






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2021 Sayı L</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1344</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>PUBLIC HYGIENE AND SOCIAL CONTROL IN LATE OTTOMAN İSTANBUL</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47266</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47266</guid>
      <author>İbrahim Halil KALKAN</author>
      <description>In the Ottoman Empire, the mid-nineteenth century witnessed the birth of public hygiene as a consistent government strategy, which marks the emergence of an innovative official approach to the exercise of state authority. With the emergence of the public hygiene, the state now became conceived to both survey and shape the urban environment and day-to-day social and individual lives in a much more pervasive manner and to ensure the health of the population. In addition to tracing the emergence and historical evolution of the late Ottoman public hygiene, this article suggests that it was the historical overlap between the development of a new form of political power and a drastic transformation in medical epistemology that principally paved the way for this policy. I furthermore argue that the Ottoman public hygiene policy intensified significantly from the late nineteenth century due to the particular conjecture of these years, which involved a set of unique developments, both scientific and social-political.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>IMAGINED IRAN AFTER THE ARRIVAL OF ISLAM IN ARYANIST ORIENTALIST, NATIONALIST AND ISLAMIST HISTORIOGRAPHY </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46870</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46870</guid>
      <author>Naseraddin ALIZADEH</author>
      <description>This study investigates the orientalist, nationalist, and Islamist historiography of Iran during the late Qajar and Pahlavi eras. More specifically, using the Critical Discourse Analysis method the study examines texts produced by some of the main figures of these three groups to explore the ways they reconstructed the image of ‘Iran’ and ‘Iranians’ during the first four centuries of the Islamic era. The results show that the race-based approaches to history developed by the forefathers of the Aryan race theory - like Ernest Renan and Arthur de Gobineau - alongside orientalist Iranists – such as Edward G. Browne - shaped the worldview of many of the Iranian activist historians who later became ideologues of the Pahlavi monarchy. Accordingly, nationalist historians like Abdul-Hossein Zarrinkoob, who were under influence of the race-based approaches, pursued to present both the historical continuity and racial-civilizational superiority of Iran, Iranians, and the Iranian nation during the four centuries that have followed the collapse of the Sassanid empire. To this end, nationalist historians, as well as orientalist Aryanists, have argued that it was Iranians who inspired and/or achieved the main accomplishments in the first four centuries of the Islam era. Their anti-Arab racist approaches when translated into anti-Islam tendencies attracted critiques from Islamists elites such as Morteza Motahhari and Ali Shari’ati. On the eve of the 1979 Islamic revolution, these Islamic elites sought to deconstruct the orientalist and nationalist racial approach to history, by offering a new way of historiography partly in accordance with Internationalist Islamic doctrines.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PERİKLES’İN PELOPONNESOS SAVAŞI’NDAKİ STRATEJİSİNE DAİR ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47612</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47612</guid>
      <author>Olcay TURAN</author>
      <description>MÖ 431-404 yılları arasında temelde Atina ve Sparta arasında vuku bulan Peloponnesos Savaşı’nın etkileri tarihin gidişatına önemli ölçüde tesir etmesinden ötürü her yönüyle tetkik edilmiş ve incelenmeye devam edilmektedir. Peloponnesos Savaşı arifesinde Atina’daki siyasi yaşama egemen olan Perikles’in uygulanmasını teşvik ettiği strateji konusunda en önemli kaynak olan Thukydides ve onun görüşlerini benimsemiş olan pek çok araştırmacı tarafından Perikles’in planı başarının anahtarı olarak lanse edilmiştir. Bununla beraber dönemin şartları dikkate alındığında söz konusu stratejinin uygulamadan kaynaklanan pek çok sorunu olduğu görülmektedir. Bahis mevzu olan planın temel hatalarından biri savaş boyunca sürekli değişen koşullara uyum sağlayacak esneklikten yoksun olmasıdır. Ayrıca Perikles, hasmının sahip olduğu güç unsurlarını yanlış hesaplarken, geçmişte elde edilen başarıların verdiği aşırı özgüven sonucunda Atina’nın kuvvetini gereğinden fazla abartmıştır. Bu durumun yansıması olarak da savaşı kazandıracak etkili bir plan hazırlamaktan ziyade sıradan halkın ulusal duygularını kabartmaktan öte anlam taşımayacak olan bir stratejiyi Atina’ya dikte ettirmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE ŞARAPÇILIĞIN GELİŞİMİ VE TEKEL İDARESİ'NİN KALKINMA YOLUNDAKİ ARAYIŞLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43930</guid>
      <author>Ersin GÜRDAMAR</author>
      <description>Şarapçılık, Anadolu'da uzun yıllar boyunca ihmal edildi. Cumhuriyet yöneticileri ise kalkınma isteğini güçlü bir şekilde hissediyordu. Cumhuriyet'in en önemli kaynağı gümrük ve tekel gelirleriydi. Şarapçılık, sadece üzüm üretimini değil aynı zamanda bağcılığı da kapsayan bir alan olması sebebiyle üretimi ve ihracatı göz ardı edilemezdi. Şarap ihracatından elde edilebilecek gelirler kalkınma amacına hizmet edebilirdi. Tekel İdaresi, bakir olan bu alanda kapsamlı çalışmalar yürüterek açtığı fabrikalar ve numune evleri ile şarap üretimini büyük ölçüde arttırdı. Kalite, standardizasyon ve reklâm faaliyetleri yoğunlaştırıldı. Bu çalışmada dönemin tarım ve kalkınma politikaları doğrultusunda şarapçılığın ekonomiye yaptığı katkılar ele alınacaktır. Bu alanda çıkarılan kanun ve yönetmelikler verilerek tamamlayıcı bir bakış açısı sunulacak ve ardından şarapçılığın gelişim süreci ile birlikte Tekel İdaresi'nin bu alana yapmış olduğu yatırımlar ve şarapçılığın ihracat düzeyindeki katkısı incelenecektir. Bu çalışma şarapçılıkla ilgili erken dönemde Cumhuriyet yönetiminin hangi ekonomik ve sosyal sebeplerle hareket ettiğini ve nasıl bir vizyona sahip olduğunu ortaya çıkarması açısından tamamlayıcı bir bakış açısı sunacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BOSNA-HERSEK PRAÇA ŞEHRİ  MAHALLE CAMİSİ HAZİRESİNDEKİ TÜRBE</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47495</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47495</guid>
      <author>Filiz CANYURT</author>
      <description>Türbeler, İslam sanatı içerisinde yer alan etkileyici yapı türlerinden biridir. Mezar üzerine inşa edilen bu yapı türü ile İslam coğrafyasında yoğun bir biçimde karşılaşmak mümkündür. Anadolu’da olduğu gibi Balkan’larda da pek çok örneği bulunmaktadır. Makale konusunu oluşturan türbe Bosna-Hersek Praça şehrinde yer almaktadır. Praça Saraybosna şehrinin 35 km. yakınındadır. Eskiden İstanbul’u Dubravnik’e bağlayan ticaret yolu üzerindedir. Kime ait olduğu konusunda değişik görüşlerin bulunduğu yapı kaynaklarda 16. yüzyıla tarihlenmiştir. Mahalle Camisinin haziresinde yer alan yapı altıgen bir plana sahiptir. Onikigen  kasnağa oturan bir kubbesi bulunur. Yapıda inşa malzemesi olarak kaba yonu ve az miktarda da kesme taş kullanılmıştır. Beden duvarları ve kasnak kısmı da kaba yonu taştan örülmüştür. Kapı, pencere kemer ve sövelerinde düzgün kesme taş malzemeye yer verilmiştir. İncelenmiş olunan türbe, bu gelişim süreçleri göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde özellikle Anadolu ve Balkan’lardaki mimari açıdan plan, cephe düzeni, malzeme ve süsleme özellikleri bakımından benzer örnekler ile karşılaştırılarak Türk-İslam mimarisi açısından değerlendirilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ABD’NİN TÜRKİYE’YE SİLAH AMBARGOSU VE YAHUDİ LOBİCİLİĞİ (1975)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49055</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49055</guid>
      <author>Mehmet ÇELİK</author>
      <description>Türkiye, NATO bünyesinde ortak güvenliğini güçlendirmek ve bölgesel savunmasına destek sağlamak maksadıyla 1954 yılında çıkarılan kanunla birlikte Amerika Birleşik Devletleri ile karşılıklı işbirliği dengesi kurmuştur. Türkiye, Waşington Antlaşması kapsamında savunmaya yönelik olmak suretiyle muhtelif yerlerde ABD'ye bazı imkânlar tanırken askerî envanter ve eğitim alanlarında da ABD’nin yardımlarından yararlanmıştır. Ancak 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında ABD’de Türkiye aleyhinde kampanyalar yürütülmüştür. Bu kampanyalar neticesinde Türkiye, ABD Kongresinde bazı etnik grupların girişimleriyle NATO ittifakına uymayacak yaptırımlara maruz kalmıştır. Kıbrıs meselesi ve Türk -Yunan ihtilâfındaki meseleler üzerinden politik bakımından Türkiye’yi zor durumda bırakmak, Türkiye'nin Ame­rikan yapımı teçhizata bağımlı olan Türk savunmasını sınırlandırmak ve hatta dondurmak amacıyla Türkiye’ye 1975 yılında silah ambargosu uygulanmıştır. Ambargo kararına Türkiye’de siyasi, askeri ve sivil çevreler, sert tepki göstermiştir.  Dönemin Türk Hükümeti tarafından Ambargo kararına misilleme olarak İncirlik dışında Türkiye’deki bazı tesislerin faaliyetleri durdurulmuştur.  ABD kongresinde alınan bu Ambargo kararının arkasındaki en büyük itici güç, şüphesiz Yunan Lobisi olmuştur. Ancak bu etnik lobi dışında bu karara destek veren ABD’deki diğer en büyük etnik lobi olarak bilinen Yahudi lobisi, dikkatlerden kaçmıştır. Yahudi Lobisinin İsrail’in Türkiye ile olan ilişkilerini zor duruma sokacak bu kampanyaya destek vermesi, dönemin siyasi otoriteleri tarafından ön görülmemiştir. Diğer taraftan bu kararın Yunanistan'ın askerî bakımından rahatlamasını ve Ege Denizinde hava ve de­niz üstünlüğünü sağlamasına da imkan yaratacak bir karara Yahudi lobisinin destek vermesi şaşkınlıkla karşılanmıştır. Yahudi lobisinin bu karara destek vermesinin Türkiye’nin Arap dünyası ile ilişkilerinden mi yoksa ABD’nin İsrail’e rağmen Arap dünyası ile iş birliklerinden mi kaynaklandığı soruları da cevapsız kalmıştır. Bu çalışmada 1975 yılında yaşanan bu olayları, tespit edebilmek için dönemin İngiliz Dış İlişkiler Ofisi’nin resmî yazışmaları, Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Senatosu ve TBMM tutanakları dönemin basını gözden geçirilerek bu sorulara cevaplar aranacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MECLİS-İ VÜKELA TARİHİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48887</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48887</guid>
      <author>Nesrin KANBEROĞLU</author>
      <description>Günümüzün “Bakanlar Kurulu”na denk gelen “Meclis-i Vükela”, devletin yürütücü kurumu olması nedeniyle Osmanlı Devleti’nin kurulduğu günden yıkıldığı güne dek varlığını sürdüren bir yapı olmuştur. Divan-ı Hümayun, Encümen-i Mahsus, Meclis-i Hass-ı Ali, Meclis-i Mahsus-ı Vükela, Meclis-i Mahsus, Meclis-i Hass-ı Meşveret, Meclis-i Vükela gibi çeşitli isimlerle anılan kurumun sahip olduğu bakanlıklar dönemin ihtiyaçlarına göre değişiklik göstermiştir. Osmanlı’nın ilk yıllarında daha çok Divan şeklinde olan, hatta Fatih Sultan Mehmed’in ilk dönemlerine kadar padişahların da katıldığı yapı Sultan II. Mahmud Dönemi ile farklı bir hal alarak Divan’dan Meclis-i Vükela’ya evirilmeye başlamıştır. Bunda Avrupa’nın da etkisi vardır. Avrupa’da kurulmaya başlanan modern bakanlıklar Osmanlı Devleti’ndeki yapıyı etkilemiştir, çünkü çağla birlikte ihtiyaçlar benzerlik göstermiştir. Devletin yönetici kadrosunda bulunan kurumlar yıllar içinde profesyonelleşerek sorunlarını kendileri çözer hale geldiğinden bakanlıkların oluşması kaçınılmaz olmuştur. Bakanlıkların kendi yetki sınırlarında çözemedikleri devlet konuları da Meclis-i Vükela toplantılarına bırakılmıştır. Yıllar içinde Meclis-i Vükela’ya dair çeşitli düzenlemeler yapılarak kurumun işleyiş ve yetki alanı genişletilmiştir. Devletin yürütücü kurumu olmasına ve yüzlerce yıl hizmet vermesine karşın Meclis-i Vükela’nın tarihi çalışılmamıştır. Bu boşluktan yola çıkılarak hazırlanan makale, nitel bir çalışma olup doküman analiz tekniği kullanılarak yazılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAGNA CARTA’DA MONARŞİNİN SINIRLANMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48778</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48778</guid>
      <author>Serkan ÜNAL</author>
      <description>İngiltere siyasal sistemi, parlamento ile krallık güçleri arasında gerçekleşen ve uzun zamana yayılan bir mücadele sonunda bugünkü şeklini almıştır. Bu sistemde bir kral/kraliçe tarafından temsil edilen Taç makamı sembolik siyasal yetkilere sahipken, başbakan, yasama ve yürütme üzerindeki ağırlığı nedeniyle asıl siyasal gücü elinde tutmaktadır. İngiltere’de monarşinin gücünün sınırlandırılması ve zaman içinde sembolik hale getirilmesi süreci parlamento doğmadan önce başlamıştır. Bu sürecin ilk önemli adımlarından biri olan Magna Carta, 1215 yılı Haziran ayında Kral John ile ağır vergilerine tepki gösteren baronlar arasında kabul edilen bir uzlaşma metni olarak ortaya çıkmıştır. Türkçe literatürde çok az ilgi görmüş olan Magna Carta, hukuk devleti anlayışı ve demokrasinin tarihsel gelişimi anlamında sonraki zamanlara kalıcı miras bırakmıştır. Bu çalışma Magna Carta’yı monarşiyi sınırlandıran maddelerini ön plana çıkartarak ele almaktadır. Bu çerçevede tarihsel bir arka plan verildikten sonra Magna Carta’nın tüm maddeleri üç farklı kaynaktan faydalanılarak incelenmiştir. Çalışma Magna Carta’nın monarşiyi ne ölçüde sınırladığını ortaya koyarken, İngiliz monarşisinin günümüzde sembolik olan yetkilerinin Magna Carta’da kendini  gösterdiğinin de altını çizmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>20.YÜZYIL BAŞINDA OSMANLI ASKERİ BİRLİKLERİNİN BALKANLARDAKİ DURUMU  (22 CEMAZİYE’L ÂHİR 1322 TARİHLİ TEFTİŞ-İ ASKERÎ UMÛMÎ KOMİSYON RAPORU)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48547</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48547</guid>
      <author>Hüseyin Hilmi ALADAĞ</author>
      <description>Sultan II. Abdülhamîd; kendisine mahsus yönetim anlayışının tezahürü olan birtakım tatbikat hususunda kararlı ve takipçi iradesini bilhassa teşkil ettirdiği “komisyonlar” marifetiyle ortaya koymuştur. Komisyonların bu manada işe koşulmaları, de facto olarak esasen Bâbıâlî’nin etki sahasını oldukça daraltmaya matuf stratejik bir hamle olmuş ve neticede teftiş heyetleri saray bürokrasisi içindeki yerlerini almışlardır. II. Abdülhamîd komisyonlara bila vasıta maruzat sunma imtiyazı dahi vermiştir. Bu komisyonlar arasında ehemmiyet verdiklerinden birisi de Teftiş-i Askerî Komisyonu olmuştur. Çalışmamızda Sultan’a arz edilmiş Teftiş-i Askerî Komisyon Raporu analiz edilmek suretiyle 20. Yüzyıl başında Osmanlı askeri birliklerinin Balkanlardaki vaziyeti hakkında yapılmış tespitleri nakletmek ve bu bulgulardan yola çıkarak bir değerlendirme yapabilmek asıl amacımız olacaktır. Araştırmamızda doküman inceleme yöntemi ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1923-1960 YILLARI ARASINDA OKUTULAN LİSE TARİH DERS KİTAPLARINDA HZ. MUHAMMED DÖNEMİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47701</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47701</guid>
      <author>Ömer Faruk KIRMIT</author>
      <description>Ders kitapları, öğrencilere içinde yaşadıkları milletin, maddi-manevi her türlü değerlerinin verilip, benimsenmesini sağlayan en önemli vasıtalardan birisidir. Bunun haricinde öğrencilerin temel çalışma kaynağı olmuş ve hatta öğretmenlerin öğrencilerine neler öğreteceğinin belirlenmesini sağlamışlardır. Bütün dünyada 19. yüzyıldan itibaren tarihe önem verilmesiyle önemli bir bilim olmuştur. Ulus devletlerin eğitim-öğretim sürecinde tarih ders kitapları ayrı bir konumda tutulmuştur. Çünkü tarih ders kitapları bir ulusa geçmişini öğretmenin yanı sıra, istenilen duygu ve düşüncenin oluşmasında mühim bir araç olarak görülmüştür. Bu çalışma ders kitaplarında Hz. Muhammed’in çocukluğundan özellikle Peygamberlik verilmesinden sonra olan yaşamını araştırmaktadır. Ders kitapları anlatım içerisinde 1923-1930 arası, Atatürk, İnönü ve Demokrat Parti dönemleri olarak, 4 kısma ayrılarak anlatılmıştır. Bu 4 dönemde bazı ders kitaplarında ve anlatım şekillerinde İslam Tarihi kaynaklarıyla uyuşmayan ifadelere yer verilmiştir. Bunun yanında İslam terminolojisinde geçmeyen ifadeler, oryantalizm gibi yabancı unsurlardan etkilenerek geliştirilen anlatım tarzı da yer yer ders kitaplarına etki etmiştir. Bu makalede amaç; örgün eğitim sisteminde 1923-1960 yılları arasında liselerde tarih ders kitapları içerisinde Hz. Muhammed döneminin öğrencilere nasıl anlatıldığını göstermek ve ders kitaplarının İslam Tarihi anlatımına ne kadar uygun olduklarını tespit, tahlil ve tenkit ederek, dönemle alakalı bir çıkarımda bulunabilmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEK PARTİ DÖNEMİ İSTANBUL’UNDA BİR SİYASAL KATILIM DİNAMİĞİ: “SANDIK ALAYI”</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47252</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47252</guid>
      <author>Kadri UNAT</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESKİ ÇAĞDA MEZOPOTAMYA’DAN ANTİK YUNAN’A SALGIN TANRILARI’NIN KONUMLARI VE EVRİMLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46683</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46683</guid>
      <author>Muhammed Fazıl HİMMETOĞLU</author>
      <description>Modern insan için oldukça şaşırtıcı bir durum olsa da salgınlar tarihin her döneminde görülen sıradan olaylardır. Modern insan beklemediği Covid-19 salgınıyla sağlık ve ekonomik kaygıların yarıştığı bir süreçle karşı karşıya kalmıştır. Öyle görülüyor ki modern insan için ekonomik kaygılar sağlık sorunlarından daha ağır basmaktadır. Salgın hızla yayılsa da ticaret ve üretim döngüsünün normalleşmeye erken başladığına şahit olmaktayız. Eski çağda da insanlık salgınlar görmüştü. Bu durum onlar için de aynı mıydı? Eski çağ insanı yaşadığı her süreci tanrılara bağlamaktaydı. Eski çağ insanı yetkin tanrılarını panteonlarda önem sırasına göre yerleştirmişti. Bu çalışmada eski çağ inanç dünyasında salgın ve şifa tanrılarının bereket ve ekonomi tanrılarından bir adım geride olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BABIALİ İLE YILDIZ SARAYI ARASINDA YETKİ KRİZİ: MİR HAŞİM OLAYI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46356</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46356</guid>
      <author>Kasım HIZLI</author>
      <description>1878 yılından itibaren yönetim gücünü Babıali’den Yıldız Sarayı’na çekmeye başlayan Sultan II. Abdülhamid, başlangıçta I. Meşrutiyet’i ilan ettiren kadronun tepkisi ve karşı manevralarıyla karşılaşsa da Babıali üzerindeki otoritesini gün geçtikçe arttırdı. Babıali’nin bertaraf edilmesi saraydaki vazifelilerin hem konumlarını hem de görevlerini kıymetli hale getirdi. II. Abdülhamid dış politika ile bizzat ilgilenmek için Hariciye Mektupçuluğu’na bendegânından Salih Münir Bey’i tayin ederek yabancı elçilerle mahremâne münasebet kurmaya memur etti. Yıldız Sarayı’nın, Salih Münir Bey aracılığıyla Hariciye Nezareti’nin yetki alanı içine giren meselelere müdahalesi, yetki karmaşasına sebep oldu. Mir Haşim, Cezayir’den Suriye’ye göç eden Emir Abdülkadir’in oğlu idi. Mir Haşim’in Fransa vatandaşlığında ve himayesinde kalarak ayrıcalıklardan yararlanmak istemesi Fransa ile Osmanlı Devleti arasında anlaşmazlıklara sebep oldu. Suriye’deki Cezayirli göçmenler meselesi Fransa’nın Osmanlı Devleti üzerindeki baskı araçlarından biri haline geldi ve ihtiyaç duyulduğunda siyasi kriz sopası olarak kullanıldı. Mir Haşim Olayı’nda resmî ünvanı Hariciye Mektupçusu olan Salih Münir Bey’in, II. Abdülhamid’e yakınlığı sebebiyle bürokratik hiyerarşiyi dikkate almadan giriştiği faaliyet, Babıali ile Yıldız Sarayı arasında yetki krizine sebep oldu. Mir Haşim Olayı bu yönüyle, Tanzimat’tan beri Saray ile Babıali arasında süregelen nüfuz mücadelesinin tekrarlandığı bir olay olma özelliği taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİYASET VE İDEOLOJİ BAĞLAMINDA YEREL BASININ İKTİDAR-MUHALEFET KUTUPLAŞMASI: DEMOKRASİYE HİZMET VE HALK POSTASI GAZETELERİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46263</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46263</guid>
      <author>Tülay AYDIN</author>
      <description>Toplumun, medya-siyaset ilişkisini hem etkileyen hem de bu ilişkiden etkilenen bir boyutta yer aldığı gerçeğini temel alan bu çalışmada, toplumun bu ilişkide nerede yer aldığı ve hangi vurucu noktalarından yakalandığı sorgulanmaktadır. Çalışmada siyasi iktidar sahipleri ya da iktidar adaylarının medya ve basını kullanarak ve belirli toplumsal değerleri manipüle ederek kitleleri etki altına aldığı varsayımı ile hareket edilmektedir. Çalışma, iktidar ve muhalefet partilerini temsil eden Maraş yerel basının iki ana unsurunu oluşturan Demokrasiye Hizmet ve Halk Postası gazetelerinin verilerine dayandırılmaktadır. Çalışmanın temel çıkarımı bu gazete yayınlarının şiddetli parti çatışmasının olduğu bir dönemde siyaseti; laiklik, köylü söylemi ve maziyi hedef alan popülist söylemler üzerine kurguladığı kanısındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE ABD VE RUSYA LİSE TARİH PROGRAMLARI VE DERS KİTAPLARININ SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ KONULARI ÖRNEĞİNDE KARŞILAŞTIRILMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45819</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45819</guid>
      <author>Osman AKHANRefik TURAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Türkiye, ABD ve Rusya’da lise tarih programlarını ve ders kitaplarını Soğuk Savaş Dönemi konuları örneğinde karşılaştırmalı olarak vermektir. Bu doğrultuda Türkiye, ABD ve Rusya’daki lise tarih programları ve ders kitapları Soğuk Savaş Dönemi örneği üzerinden incelenerek belirlenen temalar genel amaçlar, giriş soruları, ünite aktiviteleri, değerlendirme soruları ve ülkelerin birbirine bakışı çerçevesinde karşılaştırma yapılmıştır. Bu araştırma, karşılaştırmalı nitel bir araştırmadır. Araştırmanın verileri, nitel araştırma yöntemlerinden olan belge tarama yöntemi ile toplanmıştır. Çalışma örneklemi olarak, incelenen ülkelerde lise düzeyinde “Çağdaş Dünya Tarihi” adında ya da benzer adla okutulan derslerin kitaplarına ulaşılmıştır. Tespit edilen kitaplarda, incelenen ülkede araştırmanın yapıldığı 2017-2018 eğitim öğretim döneminde halen okutulmakta olan, en çok tercih edilen ve en kolay ulaşılan kitaplar, uzman görüşleri de alınarak çalışma örneklemi olarak kabul edilmiştir. Ulaşılan dokümanlardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarını genel olarak değerlendirmek gerekirse, araştırma kapsamında olan ülkelerin lise tarih dersi Soğuk Savaş Dönemi konularını aktarırken kendi siyasetlerinden etkilendiğini söylemek mümkündür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INVESTIGATION OF THE GRADUATE THESIS RELATED TO THE PRESCHOOL EDUCATION PROGRAM IN TURKEY </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48651</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48651</guid>
      <author>Filiz AYDEMİR</author>
      <description>Preschool education, which is the first step of a child's education, is of great importance as it is the period in which their cognitive, social and motor developments progress the fastest. The quality of the education provided in these years affect the development and future life of the child. The quality of the developmental education program depends on planning them by considering the age of children and their implementation by taking their development levels, interests and needs into account. As a result of the literature reviews of the postgraduate theses written in the field of preschool education programs, it has been observed that there are no comprehensive studies on this subject. Thematic distribution of master's and doctoral theses on preschool education programs in Turkey were examined in this study. Document analysis was used as a method in the research.  The population of the research consists of 1727 graduate theses on preschool education found in the archives of CHE Publication and Documentation Department. A total of 53 postgraduate theses on preschool education programs, written between 1987 and 2019, constitute the sample of the research. In the chapter on findings, the year the theses were written, the university where their research was conducted, their type and themes were examined. As a result of the examination of these researches, it was determined that concepts such as teachers' preschool education program practices, the problems they encounter in their implementation and their impact on children's development areas, creativity, character and values education were included in the theme of these studies. Moreover, the opinions of teachers, academicians, school principals and inspectors regarding the preschool education programs were also examined. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ YETİŞTİRME KONUSUNDA TÜRKİYE’DE YAPILAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48592</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48592</guid>
      <author>Kadri BEKTAŞ</author>
      <description>Öğretmen yetiştirme ve nitelikleri konusu her zaman önemli bir başlık olmuştur. Her dönem de güncelliğini korumuştur. Öğretmen yetiştirme ve nitelikleri ülke sorunu olmanın ötesinde eğitim bilimi sorunu olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla Türkiye’de öğretmen yetiştirme konusunda yapılan araştırmalar önemli görülmelidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yapılan ve Yüksek Öğretim Kurulu Tez Merkezi’nde yayınlanan sınıf öğretmeni yetiştirme ile ilgili olan lisansüstü tezleri belli kategorilerde incelemektir. Bu amaçla sınıf öğretmeni yetiştirme konusundaki araştırmaların yapıldığı üniversiteler, yayınlanma tarihleri, çalışma grubu, yöntemleri, veri toplama araçları, veri analizi teknikleri ve konu alanları açısından değerlendirilmiştir. YÖK Tez Merkezi’ndeki (15 Aralık 2020 tarihine kadar yayımlananlarla sınırlı)  lisansüstü tezler “sınıf öğretmeni yetiştirme, ilkokul öğretmeni yetiştirme” anahtar kelimeleriyle taranmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden tarama, doküman ve içerik analizi işe koşulmuştur. Çalışmada 136 tez (81 yüksek lisans, 55 doktora tezi) taranmıştır. Tarama sonucunda, sınıf öğretmeni yetiştirmeyle ilişkili olarak ulaşılan 10 lisansüstü tez (7 yüksek lisans, 3 doktora) analiz edilmiştir. Bu çalışmalarda değişik çalışma grupları (13), farklı veri toplama araçları (16) ve çeşitli veri analiz yöntemleri (11) kullanılmıştır. Araştırmalar daha çok Ankara’daki üniversitelerde yapılmıştır. Sınıf öğretmeni yetiştirmeyle ilgili tezler daha çok sosyal bilimler alanında (%70) hazırlanmıştır. Bu tezlere profesör (%50) ve doktor öğretim üyeleri (%50) danışmanlık yapmışlardır. Bu araştırmalar sonucunda en fazla öneri (%20) “öğretmen yetiştirme programlarında ve derslerde düzenleme yapılması” konusunda olmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE CONTRIBUTION OF CLIL APPROACH TO TEACHING ENGLISH AS A FOREIGN LANGUAGE; EXAMPLE OF FINLAND, POLAND AND TURKEY </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48386</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48386</guid>
      <author>Ümit Ferit ALDIMSebahattin ARIBAŞ </author>
      <description>This study aims to comparatively reveal the contributions of the CLIL (Content and Language Integrated Learning) approach being used in teaching English, in accordance with CEFR&lt;a href="#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;, as a foreign language. In the study, the English education programs of Finland, Poland and Turkey were studied in terms of similarities and differences in the methods carried out. The research was carried out with qualitative research method, comparative education and document analysis patterns. The data and results obtained from the study showed that each method used in teaching English as a foreign language cannot be sufficient on its own. In addition, it is concluded that the use of "grammar-translation" method in Turkey should be supported with communication based methods and CLIL approach. In addition, it has been observed that the significant contribution of the CLIL approach, integrated with language teaching methods, which is included in the Finnish and Polish foreign language education programs already, to the process of teaching English as a foreign language has been demonstrated through international assessments. The findings and the results of the study show that Finland and Poland, which provide foreign language education by using communicative methods and the CLIL approach, are significantly successful in this regard, it is also concluded that Turkey should revise the methods used and adapt the CLIL method to achieve better results in teaching English as a foreign language.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRETMENLERİNİN YAŞAM BOYU ÖĞRENME EĞİLİMLERİ İLE ELEŞTİREL DÜŞÜNME BECERİLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48186</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48186</guid>
      <author>Eyüp İZCİSongül ÖZDEN  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile eleştirel düşünme becerilerini belirlemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Malatya ili Yeşilyurt ve Battalgazi merkez ilçelerinde görev yapan 403 öğretmenden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Diker Coşkun (2009) tarafından geliştirilen “Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimi Ölçeği” ve Ağdacı (2018) tarafından Semerci’nin (2000) “Kritik düşünme Ölçeği” nden uyarlanan “Eleştirel Düşünme Ölçeği” kullanılmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile eleştirel düşünme becerilerini belirlemek için betimsel analizler yapılmıştır. Verilerin analizinde cinsiyet, kıdem ve branş değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla non-parametrik testler; aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada ortaokul öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve eleştirel düşünme becerileri yüksek düzeyde çıkmıştır. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile eleştirel düşünme becerileri arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN ANİMASYONLARIN DİL GELİŞİMİNE ETKİSİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNE YÖNELİK BİR ÖZEL DURUM ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47778</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47778</guid>
      <author>Elif KURT</author>
      <description>Bireylerin dil gelişimi doğumdan sonra aile ve yakın çevreyle başlar. Özellikle soyut kavramlar ile karşılaşılan dönem, okul ile tanışılan zamana rastlar. Bu dönemde dil gelişiminde okul öncesi öğretmenleri de büyük rol oynamaktadır. Günümüz koşulları düşünüldüğünde, gelişmiş teknolojik imkânlar çocukların dil gelişiminde kullanılabilecek materyalleri de çeşitlendirmektedir. Bu kapsamda değerlendirilebilecek materyallerden biri de animasyondur. Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin animasyonların dil gelişimine etkisi ile ilgili görüşlerini belirlemek ve değerlendirmektir. Bir özel durum çalışması olan bu araştırma, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda 2019 yılında görev yapan altı okul öncesi öğretmenin katılımıyla yürütülmüştür. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Bu bağlamda elde edilen veriler, sürekli karşılaştırmalı analiz metoduyla çözümlenmiştir. Araştırma kapsamında, okul öncesi öğretmenleri, animasyonların dil gelişimi üzerinde kavram, cümle ve iletişim bağlamında olumlu etkiye sahip olduğuna dair görüş bildirmişlerdir. Ayrıca, okul öncesi öğretmenleri animasyonları materyal olarak kullanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 DÖNEMİNDE EBA İLE YAPILAN UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNDE CANLI TÜRKÇE DERSLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46444</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46444</guid>
      <author>Erkan AYDIN</author>
      <description>Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 sonrasında eğitimler uzaktan yürütülmeye başlanmıştır. Bu bakımdan araştırmada, COVID-19 salgını sürecinde Türkiye’de EBA üzerinden yapılan canlı Türkçe dersleriyle ilgili öğrenci görüşlerini değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modeliyle yapılmıştır. Araştırmanın nicel ve nitel verileri bulunduğu için karma yöntem ve karma yöntem desenlerinden eş zamanlı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, ortaokul 7 ve 8. sınıfta bulunan 181 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin görüşlerini almak için araştırmacı tarafından anket hazırlanarak Google Forms üzerinden öğrencilere uygulanmıştır. Ankette 5’li likert tipi 9 soru ve 2 açık uçlu soru bulunmaktadır. Araştırmanın hem nicel hem de nitel verileri betimsel analiz yoluyla yapılmıştır. Anketin nicel verilerinin değerlendirilmesinde, SPSS 21 programı kullanılarak frekans ve ki-kare analizi yapılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinde ise öğrenci cevapları toplanarak kodlara ayrılmış, her kodun karşısına koda ilişkin öğrenci cevapları yazılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlarına göre öğrenciler, EBA üzerinden yapılan canlı Türkçe derslerini öğretici, faydalı, eğlenceli olarak görürken süre bakımından yeterli olmadığını belirtmiştir. Ayrıca cinsiyet değişkeni ile anket maddeler arasında yapılan ki-kare analizi sonuçlarına göre kız öğrencilerin lehine bazı maddelerde anlamlı İlişki görülürken; sınıf düzeyi ile maddeler arasında anlamlı İlişki görülmemiştir. Öğrencilerin açık uçlu sorulara verdiği cevaplar sonucunda canlı Türkçe dersleri ile ilgili olumlu ve olumsuz görüşlere sahip olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ KULLANIMININ ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN HAYAT BOYU ÖĞRENME TUTUMLARINA ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45152</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45152</guid>
      <author>Mine TOPDAĞIMustafa ERSOY</author>
      <description>Bireyin kişisel, sosyal ve mesleki hayatını kapsayan tüm çabalarını içeren hayat boyu öğrenme; hızla değişen dünyaya bireyin uyum sağlayabilmesi için zorunluluk haline gelmiştir. Birey için ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim yıllarında öğrendiği bilgiler, bireyin tüm hayat boyunca karşılaştığı sorunlara çözüm bulmasına yardım edemez ve karşılaşacağı yeni bilgi türlerini anlamlandırmasında yetersiz kalabilir. Bu açıdan bireyin karşılaştığı sorunları çözümleyebilmek ve amaçlarını gerçekleştirebilmek için kendi kendine öğrenmenin yolunu bulması yani hayat boyu öğrenmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojileri kullanım becerilerini ve bilgiye ulaşma yollarını geliştirmeleri amacıyla etkinlikler yapılmıştır. Bu etkinlikler öncesinde ve sonrasında uygulanan hayat boyu öğrenme tutum ölçeği puanları incelenerek etkinliklerin hayat boyu öğrenmeye etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Ön test ve son test ortalama puanlarına göre öğrencilerin hayat boyu öğrenme düzeyleri yüksek olarak yorumlanmıştır. Ön test ve son test sonuçları arasında manidar bir farklılık bulunmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN VE ÖĞRETMENLERİN GÖRÜŞLERİNE GÖRE ETKİLİ OKUL MÜDÜRÜ: NİTEL BİR ARAŞTIRMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43166</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43166</guid>
      <author>Ramazan YİRCİBünyamin BERK</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin görüşlerine göre etkili bir okul müdüründe bulunması gereken özellikleri belirlemektir. Araştırma betimsel bir çalışma olup nitel araştırma yönteminin olgubilim deseni kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Kahramanmaraş İli merkez ilçelerinde (Onikişubat, Dulkadiroğlu) bulunan kamu anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerinde okul müdürü, müdür yardımcısı ve öğretmen olarak görev yapan toplam 30 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcı görüşlerine göre etkili okulun en önemli boyutunun yönetici boyutu olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların etkili bir okul müdüründe bulunması gereken özelliklere ilişkin görüşlerinin kişisel özellikler ve liderlik özellikleri olmak üzere iki başlıkta altında toplandığı görülmüştür. Güvenilir ve dürüst bir kişiliğe sahip olma etkili bir okul müdüründe bulunması gereken en önemli kişisel özellik olarak; okul müdürünün adil olması ise en önemli liderlik özelliği olarak ortaya çıkmıştır. Katılımcı görüşlerine göre etkili bir okul müdüründe bulunması gereken yeterlilikler; yönetsel ve teknik yeterlilikler olmak üzere iki kategoride toplanmıştır. Okul müdürünün okul yönetimi alanında uzman olması en önemli yönetsel yeterlilik olarak; okul müdürünün ders denetimi ve rehberlik yapabilme kabiliyetine sahip olması ise en önemli teknik yeterlilik olarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın bir başka sonucunda katılımcılar, etkili okul müdürünün sahip olduğu en önemli iletişim becerisinin iyi bir dinleyici olmayı gerektirdiğini düşünmektedirler. Katılımcıların okul yöneticilerinin seçimine yönelik adaletli ve liyakate dayanan profesyonel bir sistem geliştirilmesi hususunda ise ortak bir görüşe sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAŞGARLI MAHMUT’UN ESERİNİN ADI ÜZERİNE BİR TEKLİF </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48664</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48664</guid>
      <author>Gökçen DURUKOĞLUAhmet BURAN </author>
      <description>&lt;ol start="11"&gt;&#13;
&lt;li&gt;yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından Arap alfabesiyle yazılan eserin adının Latin alfabesine transkripsiyonu hususunda Türkologlar arasında birlik bulunmamaktadır. Eser üzerinde çalışan hemen her araştırmacı eserin adını farklı yazmayı tercih etmiştir. Kaşgarlı Mahmut’un, 11. yüzyıl Türkçesinin sesleri hakkında yaptığı açıklamalar ile eserin hedef kitlesinin dili dikkate alınarak doğru bir transkripsiyon yapılabileceği kanısındayız. Bu yazıda, ilgili eserin verdiği bilgilerden ve yazıda kullanılan işaretlerin ses değerlerinden hareketle eserin adı üzerine bir transkripsiyon biçimi önerilmiştir.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUSTAFA KUTLU’NUN KANAAT EKONOMİSİ KAVRAMININ TARLA KUŞUNUN SESİ ADLI HİKÂYESİNDE İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48280</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48280</guid>
      <author>Gökhan GEZERAli PULAT </author>
      <description>&lt;ol start="19"&gt;&#13;
&lt;li&gt;asra kadar milletlerin zenginliği ipek, baharat, tuz gibi tabii kaynaklardan; ipek yolu, baharat yolu gibi ticaret yollarına yakın oluştan; verimli arazilere sahip olmaktan ibarettir. Bu yüzyıldan sonra zenginliğin kaynağı ileri teknik ile fabrikada üretilmiş metalardır. Böylelikle zenginliğin bağı tabiattan kopmuştur. Bu kopuşla birlikte insan, tabiatın bir parçası olduğu hakikatine de yabancılaşmıştır. Yabancılaşma tabiatı da aşarak insanın insana bağını da koparmıştır. Bu yabancılaşmanın kavramsal adına kapitalizm, bilimine de iktisat denmektedir. Kapitalizmin yayılışıyla kapitalizme itirazlar da başlamıştır. Mustafa Kutlu’nun kanaat ekonomisi ideali de kapitalizme Anadolu’dan yöneltilmiş bir itirazdır. Bu çalışmada Mustafa Kutlu’nun kanaat ekonomisi ideali Tarla Kuşu’nun Sesi (TKS) adlı hikâyesinden hareketle açıklanmaya çalışılmıştır. Bunun için öncelikle mülkiyet, emek, sermaye, kâr, rant, faiz, piyasa ve fiyat gibi iktisadi kavramlar kapitalizmle ilişkileri bağlamında açıklanmıştır. Tespitimize göre bu kavramlar kapitalist üretim biçiminin hakim olduğu ekonomik hayattan doğmuşlardır. Tarla Kuşu’nun Sesi hikâyesi ise tarımın hakim olduğu bir iktisadi hayatı işlemektedir. Bu çelişkiyi aşmak için iktisadi kavramları açıklarken kavramların altında yatan zihniyete açıklık getirmeye çalıştık. Hikâyeyi söz konusu iktisadi kavramlar bağlamında incelendik. Tespitimize göre rant, faiz, kâr kavramlarının kanaat ekonomisinde karşılıkları yoktur. Mülkiyet, emek, sermaye, piyasa ve fiyat kavramlarında ise bariz zihniyet farklılığı söz konusudur. Bu yüzden kanaat ekonomisi idealinin temelden kurulacak bir teoriyle mümkün olacağı anlaşılmıştır. Sonuç kısmında bu verilerden hareketle kanaat ekonomisi idealine temel olabilecek bir önerme sunulmuştur.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÂŞIĞIN ANLAM ARAYIŞINDA VE AŞKIN GELİŞİM SÜRECİNDE GÖZÜN VE BAKIŞIN ETKİLERİNE DAİR BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48043</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48043</guid>
      <author>Hafize Gamze DEMİREL</author>
      <description>Klasik Türk şiirinde sevgilinin güzellik unsurları arasında en çok söz konusu edilen yüzü ve özellikle de gözleri ve bakışlarıdır. Onun gözleri ve bakışları bir anda bin kişiyi yaralayabilecek ya da öldürebilecek bir güce sahiptir. Bu bakımdan da daha çok hançer, kılıç, ok gibi kesici ve delici aletlere yada cellada, kâtile benzetilir. Bu makalede hedeflenen ise klâsik Türk şiirinde sıkça işlenen sevgilinin gözünün ve bakışlarının hangi ilgilerle ve nelere benzediğinden veya benzetildiğinden bahseden çalışmaları tekrar etmek değildir. Gözün ve bakışın(gamze), ruhla ve kalple, beyinle ve akılla, bilgiyle ve sezgiyle olan ilişkisini ve uyumunu, Hakikat Bilgisi’ni (Gerçek/ Hakikî Bilgi) ile olan ilgisini, imgesel anlamlarını ve aşkın gelişim sürecindeki etkilerini, bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak, hem dünyevî, hem ilahî, hem felsefi, hem tasavvufi boyutları ile değerlendirmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKİNCİ DİL ÖĞRENİMİNDE  BİREYSEL VE BAĞLAMSAL ETKENLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47363</guid>
      <author>Gülşat BİCAN</author>
      <description>İnsanlar ilk dillerini özel bir çaba sarf etmeden öğrenir, yetkin olarak kullanırlar. Ancak, ikinci bir dili öğrenmede süreç ve sonuç farklılaşabilir. Bazıları birden çok dilde ana dili düzeyinde yetkin ve akıcı dil kullanımına ulaşırken bazıları ikinci dilinde günlük ihtiyaçlarını zorlukla karşılayabilecek düzeye erişebilir. Bu durumla ilgili alan yazında çeşitli tartışmalar yer alır. Tartışmalar, farklı değişkenler üzerinden konuyu ele almaktadır ve araştırmaların çoğu birden çok dili öğrenmede en etkili etkenlerin ne olduğunu ortaya koymaya yönelmiştir. Bu çalışmanın amacı, ikinci dil öğrenmeye etki eden etkenleri bireysel ve bağlamsal boyutuyla ele almak ve alan yazındaki son gelişmeler ışığında etkili ve verimli ikinci dil öğrenimine yönelik öneriler sunmaktır. Çalışma, betimsel bir araştırmadır ve bir tür alan yazın taramasıdır. Alan yazın tarama tekniklerinden belgesel tarama ile yürütülen araştırmada ikinci dil öğretimi alanında akademik olarak güvenilir ya da uzman kişiler tarafından yayınlanmış güncel çalışmalar, makaleler ve kitaplar belirlenen amaç çerçevesinde taranmıştır. Yapılan tarama sonucunda ikinci dil öğrenme sürecine etki eden etkenlerin birbiriyle bağlantılı ancak bireylere ve bireylerin içinde bulundukları bağlama göre farklılaşan özellikleri olduğu, bundan dolayı bu etkenlerden yola çıkılarak belirlenecek yöntemlerin çeşitlilik gösterdiği görülmüştür. Buna göre, ailelerin ya da okulların ikinci dil öğrenenlerin bireysel farklılıklarına ve ikinci dillerini öğrendikleri bağlamlara dikkat etmesi ve bunları göz önünde tutan bilimsel temele dayalı bir yol haritası izlemesi önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VİRÜTİK SOSYOLOJİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49200</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49200</guid>
      <author>Mustafa Hulki CEVİZOĞLU</author>
      <description>Bu makalede, bir virüsün tıbbi ve biyolojik etkileri ve zararlarının yanı sıra toplumsal boyuttaki etkileri ve yarattığı yaşamsal değişiklikler incelenmiştir. Görünmeyen ve beşeri olmayan bir düşman olarak beşerleri (insan topluluklarını) korkutarak, nasıl birbirine düşman edip diktatörleştirebildiği, antikçağlardan beri var oluşu, fenomenolojisi ve toplumsal virüsler üretmesi ele alınmıştır. Virüsün toplumsal etkilerinin başka bir boyutu da “ürettiği” ve “bulaştırdığı” toplumsal virüslerdir. Bunlar silinmeyecek bir damgalama (yaftalama), yabancı düşmanlığı, kişi ve ülkelere karşı tehdit algıları, izolasyon ve aşı karşıtlığı biçiminde kendisini göstermiştir. Bu makalenin incelediği konuların odağında izolasyon, kapatılma, hakların askıya alınması, total kurumların kapatılması, günlük yaşamın sekteye uğraması, değişik otorite ve iktidar ilişkilerinin ortaya çıkması, toplumsal mekânlardan kovulma ve bulunulan yerde dışlanma gibi toplumsal olgular bulunmaktadır. Küresel salgına neden olan Covid-19 virüsü, toplumların eğitim, sanat, psikoloji, siyaset ve uluslararası ilişkilerini de alt üst ederek büyük bir parçalanmaya (atomizasyona) yol açmıştır. Corona virüsü, tüm dünyayı Foucault’nun “tımarhanesine” ve “görünmeyen bir düşman/virüs” tarafından gözetlenen “panoptik cezaevine”&lt;sup&gt;®&lt;/sup&gt; çevirmiştir. Beşeri olmayan bir virüs, tüm dünyadaki tüm beşerleri (bizleri) esir almıştır. Adeta bir “virüs sosyolojisi” (Virütük Sosyoloji) doğmuş, toplumlar atomize olmuş, neredeyse “&lt;em&gt;toplumsuz bir toplum&lt;/em&gt;” ortaya çıkmıştır. Bu toplumdaki Bauman’ın akışkan gözetim kavramını aşan biçimde ortaya çıkan “süper akışkan” gözetim, ölümden kaçan bireylerin “rızasına dayalı” bir yapı oluşturmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ROL ÇATIŞMASI VE ROL BELİRSİZLİĞİNİN İŞ DOYUMU ÜZERİNE ETKİSİ: ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNE YÖNELİK BİR ÇALIŞMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47034</guid>
      <author>Yasemin ÇÖLGEÇEN</author>
      <description>Akademisyenliğin henüz başlarında bulunan ve geleceğin öğretim üyeleri olan araştırma görevlilerinin, verimli, üretken çalışabilmesi ve nitelikli araştırmalar yapıp kendilerini geliştirmesi için işini sevmesi oldukça önemlidir. Ancak araştırma görevlilerinin iş doyumunu etkileyen ve hem öğrenci olarak hem de meslek çalışanı olarak verimliliğini azaltan pek çok faktör bulunabilmektedir. Bu faktörler arasında rol çatışması ve rol belirsizliği öne çıkan etkenler arasındadır. Bu açıdan bu çalışmacının amacı araştırma görevlilerinin rol çatışması ve rol belirsizliğinin iş doyumuna olan etkisini belirlemektir. Bu amaçla Türkiye’deki üniversitelere bağlı 262 araştırma görevlisine anket uygulanmıştır. Araştırma neticesinde, rol çatışması ve rol belirsizliği ile iş doyumu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.  Ayrıca çoklu regresyon analizi neticesinde rol çatışmasının iş doyumu ve içsel doyum üzerinde doğrudan bir etkisi bulunmazken dışsal doyumla negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Rol belirsizliğinin iş doyum düzeyine etkisinin rol çatışmasına göre daha fazla olduğu da tespit edilen bulgular arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 PANDEMİ SÜRECİNDE UZAKTAN GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48888</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48888</guid>
      <author>Yahya HİÇYILMAZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemi sürecinde uzaktan görsel sanatlar eğitimi uygulamalarına ilişkin öğretmen görüşlerini incelemektir. Araştırma, durum çalışması modeline dayalı nitel bir çalışmadır. Araştırmanın amacına bağlı olarak farklı illerde ve okullarda görev yapan 12 görsel sanatlar öğretmenin görüşüne başvurulmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan veriler, içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, COVID-19 pandemi sürecinde görsel sanatlar öğretmenlerinin uzaktan görsel sanatlar öğretimine yönelik olumlu ve olumsuz görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin uzaktan görsel sanatlar öğretim sürecinde internete erişim, altyapı eksikliği ve öğrenme süreci ile ilgili sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde düz anlatım yöntemini diğer yöntem ve tekniklere göre daha fazla tercih ettikleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, öğrencilerin ve öğretmenlerin COVID-19 salgını gibi ve olağanüstü afet durumlarında uzaktan eğitime hazırlamak amacıyla yeni planlamalar ve öğretim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜÇÜNCÜ SİNEMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ VE TÜRKİYE’DEKİ GÜNCEL TARTIŞMALAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48322</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48322</guid>
      <author>Serhat YETİMOVA</author>
      <description>Üçüncü Sinema, dünyanın sömürgeleştirilmiş ülkelerinde 1950’lerden sonra görülmeye başlayan bir sinema akımıdır. Üçüncü sinema üçüncü dünya diye tarif edilen ülkelerdeki sinema biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Üçüncü Sinema akımı, sermayeden bağımsız, gerçek hayat hikâyelerinin perdeye yansıdığı, üretim, gösterim ve dağıtım araçlarının serbestçe dolaşımda olduğu bir sinema üretimidir. Bu sinema pratiğinin temel amacı dünyanın herhangi bir yerindeki emperyalist, otokratik ve sömürücü yönetim biçimlerini eleştirmektir. Bu sebeple militan ve devrimci bir sinema pratiğidir. Bu çalışma ilk olarak Üçüncü Sinema akımının tarihsel gelişim aşamalarına bakmaktadır. Sonra Türkiye’nin yakın tarihinde bu akımın özelliklerini taşıyan ne tip sanatsal ve fikirsel üretimler gerçekleştirilmiş onu ele almakta; araştırma kısmında da akımın Türkiye’deki güncel yansımaları belgesel filmler özelinde eleştirel söylem analizi metodunu kullanarak değerlendirme konusu yapmaktadır. Söz konusu yönetmenlerin belgeselleri incelendiğinde Üçüncü Sinema akımının özelliklerini üretim-gösterim ve dağıtım noktasında taşıdığı tespit edilirken özellikle kent-taşra ayrımı, kentsel dönüşüm ve mülkiyet hakkı, insan ve kadın hakları, fırsat eşitsizliği ve azınlık hakları gibi konuları işledikleri görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZEMAHŞERÎ’NİN MÜŞKİL ÂYETLER ARASINDAKİ TAARUZU ÇÖZÜMLEMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47856</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47856</guid>
      <author>Valmire BATATINA KRASNIQI</author>
      <description>Yüce Allah, insanlar tefekkür edip anlasınlar diye Kur’ân’ı kolaylaştırdığını beyan etmekle birlikte, onun bir kısım âyet-i kerîmeleri kolaylıkla anlaşılabilecek bir nitelikte iken (muhkem âyetler), diğer bir kısmının ise üzerinde araştırma ve derin incelemeler yapmakla anlaşılabileceğini (müşkil âyetler) vurgulamaktadır. Dolayısıyla Kur’ân’ın doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için ulûmu’l-Kur’ân olarak bilinen ilimlerin bilinmesi gerekmektedir. Bunlar arasında şüphesiz Müşkilü’l-Kur’ân ilmi de yer almaktadır. Kur’ân âyetleri arasında yahut âyet-i kerîmeler ile vâkıa arasında, zâhirde varmış gibi görülen müşkillerin çözüm yollarını ele alıp inceleyen bu ilim sayesinde, ortaya çıkan yanlış yorumlar da izale edilmiş olur. Zaten Kur’ân’da, âyetler arasında herhangi bir çelişki, tutarsızlık söz konusu olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu anlayıştan hareketle Hârizmli olan çok yönlü âlim ez-Zemahşerî (v. 538/1144) bazı müşkil ifadeler üzerinde durarak onları çözüme kavuşturmaya çalışmış ve Kur’ân’da tutarsızlığın olmadığını göstermiştir. Bunu yaparken müfessir, bazen aynı mevzuyla ilgili Kur’ân-ı Kerîm’in değişik yerlerinde yer alan farklı ifadelerin veya konunun aşamalarını ve değişik yönlerini göz önünde bulundurmuş bazen de bir ifadenin hakikat veya mecâz anlam taşıyabileceğini ifade etmiştir. Müellifin, insanoğlunda bulunan akıl ilkesinden hareketle bir müşkile yaklaştığı ve izahında bulunarak meseleyi çözüme kavuşturduğu da görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


