






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2021 Sayı LIII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1524</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>“MODEL PARTNERSHIP” BETWEEN TURKEY AND THE UNITED STATES REVISITED DURING THE SYRIAN CONFLICT, (2009-2016)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51705</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51705</guid>
      <author>Devrim ÜMİT</author>
      <description>Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin 1952 yılında Kuzey Atlantik Antlaşma Örgütü (NATO) üyesi olmasıyla birlikte güvenlik merkezli bir ilişki kurup geliştirdiler.  Bu durum 2009 yılında, ortak çıkarlara saygı duyulduğu çok boyutlu bir ilişkiye evrilmesini amaçlayan, model ortaklık tasavvuru ile değişime uğradı.  Çok çeşitli Başkanlık koleksiyonlarından oluşan Beyaz Saray Arşivlerine dayanarak kaleme alınan bu makale, “model ortaklık” kavramının oluşum sürecinin, sözkonusu kavramın önceden formüle edilen ve karşılıklı olarak kullanılan bir siyasi kavram olmaksızın, spontane olarak ortaya çıktığını göstermek suretiyle, yeniden dikkatli bir şekilde okunmasını ve bu kavrama dayanan Türk-Amerikan ilişkilerinin, Suriye çatışmasında Türkiye’deki 15 Temmuz 2016 tarihli başarısız darbe girişimine kadar olan kesiminin incelenmesini amaçlamaktadır.  Söz konusu kavramın ilk kez nasıl ortaya çıktığını gözler önüne seren ilk çalışma olma özelliğini taşıyan bu makele, sonuçta “model ortaklık” kavramının oluşum aşamasına bakmak suretiyle hem Türk-Amerikan ilişkilerinin bu kavrama dayalı olarak yapılan analizlerin daha sağlam temeller üzerinde inşa edilmesini sağlayacaktır hem de Suriye krizinin karmaşık yapısının, özellikle tarafların Suriye’deki muhalif gruplara yönelik farklı şekillerde konum almalarının, “model ortaklık” sürecinin sorgulanmasına yol açtığını göstermektedir. Zira bu makale ortaya koymaktadır ki Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri, Suriye çatışması sırasında, ulusal çıkar ve güvenlik sorunları konusunda ortaklaşamamış ve zaten ikili ilişkilerin muğlak bir ifadesi ve sadece Türkiye tarafından atıfta bulunulan bir kavram olmaktan öteye gidemeyen “model ortaklık” kavramından hızla uzaklaşmışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MOĞOL ASRINDA BASRA KÖRFEZİ (1220-1335)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51059</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51059</guid>
      <author>Özkan DAYI</author>
      <description>Moğolların İran coğrafyasına hâkim olması ile Güney İran bölgesinde bulunan yönetimlerin elinde bulunan Basra Körfezi’nin ticaret merkezleri de dolaylı olarak daha sonra İlhanlı Devleti’nin denetimine girmişti. Basra körfezi ticareti XIII. yüzyılda İlhanlı Devleti’nin önemli ticaret güzergâhlarından biri idi. Basra körfezi üzerinden yapılan ticaret, Umman ve Hind denizleri vasıtası ile baharat yolu ticarteinin önemli duraklarına ulamaktaydı. Basra körfezi vasıtası ile İlhanlılar, Arabistan, Hindistan, Çin ve Güneydoğu Asya diyarlarından getirilen kıymetli malları Avrupa’ya ulaştırmakta idiler. İlhanlılar zamanında oldukça zengin bir ticarî hayata sahip olan Basra körfezi, İlhanlı Devleti’nin iktisadî yapısının da önemli dayanaklarından birisi idi. Bu bağlamda Ortaçağ ticarî faaliyetlerinde değerli bir yeri olan Basra körfezi’ni ve bu körfezin komşu olduğu Umman ve Hind Denizi ticarî güzergâhını, bu bölgenin önemli ticaret limanlarını bu coğrafyada İlhanlı Devleti’nin hâkimiyeti sürecinde değerlendireceğiz. Basra körfezi civarında bulunan ve bu bölgenin ticaret limanlarını ellerinde bulunduran, İlhnalılara tabi yerel yönetimlerin İlhanlılar ile ilişkileri ve bu ilişkinin Basra körfezi ticaretne yansıması çalışmamızda ele alamaya gayret edeceğimiz bir diğre husus olacaktır.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>17. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NDE MEYDANA GELEN SALGIN HASTALIKLAR, BUNLARIN NEDEN OLDUĞU TOPLUMSAL SARSINTILAR VE GÖÇLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51303</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51303</guid>
      <author>Osman KİMYA</author>
      <description>İnsanlık tarihinin başlangıcıyla beraber hastalıklar toplumların baş etmek zorunda olduğu büyük sorunlardan biri olmuştur. Bu hastalıklardan özellikle salgına dönüşen ve bulaşıcı bir hal alanlar, tarihin her döneminde toplumların sosyo-ekonomik, kültürel, askerî ve siyasî durumlarını etkileyen önemli hadiselerden olmuştur. Salgınlar ağır sonuçlara neden olarak insan ölümlerinin en önemli sebebi arasında gelmektedir. Binlerce ölüme ve sakatlığa sebep teşkil etmiştir. Toplumlar arasındaki etkileşimin artmasıyla birlikte meydana gelen salgınların yayılma hızı da artmıştır. Uzun yıllar geniş bir coğrafyada hüküm süren Osmanlı Devleti bulunduğu coğrafi konum itibariyle geçiş ve ticaret yollarının güzergâhında olması bu durumu daha da tetiklemiştir. Dolayısıyla Osmanlı Devleti pek çok zaman bu salgın hastalıklardan nasibini almış ve bu salgınlarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nde özellikle 17. yüzyılda yaşanan salgın hastalıklara değinilerek, bu hastalıkların devlette ve toplumda neden olduğu tahribat incelenmeye gayret edilmiştir. Bununla beraber salgınlardan ötürü meydana gelen iktisadî problemler ve göç hareketleri verilmeye çalışılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSTANBUL BOĞAZI KALELERİ KEŞİF DEFTERLERİNE BİR ÖRNEK: 1796 TARİHLİ KEŞİF DEFTERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51488</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51488</guid>
      <author>Seydi Vakkas TOPRAKHasan ARSLAN </author>
      <description>Osmanlı Devleti, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Rusya’ya karşı girdiği savaşları kaybederken, galip gelen Rusya sıcak denizlere ulaşma hedefine adım adım yaklaşmıştır. 1768-1774 savaşı sırasında Kırım’ı işgal eden Rusya Karadeniz’de askeri güç bulundurmuş, ayrıca Cebelitarık Boğazı’ndan Akdeniz’e geçerek Osmanlı donanmasını yakmıştır. Rusya’nın hem Karadeniz hem de Akdeniz’de hareket kabiliyeti kazanması Osmanlı başkentini Boğazlar üzerinden gelecek saldırılara açık hale getirmiştir.&#13;
Yabancı devletlerin askeri gemilerinin Boğazlardan geçişine izin vermeyen Osmanlı Devleti, kendi güvenliğinin temini maksadıyla Boğazların tahkimine başlamıştır. Rus tehdidi esas olarak Karadeniz’den beklendiği için başkenti müdafaa için İstanbul Boğazı’nın askeri istihkâmlar, asker ve mühimmat bakımından tahkimi devlet için önemli bir mesele olmuştur. Boğazdaki mevcut kaleler güçlendirildiği gibi ihtiyaç duyulan noktalara yeni kale ve tabyalar yapılarak buralara top, mühimmat ve asker yerleştirilmiştir.&#13;
Boğaz kalelerindeki inşaat faaliyetleri önceden kararlaştırılmış planlamalar çerçevesinde yapılmıştır. Diğer büyük kamu yapıları gibi kalelerdeki inşaat faaliyetleri devlet tarafından yürütülmüştür. Bu kalelerdeki inşaat işleri bizzat Hassa başmimarının sorumluluğuna verilmiştir. Mimarbaşı ile birlikte defterdar, Boğaz nazırı, Boğaz kalelerinin bina nazırı, bir mühendis ile her kale için tayin edilen bina emini ilk olarak inşaatın yapılacağı kalelerde keşif yapmışlardır. Keşif heyeti, her kalenin dizdar ve subaylarının huzurunda bina yapılacak alanı, inşa edilecek kısımları ve muhtemel masraflarını keşif defterine kaydetmişlerdir.&#13;
Bu çalışmanın ana kaynağı Boğazdaki beş kalede yapılacak tamir ve yeniden inşa edilecek yapılar için 1796 yılında söz konusu kalelerde yapılan keşif sırasında mimarbaşı tarafından hazırlanan bir keşif defteridir. Konuyla ilgili literatürün yardımıyla Osmanlı Arşivinde bulunan söz konusu defter deşifre edilerek değerlendirilecektir. Böylece kalelerdeki inşaat ve onarım faaliyetlerine başlanmadan önce yapılan hazırlık, keşif, keşif heyeti, keşif defterlerinin tanzimi, yaklaşık masraf çıkarma ve inşaat planının uygulanması hakkında tespitler ortaya konacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 PANDEMİSİNİN SOSYOEKONOMİK VE PSİKOLOJİK GÖSTERGELERİ İLE  TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52016</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52016</guid>
      <author>Ramazan YİRCİTuncay Yavuz ÖZDEMİR  </author>
      <description>Yeni koronavirüs hastalığı (COVID-19) tüm dünyayı etkisi altına alarak insanların hayatında çok önemli değişikliklere sebep olmuştur. COVID-19 pandemisinin etkileri sadece insan sağlığıyla sınırlı kalmamış hayatın her alanında kendisini güçlü bir şekilde hissettirmiştir. COVID-19 pandemisini önlemeye yönelik alınan tedbirler nedeniyle insanların günlük rutinleri dahi değişmiş; maske, mesafe, temizlik gibi kavramlar dünya genelinde adından sıkça söz edilir hale gelmiştir. Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi, eğitim sektörü de bu değişim ve dönüşümden derinden etkilenmiş, eğitim kurumlarının büyük çoğunluğu yüz yüze eğitme ara vererek zorunlu olarak çevrimiçi acil uzaktan öğretime (emergency remote teaching) geçmiştir. Bu zorlu süreçte, eğitim kurumlarının kapatılmasının ardından Türkiye’de de mümkün olan her kademede çevrimiçi (online) eğitime geçilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, online eğitim faaliyetlerini Eğitim Bilişim Ağı ve TRT işbirliği ile yürütürken, üniversiteler uzaktan eğitim birimleri ve çeşitli yazılımlar aracılığıyla bu süreci yönetmeye çalışmıştır. Bu çalışmada, ulusal ve uluslararası literatür bağlamında, COVID-19 pandemisi sürecinde ortaya çıkan yeni durumun (yeni normal) Türkiye özelinde analiz edilmesi ve COVID-19 pandemisinin sosyokültürel ve ekonomik etkileri eğitim perspektifinden tartışılması amaçlanmaktadır. Çalışma betimsel tarama modelinde tasarlanmış ve literatür taraması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. İncelenen literatür kapsamında, COVID-19 pandemisinin neden olduğu küresel eğitim krizine bir yanıt olarak, mevcut krizin Türk Milli Eğitim sistemi üzerindeki olumsuz etkilerinin minimize edilmesi amacıyla bazı proaktif çözümler ve öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERSİNDE KONUŞMA EĞİTİMİNE İLİŞKİN SINIF ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52007</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52007</guid>
      <author>Başak KASA AYTENBünyamin HATİPOĞLU  </author>
      <description>Bu çalışmada, Türkçe dersinde konuşma eğitimine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri incelenmiştir. Bu amaçla nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye’de Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde görev yapan sınıf öğretmenlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen 17 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiş, verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda sınıf öğretmenlerin konuşma eğitimine ilişkin görüşleri “Konuşma Becerisinin Tanımı, Konuşma Becerisini Etkileyen Faktörler, Konuşma Eğitiminin Önemi, Konuşma Eğitiminde Kullanılan Yöntem Teknikler, Konuşma Eğitiminde Kullanılan Konuşma Türleri, Konuşma Eğitiminin Değerlendirilmesi, Konuşma Eğitiminde Karşılaşılan Sorunlar, Konuşma Eğitiminde Yaşanan Sorunlara Getirilen Çözümler, Konuşma Eğitimine İlişkin Öneriler” olmak üzere 9 tema altında incelenmiştir. Kendini ifade etme ve iletişim olarak belirtilen konuşma becerisinin çevre, duygusal etmenler gibi pek çok faktörden etkilendiği öğretmenler tarafından ifade edilmiştir. Konuşma eğitimde soru-cevap en çok kullanılan teknik olurken drama, beyin fırtınası, tekerleme okuma gibi teknikler de dile getirilmiştir. Gözlem yoluyla değerlendirilen konuşma becerinde en çok karşılaşılan sorun olarak konuşma kaygısı belirtilmiş, çözüm olarak da öz güven kazandırma ve ailelerle iş birliği yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Konuşma becerisi eğitiminin daha nitelikli hâle gelmesi için sınıf öğretmenleri tarafından çeşitli öneriler sunulmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INVESTIGATION PRE-SERVICE TURKISH LANGUAGE TEACHERS’ CURIOSITY AND EXPLORING LEVELS IN TERMS OF SOME VARIABLES </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51733</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51733</guid>
      <author>Mete Yusuf USTABULUT</author>
      <description>This research is aiming to analyze the curiosity and the level of exploring and the changing effects of this level for the pre-service Turkish language teachers. Survey model, which is one of the quantitative research designs, was used in the research. Target population of the research constitutes the students from the Department of Turkish Education in University of Bayburt. As data collection tool Curiosity and Exploring Scope II and to determine the socio-demographic quality of the students Personal Information Form (PIF) was used. Data of the research were collected online on a voluntary basis. Inferential quantitative statistics were used in the analysis of the data. Since the data set, which was acquired in the survey, didn’t ensure normal distribution nonparametric tests Whitney U and Kruskal Wallis were used in the in the analysis of data. In the consequence of the survey curiosity and level of exploring of the pre-service teachers weren’t discovered any differences according to their genders, class grades, ages, and education level of their parents, income level of their families and geographical area they live in.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDA ÖRTÜK KODLAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51730</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51730</guid>
      <author>Ramazan ŞİMŞEK</author>
      <description>Ders kitapları yaygın ve örgün eğitim süreçleri bakımından öğreticiler ve öğrenciler için kılavuz konumundadır. Ders kitapları, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından içerik, tasarım, öğretim programı, anayasal gereklilikler çerçevesinde denetimden geçirilerek kullanılmaktadır.  Bu maeryaller akademik içerikleri barındırdığı gibi toplumsal, kültürel, sosyal girdileri de barındırmaktadır. Akademik içerikler genellikle resmi öğretim programında yer alırken diğer faktörler örtük müfredat olarak adlandırılan yapı içine gömülmüştür. Örtük müfredat, onu şekillendiren birey, toplum, kurum ya da resmi otoritenin dünya görüşünden doğrudan etkilenmektedir. Doğal olarak ders kitapları bünyesinde sosyokültürel girdileri, toplumun anlam değer dünyasını, toplumsal hassasiyetleri inşa eden yapıları bulundurmakta ve bu yapılar hedef kitleye de örtük müfredat aracılığıyla aktarılmaktadır. Bu çalışmada da MEB tarafından onaylı ders kitabında örtük müfredat aracılığı ile işaret edilen davranış, tutum ve zihinsel şemalar araştırılmış; verilerin analizinde içerik analizi tercih edilmiş; yürütmenin öncelikleri, hedef kitleye işaret ettiği davranış, tutum ve şemalar tespit edilmiştir. Bu bağlamda geleneksel değerlerin örtük müfredat aracılığı ile gözetildiği,  öğrencilerde çalışma azminin artırılmak istendiği saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin muhakeme becerileri ile kıyas yaparak mevcut imkânları iyi değerlendirmeleri, teknolojiyi kontrollü kullanmaları; ülkemizde artan yabancı nüfusa yönelik empati becerilerini geliştirmeleri ve ırkçılıktan uzak durmaları işaret edilmiştir. Son olarak modernizmin getirdiği yalnızlaşma ve bireyselleşmenin eleştirilip öğrencilerin birlikte çalışmaları, organize olmaları örtük müfredat aracılığı ile desteklendiği tespit edilmiştir.&#13;
</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ YAZMAYA YÖNELİK GÖRÜŞLERİ: BİR FENOMENOLOJİ ARAŞTIRMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51620</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51620</guid>
      <author>Fatih CANYakup ALAN   </author>
      <description>Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının görüşleri, tutumları veya davranışları, öğrencilere kazandıracakları bilgi ve beceriler açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle öğretmen adaylarının yazmaya yönelik tutumları veya görüşleri de bu doğrultuda önemlidir. Çünkü öğrencilerinin yazma becerisini geliştirebilmeleri ve öğrencilerin yazma eyleminde bulunmalarını sağlayabilmeleri için öncelikli olarak kendilerinin bu beceriyi kullanmaları gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının yazmaya yönelik düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılarak hazırlanan araştırmanın örneklemini Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği programında öğrenim gören 27 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan ve uzman görüş alındıktan sonra şekillendirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuş ve bulgular tablolar hâlinde sunularak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmeni adaylarının genellikle ara sıra yazma eyleminde bulundukları, yazmanın onlar için daha çok kendilerini ifade etme anlamına geldiği, genellikle deneme türünde yazma çalışması yaptıkları, duygularını dile getirme isteği ve rahatlama isteği gibi etkenlerin onları yazmaya yönlendirdiği, yazmaya başlamadan önce çeşitli hazırlıklar yaptıkları ve iyi bir yazıda bulunması gereken niteliklerle ilgili bir bilince sahip oldukları ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAZMA EĞİTİMİ DERSİNİN TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ YAZMA BECERİLERİ ÜZERİNE ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51585</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51585</guid>
      <author>Bilge BAĞCI AYRANCI</author>
      <description>Nicel araştırma yöntemlerinden “gerçek deneysel desen” modellerinden tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Elde edilen veriler bir ölçekle iki uzmanın puan ortalamaları dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Araştırmacının katılımcıları eğitim fakültesi öğrencileri arasından gönüllülük esasına dayalı olarak seçilmiştir. 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında lisans düzeyinde Yazma Eğitimi dersini alan Türkçe öğretmeni adayı öğrenciler arasından katılımcı verileri sağlanmıştır. Araştırma sırasında Yazma Eğitimi dersini almamış eğitim fakültesi öğrencileri arasından Türkçe öğretmeni adaylarına serbest konulu ilk yazılar yazdırılmıştır. Yazdırılan bu yazılar literatürdeki bir ölçekle iki farklı uzmanın puan ortalamaları dikkate alınarak değerlendirilmiştir, daha sonra Türkçe öğretmeni adaylarına Yazma Eğitimi dersinin ardından yeniden serbest konulu ikinci yazılar yazdırılmıştır. Yazma Eğitimi dersi uygulamalı bir ders olduğu için ve beceri eğitimine dayandığı için öğretmen adaylarının yazma becerilerini geliştirmede önem arz etmektedir. Yazma becerisi bakımından öğrenciye rol model teşkil edecek öğretmenler yetiştirilmesi için Yazma Eğitimi derslerinin etkiliği önemlidir. Bu bakımdan makale sonuçları önem arz etmektedir. Yazma Eğitimi dersi almadan önce ve aldıktan sonra katılımcıların yazılarının değerlendirmesine bakıldığında olumlu yönde puanların dersi aldıktan sonra arttığı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>4+4+4 UYGULAMASI İLE 5. SINIFIN ORTAOKUL KAPSAMINA ALINMASININ EĞİTSEL SONUÇLARININ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51340</guid>
      <author>Eyüp İZCİÖzlem GÖKTAŞ </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, 4+4+4 uygulaması ile 5. sınıfın ortaokul kapsamına alınmasının eğitsel sonuçlarının öğretmen görüşlerine göre incelenmesidir. Araştırmada keşfedici karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerini toplamak amacı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu, nicel verileri toplamak içinse araştırmacı tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutu için 44 öğretmenle görüşme yapılmış, nicel boyutu için ise 637 öğretmene araştırmacı tarafından geliştirilen “4+4+4 Uygulaması ile 5. Sınıfın Ortaokul Kapsamına Alınmasına Yönelik Öğretmen Görüşleri Ölçeği”  uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda temalar ayrı ayrı değerlendirildiğinde öğretmenler açısından en olumlu sonuç “Öğretmenlik Alan Bilgisi”, en olumsuz sonuçlar ise “Öğrencilerin Çocuksu Davranışları” ve “Öğrenci Seviyesi”; öğrenciler açısından en olumlu sonuç “Öğrenci Mutluluğu”, en olumsuz sonuçlar “Branş Öğretmenine Alışamama” ve “Duygusal Boşluk” temaları olduğu görülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda ise, öğretmenlerin seçmeli dersleri olumsuz bulduğu, öğrenciler açısından ve öğretim programı açısından kararsız kaldıkları ve öğretmenler açısından eğitsel sonuçları olumlu buldukları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN UZAKTAN EĞİTİM VE YÜZ YÜZE EĞİTİM UYGULAMALARINI DEĞERLENDİRMELERİ1</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49385</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49385</guid>
      <author>Mümine Güher ÖZERCAN İLHANHilal KAZU  ,Ferhat BAHÇECİ  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamaları ve yüz yüze eğitimle ilgili görüşlerinin değerlendirilmesidir. Yüz yüze eğitim uygulamaları ile öğretim yapan öğretmenler, dünya genelinde hızlıca yayılan Covid-19 virüsü ile ülkelerin uzaktan eğitime geçmeleri sonucunda uzaktan eğitime başlamışlardır. Bu süreç uzaktan eğitim uygulamaları hakkında tecrübe sahibi olmayan sınıf öğretmenleri yönünden sıkıntılı geçse de öğretmenlerin uzaktan eğitim uygulamalarını yakından tanımalarını sağlamış ve yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitimi karşılaştırmalı değerlendirebilmelerini kolaylaştırmıştır. Nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) kullanılarak yapılan araştırmada veriler, görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında aktif görev yapan 15 sınıf öğretmeniyle yapılan görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin teknolojiyi kullanma tecrübeleriyle bağlantılı olarak süreci daha verimli geçirdikleri ancak teknolojiyi kullanma tecrübesi az olan öğretmenlerin süreçte sıkıntı yaşadığı belirlenmiştir. Öğretmenler, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin yaş grubunun küçük olmasından dolayı veli desteğinin çok önemli olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmaya katılanlar, mecburiyet durumunda uzaktan eğitimi tercih edebileceklerini fakat mecbur kalınmadığı sürece yüz yüze eğitimi tercih edeceklerini belirtmişlerdir. Sonuç olarak, eğitimin kalitesi bakımından öğretmenlere verilen hizmet içi eğitimlerin çeşitlendirilerek arttırılması ve aynı zamanda velilere yönelik eğitimlerin verilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE, AMERİKA BİLEŞİK DEVLETLERİ VE AVUSTRALYA EĞİTİM FAKÜLTELERİ MESLEK BİLGİSİ DERSLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49175</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49175</guid>
      <author>Ahmet AykanŞefik KARTAL  </author>
      <description>Genel olarak bakıldığında öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının temel olarak belirlemiş olduğu alanların; meslek bilgisi, alan bilgisi ve genel kültür olduğu görülmektedir. Bu bağlamda eğitim faaliyetleri kapsamında başarılı olan ülkelerin öğretmen yetiştirme süreçlerinin ele alınması ve bu sürecin dikkatle incelenmesinin oldukça önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada özellikle Eğitim Fakülteleri kapsamında başarı sıralamalarında üst basamaklarda yer alan Penn State Üniversitesi (ABD) ve Queensland Üniversitesi (Avustralya) Eğitim Fakülteleri bünyesinde verilmekte olan meslek bilgisi derslerinin, Türkiye’deki yeni programda yer alan meslek bilgisi dersleri ile karşılaştırılması hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelenmesi kullanılmıştır. Yatay karşılaştırma yaklaşımın kullanıldığı çalışmada, veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu doğrultuda Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya’daki öğretmen yetiştiren programların meslek bilgisi dersleri, derslerin kredileri ve içerikleri benzer ve farklı yönleri ile ele alınmıştır. Elde edilen veriler incelendiğinde; Türkiye’deki derslerin daha sade, güncel ve uygulamaya dönük bir içerik ile yeniden düzenlenebileceği gibi önerilerde bulunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMINDA YER ALAN DEĞERLERİN ÖĞRETİMİNDE FELSEFİ ESERLER:         STOACILAR ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49830</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49830</guid>
      <author>Mustafa DOLMAZGenç Osman İLHAN </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı geç dönem stoacı filozofların kaleme aldıkları eserlerin sosyal bilgiler dersi öğretim programında yer alan değerlerin öğretiminde ne düzeyde kullanılabileceği tespit etmektir. Araştırma nitel araştırma deseninde tasarlanmıştır ve doküman analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu geç dönem stoacı yazarlardan Marcus Aurelius, Seneca ve Epiktetos'un kaleme aldığı birer eser oluşturmaktadır. Çalışma grubu belirlenirken ölçüt örneklem yöntemine başvurulmuştur. Verilerin toplanması amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen değer analiz formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları sosyal bilgiler programında yer alan ve öğrenciye kazandırılması amaçlanan tüm değerlerle ve birçok disiplinin kazandırmayı amaçladığı gibi sosyal bilgiler dersinin de öğrencilere kazandırmayı amaçladığı kök değerlerle doğrudan ilişkili ifadelerin bahse konu eserlerde sıklıkla yer aldığını göstermiştir. Araştırma sonucunda adalet, aile birliğine önem verme, bağımsızlık, barış, bilimsellik, çalışkanlık, dayanışma, dostluk, duyarlılık, dürüstlük, estetik, eşitlik, özgürlük, özdenetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, tasarruf, vatanseverlik ve yardımseverlik gibi değerlerin öğrenciler tarafından kazanımı amacıyla stoacı eserlerden yararlanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ DEPREM FARKINDALIKLARI İLE DEPREME KARŞI HAZIRLIK DURUMU DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51799</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51799</guid>
      <author>Ömer TÜRKSEVER</author>
      <description>Bu çalışma öğretmen adaylarının deprem farkındalık düzeylerini çeşitli değişkenler açısından (cinsiyet, ikamet yeri ve yaşadıkları ev/yurt kat sayısı) incelemek ve deprem bölgeleri farkındalık düzeyleri ile depreme karşı hazırlık durumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma olarak tarama (survey)  deseninde yürütülmüştür. Tarama, herhangi bir grubun çeşitli özellerini belirlemeye dair veriler toplayan çalışmalardır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Yozgat Bozok Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğrenim gören sosyal bilgiler, matematik ve fen bilgisi eğitiminde öğrenim gören 99’u (%73,3) kadın, 36’sı (%26,7) erkek olmak üzere toplam 135 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışma için veri toplama aracı Genç ve Sözen (2021) tarafından geliştirilen &lt;em&gt;“Deprem Bilgi Düzeyi”&lt;/em&gt; ölçeğinin &lt;em&gt;“Deprem Bölgeleri Dağılışı Bilgisi” &lt;/em&gt;faktörü ve &lt;em&gt;“Sürdürülebilir Deprem Farkındalığı”&lt;/em&gt; ölçeğinin &lt;em&gt;“Deprem Hazırlık Durumu”&lt;/em&gt; faktörleri kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının deprem bölgeleri farkındalığına ilişkin bilgi düzeyleri yüksek olduğu söylenebilir. Yine öğretmen adaylarının deprem etkilerine yönelik farkındalığın yüksek olduğu söylenebilir.  Öğretmen adaylarının cinsiyetleri ile deprem bölgeleri bilgisi alt boyutu arasında anlamlı bir fark yoktur [t (135) = 0,376; p&gt;.05]. Öğretmen adaylarının deprem bölgeleri farkındalık boyutu ile yaşadıkları ev/yurt kat sayısı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır [F (2-135)= 5,85; p&lt; ,05]. Çalışma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının depreme ilişkin farkındalıklarının bulunduğu ancak bu bilginin eyleme dönüşmediği görülmüştür. Bu sonuçlara göre öğretmen adaylarının depreme karşı eyleme dönüşecek türde etkinlikler yaptırılması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 SÜRECİNDE ÇEVRİM İÇİ ÖĞRENME ORTAMLARINDA TÜRKÇE ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖZ DÜZENLEME VE BİLGİ PAYLAŞMA DURUMLARININ İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50929</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50929</guid>
      <author>Muhammed TUNAGÜR</author>
      <description>Bu araştırmada Türkçe öğretmeni adaylarının çevrim içi öğrenme ortamlarında bilgi paylaşma davranışları ile çevrim içi öz-düzenleme durumlarının ne düzeyde olduğu ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ve Yüzüncü Yıl Üniversitesinde eğitim gören yüz yirmi bir kadın ve yetmiş yedi erkek olmak üzere toplam 198 Türkçe öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan kolay ulaşılabilirlik örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın veri toplama araçlarını “Bilgi Paylaşma Davranışı Ölçeği” ve “Çevrim içi Öz-Düzenleme Ölçeği” oluşturmaktadır. Araştırmanın veri analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson korelasyon kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Türkçe öğretmen adaylarının çevrim içi öğrenme ortamlarında bilgi paylaşma davranışlarının ve çevrim içi öz-düzenleme durumlarının cinsiyete ve sınıf değişkenine göre anlamlı farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bilgi paylaşma davranışlarının ve çevrim içi öz-düzenleme durumlarının günlük çevrim içi kalma sıklığı değişkeni açısından ise anlamlı bir farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çevrim içi bilgi paylaşma durumları ile çevrim içi öz düzenleme durumları arasında güçlü düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda birtakım öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEKNOLOJİNİN HAYATIMIZA FARKLI BİR DOKUNUŞU: AİLE EĞİTİMİNDE ÇEVRİMİÇİ OLMAK </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50993</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50993</guid>
      <author>Burcu GEZER ŞENYelda SEVİM  </author>
      <description>Bu çalışmada teknolojik gelişmelerin eğitime etkisi ve buna bağlı olarak aile, evlilik ve boşanma eğitimlerine olan etkileri tartışılmaktadır. Günümüzde salgın hastalıklarının da etkisiyle çevrimiçi eğitimlerde artış gözlenmektedir. Son zamanlarda boşanma oranlarındaki artışlar evlilik öncesi, boşanma sırasında ve boşanma sonrasındaki eğitimlerin ne kadar önemli olduğunu bizlere göstermektedir. Yurt dışında aile, evlilik ve boşanma eğitimlerinin tarihçesi eskilere dayanmaktadır. Ülkemizde evlilik öncesi ve evlilik aşamasındaki eğitimlerin nispeten yaygınlık kazanmasına rağmen boşanma eğitimlerinin çok az olduğu görülmektedir. Çevrimiçi teknolojiler aile, evlilik ve boşanma eğitimlerinin verilmesinde işlevsel bir alternatiftir. Ülkemizde var olan ihtiyaca cevap verebilmek adına bilimsel çerçevede topluma uygun çevrimiçi aile, evlilik ve boşanma eğitimlerinin geliştirilmesi ve güncel hale getirilmesi gerekmektedir. Aile eğitimlerinde evdeki ilişkilerin güçlendirilmesi ve ailenin gelişimini desteklenmesi amaçlanmaktadır. Evlilik eğitimlerinde “evlenecek bireylerin” veya “evli çiftlerin” birbirlerini daha iyi tanıması ve sağlıklı bir iletişim kurmasının sağlanması hedeflenmektedir. Boşanma eğitimlerinde ise amaç, ayrılık kararı alan karı-kocaların, boşanma süreci ve sonrasında ortaya çıkabilecek stresle ve olumsuzluklarla nasıl başa çıkabileceklerine dair bilgilerini artırmak, boşanmanın sonuçlanmasıyla çocukların yeni yaşama ilişkin adaptasyon sürecini hızlandırmak ve bireylerin arasında çıkabilecek çatışmaları ve olumsuz etkileri en aza indirmektir. Çocukların, ebeveynlerin ve yakın çevrelerinin ruh sağlığı için bu eğitimler son derece önemlidir. Bu eğitimlerin çoğaltılması toplum sağlığı için önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE 60-72 AY ÇOCUKLARA YÖNELİK HAZIRLANAN ÖZ DÜZENLEME EĞİTİM PROGRAMININ ÇOCUKLARIN ÖZ DÜZENLEME BECERİLERİNİN GELİŞİMİNE ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51005</guid>
      <author>Hande Hasibe ARSLANSerpil PEKDOĞAN  </author>
      <description>Çalışmanın amacı okul öncesi dönemde öz düzenleme eğitim programının 60-72 aylık çocukların öz düzenleme becerilerinin gelişimine etkisinin incelemektir. Araştırmada olarak öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmaya anaokuluna devam eden 60-72 aylık 46 çocuk (23 deney, 23 kontrol) katılmıştır. Araştırmanın verileri 4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Öğretmen Formu) ile toplanmıştır. Deney grubundaki çocuklara yedi hafta boyunca haftada üç defa olmak üzere “Okul Öncesi Dönemde Öz Düzenleme Eğitim Programı” uygulanmıştır.  Deney ve kontrol gruplarının ön test puanlarının karşılaştırılması bağımsız örneklemler için t testi ile ön test -son test karşılaştırmaları ise ilişkili örneklemler için t testi ile yapılmıştır.   Çalışmanın sonucunda deney ve kontrol grubunda bulunan çocukların öz düzenleme becerileri puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve gerçekleştirilen eğitim programının istendik ve etkili bir sonuç ortaya koyduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL MÜDÜRLERİNİN SOSYAL ADALET LİDERLİĞİ İLE ÖĞRETMENLERİN ÖRGÜTSEL ÖZDEŞLEŞME VE YÖNETİCİYE SADAKAT İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51078</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51078</guid>
      <author>Necati ÇOBANOĞLU</author>
      <description>Bu araştırma, ilkokul müdürlerinin sosyal adalet liderlikleri ile öğretmenlerin örgütsel özdeşleşme ve yöneticiye sadakatleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın modeli ilişkisel modeldir. Araştırmada örnekleme yöntemi basit tesadüfi yöntemdir. Veriler, Malatya’da 2020-2021 eğitim-öğretim yılında devlet okullarında görev yapan 428 ilkokul öğretmeninden toplanmıştır. Veri toplama araçları Bozkurt (2017) tarafından geliştirilen “Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği”, Mael ve Ashforth (1992) tarafından geliştirilen ve Tüzün (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan “Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği” ve Chen, vd. (2002) tarafından geliştirilen ve Ceylan ve Doğanyılmaz (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan “Yöneticiye Sadakat Ölçeği”dir. Veriler analiz edilirken Aritmetik ortalama, T-testi, ANOVA testi, Korelasyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; ilkokullarda müdürlerin sosyal adalet liderliği, öğretmenlerin örgütsel özdeşleşmesi ve yöneticiye sadakat düzeyleri “Genellikle Yüksek” düzeyinde çıkmıştır. Müdürlerin sosyal adalet liderliği ile öğretmenlerin örgütsel özdeşleşmesi ve yöneticiye sadakatleri arasında poozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ayrıca müdürlerin sosyal adalet liderliğinin öğretmenlerin örgütsel özdeşleşmesini ve yöneticiye sadakatlerini yordadığı sonucuna da ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A RESEARCH OF STUDIES CONDUCTED IN TURKEY REGARDING THE SOCIAL-EMOTIONAL ADJUSTMENT IN PRESCHOOL</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51065</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51065</guid>
      <author>Seda ŞAHİNNuran Çalış TOKTANIŞ  </author>
      <description>Okul öncesi dönemde çocukların gelişim seyri oldukça hızlı olmaktadır. Bu süreçte çocuğun sosyal duygusal gelişiminde evde ebeveynlerinin okulda ise okul öncesi öğretmenlerinin sunduğu destek sayesinde çocuklar sosyal ve duygusal beceriler edinmektedir. Edindiği sosyal beceriler sayesinde çocuk hem okula hem de akranlarına sosyal duygusal uyum sağlamaktadır. Sosyal duygusal uyum çocukların erken yıllardaki sosyalleşmeleri açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma da okul öncesi dönem çocuklarının sosyal duygusal uyumlarını belirlemek amacıyla Türkiye’deki alanyazında yapılmış araştırmaların yıllarına, yayın türlerine, modellerine, çalışma gruplarına, konularına, veri toplama araçları ve veri analiz yöntemlerine göre dağılımlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 2006 ile 2020 yılları arasında yapılmış “sosyal duygusal uyum” söz öbeğini içeren ve YÖK tez merkezi, Google Akademik ve Ulakbim veri tabanlarında taranan 21 yüksek lisans, 3 doktora tezi ve 8 makale olmak üzere toplam 32 çalışma incelenerek hazırlanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan analizler 2009 ve 2011 yıllarında okul öncesi dönemde sosyal duygusal uyum konusunda çalışmalara rastlanmadığını; araştırmaların çoğunlukla tarama modelinde yapıldığını; çalışma grubunu çocukların oluşturmasına rağmen çoğunlukla verilerin öğretmen ve annelerden alındığını; bu çalışmalar içinde çocukların sosyal duygusal uyumunu ebeveynlik rolleri ve aile içi ilişkileri ile ilişkilendiren çalışmaların ağırlıkta olduğunu; “Marmara Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği’nin bu çalışmaların 25’inde çocukların sosyal duygusal uyumlarını belirlemek amacıyla kullanıldığını ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ FELSEFE MECMUASI ÇERÇEVESİNDE TÜRKÇÜLERİN KADIN MESELESİNE YAKLAŞIMLARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50064</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50064</guid>
      <author>Bahattin ÇATMA</author>
      <description>Osmanlı-Türk modernleşmesi Tanzimat Fermanı’nın ilanının ardından daha bütünlüklü bir hal almıştır. Askerî, siyasî ve iktisadî meselelerin yanı sıra içtimaî hususlar da Osmanlı devlet adamları ve entelektüel ortamının tartışılan unsurları haline gelmişlerdir. İçtimaî hususların başında modernleşmenin başat meselelerinden biri olan “kadın” gelmektedir. Modernleşme olgusunun kadın üzerinden yürütülmek istenmesi de dikkate alındığında bu mesele ayrıca bir ehemmiyet kazanmaktadır. Yönelimleri farklı olsa da gayeleri müşterek olan Osmanlı son dönemi fikrî teşebbüsleri içtimaî hususlar karşısında kendilerine özgü yaklaşımlar sergilemişlerdir. Bu yaklaşım farklılığı kadın ve kadının toplum hayatı içerisindeki yeri noktasında da kendisini göstermiştir. Osmanlı Devleti’ni selamete erdirme imkânı olarak Türklüğü siyasî, sosyal ve kültürel bir düşünme biçimi şeklinde önceleyen mahfillerde de söz konusu mesele irdelenmiş ve birtakım fikirler ileri sürülmüştür. Bundan mülhem çalışmada Türkçülük fikriyatı için önemli mecmualardan biri olarak değerlendirebilecek Yeni Felsefe Mecmuası’nı merkeze alarak “kadın” meselesinin ele alınış biçimi ve bu mesele hakkında ne tür fikirler ileri sürüldüğü üzerinde durulmuştur. Çalışma Yeni Felsefe Mecmuası merkeze alınarak kaleme alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖDÜLLÜ ÇOCUK KİTAPLARINA GÖSTERGEBİLİMSEL AÇIDAN BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50587</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50587</guid>
      <author>Ayşegül AVŞAR TUNCAY</author>
      <description>Çocuk kitaplarına verilen ödüller farklı dillere çevrilmesine ve dolayısıyla kitabın daha çok okuyucuya ulaşmasına katkı sağlamaktadır. Araştırmada kullanılan çocuk kitabı, her yıl düzenlenen PCA (Parents’ Choice Awards) tarafından 2016 yılında seçilen kitaplar içerisinde aileler tarafından önerilen resimli çocuk kitabı ödülünü almıştır. “Madeline Finn ile Kütüphane Köpeği” (orijinal adı “Madeline Finn and the Library Dog”) isimli kitap ödüllü yazar Lisa Papp tarafından yazılmış ve resimlenmiştir. “Köpeklere Oku” projesinden esinlenerek yazılan kitap, okumakta zorlanan çocukları teşvik etmede köpeklerin yardımından yararlanmayı amaçlamıştır. Ödüllü kitaplardan yazınsal anlamda merak uyandıran ayrıntıların yer alması, iyi bir kurguya sahip olması, daha evrensel temalar içermesi ve anlam katmanlarının metinde daha derin işlenmesi beklenmektedir. 1960’lardan sonra gelişimini sürdüren ve fotoğrafçılık, mimarlık, reklamcılık, sinema, moda, metinler gibi birçok alanda kullanılan göstergebilim, bir yöntem olarak da benimsenmeye devam etmektedir. Özellikle metin çözümlenmesinde kullanılan bu yöntem, metnin anlam katmanlarını derinlemesine incelediğinden anlamı oluşturan süreçleri yeniden okuma çabasını doğurur. Bu çalışmanın amacı, ödüllü bir kitap olan her yaştan çocuğu hedef kitlesi olarak belirleyen “Madeline Finn ile Kütüphane Köpeği” adlı eseri göstergebilimsel bir çerçevede yeniden okumaya çalışmaktır. Bu sebeple kitabın yazınsal ve görsel metninin göstergebilimsel yöntemle çözümlenmesi yapılmıştır. Çalışmada, Proop’un masal çözümlemesinden yola çıkarak Greimas tarafından geliştirilen göstergebilimsel çözümleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, kitabın çocuğa okumada özgüven kazandırmaya çalışması, bir amaç uğruna çaba sarf etmek gerektiğini sezdirmesi, yaş olarak hitap ettiği hedef kitlenin ana dil gelişimine destek olması bakımından yazarın hikâyeyi kurgulamasının başarılı olduğunu göstermektedir. Kitabın aynı zamanda yazınsal metninin sürpriz sonlu olması da hedef okurun metne ilgisini kitabın sonuna kadar canlı tutmaktadır. Çocuk gerçekliğini işleyen ve yardımın olmadık bir yerde karşımıza çıkabileceğini gösteren kitap özgün bir eser olma özelliği göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KABUL VE KARARLILIK TERAPİSİ BAĞLAMINDA BİR BİBLİYOTERAPİ ÖRNEĞİ: SİMYACI ROMANI  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49909</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49909</guid>
      <author>Özgür DEMİRCİ SEYREKErcümend ERSANLI  ,Abdullah Nuri DİCLE  </author>
      <description>Psikolojik esneklik son kuşak bilişsel davranışçı terapilerden Kabul ve Kararlılık Terapisi için bireyin yaşanası, anlam dolu bir ömür sürdürebilmesinde anahtar bir kavram olarak ifade edilebilir. Psikolojik esnekliğin altı unsuru, bireyin değerlerini kendisine rehber edinmesi, bilişsel ayrışma, şimdiye odaklanma, değerler doğrultusunda kabul, bir bağlam olarak kendililik ve değerli bir yaşam için harekete geçmektir. Kabul ve kararlılık terapisine göre psikolojik yardım ilişkisinde kullanılabilen birçok teknik mevcuttur. Bu çalışmada ise danışanın işlevsiz tutumlarına dair iç görü geliştirmesinde yaşadığı güçlüğe hitap eden okuma materyalleri ile buluşturmayı esas alan bibliyoterapi tekniği konu edilmiştir.  Bu amaçla, bibliyoterapi için  ‘’Paulo Coelho’nun Simyacı’’ adlı eseri Kabul ve Kararlılık Terapisi bakış açısıyla incelenmiş ve psikolojik esnekliğin altı unsuru bağlamında yapılan alıntılar ile ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma ile danışanın yaşadığı güçlükleri çözümlemesi için iç görü geliştirmesine yardımcı olmak amacıyla Simyacı adlı romanın bibliyoterapi uygulaması için faydalı olabileceği vurgulanmakta.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEHİÇ AK’IN ÇOCUK KİTAPLARINDA TOPLUMCU GERÇEKLİK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51625</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51625</guid>
      <author>Esma DUMANLI KADIZADENasif SARIÇETİN </author>
      <description>Toplumcu gerçekçiliğin kaynağı Marksizmdir. Marksizm ilk olarak Rusya’da parti politikası olarak ortaya çıkar. Partinin resmî deolojisini halka benimsetmek için ortaya çıkan Marksizm ülkenin resmî sanat anlayışı olur. Ezilenin, işçi sınıfının sıkıntılarını dile getiren Marksistler işçiyi ve köylüyü bilinçlendirmeyi amaçlarlar. Türkiye’de cumhuriyetin ilk yıllarında şiir, roman ve hikâye türlerinde eserler verilmeye başlanır. 1940’tan sonra bulanda nicelik ve nitelik yönünden yetkin eserler verilir. Toplumcu gerçekçi anlayışta yazar sadece bulunduğu döneme ışık tutup o dönemin sorunlarını dile getirmez. Aynı zamanda topluma ideal olanı göstermeyi ilke edinir. Toplumcu gerçeklik ilk olarak işçi ve köylünün sıkıntılarını dile getirip onları bilinçlendirmeyi amaçlasa da daha sonraları şehrin ve ulusun sıkıntılarını da ele almıştır. Bu çalışmada ise Behiç Ak’ın çocuk kitapları toplumcu gerçekçi sanat anlayışı yönünden incelenmiştir. Behiç Ak kitaplarında bir taraftan toplumun aksak yönlerini, yozlaşan ve tüketilen değerlerini ortaya koyarken diğer taraftan ideal olanı ortaya koymuştur. Bu bağlamda yazarın beş adet çocuk kitabında (Akvaryumdaki Tiyatro, Vapurları Seven Çocuk, Geçmişe Tırmanan Merdiven, Bulutlara Şiir Yazan Çocuk, Galata’nın Tembel Martısı) toplumcu gerçekliğin izlekleri araştırılmıştır. Nitel yaklaşıma uygun olarak hazırlanan çalışmada doküman inceleme yoluyla toplanan veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Sonuç olarak araştırmada; a. hayat tarzı, b. iletişim, c. doğaya yabancılaşma, d. tüketim-metalaştırma ve e. teknoloji kodları tespit edilmiştir. İncelenen kitapların tümünde bütün kodların yer aldığı ancak en çok hayat tarzı koduna, en az da doğaya yabancılaşma koduna yer verildiği görülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ABSTRACTION THROUGH EDITING IN EXPERIMENTAL CINEMA: VISIONS IN MEDITATION SHORT MOVIE TETRALOGY </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50688</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50688</guid>
      <author>Serkan ÖZTÜRKEcem GÜLEÇ  </author>
      <description>Sinema, sanatçının perspektifini, algısını, duygusunu, hislerini yansıtabileceği araçlardan biridir ve icat edildiği tarihten beri varlığını sürdüren bir disiplindir. Var oluşundan beri sürekli kendini yenilemiş ve alanın autuer yönetmenleri tarafından akımlar ve tarzlarla güncelliğini korumuştur. Sinemayı var eden en büyük unsurlardan biri de onu kesip biçerek doğuran kurgudur. Sanatçı, estetik dilini kurguyla dışa vurabilir ve anlatımını dilediği gibi yönlendirebilir. Bu da kurguyu, film yapımının en güçlü dinamiklerinden biri haline getirir. Özellikle Rus Avangart sinemacılar, kurguyu sinemasal anlatının temeline yerleştirirken onu toplumsal ve öznel gerçeklikleri yansıtmak ve “gerçeğe” daha da yaklaştırmak için çeşitli teknikler geliştirmişlerdir. Zamanla kurgu, bağımsızlığını ilan ederek deneysel sinemaya kapısını açmıştır. Gerçekliği daha iyi aktarabilmek için kullanılan kurgu teknikleri, zamanla sanatçının gerçekliği soyutlayarak, kendini ifade etme biçimine dönüşmüştür. Ele alınan araştırma, sanatçının sinemasal anlatısında, kurgunun gerçekliği nasıl soyutlayarak var olduğunu araştırmayı amaçlamaktadır. Yöntem olarak literatür taraması ve içerik analizinin benimsendiği araştırmada, sinemada kurgu kavramının altını çizen Eisenstein’ın avangart kurgu biçimlerinden yola çıkarak, onun gibi kurguyu ustaca kullanan Vertov’un avangart yoldaşlığı ile amaçlı örneklem metodu kullanılarak seçilen avangart sanatçı Stan Brakhage’in Visions in Meditation (1989-1990) kısa film dörtlemesi incelenecektir. Ele alınan yaklaşımlar ışığında, araştırmanın sonucunda sinemasal anlatının kurgu ile nasıl soyutlandığı ve kurgunun nasıl bir estetik dil oluşturduğu tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜTÜPHANE MEKANLARI İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KRİTERLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51993</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51993</guid>
      <author>Gizem ARICIMurat ARISAL   </author>
      <description>Bilgi teknolojisindeki gelişmeler, öğrenme ortamlarındaki yenilikler, yeni mimari yaklaşımlar, yeşil ve akıllı bina kavramlarının yaygınlaşması tüm mekân tasarımları gibi kütüphane mekân tasarımlarını da etkileyerek sürdürülebilir kütüphane kavramını ortaya çıkarmıştır. Sürdürülebilir kütüphaneler, ekolojik sistem, insan, bina mimarisi, kütüphane hizmetleri, teknolojik alt yapı ve ekipman gibi tüm unsurların dengeli ve uyumlu bir şekilde entegre edildiği ve gelecek nesillerin kullanımını da sağlayacak esnek bir biçimde tasarlandığı yapılar olarak yorumlanmaktadır. Dünyada bu tasarımın başarılı bir biçimde uygulandığı kütüphane örneklerinin olduğunu söylemek mümkündür. Ülkemizde ise, sürdürülebilir kütüphane mekânı tasarımı konusundaki çalışmaların nispeten yetersiz kaldığı, sürdürülebilir kütüphanelere ilişkin kriterlerin belirlenmediği gözlenmektedir. Bu çalışmada, literatürde yer alan sürdürülebilirlik kavramını kütüphanelerin yaşam döngüsüne göre değerlendirerek kütüphanelere özgü sürdürülebilirlik bileşenlerini ve kriterlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Sürdürülebilir kütüphane uygulamalarının eksikliğinden ve standartlaşmanın sağlanamamasından dolayı ölçülebilir veriler elde etmede oldukça zorlanılacağı düşünüldüğünden bu çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Literatür taraması ile öncelikle sürdürülebilir mekân tasarımı çalışmaları üzerinde araştırma yapılarak nitel veriler elde edilmiştir. Bu nitel verilerden hareketle kütüphanelerde sürdürülebilirlik 6 (altı) ana boyutta incelenmiştir. Sonuç olarak sürdürülebilirliğin 3 (üç) bileşeni olan çevre, ekonomi ve sosyal bileşenlere ek olarak kütüphanelere özgü yeni 10 kavram daha eklenmiş ve sürdürülebilir kütüphane mekanları 13 kriter çerçevesinde teorik bir temele dayandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 SALGIN SÜRECİNDE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYİNİN YAŞAM KALİTESİ ÜZERİNE ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51883</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51883</guid>
      <author>Zait Burak AKTUĞZeynep KUTLU ,Serkan İBİŞ ,Necdet Eray PİŞKİN ,Gönül YAVUZ ,Hasan AK </author>
      <description>Yapılan çalışmada COVID-19 pandemisinde üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve cinsiyetlere göre bu değişkenlerin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde eğitim-öğretim gören 338 öğrenci (kadın =170, erkek =168) gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılara ‘’Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’’ ile ‘’Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu’’ uygulanmıştır. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkiyi belirlemede Pearson Korelasyon analizi, bu parametrelerin cinsiyetlere göre karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t -testi kullanılmıştır. Hem kadın hem de erkek katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile yaşam kalitesi alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p&lt;,05). Ayrıca fiziksel aktivite düzeyinin erkekler lehine istatiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenirken, yaşam kalitesinde ise cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p&lt;,05). Sonuç olarak insanların pandemi veya farklı sebeplerle uzun süreli evde olmasını gerektiren durumlarda hareketsiz yaşamın genel sağlık üzerine olumsuz etkilerinin azaltılması için fiziksel aktivitelere katılımlarının sağlanmasının yaşam kalitesini artıracağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİZİKSEL AKTİVİTELERE KATILIM ENGELLERİNİN İNCELENMESİ: KIZ MESLEK LİSESİ ÖRNEKLEMİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51661</guid>
      <author>Gamze DERYAHANOĞLU Serkan DÜZ ,Rabia Hürrem ÖZDURAK SINGIN </author>
      <description>Günlük hayatımızın en önemli parçalarından birisi fiziksel aktivite olması gerekirken maalesef gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşulları insanların fiziksel olarak inaktif olmasına neden olmaktadır. Özellikle kültürel kalıplardan dolayı ülkemizde kadınların fiziksel aktivitelere katılımı sınırlıdır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı geleceğin anneleri olacak kız öğrencilerin fiziksel aktiviteye katılımlarını engelleyen faktörleri incelemektir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Özbek (2019) tarafından geliştirilen “Fiziksel Aktivitelere Katılımını Engelleyen Faktörler” ölçeği kullanılmış olup verilerin analizinde ikili karşılaştırmalarda bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla değişkenin karşılaştırmasında ise tek yönlü varyans analizi ve Hochberg post-hoc analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; kız öğrencilerin sınıf, vücut kütle indeksi, aile tipi ve anne eğitim durumunun fizksel aktiviteye katılımı engellemediği görülmüştür. Aile gelir durumu ile okul; spor geçmişi ile eğitim sistemi, haftalık spor yapma frekansı ile aile; baba eğitim durumu ile aile; kilo memnuniyeti ile okul ve eğitim sistemi alt boyutları ile ölçek toplam puanı, uyku durumu ile de eğitim sistemi alt bıyutu ve ölçek toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edildi. Sonuç olarak; kız öğrencilerin fiziksel aktiviteye katılımlarını engelleyen faktörler arasında okul, aile ve eğitim sisteminin önemli rol olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MOTIF-ORIENTED CHARACTERISTICS OF THE TURKISH CARPETS ILLUSTRATED IN ENGLISH ARISTOCRATIC PORTRAYS OF RENAISSANCE AND EFFECTS OF THE CARPETS ON BRITISH CARPET PRODUCTION </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51975</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51975</guid>
      <author>Hülya KALYONCU</author>
      <description>The Turkish carpets with a great importance in world’s carpet history have their origins in Pazırık Carpet, the world’s oldest and the first knotted carpet which was produced by the Central Asian Turks. Carpet tradition of Turks was kept by the Anatolian Seljuk Empire. It had its golden age with the naturalist carpets woven in Bursa and its vicinity in the 16th century that corresponds to the Ottoman period. The Turkish carpets included in the religion and society-thematic paintings made in Renaissance period by the European painters in various countries were regarded as the expression of wealth and magnificence. The Ottoman-Turkish carpets illustrated in portraits of the English aristocrats as well influenced the English carpet art in addition to adding aesthetic values to the paintings. In this study performed in this context, literature of the portraits of English aristocrats that involve Turkish carpets was reviewed. Besides, painters of the paintings, the aristocrat’s portrayed and motif-oriented characteristics of the Turkish carpets were addressed in detail. It was aimed to reveal the place of the carpets addressed within the discipline of art history, in Turkish cultural history and their effects on the British carpet production. In conclusion, it was turned out that they place premium on Turkish culture and art. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SANAYİ DEVRİMLERİ TARİHSEL SÜRECİNDE MÜŞTERİNİN DEĞİŞEN ROLÜ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50663</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50663</guid>
      <author>Ali Rıza İNCEDerya KUTLU  ,Murat Sami BAYKIZ  </author>
      <description>Endüstri 4.0; ürün geliştirmeden tedarik üretim, pazarlama, satış sonrası servise kadar ürün yaşam döngüsündeki bütün aşamalarda insan-ürün-makine-bilgi faktörlerinin birbirleriyle ilişkili olduğu ve müşteri isteklerinin her aşamada etkin ve belirleyici olduğu sistematik bir süreci mümkün kılmaktadır. Önceki sanayi devrimlerinde yaşanan pek çok önemli değişim gibi yeni sanayi devriminde de firmaların odak noktaları, müşteriye yüklemiş oldukları anlam ve müşterilerin rolü konusunda önemli değişimler gerçekleştiği görülmektedir. Literatür çalışması ve piyasaya dair gerçekleştirilen görüşme ve gözlemler doğrultusunda yapılan bu nitel çalışmada, firmaların odak noktaları, müşteri algısı ve rolü konusunda, sanayi devrimleri arasındaki farklar ve sanayi 4.0'daki yansımaları ortaya konmuştur. Buna göre; müşteri, birinci ve ikinci sanayi devriminde, ürün odaklı bir yaklaşım çerçevesinde sadece ürünü satın alan bir kişi iken, üçüncü sanayi devriminde müşteri odaklı yaklaşımla kendisine göre ürün tasarlanan bir veri sağlayıcı rolünü sergilemiş, dördüncü sanayi devriminde ise değer odaklı yaklaşım çerçevesinde daha geniş kapsamlı bir rol üstlenerek, ürünü birlikte tasarlayan, üretime katkı sunan kişi konumuna gelmiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ENGELLİ BİREYLERİN KONAKLAMA İŞLETMELERİNDEKİ MEMNUNİYETİNİ ÖLÇMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51992</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51992</guid>
      <author>Salih TELLİOĞLUMahmut TEKİN </author>
      <description>Dünyada önemli bir nüfusa sahip olan engelli bireylerin refahını artırmaya yönelik uygulanan sosyal politikalar ile birlikte onlar da toplumun diğer bireyleri gibi yaşamaya başlamışlardır. Engelli bireylerin sosyalleşmesini sağlayan önemli etkenlerden birisi de turistik faaliyetlerdir. Onların turistik faaliyette bulunması toplum ile iç içe olmasını sağlayan önemli bir faktördür. Ancak yapılan birçok düzenlemelere rağmen engelli bireylerin turistik faaliyetleri süresince birçok engel ile karşılaştıkları görülmektedir.  Seyahat ve konaklama süreçlerinde yaşanan sorunlardan dolayı birçok engelli birey turistik faaliyetlere katılma konusunda isteksiz davranmaktadırlar. Bu bağlamda turizm pazarında önemli bir yere sahip olan engelli bireylerin seyahat ve konaklama işletmelerindeki memnuniyetlerinin ölçülmesi önem arz etmektedir.  Bu araştırma, engelli bireylerin konaklama işletmelerdeki memnuniyet düzeyini ölçerek sorunları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca tespit edilen sorunlara göre de öneriler sunulmultur. Araştırma kapsamında 2017 yılında Alanya’da faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı tesislerde konaklayan 253 adet engelli bireye anket çalışması uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların önemli bir oranının otelin girişine ve iletişim faaliyetlerine yönelik düzenlemelerden memnun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca engelli bireylerin memnuniyet oranının en düşük olduğu faaliyetin ise yiyecek ve içecek olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİ KARAR TEORİSİ’NİN TARİHİ ÜZERİNE BİR TEORİK TARTIŞMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51408</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51408</guid>
      <author>Hüseyin Çağatay KARABIYIKMahmut Nevfel ELGÜN  </author>
      <description>Tüketici Karar Teorisi pazarlamanın temel yapı taşlarından bir tanesidir. Çünkü -etik tartışmalar bir yana- pazarlama uygulamalarının günümüzdeki nihai amacı satışın gerçekleştirilmesidir. Satışı gerçekleştirme hedefi ise müspet tüketici karar ve davranışlarına bağlıdır. Bu sebeple Tüketici Karar Teorisi’nin doğru bir şekilde anlaşılması hem teorik hem de pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Tüketici Karar Teorisi’nin doğru bir şekilde anlaşılması amacıyla tarihi gelişimi incelenmiştir. Bu bağlamda Geleneksel ve Modern Yaklaşımlar’a bağlı olarak Rasyonel Yaklaşım, Bilişsel Yaklaşım, Pasif Yaklaşım, Duygusal Yaklaşım, Yorumsamacı Yaklaşım ve Postmodern Yaklaşım incelenmiştir. Çalışma boyunca her bir yaklaşımın tarihi gelişimi; pratik, bilim felsefesi ve iktisat tarihi bağlamlarında değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise her bir yaklaşımın değişim ve ilgili dönemlerde görülen paradigma değişimleri incelenmiştir. Son olarak ise incelenen tarihi değişimler referans alınarak Tüketici Karar Teorisi’nin geleceği üzerine öngörüde bulunulmuştur. Sonuç olarak pazarlama tarihinde Geleneksel Yaklaşımlar’ın Klasik ve Neo-Klasik iktisatla paralel bir şekilde gelişme gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak sonradan iktisat biliminde de görüleceği üzere, pazarlamada teori-pratik uyumu sorunu görülmüştür. Böylece normatif yaklaşımlardan tanımlayıcı yaklaşımlara geçilmiştir. Günümüzde ise bu eğilim devam etmektedir. Metodolojik eğilimler ise bu sürecin inter-disipliner çalışmalarla yürütüldüğünü göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUR’AN PERSPEKTİFİNDEN ÂFETLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51911</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51911</guid>
      <author>Ahmet GÜNDÜZ</author>
      <description>Kâinatın insan için yaşanabilir kılınmasına imkân veren Yüce Allah’tır. Yaşanamaz bir hale gelmesine vesile olan âfetler de O’nun bilgisi dâhilinde olan şeylerdir. Onun bilgisi bir yaprağın yere düşmesini dahi içerecek kadar geniştir. Fiziki çevremizde gördüğümüz denizler, sular, şimşekler, yağmurlar, hayvanlar vb. birçok unsur insanın faydası içindir. Ancak geçmiş kavimlere dair olaylara Kur’an çerçevesinde bakıldığı zaman buların bazı dönemlerde bir âfete dönüşmüş oldukları görülmektedir. Bu âfetleri haber veren Kur’an, bunun gerekçesi olarak temelde insanın sorumsuzluğuna vurgu yapmaktadır. Kıyametin kopmasına dair haber verilen olaylar ile insanların âfet kabilinden hesap ettikleri unsurlar kıyaslandığında birçok açıdan benzerlik taşıdığı görülmektedir. Azap mahiyetindeki âfetlere maruz kalmamak ve her iki duruma ansızın yakalanmamak için yapılması gereken şeyler vardır. Buların neler olduğunu bilebilmek için bu âfetlerin gerekçelerini yine Kur’an’dan hareket ederek tespit etmek gerekmektedir. Bununla birlikte Kur’an aracılığıyla Yüce Allah’ın bizden beklentilerinin ne olduğunu da iyi anlamak gerekmektedir. Böylece insanlar O’nun rahmeti gereği ertelenmiş olan bazı âfetlerin olduğunu veya sınırlarını zorlayanlar için de gazabı gereği olabilecek felaketlerin varlığını daha iyi anlayacaklardır. Ayrıca günümüzde yaşanan âfetler, geçmiş kavimlerin yaşadıkları âfetler ile kıyaslanarak bunların dini anlamda yorumlanması mümkün olacaktır. Bu ise insanların her mevzuyu sadece pozitif bilimler çerçevesinde yorumlayıp geçiştirmesi yerine, dini ve ahlaki anlamda kendilerini sorgulamalarına imkân sağlayacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


