE 1910 TARİHİNDE MEYDANA GELEN KOLERA SALGINI HAKKINDA ÖNEMLİ BİR KAYNAK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43430</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43430</guid>
      <author>Türkmen TÖRELİ</author>
      <description>Kolera, 'vibrio cholerae' bakterisinin neden olduğu, akut ve şiddetli ishal ile seyreden, bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan bir hastalıktır. Kolera karşısında insanoğlu tarih içerisinde uzun bir müddet oldukça çaresiz kalmıştır. Tarihte insanı en çok etkileyen salgınların başında gelen kolera salgını, 19. yüzyılın başından itibaren küresel bir tehdit olarak karşımıza çıkmış binlerce can almıştır. Dünyada altı büyük kolera salgını olmuş, Osmanlı’daki en büyük salgın da Balkan Savaşları sırasında (1912-1913) yaşanmıştır. Bu salgın Osmanlı Devleti’nde büyük kayıplara neden olmuştur. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nde 1910 tarihinde meydana gelen kolera salgını hakkında önemli bir kaynağın tanıtımı yapılacak ve tarihçilerin bilgisine sunulacaktır. Bununla amaçlanan günümüzde dünyanın bir numaralı meselesi olan salgın hastalıkların tarihi dönemler içerisindeki durumunu anlatan bu eserin araştırmacılar tarafından tanınmasını ve bir kaynak olarak kullanılmasını sağlamaktır. O dönemin şartları içerisinde 1908-1910 tarihleri arasındaki kolera salgınının, Osmanlı Devleti’ndeki yayılımını her yönüyle ele alan bu eser, aynı zamanda o dönemin sağlık teşkilatı ile ilgili de oldukça önemli bilgileri içermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİNDE MUŞ’UN İDARİ YAPISINDA YAPILAN DÜZENLEMELER (1927-1980)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43224</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43224</guid>
      <author>Bilal TUNÇ</author>
      <description>Türkiye’de idari yönetim yapısı içerisinde vilâyetler hem merkezi yönetimlerin taşra örgütüdür hem de yerel yönetimlerden birisidir. Bu nedenle, buralarda yapılan idari yapı değişiklik ve düzenlemeler önemli bir durum arz etmektedir. Merkezi yönetimin taşra örgütünün en büyüğü olan vilâyetler, ilçe, bucak, köy ve mahallelere ayrılmaktadır. Cumhuriyet döneminde ihtiyaçlar doğrultusunda başta Muş olmak üzere bütün vilâyetlerin yapılarında ve idari hudutlarında ciddi birtakım yenilikler yapılmıştır. Bu bağlamda, bu çalışmada Cumhuriyet döneminde Muş’un idari yapısında yapılan değişiklik ve düzenlemeler irdelenmektedir.&#13;
Bu çalışmanın temel amacı ve temel problemi, Cumhuriyet’in ilanından 1980 yılına kadar Muş vilâyetinin idari sınırlarında ve yönetiminde ne gibi düzenlemelerin hangi amaçlarla yapıldığını ortaya çıkarmaktır. Muş genelinde yeni nahiye, köy ya da mahallelerin niçin yapıldığı, bazı köylerin köy statülerinin neden ortadan kaldırıldığı ve bunların gerekçelerinin neler olduğu Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi, Türkiye İstatistik Kurumu, araştırma ve inceleme eserlerinden elde edilen veriler bağlamında incelenmektedir. &#13;
Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Muş vilâyetinin yerleşim birimlerinde 1960’lı yılların başlarına kadar çok sayıda Türkçe olmayan isim bulunmaktaydı. Türkiye’de 1955’ten itibaren milliyetçilik politikaları bağlamında çok sayıda vilâyette olduğu gibi Muş’ta yüzlerce yerleşim biriminin isimleri değiştirilmiştir. Bu kapsamda, çalışmanın devamında Muş’ta çok sayıda köyün isimlerinin değiştirilmesi ve bunlara yeni isimler konulmasının sebepleri bilimsel veriler ışığında ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmada yöntem olarak doküman analizi tekniği kullanılmıştır.  Bu doğrultuda, Cumhuriyet Döneminde Muş’un İdari Yapısında Yapılan Düzenlemeler (1923-1980) adlı makale nitel bir çalışma olup; yapılan çalışmada veriler doküman analizi tekniği kullanılmak suretiyle elde edilmiştir. &#13;
</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> İSLAM KAYNAKLARININ KAFKASYA TÜRK TARİHİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ - SÂCOĞULLARI DÖNEMİ-</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40013</guid>
      <author>Bayram Arif KÖSE</author>
      <description>İslam tarihinin önemli safhasını oluşturan İran’ın fethini müteakip yaşanan gelişmeler Türklerin Müslümanlarla ilişkilerine dair büyük öneme sahiptir. Özellikle Kafkasya coğrafyasında, Doğu Roma ile Müslümanların çıkar çatışmaları ve Türklerle yapılan çarpışmalar bölge tarihinin seyrini değiştirmişti. Abbasiler döneminde ise bölgenin Türk valilerince idare edilmesi bu kez Müslüman Türklerle bölge halkı arasında yeni bir dönemi başlatmıştı. Sâcoğulları hanedanın bölgede idareyi tamamen kontrol altına alıp diğer güçlerin etkisinden arındırması, bölgenin İslamlaşmasının yanı sıra Türkleşmesinin de önünü açmıştı. Yaradılıştan yaşadıkları döneme kadar olayları kronolojik olarak ele alan İslam müellifleri bu hanedan hakkında oldukça fazla malumat aktarmış olmalarına rağmen, onların bölgedeki faaliyetlerine dair malumatlar hususunda biraz eksik kalmışlardır. İslam kaynaklarından başta, Taberî’nin Tarih’i olmak üzere Kitâbü’l-Uyûn, İbn Miskeveyh’in Tecâribü’l-ümem’i, Zâfir el-Ezdî’nin Ahbârü ed-Düvelü’l-münkatı‛a’sı, İbnü’l-Cevzî’nin el-Muntazam’ı İbnü’l-Esîr’in, el-Kâmil fi’t-Târîh’i, Nüveyrî’nin, Nihâyetü’l-ereb’i ve Zehebî’nin Târîhu’l-İslâm’ı gibi kronikler Sâcoğulları hakkında fazlaca malumat vermektedirler. Bu çalışmada; Arapça yazılmış olan İslam kaynakları incelenerek Sâcoğulları hakkında verdikleri malumatlar değerlendirilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI ORDUSU’NDA MANEVİYATI YÜKSELTİCİ BAZI RİTÜELLER (1787-1858)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42756</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42756</guid>
      <author>Burak KOCAOĞLU</author>
      <description>Bu çalışma XVIII. yüzyılın sonlarından XIX. yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı ordusunda bulunan askerlerin maneviyatını ve moralini yükseltmek için yapılan bazı dini ritüeller ve bu ritüellerin asker üzerinde nasıl bir etki bıraktığını konu edinmektedir. Çalışmanın giriş bölümünde gazâ ve cihad anlayışı ve bunun Osmanlı ordusuna sağladığı manevi destekten kısaca bahsedilmiş olup devamında ise devlete ait önemli askeri üretim tesisleri başta olmak üzere ülke genelinde bulunan cami, mescid ve tekke gibi ibadethanelerde gerçekleştirilen dua ve sûre okumaları ele alınıp, ordunun maneviyatının yükseltilmesi için hangi dua ve sûrelerin, hangi usulde okutulduğu gösterilmiştir. Çalışmanın bir diğer bölümünde ise iki kıymetli dini eser olan Kadı Iyaz’a ait Şifâ-i Şerîf ve İmam Buhari’ye ait Buhârî-i Şerîf okumaları incelenmiştir. Bölümde bu eserlerin ordu içerisinde okunması görevinin kimler vasıtasıyla sağlandığı ve bu kişilere devlet tarafından sağlanan imkanların neler olduğu ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise ordunun çeşitli sınıfları içerisinde bulunan askerlerin ibadetlerini yerine getirmeleri konusunda yaşadığı bazı sorunları ve devletin bu sorunlara karşı bulduğu çözüm ve çözüm arayışları gösterilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRKLERDE SAÇ KÜLTÜRÜ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41834</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41834</guid>
      <author>Mehibe ŞAHBAZ</author>
      <description>İnsanoğlunun ürettiği maddi ve manevi her şey kültürdür. Bir bakıma kültür, toplumu; toplum da kültürü şekillendirir. Yani toplum içinde yetişen her birey kültürünü öğrenir ve o kültürün etkisiyle şekillenir ve olgunlaşırken, kendinden de bir şeyler katarak kültürünü şekillendirerek gelecek kuşaklara aktarır. Kültür, toplumsal ve tarihsel özelliğinin yanı sıra, tarihin akışı içerisinde belirgin olarak gözlemlenebilen değişken bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda Türk kültürü de dili, gelenekleri, sanatı, dini, düşüncesi ile asırlardan beri yaşayan bir canlı ve dinamik bir yapıya sahiptir. Çalışmamızda İslâm öncesi Türk devletlerindeki kültürü ifade eden ve güzelliğin ana unsuru olan saç kültürü üzerinde durulmuştur. Öncelikle Türk kültüründe saçı tarihsel bir süreç içerisinde değerlendirerek, Eski Türklerde saçın simgesel anlamları üzerinde durularak saçın uzunluk, renk, süsleme ögesi olarak saç örgüsü ve kültüre yansımaları ele alınmıştır. Ayrıca saçın mitoloji ve masallarda yeri ve önemi üzerinde durulurken, saçla ile ilgili inançlar, benzetmeler, büyüler, rüyalar ele alınmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAPİTÜLASYON HUKUKUNA BİR BAKIŞ:  DOKTOR DAVUD SELİM’İN TEREKE MESELESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43184</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43184</guid>
      <author>Muhammed CEYHANİsmet SARIBAL</author>
      <description>Osmanlı Devleti gücünün zirvesinde olduğu dönemde bazı devletlere kapitülasyon vermiştir. Başlangıçta tek taraflı ve geçici süreyle sınırlı sayıda devlete verilen kapitülasyonlar, devletin gücünün zayıflaması, ekonomik kayıpların artmasıyla birlikte çok sayıda devlete verilmiştir. Bu nedenle özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra Batılı devletler için Osmanlı toprakları kârlı bir pazar hâline dönüşmüştür. Batılı devletler ülkenin her yanında konsolosluklar açmış, bu konsolosluklarda sonraları kendi vatandaşları hükmüne koyacakları Osmanlı vatandaşı gayrimüslimleri istihdam etmiştir. Bu durum birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Bunlardan biri de yabancıların ve onların hizmetine giren gayrimüslimlerin konsolosluk mahkemelerine müracaat etmeleridir. Batılı devletler kendi vatandaşlarının ve onlarla işbirliği eden Osmanlı vatandaşı gayrimüslimlerin hakları için kapitülasyonları âdeta bir kalkan olarak kullanmıştır. Osmanlı vatandaşlarının kapitülasyon verilen ülkelere göç etmeye başlamasıyla meselenin farklı bir boyutu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Lübnan’da yaşarken Amerika’ya göç edip orada vefat eden Doktor Selim’in tereke meselesi üzerinden kapitülasyon verilen ülkelerden biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Osmanlı vatandaşı birinin tereke meselesine yaklaşımı analiz edilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARŞİV KAYNAKLARINA GÖRE İSTANBUL'A KIRIM VE KAFKAS GÖÇLERİ (1858-1864)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37326</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37326</guid>
      <author>Nevzat SAĞLAM</author>
      <description>Kırım ve Kafkasya tarih boyunca Osmanlı devleti ile Rusya arasında mücadele alanı olmuştur. Osmanlı Devleti 1783'te Kırım'da, 1828-1829 Osmanlı Rus savaşı soncunda da Kafkasya'da hâkimiyetini kaybetmiştir. Karadeniz'in kuzeyinde hâkimiyet kurmak isteyen Rusya Kırım topraklarını, Hindistan'a doğru genişlemek için de Kafkasya'yı Türk ve Müslüman kitlelerden arındırarak bölgeyi Ruslaştırmak istiyordu. Bu yüzden Osmanlı Devleti'nin Rusya karşısındaki yenilgileri bölge halkının daha çok baskıya maruz kalması anlamına geliyordu. Nitekim Rusya'nın Kırım Savaşından sonra uyguladığı dini, siyasi, sosyal ve ekonomik baskılar Kırım ve Kafkasya topraklarından devam eden göç hareketlerinin kitlesel boyutlara ulaşmasına neden olmuştur. Bu çalışmada Kırım Savaşı'nı takip eden yıllardan Çerkes Sürgününe kadar 1858-1864 arasındaki göçlerde İstanbul'a gelen Kırım ve Kafkas muhacirleri ele alınmıştır. Bu çerçevede göçmenlerin İstanbul'a ayak basmalarından kalıcı yerleşim yerlerine sevklerine kadar geçen süreçte yaşananlar ve karşılaşılan problemlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Devletin göçmenlere yaklaşımı, İstanbul'da barındırıldıkları yerler ve Anadolu'da sevk edildikleri bölgelere dair bilgiler verilmiştir. Çalışmada göçmenlerin kaydedildikleri nüfus defterleri ve arşiv belgeleri başta olmak üzere yayımlanmış eserlerden yararlanılmıştır. Defterlerdeki verilerden hareketle göçmenlerin aile yapıları ve yaş ortalamalarına ilişkin bilgilere de yer verilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİNDE DOĞU SINIRLARINDA KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE (1923-1950)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42263</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42263</guid>
      <author>Resul KÖSE</author>
      <description>Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kaçakçılık “Bir devletin yasalarına karşı gelerek yapılan ticaret, gizli olarak, sezdirmeden kaçırma işi”dir. Kaçakçı ise "yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse" olarak tanımlanmaktadır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında kaçakçılık diğer sınırlara göre Doğu sınırlarında daha fazla yapılmaktaydı. Bunda bölgenin birçok ülkeye sınır olması, komşu devletlerin üzerlerine düşen görevlerini yerine getirmemesi ve bölgenin coğrafi ve iklim koşulları etkili olmuştu. Yeni Türk devleti hemen ilk yıllarda hazineyi ve ülke güvenliğini tehdit eden kaçakçılığı mümkün olduğunca ortadan kaldırmak için gerekli teşkilat ve mevzuat düzenlemelerini yapmıştı. Uygulamada görülen aksaklıklar ya da yeni ihtiyaçlar dönem boyunca yeni yasal düzenlemeleri doğurmuştu. Bununla birlikte kaçakçılığa mâni olmak için komşu devletlerle iyi ilişkiler kurulmuştu. Alınan tüm bu tedbirler sayesinde 1950 yılına gelindiğinde bölgede kaçakçılık, 1923 yılına kıyasla büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞEREF HAN’IN “ŞEREFNÂME” ESERİNDE 1524-1590 YILLARI SAFEVÎ-OSMANLI  MÜNASEBETLERİNİN TASVİRİNE DAİR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42247</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42247</guid>
      <author>Yegane ÇAĞLAYANErhan ÇAĞLAYAN</author>
      <description>XVI. yüzyıl İslam coğrafyası Osmanlı ve Safevî gibi büyük devletlerin yükselişine ve azametli politikalar yürütmelerine tanıklık etmiştir. 1524 yılında Şah İsmail’in vefatından sonra Safevî - Osmanlı münasebetleri daha çok askerî ve siyasî boyut kazanmış olup Ortaçağ kaynaklarında detaylı bir şekilde tasvir edilmiştir. Bu kaynaklar çoğunlukla saray tarihçileri tarafından yazılmış olup ne yazık ki tarafsız eser niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle herhangi bir ön yargıya yol açmadan, o dönemin şartlarında mümkün olduğu kadar objektif  yazılan eserler, Orta Çağ tarih araştırmacıları için daha büyük bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda XVI. yüzyılın tarihçisi Şeref Han Bitlisî’nin “Şerefnâme” eseri güvenilir ve objektif bilgiler içerdiği için önemlidir. Kitabın birinci kısmındaki “Emir Şeref’in Bitlis’i Kızılbaşlardan Geri Alması ve Sonraki Hayatı” adlı üçüncü bölüm, “Emir Şemseddin Bin Şeref  Han”  adlı dördüncü bölüm ve “Kırık Kanatlı Bu Hakir ve Fakirin Doğumundan 1005 Yılı Olan Şimdiye Kadarki Hayatı” adlı bölüm; araştırılan konuyu incelemek açısından oldukça önemlidir. Kitabın ikinci kısmında ise “Sultan Selim Han’ın Hayırları” ve “Sultan Süleyman Han’ın Hayırları” adlı bölümlerde Safevî - Osmanlı ilişkileri detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Makalede “Şerefnâme” eserindeki bilgilerin diğer senkron kaynaklardaki bilgilerle karşılaştırmalı tahlili yapılarak 1524-1590 yılları arasındaki Safevî - Osmanlı münasebetleri araştırılmıştır. Makalenin amacı;  Şah İsmail’in varislerinin döneminde dönemin çağdaşı olan bir tarihçinin bu münasebetlerin siyasi ve askeri yönlerine bakış açısını araştırmak, Safevî - Osmanlı savaşlarının Türk İslam coğrafyası açısından sonuçlarını incelemektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KELİME TEKRAR TEKNİĞİNİN ÜÇÜNCÜ SINIF ÖZEL YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİN AKICI OKUMA DÜZEYLERİNE ETKİSİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42792</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42792</guid>
      <author>Abdulkadir SAĞLAMÖzlem BAŞ, Hayati AKYOL</author>
      <description>Çalışmanın amacı üçüncü sınıf özel yetenekli öğrencilerinin akıcı okuma düzeylerinin incelenmesi ve kelime tekrar tekniğinin bu öğrencilerin akıcı okuma düzeylerine etkisinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada deneysel yöntem ve nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama süreci 2019 yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, öğrencilerin okumada yaptığı hataların ve okuduğu metni anlama düzeylerinin ortaya konulması adına Ekwall ve Shanker’in geliştirdiği, Akyol’un (2010) Türkçeye uyarladığı Yanlış Analizi Envanteri ve uygulama süresince tutulan yansıtıcı günlükler kullanılmıştır. Özel yetenekli iki öğrenci üzerinde gerçekleştirilen çalışmada veri birimini oluşturan öğrencilerin gerçek isimleri saklı tutularak kod isimler kullanılmıştır. Bu öğrencilere her hafta 4 saat üzerinden 6 hafta sonunda toplam 24 saat olmak kaydıyla kelime tekrar tekniği ile öğretim yapılmıştır. Uygulama sürecindeki akıcı okuma çalışmaları neticesinde ulaşılan bulgular, uygulamadan sonra öğrencilerin okuma esnasındaki yanlışlarının azaldığını ve sözcükleri tanıma seviyelerinde artış olduğunu ortaya koymuştur. İkinci sınıfta tanılaması yapılan öğrencinin okuma düzeyi, öğretim düzeyinden bağımsız düzeye; üçüncü sınıfta tanılaması yapılan öğrencinin okuma seviyesi ise endişe düzeyinden öğretim düzeyine yükselmiştir. Her iki öğrencide de yanlış yapılan sözcük sayısı da epeyce azalmıştır. Yansıtıcı günlüklere dayanılarak da öğrencilerin süreç içerisinde vurgu ve tonlamaya dikkat etme, duraksama oranlarında artış olduğu görülmüştür. Sonuç olarak araştırma, üçüncü sınıf özel yetenekli öğrencilerin, okuma esnasında ortaya çıkan sesli okuma yanlışlarını gidermede, akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirmede kelime tekrar tekniğinin faydalı olduğu sonuçlarını ortaya koymaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERDE TAKIM ÇALIŞMASINA İLİŞKİN TUTUM ÖLÇEĞİNİN (ÖTÇİTÖ) GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42947</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42947</guid>
      <author>Bahadır GÜLBAHAR</author>
      <description>Öğretmenlerin takım çalışmaları, okulun amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracaktır. Etkili öğretmen takım çalışmaları için öğretmenlerin takım çalışmasının önemine inanmış olmaları, takım çalışmasıyla ilgili olumlu duygu ve düşüncelere sahip olmaları gerekmektedir. Dolayısıyla öğretmenlerde takım çalışmasına ilişkin tutumu geliştirmek, olumluya dönüştürmek önem arz etmektedir.  Bu nedenle öğretmenlerde takım çalışmasına ilişkin tutumu belirlemede kullanılabilecek ölçme araçlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmayla, öğretmenlerin takım çalışmasına ilişkin tutumlarını belirlemede kullanılabilecek bir ölçme aracı geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla, 5’li likert tipi ifadelerden oluşan taslak ölçeğin öğretmenlere uygulanmasından elde edilen veriler üzerinde açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirilmiştir. Açımlayıcı faktör analizi sonunda, tek faktörlü ve 13 maddeden oluşan bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin çok yüksek düzeyde iç tutarlığa sahip olduğu anlaşılmıştır. Doğrulayıcı faktör analiziyle ise tek faktör 13 maddelik yapının doğrulandığı ve yüksek düzeyde güvenirliğe sahip olduğu anlaşılmıştır. “Öğretmenlerde Takım Çalışmasına İlişkin Tutum Ölçeği” olarak adlandırılan ölçeğin öğretmenlerin takım çalışmasına ilişkin tutumlarının ölçülmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 SALGININDA EĞİTİM:  TÜRKİYE ÜZERİNDEN BİR ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44212</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44212</guid>
      <author>Cem GENÇOĞLUMetin ÇİFTÇİ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı COVID-19 pandemisi sürecinde dünyada eğitim alanında yaşananlar ışığında Türkiye’de eğitim alanında gerçekleştirilen çalışmaların belirlenmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda COVID-19 pandemisi sürecinde dünyada eğitimle ilgili karşılaşılan zorluklar, alınan önlemler ve üretilen çözümlerin süreç yönetiminin Türkiye ile gösterdiği benzerlik veya farklılıklar da açıklanmaya çalışılmıştır. Pandemiyle mücadelede ülkelerin hizmetlerinin sunulması açısından yaygın olarak başvurdukları önlemin, okulların geçici olarak kapatılması olduğu ve bunun küresel bir eğitim krizine yol açtığı, pratik bir çözüm yolu olarak ülkeler tarafından tercih edilen uzaktan eğitim yönteminin eğitime erişimde eşitliksizlik kaygıları yarattığı saptanmıştır. Ülkelerin yaygın şekilde karşılaştıkları sorun alanlarının “uzaktan eğitime erişim, öğrenci başarılarının belirlenmesi, telafi eğitim planlamaları, psikososyal destek hizmetleri ve özel politika gerektiren (dezavantajlı) öğrenciler” üzerine yoğunlaştığı görülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığının (MEB) uzaktan eğitim sürecini alternatif kaynaklarla sürdürdüğü, öğrenci başarılarının belirlenmesinde ve telafi eğitimlerinin gerçekleştirilmesinde duruma özgü yasal düzenlemeleri hayata geçirdiği tespit edilmiştir. Diğer taraftan Pandeminin öğrenci, öğretmen ve ebeveynler üzerindeki psikolojik etkilerini en aza indirmek için gerçekleştirilen çalışmaların, veriye dayalı şekilde izlendiği ve süreçte tüm tarafların iyi olma halini destekleyecek psikososyal destek hizmetleri sunduğu, öğretmenleri çeşitli mesleki gelişim programlarıyla ve materyallerle desteklediği bulgular arasında yer almıştır. Genel olarak COVID-19 pandemisinin, ortak karar alma süreçlerinin hayata geçirilmesi gerekli kılan bir süreç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ PEDAGOJİK BİLGİLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39626</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39626</guid>
      <author>Sanem TABAK</author>
      <description>Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının pedagojik bilgileri program bilgisi, öğretim stratejileri bilgisi, öğrencilerin özellikleri ve öğrenme süreçleri bilgisi, sınıf yönetimi bilgisi ve ölçme ve değerlendirme bilgisi bileşenleri doğrultusunda incelenmiştir. Durum çalışması ile desenlenen bu araştırmanın katılımcılarını eğitim fakültesi sınıf öğretmenliği son sınıfında okuyan sekiz öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, araştırmaya katılan sınıf öğretmeni adaylarının derslerini planlarken ilgili dersin öğretim programındaki kazanımları, öğrencilerinin özelliklerini bireysel farklılıklarını ve farklı öğrenme özelliklerini dikkate alarak etkinlik ve materyalleri tasarladıkları belirlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının öğretim stratejilerinden soru-cevap ve tartışma tekniklerine yer verdikleri belirlenmiştir.  Sınıf öğretmeni adaylarının öğrencilerinin bireysel farklılıklarını, ihtiyaçlarını, ilgilerini, motivasyonlarını ve tutumlarını temele aldıkları; öğrencileriyle samimi, içten, saygı temelli ve güvene dayalı bir ortam oluşturdukları, uygun olmayan öğrenci davranışları ortaya çıktığında öncelikle öğrenciler ile iletişime geçerek sorunu çözmek için çaba gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının ölçme ve değerlendirme sürecinde, süreç değerlendirmeye odaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PROJE ÖZEL EĞİTİM İŞ UYGULAMA MERKEZİ EĞİTİM PROGRAMINA YÖNELİK ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=24778</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=24778</guid>
      <author>Hilal ÜNALSelami SÖNMEZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı ülkemizde orta ve ağır otizmli bireylere meslek kazandırmak ve onları iş hayatına kazandırmak için sadece otizmli çocuklara yönelik ülkemizde eğitim veren Beylikdüzü Özel Eğitim ve İş Uygulama Merkezi eğitim programını öğretmen görüşleri ile değerlendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Beylikdüzü Özel Eğitim ve İş Uygulama Merkezi’nde görevli 20 öğretmen oluşturmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılan çalışmada veri çözümleme tekniği olarak betimsel analiz ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularında öğretmenlerin program hakkında görüşleri olumlu düşünceler, olumsuz düşünceler ve öneriler olmak üzere 3 tema altında toplanmıştır. Olumlu düşünceler temasında programın kazanımları, etkinlikler, programın öğrenci gelişimi üzerine etkileri, programda yer alan uygulayıcı görüşleri, beceri, program kapsamı, programa genel bakış ve ölçme-değerlendirme; olumsuz düşünceler temasında öğrenci, program ve ölçme-değerlendirme; öneri temasında da programa genel bakış ve etkinlikler alt temalarından oluşmuştur.  Öğretmenlerin Beylikdüzü Özel Eğitim ve İş Uygulama Merkezi (Okulu) eğitim programına ilişkin görüşlerinin genel olarak olumlu ve uygulanabilir olduğu sonucu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERS KİTABINDA YER ALAN YAZMA BECERİSİ ETKİNLİKLERİNE İLİŞKİN 7. SINIF ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43217</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43217</guid>
      <author>Esin GÜNEŞ ŞAHİNMahmut Abdullah ARSLAN</author>
      <description>Bu çalışma Türkçe dersinde sık sık kullanılan ve temel dil becerilerinden olan yazma becerisinin kazandırılmasına yönelik 7. sınıf Türkçe ders kitabında yer alan yazma ile ilgili etkinliklerin öğrencide bıraktığı yansımaları tespit etmek adına yapılmıştır. Ders kitaplarında yer alan etkinliklerle ilgili öğrencilerde farkındalık yaratmak ve sürece dair birincil ağızdan veri toplayarak yazma becerisi ile ilgili öğrenci görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Olgubilim deseni ile yürütülen çalışmada maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla seçilmiş 12 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Öğrenci görüşlerini almak üzere 8 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Form iki alan uzmanına sunulmuş ve istenilen düzenlemeler yapıldıktan sonra kullanılabilirliğine dair onay alınmıştır. Öğrenci görüşlerinin alınmasıyla veri seti birçok kez okunmuş ve alt probleme ilişkin kodlamalar yapılmıştır. Çalışma sonucunda, 7. sınıf öğrencilerinin ders kitaplarında yer alan yazma becerisi etkinliklerini kendi seviyelerine uygun buldukları, yeni nesil soruların ders kitaplarında daha çok yer yer alması gerektiği, kitaptaki yazma etkinliklerinin hem ders içi yazma etkinliklerine hem de sınavda yer alan yazma becerisi ölçen sorulara olumlu etkisinin olduğu, öğretmenin sürece daha çok dâhil olup gerektiğinde yazma saati yapması konusunda fikir ortaya koydukları söylenebilir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATASÖZLERİ VE DEYİMLERİN GÖRSELLER YOLUYLA AKTARIMI ÜZERİNE BİR DENEME: ADIYAMAN YÖRESİNDEN ÖRNEKLER⁕</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42211</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42211</guid>
      <author>M. Fatih ALKAYIŞSerdal YERLİ</author>
      <description>Atasözleri ve deyimler, dilin önemli zenginliklerindendir. Bunlar hakkında birçok kitapta geniş bilgiler bulmak mümkündür. Adıyaman yöresinde kullanılan bazı atasözleri ve deyimlerin ortaya çıkışları, birtakım olaylara dayanmaktadır. Bunların tam olarak aktarılabilmesi veya öğretimde kullanılabilmesi için, yazılı veya sözlü izahların yanında çeşitli görsellere de yer verilmesi gerekmektedir. Görsellerle desteklenen yazıların öğrencilerin zihinlerinde daha kalıcı etkiler bıraktığı da herkesçe bilinen bir gerçektir. Görseller, aslında tasvirin en önemli unsurlarındandır. Bu nedenle görsellerin önemi yadsınamaz. Bazen yazılı bir açıklama, görsel bir nesnenin aktardıkları karşısında yetersiz kalır. Bazı durumlar da vardır ki, bunlarda hem görselin hem de izahın birlikte sunulması gerekir. Görsel Sanatlar ve Türk Dili alan uzmanlarının disiplinler arası yaklaşım mantığı çerçevesinde bir araya gelerek ortaya koydukları bu çalışmada nitel araştırma metodu kullanılmıştır. Çalışmamızın dil malzemesini oluşturan atasözleri ve deyimler, M. Fatih ALKAYIŞ tarafından 2012 yılında yazılan “Adıyaman Ağzında Atasözleri ve Deyimler” ve 2019 yılında yazılan “Adıyaman Ağzında Atasözleri ve Deyimler-2” adlı kitaplardan alınmıştır. Yine bu çalışmadaki görsellerin çizimi ise Serdal YERLİ tarafından yapılmıştır. Makaledeki değerlendirme ve yorumlar ise her iki yazarın kendi uzmanlık alanları doğrultusunda ortaya konmuştur. Resim ve Türk Dili alanlarının buluştuğu disiplinler arası bir çalışma ortaya koymaktaki amacımız, aynı metinde gerek izahları gerekse görselleri bir arada kullanarak konunun daha iyi anlaşılabilmesini sağlamak ve akılda kalıcılığı artırmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİSEY YAZITLARINDA AKRABALIK ADLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43216</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43216</guid>
      <author>Abdullah YILDIRIM</author>
      <description>Birçok dilde sadece bir sözcük ile birden çok akrabalık ilişkisi karşılanırken Türkçede ise bir akrabalık ilişkisi için birden fazla sözcük kullanımı oldukça yaygındır. Bu yönüyle bakıldığında, şüphesiz Türk dili akrabalık ilişkilerini gösteren sözcük bakımından ayrı bir yere sahiptir. Bu çalışmada, öncelikle Yenisey yazıtlarında geçen akrabalık adları tespit edilmiştir. Devamında tespit edilen akrabalık adlarının tanıklandığı metinler gösterildikten sonra bu kavramların anlaşılması için bu sözcüklerle ilgili örnek cümlelere yer verilmiştir. Ayrıca, çalışmada sözcükler ile ilgili köken bilgisi görüşü bildiren isimlerin değerlendirmeleri ve sözcüklerin tarihî şekilleri gösterilmiştir. İlgili incelemeler neticesinde Yenisey yazıtlarında toplam 32 akrabalık adı tespit edilmiş, tespit edilen örnekler içerisinde birçok eş anlamlı kelimenin olduğu görülmüştür. Çalışmamızda Yenisey yazıtları üzerine en kapsamlı çalışma olan Erhan Aydın’ın Yenisey Yazıtları adlı eseri temel kaynak olarak alınmıştır.                                                                                                                                                                                    </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SORUN ODAKLI BİR DURUMDAN ÇÖZÜM ODAKLI BİR DURUMA YÖNELİŞ: EDEBÎ ESERLERDE KARAKTER TAHLİLİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43343</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43343</guid>
      <author>Mustafa KAYASelami TANRIVERDİ</author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı çocuk edebiyatı eserlerinden Kocaman Küçük Deniz ve Huysuz Penguen öykülerinde yer alan karakterlerin karşılaştıkları sorunlara karşı sergiledikleri bakış açılarını tespit etmektir. Bu amaç kapsamında yapılan çalışmada nitel araştırma tekniklerinden biri olan doküman incelemesi kullanılmıştır. İncelenen verilerin analizinde nitel veri analiz tekniklerinden içerik analizi kullanılmıştır. Belirtilen eserlerdeki karakterlerin yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlara ilişkin sahip oldukları çözüm odaklı yaklaşımları ifade eden kelimeler ve cümleler tespit edilmiştir. Tespit edilen ifadeler dört öğretim üyesinden oluşan uzmanlara gönderilmiş onlardan gelen dönütlerdeki ortak olan ifadeler alınmış ve analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Kocaman Küçük Deniz eserindeki karakterler kendilerini öz eleştiri süzgecinden geçirerek hem çevre kirliliği soruna bir çözüm yolu bulmuşlardır hem de herkesin fikrini alarak demokratik bir ortamın oluşmasını sağlamışlardır. Böylece insanın sorunlar üzerinde çözüm odaklı düşünerek farklı alternatif yolları bulabileceğini karakterler üzerinden okuyucuya göstermişlerdir. Huysuz Penguen öyküsünde yalnız kalan, arkadaş canlısı olmayan penguenin kendisine bir hedef seçerek sorunlarından kurtulduğu ve bu hedefini gerçekleştirdikten sonra mutlu bir hayat yaşadığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURAM ÖNCESİ DÖNEMDE ÇEVİRİ YAKLAŞIMLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42084</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42084</guid>
      <author>Sevda PEKCOŞKUN GÜNER</author>
      <description>Çevirmenler, tarih boyunca kaynak metne sadık kalarak erek metinde orijinal metnin dokusunu ve yazarın biçemini yansıtmak ya da erek yazın dizgesinde "yabancı" olarak karşılanmayacak ifadeler kullanarak, çeviriye erek kültürün özelliklerini yansıtmak arasında bir tercih yapmak durumunda kalmış, çevirisinde hangi odağa ağırlık verdiğini mümkün olduğunca gerekçelendirmeye çalışmıştır. Kuram öncesi dönemde çeviri hakkında söz söylemiş olanların erek ve kaynak odaklılık konusundaki düşüncelerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, hem bu kavramların tarihsel süreç içinde algılanışları ile ilgili bilgi sahibi olmamızı sağlayacak; hem de genel olarak çeviri etkinliğinin tarihsel gelişimini daha açık bir şekilde görmemize katkı sunacaktır. Bu çalışmanın amacı, yazınbilim alanında çeviride benimsenen, bugünün çeviribilim terimleriyle, kaynak ve erek odaklılık yaklaşımlarının izini sürmektir. Çalışmanın genel kapsamını yazınbilim alanında kaynak ve erek odaklılık kavramlarının art ve eş süremli olarak incelenmesi oluşturmaktadır. Söz konusu dönemlerin konuyla ilgili genel yaklaşımlarını daha iyi anlamak amacıyla, yalnızca yazar ve şair kimlikli çevirmenlerin ya da çeviri işiyle uğraşanların görüşlerine yer verilmemiş, söz konusu dönemleri çeviri yaklaşımlarıyla etkilemiş ve yönlendirmiş olan diğer düşünür ve öncülerin görüşlerinden de bahsedilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİ PROGRAMLARINDA SÖZ VARLIĞINI ZENGİNLEŞTİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42788</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42788</guid>
      <author>Aslı MADEN</author>
      <description>Araştırmada, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi programlarının söz varlığını zenginleştirme açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel yaklaşıma göre yürütülmüştür. Araştırmanın veri kaynağını, Türkiye Maarif Vakfı Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Programı ile Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Yabancı Diller Türkçe A1, A2, B1, B2 seviyesi programları oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler doküman incelemesi tekniğine göre toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik ve betimsel analiz teknikleri birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi programlarında söz varlığını zenginleştirmeye yönelik genel amaç ifadesi belirlendiği, öğrenme-öğretme sürecine yol gösterecek açıklamalar verildiği ve öğrenme alanlarına yönelik farklı sayıda kazanım hazırlandığı tespit edilmiştir. Ayrıca söz varlığına yönelik kazanım sayısı, öğrenme alanlarına ve yetenek düzeylerine göre kazanımların dağılımı açısından Maarif Vakfı programında daha ayrıntılı ve dengeli bir tablonun söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. MEB programlarında ise kazanım sayısı ve öğrenme alanları ile dil yetenek düzeylerine dağılımın sınırlı olduğu görülmüştür. Ayrıca farklı öğrenme alanları için hazırlanmış söz varlığına yönelik kazanımlar arasındaki devamlılık açısından da Maarif Vakfı programının daha üstün özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL TAKIMLARINDA YER ALAN SPORCU ÖĞRENCİLERLE YER ALMAYAN ÖĞRENCİLERİN SOSYAL SERMAYE DÜZEYLERİNİN BAZI DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37850</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37850</guid>
      <author>Ahmet Enes SAĞIN Mehmet GÜLLÜ</author>
      <description>Sosyal sermaye kişinin kendisi ve toplum için oldukça önemli bir değerdir. Bu değerin varlığı pozitif bir katkı sağlarken yokluğunda ise birçok olumsuz durumun oluşması muhtemeldir. Bu araştırmada lisanslı olarak okul takımında yer alan sporcu öğrencilerle yer almayan öğrencilerin sosyal sermaye düzeylerinin belirlenip demografik özellikleriyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bunun için Huang’ın (2008) geliştirmiş olduğu “İlköğretim Öğrencileri Sosyal Sermaye Ölçeğinin” Ardahan ve Ezici (2014) tarafından ilköğretim ikinci kademe öğrencileri için Türkçeye uyarlanan hali kullanılmıştır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep İli İslahiye İlçesinde ortaokulda okuyan 198 öğrenci oluşturmaktadır. Elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden betimsel istatistiklerin yanında, Bağımsız Örneklem T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin sosyal sermaye düzeyleri ile okul spor takımında olma değişkeni arasında ölçeğin tüm alt boyutlarında lisanslı spor yapan okul takımındaki öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Cinsiyet değişkeninde ölçeğin dört alt boyutunda da kadın öğrencilerin sosyal sermaye düzey ortalamaları erkeklerden yüksek çıksa da sadece “Öğretmenden Yardım İsteme” alt boyutunda kadınlar lehine anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Sınıf düzeyi değişkeninde ise genel olarak öğrenciler arasında fark çıkmazken, okul takımında yer alan sporcu öğrenciler arasında “arkadaşlardan yardım isteme” alt boyutunda 7. sınıflar lehine anlamlı bir fark çıkmıştır. Bu sonuçlara göre öğrencilerin eğitim-öğretim ortamında sosyal sermaye düzeylerini geliştirebilmeleri adına, sadece zorunlu olarak akademik kaygıyla bulundukları ortamların haricinde bir araya gelebilecekleri ve bir bütün olarak (bilişsel, duyuşsal ve psikomotor) gelişebilecekleri sportif ortamlar oluşturulması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AN INVESTIGATION OF EFFECT OF PROBLEM-SOLVING SKILL ON JOB SATISFACTION OF PROVINCIAL FOOTBALL REFEREES IN EASTERN ANATOLIAN REGION </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42814</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42814</guid>
      <author>Ecesu ÖZCANMustafa KIZILKOCA, Veysel ALBAYRAK</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, il futbol hakemlerinin problem çözme yeteneğinin, iş doyumuna olan etkisini inceleyen etkili, bölgesel düzeyde bir çalışma sunmak ve spor bilimleri literatürüne katkıda bulunmaktır. Toplanan veriler SPSS 25.0 paket programıyla analiz edilerek, Parametrik testlerin kullanıldığı veri setine frekans analizi, faktör analizi, t testi, ANOVA ve regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz bulgularında problem çözme becerisinin iş doyumunu negatif olarak etkilediği sonucuna ulaşılmış olup, diğer oluşturulan alt problemlere cevap olarak, göre ise 5-10 yıl arası meslek deneyimine sahip hakemlerin problem çözme becerisinin en yüksek seviyede olduğu ve kadınların erkeklere oranla problem çözme becerileri ve iş doyumu düzeyleri ortalama puanlarının daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak problem çözme becerisinin meslek yılına göre 1-5 yıl arası sürede yüksek çıkması ile ilgili olarak, yeni işe giren bireylerin rekabet unsuru ve ekonomik beklentilerden kaynaklı olarak idealist olduğu düşünülmektedir. Araştırmamızın problem cümlesini oluşturan, problem çözme becerisinin iş doyumuna negatif yönlü etki ettiği sonucu bizlere; demografik dağılımın yeni nesilde (22-29 yaş) çok olması, bu yeni jenerasyondan oluşan bireylerin iş disiplini, işe bakış tarzı, duygu durumu, ekonomik beklentileri ile güncel araştırmalara ihtiyaç olduğu ile ilgili özgün sonuçlar vermiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19’UN SPOR SEKTÖRÜNE ETKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43436</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43436</guid>
      <author>Hülya BİNGÖLŞükrü BİNGÖL, İsmail ÖNER</author>
      <description>Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan hayatın her alanını olduğu gibi spor dünyasını da olumsuz etkileyen yeni tip koronavirüs (Covıd-19) dünya genelinde spor organizasyonlarını durma noktasına getirmiştir. Bu düşüncelerden yola çıkarak çalışmamızda, Covıd-19 salgının spor endüstrisi, organizasyonları, kulüpleri, ekonomisi, sporcular ve futbol üzerindeki muhtemel etkilerinin tespit edilmesi ve incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, doküman analizi yöntemi ile incelenmiştir. Sonuç olarak; global düzeyde seyir gösteren Covıd-19 salgını, spor organizasyonlarının ve müsabakalarının iptal edilmeleri ya da ileri tarihlere ötelenmesi durumu spor paydaşları kapsamında negatif sosyal ve ekonomik etkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda spor organizasyonlarının ve kurumların iptal edilen ve ileri tarihlere ötelenen müsabakalar sebebiyle belirsiz düzeyde ekonomik bir maliyetle yüzleşeceği tahmin edilmektedir. Söz konusu problemin çözümü açısından spor paydaşlarının birlikte çalışması gerektiği ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INVESTIGATION OF THE LEADERSHIP LEVELS OF STUDENTS OF THE SPORT SCIENCE WHO DOING ACTIVE SPORTS AND NON ACTIVE SPORTS ACCORDING TO DIFFERENT VARIABLES:  THE CASE OF ISPARTA  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43153</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43153</guid>
      <author>Hasan ULUKAN</author>
      <description>Bu çalışmada Süleyman Demirel üniversitesinde aktif spor yapan ve aktif spor yapmayan spor bilimleri öğrencilerin liderlik yönelimlerinin farklı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri 12 Kasım-24 Aralık 2019 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmaya Isparta’da 73 kadın ve 104 erkek olmak üzere 177 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Bolman ve Deal (1990) tarafından geliştirilen, Dereli (2003) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Liderlik Yönelimleri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin normal dağılımı sebebiyle parametrik testler kullanılmıştır. Elde edilen veriler incelendiğinde ölçeğin dönüşümsel liderlik, karizmatik liderlik alt boyutları ile cinsiyete göre anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Spor yapma ve spor branşına göre dönüşümcü liderlik ve karizmatik liderlikte anlamlı bir fark olduğu gözlenmiştir. Ancak liderlik ölçeğinin alt boyutları ile ikamet edilen yer ve yaş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı gözlenmiştir. Ancak köylerde yaşayanların liderlik düzeyinin şehirde yaşayanlardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Üniversitede spor yapan öğrencilerin orta düzeyin üstünde liderlik eğilimleri gösterdikleri ve kabul edilen bir düzeyde oldukları sonucuna varılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN REKREATİF ETKİNLİKLERE KATILIMLARININ ÖNÜNDEKİ ENGELLERİN BELİRLENMESİ (FIRAT ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41727</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41727</guid>
      <author>Esra BAYRAK AYAŞ</author>
      <description>İnsanlığın yaratılışıyla birlikte çalışma kavramı hayatın devamı için zorunlu bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanın ömründeki bir "günlük" süreç incelendiğinde sürecin bir kısmı çalışma, yeme içme, uyku gibi fizyolojik ihtiyaçların karşılanması, bir kısmı da artık zaman anlamındaki boş zamandan oluşmaktadır. İnsanlar boş zamanlarını yenilenme ve tazelenme amacıyla rekreatif etkinliklere katılarak değerlendirebilmektedirler. İlgili literatür incelendiğinde, rekreatif etkinliklere katılımlarda bazı engellerin olduğu göze çarpmaktadır. Bu nedenden dolayı Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin boş zamanlarında rekreatif etkinliklere katılımın önündeki engelleri belirlemek; bu engellerin bazı bağımsız değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmaya toplam 180 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ile Gürbüz ve vd. (2010) yılında geliştirdiği Boş Zaman Engelleri Ölçeği kullanılmıştır.  Verilerinin değerlendirilmesinde spss paket programı kullanılmış anlamlılık düzeyi p&lt;0,05 kabul edilmiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde; katılımcıların, rekreasyonel etkinliklere katılımlarında engel oluşturan unsurlar arasında tesis faktörünü ve onunla beraber bireysel psikoloji faktörlerinin takip ettiği tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında, öğrencilerin boş zamanlarını daha aktif, etkin ve çok çeşitli aktivitelerle değerlendirebilmeleri için sunulan olanaklar yeniden değerlendirilmelidir. İş veya ders yoğunluğundan dolayı boş zaman aktivitelerine katılamayan gençlere kısa tatillerinde veya iş dışı zamanlarında özel bir mekân ve özel bir zaman ayırmayı gerektirmeyen aktiviteler önerilebilmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLİĞİ FORMASYON ÖĞRENCİLERİNİN SOSYAL ZEKÂ BECERİLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40548</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40548</guid>
      <author>Osman DALAMANErdil DURUKAN</author>
      <description>Çalışmada Beden Eğitimi Öğretmenliği alanında pedagojik formasyon eğitimi almakta olan öğrencilerin sosyal zeka becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu,) ile Silvera, Martinussen ve Dahl (2001) tarafından geliştirilen, Doğan ve Çetin (2009) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Tromso sosyal zeka ölçeği kullanılmıştır. Sosyal beceri alt boyutu ve toplam ölçek puanı normal dağılım göstermediği için non-parametrik testlere tabi tutulmuştur. Sosyal zekâ ölçeğinin sosyal bilgi süreci ve sosyal farkındalık alt boyutları normal dağılım gösterdiği için parametrik testlere tabi tutulmuştur. Yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi p&lt;0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda erkek katılımcıların kadınlara göre daha yüksek sosyal bilgi süreci, sosyal beceri ve sosyal zekâ düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği alanında pedagojik formasyon eğitimi almakta olan öğrencilerin sosyal zekâ alt boyutlarından sosyal bilgi süreci ve sosyal beceri düzeylerinin orta seviyenin altında olduğu, sosyal farkındalık düzeylerinin orta seviyede olduğu, toplam sosyal zekâ düzeylerinin de orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Bunun için Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği adaylarının, girişimci birey olmalarını sağlayacak aktivitelere aktif katılımlarının arttırılması sağlanmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRSEL SANATLAR UYGULAMALARI İLE ÖZEL EĞİTİM KAPSAMINDA YER ALAN ORTOPEDİK ENGELLİ BİREYLERİN EĞİTSEL GELİŞİMLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42765</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42765</guid>
      <author>Fahrettin GEÇEN Ali TOMAK</author>
      <description>Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin gelişimi, engelliklerinin giderilmesi yâda rehabilite edilmesi, sosyal yaşama dâhil edilmeleri gibi durumlar için önemlidir. Araştırma konusu Hatay ili merkez ilçede bulunan ve özel eğitim alanında yer alan ortopedik engellileri kapsamaktadır. MEB’e bağlı özel eğitim merkezlerinde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 12-16 yaş aralığı arasında yer alan tanılama istatistiğine göre bu engeller arasında; bedensel yetersizliğe sahip olan öğrencilerle birlikte bir kurumda 8 diğer kurumda da 8 hafta olmak üzere 16 hafta çalışılmıştır. Bu süre içinde çeşitli görsel sanatlar uygulamaları yaptırılmış ve kavramsal algı düzeyini ölçen sorular sorulmuştur. Bedensel yetersizliği sahip olan ayrı iki gruptan oluşan 10 öğrenci ile kontrol grupsuz zayıf deneysel desen modeli kapsamında çalışılmıştır. Sonuç olarak; Görsel sanatlar uygulamalarının özel eğitime gereksinim duyan öğrencilerin el-göz koordinasyonu ve el-kas gelişiminin sağlanmasında, sosyalleşme ve iletişim becerisinin gelişiminde, yaratıcılık yönünün gelişiminde, estetik algının oluşmasında, çeşitli toplumsal değer ve kuralların tanınmasında ve kavramsal algının gelişmesinde yarar sağladığı ön görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜZEL SANATLAR LİSELERİNDEKİ MÜZİK EĞİTİMİNİN ÖĞRENCİLERİN MÜZİK BEĞENİSİNE ETKİSİ: KAYSERİ GÜZEL SANATLAR LİSESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37413</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37413</guid>
      <author>Özlem Doğan</author>
      <description>Araştırmada Kayseri Güzel Sanatlar Lisesi 11 ve 12 müzik sınıfı öğrencilerinin müzik eğitimlerinin müzik beğenilerine etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Öğrencilerin Güzel Sanatlar Lisesinde aldıkları eğitim ile müzik beğenilerinin ne ölçüde etkilendiğinin gözlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada konunun kuramsal temellerinin oluşturulması aşamasında literatür taraması yapılmıştır. Kayseri Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü 11 ve 12. sınıf öğrencilerine Haziran ayında anket uygulanmıştır. Söz konusu anket kişisel bilgiler ve anket soruları olmak üzere iki bölümden oluşturulmuştur. Kişisel bilgilere yönelik 3, müzik beğenilerine yönelik 12, toplam 15 anket sorusu bulunmaktadır. 11 ve 12 müzik sınıfının tamamı araştırmaya katılmıştır. 11 müzik sınıfından 22 öğrenci,12 müzik sınıfından 18 öğrenci toplam 40 öğrenci çalışmada yer almıştır. Öğretim programları incelenerek müzik türleri hakkında yeterli bilgiye sahip olacakları düşünüldüğü için 11 ve 12. sınıf öğrencileri örneklem grubu olarak seçilmiştir. Anket verileri SPSS programından yararlanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada Kayseri Güzel Sanatlar Lisesindeki müzik eğitiminin 11 ve 12.sınıf müzik bölümü öğrencilerinin müzik beğenilerini tamamen etkilediği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ GERÇEKLER IŞIĞINDA PAZARLAMANIN HOLİSTİK DÖNÜŞÜMÜ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43490</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43490</guid>
      <author>Arif YILDIZ</author>
      <description>Teknolojinin geliştiği, küreselleşmenin yayıldığı ve işletmelerin sosyal sorumluluklarının arttığı günümüz dünyasında, müşteri istek, ihtiyaç ve beklentilerinde de büyük değişmeler yaşanmaktadır. Yeni müşterilerin tatmin edilebilmesi ve beklentileri doğrultusunda değerler sunulabilmesi için işletmelerin de bir takım yeni yeteneklere sahip olması gerekmektedir. Bu çalışmada, etkin pazarlama stratejileri ve programlarının oluşturulmasında büyük öneme sahip olan holistik pazarlama konusu ayrıntılı olarak incelenmiştir. Holistik pazarlama anlayışı; ilişki pazarlaması, bütünleşik pazarlama, içsel ve pazarlama ve perfromans pazarlamasını kapsayan bütünsel bir pazarlama anlayışıdır. “Pazarlama, sadece pazarlamacılara bırakılacak kadar önemsiz değildir” sözü kapsamında pazarlama faaliyetleri ile bir bütün olarak işletmenin tüm bölümleri ve çalışanlarının ilgilenmesi gerekmektedir. İşletmenin beklenen amaçlara ulaşması, birbirleriyle uyumlu bir şekilde hareket eden farklı departmanların özverili çabaları ve her bir çalışanın işletmeyi benimsemesi sayesinde mümkün olabilecektir. Bu kapsamda öncelikle mevcut literatür ve yazın taraması doğrultusunda holistik pazarlama ile ilgili gerekli bilgiler elde edilmiş ve sentezlenmiştir.  Sonrasında ise yeni gerçekler ışığında pazarlama yöneticilerinin izlemesi gereken adımlara dair açıklamalarda bulunulmuştur. Özellikle ulusal anlamdaki literatürde, holistik pazarlama ile ilgili akademik çalışmalar yok denecek kadar azdır. Bu nedenle bu çalışma; pazarlamacılar, akademisyenler, yöneticiler ve ilgili diğer kişiler için bir kaynak niteliği taşıyabilecektir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLET ETKİSİ İLE SERMAYE BİRİKİMİ VE TÜRKİYE ÜZERİNE SWOT ANALİZİ (2011-2018)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43536</guid>
      <author>Şahin ÇETİNKAYA</author>
      <description>Sermaye oluşumu ekonomilerin büyüme göstergesidir. Ülkeler özel sermayenin büyüklüğüne göre gelişim düzeyini ortaya koyar. Bir ülkedeki GSYİH tutarı oradaki sermaye hareketliliğinin sonucudur. Gelişmiş ekonomilere bakıldığında uluslararası şirketlerin ağırlığı görülecektir. Örneğin her yıl açıklanan dünya çapındaki 500 şirket sıralamasında yer alan şirketlerin çoğunluğu gelişmiş ülkelere ait şirketlerdir. Bu şirketlerin birçok ülkeden fazla cirosu olduğu görülmektedir. Her ülke özel şirketlerin büyümesi için politika geliştirmek zorundadır. Gelişmiş ülkelerde, sermaye birikiminin kaynağı uluslararası ticarettir. Çünkü şirketler sadece kendi ülkelerine değil dünya ya satmak üzere üretim hedeflerler. Üretim artışı ile beraber istihdam da artış yaşanır, dış ticarette ihracat lehine artış yaşanır ve birçok makroekonomik göstergede büyümeler görülür. Sermaye birikimdeki bir başka yol ise ürettiklerini en büyük alıcı olan devlete satmak yoludur. Bu yolla ülke içinde büyüme gerçekleşebilir, sermaye birikimi olumlu etkilenebilir. Bu yöntem tüm ülkeler için geçerli bir sermaye birikim yoludur. Türk iktisat tarihine bakıldığında, cumhuriyet döneminden günümüze sermaye birikiminde devletin etkisinin olduğu görülecektir. Yani günümüzdeki birçok köklü şirketin büyümesinde kamu desteği olduğu söylenebilir. Kamu kuruluşu olanlar dışında devletten beslenerek kökleşen şirketler ülke ekonomisinde önemli misyonlarda üstlenmişlerdir. Kendi kuruluş dönemlerinde yabancı kaynaklı birçok ürüne alternatif yerli üretim gerçekleştirmiş, ithalatı azaltıcı ihracatı artırıcı etkiler ortaya koymuşlardır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MERZİFON KENTSEL SİT ALANININ ANALİZİ VE TAŞHAN’IN YENİ İŞLEVİNİN YAPIYA VE ÇEVRESİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43228</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43228</guid>
      <author>Büşra SAATCi iZCiHicran Hanım HALAÇ</author>
      <description>Merzifon, Samsun’u İç Anadolu’ya ve batıya bağlayan önemli bir aks üzerinde yer aldığından her dönem rağbet görmüş ve bölgede yerleşimle beraber ticaret gelişmiştir. Osmanlı dönemi içinde önemli bir kişilik olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yaptırdığı Paşa Cami, Tuzpazarı Hamamı, Bedesten ve Taşhan yapı öğeleriyle Kara Mustafa Paşa Külliyesi Merzifon merkezini canlandırmış ve bu yapı öğelerinde ve etrafında ticaret daha da gelişmiştir. &#13;
Kentsel sit alanı içindeki geleneksel ticaret dokusunun önemli öğelerinden Taşhan, özgün işlevinin günümüz uyarlaması olan otel işlevi ile yeniden işlevlendirilmiştir. Makalede amaç Taşhan’ın yeni işlevinin yapıdaki ve çevresindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda ilk olarak Taşhan’ın içinde yer aldığı kentsel sit alanındaki tescilli anıtsal yapılar, konut ve nitelikli dükkanlar tespit edilmiş konumları, dönemleri ve fotoğrafları işlevlerine göre kategorize edilerek alana bütünsel bir bakış sağlanmıştır. Sonrasında Taşhan’ın yeniden işlevlendirilmesi, restorasyon planı ve uygulama öncesi ve sonrası yapı fotoğrafları üzerinden değerlendirilmiştir. Bunların sonucunda da Taşhan’ın yeni işlevinin çevresel etkileri ortaya konulmuştur.&#13;
</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


