






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2020 Sayı XLIX</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1312</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>THE ROOTS OF HISTORY CONSCIOUSNESS IN TURKEY IN THE FRAME OF ‘HISTORIC’ AND ‘HISTORICAL’ CONCEPTS </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44319</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44319</guid>
      <author>Sedat KANAT</author>
      <description>The aim of this paper is to demonstrate the relations between History and daily life. These relations are extremely valuable in the hand of a country which has a quite rich past like us. The precondition of this valuable area’s benefit is that it is to carry from historical position to historic position, that is, from meaning that experienced and finished to in ‘still’ connection with nowadays. In this study it has been tried to explain the genetic aspect of the History, by putting forward the elucidate to ‘now’ with ‘past’. The result of this approach is to be revealed in the cultural context the roots of our history consciousness which we are not being aware of or even if we are aware, but we do not think enough about it. We concentrate only, for example, on the music track’s tone, rhythm, words etc. while listening to it at that moment. We do not think of the peregrination of music in our culture. This travel is, actually, its most curious aspect. The exactly this point of wonder is a place that will move in History Consciousness that will be activated at our every moment and will be continued to be developed. This point of wonder can look at History with a wide vision and rescue from cliches and prejudices that come to our mind when we say History.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YASSIADA DURUŞMALARINDA AĞRI MİLLETVEKİLİ HÜSEYİN CELAL YARDIMCI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45867</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45867</guid>
      <author>Esma TORUN ÇELİK</author>
      <description>Hüseyin Celal Yardımcı, çok partili hayatın ilk yıllarında siyasi davaların gözü pek avukatı olarak yeni kurulan Demokrat Parti’ye gönül vermiştir. 1950-1960 yılları arasında TBMM’de görev yapmıştır. Bu dönemde TBMM Başkanvekilliği, Devlet Vekilliği, Maarif Vekilliği ve Adliye Vekilliği görevlerinde bulunmuştur. 27 Mayıs 1960 darbesi sırasında tutuklanmış ve Yassıada’da yargılanmıştır. 14 Ekim 1960’da başlayan yargılama sırasında İstanbul ve Ankara Olayları, Radyo Davası, Kırşehir’in İlçe Yapılması, CHP Mallarına El Konulması, Hakim Teminatı ve Mahkeme Bağımsızlığının Kaldırılması, Tahkikat Komisyonu’nun Kurulması gibi davaları içeren Anayasayı İhlal suçuyla yargılanmıştır. Avukatlarının yanı sıra iyi bir hukukçu olarak mahkemede kendini başarıyla savunmuş ve partisinin icraatlarının arkasında durmuştur. Savcının ve mahkeme başkanının duruşmalar sırasında zaman zaman aşağılayıcı tutumları karşısında, yapılan hukuksuzlukları söylemekten çekinmemiştir. 203 gün süren yargılama sonucunda hakkında müebbet hapis cezası verilmiş ve Kayseri Cezaevine yollanmıştır. Yardımcı, 1965 yılında sağlık sorunları nedeniyle affedilerek özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu çalışmada arşivden alınan belgelerin yanı sıra Yassıada Mahkemelerinin tutanakları, TBMM tutanakları, süreli yayınlar, araştırma eserleri ve anılar kullanılmıştır. Ağrı Mebusu Celal Yardımcı’nın Yassıada Mahkemelerindeki yargılanma sürecini incelemeye çalıştığımız bu çalışma nitel bir çalışmadır. Çalışmamızda yöntem olarak analiz ve karşılaştırma metodları benimsenmiştir. Giriş kısmında cumhuriyetin ilanından 1960 askeri darbesine kadar olan siyasal gelişmeler, çok partili hayata geçiş denemeleri, II. Dünya Savaşı sonrası demokrasi çabaları ve Demokrat Parti’nin iktidar yılları kısaca değerlendirilmiştir. Yardımcı’nın askeri darbeye kadar olan yaşam öyküsü inceleme konusu edildikten sonra Yassıada duruşmalarının tutanakları üzerinden yargılanma süreci ele alınmıştır. Bu çalışmada Yardımcı üzerinden askeri darbe sonrası Yassıada’da yapılan yargılamaların siyasal ve hukuksal boyutu da irdelenmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERİN SOSYAL BİLGİLER İLE GÜNLÜK YAŞAMLARI ARASINDA KURDUKLARI İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46961</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46961</guid>
      <author>Fatma TORUN</author>
      <description>2017’de güncellenmiş olan sosyal bilgiler öğretim programında 7 öğrenme alanı, 27 beceri, 18 değer ve 4-7 sınıf arasında toplam 131 kazanım bulunmaktadır (MEB, 2018). Sosyal bilgilerin amacına ulaşması için öğrencilerin yedinci sınıf sonunda sosyal bilgiler öğretim programında yer alan bu öğrenme alanlarına ilişkin içerik, beceri, değer ve kazanımları edinmiş olmaları beklenmektedir. Bu kapsamda öğrencilerin sosyal bilgiler dersinde edindikleri bu öğrenmeleri günlük yaşamları ile ilişkilendirmeleri gerekmektedir.&amp;nbsp; Bu çalışmanın amacı öğrencilerin günlük yaşamları ile sosyal bilgiler arasında kurdukları ilişkiyi incelemektir. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımlarından doküman inceleme kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 öğretim yılında Adıyaman ili merkez ilçede bulunan bir devlet okuluna devam eden 12 gönüllü yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma verileri öğrenci günlükleri kullanılarak toplanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan günlüklerin çözümlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi birlikte kullanılmıştır. Çalışmada sosyal bilgiler öğretim programında yer alan öğrenme alanları, değerler ve beceriler tema olarak belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin sosyal bilgiler öğretim programında yer alan öğrenme alanlarından en fazla İnsanlar, Yerler ve Çevreler öğrenme alanının içeriği ile günlük yaşamları arasında ilişki kurdukları belirlenmiştir. Ayrıca öğrenci günlükleri incelendiğinde öğrencilerin programda yer alan değerlerden sorumluluk, becerilerden ise dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığı ile günlük yaşamları arasında daha fazla ilişki kurdukları ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>UNDERSTANDING CENTRAL ASIA: NATIONAL POLITICS AND CONTESTED TRANSFORMATIONS FROM HISTORICAL PERSPECTIVE</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44561</guid>
      <author>Kaan DİYARBAKIRLIOĞLU</author>
      <description>After the dissolution of the Union of Soviet Socialist Republics, the discourse of “how they have gained their independence” in the literature about the Central Asian Republics, which is called “backyard” even today, continues to be effective. Based on the discourse in question, the disintegration process of the Soviet Union was mentioned in the framework of the uprisings that took place in the territory of the three republics as of the end of the 1980s. Afterward, the policies implemented by the republics that wanted to integrate into the new system were tried to be analyzed in a holistic way. In addition, although the politics pursued by the 3 Turkic Republics in order to get rid of the Soviet and Russian influence, the new nation-building process was examined, and after the independence, a blessing was attributed to the independence by the mentioned republics, and when all these processes are examined, the experiences related to the post-independence process will be strengthened. The analysis made in the study plans to make this wave of independence more meaningful. It aims to develop a comparative perspective on cultural policies applied in the nation-building process, especially language policies. In addition to this, the study has a unique quality as it brings together the scattered issues in the literature about the independence of the Turkic Republics. It also aims to add a new perspective to the reader in this regard.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GALATA’DA MÜSLÜMAN OSMANLI TÜCCARI VE İÇ TİCARET  (1600-1650)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42790</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42790</guid>
      <author>Metin Ziya KÖSE</author>
      <description>Bu çalışmada 1600-1650 yılları arasında Galata’daki Müslüman tüccarların yeri ve önemi tartışılacaktır. Galata mahkemesi defterlerinde bulunan kayıtlardan hareketle Müslüman tüccarların girişimlerine, nasıl organize olduklarına, hangi alanlarda uzmanlaştıklarına, kimlerle ve nerelerle irtibat halinde olduklarına odaklanılacaktır.&amp;nbsp; Ana amaç, Osmanlı iç ticaretinin önemini ortaya koymak ve bu ticarette rol almış olan Müslüman tüccarların faaliyetlerine farklı açılardan yaklaşmaktır.&amp;nbsp; Bir diğer gaye ise iç ticaret ve Müslüman tüccarların (gayrimüslim ve Avrupalı tüccarlar gibi) Osmanlı iktisat tarihi çalışmaları içerisinde daha fazla yer bulmasının sağlanmasına yardımcı olmak, böylece Osmanlı’da iç ticaretle ilgili çalışmalara küçük bir katkı sağlamaktır. Son olarak mahkeme kayıtları sayısal ve karşılaştırmalı analiz yapılacak verileri bünyesinde barındırdığından bu niyetle yapılacak olan çalışmalara yol gösterici olma hedefi de bulunmaktadır. Eldeki mevcut verilerin makale konusu açısından yüksek elverişliliğini görünür kılmak niyeti bulunduğundan çalışmanın yöntemi olarak, birinci el kaynakların içeriklerinin daha çok anlatımı yolu benimsenmiştir. Bu makale, “Osmanlı Müslüman tüccarlarının Galata’da iç ticaretteki yeri ne idi?” ana problem sorusunun cevabını bulmaya çalışırken, yukarıda bahsedilen niyete uygun olarak aşağıdaki sorulara da yanıt verecektir: Uluslararası ticaretin ana merkezlerinden biri olan Galata, iç ticaret açısından da belirgin bir niteliğe sahip midir? Müslüman tüccarların, Galata’daki ticarî işlemlerinin mahiyeti nedir? Tüccarlar, dönemin şartlarına uygun olarak hangi ticarî unsurlardan istifade etmişlerdir? Tüccarların belirli bir organizasyon döngüsü bulunmakta mıdır? İstanbul’a iaşe tedariki haricinde bu tüccarların emtia mübadelesinde etkisi ve katkısı ne olmuştur? Son olarak, iç ticaretin Galata özelindeki yansımaları neler olmuştur?</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİNDE (1927-2019) AĞRI İLİNDE YAŞANAN İÇ GÖÇLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47589</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47589</guid>
      <author>Sevda BAYRAM</author>
      <description>Göç hareketi karşılanamayan ya da karşılanmadığı düşünülen bir ihtiyaca hedef mekânda ulaşılacağı inancıyla gerçekleşmektedir. Türkiye’de Cumhuriyet Dönemi boyunca farklı bir ihtiyaca da dayansa değişik hızlarda da olsa göç hareketi güncelliğini daima korumuştur. Bu çalışmada en fazla göç veren bölgelerden biri olan Doğu Anadolu’nun en fazla göç veren illerinden biri olan Ağrı’da Cumhuriyet Döneminde yaşanan nüfus hareketleri irdelenmiştir. Çalışmanın amacı hem Ağrı ilinin ilçeleri ve köyleri arasında gerçekleşen göçün hem de Ağrı ili ile Türkiye’nin diğer illeri arasında gerçekleşen göçlerin sebeplerini ortaya çıkarmak, en yoğun göç istikametlerini belirlemek ve göçün sonuçlarına ulaşmaktır. Çalışma hazırlanırken DİE’nin 1927’den itibaren hazırladığı sayım sonuçları dokümanları ve göçü esas alan yayınları, TÜİK’in nüfus ve göç verileri, Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi verileri, göç olgusu üzerine yazılmış yerli ve yabancı yayınlar incelenerek analiz edilmiş, önemli verilere ulaşılmıştır. Verilerden uygun olanlar tablo, grafik ve harita haline getirilmiştir. Elde edilen tüm bilgi, belge ve dokümanların ışığında analizler yapılarak sonuca ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AĞRI VİLÂYETİ’NDE 1954 GENEL SEÇİMLERİNİN YEREL BASINA YANSIMALARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47425</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47425</guid>
      <author>Sinan DEMİRAĞ</author>
      <description>14 Mayıs 1950 Milletvekili Genel Seçimlerinde Demokrat Parti’nin (DP) iktidar olması, Türkiye Siyasi Tarihi’nin önemli bir noktasını teşkil etmektedir. Genel olarak bu dönemi ilgilendiren araştırmalar üst politik çerçevede ele alınırken, son yıllarda siyasi ilişkiler yerel unsurlar anlamında da incelenmeye başlanmıştır. Bu tür araştırmalar yerel kamuoyunun üst politik çerçeveye olan etkilerinin değerlendirilebilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu dönem için tek dereceli seçim sistemine göre siyasi partilerin iktidarı kazanma stratejilerinde yerel kamuoyuna ulaşma gerekliliği daha da artmıştır. Bölgesel etkinlik için temel araç olarak ise yerel medyanın yoğun şekilde kullanılma çabası dönemin basın hareketliliklerinde sıkça görülmektedir. Bu çalışmada ki amaç: Ağrı’da yayınlanan “Karaköse” ve “Yayla” gazetelerine göre; 1954 Milletvekili Genel Seçimleri’nin öncesi, propaganda dönemleri ve seçim sonuçları bağlamında meydana gelen gelişmelerin etraflıca incelenmesi hedeflenmiştir. Böylelikle 1954 Milletvekili Genel Seçimleri’nin Ağrı’da hangi ortamda cereyan ettiği ve bunun demokrasi tarihi açısından yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yerel basından elde edilen veriler dışında araştırma ve inceleme eserlerinden de istifade edilerek hazırlanan bu makale, nitel bir çalışmanın ürünü olarak doküman analizi tekniği ile hazırlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CEBEL-İ BEREKET TÜRK OCAĞI VE BİNASI (1925-1941)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47551</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47551</guid>
      <author>Mikail KOLUTEK</author>
      <description>&lt;ol&gt;&#13;
&lt;li&gt;Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle doğan özgürlük ortamında Türkçülük fikri etrafında toplananlar 1912’de Türk Ocakları’nı kurmuştur. Anadolu’nun birçok yerinde hızla teşkilatlanan Türk Ocakları, 1925’de Cebel-i Bereket Vilayetinde de bir şubeye sahip olmuştur. Cebel-i Bereket Türk Ocağı’nın kullandığı bina 1925 yılında inşa edilmiş, 1931 yılına kadar da bu kuruluşa hizmet vermiştir. 1931’de Türk Ocaklarının kapatılmasıyla Cebel-i Bereket Türk Ocağının faaliyetleri de sona ermiştir. Mülkiyeti CHF’ye geçen bina 1931’den sonra parti tarafından kullanılmıştır. Cebel-i Bereket Türk Ocağı binasının 1925-1941 yılları arasında nasıl kullanıldığı ve yaşanan değişiklikler çalışmanın amacı olmuştur. Arşiv vesikaları, Türk Ocakları ile ilgili kaleme alınan telif ve tetkik eserler çalışmanın kaynaklarını teşkil etmiştir.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INVESTIGATING THE VIEWS OF PRIMARY SCHOOL TEACHERS’ ON STEM EDUCATION </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47645</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47645</guid>
      <author>Muhammed ZİNCİRLİMustafa UĞRAŞ  </author>
      <description>The aim of the present study was to determine the views of primary teachers on STEM education. The study group included 20 primary school teachers (13 female, 7 male) who were employed in Elazig. The study was conducted with the Phenomenological method, which is within the scope of qualitative research methods. A semi-structured interview form was used as data collection instruments in the study. All teachers proposed that STEM education should be initiated during the pre-school education. They stated that STEM education would lead to several benefits that would improve the creativity, 21st century skills, motivation of the students and develop positive attitudes towards science and provide meaningful learning. However, it was determined that most teachers had the opinion that they could not implement STEM education. Primary teachers expressed views that they would experience problems in the implementation of STEM education due to lack of interdisciplinary knowledge, lack of in-service training, disciplinary problems during the education process, lack of time, inability to collaborate with the branch teachers and the lack of material. As a result of the education program implemented with to the participating teachers, it was determined that there was a change in their opinions towards science and better understanding engineering and the importance of interdisciplinary education.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİSTİK DEĞERLERİN ÖĞRETİMİNDE MATERYAL KULLANIMININ AKADEMİK BAŞARIYA ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47592</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47592</guid>
      <author>Abdullah GÖKDEMİRNusret KOCA ,İlhan KULACA </author>
      <description>Araştırmanın amacı, turistik değerlerin öğretiminde sınıf içinde materyal kullanımının öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini belirlemektir. Araştırmada bağımsız değişken olan materyal destekli öğretimin bağımlı değişken olan öğrenci başarısı üzerindeki etkisini belirlemek amaçlandığından nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel model kullanılmıştır. 2018-2019 eğitim öğretim yılında Aydın ili Köşk ilçesinde bulunan bir devlet ortaokuluna devam eden 52 beşinci sınıf öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, 2004-2018 yılları arasında beşinci sınıflar için gerçekleştirilen Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavından konuya ilişkin sorular dikkate alınarak hazırlanan başarı testi ile toplanmıştır. Uygulama sürecine başlamadan önce ve süreç sonunda başarı testi ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Uygulama sürecinde deney grubunda yer alan öğrencilere belirlenen kazanımlar doğrultusunda materyal destekli öğretim, kontrol grubunda yer alan öğrencilere ise düz anlatım yöntemi kullanılarak öğretim yapılmıştır. Verilerin analizinde non-parametrik analizlerden Mann- Whitney U testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda turizm değerlerinin öğretiminde materyal destekli öğretimin uygulandığı deney grubu ile düz anlatım yönteminin uygulandığı kontrol grubu son test başarı puanlarının ortalaması arasında anlamlı düzeyde bir farklılığın olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERSİNDE BİRLEŞTİRİLMİŞ İŞBİRLİKLİ OKUMA VE KOMPOZİSYON TEKNİĞİYLE KULLANILAN HİKÂYE HARİTASI YÖNTEMİNİN ÖĞRENCİLERDE OKUDUĞUNU ANLAMA BECERİSİ VE TUTUMA ETKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44407</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44407</guid>
      <author>Mehmet Nuri GÖMLEKSİZEbru BOZPOLAT</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 5. sınıf Türkçe dersinde birleştirilmiş işbirlikli okuma ve kompozisyon tekniği (BİOK) ile kullanılan hikâye haritası yönteminin öğrencilerin okuduğunu anlama becerisini geliştirmedeki ve Türkçe dersine yönelik tutumları üzerindeki etkilerini belirlemektir. Nicel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada, öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen tercih edilmiştir. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Sivas il merkezindeki Behrampaşa İlköğretim Okulu’nda eğitim görmekte olan 5. sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada, bir deney bir de kontrol grubu bulunmaktadır. Deney grubunda 36, kontrol grubundan ise 30 öğrenci yer almıştır. Deney grubunda birleştirilmiş işbirlikli okuma ve kompozisyon tekniği ile kullanılan hikâye haritası yöntemi, kontrol grubunda ise geleneksel yöntem kullanılmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen başarı testi ve Acat (2000) tarafından geliştirilen ‘Türkçe Dersine İlişkin Tutum Ölçeği (TDTÖ)’ ile toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde bağımlı gruplar t testi, bağımsız gruplar t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, BİOK tekniğiyle kullanılan hikâye haritası yönteminin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubundaki öğrencilere göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Kontrol grubundaki öğrencilerin Türkçe dersine ilişkin tutumlarında bir farklılık belirlenmezken, BİOK tekniğiyle kullanılan hikâye haritası yönteminin öğrencilerin Türkçe dersine ilişkin tutumları üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YETİŞKİN EĞİTİMİ KAPSAMINDA İLKOKULLARDA AÇILAN OKUMA-YAZMA KURSLARINA YÖNELİK ÖĞRETMENLERİN ALGI VE ROLLERİNİN BELİRLENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46848</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46848</guid>
      <author>Fatih Mutlu ÖZBİLENSalih Zeki GENÇ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, yetişkin eğitimi kapsamında ilkokullarda açılan okuma-yazma kurslarına yönelik öğretmenlerin algı ve rollerini belirlemektir. Nitel özellikte olan ve fenomenolojik desene göre yürütülmüş araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde İstanbul ili, Esenyurt ilçesindeki 5 ilkokulda yaygın eğitim kapsamında yetişkinlere yönelik açılan okuma-yazma kurslarında eğitmen olarak görev almış 10 öğretmen oluşturmuştur. Esenyurt ilçesinin kenar mahallelerinde bulunan okullar, amaçlı örnekleme türlerinden benzeşik örnekleme ve bu okullarda açılmış olan yetişkin eğitimi okuma-yazma kurslarında görev almış öğretmenlerden gönüllü bir şekilde araştırmaya katılanlar ise ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Veriler 2019 yılının Aralık ayında ilk araştırmacı tarafından öğretmenlerle yüzyüze görüşmeler yapılarak toplanmış ve görüşmeler, telefonun ses kaydedici programı ile kaydedilmiştir. Sonrasında kaydedilen veriler Microsoft Word programı aracılığıyla yazıya dökülmüş ve içerik analizi tekniği kullanılarak araştırmacılar tarafından analiz edilmiştir. Bu süreçte her soru birbirinden bağımsız bir şekilde değerlendirilerek araştırma bulguları, öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda ortak tema, kategori ve kodlar oluşturularak verilmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin çoğu yetişkin eğitimini, normal eğitim-öğretim yaşı içerisinde herhangi bir örgün eğitim kurumundan yararlanamayan kişilerin aldığı eğitim olarak tanımlamıştır. Ayrıca öğretmenlere göre kursiyerler, çoğunlukla günlük yaşamlarını kolaylaştırmak, işyeri beklentilerini karşılamak ve farkındalık sahibi olabilmek amacıyla kurslara katılmaktadırlar. Ek olarak öğretmenler genel olarak kurslarda kullanılan öğretim kaynaklarını ve ölçme değerlendirme sürecini yetersiz ancak bu kurs sürecinde kendilerini yeterli bulduklarını belirtmişlerdir. Diğer sonuçlar da öğretmenlerin genellikle kurslarda eğitici/öğretici rolüne sahip olduğu, kursların yaygınlaştırılması gerektiği, kurslarda çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı ve bazı önemli motivasyon uygulamaları gerçekleştirildiği şeklindedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAVRAM YANILGILARININ GİDERİLMESİNDE SÜREÇ ODAKLI REHBERLİ SORGULAYICI ÖĞRENME ORTAMININ ETKİSİ: KUVVET VE ENERJİ ÜNİTESİ ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45680</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45680</guid>
      <author>Hatice GÜLMEZ GÜNGÖRMEZAbuzer AKGÜN</author>
      <description>Bu çalışmada süreç odaklı rehberli sorgulayıcı öğrenme ortamına dâhiledilen bilimin doğası etkinliklerinin ortaokul 7. Sınıf öğrencilerinin “Kuvvet ve Enerji” ünitesinde yer alan 2 alt konuya ilişkin sahip oldukları kavram yanılgılarının giderilmesine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada deneysel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adıyaman ilinin bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 30’u deney, 30’u kontrol grubu olmak üzere 60 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kuvvet ve Enerji Ünitesi’nde yer alan “Kütle ve Ağırlık İlişkisi” ve “Kuvvet-Katı Basıncı ilişkisi” alt konuları için hazırlanan çalışma kâğıtlarındanyararlanılmıştır. Veriler betimsel istatistiksel yöntemle analiz edilmiştir. Çalışma kâğıtlarınınanalizi tamamlandıktan sonra öğrencilerin verdikleri cevapların daha ayrıntılı incelenmesi amacıyla rasgele seçilen deney grubunda yer alan 2 öğrenciyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre hem deney hem de kontrol grubunda yer alan öğrencilerin “Kuvvet ve Enerji” ünitesinde ortak bazı kavram yanılgılarına sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre deney grubunda derslerin yürütülmesinde kullanılan süreç odaklı rehberli sorgulayıcı öğrenme ortamına dâhiledilen bilim doğası etkinliklerinin öğrencilerin kavram yanılgılarının giderilmesinde daha etkili olduğu görülmüştür. Elde edilen bu sonuca göre SORSÖ yönteminin Fen Bilimleri dersinde Kuvvet ve Enerji ünitesinde kavram yanılgılarını gidermede bir “yöntem” olarak kullanılmasının yararlı olabileceği önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN BİLGİSAYAR OYUN BAĞIMLILIK DÜZEYLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45501</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45501</guid>
      <author>İrem ŞAHİN ÖZTÜRKOsman DALAMAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, özel okullarda okuyan ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin bilgisayar oyun bağımlılığı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışma, tarama modeli kullanılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma, Konya Selçuklu’ daki iki özel okulda okuyan 137 ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve “Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23 paket programı; veri analiz yöntemi olarak tanımlayıcı istatistiklerden ve parametrik testlerden olan bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında öğrencilerin cinsiyet, anne eğitim durumları ve okudukları okul değişkenine göre bilgisayar oyun bağımlılığı düzeyleri arasında anlamlı farklılığa rastlanılmıştır. Bilgisayarı oyun oynama amacıyla kullanan öğrencilerin bilgisayar oyun bağımlılığı puanlarının, bilgisayarı diğer amaçlarla kullananlardan daha yüksek olduğu; öğrencilerin çoğunluğunun bilgisayarı evde, 30 dakika - 1 saat aralığında kullandıkları görülmektedir. Aynı zamanda bilgisayar oyun bağımlılığı puanının bilgisayar kullanım süresiyle doğru orantılı olduğu da bu araştırmanın bulguları arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİMİN BİRLEŞTİRİCİ ROLÜ:  TÜRK HALKLARI VE İDEOLOJİK EĞİTİM </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45178</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45178</guid>
      <author>Yavuz Ercan GÜL</author>
      <description>Bu çalışmada günümüzde Türk cumhuriyetlerinin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) öncesi, SSCB sonrası ve Bologna süreci dönemindeki eğitim faaliyetlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu sebeple Türk halkalarının SSCB öncesi eğitimde birlik faaliyetleri, SSCB dönemi eğitim sistemleri ve Bologna süreci bağlamında Türk devletlerinin eğitim sistemleri araştırılmıştır. Ayrıca çalışmada SSCB’nin politik eğitimiyle yetiştirilmesi planlanan &lt;em&gt;Sovyet vatandaşı&lt;/em&gt; ve Bologna süreciyle hedeflenen &lt;em&gt;Avrupa vatandaşı&lt;/em&gt; kavramları literatüre dayalı olarak tartışılmıştır. Günümüzde, bu kavramlar ile hedeflenen vatandaş ideali yerine, kendi değerleri ile yetişmiş, etnik öz-bilince sahip Türk dünyası vatandaşlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle bilgi iletişim teknolojileri ile hızla yayılan küreselleşme sürecinde küçük ölçekli halkların ulusal farklılıkları dikkate alınmamaktadır. Bu nedenle Türk haklarının etnik açıdan eğitim sistemlerini ulusal bağlamda geliştirmeleri gerekmektedir. Büyük devletlerin kültürleri karşısında, parçalanmış Türk devletlerinin, kültürlerini kaybetmeden yaşatmaları buna bağlıdır. Bu çalışma ortak Türk eğitim kültürünün oluşturulması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda önem arzetmektedir. Tarih ve Edebiyat gibi alanlarda ortak ders kitapları hazırlanması ise, milli şuurun halklara taşınması bakımından önemlidir. Bu bağlamda, araştırma sonunda gelecekteki olası bir Türk birliğine katkı sağlayabilecek; yükseköğretimde tüm Türk cumhuriyetlerini içerisine alacak, Türk halklarının kendi değer ve inancına göre bir yükseköğretim sisteminin hazırlanması gibi bazı önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN 6. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN BİLİMSEL SÜREÇ BECERİLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45021</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45021</guid>
      <author>ZENNURE ABDUSSELAM Bilge GÖK</author>
      <description>Bu araştırmada özel öğrenme güçlüğü yaşayan 6. sınıf öğrencilerinin bilimsel süreç becerileri açısından durumlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasında nitel ve nicel veri toplama kaynakları bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Giresun ilindeki bir devlet okulunda altıncı sınıfta öğrenim gören ve özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler ile onların bulunduğu üç sınıf, bu sınıflarda derslere giren otuz öğretmen ve okulun iki rehberlik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini ölçmek için Aydoğdu ve arkadaşları (2012) tarafından geliştirilen “Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği” kullanılmıştır. Bununla birlikte araştırmanın nitel verilerini oluşturan öğretmenlerin özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin sosyal becerileri hakkındaki görüşleri yapılandırılmamış görüşme yoluyla elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizinde frekans, yüzde ve ortalama değerler kullanılırken, öğretmenlerin özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler hakkındaki görüşleri betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin sınıflardaki diğer öğrencilere göre bazı bilimsel süreç becerileri açısından daha yüksek çıktığı görülmüştür. &amp;nbsp;Sonuç olarak özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler tanılanırken okuma yazma ve aritmetik becerilerinin tespitinin yanı sıra bilimsel süreç becerilerinin de bu tanılamaya dâhil edilmesi önemli görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ PERSPEKTİFİNDEN SIĞINMACI ÖĞRENCİLERİN SOSYAL BİLGİLER DERSİNDE YAŞADIKLARI SORUNLAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41518</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41518</guid>
      <author>Fadime SEÇGİNRüveyde ERTEN ÖZALP</author>
      <description>öğretmenleri hem de sığınmacı öğrenciler perspektifinden ortaya koymayı hedefleyen bu çalışma nitel araştırma modellerinden fenomenoloji (olgubilim) deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Sivas il merkezinde bulunan bir devlet ortaokulunda görev yapan 11 sosyal bilgiler öğretmeni ve bu okulda öğrenimlerine devam eden ve farklı ülkelerden gelen 44 sığınmacı öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada sığınmacı öğrencilerin ve onlara eğitim veren sosyal bilgiler öğretmenlerinin görüşlerini ortaya koymak için görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılanmış görüşme formları kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda sosyal bilgiler öğretmenlerine göre sığınmacı öğrencilerin, özellikle Türkçeyi yetersiz düzeyde bilmeleri nedeniyle sosyal bilgiler dersinde genellikle ilgisiz ve başarısız oldukları; sosyal bilgiler öğretmenlerinin genel olarak ölçme değerlendirme açısından sığınmacı öğrencilere yönelik farklı bir sınav ya da ölçek hazırlamadığı fakat büyük çoğunluğunun sığınmacı öğrencilere dil bilmediklerinden dolayı farklı yaklaştıkları;&amp;nbsp; toplumsal kaynaşma sağlamada destek oldukları;&amp;nbsp; derste anlamadıkları konuda sürekli tekrar yaptıkları, onlara daha çok anlayışlı ve toleranslı davrandıkları, sığınmacı öğrencilerin derse katılımını sağlamak için onları daha çok tahtaya kaldırdıkları; tarih ve coğrafyaya ait konuların öğretiminde, milli ve manevi konuların vurgulanmasında, savaş ve göç gibi konuları anlatırken daha hassas davrandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sığınmacı öğrencilerin verdikleri ifadelerden ise genel olarak onların Türk tarihi ve coğrafyasına ilişkin konuları sevmedikleri; sosyal bilgiler dersini anlamakta güçlük çektikleri ve çoğunlukla sınavlarda başarısız oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>II. DÜNYA SAVAŞI DÖNEMİNDE TÜRK SPORUNUN ÖNEMLİ BİR KURULUŞU: BEDEN TERBİYESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (1939-1945)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46407</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46407</guid>
      <author>Nadir YURTOĞLU</author>
      <description>&lt;ol&gt;&#13;
&lt;li&gt;Dünya Savaşı’nın başladığı 1 Eylül 1939’dan harbin sona erdiği 2 Eylül 1945’e kadar Türkiye’de Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün (BTGM) spora yönelik faaliyetleri çalışmanın konusunu teşkil etmektedir. Makale, BTGM’nin çalışmaları (1938-1945) ve BTGM’nin bütçesi (1939-1945) olarak iki dönem halinde ele alınmıştır. II. Dünya Savaşı yıllarında BTGM’nin faaliyetleriyle bütçesi sayısal verilerle ortaya konulmuştur. Çalışmanın kaynakçasını, Cumhuriyet Arşivi Belgeleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi ile tutanak ve kanunlar dergileri; Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazetesi ve dönemin süreli yayınları arasında bulunan çeşitli dergi ve gazeteler meydana getirmektedir. Makaleden çıkarılan sonuçlar şunlardır: II. Dünya Savaşı Döneminde fiyatların aşırı yükselmesi ve hayat pahalığı nedeniyle ülke ekonomik krize girmesine rağmen BTGM’nin icraatlarına devam ettiği görülmektedir. Bunda adı geçen kuruma sağlanan desteğin artırılarak bütçesine her yıl düzenli halde ödeneğin tahsis edilmesinin etkili olduğu kabul edilmektedir. Dünyada yaşanan savaş sebebiyle beden eğitimiyle ülke savunmasının ilişkilendirilmesinin spor faaliyetlerinin geliştirilmesinin önünü açması, bu alanda yatırımların yapılmasına neden olmuştur. Bu suretle bir yandan spor faaliyetlerinin merkeze alınıp insanların beden ve ruh sağlığı yönünden dengeli bir biçimde topluma kazandırılması öngörülürken öbür yandan ülke savunması için eli silah tutan güçlü bireylerin yetiştirilmesi hedeflenmiştir.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DER DISKURSBEGRIFF BEI FOUCAULT </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46110</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46110</guid>
      <author>Mahmut Sami TÜRK</author>
      <description>In diesem Beitrag geht es darum, den Diskursbegriff herauszuarbeiten, wie er in den Werken von Foucault vorkommt. Dazu wird zun&amp;auml;chst die lexikalische Bedeutung des Wortes angegeben, um eine Basis zu haben. Danach wird von der Definition von Foucault ausgegangen, dass der Diskurs eine Menge von Aussagen in einem Formationssystem w&amp;auml;re. Dadurch hat man dann eine Grundlage, einen Vergleich zu ziehen, in welchem Verh&amp;auml;ltnis der Diskursbegriff zu der lexikalischen Bedeutung des Wortes steht und welche Unterschiede er hat. Dann wird der Diskurs in einem weiteren Rahmen untersucht und die Funktion der Aussagen im Diskurs wird hervorgehoben. Der inflation&amp;auml;re Gebrauch des Begriffs im Alltag sowie in wissenschaftlichen Arbeiten erweckt den Anschein, man kenne seine Bedeutung. Dieser Beitrag strebt also an, Missverst&amp;auml;ndnissen dieser Art dadurch vorzubeugen, indem ein klarer Definitionsversuch unternommen wird. Da man auch von verschiedenen Diskursen wie dem wissenschaftlichen oder politischen sprechen kann, wird auch auf die Diskursanalyse Gewicht gelegt, nicht prim&amp;auml;r im methodischen, sondern theoretischen Sinne. Deshalb wird auch das Ziel einer Diskursanalyse erkl&amp;auml;rt. Am Ende wird auch kurz erl&amp;auml;utert, was für einen Beitrag Foucault mit seinem Begriff zur Geistesgeschichte geleistet hat.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GİRESUN İLİ VE YÖRESİ AĞIZLARINDA KULLANILAN GENİŞ ZAMAN ÇOKLUK I. ŞAHIS OLUMSUZLUK EKİ: {-mazuķ/ġ ; -mezük/g} </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47816</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47816</guid>
      <author>Serdar BULUT</author>
      <description>Ağız araştırmaları, Derleme Sözlüğü ve Türkçe Sözlüğü zenginleştirdiği gibi Türk diline ek ve kök noktasında da katkılar sağlamaktadır. Zaman ekleri bu katkıların ilk akla gelenidir. Özellikle zaman ekleri noktasında Türkiye Türkçesi ağızları son derece zengin ve renklidir. Eski Türkçe döneminden standart Türkiye Türkçesi dönemine değin geçen süreçte zaman eklerinin değişiklikler gösterdiği ve geniş zamanı anlatmak için farklı yapıların kullanıldığı görülecektir. Çalışmamızda Giresun ili ve yöresi ağızlarında yer alan “-mazuķ/ġ ; -mezük/g” geniş zaman çokluk birinci şahıs olumsuzluk eki üzerinde durulacaktır.&amp;nbsp; Bu ekle ilgili halktan derleme yoluyla tespit edilen örnekler ayrıntılı şekilde verilecektir. Kıbrıs Türk ağızları başta olmak üzere Doğu Anadolu, Kuzey-Doğu Anadolu, Güney-Doğu Anadolu ve Orta Anadolu’nun bazı bölge ağızlarında tespit edilen &lt;em&gt;-ı&lt;/em&gt;&lt;em&gt;ķ&lt;/em&gt;&lt;em&gt; / -ik &lt;/em&gt;ve &lt;em&gt;&amp;ndash;u&lt;/em&gt;&lt;em&gt;ķ&lt;/em&gt;&lt;em&gt; / -ük &lt;/em&gt;şahıs eklerinin özellikle yuvarlak ünlülü olarak Giresun ili ve yöresi ağızlarında &lt;em&gt;-mAz &lt;/em&gt;olumsuzluk ekiyle birlikte varlığını devam ettirdiği görülür. Çalışmamız, Giresun ili ve yöresi ağızlarını ilgilendiren çalışmaların taranmasıyla ve kaynak kişilerden derlemeler yapılmasıyla oluşturulmuştur. Bilhassa kaynak kişilerden yapılan derlemeler, çalışmamızın ana hatlarını oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAHYA KEMAL BEYATLI’NIN POETİK GÖRÜŞLERİNİN  ŞİİRLERİNE YANSIMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47661</guid>
      <author>Taner NAMLIFerda ATLI </author>
      <description>Yahya Kemal Beyatlı, şiirleri ve şiir sanatı üzerine söyledikleriyle modern Türk şiirinin kurucu isimlerinden olma vasfını elde etmiştir. Bir neoklasik olarak eski şiirin ve ona bağlı kültür dünyasının unsurlarını, erişilmesi zor bir söyleyişle yeni şiirin, yeni kültür hayatının dünyasına bağlamıştır. Şiirini inşa ederken her büyük sanatkâr gibi poetik bir arka plana yaslanmıştır. Dolayısıyla şiirinde, ilhamdan estetik plana uzanan düzeni oluştururken bir takım kaidelere bağlı kalmış, bir poetika-şiir örgüsü tesis etmiştir. Bu çalışma, Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirlerinden ve düzyazılarından hareketle poetikasını tespit etmeyi ve poetikası ile şiiri arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır. Makalede, Orhan Okay’ın poetika metinlerini incelerken teklif ettiği tasnife bağlı olarak “tarifler, dış yapı, dil, sanatların tedahülü, iç yapı, muhteva ve şiir okuyucusu” başlıkları dikkate alınmıştır.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEVİRİ İŞLETMELERİNİN WEB SİTELERİNDEKİ KALİTE VURGULARININ SERBEST ÇEVİRMEN GÖRÜŞLERİYLE KARŞILAŞTIRILARAK TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ ODAKLI OLARAK İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47536</guid>
      <author>Hüseyin ERSOY</author>
      <description>“Küresel” dönemde ulaşım ve lojistik imkânlarının zirveye ulaşmasıyla birlikte şirketler ülkelerinin dışındaki insanlara da ürün satma yarışına girmişlerdir. Bu yarışta öne geçebilmek için ürün üretiminde kaliteyi yükseltme yarışı başladı. Bu durum kalite alanında da bilimsel çalışmaları hızlandırmıştır. Kalite çalışmaları günümüzde “Toplam Kalite Yönetimi” alanına dönüşmüştür. “Toplam Kalite Yönetimi” alanı kaliteli ürün üretmek için, şu an için ulaşılabilecek en “mükemmel” kriterleri oluşturmuştur. Günümüzde dünyadaki bütün büyük şirketler bu kriterleri uygulayarak kaliteli ürün üretmekte, bu ürünler daha fazla müşteri tarafından talep edilmekte, satın alınmaktadır. Bu nedenle “toplam kalite yönetimi” kriterlerini uygulayan veya uygulamak isteyen şirketlerin ve sektörlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Dolayısıyla kaliteli ürün üretmek için en mükemmel kriterler ”toplam kalite yönetimi” kriterleridir diyebiliriz. Günümüzde çevirmenler çoğunlukla kendileri doğrudan iş almıyor, bir şirketin çevirmeni olarak ya kadrolu olarak ya da serbest çevirmen olarak çalışıyorlar. Bu da çeviri şirketleri ve bürolarının da çeviri ürün üretme sürecinin bir halkası oldukları anlamına gelmektedir. Bu nedenle onların da “toplam kalite yönetimi” kriterlerine göre çeviri ürün üretmeleri sektörde onları avantajlı duruma getirecektir. Ancak çeviri şirket ve büroları acaba “kalite” kriterleri uygulama konusunda duyarlı mı ya da ne kadar duyarlı? Bu çalışma çeviri şirket veya bürolarının “kalite” konusundaki kriter ve uygulamalarını kendi web sayfalarında bu kriterlere dair belirttikleri ifadeleri kullanarak inceleyecektir. Diğer yandan sektörde özellikle serbest çevirmenlerin “kalite” kriterleriyle ters düşecek şikâyetleri olmaktadır. Bu çalışmada serbest çevirmenlerin dile getirdikleri şikâyetlerden hareketle, çeviri şirketlerinin web sitelerinde “kaliteyle” ilgili belirtilen kriterleri gerçekten uygulayıp uygulamadıkları veya ne kadar uygulayabildikleri konusunda sonuçlar elde edilmeye çalışılacaktır. Elde edilen sonuçlara göre çeviri şirketlerine “toplam kalite yönetimi” kriterlerinin uygulanması konusunda önerilerde bulunulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMET MİTHAT EFENDİ’NİN ROMANLARINDA YALI ve KONAK ÖZELİNDE MEKÂNA YÜKLENEN İŞLEVLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47136</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47136</guid>
      <author>Hakan DEĞİRMENCİ</author>
      <description>Batılılaşma bir değişme ve yenileşme sürecidir. Dolayısıyla önce aydınların zihinlerinde filizlenmiş, onlar vasıtasıyla geliştirilip olgunlaştırılmış ve ardından devlet erkânına ve topluma sunulmuştur. Lale Devri ile birlikte başlayan ve bazı padişahlar tarafından da desteklenen bu süreç, 1839’da ilan edilen Tanzimat’la zirveye çıkmış ve böylece resmi bir niteliğe bürünmüştür. Ancak Tanzimat sadece siyasi ve idari bir proje olmakla kalmamış, kimisi devlet adamı olan dönemin aydınları, gazetecileri ve matbuat çevrelerince de desteklenen sivil bir proje hâline gelmiştir. Bu bakımdan Tanzimat, bazı hukuki düzenlemeler içeren bir metin olmaktan çıkmış, geniş bir toplumsal ve sanatsal çerçevede ilerlemiş, böylelikle bir taraftan da kendisine meşruiyet zemini aramıştır. Tanzimat’ın sosyal ve sivil alanda yaşatıldığı, tartışılıp geliştirildiği mekânlar vardır. Bunlardan bir tanesi de konaklardır. Padişah III. Selim’den itibaren görülmeye başlanan konakların Tanzimat’la birlikte sayıları artmış ve daha çok Beyoğlu ve çevresinde konuşlanmaya başlamıştır. Konakta ikamet etmesi ve ayrıca sosyal muhiti konaklarda yaşayan insanlardan oluşması bakımından, Ahmet Mithat Efendi’nin anlatılarında konak ve yalı önemli bir mekân olarak karşımıza çıkmaktadır. Devrini göz önünde bulundurduğumuzda ve “mekân-insan”, “mekân-tarih” ilişkisi bağlamında Mithat Efendi’nin tahkiyesinde, konağın sade bir mekân olmaktan öte anlamlar taşıdığını anlamak zor olmayacaktır. Konak ve yalılar, onun eserlerinde, aktüel konu ve sorunların sergilendiği bir “sahne” olmuştur. Batılılaşma serencamı bağlamında başta alafrangalık, Doğu-Batı çatışması, sosyal değişim, konağın mimari anlamdaki dönüşümü, konağın bir eğitim yuvası haline gelmesi, Avrupai aile hayatından mülhem mürebbiyelik müessesesi, alafrangalık bağlamında konaklardaki entrika ve sefahat, konakların bizzat şahit olduğu temalardan bazıları olmuştur. Bu çalışmamızda, yukarıda bahsettiğimiz temaların yalı ve konak hayatında sahne oluş şekilleri üzerinde tematik değerlendirmeler yapılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A. TOLSTOY’UN ENGEREK ÖYKÜSÜNDE EKİM DEVRİMİ SONRASI SOVYET KADINININ DEĞİŞİMİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46923</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46923</guid>
      <author>Yasemin GÜRSOY</author>
      <description>1917 Ekim Devrimi, ardından yaşanan İç Savaş ve bu süreçte uygulanan Savaş Komünizmi Sovyet halkını farklı açılardan etkilemiştir. 1917 sonrası, yüzyıllardır ataerkil düzen ile yönetilen ailelerde de bir devrim yaşanmış, kadınlara birçok hak ve özgürlük verilmiştir. Ancak yönetimin politikaları gereği bu hak ve özgürlüklerin karşılığında kadının değişmesi, Sovyet idealindeki yeni insan imajına uygun hale gelmesi beklenir. Hem savaşta görev alacak hem de proletaryanın bir parçası olacak yeni insanın güçlü ve dayanıklı olması düşüncesi ile kadın da feminen özelliklerini bir kenara bırakıp erkekleşmeye başlar. Ancak yaklaşık on yıllık bu zorlu süreç sona erdiğinde kadın bedenlerinde erkek kimliği taşımaya alışan kadınların yaşadıkları travmalar toplumu derinden etkiler. Bu önemli konuyu sanatına taşıyan Aleksey Nikolayeviç Tolstoy, &lt;em&gt;Engerek&lt;/em&gt; öyküsündeki Olga karakteri aracılığıyla sürecin psikolojik boyutunu da ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada 1917 Ekim Devrimi’nin ardından kadınların yaşadığı değişimler tarihsel verilerle aktarılmaktadır. Tolstoy’un &lt;em&gt;Engerek&lt;/em&gt; öyküsü bağlamında yönetimin ve dönemin toplumsal cinsiyet rollerindeki etkisi özellikle kadın karakterler üzerinden verilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALAÑ, BELEÑ, SÖBELEÑ YER ADLARI ÜZERİNE</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46747</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46747</guid>
      <author>Erol ÖZTÜRK</author>
      <description>Yer adları bilimi dağ, tepe, dere, akarsu, göl gibi coğrafi şekillerin adlarını inceler. Türkiye’de bu alandaki çalışmalar Fuad Köprülü’nün Türkiyat Mecmuası’ndaki yazılarıyla başlamıştır. Bu konuda Ahmet Caferoğlu, Doğan Aksan, Andreas Tietze, Hasan Eren gibi bilim adamlarının önemli çalışmaları vardır. Yer adlarının incelenmesi kelime bilimi açısından olduğu kadar Türk kültür devamlılığı açısından da önemlidir.&amp;nbsp; Bu bilim dalı, adları fonetik, morfolojik ve semantik bakımdan dildeki diğer adlar gibi inceler, adların veriliş sebepleri, tarihi, diğer adlarla ilişkisi üzerinde durur. Türk yer adlarında &lt;em&gt;Ala&amp;ntilde;&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Bele&amp;ntilde;&lt;/em&gt; kelimeleri; renk adlarıyla, organ adlarıyla ve bir kısım başka ad ve sıfatlarla bir arada çok sık olarak kullanılır. Bilecik/Osmaneli, Antalya/Akseki, Ankara/Nallıhan’da &lt;em&gt;Belenalan&lt;/em&gt; şeklindeki bir köy adında birlikte kullanıldıkları görülür. &lt;em&gt;Söbele&amp;ntilde; &lt;/em&gt;Tokat’ın Hatipli beldesinde bir dağ yamacına verilen addır. &lt;em&gt;Söbelen&lt;/em&gt; şekli Anadolu’da mantar adı olarak yaygındır. Yer adı olarak başka bir varyantı Karabük’ün Eskipazar ilçesinin &lt;em&gt;Soblan&lt;/em&gt; &lt;em&gt;Köyü&lt;/em&gt;’nde karşımıza çıkar. Reşidüddin Oğuznamesi’nde, Oğuz Kağan’ın Azerbaycan’a gelip yerleştiği zaman Oğuzların yaylaklarının Tebriz’in cenubundaki Ucan yaylaları, &lt;em&gt;Alatag&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Sabalan&lt;/em&gt; dağları olduğu rivayeti bu adın Türk dilinde uzun süredir kullanıldığını gösterir. Bu çalışmada birbiriyle ilişkili oronimler olan &lt;em&gt;Ala&amp;ntilde;, Bele&amp;ntilde;, Söbele&amp;ntilde;&lt;/em&gt; adları üzerinde durulmuştur. &lt;em&gt;Söbele&amp;ntilde; &lt;/em&gt;adının yapısıyla ilgili olarak &lt;em&gt;söbü ve&lt;/em&gt; &lt;em&gt;belen&lt;/em&gt; adları incelenmiş, &lt;em&gt;alan,&lt;/em&gt; &lt;em&gt;belen&lt;/em&gt; kelimelerinin yakınlığı üzerinde durulmuştur. Kelimelerin Derleme Sözlüğü’ndeki varyantları, tarihi ve güncel sözlüklerdeki şekilleri tespit edilmiş, Hasan Eren’in çalışmalarındaki örneklerden de faydalanılarak aralarındaki ilişki tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLGİLER DERS KİTAPLARININ DEĞERLER AÇISINDAN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46733</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46733</guid>
      <author>Sibel OĞUZ HAÇATFatıma Betül DEMİR</author>
      <description>2018 yılı itibariyle ilkokul ve ortaokul öğretim programları revize edilerek, programlarda birtakım yenilikler yapılmıştır. Öğretim programlarının temel unsurlarından biri olan değer, yapılan yeniliklere bağlı olarak etkilenmiştir. 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı’nda 18 değer yer aldığı görülmektedir. Bu değerlerin kazandırılmasında sosyal bilgiler ders kitapları önemli bir işlevi üstlenmektedir. Bu araştırmada,&amp;nbsp; 4. , 5. , 6 ve 7.&amp;nbsp; sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında değerlere yer verilme durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın deseni, durum çalışmasıdır. Araştırma, doküman inceleme yöntemi ile gerçekleşmiştir. Veriler, betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Çalışmanın örneklemini, Milli Eğitim Bakanlığı ve Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanan ve son 5 yıl süre kullanma kararı verilen sosyal bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında sosyal bilgiler 4, 5, 6. ve 7. sınıf ders kitapları olmak üzere toplam 4 kitap incelenmiştir. Araştırma sonucunda her öğrenme alanında çeşitli değerlere yer verildiği tespit edilmiştir. 4. sınıf ders kitabında en fazla dayanışma ve sorumluluk, en az adalet; 5. sınıf ders kitabında en fazla dayanışma, en az dürüstlük; 6. sınıf ders kitabında en fazla duyarlılık, en az tasarruf; 7. sınıf ders kitabında en fazla özgürlük, en az tasarruf değerlerine yer verildiği görülmektedir. Sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan değerlerin hem sınıf hem de öğrenme alanlarına ilişkin dağılımında farklılık gösterdiği görülmektedir. Araştırma sonucu doğrultusunda değerler, ders kitaplarında sınıf düzeyi ve öğrenme alanı kapsamında eşit şekilde yer verilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODERNLEŞME SÜRECİNDE DİN VE DİNDE YENİ EĞİLİMLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47310</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47310</guid>
      <author>İbrahim KAYGUSUZMetin ÖZKUL  ,Yaşar KAYA  </author>
      <description>İnsanlık tarihinde yeni bir kültürel durum ve bilinç düzeyine karşılık gelen modernleşme olgusu aydınlanma, endüstrileşme ve küreselleşme süreçleri ile yaygın bir yaşam biçimine erişmiştir. Geleneksel ilişki biçimlerini ve inanç sistemlerini etkileyen modernleşme aile, hukuk, ekonomi ve siyaset başta olmak üzere bütün kurumları doğrudan etkilemiştir. Modernleşme, dinin tarihsel gücünü ve tekelci konumunu ortadan kaldırmıştır. Böylece geleneksel toplumun dinle iç içe olan muhafazakâr özelliği değişime uğramış, insan kutsallığından arındırılmış ve düşünce sekülerleşmiştir. Modernleşmenin yansımaları olan sekülerleşme, çoğulculuk ve bireyselleşme olguları geleneksel, kurumsal dinin yerine öznelleşen bir din anlayışını ikame etmiştir. Modern dünyanın belirsizlikleri ve anlam krizleri bu bağlamda dine karşı yeni bir yönelişi beraberinde getirmiştir. Yeni Dini Hareketler ve New Age akımları bu yönelişin somutlaştığı alanlar olmuştur. Batı dünyasında birçok insanı inanç ve davranış düzeyinde etkileyen Yeni Dinî Hareketler, modern dönemin yeni şartlarına uyum ve uyumsuzluğun tepkisel tezahürleri olarak kendine yaşam alanı bulmaktadır. Yeni Dinî Hareketler dini inancın yanında, bilimsel düşünce, zihin, ruh ve beden sağlığı, tıbbi tedavi, tüketim vb. alanları içeren bir yapıya sahiptir. Kültürleri ve inançları dönüştüren modernleşme olgusu zamanla İslam toplumlarını da etkileyerek cemaat karakterini dönüştürmüştür. Bu çalışma, modernleşmenin dini oluşumlara yönelik etkilerini; sekülerleşme, çoğulculuk ve bireyselleşme kavramlarıyla ifade edilen olgular çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ADALET AĞAOĞLU’NUN BİR DÜĞÜN GECESİ ROMANINDA YARALI BİR KADIN SANATÇI: TEZEL</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46340</guid>
      <author>Alev ÖNDER</author>
      <description>Türk edebiyatının en önemli yazarlarından Adalet Ağaoğlu &lt;em&gt;Dar Zamanlar&lt;/em&gt; üçlemesinde (Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Hayır) ülkenin yaşadığı toplumsal dönüşümü karakterlerin iç dünyasına odaklanarak anlatmıştır. Türkiye’de yaşanan siyasi, ekonomik ve kültürel değişimin bilim insanı Aysel ve eşi Ömer başta olmak üzere aydınların yaşamına etkisini içten bir söyleyişle ortaya koymuştur. Romanda asker-burjuva işbirliğini simgeleyen bir düğün betimlenirken toplumsal yozlaşma eleştirilmektedir. Darbe dönemlerinin yarattığı toplumsal kırılmanın ardından kederli ve küskün bireylere dönüşen aydınların iç dünyalarına ayna tutulmaktadır. Bu çalışmada Aysel’in kız kardeşi ressam Tezel’in bireysel ve toplumsal kimliğinin romanda nasıl kurgulandığı, romanda alkolik bir sanatçı olarak karşımıza çıkan kadın karakterin nihilizme uzanan serüveni irdelenmektedir. Olayların Tezel’in bilincinden aktarıldığı bölümlere odaklanarak kadın sanatçının kendisiyle ve çevresiyle hesaplaşması tahlil edilmektedir. Ailesi ile ilişkileri sorunlu olan Tezel, romanda özellikle ablası Aysel’i sıkça hatırlar. Bilim insanı Aysel ile ilişkisi Tezel’in kimliğinde önemli role sahiptir. Romanda kız kardeşlik kavramı onların sancılı ilişkileri üzerinden ele alınmaktadır. Bu çalışmada Tezel’in para ve mevki düşkünü ağabeyi İlhan ile yaşadığı çatışmada hem kapitalizm hem de ataerkil düzene yönelik eleştiriler tespit edilmektedir. Türkiye’nin sancılı modernleşme süreci ve 12 Mart döneminin boğucu atmosferinin yansıtıldığı romanda karakterler, ait oldukları sınıfın temsilcileridir. Dış gerçeklik ve iç gerçekliğin eş zamanlı aktarıldığı romanda Tezel’in sürdüremediği evlilikleri, annelik rolü, kariyerindeki sorunlar ele alınırken bireysel ve toplumsal tarihin paralelliği vurgulanmaktadır. Bu çalışmada Tezel’in özgürlük karşıtı tüm sistemlere dönük eleştirileri tespit edilmekte ve onun sanatçı kimliğinde yaşanan değişim incelenmektedir. Tezel’in geçmişi hatırladığı anlarda yaşadığı yüzleşmeler onun kimlik inşasında önemli role sahiptir.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNÜMÜZ SANATINDA TÜKETİM NESNESİ OLARAK SANAT ESERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47224</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47224</guid>
      <author>Tamer ASLANEce Büşra ERYILMAZ , </author>
      <description>Tüketim kültürü nesneyi insanın hayatının merkezinde tutmaktadır. Makalenin ana teması sanat ve sanat eserinin ve sanata dair estetik değer ve anlayışın, tüketici olarak bireyin gündelik yaşam tarzlarına nasıl ve hangi nesnel durumlarda tezahür ettiğine vurgu yaparak,&amp;nbsp; kültürün ve estetiğin tüketiminin esas alındığı imajlar dünyasında, ‘Tüketici (gündelik yaşam) &amp;ndash; Sanat (nesne) &amp;ndash; Estetik (özne)’ spiralindeki etkileşimi gösterebilmeyi sağlamaktır.&amp;nbsp; Sanat eseri, gerek ait olduğu kültürün gerekse kültürler arası etkileşimin evrensel boyutta bir yansıması ve bu etkileşimlerin muhafazasındaki estetik yaklaşımı olarak görülmelidir.&amp;nbsp; Sanat eserinin günümüz tüketim anlayışıyla (nesne) küresel boyutta yer değiştirmesi, aynı zamanda estetik kaygıların da (özne) tüketimi anlamını taşımaktadır. Tüketim, temelde yaşamımızı şekillendiren ihtiyaçların karşılanması ile anlamlandırabileceğimiz bir kavramdır. Bunun yanı sıra, tarihsel süreçte gerçekleşen gelişmeler neticesinde, değişen toplumsal ve kültürel değerlerin odağında yeni anlamlar da kazanmaktadır.&amp;nbsp; Özellikle Sanayi devrimi sonrası toplumlarda yerleşmeye başlayan tüketim kültürü, birçok alanda olduğu gibi sanat eserinde de kültürel estetik yaklaşımların neredeyse tamamen yok edildiği, kapitalist sistemin aracısı konumunda olup bireylerde ‘arzu üretimi ‘ne neden olmaya başlamıştır. Bu durum ile ilgili olarak Postmodern dönem başlarında sanatçıların, tüketim kültüründen etkilenerek eserlerinde genellikle protest bir tavır benimsedikleri gözlemlenmiştir. Marcel Duchamp’ın “Çeşme” isimli yapıtının ardından sanat eseri ve tüketim nesnesi arasındaki farkın sorgulanmaya başlaması söz konusu olmuştur. Günümüzde ise, sorgulamacı tavrın giderek azalmasıyla, sanatsal üretimlerin tüketim nesnelerine dönüştürüldüğü ve sanatçıların, sanat piyasasının yöneticisi konumundan yönetileni konumuna doğru evirildiği gözlemlenmektedir. Süreç içerisinde sanatta yaşanan bu değişimin sebepleri ve sonuçları makalenin konusuyla ilgili kaynakların incelenmesi ve veriler toplanması yöntemiyle ulaşılan nitel materyallerin içerik analizleriyle “Günümüz Sanatında Tüketim Nesnesi Olarak Sanat Eseri” çalışması için sanatın tarihi süreci yanı sıra güncel örnekler üzerinden incelenmiştir.&#13;
&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İBADETLERİN DIŞINDA TEYÂMÜN</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46719</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46719</guid>
      <author>Muhammed Latif ALTUN</author>
      <description>İbadetlerde olduğu gibi, günlük hayatta da sağ taraf önemsenmelidir. Kurʼân’da sağ taraftakiler anlamında kullanılan ashâbü’l-meymene ve ashâbü’l-yemîn ifadelerinden sonra meymene ve yemîn sahiplerine verilen mükâfat ve nimetler sayılmıştır. Sünnette de Hz. Peygamber sağ tarafa önem vermiş, başta ibadetler olmak üzere ibadetlerin dışında da sağ tarafı öne almıştır. Üstelik toplum tarafından hoş karşılanan eylem ve durumların tümünde özellikle sağ tarafın kullanılmasını tavsiye ve teşvik etmiştir. Sahâbe de, Hz. Peygamber’in bu noktadaki hassasiyetini göz önünde bulundurarak, sağ tarafa önem vermiş ve ilgili hadisleri uygulama noktasında titizlik göstermiştir. Daha sonraki fakihler de, konuyla alakalı rivayet edilen hadisleri referans göstererek, sağ tarafla ilgili hükümleri belirlemişlerdir. Bu çalışmada Arapça kavramlar olan yemîn, teyâmün, yesâr ve şimâl kavramlarının tarifi ele alınacak, bunların Kurʼân ve sünnetteki yerine vurgu yapılacaktır. Daha sonra sağ tarafın ibadetler dışındaki fıkhî yönüne ve buna verilen öneme değinilecektir. Sağ elle yemek ve içmek konusunun yanı sıra; giyinmek, taranmak, heladan çıkmak ve camiye girmek gibi konuların sağ tarafla yapılmasının hükmüne işaret edilecek, ayrıca İslam ulemasının sağ tarafa olan yaklaşımlarına ve günlük hayattaki uygulamalarına değinilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2030 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA GÜNDEMİ VE KENTSEL GELİŞİM: SORUNLAR, ZORLUKLAR VE FIRSATLAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48009</guid>
      <author>Ali YEŞİLDAL</author>
      <description>Günümüzde şehirler, dünya nüfusunun yaklaşık yarısına ve ekonomik çıktısının dörtte üçüne ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle son yirmi yılda dünyanın kentsel nüfusu hızla artmaya devam ederken, şehirlerde başlayan ve diğer bölgelere yayılan çevresel tahribat, görülmemiş bir düzeye ulaşmıştır. Bu nedenle kentsel gelişimi kontrol altına almak ve sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için BM tarafından sürdürülebilir kalkınma hedefleri belirlenmiştir. Sürdürülebilir Kalkınma için Gündem 2030'un bir parçasını da oluşturan Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminin öngördüğü dönüşüm daha sürdürülebilir bir merkez olarak şehirlere dikkat edilmesini gerektirmektedir. Küresel düzeyde toplam 17 ana hedeften oluşan bu gündemin 11 numaralı hedefi, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar üzerine odaklanmakta ve şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Bu hedef toplumsal kalkınmanın yerelden başlaması gerektiği iddiasına da bir cevap niteliği taşımakta ve kentsel kalkınmanın topyekün kalkınmanın ana itici gücü olacağına işaret etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEVRESEL DEĞERLERE ETKİLERİ AÇISINDAN COVID-191</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47134</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47134</guid>
      <author>Yasemin HAYTAŞerif ÖNER  </author>
      <description>COVID-19’un dünya çapında yaşanan diğer salgınların sebep olduğu ölüm ve ekonomik kayıplara kıyasla çok daha fazla insanı olumsuz yönde etkileyeceği tahmin edilmektedir. COVID-19 başladığı andan günümüze neden olduğu etkilerinin yanı sıra toprak bozulması, ozon tabakasının incelmesi, kirlilik ve kentleşme gibi diğer küresel çevresel değişiklikler ve insan&amp;nbsp;sağlığı açısından tartışılmaz bir tehdit oluşturmaktadır. Makalede, tarihte yaşanan pandemiler incelenmekte; odak noktası olarak COVID-19'un çevre üzerindeki etkileri vurgulanmaktır. Çalışma; Covid-19 sürecinde alınan acil durum önlemleri ile hava kalitesindeki iyileşme, temiz kumsallar, çevresel gürültünün azalması arasında önemli bir ilişki olduğunu göstermekte; geri dönüşümün azalması, atıkların yönetimi ve fiziksel alanların (su ve toprak) kirliliğine dikkat çekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIRGIZİSTAN - ÇİN GÜVENLİK İLİŞKİLERİ VE  DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47180</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47180</guid>
      <author>Şeyda ÇEVİKEL</author>
      <description>Küçük bir güç olan Kırgızistan ve büyük ya da yükselen bir güç olarak tanımlanan Çin Halk Cumhuriyeti&lt;a href="#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;, ekonomi, nüfus, askeri güç ve benzeri birçok alanda, arasında uçurum olan iki ülkedir. Dolayısıyla bu durum güvenlik ilişkilerinin gidişatına da etki etmiştir. Güçlü olan taraf Çin, ilişkilerde yönlendirici pozisyonda yer alırken; Kırgızistan da ona uyum sağlayan taraf olmuştur. Güvenlik ilişkilerinin odağını ise Çin’in ortaya koyduğu “3 şeytan”&amp;nbsp; kavramı oluşturmuştur. Terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılık eylemlerini “3 şeytan” olarak nitelendiren Çin, bu kavramı da en çok Doğu Türkistan’da başta Uygurların, sonrasında da Müslüman toplulukların faaliyetleri ile ilişkili kullanmıştır. Aynı zamanda iki ülke Sovyetler Birliği döneminden kalma sınır sorununu nihayete erdirmeyi amaçlayarak sınır güvenliğinin sağlanması adına yine “3 şeytan” kavramının ön plana çıkarıldığı, askeri tatbikatları, Şanghay İşbirliği Örgütü(ŞİÖ) şemsiyesi altında gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın amacı, Kırgızistan'ın kendi güvenlik sorunlarının ötesinde, Çin'in güvenlik kaygılarının ön plana çıktığı iki ülke arasındaki ilişkileri, Doğu Türkistan meselesi bağlamında değerlendirmektir. Bunun yanında, literatürde az sayıda bulunan Kırgızistan-Çin ilişkileri özelinde yapılmış araştırmalara katkı sağlamak ve güncellik kazandırmak amaçlanmıştır. Böylece dört başlıktan oluşan çalışmanın ilk bölümünde iki ülkenin güvenlik ilişkileri ŞİÖ bağlamında incelenecek; sonraki bölümde güvenlik stratejileri ekseninde ikili ilişkilere bakılacaktır. Üçüncü kısımda ise iki ülkenin sınır sorunu ve çözüme nasıl kavuştuğu ele alınacak ve son olarak da Doğu Türkistan bağlamında güvenlik ilişkileri incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> AÇIKTA SATILAN GIDALARA İLİŞKİN TÜKETİCİ GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45855</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45855</guid>
      <author>Kazım KILINÇ</author>
      <description>Günümüzde gıda güvenliğini sağlamak açısından ambalajlama çok gelişmiş olmakla birlikte hala açıkta satılan (ambalajsız) gıdalar bulunmaktadır. Tüketiciler, ihtiyaç duydukları gıda maddelerinin bir bölümünü paketlenmemiş açıkta satılan gıdalardan temin etmektedirler. Bu gıdaların birçoğu günlük tüketimde kullanım alanı bulan temel gıda (çeşitli baharatlar, çerez türleri, hayvansal gıda maddeleri, çeşitli tahıllar vb.) maddeleridir. Bu çalışmanın amacı, tüketiciler tarafından açıkta (ambalajsız) satılan gıdalara ilişkin tüketici görüşlerinin belirlenmesidir. Tüketici görüşlerinin ortaya konması amacıyla, 462 katılımcıdan ve yapılandırılmış 35 sorudan oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; demografik faktörlerin açıkta satılan gıdalara yönelik tüketici görüşleri üzerinde farklı seviyelerde etkili olduğu, tüketici algı ve motivasyonlarının açıkta satılan gıdaları farklı özelliklerine göre tercih etmelerinde ve gıdanın cinsine göre farklı tercihlerde bulunmaları üzerinde önemli belirleyiciler olduğu bulgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İBN BATTÛTA’NIN ANLATIMIYLA AHİLİK:  ÜLGENERİST BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44764</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44764</guid>
      <author>Cumali BOZPINAR</author>
      <description>Osmanlı ekonomisinin kapitalizm öncesi bir yapıdan kapitalist bir yapıya geçememe sebebi üzerinde başta iktisat tarihçileri olmak üzere sosyal bilimciler arasında mutabakat bulunmamaktadır. Konuyla ilgili muhtelif argümanlar ileri sürülmektedir. Bunlar arasında zihniyetin belirleyiciliği ve dolayısıyla tasavvufun etkilerinden bahsetmek mümkündür. Tasavvufun iktisadi faaliyetlere etkisi kapitalizm öncesi üretim örgütlenmesi olan zanaat yapıları kanalıyla ortaya çıkmıştır. Anadolu coğrafyasında tarihsel gelişim içinde bu kanalın ilk tezahürü Ahilik olmuştur. Bu çalışmada Osmanlı Devleti öncesi dönemde Anadolu Ahilik’i incelenmiştir. Çalışma, ünlü seyyah İbn Battûta’nın Anadolu şehirlerindeki Ahilik ve ahilere dair anlattıklarıyla sınırlandırılmıştır. Çalışmada, Ülgener’in ortaya koyduğu görüşlerin ahiler için de geçerli olup olmadığı incelenmiştir. İbn Battûta’ya yönelik Ahiler’in misafirperverliklerini Ülgener’in “ağalık şuuru” kavramı bağlamında değerlendirmek mümkündür. Bu kimselerin misafirperverlikleri gerçekten inanç değerleriyle ilgili mi bilemiyoruz fakat ülkelerinin ticaret ve yaşamak için uygun olduğuna dair seyyah kanalıyla bir nevi reklamlarını yapmış olduklarını kabul etmek mümkündür. Seyyaha verdikleri hediyeler bu kapsamda değerlendirilmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI KONUMUNA DAİR İKİ YAKLAŞIM: FİKRET BAŞKAYA VE AHMET DAVUTOĞLU ÖRNEĞİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40627</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40627</guid>
      <author>Yunus KOÇGökhan TOPLUK</author>
      <description>Dünya sistemi içinde Türkiye’nin devletler hiyerarşisindeki yerini tespit etmek dış politika vizyonu açısından önem arz etmektedir. Bu yerin ne olduğuna yönelik farklı değerlendirmeler mevcuttur. Değerlendirmede bulunan kişilerin dayandıkları farklı dünya görüşleri Türkiye’nin uluslararası konumu hakkında farklı çıkarımlara yol açmaktadır. Bu çalışmada, iki farklı paradigma içinden konuşan/düşünen iki entelektüelin konuya yaklaşımları sunulmaya çalışılmıştır. Böylece uluslararası konumun her şeyden önce bir perspektif meselesi olduğu gösterilmek istenmiştir. Bu iki farklı yaklaşımın; tarihe, coğrafyaya, ekonomiye, kültüre ve sosyo-politik unsurlara yükledikleri anlamlarla dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumunu nasıl okudukları anlaşılmaya çalışılmıştır. Fikret Başkaya’nın değerlendirme tarzında iktisadi unsurlar ağır basmaktayken Davutoğlu’nun tarihi, kültürel ve felsefik olguları ön plana çıkardığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


