






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2021 Sayı LII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1486</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE BİR AĞNAM VERGİSİ UYGULAMASI: KASAP SÜLEYMAN’IN HİKAYESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49126</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49126</guid>
      <author>Mesut SERT</author>
      <description>Osmanlı İmparatorluğu döneminden miras kalan vergilerden biri olarak Ağnam Vergisi, Cumhuriyet döneminde başta ismi olmak üzere çeşitli değişiklikler geçirerek 1960 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. Vergi konusu olan hayvanın fiyatı ile kıyaslandığında tahsil edilen vergi miktarının yüksek oluşunun temel şikayet konusu olduğu bu vergiye karşı mükelleflerin yaygın olarak hayvanlarını sayım memurlarından kaçırma şeklinde bir yönteme başvurduğu bilinmektedir. Çoğu zaman başarılı olmuş görünen bu yöntemin, tespiti durumunda yaptırımları da söz konusu olmuştur. Vergi ödeyiciler açısından bir vergi kaçırma anlamına gelen bu pratiklerin tespitinin ancak sözlü anlatılarda mümkün olacağından hareketle çalışmada sözlü tarih yöntemi kullanılarak vergi anlatıları derlenmiştir. Çalışmada bütünlüklü bir anlatıya ulaşabilmek için vergi ilişkisinin iki tarafı, mükellef ve tahsildarları kapsar şekilde gerçekleştirilen sözlü tarih yönteminden elde edilen bulgular ışığında Ağnam vergisinin yerelde nasıl işlediği incelenmiştir. Çalışma sonucuna hayvanların sayım memurlarından kaçırılmasına yönelik uygulamanın yaygınlığı doğrulanırken; daha da önemlisi yazılı kaynaklarda tespiti imkansız ve aynı ölçüde yerelde vergi ilişkisinin işleyişine yönelik orijinal bir örnek olarak Kasap Süleyman anlatısı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTA ÇAĞDA FRANSA NELER ÇEVİRİYORDU? </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49548</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49548</guid>
      <author>Seda DURALİlknur BAYTAR </author>
      <description>Orta çağın siyasi ve kültürel gelişmelerinin altında &lt;em&gt;translatio imperii et studii&lt;/em&gt;, yani&lt;em&gt; gücün ve ilmin aktarılması&lt;/em&gt; şeklinde tanımlanabilecek bakış açısı yatmaktadır. Bu görüşe göre, siyasi ve kültürel miras antik Yunan medeniyetlerinden Roma İmparatorluğu’na, oradan da Avrupa’ya aktarılmıştı. Bu mirasın yasal varisleri olduğunu iddia eden İngiltere, Fransa gibi ülkeler siyasi güçlerini kendilerinden önceki medeniyetlerin ve imparatorlukların gücüne ve ilmine dayandırarak üstünlük mücadelesine girişmişlerdir. Bu mücadele kültürel çalışmalarda da kendini göstermiş, dönemin hatırı sayılır edebi eserlerinde yasal varisliği vurgulamak amacıyla hükümdarlara kahramanlık teması altında övgüler yağdırılmış ve Antik Yunan eserlerinden uyarlanan öykülerde, hükümdarlar antik eserlerde geçen kahramanlarla özdeşleştirilmiştir. Öte yandan, Haçlı Seferleri neticesinde Arap-İslam toplumu ile gerçekleşen etkileşim ve Toledo Çevirmenler Okulu’nda yürütülen çeviri faaliyetlerinden etkilenen Avrupalı ülkeler yoğun kültürel faaliyetler içine girmiştir. Bu kapsamda, çalışmada bilgilendirici araştırma yöntemi aracılığıyla Fransa’nın yapısı gözden geçirilerek, orta çağda Fransa’nın toplumsal ve kültürel ilerleme aşamasında yürüttüğü edebi faaliyetlerden hareketle genel olarak çeviri faaliyetleri üzerinde durulacaktır.   </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTİK ROMA’NIN SALGINLAR İLE GENİŞLEYEN PANTHEONU</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49876</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49876</guid>
      <author>Derya Çığır DİKYOL</author>
      <description>Salgın hastalıklar demografik, siyasi ya da ekonomik açıdan değişime yol açmanın yanında dini inançlar bağlamında da bir takım değişikliklere sebebiyet vermişlerdir. Bu durum özellikle çok tanrılı inanışlara sahip olunan antik dönemde daha yoğun bir biçimde izlenmektedir. Bu çalışma antik Roma’nın Krallık ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşanmış olan salgın hastalıklar sırasında Roma pantheonuna eklenen tanrıları, tanrıçaları ve yabancı bir takım dini uygulamaları konu almaktadır.  Salgın hastalıkların her toplumda panik ve çaresizliğe sebep olduğu bilinmektedir ve bu durum elbette özellikle tıp bilgisinin yetersiz kaldığı antik dönem toplumlarında kutsala yönelmede daha fazla etkili olmuştur. Çalışmada özellikle Roma’da bahsi geçen dönemlerde yaşanan salgınlar hakkında bilgi veren antik kaynakların aktarımlarından faydalanılmış ve bu çerçevede Roma dininin süreç içerisinde geçirdiği değişimin ve salgınların bu değişimdeki rolü üzerinde durulmuştur. Yunan kültürünün yoğun etkisi yanında salgınların da Roma pantheonuna yeni tanrılar ve yeni ritüeller eklenmesine sebebiyet verdiği ve zamanla bu kültlerin ve uygulamaların Roma dininin ve kültürünün bir parçası olması dikkat çekicidir. Bunun dışında salgınlara ilişkin aktarımlar Roma’nın erken dönemlerinde Etrüsk ve Yunan kültürleri ile iletişimini ve etkileşimini göstermesi bakımından da ayrıca önem taşımaktadır. Sonuç olarak,  salgınlarla mücadelede Roma, hastalıkların tanrıların cezalandırma yöntemi olarak gönderilmiş olduğu düşüncesiyle kutsala yönelmiş, kendi tanrılarından cevap alamadığı noktada ise yabancı inanış ve uygulamaları benimseme yoluna gitmiştir.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EXAMPLES FROM ASIAN HUNS TO KARLUKS OF THE PRE-ISLAMIC OLD TURKISH CITIES</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49366</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49366</guid>
      <author>Mert AĞAOĞLU</author>
      <description>It is accepted that cities have emerged on earth since the Sumerians. The cities that appeared for the first time in the Mesopotamia region in the Eastern Civilization spread to other parts of the world over time. The building materials used in the cities differed according to the regions, which has been effective in the permanence of the architectural structures in the cities. Some of the cities established in the past have been destroyed and have not survived. Some of these have left no traces, but some of them have survived into ruins. Almost none of the ancient Turkish cities before Islam, which is the subject of the study, have survived. Throughout history, it is known that cities have been established near rivers. The first city ruins identified belonging to the Asian Huns BC dated to the 1st century. In this study; the emergence and development of pre-Islamic Turkish cities, almost none of which could come to our time, was revealed. This study was limited to the Huns, Gok-Turks, Uighurs and the city of Kayalik the capital of Karluk. The article includes research works based on first-hand sources and archaeological studies (book, book chapter, article, thesis, encyclopedia article), and the states that emerged with the acceptance of the Islam of the Turks and the works they built were excluded from the scope because they are a separate research subject.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE SİYASAL PARTİ ÇALIŞMALARI TARİHİNE BİR BAKIŞ: CHP ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49210</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49210</guid>
      <author>Gökhan Göktürk</author>
      <description>Modern siyasal hayatın en önemli unsurlarından biri siyasal partilerdir. Özelikle siyasal katılımın artması ile birlikte siyasal partiler iktidarı elde etmenin temel aracı haline gelmiştir. Batı'da on dokuzuncu yüzyılın ortalarında modern halini almaya başlayan partiler, Türkiye’de de Osmanlı’nın son dönemi içerisinde kendisini göstermeye başlamıştır. Buna karşılık çok partili sistemin modern anlamda yerleşmesi ise yirminci yüzyılın ikinci yarısını bulmuştur. Bu geçiş Türkiye’de siyasal partilerin akademik düzlemde tartışılmasını ve yayın hayatının canlanmasını beraberinde getirmiştir. Çok partili sürece geçiş sonrasında siyasal partileri tanımlama ihtiyacı hızla artmış ve siyasal partiler üzerine çeşitli disiplinler tarafından yapılan çalışmalar kendisini göstermeye başlamıştır. Türkiye’de siyasal partiler üzerine yapılan çalışmalar içinde Cumhuriyet Halk Partisi özel bir konuma sahiptir. CHP’nin kurucu bir kimliğe sahip olması ayrıca Cumhuriyet tarihi boyunca sürekliliğe sahip tek parti konumunda bulunması bu ilgiyi arttırmaktadır. Bu makalede Türk siyasi tarihi bağlamında siyasal parti çalışmalarının seyri, CHP üzerine yapılan çalışmalar örneği kapsamında tarihsel bir süreklilik içinde ele alınmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVI. YÜZYILIN SON ÇEYREĞİNDE RÛM EYALETİNDE “ŞAH’A MEYLEDENLER” </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49854</guid>
      <author>Murat ALANDAĞLI</author>
      <description>Ülkemizde Alevilik-Bektaşilik tarihine dair çalışmalar daha ziyade XVI. yüzyılın ilk yarısı ile XIX. yüzyıl bağlamında ele alınmıştır. İlk devire dair çalışmalarda Osmanlı-Safevi çekişmesi ve bu durumun imparatorluk tebaası Kızılbaş topluluklar üzerindeki etkisi daha çok siyasî ve itikadî bağlamda irdelenmiştir. İkinci döneme ait çalışmalar ise nispeten imparatorluk idaresinin merkezileşme çabaları ve bu durumun kızılbaşlar nezdinde yaratmış olduğu tesire dönüktür. İmparatorluk idaresinin, Anadolu kırsalında sıradan hayatını yaşarken dönemin kendine has özellikleri nedeniyle oluşan siyasî, sosyal ve itikadî havasından etkilenerek görünür olan Kızılbaşların, Safevilerle irtibatının kesilmesine dair gayretini erişebildiğimiz belgelerden rahatlıkla görebilmekteyiz. 17. ve 18. yüzyıllarda gerçekte ne olup bittiğine dair sarih bilgiler olmasa da azalan Safevi tazyikiyle 19. yüzyıla kadar dingin bir hayatın devam ettiği düşünülebilir. Bu çalışma aslında daha ziyade ilk dönem örneklerine farklı bir bakış acısıyla katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bakış acısı aslında başvuru kaynağının niteliği ve öneminden beslenmiştir. Ülkemizde daha ziyade siyasî, idarî, malî ve askerî maksatla tetkik edilmiş tahrir defterleri Osmanlı-Safevi mücadelesi ve kızılbaşların durumu hakkında önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Vilayet-i Rum ve havalisine ait bu minvaldeki defterlerin tetkikiyle şimdiye kadar siyasî ve itikâdî boyutuyla ele alınan meselenin ayrıca malî bir yönünün de olduğu görülmektedir. Haliyle çalışmada bu hususa dair tespitlerin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Ancak bu sayede kızılbaşa meyleden bir Anadolu köylüsünün hem kendisi ve hem de imparatorluk idaresi nezdindeki çıkmazlarına dair ipuçlarına erişilebilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTİK YUNAN TOPLUMUNDA HETAIRALARIN VARLIĞI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49877</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49877</guid>
      <author>Evren Şar İŞBİLEN</author>
      <description>Hemen her toplumda fahişelik, kökleri çok eski tarihlere değin ulaşan bir iş koludur ve toplumların karakterine göre işlevi ve konumu farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda son derece katı şekilde kadınları baskılayan ve perde arkasında tutan Antik Yunan kültüründe de bu meslek grubunun pek çok sınıfa ayrılarak karşımıza çıkması şaşırtıcı değildir. Ancak yine de ‘&lt;em&gt;hetaira&lt;/em&gt;lık’ gibi farklı ve tanımlanması güç, statü anlamında bu mesleğe ait diğer gruplardan oldukça ileride, soylu kadınlardan çok daha özgür ve eğitimli bir sınıfın ortaya çıkışı dikkate değerdir. Ancak Antik Çağ’da &lt;em&gt;hetaira&lt;/em&gt;lık üzerine yapılan değerlendirmeler genellikle ünlü &lt;em&gt;hetaira&lt;/em&gt;ların hayatlarının derlenmesi ile sınırlı kalmış ve &lt;em&gt;hetaira&lt;/em&gt;ların varlığına toplumsal bütünün bir parçası olarak yaklaşılmamıştır. Bu çalışmada amacımız,&lt;em&gt; hetaira&lt;/em&gt;ların antik kaynaklar ışığında hem tarihsel kimliğinin irdelenmesi hem de Antik Yunan toplumunun yapısı itibariyle neden &lt;em&gt;hetaira&lt;/em&gt;lık kurumunu üretmiş olabileceğinin toplumsal cinsiyet ilişkileri kuramı bağlamında bir değerlendirmesinin yapılmasıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİVAS KONGRESİ’NE GİDEN NİĞDE VE NEVŞEHİR MURAHHASLARININ TUTUKLANMASI VE  SEÇİMLERE GİDEN SÜREÇ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50699</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50699</guid>
      <author>Aslıhan KILINÇ</author>
      <description>Millî Mücadele yıllarında Niğde, Nevşehir başta olmak üzere diğer kazaları ile birlikte işgallere tüm gücüyle direnmiştir. Özellikle İzmir’in işgali bölgedeki teşkilatlanma çalışmalarını arttırmış, Niğde halkı gerek padişaha çektikleri telgraflarla gerekse bölgesel faaliyetlerle Millî Mücadele’de yerini almıştır. Temsil Heyeti ve Mustafa Kemal Paşa’da Sivas Kongresi ve seçimlere giden bu kritik süreçte Niğde ve kazaları ile haberleşmeyi kesmeden teşkilatlanma çalışmalarına destek vermiştir. Hem Niğde halkının hem de Temsil Heyeti’nin gayretleriyle Niğde ve kazalarından Sivas Kongresi’ne murahhas gönderilebilmiştir. Murahhaslar yollarını eşkıyaların kesmesi ve tutuklanmalar da dâhil yolda karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen Sivas Kongresi’ne katılmış burada alınan kararların Niğde ve kazalarında uygulanması için ellerinden geleni yapmışlardır. Böylece seçimler yapılmış ve Sâbık Mebus Niğde’li Muhiddin Bey, Nevşehir’li Ata Ataullah Bey ve Darü-l Fünun Edebiyat Fakültesi Müdürü Mehmed Emin Bey mebus olarak seçilmiştir. Mebuslar 16 Mart 1920 tarihinde meclisin işgal edilmesine kadar Son Meclis-i Mebusan da görev yapmış sonra da TBMM’ne girmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE KEMALİZM VE PARTİLERİN DİN SİYASETİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50827</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50827</guid>
      <author>Muhterem ALTIN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Türkiye’de siyasi partilerin din alanıyla ilgili nasıl bir siyaset izlediklerini ve bu alanla ilgili siyasetlerini yaparken Kemalist ideolojiden nasıl etkilendiklerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda öncelikle Kemalist ideolojinin dine yönelik yaklaşımı ve laiklik anlayışı ele alınmıştır. Ardından Cumhuriyet döneminde etkili olmuş siyasi partilerden Cumhuriyet Halk Partisi’nin, önemli merkez sağ partilerin ve milli görüş partilerinin din siyasetleri ele alınmıştır. Çalışma kapsamında bu partilerin programları, dinle ilgili söylemleri ve bu alanla ilgili icraatları incelenmiştir.  Bunlarla birlikte konuyla ilgili diğer kaynaklardan da yararlanılmış ve elde edilen veriler yorumlanarak sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Türkiye’de din ve siyaset ilişkisine dair üç bakış açısının olduğunu ve siyasi partilerin din siyasetlerinin bu bakış açılarına göre şekillendiği tespiti yapılmıştır. Ancak Kemalist ideolojinin ve bu ideoloji doğrultusunda oluşmuş laiklik anlayışının baskın anlayış olduğunu, bu ideolojiye ve laiklik anlayışına sahip kurumların çeşitli şekillerde diğer partilere müdahale ettiklerini, bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi hariç, diğer partilerin din siyasetlerini istedikleri şekilde belirleyemedikleri sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSLERİNDE METİN TÜRLERİNİN ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ (MALATYA İLİ ÖRNEĞİ) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50989</guid>
      <author>Selahattin TOPBAŞİlhan ERDEM  </author>
      <description>Bu çalışmada, ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı (TDE) derslerinde metin türlerinin öğretimi ile ilgili durum, ayrıntılarıyla tespit edilerek TDE öğretiminde ana malzeme olan metin türlerinin daha iyi öğretilebilmesi için çözümler bulabilmek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Malatya ilinde görev yapan TDE dersi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 32 öğretmenle görüşme yapılmış, veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Buna göre öğrenciler metin türlerini tespit ederken metni oluşturan birim, metnin yazılış amacı, gerçeklikle ilişkisi ve metinde kullanılan anlatım türü gibi değişkenlere dikkat etmektedir. Öğretmenler, öğrencilere metin türlerini öğretirken olay yazılarındaki yapısal unsurlara, metnin yazılış amacına, gerçeklikle ilişkisine, metinde olayın varlığına/yokluğuna, kurgunun olup olmamasına, kelimelerin kazandığı anlamsal değişimlere vb. dikkat çekmektedir. Ders kitaplarındaki metinlerin geneli türünün belirgin özelliklerini yansıtmaktadır. Araştırmada elde edilen sonuçlara uygun olarak benzer çalışmaların ortaokul ve lise düzeyinde farklı illerde yapılabileceği, öğretmenlerin metin türlerinin öğretimi noktasında bilinçlendirilebileceği ve özellikle tiyatro türünün konuşma becerisi üzerindeki etkisinin araştırılması gerektiği şeklinde çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNDE ÖĞRETMENLERİN YAŞADIĞI SORUNLAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50089</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50089</guid>
      <author>Mehmet ŞAHİN</author>
      <description>Öğretmenlerin pandemi döneminde uygulanan uzaktan eğitim sürecinde yaşadıkları sorunların çözülebilmesi için öncelikle bu sorunların belirlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır.  Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin pandemi döneminde uygulanan uzaktan eğitim sürecinde yaşadıkları sorunları belirlemektir. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan bu araştırmada durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara’nın Altındağ ilçesindeki ortaöğretim kurumlarında (Lise) görevli 20 öğretmen oluşturmaktadır. Bu araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın amaçlarına uygun olarak 4 açık uçlu soru hazırlanmıştır. Araştırmada bazı öğretmenlerin bilgisayarının olmadığı, evde eş ya da çocuklarla dönüşümlü kullandıkları ve bilgisayarla ilgili teknik sorun yaşadıkları sonucu ortaya çıkmıştır.  Öğretmenlerin çoğunluğunun evde bağımsız çalışma odasının olmadığı, eş ya da çocukların da uzaktan eğitim/iş amaçlı çalışması halinde gürültü yaşandığı, bazı öğretmenlerin çalışma masasının olmadığı saptanmıştır. Ayrıca uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin çoğunluğunun derse katılmadığı ve ödev takibinde sorunlar yaşandığı,  derslerin içeriğinin uzaktan eğitime uygun olmadığı, özellikle uygulamalı dersler için uygun mekân ve materyalin bulunmadığı ve derslerin işlenmesinde zorluk yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2019 TÜRKÇE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI’NDAKİ (1-8. SINIFLAR) OKUMA KAZANIMLARININ YARATICI OKUMAYA UYGUNLUĞU </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50041</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50041</guid>
      <author>Elif AKTAŞ</author>
      <description>Türkçe dersinin öğrenme alanlarından biri olan okuma, öğrencinin yaşam boyu kullanacağı temel becerilerden biridir. Bu anlayıştan hareketle, Türkçe Dersi Öğretim Programı (TDÖP), öğrencilerin birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar okuma-anlama becerilerini geliştirmeye odaklanmaktadır. Okuma becerisinin geliştirilmesinde son zamanlarda yaratıcı okuma, eleştirel okuma, tahmin ederek okuma, tartışarak okuma, soru sorarak okuma, canlandırarak okuma gibi alternatif okuma yöntem ve teknikleri ön plana çıkmıştır. Bunlar içerisinden özellikle yaratıcı okuma; okuduğunu anlama becerisini, okuma motivasyonunu ve okuma tutumunu olumlu yönde etkileyen önemli bir teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, TDÖP’deki okuma kazanımlarının yaratıcı okumaya uygunluğunu tespit etmektir. Araştırmada veri toplama aracı olarak ilgili literatürün derlenmesiyle oluşturulan ‘&lt;em&gt;Yaratıcı Okumaya Uygunluk Ölçütleri’ &lt;/em&gt;formu&lt;em&gt; &lt;/em&gt;kullanılmıştır. Araştırmanın inceleme nesnelerini ise 2019 TDÖP’deki okuma kazanımları oluşturmaktadır. Nitel bir yaklaşımla desenlenen araştırmada doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise nitel araştırma tekniklerinden içerik analizi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, 2019 TDÖP’deki ilkokul düzeyinde (1-4. sınıflar) yer alan toplam 103 okuma kazanımından 14’ünün; ortaokul düzeyinde yer alan 142 okuma kazanımının 15’inin yaratıcı okumaya uygun olduğu tespit edilmiştir. İlkokuldan ortaokula kadar okuma kazanımlarındaki sayısal artışa rağmen yaratıcı okumaya uygun kazanımların aynı oranda artmadığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANALYSIS OF ARGUMENTATION APPLICATION IN TERMS OF LEARNER EXPERIENCES </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49847</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49847</guid>
      <author>Sümeyra Zeynep ETMehmet Nuri GÖMLEKSİZ </author>
      <description>Problem-solving, inquiry, decision-making, and supporting these decisions on solid grounds are among the skills expected from today’s individuals. Experiences in inquiry-based learning environments are crucial for individuals to fulfill these requirements. In this context, the research aims to determine the opinions and experiences of 24 science teacher candidates who participated in the Argumentation-Based Inquiry (ABI) approach practices, one of the inquiry activities. Research data were collected through student journals. The research aimed to determine the feelings and thoughts of teacher candidates regarding argumentation practices with student journals. Research data were analyzed using the content analysis method. Some of the results obtained in the study are as follows. Teacher candidates stated that the ABI approach made the course entertaining and interesting. They stated that they can actively participate in the process so that the knowledge they have gained regarding the answers to the questions they seek becomes more meaningful. Further, teacher candidates have often expressed in the journals that they have an important awareness to be able to make claims in this process and to support their claims with evidence, i.e., to defend their ideas.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN DUYGU YÖNETİM BECERİLERİ İLE OKULUN DUYGUSAL İKLİMİ ARASINDAKİ İLİŞKİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48662</guid>
      <author>Efraim ÖZTÜRKMukadder BOYDAK ÖZAN </author>
      <description>Duygular, düşünen, sosyal bir varlık olan insanın bulunduğu her alanda hakim ve davranışlar üzerinde oldukça etkili olan dürtülerdir. Duyguların insan eğitimi üzerinde şekillenen okullardaki etkisi, bu etkinin istenilen seviyeye getirilerek eğitim-öğretime katkıda bulunulması önem oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, öğretmen görüşlerine göre duygu yönetim becerileri ile okullardaki duygusal iklim arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde bulunan ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma, ilişkisel tarama deseninde yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin duygu yönetim becerileri ile okulların duygusal iklimi arasında zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. En yüksek düzeydeki ilişkinin duygusal yorgunluk ve öfke yönetimi arasında olduğu; en düşük düzeydeki ilişkinin ise empati ve olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme arasında olduğu belirlenmiştir. Eğitim-öğretime olumlu duyguların aktarılabilmesi açısından öğretmenlerin, gerek teori alanında gerek ise pratikte duygu yönetimi konusunda eğitimler almaları önem arz etmektedir. Ayrıca duygusal açından pozitif bir şekilde düzenlenecek olan okul ortamının, öğretmenler ve dolayısıyla eğitim-öğretim üzerinde olumlu etkilerde bulunacağı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FAZIL AHMET AYKAÇ’IN EĞİTİMLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49578</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49578</guid>
      <author>Emine ÖZLEKHasan KAVRUK </author>
      <description>Eğitim sorunlarının çokça konuşulduğu II. Meşrutiyet Dönemi’nde, konuyla ilgili önemli eserler de yazılmıştır. Şair, yazar ve eğitimci Fazıl Ahmet Aykaç’ın (1884-1967) Terbiyeye Dair adlı eseri bunlardan biridir. Yazarın, eğitime ilişkin görüşlerini belirlemeyi amaçlayan bu çalışmada; veriler, doküman incelemesi yöntemiyle toplanmıştır. Toplanan veriler, betimsel analiz tekniği ile incelenmiş; eserin, eğitim bilimlerindeki yeri ve yazarın eğitim anlayışı belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgulara göre yazarın; zihinsel, bedensel ve ahlâkî açıdan bütün olarak ele alınması gereken bir eğitim anlayışını (eğitimde bütünlük ilkesi) benimsediği tespit edilmiştir. Eğitimin amaç ve niteliğine geniş ölçüde yer verilen eserde, toplumun ihtiyaç duyduğu nitelikli insanın yetiştirilmesi bakımından ailenin ve erken çocuklukta duyu eğitiminin önemine vurgu yapılmıştır. Okulun fiziksel özellikleri üzerinde hassasiyetle durulmuş, bireylerin düşünsel gelişiminde, birlikte yürütülmesi gereken temel eğitim ve meslek eğitiminin önemine işaret edilmiştir. Eserde, bütün bu alanlarda ilerleme sağlamanın da kızların ve annelerin eğitimi ile mümkün olacağı belirtilmiştir. Çalışmanın sonucunda eserin, çağdaş pedagoji/eğitim bilimi kitabı niteliğinde olduğu, eğitim bilimleri ve eğitim tarihi açısından, önemli bir yeri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eser üzerinde, herhangi bir çalışma yapılmamış olması, Türk eğitim tarihi, pedagoji tarihi açısından büyük bir eksikliktir. Bu çalışmada, Terbiyeye Dair ışığında, Fazıl Ahmet Aykaç’ın eğitime dair görüşleri belirlenerek eserin, önemi ortaya konmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÖNETİCİ PERSPEKTİFİNDEN SINIF ÖĞRETMENLERİNİN PROGRAM OKURYAZARLIK BECERİLERİNİN ANALİZİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49301</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49301</guid>
      <author>Fatih Selim ERDAMARBürhan AKPUNAR  </author>
      <description>İlkokul yöneticilerinin, sınıf öğretmenlerinin program okuryazarlığı becerisine yönelik algılarını analiz etmeyi amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde yürütülmüştür. Diyarbakır, Şırnak ve Şanlıurfa illerindeki ilkokullarda görev yapan toplam 163 yönetici üzerinde yürütülen araştırmada veriler, Yönetici Algısı Ölçeği ile toplanmış ve betimsel istatistiki tekniklerle analiz edilmiştir. Analizlerde ulaşılan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. Araştırmaya katılan ilkokul yöneticilerine göre, sınıf öğretmenlerinin programı uygulama becerisi, program bilgisinden daha yüksektir. Buna göre sınıf öğretmenleri, orta düzeyde bildikleri öğretim programlarını yüksek düzeyde uygulama yeterliğine sahiptirler. Sınıf öğretmenlerinin program okuryazarlığı becerisinde, teorik ve pratik boyutlar arasındaki dengeyi yansıtmayan bu yeterlikleri, çelişkili bir durumdur. Araştırmada bu çelişkili durum, kuram (teori) ile uygulama ve bilmek ile yapmak arasındaki denge çerçevesinde tartışılmıştır. Bu tartışmalarda, sınıf öğretmenlerinin, mevcut (resmi) programların teorik bazı öngörülerini dikkate almadan bu programları ihmal edilen program ve extra program şeklinde uyguladıklarına dikkat çekilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin, resmi programları kuramından kısmen bağımsız olarak ihmal edilen program biçiminde uygulamaları, rastlantısal ve bilinçsiz devinim olarak nitelendirilmiştir. Bunun ise, öğretim sürecinde planlanan (teori) ile uygulanan (pratik) arasında farka yol açacağı öngörülmüştür. Bu farkın da, okulların mikro kazanımları ile TES’in makro hedeflerine ket vurma riski taşıdığı belirtilmiştir. Araştırmada son olarak, okullardaki formal eğitimin bütünlüğü ve amacına ulaşması ile TES’in makro hedeflerine ulaşması bakımından öğretmenlerin program okuryazarlığının teorik ve pratik boyutlarının her ikisinde de yeterli olmasının önemine vurgu yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EXAMINATION OF SCHOOL MANAGERS' METAPHORICAL PERCEPTIONS REGARDING THE CONCEPT OF </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49539</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49539</guid>
      <author>Nesip DEMİRBİLEKFerhat HAN </author>
      <description>The aim of this study is to determine how school administrators conceptualize and perceive the concept of educational administration through metaphors. In the study, phenomenological design, one of the qualitative research methods, was used, and purposeful sampling technique was used to determine the study group. A total of 152 school administrators working in Bingol state schools in the 2020-2021 academic year were included in the research. The metaphor sentence was sent online to the education administrators. The "content analysis" technique was used to analyse the data. 116 different metaphors produced in the study were collected under 13 categories. According to the results of the research, by the education administrators; most metaphors were produced in the category of “ensure coordination”. The categories ranged from top to bottom according to frequency values: ensure coordination, requiring expertise, guiding, and directing the future, to work and practice, to provide efficiency, to be planned and organized, to be a decision maker, to require innovation, to provide control requires commitment, rational, systematic, and theoretical. Arrangements can be made to encourage education administrators to do a doctorate in departments related to educational administration.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ AKILLI TELEFON BAĞIMLILIĞININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48748</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48748</guid>
      <author>Ayşenur KULOĞLUFulya Görkem ORHAN  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının akıllı telefon bağımlılığının çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 472’si kadın ve 152’si erkek olmak üzere 624 kişi katılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları demografik bilgi formu ve akıllı telefon bağımlılığı ölçeğidir. Demografik bilgi formu öğretmen adaylarının cinsiyet, bölüm, sınıf, gelir düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, barınılan yer, akıllı telefon kullanma amacı, sosyal medya hesabı sayısı, akıllı telefonun günde ortalama kullanma süresi ve yılda ortalama akıllı telefon değiştirme miktarı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Kwon ve arkadaşları (2013) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlanma çalışması Demirci ve arkadaşları (2014) tarafından yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerin ortaya koyduğu sayısal veriler parametrik olduğundan ikili karşılaştırmalar için t testi, ikiden fazla değişken arasındaki karşılaştırmalarda ise varyans analizi (Anova-Oneway) uygulanmıştır. Karşılaştırmalarda anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Anlamlı farklılığın olduğu durumlarda gruplar arası anlamlı farklılığı belirlemek amacıyla LSD testi tekniği uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesi SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda cinsiyet, bölüm, sosyal medya sayısı ve akıllı telefonu günde ortalama kullanım süresi ile akıllı telefon bağımlılığı arasında anlamlı farklılık olduğu sonucuna varılmıştır.  Sınıf, gelir düzeyi, anne- baba eğitim durumu, barınılan yer, sosyal medya sayısı ve yılda ortalama akıllı telefon değiştirme miktarı arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Akıllı telefon kullanım amaçları incelendiğinde, katılımcıların çoğu bilgi alma, sosyal medya, alışveriş, ulaşım ve oyun seçeneklerinin hepsini kullanım amacı olarak belirtilmektedirler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PROMOTING INTERCULTURAL COMPETENCE THROUGH AUTHENTIC MATERIALS AND INNOVATIVE WAYS IN ENGLISH LANGUAGE TEACHING IN TERTIARY EDUCATION</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48757</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48757</guid>
      <author>Sevda İMANOVA</author>
      <description>The article deals with the idea of accepting of the process of foreign language learning as means of student’s intercultural competence promoting at high schools, which is considered very important nowadays for their future. The Council of Europe has already included intercultural competence in the list of competencies that are important for the successful realization and adaptation of future professionals studying in any field in the modern information society and working conditions. The theoretical background of this issue has been examined including the content of teaching material: authentic materials and their pros and cons have been thoroughly analyzed. English language teachers have a great opportunity to contribute in intercultural development of the society in bringing up young generation that will be able to live successfully and work with the representatives of all cultures. Person knowing more than one language has an opportunity of entering the world of other people thinking and believing differently, accepting, experiencing their culture, traditions, life-styles, psychology. In the same way, he demonstrates and introduces his own native culture and values. This study highlights the necessity of native and foreign cultures co-study, which describes the ways of effective inclusion of the native culture component in the lessons and considers realization of the basic methodical principles. Paper deals with necessity of mastering foreign and native culture, national identity and values through TFL for successful integration into the global world in Azerbaijani universities. In addition, some ideas are presented for the introduction of culture and useful suggestions how, why and what to teach via textbooks, authentic materials, different activities etc.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN FETEMM UYGULAMALARINA YÖNELİK GÖRÜŞLERİ: BİR DURUM ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49034</guid>
      <author>Sevim ATALAYHülya HAMURCU  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin FeTeMM uygulamalarına yönelik görüşlerini incelemektir. FeTeMM eğitimi; fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarına ait bilgi ve becerileri bütünleştirerek öğrencilere kazandırmayı hedefleyen eğitim yaklaşımıdır. Araştırmada durum çalışması modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 15 sorudan oluşan ‘‘Sınıf Öğretmenlerinin FeTeMM Uygulamalarına Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu’’ kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 öğretim yılında İzmir ili Bornova ilçesinde görev yapmakta olan 24 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenlerinin FeTeMM’i duydukları, FeTeMM’in tanımını yapabildikleri, FeTeMM konusunda eğitim almadıkları, FeTeMM alanındaki mesleki yeterliliklerini bazılarının yeterli bulduğu, derslerinde uygulama yaparken zorlandıkları ve FeTeMM eğitim uygulamalarında maliyet, malzeme/materyal, sınıf ortamı/grup çalışması ile sürenin yetersiz olduğu ancak öğrencilerin el becerilerini geliştirebileceği düşündükleri tespit edilmiştir. Bununla beraber öğretmenler ve öğrenciler açısında birçok avantajı/dezavantajı olduğu, FeTeMM’i tüm fen konularına uygun gördükleri, FeTeMM uygulamalarını bazılarının kullandığı bazılarının kullanmadığı, EBA (Eğitim Bilişim Ağı) tarafında yayınlanan kitaptan büyük bir kısmının haberdar olmadığı, FeTeMM etkinliklerini uygulayacak öğretmenlere öneride bulundukları ve FeTeMM disiplinlerinden genel olarak uygulama yaparken bütün alanlarda zorlandıkları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK MÜZİĞİ KEMAN EĞİTİMİNE YENİ YAKLAŞIM </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48944</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48944</guid>
      <author>Süleyman Cem ŞAKTANLISerdar BUDAK </author>
      <description>Araştırma Türk Müziği başlangıç keman eğitiminde icracıların çalışmakta oldukları eserlere yönelik alıştırmalar yazılarak karşılaştıkları sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunmak için yapılmıştır. Bu amaçla deney kontrol gruplu 8 Türk müziği Keman öğrencisi kullanılmıştır. Araştırma için TRT repertuarında yer alan 10 makam ve bu makamlardan başlangıç düzeyine uygun 10 eser belirlenmiştir. Araştırmanın Deney ve kontrol gruplarına araştırmacılar tarafından geliştirilen değerlendirme ölçeği kullanılarak öntest uygulanmış ve ölçüm sonuçlarına göre grupların eğitim ve icra seviyeleri eşitlenmiştir. Deneyde kullanılmak üzere belirlenen 10 eser analiz edilmiş ve analiz sonucunda belirlenen sağ el, sol el zorluklarının çözümüne yönelik alıştırmalar yazılmıştır. Araştırmanın deneysel süreci 4 hafta sürmüştür. Dört hafta süresince deney grubundaki öğrencilere araştırmacı tarafından yazılan alıştırmalar çalıştırılmış ve 4 hafta sonunda her iki gruba sontest yapılmıştır. Yapılan sontest sonucunda deney grubu lehine anlamlı sonuçlar çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayalı olarak önerilen modelin başarıya etkisinin olduğu, Türk müziği başlangıç keman eğitiminde kullanılmasının faydalı olabileceği önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAZARLIK VE YAZMA BECERİLERİ DERSİNE YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİ GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49118</guid>
      <author>Niymet BAHŞİNesrin SİS  </author>
      <description>Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin Yazarlık ve Yazma Becerileri Dersine yönelik tutumlarını ölçmek için geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeği geliştirmek amçlanmıştır. 44 maddeden oluşan likert tipi ölçek taslağı 224 öğrenciye uygulanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Yapılan faktör analizi sonucunda geliştirilen ölçeğin KMO örneklem uygunluk katsayısı 0.919, Barlett testi değeri 2417,603 ve p değeri p&lt;.000 olarak bulunmuştur. Ölçeğin faktör analizine uygunluğu belirlendikten sınra ölçekte faktör analizi yapılmıştır. Varimax döndürme yardımıyla gerçekleştirilen 224 öğrencinin katılımıyla yapılan açımlayıcı faktör analizi neticesinde, ölçeğin yapısına uymayan ya da birden fazla faktöre yük veren 21 madde ölçekten çıkarılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi neticesinde elenen maddelerden sonra geriye kalan 23 madde ile yapılan faktör analizi neticesinde 3 faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Faktörlerin açıkladığı toplam varyansın %54,074 olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri alınarak sağlanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği adına yapılan açımlayıcı faktör analizi için 224 öğrenci çalışmaya katılım gösterirken, doğrulayıcı faktör analizi için ise 230 öğrenci araştırmaya katılım göstermiştir. Ölçeğin maddelerinin toplamı ile faktörler arası ilişkiyi tespit etmek için Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmış ve tutum ölçeğinin Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı 0,87 olarak bulunmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEZAİ KARAKOÇ’UN “MASAL” ŞİİRİ ÜZERİNE ONTOLOJİK BİR ANALİZ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49476</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49476</guid>
      <author>Celal ASLANTalha ÇİÇEK </author>
      <description>Modern edebiyat ürünlerinin, farklı bir alt dal olarak kabul edilen halk edebiyatı ürünlerinden yararlandığı rahatlıkla söylenebilir. Hikâye, roman ya da şiirlerde kültürel belleğimizde ihtiva ettiğimiz geleneksel kodları bulmak son derece olağandır. Buna benzer bir durum Sezai Karakoç’un “Masal” başlıklı şiirinde görülür. Her ne kadar İkinci Yeni şairi olsa da kaleme aldığı şiirinde masal başlığını uygun görmüş ve şiirin girişinde bir masal atmosferi yaratmaya çalışmıştır. Oysa masallar çoğunlukla çocuklara anlatılan geleneksel kodları bünyesinde barındıran başlangıçta diğer halk edebiyatı ürünleri gibi sözlü olup daha sonra yazıya aktarılan ürünler olarak bilinir. Edebî eserlerde uygulanan farklı analiz yöntemleri eserin edebî değerini ortaya çıkarması açısından oldukça önemlidir. Bir analiz yöntemi olan ontolojik analiz yöntemi ise sanat eserinin varlığıyla diğer varlıkların yapılarının kıyaslanması olarak açıklanabilir. Bu yöntem iki bölümden oluşmaktadır. Önyapı kısmında metnin dış yapısal özellikleri ele alınırken arkayapı kısmında ise metnin anlamsal özellikleri araştırılır. Bu çalışmada Karakoç’un “Masal” şiiri Yavuz Bayram’ın ontolojik tahlil tablosundan yararlanılarak incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTALYA KAŞ AĞZINDAN “DERLEME SÖZLÜĞÜ”NE KATKILAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49542</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49542</guid>
      <author>Ramazan BÖLÜKMehmet Dursun ERDEM  </author>
      <description>Günümüz Türkiye Türkçesi ağızları gerek teknolojik gelişmeler gerekse köyden kente göçün çoğalması ve okuma-yazma oranının yükselmesi gibi nedenlerle günden güne kaybolmaya yüz tutmaktadır. Bu kaybolmaların önüne geçebilmek için ağızlarda yaşayan dil malzemelerinin derlenmesi ve arşivlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla Türk Dili Tetkik Cemiyeti tarafından yapılan derleme faaliyetleri ile “Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi” çıkarılmıştır. Bu dergiden sonra çalışmalar genişletilmiş ve bütün malzemeler bir araya getirilerek 1963-1979 yılları arasında “Derleme Sözlüğü” ortaya konmuştur. Ağızlarda yüzyıllardır yazı diliyle birlikte varlığını devam ettiren ancak henüz derlenmeyen ve bu sözlüğe kaydedilmeyen birçok kelime ve söz varlığı bulunmaktadır. Araştırmacılar tarafından Derleme Sözlüğüne Katkılar başlığı altında Türkiye’nin birçok bölgesinden çalışmalar yapılmaktadır. Bu bakımdan çalışma yapılmayan yerlerden biri de Antalya’nın Kaş ilçesidir. Çalışmada Antalya ili Kaş ilçesinden 2008-2010 yılları arasında Bölük ve Erdem tarafından derlenen metinlerden ve Bölük’ün kendi notlarından istifade edilerek derlenen kelime ve söz varlıkları yer almaktadır. Çalışma kapsamında Derleme Sözlüğünde hiç yer almayan veya sözlükte yer alıp da aynı anlamda verilmeyen 160’tan fazla kelime ve söz varlığı verilmiştir. Çalışmanın amacı Derleme Sözlüğü’ne katkı sunmak ve Türk Dilinin zenginliğini ortaya koymak, etimoloji, etnoloji, folklor, sosyoloji, tarih gibi birçok bilime de dolaylı yönden bir nebze de olsa katkı sunabilmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RAKETLİ SPORLARDA KULLANILAN BESİN DESTEK ÜRÜNLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49964</guid>
      <author>Hakan EKİNSerkan DÜZ  </author>
      <description>Raketle oynanan sporlar iki veya dört oyuncu arasında, topun raket vasıtasıyla rakip oyuncu tarafından karşılanamayacak veya rakibi hata yapmaya sevk edecek şekilde atılıp puan kazanmaya dayalı spor branşlarını içerir. Raketli sporların en fazla tanınanları tenis, badminton, squash ve masa tenisidir. Raketli sporların gün geçtikçe daha fazla izleyici tarafından izlenmesi ve popülaritesinin artması bu sporların bilimsel araştırmalara konu olmasına ve detaylı incelenmelerine neden olmuştur. Raketli sporlar doğaları gereği kısa dinlenme aralıkları ve çok yoğun yüklenme periyotları içerdiğinden bu yoğun yüklenmelerin üstesinden gelebilmek için gerekli enerjinin hem anaerobik hem de aerobik yolaklardan karşılanması gerekmektedir. Raketli sporlarda her branşın gereksinimleri, kuralları, saha ölçüleri, müsabaka süresi ve sıklığı, sezon uzunluğu, antrenman dönemi, iklim şartları, oyunun seviyesi, sporcunun cinsiyeti ve yaşı farklı olduğu için beslenme stratejileri de branşa göre farklılaşmaktadır. Dolayısıyla, diğer spor dallarında olduğu gibi raketli sporlarda da üst düzey başarı için antrenman ve beslenmenin uyumlu olması gerekmektedir. Sporcular antrenman veya müsabakalarda üst düzey fiziksel performans sergileyebilmek, aktiviteyi sürdürebilmek ve toparlanmayı hızlandırabilmek için ortalamanın üzerinde enerji ve dolayısıyla besin alımına ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle sporcular performanslarını artırmak amacıyla sıklıkla besin destek ürünlerinden faydalanmaktadırlar. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı raketli sporlarda kullanılan besin destek ürünlerinin sistematik bir derlemesini gerçekleştirmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COACHES’ PERCEPTION OF VALUES EDUCATION:  A SAMPLE OF ELAZIĞ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49085</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49085</guid>
      <author>Abdullah BİNGÖLBALICumaali YAVUZ  ,Yunus Emre KARAKAYA  </author>
      <description>The aim of this study is to determine perceptions of coaches, who served in sports clubs in the city of Elazığ, toward values education. The sample group of the study consisted of 44 coaches who worked in sports clubs in the city of Elazığ. The data that were obtained in the study were analyzed by using SPSS 22.0 package software. As a result of the analyses, it was determined that the coaches in the study had the highest scores in the item “Values education is important for the future of our children” with 4.77 while the lowest score was in the item “It is not necessary for coaches to include studies related to values education in exercises” with 1.97. In certain items, statistically significant differences were observed in independent variables (Gender, Status of participating in courses/seminars related to values education, and Educational status). In conclusion, coaches and sports trainers have the privilege of contacting athletes easily. Therefore, they can emerge as the most effective individuals in terms of values education. In the interaction process between athletes and coaches, content that is related to values education can be included in coaching programs. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OPINIONS OF TEACHERS IN DIFFERENT BRANCHES ON THE COMPETENCIES OF PHYSCIAL EDUCATION AND SPORTS TEACHERS</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48989</guid>
      <author>Mehmet Hasan SELÇUKYasin KARACA </author>
      <description>In this study, it was aimed to examine the opinions of teachers in different branches about the competencies of physical education and sports teachers according to gender, age, marital status, teaching work year, school type and branch variables. The sample of the study consisted of 186 volunteer teachers who were selected according to the simple random sampling method, working in the central schools of Gölbaşı District of Adıyaman. In the study, "The Views of Teachers from Different Branches Regarding the Competencies of Physical Education Teachers Scale" was used. Research data analysis, frequency and percentage analysis for descriptive statistics; Variance analysis (One-way ANOVA, independent sample t-test) was used to compare average scores in unrelated measurements, and Tukey test was used to determine between which groups the significant difference was. As a result of the research, it was determined that the opinions of teachers in different branches about the competencies of physical education teachers revealed significant differences according to the variables of age, marital status, school type. Accordingly, it was observed that teachers in different branches who had a high age level, were married and served in high school had significant differences in their views on the competence of physical education teachers.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI VE TOPLUMSAL RİSK FAKTÖRLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51391</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51391</guid>
      <author>Ahmet ÇETİNTAŞErsan ERSOY  ,Yaşar KAYA  ,Yeliz AKSÜT </author>
      <description>Çocuk cinsel istismarı, bireysel mağduriyetlere ve travmalara yol açmasının yanında önemli toplumsal sorunlara da neden olan fakat açığa çıkarılmak istenmeyen bir konudur. Bu çalışmanın amacı, çocuk cinsel istismarına neden olan toplumsal risk faktörlerini analiz etmek ve istismar sonucu cinsel damgalanma ile yaşanan mağduriyet döngüsünün sonuçlarını tespit etmektir. Çalışmanın verilerine, 2015- 2019 yılları arasında Malatya’da adli kurumlar tarafından Çocuk İzlem Merkezi’ne yönlendirilen, cinsel istismara uğramış 18 yaş altındaki toplam 678 çocuğa ait adlî vaka dosyaları incelenerek ulaşılmıştır. Dosyalar, İçerik Analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda, çocuk cinsel istismar vakalarında aile içerisindeki ihmalkâr ve ilgisiz ebeveyn davranışlarının, sevgi ve şefkat eksikliğinin, aile içi şiddetin, ekonomik sıkıntıların, ailedeki bireylerin alkol ve uyuşturucu kullanmalarının etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca cinsel istismar vakalarının aile mahremiyetine zarar verilme endişesinden dolayı gizlendiği, burada mağdurların ve ailelerinin damgalanma endişelerinin rol oynadığı tespit edilmiştir. Yine cinsel istismarların saklı kalmasında toplumda kadını merkeze alan ve kadın üzerinden tanımlanan namus anlayışının, erkeğin önemli ve değerli olduğuna ve kadını potansiyel suçlu olarak kabul eden kalıp yargıların ve cinsiyet eşitsizliğinin etkili olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BUHÂRÎ’NİN HADİSTEKİ GARÎB KELİMELERİ ÂYETLE AÇIKLAMASI (el-Câmiu’s-Sahîh Özelinde)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49436</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49436</guid>
      <author>Ekrem YÜCEL</author>
      <description>Hadis literatüründe en güvenilir eser olarak kabul gören &lt;em&gt;el-Câmiu’s-Sahîh&lt;/em&gt;’in bu payeyi kazanmasında Buhârî’nin ilmî yetkinliği, tasnif ve tanzimindeki başarısı etkili olmuştur. Eser temelde bir hadis kitabı olmakla birlikte, âyet ve hadislere dair bazı açıklamaları da ihtiva etmektedir. Çünkü Buhârî, yer verdiği âyet ve hadisleri birlikte değerlendirerek bir hükme ulaşmak istemektedir. Bu bağlamda hadisteki garîb kelimeleri âyetlerle şerh etmesi, gerektiğinde bunun için nakillerden yararlanması müracaat ettiği yöntemlerden biridir. Bu metotta ana gaye hadisle âyet arasındaki müşterek lafızlar tespit edilerek hadisin Kur’an’daki asılları veya benzerleriyle şerh edilmesidir. Bununla birlikte, metindeki kelime yerine eşanlamlı başka bir sözcüğün açıklandığı veya kelimelerin birbirleriyle olan farklılığına dikkat çekmek için kullanıldığı da müşahede edilmektedir. Buhârî, genelde hadisleri sevk ettikten sonra yaptığı bu tür izahları, bazen bâb başlıklarında hadisi nakletmeden önce de yapmaktadır. Hadis metinlerindeki garîb kelimelerin âyetle açıklanmasının, hadisin Kur’an ışığında anlaşılması ve yorumlanmasına katkı sağlayacağı izahtan vârestedir. Ancak bunun anlama ve yorumlamaya dair yegâne yöntem olduğunu iddia etmek mümkün olmadığı gibi tüm hadislere tatbik edilmesi de oldukça güçtür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR KÜLTÜR OLARAK KATILIMIN YEREL DÜZEYDE YÖNETİME YANSIMASI: ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48861</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48861</guid>
      <author>Sinem ŞAHNAGİL</author>
      <description>Demokrasi anlayış ve değerlerinin gelişmeye ve yaygınlaşmaya başlaması, katılım olgusunun yönetsel boyutunu ön plana çıkarmış, halkın olabildiğince yönetim mekanizmasına dâhil olduğu bir yapı ortaya koyma çabasını beraberinde getirmiştir. Kamu hizmetinden yararlanan ve hizmet sunan kesim arasındaki ilişkinin niteliği değişmiş, hem halkın hem de uygulayıcıların yönetsel kararların alınması ve politikaların oluşturulması sürecine aktif olarak katılımını öngören bir dönem başlamıştır. Katılımcılığın teşviki temel amaçlar arasında yerini almış, katılım kültürünün oluşturulması ve sürekliliğinin sağlanması açısından yerel yönetimler, en uygun ortamlar olarak kabul edilmişlerdir. Çalışmanın amacı, katılım kültürü kavramını yönetsel, diğer bir deyişle bürokratik ve örgütsel boyutu ile ele alarak, yerel düzeyde belediye çatısı altında hizmet sunan çalışanların hem katılıma dair bakış açılarını hem de örgüt içi katılım kültürünün ne derece yeni yönetsel yaklaşımlarla paralel olarak dayanışma, iş birliği ve katılım temelinde şekillendirildiğini analiz etmektir. Bu çalışma bir alan araştırmasıdır. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi uygulama alanı olarak tercih edilmiş, belediye çatısı altında çalışan 260 personele, 5 demografik soru ve 20 önermeden oluşan bir anket çalışması uygulanmıştır. Araştırma sonucunda çalışanların katılım süreçlerine istekli ve açık bir profil çizdikleri fakat karar alma ve politika oluşumu sürecine tam anlamıyla aktif ve etkin şekilde katılamadıkları görülmüştür. Bu durumun öncelikli sebepleri arasında yönetim kanalının sahip olduğu işleyiş alışkanlıklarına bağlı olarak, kurum içerisinde ast-üst ilişkilerinde daha bürokratik özellikler taşıyan bir ilişkiler ağı modeli izlenmesi yer almaktadır. Buna bağlı olarak çalışmada, örgüt içi işleyişe yönelik olası eksikliklere dikkat çekilerek sorunların çözülmesi noktasında neler yapılabileceğinin tespiti gerçekleştirilmiş, daha etkin ve demokratik bir büyükşehir geleneğinin yerleştirilebilmesi için öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CİNSİYETE GÖRE İŞ GÜCÜNE KATILIMINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER: SAĞLIK DURUMU, SOSYO EKONOMİK VE DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47401</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47401</guid>
      <author>Banu BEYAZ SİPAHİ</author>
      <description>İşgücüne katılım, ekonomik faaliyetlerin arttırılıp büyüme ve kalkınmanın sağlanması açısından önem taşımaktadır. Kadınlar ile erkekler arasında işgücüne katılım oranı, ücret, işsizlik oranı, istihdamdaki statü gibi göstergeler açısından farklılık gösterdiğinden çalışma kadın ve erkekler için ayrı ayrı modellenmiş ve tahmin edilmiştir. Çalışmanın amacı, 2016 Sağlık Araştırma verisi kullanılarak işgücüne katılanların istihdam durumu üzerinde sosyo-ekonomik, demografik değişkenler ile bireyin çalışma sürecini etkilediği düşünülen obezite ve genel sağlık durumu, alkol ve sigara kullanımının etkileri incelemektir. Multinominal logit regresyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Model sonuçlarına göre, kadınların erkeklere göre istihdam içerisinde yer alma oranları daha düşüktür. Kadın ve erkekler için eğitim düzeyindeki artış kontrol grubuna göre istihdam içerisinde yer alma oranları üzerinde daha fazla etkilidir. Kadınlarda istihdam dışında olma durumuna göre yüksek eğitim düzeyinde işsiz olma riski çok yüksek çıkmıştır. Ayrıca hanehalkı geliri ile bu hanedeki bireylerin istihdamda olma tercihleri arasında negatif ilişki olduğu söylenebilir. Hanehalkı gelirindeki ve eğitim düzeyindeki artış özellikle kadınların istihdamda olma hususunda daha çekingen davranmalarına neden olmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUMLARIN TOPLUMSAL KONULARDA TEPKİSİNİ REKLAMLARDA GÖZLEMLEMEK: COVID 19 ÇIKIŞ VE İLK TEPE NOKTASINI İÇEREN SÜREÇTE REKLAMLARIN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49538</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49538</guid>
      <author>Sarp BAĞCAN</author>
      <description>Covid 19 pandemisi ulusal ve küresel açıdan ekonomi ve sağlık sorunlarının birleşerek daha büyük sorunlar oluşturmasına sebep olmuş, toplumsal düzene belirsizlikler ve tehditler getirmiştir. Bu ortamda kamu ve özel kurumların davranışları genel ekonomik ihtiyaçlar ve insanların bu yeni dönemdeki duygu ve ihtiyaçlarını karşılamak açısından kesişebilmektedir. Türkiye’de de doğal olarak bir panik ve olumsuzluk havası yaşanmıştır. İnsanlar sağlık kaygısıyla birlikte işgücünden çekilme, işsizlik vb. kaygılarını bir arada yaşamakta, hissetmektedir. Panik, belirsizliğin en yüksek düzeyde yaşandığı pandeminin patlak verdiği anda özellikle yüksektir ve yarattığı karmaşa ortamıyla incelenmeye değer bir süreçtir. Bu ortamda kurumların topluma yaklaşımlarını gözlemlemek amacıyla “Pandemi (toplumsal panik) anında konuyla ilgili reklamlarda hangi çekicilikler kullanılmaktadır?”, “Toplumsal bir panik anında şirketler/markalar iletişim açısından nasıl tepki vermekte ve hareket etmektedir?” soruları sorulmuş; pandeminin ilgili döneminde yayınlanan reklamlardan beş tanesi seçilmiştir. Kurumların bu reklamlarla topluma verdikleri tepki, duygusal ve rasyonel mesajlar, Pollay’ın reklam çekiciliği bağlamında değerlendirilmiştir. İlgili kurumların anlık olarak toplumu anlamaya çalıştıkları, toplumun duygusal ve rasyonel beklentilerine cevap verdikleri görülmüştür. Bu süreçte tehditlerin muğlak ve etkisi azaltılmış şekilde, duygusallık içinde aktarılan olumlu rasyonel mesajların ise oldukça net şekilde verildiği gözlemlenmiştir. İlgili kurumların toplumun duygusal durumuna uygun hareket ettikleri görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE EFFECT OF ARTIFICIAL INTELLIGENCE ON SUSTAINABLE DEVELOPMENT GOAL </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50630</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50630</guid>
      <author>Şebnem ÖZDEMİRPınar ÖZUYAR ,Mustafa SUNDU </author>
      <description>Artificial intelligence (AI), which was built for "a better world" motto, reveals its potential in many fields. Despite of such good intension, results of AI systems caused bias, and sharpened the social prejudices. Besides in order to create such powerful AI systems and unbiased machines, the massive data collected, storaged, processed, also caused high energy consumption, ecological degradation. Although efforts have been made to integrate artificial intelligence into the sustainability field, the main limitation is about the AI researcher's, developer's point of view. In this study, revealing the contribution of artificial intelligence to the Sustainable Development Goals is aimed. At this point, data were collected using the analytical hierarchy process (AHP) from 30 individuals who were trained and worked as a developer in the field of artificial intelligence. As a result, it has been understood that while the developers believe that artificial intelligence will contribute mostly in the fields related to the industry and economy, they believe that it will make almost no contribution due to the bias problems on the gender equality side.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALANLA İLİŞKİLENDİRİLMİŞ FİNANSAL OKURYAZARLIK EĞİTİMİ MODELİNİN SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMEN ADAYLARININ FİNANSAL OKURYAZARLIKLARI VE FİNANSAL TUTUMLARINA ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50765</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50765</guid>
      <author>Hayati ADALARBahri ATA  </author>
      <description>Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının finansal okuryazarlıklarının nasıl iyileştirilebileceği sorusuna cevap aranmıştır. Bu bağlamda araştırmacı tarafından geliştirilen finansal okuryazarlık eğitimi modelinin (FOEM) Türkiye’de sosyal bilgiler lisans eğitimi kapsamında verilen ekonomi dersi ile bütünleştirilerek uygulanmasının öğretmen adaylarının finansal okuryazarlıkları ve finansal tutumları üzerindeki etkililiğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada, zengin bir veri çeşitliliği elde etmek amacıyla nicel ve nitel araştırma modellerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden “yakınsayan paralel desen” prosedürü takip edilmiştir. Bu kapsamda araştırmanın nicel boyutu için deneysel yönteme, nitel boyutu için ise durum çalışması yöntemine başvurulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesi sosyal bilgiler eğitimi 1. sınıf düzeyinde öğrenim gören 76 öğretmen adayı (37 Kız ve 39 Erkek) oluşturmuştur. Araştırma kapsamında nicel verilerin toplanması için “Finansal Okuryazarlık Testi” ve “Finansal Okuryazarlık Tutum ve Davranış Ölçeği” kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanması amacıyla da odak grup görüşme tekniği çerçevesinde araştırmacı tarafından oluşturulan “yarı-yapılandırılmış görüşme formu” kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin uygulama ve veri toplama süreci 2015-2016 eğitim öğretim yılı bahar döneminde verilen “Ekonomi” dersi kapsamında toplamda 14 hafta sürmüştür. Araştırma sonuçları Ekonomi dersine entegre FOEM kapsamında uygulanan finansal okuryazarlık öğretimi etkinliklerinin sosyal bilgiler öğretmen adaylarının finansal okuryazarlıkları ve finansal tutum ve davranışları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir etki oluşturduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca odak grup görüşmelerinden elde edilen sonuçların nicel veri toplama araçlarıyla ulaşılan bulguları büyük oranda desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NEDENLERİYLE 1980-2010 YILLARI ARASINDA YAPILAN GENEL SEÇİMLERİN TÜRKİYE'DE BÜTÇE AÇIKLARINA ETKİSİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51370</guid>
      <author>İsmail CİĞERCİTülin CANBAY </author>
      <description>Bu çalışmada 1980-2010 yılları arasında Türkiye’de gerçekleştirilen milletvekili genel seçimlerindeki, seçim ekonomisi uygulamalarının bütçe açıkları üzerindeki etkisi trend analizi ile ele alınmaya çalışılmıştır. Öncelikle bütçe açıkları ile ilgili olarak teorik bilgilere yer verilmiş sonrasında 1980-2010 yılları arasındaki seçim dönemlerinde kamu harcamaları, kamu gelirleri ve bütçe açığı değişkenleri ele alınarak seçim ekonomisi uygulamaları ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. 1980-2010 yılları arası ekonomik analiz yapılırken yıllar arasındaki ilişkinin daha rahat görülmesi amacıyla seçim dönemleri genelde beşer yıllık dönemler itibariyle alınmıştır. Böylelikle seçim öncesi ve seçim sonrası dönemlerdeki değişkenler net olarak görüldüğünden, o dönem hakkındaki seçim ekonomi uygulaması hakkında daha gerçekçi bilgiler elde edilmiştir. Gerek kamu harcamaları gerekse kamu gelirleri bileşenleri itibariyle analiz edildiğinde her seçim döneminde farklı sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte seçim dönemlerinde kamu harcamaları kullanılarak popülist politikalar uygulanmıştır. Kamu harcamaları içerisinde özellikle seçim dönemlerinde transfer harcamaları ve cari harcamaların artırılması en tipik seçim ekonomisi uygulaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte bazı seçim dönemlerinde kamu gelirleri araçları da seçim ekonomisi uygulaması olarak iktidarlar tarafından kullanılmıştır. Özetle seçim dönemlerinin çoğunda iktidarlar kamu harcamalarını artırıp kamu gelirlerini azaltma yoluyla seçim ekonomisi uygulamışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


