






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2021 Sayı LV</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1739</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>THE PUBLIC-PRIVATE PARTNERSHIP MODEL IN THE NEW PUBLIC MANAGAMENT PARADIGM: AN EVALUATION ON DUALIST ADMINISTRATIVE STRUCTURES OF CITY HOSPITALS</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54047</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54047</guid>
      <author>Berat AKINCI</author>
      <description>1980’li yıllardan itibaren küresel bazda kendini hissettiren ve yeni kamu işletmeciliğinin temelini oluşturan gelişmeler, bazı kamu hizmetlerinin özel sektörün işletme tekniğinden ve finans kaynaklarından yararlanılarak yerine getirilmesine olanak sağlamıştır. Böylelikle piyasa temelli anlayışın getirisi olarak kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde sunulması adına bazı kamu-özel ortaklık modelleri ortaya çıkmıştır. 1990’ların başında başta İngiltere olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde sağlık sektöründe uygulanan kamu-özel ortaklık modeli, 2003 yılında başlayan sağlıkta dönüşüm programı kapsamında ülkemizde de uygulanmaya başlanmıştır. Akabinde kamu-özel işbirliğini net çizgilerle belirleyen 2013 tarihli ve 6428 sayılı “Kamu-Özel İşbirliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” kabul edilmiştir. Bu kanun kapsamında hayata geçirilmesi planlanan şehir hastaneleri projelerinde 2021 yılı sonuna kadar 18 hastanenin yapımının özel sektör tarafından tamamlanması ve Sağlık Bakanlığına teslim edilmesi öngörülmektedir. Sağlık hizmet sunumunda yeni olan bu sistem, çekirdek sağlık hizmetlerinin kamu sektörü diğer destek hizmetlerinin ise yüklenici firma tarafından yerine getirilmesini sağlayan çift başlı örgütsel ve yönetsel yapıya sahiptir. Dolayısıyla bu çalışmada yetki ve sorumluluk dengeleri açısından yeni bir durum ihtiva eden şehir hastanelerinin yönetsel yapıları analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALARIN EĞİLİMLERİ: SİSTEMATİK DERLEME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50004</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50004</guid>
      <author>Begümhan YÜKSELAdile DEĞİRMENCİ KURT  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı 2010-2020 yılları arasında Türkiye'de erken çocukluk döneminde kaynaştırma eğitimine yönelik yayınlanan çalışmaların güncel araştırma eğilimlerini sistematik inceleme yöntemi ile belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi, Dergipark, ULAKBIM, EBSCOhost, ASOS Index ve Google Akademik arama motorlarında 2010-2020 yılları arasında yayımlanan, sadece Türkiye’de seçilen örneklemler ile yürütülmiş olan Türkçe veya İngilizce dillerinde hazırlanmış 78 bilimsel araştırma çalışmanın kapsamını oluşturmuştur. Çalışmada araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden sistematik derleme kullanılmıştır. İlgili alanda yapılan makale ve tezleri sistematik olarak kodlamak ve sınıflamak amacıyla Çiltaş, Güler ve Sözbilir (2012) tarafından geliştirilen “Makale Sınıflama Formu” revize edilerek kullanılmıştır. Ulaşılan araştırmalar içerik analiz tekniği kullanılarak, araştırma türü, yayınlandığı yıl, araştırma yöntemi, araştırma deseni, örneklem grubu, örnekleme tekniği, veri toplama araçları, ele alınan tema, veri analiz yöntemleri ve geçerlik ve güvenirlik çalışmaları başlıkları altında incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular raporlaştırılarak alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır. Alanda yapılan çalışmalar bağlamında erken çocukluk döneminde kaynaştırma eğitimine yönelik çalışmaların en çok erken çocuk döneminde kaynaştırma eğitimine yönelik öğretmen görüşleri üzerine yapıldığı, en çok öğretmen örneklem grupları ile çalışıldığı ve veri toplama araçları olarak da en çok ölçek ve görüşmenin kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELLİ YIL SONRA 12 MART MUHTIRASINA YENİDEN BAKMAK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54135</guid>
      <author>Bilal TUNÇBilal TUNÇ </author>
      <description>Bu çalışmada analiz edilmeye çalışılacak olan: 12 Mart Muhtırası ve aslında muhtırayla bertaraf edilen 9 Mart darbe girişimidir. 9 Mart, girişimden ziyade kuvveden fiile dönüşememiş bir darbe planı olarak da isimlendirilebilir. 12 Mart Muhtırası; hem 27 Mayıs’la birlikte başlayan ordu içi hiyerarşiden sapma belirtilerine karşı, üst rütbelilerin alttan gelen tazyikle birlikte yaşadıkları kariyerist kaygı hem de 12 Mart’la birlikte orduda; dönemin yaygın tabiriyle sivil darbecilerin “çengel atılan” mensupları vasıtasıyla yönetimi ele geçirme boyutuyla incelenecektir. Altmışlı yıllar boyunca partileşen ancak kitleselleşme imkânı bulamayan; parlamentoya giren ilk yasal sosyalist partinin bir sonraki seçimde büyüyeceğine, toplum nezdinde teveccüh görmeyerek küçülmesi karşısında; iktidarı, milli güçler koalisyonunun en müessir unsuru olan ordu eliyle alma eğiliminin de incelenmesi hedeflenmektedir. Çalışmada doğal olarak 27 Mayıs Darbesi ve sonrasındaki parlamentoya geçiş öncesindeki olaylara; Aydemir İsyanlarına, Adalet Partisi iktidarının hüküm sürdüğü yıllardaki gelişmelere de 9-12 Mart süreciyle ilgisi ölçüsünde değinilmesi çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu çalışmada doküman analizi tekniği kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNA DEVAM EDEN 60-72 AYLAR ARASINDAKİ ÇOCUKLARIN MOTİVASYON DÜZEYLERİ İLE YARATICILIKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51819</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51819</guid>
      <author>Canan YILDIZ ÇİÇEKLERGAYRET </author>
      <description>Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylar arasındaki çocukların motivasyon ve yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu araştırma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Şırnak ili ve ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’na bağlı resmi anaokullarına ve resmi anasınıflarına devam eden 60-72 aylar arasında normal gelişim gösteren, ebeveynlerinden onam alınan ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen toplam 401 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylar arasındaki çocukların motivasyon ve yaratıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Okul öncesi dönemdeki çocukların motivasyon düzeyleri yaratıcılık düzeylerinin %74’ünü açıkladığı görülmüştür. Çalışmada çocukların cinsiyet, doğum sırası, ailedeki çocuk sayısı, annenin ve babanın öğrenim durumu çocukların yaratıcılık düzeyleri ile farklılaştığı belirlenmiştir. Çalışmada çocukların okul öncesi eğitime devam etme süreleri, annenin yaşı ve babanın yaşı ile çocukların yaratıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Çalışma sonucunda yaratıcılık ile motivasyon arasında ilişki elde edilmesi sonucu, okul öncesi öğretmenlerinin çocukların motivasyon düzeylerini yükseltmeye yönelik etkinliklere daha fazla yer vermeleri ve çocukların yaratıcılık becerilerini desteklemeye yönelik katkı sağlamaları önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INVESTIGATING THE RELATIONSHIP BETWEEN SOCIO-ECONOMIC CHARACTERISTICS AND DURATION OF DEPRESSION TREATMENT IN PATIENTS DIAGNOSED WITH DEPRESSION </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54120</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54120</guid>
      <author>Elif AKKAŞMustafa AKKUŞ ,Ömer Selçuk EMSEN </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Erzincan’daki depresyon tanılı hastalarda sosyo-ekonomik özellikler ile depresyon tedavi süresi arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde depresyon tanısı konulan hastalara yüz yüze anket uygulanmıştır. Söz konusu anket çalışması 311 depresyon hastasıyla gerçekleştirilmiştir. Sıralı probit model ile analiz yapılmıştır. Anket uygulaması için Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi “İnsan Araştırmaları Etik Kurulu’ndan” 26.12.2019 tarih ve 12/18 protokol numarası ile izin alınmıştır. 3 yıldan fazla süren depresyon tedavisi gören hastalarda kadınların tedavi görme süreleri erkeklerden kısadır. Eğitim seviyesi arttıkça depresyon tedavi süresi kısalmaktadır. Aylık geliri yüksek olan hastaların düşük olan hastalara göre tedavi süreleri daha uzundur. Geniş ailelere sahip hastalarda tedavi süresi kısalmaktadır. Malvarlığı olmayan hastalarda tedavi süresi daha kısadır. 21 yıl ve daha fazla çalışan hastalarda depresyon tedavi süreleri hiç çalışmamış hastalara göre daha uzundur. Bu bulgular tedavi süresi 1yıl ve daha kısa olan sürelerde tam tersidir. Sosyoekonomik faktörler depresyon süreleri ile ilişkilidir. Ancak bu ilişki depresyon sürelerine göre farklılık gösterir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BASIM VE YAYIN TEKNOLOJİLERİ PROGRAMI ÖĞRENCİLERİNİN AKADEMİK MOTİVASYON DÜZEYLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52785</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52785</guid>
      <author>Elif URAL</author>
      <description>Araştırmada Basım ve Yayın Teknolojileri programı öğrencilerinin motivasyon düzeylerinin cinsiyet, bölüm tercih sırası, gelir düzeyi ve üniversite türü değişkenlere göre farklılık olup olmadığının incelenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki 2 devlet 3 vakıf üniversitesi Meslek Yüksekokulu Basım ve Yayın Teknolojileri Programına kayıtlı öğrenciler oluşturmuştur. Örneklem tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmiş 337 öğrenciden oluşmuştur. Veriler Akademik Motivasyon Ölçeği ile toplanmıştır. Analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyinde cinsiyet ve üniversite türü ikili grup karşılaştırmaları için Mann-Whitney U; bölüm tercih sırası, mezun olunan lise türü, mezun olunan bölüm ve gelir düzeyi gibi birden fazla grup karşılaştırmaları için ise Kruskal-Wallis H testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulardan; öğrencilerin, içsel motivasyon düzeylerinin yüksek olduğu, akademik motivasyonda kendini ispat ve başarmanın orta derecede önemli bir faktör olduğu, dışsal motivasyon-düzen ve tanınma bağlamında okulun gelecekteki yaşamlarına olan olumlu katkısının ve okulun yeteri kadar mesleki bilgi ve beceri kazandırmada yetkin olmasının da önemli bir faktör olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YYABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİ DERS KİTAPLARINDA YER ALAN DİNLEME METİNLERİNE YÖNELİK ÖĞRETİCİ GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52800</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52800</guid>
      <author>Emine AKYÜZ</author>
      <description>Yabancılara Türkçe öğretiminde sınıf ortamında kaynakları kullanmaya rehberlik eden, derslerde öğrencilerle doğrudan iletişimde olan öğreticilerin görüşleri; sorunların doğru belirlenmesinde ve giderilmesinde büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda bu araştırma, yabancılara Türkçe öğretimi alanında görev yapan öğreticilerin, ders kitaplarında yer alan dinleme metinlerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılandırılmış nitel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubu, Çukurova Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezinde (TÖMER) görev yapan 7 öğretim görevlisinden oluşmaktadır. Araştırma, İstanbul Üniversitesi Dil Öğretim Merkezi tarafından hazırlanan ve Çukurova Üniversitesi TÖMER’de okutulan “Yabancılara Türkçe Öğretimi Ders Kitabı” (Temel Seviye: A1, A2) ile sınırlı tutulmuştur. Bu kapsamdaki veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmış ve içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda öğretim sürecini yönlendiren kişiler olarak öğreticilerle derse ilişkin kaynak konusunda iş birliği yapılması gerekliliğinden yola çıkılarak araştırmanın sonuçlarının alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FUTBOL TARAFTARLARININ KARŞIT GÖRÜŞE SAYGI VE ÖZ DENETİM DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54662</guid>
      <author>Emine ÖZTÜRK KARATAŞ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, futbol taraftarlarının karşıt görüşe saygı ve öz denetim düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma betimsel tarama modeli niteliğinde uygulamalı bir çalışmadır.  Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı İnönü Üniversitesi öğrencileri oluştururken, örneklem grubunu tesadüfi örneklem yolu ile seçilen İnönü Üniversitesinin Beşiktaş - Fenerbahçe ve Galatasaray futbol takımlarının 388 taraftarları oluşturmaktadır. Araştırmada Gülle’nin geliştirdiği ‘Sporda Karşıt Görüşe Saygı ve Öz Denetim Ölçeği’ kullanılmıştır. Ölçeğin Cronbach's Alpha değeri, 75, ölçeğin alt boyutlarının Cronbach alfa değerleri ise ‘rakibe yönelik nefret’,73 ‘rakibe yönelik saygı’ ,78 olarak saptanmıştır. Araştırmada ikili karşılaştırmalarda bağımsız gruplar için t-testi, çoklu karşılaştırmalar için tek yönlü ANOVA testi, çoklu karşılaştırmalarda farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için post-hoc testi olarak Tukey testi yapılmıştır. Çalışma sonunda futbol taraftarlarının karşıt görüşe saygı ve öz denetim düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre fark anlamlı bulunmamıştır, Yaş, taraftarı olunan takım, taraftar derneklerine üyelik durumu değişkenlerine göre fark anlamlı bulunmuştur. Taraftarlar derneklerine üye olan kişilere futbolda nefret ve saygı ile ilgili bilgilendirici çalışmaların yapılması önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1933 ÜNİVERSİTE REFORMU SONRASI TÜRKİYE’YE İLTİCA EDEN ALMAN BİLİM İNSANLARININ TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNE KATKILARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54747</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54747</guid>
      <author>Mehmet GİRGİNErdem YAVUZ  </author>
      <description>Bu araştırmada 1933 yılında gerçekleştirilen üniversite reformu ile Türkiye’ye gelen Alman bilim insanlarının Türk yükseköğretim hayatına ve bilimsel araştırma literatürüne sundukları katkıları incelenmektedir. Araştırmada öncelikle Türk eğitim tarihi içinde üniversitenin gelişim seyrine ilişkin panoramik bir aktarım da sunulmuştur. Hem üniversite reformu öncesi hem de üniversite reformu ilebirlikte başta Almanlar ve Avusturyalılar olmak üzere Türkiye’de yükseköğretime onlarca yabancı bilim insanının ve yardımcı personelin katıldığı görülmektedir. Ülkemize gelen bu öğretim üyeleri ve yardımcıları Türkiye’de pozitif bilimlerin çeşitli dallarında yaptıkları çalışmalar, olumlu katkıları olmuştur. Bu öğretim üyeleri çok sayıda enstitü kurarak araştırmalarını bir merkez altında yürütmeleri bunların başında gelmektedir. Bu öğretim üyelerinin bilimsel yayıncılık için dergiler kurmaları ve bu dergileri yönetmeleri, alanında ün salacak pek çok Türk bilim insanı yetiştirmeleri ve onlarca ders kitabı ile materyal bırakmaları ve kütüphane kurmaları da son derece önemli katkılar arasındadır. Yabancı öğretim üyelerinin yaptıkları bu katkılar Türk yükseköğretiminin şekillenmesi ve büyümesinde önemli bir itici gücü oluşturmuştur. Daha sonra da sayıları çoğalacak olan Türk üniversitelerinde görev alan pek çok akademisyenin ve araştırmacının yetiştirilmesinde bu yabancı öğretim üyelerinin oldukça önemli katkıları bulunmaktadır. Ayrıca yurt dışına yükseköğrenim görmek üzere ya da yabancı dil öğrenmek, farklı araştırma disiplinleri edinmek için giden Türk araştırmacı ve bilim insanlarına aracılık eden ve Türkiye’den kendi ülkelerine döndükten sonra bu kişilere ev sahipliği yapan da bu profesörler olmuştur. Dolayısıyla kütüphane koleksiyonlarının bir üniversiteye yakışır hale gelmesi, bilimsel yayınların ve aktivitelerin çoğalması, bilimsel çalışmalardan halkın haberdar edilmesi ve halka yönelik zaman zaman çeşitli etkinliklerin yapılması hem de modern bilimsel kavramların Türkçeye kazandırılması gibi pek çok alanda özellikle Alman profesörlerin katkısı gözlemlenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR ÜRÜNLERİNİN ETNOSENTRİK EĞİLİM DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ: SPORCU ÖĞRENCİLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53924</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53924</guid>
      <author>Esra BAYRAK AYAŞAtalay GACAR  ,Eyyup NACAR  </author>
      <description>Teknolojideki gelişmişlik faktörü üretimin artmasına etken olduğu gibi tüketicilerin yerli ürünlere olan ilgisini de azaltmıştır. Bu durum da yerli işletmelerin küresel pazarla mücadele edebilme zorunluluğunu doğurmuştur. Bu zorunluluğun sonucunda da etnosentrizm ve tüketici etnosentrizm kavramları ortaya çıkmıştır. Tüketici etnosentrizmi, tüketicilerin yerli ürünleri tercih ederek yabancı ürünleri reddetme eğilimi şeklinde tanımlanabilmektedir. Bu nedenden dolayı çalışmamızda spor ürünlerini kullanan sporcu öğrencilerin etnosentrik eğilim düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adıyaman Üniversitesi öğrencileri örneklemini ise Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya toplamda 385 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 17 madde ve tek alt boyuttan oluşan Spor Ürünlerine Yönelik Etnosentrik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Covid-19 pandemisi şartlarından dolayı yüz yüze eğitim yapılmadığından öğrenci gurubuna ölçek online olarak sunulmuş ve gönüllülük esas alınmıştır. Sonuç olarak araştırmaya katılan öğrencilerin etnosentrik eğilimlerinin düşük olduğu anlaşılmıştır. Bu öğrencilerin yerli ürünler yerine yıllardır tüketici pazarında yer edinmiş ünlü, yabancı menşeili markaları tercih ettikleri tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SIRA DIŞI BİR EĞİTİM SÜRECİ: J. S. MİLL’İN ERKEN DÖNEM EĞİTİMİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52598</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52598</guid>
      <author>Fatih ÖZTÜRK</author>
      <description>John Stuart Mill, 19. yüzyılda yaşamış en önemli İngiliz filozofu olarak kabul edilir. Jeremy Bentham’ın sistematize ettiği faydacı ahlak felsefesine, liberalizme, temsili hükümet sistemine, politik ekonomiye ve kadın haklarına sağladığı katkılar onun çok yönlü bir düşünür olduğunu göstermektedir. O, çok küçük yaşta başladığı eğitimi ile de dikkat çekici bir figürdür. Babası James Mill’in yönlendirmesi ve yönetimi ile şekillenen bu eğitim sürecinde Mill 3 yaşında Yunanca, 8 yaşında Latince öğrenirken 14 yaşına kadar çok kapsamlı bir felsefe, edebiyat, tarih, politik ekonomi ve hukuk koleksiyonunu orijinal dillerinden okuyarak özümsemiştir. Onun eğitim sürecini sıra dışı kılan etmenlerin başında babasının eğitim felsefesi gelmektedir. Buna göre, baba Mill eğitimin amacını mutluluğa ulaşma şeklinde belirlerken faydacılığı esas almıştır. John Locke’un deneyselciliği ile Robert Owen’ın çevreselci yaklaşımını temel prensipler olarak benimseyerek uygulama aşamasında Sokratik yöntem ve seküler eğitimi tercih etmiştir. Bu çalışma, J. S. Mill’in bir filozof olarak yetişmesini sağlayan bu eğitim sürecinin eğitim felsefesi açısından bir analizini yaparak günümüz eğitim yaklaşımlarına tarihsel ve felsefi bir örnek sunmayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİERAPOLİS ADINI PAMUKKALE’YE DÖNÜŞTÜREN MEKÂN: SELÇUKLU KALESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52612</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52612</guid>
      <author>Hasan KARAİbrahim BALIK ,İbrahim GÖKBURUN </author>
      <description>Yer adları, bir yerin geçmişten günümüze coğrafi ve toplumsal özelliklerini ortaya koyan önemli unsurlardan biridir. Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden olan Pamukkale’nin adı da bu özellikleri yansıtmaktadır. Pamukkale adının kökeni, manası ve ortaya çıkış süreci araştırmacıların ilgisini çekmesine rağmen şimdiye kadar müstakil bir çalışma ile ele alınıp incelenmemiştir. Bu çalışmada Pamukkale adının nereden geldiği ile ilgili bir perspektif belirlenip; ismin ortaya çıkmasında etkili olan doğal ve beşeri faktörlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Coğrafya araştırma metotları ve araştırma sahasında coğrafi gözlemler yapılarak tarihi kaynakların ışığında ve toponimi biliminin esasları çerçevesinde Pamukkale adının kaynağı ele alınarak değerlendirilmiştir. Pamukkale; Selçukluların Anadolu’yu yurt edindikleri sürece kadar Hierapolis olarak bilinmektedir. Türkiye Selçuklu Devleti döneminde buraya bir &lt;em&gt;“kale”&lt;/em&gt; inşa edilmiştir. Zamanla “Hierapolis” adı yerine “Pamukkale” adı kullanılmaya başlanmıştır. Kale çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda Selçuklu sikkelerine ulaşılmıştır. Vadiye hâkim bir noktada bulunan Selçuklu Kalesi, çevresindeki travertenlerin beyaz renginin çağrıştırdığı pamuk ile kaynaşıp Hierapolis adını, Pamukkale’ye dönüştüren yapıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ASTRONOMİ OLAYLARININ COĞRAFYAMIZDAKİ YANSIMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54234</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54234</guid>
      <author>İbrahim ÜNALHülya GÜNGÖR  ,Emine GÜLSEVEN  ,Sultan ŞAN  </author>
      <description>Bu çalışmadaki amaç, coğrafyamızdaki halkların gökyüzü gözlemleri sonucunda, gök cisimlerinin hareketlerine bağlı olarak ürettikleri kültürel değerler ve inanışların astronomideki karşılığının ele alınarak incelenmesidir. Çalışmada analitik araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılarak, bazı sentezleme ve analizlerle ilgili düşünce ve fikirler değerlendirilmiştir. Gök cisimlerinin hareketlerine bağlı olarak oluşturulan takvimler kronolojik sıra ile verilip, takvimler arasındaki dönüşüm ve hesaplamalar açıklanmıştır. Ayrıca halkın kültüründe yer etmiş bazı özel gün ve meteorolojik olayların, astronomide karşılığının olup olmadığı tartışılmıştır. Astrolojinin bir bilim olmadığı ve insanların gökyüzü gözlemleri sonucunda yıldızlara ve onların hareketlerine dair yüklediği anlamdan ibaret olduğu açıklanmıştır. Ay ve Güneş tutulmalarının gök cisimlerinin doğal hareketleri sonucu oluştuğu, tutulmalara yüklenen anlam ve çıkarımların bilimsel boyutunun olmadığı, kanlı Ay tutulması, mavi Ay tutulması şeklinde adlandırılan tutulmaların nedeninin ışığın kırılması ile oluşan bir doğa olayı olduğu, kişilerin hayatlarını ve geleceklerini etkilediği düşüncesinin tamamen gerçek dışı olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak gökyüzündeki gök cisimlerinin gözlemlenmesi, onların sistematik hareketlerinin incelenmesi ve fizik kuralları açısından değerlendirilmeleri ancak gelecekteki hareketleri ve durumları hakkında fikir verebilir. Bunun dışında gök cisimlerine anlam yüklemek kültürel bir boyuttan ileri gitmeyecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLGİLER DERSİNDE BİREYSEL VE GRUPLA ZİHİN HARİTASI OLUŞTURMANIN ÖĞRENCİ BAŞARISINA, KALICILIĞA VE ÖĞRENMEDEKİ DUYUŞSAL ÖZELLİKLERE ETKİSİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52841</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52841</guid>
      <author>Mehmet Nuri GÖMLEKSİZAyşe Ülkü KAN </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, altıncı sınıf Sosyal Bilgiler dersinde bireysel ve grupla zihin haritası oluşturmanın öğrencilerin akademik başarısı, kalıcılık, derse ilişkin tutum ile motivasyonları üzerindeki etkilerini belirlemek ve uygulama sürecine ilişkin öğrenci algılarını ortaya çıkarmaktır. Karma modelde yürütülen araştırma 2010 yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada iki deney, bir kontrol grubu olmak üzere üç grup bulunmaktadır. Deney I (n:25) grubunda bireysel zihin haritalama, deney II (n:24) grubunda grupla zihin haritalama, kontrol grubunda (n:25) ise geleneksel yöntem kullanılmıştır. Çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler başarı testi, tutum ve motivasyon ölçekleri, gözlem ve görüşme formlarıyla toplanmıştır. Nicel boyutta öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutta ise öğretmen ve öğrencilerle görüşmeler yapılmıştır. Uygulama süresince gözlemler yapılmış ve her hafta öğrencilerden düzenli olarak öğrenme günlükleri toplanmıştır. Grupla zihin haritalama geleneksel yönteme göre daha etkili bulunmuştur. Grupların kalıcılık düzeyleri arasında istatistiksel açıdan farklılık belirlenmemiştir. Deney gruplarının tutum puanları ve içsel motivasyon düzeyleri kontrol grubununkinden daha yüksek çıkmıştır. Katılımcılar, bireysel ve grupla zihin haritalamanın öğrenmede etkili, eğlenceli ve yararlı olduğunu belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda zihin haritalamanın farklı ders ve konularda daha çok katılımcıyla, daha uzun süreli çalışmalarda kullanılması ve bilgisayar destekli zihin haritalamanın uygulanması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VARIOUS REPRESENTATIONS OF BULGARIAN CHARACTERS  IN TURKISH FILMS AND TELEVISION SERIES:  A SOCIOLOGICAL ANALYSIS</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54102</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54102</guid>
      <author>Melih ÇOBAN</author>
      <description>      &#13;
Filmler ve televizyon dizileri gibi sinematik ürünler pek çok toplumsal temsili içlerinde barındırır. Bu temsiller, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve tarihi kaynaklardan beslenebilmektedir. Sinematik ürünlerde sıkça rastlanılan bir toplumsal temsil türü, farklı etnik ve/veya ulusal topluluklara mensup bireylerin çeşitli karakter tiplemeleri üzerinden betimlenmesidir. Türk sinemasında temsillerine rastlanan ulusal topluluklardan birisi de Türklerin yüzyıllardır ilişki içinde olduğu Bulgarlardır. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, Türk sineması ve televizyon dizilerinde Bulgarların farklı temsillerini çeşitli tarihi, siyasi ve sosyal faktörlerin ışığında incelemektir. Bu açıdan, 1954 ve 2019 seneleri arasında çekilmiş on film ve beş televizyon dizisi incelenmiştir. Çalışma, Türk sinemasında Bulgar karakterler içeren sinematik ürünlerin hangi dönemlerde ve hangi koşullar ışığında çekildiği ve Bulgarların hangi karakter kategorileri üzerinden temsil edildiği şeklinde iki temel araştırma sorusuna dayanmaktadır. Bulgaristan’daki Türk azınlığına yönelik kötü muamelelerin başlamasını takiben söz konusu sinematik çalışmaların bu tema ve Makedonya sorunu gibi bir tarihi tema çerçevesinde yapıldığı ve Bulgaristan devletini temsil eden karakterlerin genelde düşman, Bulgar sivillerin ise iyi karakterler olarak gösterildiği gözlenmiştir. Aynı temaların ve karakter temsillerinin kullanımı, iki ülke arası ilişkilerin normalleştiği yıllarda da geleneksel bir şekilde devam etmiştir.&#13;
 &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ HİTİT YABANCILAR İÇİN TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDAKİ KÜLTÜR AKTARIMI İLE İLGİLİ YAPILAN İNCELEMELERE YÖNELİK BİR META-SENTEZ ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54675</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54675</guid>
      <author>Nebahat Merve HİMOĞLUMuhammet MEMİŞ </author>
      <description>Yabancılara Türkçe öğretiminde sıklıkla kullanılan öğretim setlerinden biri olan Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe ders kitaplarını kültür aktarımı açısından inceleyen akademik çalışmaların bulgularını tespit ederek değerlendirmek ve dağınık hâlde bulunan çalışmaları bir çatı altında toplamak amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada nitel bir araştırma yöntemi olan meta-sentez yönteminden yararlanılmıştır. Verilerin tespiti aşamasında doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Anahtar sözcükler yardımıyla yapılan alan yazın taramasında, çeşitli veri tabanlarından yararlanarak on dört (14) tez, on dört (14) makale ve bir (1) bildiri tam metni olmak üzere toplam yirmi dokuz (29) çalışmaya ulaşılmıştır. Çalışmalar, amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Belirlenen çalışmalar çözümleme aşamasında içerik analizine tabii tutularak çalışma türlerine göre kodlanmıştır. Buna göre; tez çalışmaları için T1, T2, T3…, makaleler için M1, M2, M3…, bildiriler için B1, B2, B3…kod sistemi uygulanmıştır. Bu bağlamda Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe ders kitaplarını kültür aktarımı boyutunda inceleyen çalışmaların amaçları, sorunları, sonuçları, önerileri, ele alınan seviyeleri, çalışmalarda kaç farklı setin değerlendirildiği tablo ve grafikler yardımıyla konu alanları dikkate alınarak ortak bir çatı altında toplanmıştır. Yapılan incelemelerin sonuçlarına göre Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe ders kitaplarını kültür aktarımı boyutunda farklı açılardan inceleyen birçok çalışmanın olduğu ve bu çalışmalarda ders kitaplarıyla ilgili bazı sorunlar ve eksiklikler gözlemlendiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe ders kitaplarını kültür aktarımı açısından inceleyen çalışmaların bulgularından hareketle mevcut durum ortaya konularak ders kitaplarında güncellenmesi gereken yerler ile ilgili çeşitli öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOCIAL MEDIA USAGE TENDENCY OF STUDENT TEACHERS: THE CASE OF TURKEY </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51791</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51791</guid>
      <author>Nesrin HARK SÖYLEMEZBehçet ORAL  </author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı eğitim fakültesi lisans programlarının son sınıflarında öğrenim gören öğretmen adaylarının sosyal medya kullanma eğilimlerini incelemektir. Bu amaca uygun olarak öğretmen adaylarının sosyal medya kullanma eğilimlerini değerlendirmek için genel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’deki devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinin son sınıflarında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni büyük olduğu için çalışma evrenine ulaşmada zaman ve maliyet tasarrufu sağlayabilmek amacıyla örneklem alma yoluna gidilmiştir. Araştırma küme örnekleme yöntemiyle, Türkiye’deki her coğrafi bölgeden örnek içeren toplam 10 devlet üniversitesinde öğrenim gören 2152 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistik yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bazı sonuçlara göre öğretmen adaylarının %85'inin, 3 yıldan fazla süredir sosyal medya sitelerine üyeliği bulunmakta ve %65,9'u 2'den fazla sosyal medya sitesini aktif olarak kullanmaktadır. Sosyal medya sitelerinin en yaygın kullanımı %49,1 ile “haberleri ve gündemi takip etmek”tir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İÇ GÖÇ VE TOPLUMSAL DEĞİŞMENİN TÜRK ROMANINA YANSIMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52605</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52605</guid>
      <author>Nurefşan ESKİYURTEmre CENGİZ </author>
      <description>Çok yönlü bir boyuta sahip olan göç hareketi için araştırmacılar tarafındanbirçok farklı tanım yapılmıştır. Bir yer değiştirme hareketi olan göç, anlık değildir ve bir süreci ifade etmektedir. Tarım topraklarının bölünmesi, tarımda makineleşme, kentlerdeki eğitim ve sosyo-kültürel olanakların kırsal alanlara gore daha iyi olması, bireylerin kan davalarından kurtulmak istemesi, yaşanılan yerde meydana gelen terör olaylarından dolayı duyulan endişe gibi birçok neden, Türkiye’deki iç göçün sebepleri arasında gösterilmektedir. Toplumsal değişme kavramı ise toplumların kültürel yapılarında meydana gelen bir değişimi ifade etmektedir. Göç hareketi iletoplumsal ya da kültürel değişmeler arasında birilişki söz konusudur. Bu ilişki, Türk romanı içerisinde kendine önemli bir yeredinmiştir. Romanlarda göçün nedenleri, göç eden bireylerin kentlileşmesüreçleri ve yaşadıkları toplumsal değişmeler konu edinilmiştir. Çalışmada yararlanılmak üzere Kente İndi İdris, Toprak Kovgunları, Sevgili Arsız Ölüm, Aykırı Ölümler ve Köygöçüren romanları olmak üzere toplam beş adet Türk romanı seçilmiştir ve iç göç hareketinin neden olduğu toplumsal değişmelerin seçilen romanlara hangi yönlerden yansıdığı ele alınmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANA HATLARIYLA GEÇ CUMHURİYET DÖNEMİ ROMA KOLONİZASYONU </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52717</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52717</guid>
      <author>Olcay TURAN</author>
      <description>Kolonizasyon çeşitli nedenlerle anayurtlarından ayrılmak zorunda kalmış olan yerleşimcilerin, yabancı unsurlara ait olan toprakları tarımsal, ticari ya da siyasi amaçlarla işgal edip, buralarda yerleşimler kurması fikrine dayanır. Roma, Hellenler ve Fenikelilerden farklı olarak kolonizasyonun ilk dönemlerinde egemenlik alanı dâhilinde bulunan toprakların emniyetini tesis etmek, aynı zamanda kültürünü yayarak hâkimiyet alanını güvence altına almak gayesiyle koloniler kurmuştur. Bununla beraber zaman içinde Roma’da dâhili ve harici alanlarda ortaya çıkan değişim ve dönüşümlerle bağlantılı olarak kolonilerin kuruluş nedenleri ve elde etmeyi umduğu hedeflerde de farklılaşmalar meydana gelmiştir. Geç Cumhuriyet Dönemi’ne gelindiğinde siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda ortaya çıkan değişimler kolonilerin kuruluş amaçlarını doğrudan etkilemiştir. Bu bağlamda Gracchuslar devri ile birlikte koloniler daha ziyade ekonomik gerekçelerle kurulurken, Marius’un gerçekleştirdiği askeri reform sonrasında Sulla, Caesar ve &lt;em&gt;Triumvir&lt;/em&gt;ler dönemlerinde terhis olan askerlere toprak sağlamak bağlamında kolonilerden istifade edilmiştir. MÖ 91-88 yılları arasında yaşanan Müttefikler İsyanı takibinde İtalya’da bulunan koloniler fiili olarak ortadan kalkmış, belirtilen tarihle birlikte koloniler deniz aşırı topraklarda kurulmaya başlamıştır.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PSİKOLOJİK DANIŞMANLARIN KENDİ RUH SAĞLIKLARINA YÖNELİK DEĞERLENDİRMELERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51419</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51419</guid>
      <author>Sinem ACARUğur DOĞAN </author>
      <description>Araştırmanın amacını psikolojik danışmanların kendi ruh sağlıklarını nasıl değerlendirdiklerini belirlemek oluşturmaktadır. Gerçekleştirilen bu çalışma nitel desendedir. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak, görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmelerde veri toplamak amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen ve uzman görüşüne sunularak revize edilen bir yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışma, altısı erkek ve beşi kadın olmak üzere 11 okul psikolojik danışmanıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verileri iki araştırmacı bağımsız olarak analiz etmiş ve kategoriler ve kodlar oluşturmuşlardır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ortaya çıkan temalar “Psikolojik danışmanların kendi ruh sağlıkları ile ilgili görüşleri”, “Psikolojik danışmanların kendi ruh sağlıklarını koruma ile ilgili görüşleri”, “Psikolojik danışmanların kendileri ruh sağlıklarını korumak için kullandıkları yöntemleri”, “Psikolojik danışmanların mesleki deneyimlerinin ruh sağlıkları üzerindeki etkisi ile ilgili değerlendirmeleri” şeklindedir. Araştırmanın bir sonucuna göre, psikolojik danışmanların ruh sağlığı ile ilgili değerlendirmeleri olumlu ve olumsuz yöndeki faktörleri kapsamaktadır. Bir diğer sonuca göre, psikolojik danışmanların ruh sağlıklarını korumada yardımcı birtakım faktörler bulunmaktadır. Araştırmaya katılan psikolojik danışmanların çoğu, ruh sağlıklarını korumada zorlandıklarını ve bazı mesleki yaşantıların bu durumu iyice zorlaştırdığını ifade etmektedir. Bu noktada, süpervizyon desteği ile ilgili öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK UYGULAMALARININ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİMİNE YANSIMALARI  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54009</guid>
      <author>Süleyman ASLAN</author>
      <description>Bilgi çağını yaşadığımız günümüzde, öğretim sürecinin temel değişkenleri olan öğrenci, program ve öğretmen paydaşlarına &lt;em&gt;teknoloji&lt;/em&gt; gibi yeni bir paydaşın daha eklendiği gözlenmektedir. Öğretim sürecindeki bu yeni durum yakın zamanda deneyimlediğimiz Covid-19 Pandemisi sürecinde iyice belirginleşmiştir. Bu yeni durumla ilgili tartışmalarda teknolojiye eklenmiş öğretimin gerekliliğinden ziyade bunun nasıl olması gerektiği irdelenmektedir. Dolayısı ile teknolojiye eklenmiş öğretim, son yıllardaki eğitim araştırmalarında ön sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, Bilgi Çağı’nın önde gelen teknolojilerinden birisi olan Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamalarının sosyal bilgiler öğretimindeki yerini, önemini ve etkisini tartışmaktır. Derleme niteliğindeki çalışmanın yöntemi dokümanter analiz olup, veriler ilgili literatürden belirli ölçütlere göre seçilmiş, bilimsel dokümanlardan (belgelerden) elde edilmiştir. Bu belgeler çalışmanın genel amacı ve alt amaçları doğrultusunda betimsel analiz ile taranarak, AR ve AR uygulamalarının genel olarak eğitimde, spesifik olarak da sosyal bilgiler öğretimine yansımaları irdelenmiştir.&#13;
Bu irdelemelerde taranan belgeler okunarak önce betimlenmiş, akabinde yorumlanmış ve son olarak da belirli çıkarımlara gidilmiştir. Çalışma sonucunda, AR uygulamalarının eğitime yansımalarının çağın gereği olduğu; konu itibarıyla bu yansımaların sosyal bilgiler öğretiminde akademik başarı, duyuşsal gelişme ve okulun etkililiğini desteklediği anlaşılmıştır. Çalışmada ulaşılan diğer bir sonuç da, AR uygulamalarının sosyal bilgiler öğretimine eklemlenmesi konusunda, öğretim programı ve öğretim süreci bağlamında daha atılacak çok adım olduğu tespitidir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAHMÛD EL-LÜBÂBÎDÎ (ö. ?) İLE MUHAMMED MUHAMMED EL-MEDENÎ (ö. 1968)  ARASINDA GEÇEN BİR TARTIŞMA: MÜSLÜMAN TOPLUMUN (ÜMMETİN) NESİH ETME YETKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50878</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50878</guid>
      <author>Şükrü AYRAN</author>
      <description>İlâhî dinler, inanç, ibadet ve ahlaka dair birçok hükümleriyle inanlara dünya yaşantısını ahrete uygun maddî ve manevî bir düzene sokmayı teklif etmiştir. Sonra gelen bir şeriat, bir önceki şeriatın yürürlük süresinin bütün yönleriyle tamamen kaldırabilmiştir. Vahiy sürecinde şer’î bir hükmün yürürlük süresinin sona erdiği, bir başka şer’î delil tarafından açıklanabilmiştir. Ama dinin ahiret hesabına uygun bir dünya yaşantısı geçirme prensibi hiç değişmemiştir. Mükellef, dünya endeksli bir hayır beklentisinden daha çok, son kertede ahret merkezli bir hayır yorumunu benimsemiştir. Yeni gelen delilin hiç hüküm getirmeyip sadece önceki hükmü kaldırması gibi daha hafif, daha ağır veya denk yeni bir hüküm getirmesi de hayra yorumlanmıştır. Her halükarda hayra yorumlanan nesih anlayışı; aşkına erişmeyi hedefe koyan, ebediyi geçiciye yeğleyen, ahireti dünyaya önceleyen ve dünyayı ahiretin tarlası gören tevekkülcü bir din-dünya tasavvuruna uygun düşmektedir. Fakat bu din-dünya tasavvuru her zaman böyle devam etmemiştir. Bir zamanlar tamamen ilâhi müdahaleyle şekillenen yorum kapsamında yer alan nesih, gerçekliğin kriterlerinin aşkın âlemden tabiata, tarihe veya topluma nispet edildiği bir dönemin din anlayışıyla değişime uğramıştır. Artık -en azından bazı ilim adamlarınca- nassların ifade ettiği içeriklerin yürürlükte kalma kriteri değişikli göstermiştir.  Bu ölçüt, bazen bütün türevleriyle insanın içtihadı olmuş; bazense tabii, tarihi, ekonomik, sosyal ve siyasi ahvâl ve şarâit halini almıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLİM SANAT ENTEGRASYONUNDA BİYOSANAT VE ETİK SORUNSALI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54090</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54090</guid>
      <author>Tamer ASLANSerpil UYSAL </author>
      <description>Günümüz sanatı bilim ve teknoloji entegrasyonunda biçimlenmekte ve dönüşüm geçirmektedir. 21. yüzyıl yeni medya teknolojileri ve bilimsel paradigması, sanatçıya yeni sanat ifade araçları ve sanat üretim ortamları sunmakta ve disiplinler arası etkileşimler ön plana çıkmaktadır. Sanatçı, kültürel dinamiklerin etkisinde oluşturulan ekosisteme, mikrodan makroya evrene ve insan algılarına dair sorgulamalar yöneltmekte ve projektif yaklaşımlarını sanatsal anlatıma dönüştürmektedir. Çalışmada, doğanın kadim bilgeliğinin yeni teknolojiler ve bilimsel gelişmelerle buluştuğu ekosistemde biyosanatın gelişim süreci ve kapsamı incelenmektedir. Biyosanat, biyoteknolojilerin bir sanat üretim aracı olarak kullanıldığı bir sanat ifade yöntemidir. Bakteriler, algler, mayalar, küfler, genetiği değiştirilmiş organizmalar biyosanatçının üretim materyalini oluşturken mikroskop, petri kabı, şeffaf tüp ve inkübatör gibi laboratuvar ekipmanları, sanatçının sanat üretim araçları haline gelir. Biyosanat, canlıların, bitki ıslahının ve çeşitli biyomalzemelerin sanatsal uygulamalarda kullanıldığı çalışmalardan, türler arası manipülasyonlara kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Biyosanatçılar, yöntem, teknik ve üretim amacına göre farklı biyoteknoloji uygulamalarını tercih etmektedir. Biyosanat uygulamalarında, kültürel ekosistemi oluşturan dinamiklerin bireysel, toplumsal ve çevresel etkileri yansıtılmaktadır. Biyoetik ve biyopolitik sorgulamaların yapıldığı uygulamaların benzer şekilde felsefi, politik, ekonomik ve ahlaki karmaşıklıklara neden olduğu görülmektedir. Çalışmada, biyosanatçıların 21. yüzyılın kültürel ekosisteminde disiplinler arası etkileşimleri, yönelimleri, uygulamaları incelenmekte ve uygulamalara dair etik ikilemler tartışılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERS KİTABI DİNLEME/İZLEME METİN ETKİNLİKLERİNİN TÜRKÇE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINDA YER ALAN KAZANIMLARLA UYUŞMA DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51789</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51789</guid>
      <author>Vedat HALİTOĞLU</author>
      <description>Türkçe öğretimi içerisinde en çok ihmal edilen alan olarak dinleme/izleme öğrenme alanı ön plana çıkmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığının 2019 yılında yayınladığı Türkçe Dersi Öğretim Programında dinleme/izleme öğrenme alanı ve kazanımları yer almaktadır. Araştırmamızda söz konusu öğrenme alanı ve kazanımları çerçevesinde hazırlanan ortaokul Türkçe ders kitabı dinleme/izleme metinlerinde yer alan etkinliklerin programdaki kazanımlarla uyuşma durumlarına bakılmıştır. Araştırma kapsamında rastgele seçilen Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu Türkçe 5, 6, 7 ve 8. sınıf ders kitapları nitel araştırma yaklaşımı kapsamında doküman incelemesi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen veriler betimsel çözümlemeye tabi tutulmak suretiyle yazar tarafından önceden kategorilendirilmiş başlıklar çerçevesinde açıklanarak yorumlanmıştır.  Araştırmaya konu kitap etkinlikleri incelendiğinde tüm temalarda en az dört dinleme/izleme metni ve bu metinlere ait birçok etkinliğe rastlandığı bu yönüyle Türkçe Dersi Öğretim Programıyla ders kitaplarının uyum sağladığı görülmüştür. Ancak Türkçe Dersi Öğretim Programında yer alan bazı kazanımların (dinledikleri/izlediklerine yönelik sorulara cevap verir, görüşlerini bildirir vb.) tüm ders kitapları etkinlikleriyle uyumlu olmasına rağmen bazı kazanımların (dinlediği/izlediği metinde olayların gelişimi ve sonucu hakkında tahminde bulunur, konuşmacının sözlü olmayan mesajlarını kavrar, tutarlılığı sorgular) 7. ve 8. sınıf ortaokul Türkçe ders kitabı etkinliklerinde yer almadığı görülmüştür. Ayrıca birçok Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımının özellikle 7. ve 8. sınıf ders kitapları dinleme/izleme etkinliklerinde tam olarak yansıtılmadığı, bazı dinleme/izleme metinlerinde yer alan etkinlikler çerçevesinde sadece program kapsamında ifade edilen bir veya iki kazanıma yer verildiği dolayısıyla beklenen çeşitliliğin ve sistematiğin sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK KÜLTÜRÜ BAĞLAMINDA ÖĞRETMENLERİN İŞ DOYUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54681</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54681</guid>
      <author>Yusuf Celal EROLMuhammed TURHAN  </author>
      <description>Bu çalışmada, Türk kültürü bağlamında öğretmenlerin iş doyumunu etkileyen faktörler ortaya konulmuştur. Keşfedici sıralı karma modelde desenlenen bu araştırmanın ilk kısmı nitel, ikinci kısmı ise niceldir. Çalışmanın ilk kısmı olan nitel kısmı, temellendirilmiş kuram çalışmasıdır. Bu kısım için, 2018-2019 eğitim öğretim yılında, teorik örnekleme yöntemi ile 77 öğretmen ve 48 okul müdüründen oluşan bir çalışma grubundan, yarı yapılandırılmış görüşme formuyla veri toplanmıştır. Toplanan veriler, içerik analizi yöntemiyle, açık, eksenel ve seçici kodlama aşamalarından geçirilmiştir. Nitel kısmın seçici kodlama aşaması, çalışmanın nicel kısmı olan ölçek geliştirme aşaması ile birlikte yürütülmüştür. Türk kültürü bağlamında öğretmenlerin iş doyumunu belirleyen faktörler bu kısımda ortaya konmuştur. Çalışmanın nicel kısmında, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Elazığ il merkezinde görev yapan 501 öğretmenden veri toplanarak, çalışma kapsamında geliştirilen Türk Kültürüne Yönelik Öğretmen İş Doyumu Ölçeği’nin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yürütülmüştür. Çalışmada, Türk kültürü bağlamında, öğretmen iş doyumunun, okul yönetimi ve liderlik, öğretmenin kendini gerçekleştirmesi, öğrencilerle/velilerle ilişkiler ve mesai arkadaşlarıyla ilişkiler olmak üzere dört ana kaynağı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, öğretmenlerin iş doyumunun sağlanması için ise, öğretmen iş doyumunun dört ana kaynağının da sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlar ışığında, Türk kültürüne özgü ve Türkiye’de yaşayan insanların sorunlarını önceleyen çalışmaların yapılıp, bu çalışmaların sonuçlarına göre anlayışlar geliştirilmesi önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1838-1840 ARASINDA İSTANBUL’DAKİ GÖZETLEME PRATİKLERİNE BİR MİSAL: TAHAFFUZ JURNALLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52571</guid>
      <author>Mustafa Mesut ÖZEKMEKÇİ</author>
      <description>II. Mahmut döneminden itibaren Osmanlı Devleti nitelikli bir kamu yönetimi için ahaliyi oluşturan bireyler hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak istemiştir. Bu amaca bağlı olarak gözetleme pratikleri olarak tabir edilen çeşitli uygulamalar başta başkent İstanbul’da olmak üzere 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren hayata geçirilmiştir. 1826’dan sonra yapılan nüfus sayımları, vergi mükelleflerinin taşınır, taşınmaz mal varlıklarına dair verileri barındıran temettuat tahrirleri, başta İstanbul için olmak üzere hazırlanan şehir haritaları gibi çalışmalar söz konusu gözetleme pratiklerine örnek olarak verilebilir. Bu çerçevede 1838 yılında kurulan ve başkentteki olası salgın hastalıkların önünü almayı hedefleyen Karantina Teşkilatı da gözetleme pratiğine hizmet eden en önemli yapılardandır. Nitekim Karantina Teşkilatı, kuruluşuyla birlikte her ay başkentte görülen hastalıklara dair listeler hazırlayıp, envanter oluşturmakta ve ayrıca bunlardan ölenlere dair verileri özet raporlar haline getirip Bâbıâli’ye sunmaktadır. Makalede, özellikle 19. yüzyılda tüm dünyada ortak bir modernite olgusunun parçası olarak kabul edilebilecek Karantina Teşkilatının çalışmaları ile hazırlanan raporlardaki veriler irdelenmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİNDİSTAN’DA TÜRKÇE VE TÜRK EDEBİYATI ÖĞRETİMİ VE YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51634</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51634</guid>
      <author>Mohd MİNHAJ</author>
      <description>Türkçe geniş bir coğrafyada kullanım alanına sahip önemli dillerden biridir. Türkçenin bu denli yoğun nüfus tarafından konuşulan bir dil olmasından mütevellit birçok ülkede yabancı dil olarak öğretilmektedir. Türkiye yurt dışında yaşayan Türk soylu çocuklara yönelik olarak Türkçe öğretim çalışmalarını öncesinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajans Başkanlığı (TİKA) yürütmüş şimdi ise Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ve Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluk Başkanlığı (YTB) tarafından yürütmektedir. Çalışmanın amacı Hindistan’da Türk dili ve edebiyatı öğretiminin ne zaman başladığını ve ilgili dersin hangi eyaletlerde, hangi üniversitelerde kaç kredi üzerinden hangi içerikle ve ne kadar kontenjan açılarak verildiğini ortaya koymaktadır. Çalışmada, Hindistan’da Türkçe öğretimi alanında özellikle Yunus Emre Enstitüsü’nün ne denli önemli bir rolü olduğunu vurgulamakla beraber alan ile ilgili yapılan diğer çalışmalara da yer verilmiştir. Bunu yaparken yöntem olarak doküman analizi kullanılmış olup Google Akademik, YÖK Tez Tarama ve Hindistan’daki ilgili kurum linklerinden faydalanılmıştır. Sonuç kısmında, çalışmadan elde edilen veriler özetlenmiş ve Hindistan’da Türkçe öğretimi alanında bundan sonraki süreçte hangi tür çalışmaların yapılması gerektiği ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERS YÜZ ÖĞRENME YÖNTEMİNE DAYALI İNGİLİZCE ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ YURT İÇİ VE YURT DIŞINDA YAPILAN ÇALIŞMALARIN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54057</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54057</guid>
      <author>İmren DEĞİRMENSemra GÜVEN  </author>
      <description>Bu araştırmada, yurt içi ve yurt dışı makalelerde yer alan ters yüz öğrenme yöntemine dayalı İngilizce Öğretimi üzerine yapılan çalışmalar incelenmiş ve elde edilen sonuca göre eğilimlerinin hangi yönde olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Nitel bir yaklaşımla ele alınan bu çalışma, 2016-2021 yılları arasında yayınlanan ERIC ve Google Akademik veri tabanlarından erişim sağlanan 33 yurt içi 93 yurt dışı makale incelemesini kapsamaktadır. İlgili makaleleri değerlendirmek için araştırmacı tarafından makale inceleme formu kullanılmış olup formda makale künyesi, makale konusu, araştırma yöntemi, veri toplama araçları, örneklemi, örneklem büyüklüğü ve veri analiz yöntemi hakkında bölümler yer almaktadır. Bu kriterlere göre makaleler incelenmeye alınmıştır. Elde edilen bulgular sonucuna göre yurt dışı ve yurt içi makalelerin bazı benzerlikleri ve farklılıkları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda hem yurt içi hem yurt dışında araştırma yöntemlerinden karma yöntem tercih eğiliminin fazla olduğu saptanmıştır. Yurt dışında araştırmacıların konu olarak Ters yüz öğrenmede İngilizce dil becerileri üzerine daha fazla yayın yaptığı görülürken yurt içi çalışmalarında dil becerileri ve akademik başarı üzerine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlgili makalelerde, örneklem büyüklüğü ve örneklem grubu açısından benzerlik olduğu görülmüştür.  Araştırmacılar, makale çalışmalarında çoğunlukla lisans grubuyla ve örneklem büyüklüğü açısından da daha çok 31-100 arasında kişi ile çalışmışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PANDEMİ DÖNEMİNDE OKUL MÜDÜRLERİNİN KARŞILAŞTIĞI PROBLEMLER VE ÇÖZÜM YOLLARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52869</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52869</guid>
      <author>Sinan DOĞANHanifi PARLAR ,Banu ERGÜÇ ŞAHAN </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde okul yöneticilerinin yaşadıkları problemlere ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırma, nitel araştırma modellerinden betimleyici fenomenolojik desen kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırmanın örneklemi amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmaya katılan 42 okul yöneticisi resmi okullarda çalışması kriteri doğrultusunda; Türkiye’nin farklı bölgelerinden seçilmiştir. Araştırmanın verileri; ilgili alan yazın taramasından sonra araştırmacılar tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla elde edilmiştir. Elde edilen sonuçların, içerik analizi yöntemiyle analizi yapılmıştır. Sonuçlar beş ana tema altında incelenmiştir. Bu temalar; organizasyon ve yönetim fonksiyonları, iletişim ve işbirliği, karşılaşılan sorunlar, izleme ve değerlendirme, bireysel yetkinlik değerlendirmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmada okul yöneticilerinin pandemi süreci boyunca örgütsel ve yönetimsel anlamda sorunlar yaşadıkları; bu sorunların MEB tarafından gönderilen ve çoğunlukla ivedilik arz eden yazılar ve bunlara göre öğretmen, öğrenci ve velileri organize etmekle ilgili olduğu tespit edilmiştir. Bu süreçte çevrim içi platformların ve teknolojik yeterliklerin ön plana çıktığı görülmüştür. Pandemi döneminde öğretmenlerin verimli çalışmasının Okul yöneticileri; öğretmenlerin pandemi sürecindeki veriminin ülkenin içinde bulunduğu zorlu süreç için öneminden hareketle, öğretmenlerini sürece dahil edebilmek için toplantılar ve motivasyon görüşmeleri gibi yollarla destek olmaya çalıştıklarını ifade etmişlerdir. EBA sisteminin izleme ve değerlendirme faaliyetleri ve eğitimde fırsat eşitliği adına çok önemli bir adım olduğu, sistemin verileri tutması ve istatistik kısımlarında yapılacak iyileştirmelerle çok daha verimli olabileceği okul yöneticilerinin ifade ettiği durumlardan olmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MANTIK DERSİ ALAN ÖĞRENCİLERİN “MANTIK” KAVRAMINA İLİŞKİN METAFORLARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54021</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54021</guid>
      <author>Hüseyin ÇALDAK</author>
      <description>Araştırmanın amacı, Mantık dersi alan öğrenciler tarafından Mantık kavramının nasıl kavramsallaştırdığı ve algıladığının, metaforlar aracılığı ile belirlenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomonolojik desen, çalışma grubu belirlenirken de amaçlı örnekleme tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmada 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Bingöl Üniversitesinde Mantık dersi alan öğrencilerden toplam 241 Üniversite öğrencisi yer almıştır. Mantık dersi alan öğrencilere metafor cümlesi online olarak gönderilmiştir. Veriler analiz edilirken “içerik analizi” tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Mantık dersi alan öğrenciler en fazla “&lt;em&gt;doğruyu yanlıştan ayırt etmesi&lt;/em&gt;” kategorisinde metafor üretmiştir (f=29). Mantık dersi alan öğrencilerin ürettiği metaforlar frekans sayısı bakımından; “&lt;em&gt;bilinmeyene ulaştırması, temel gereksinim olması, karmaşık ve zor olması, sistematik ve işlevsel olması, açıklayıcı olması, bütüncül olması, aydınlatıcı ve yol gösterici olması, faydalı olması, eğlenceli olması, değerli olması ve insan tabiatına uygun olması&lt;/em&gt;” gibi toplam 12 kategori başlığı altında yer aldığı görülmüştür. Öğrencilerin ürettikleri metaforlara bakıldığında, genellikle mantık dersi alanların mantık hakkında doğru bilgiye sahip oldukları görülmektedir. Başka çalışmalarla yapılan karşılaştırmalarda, mantık dersi almayan öğrencilerin mantık ile ilgili bilgi performanslarının düşük olduğu gözlemlenmiştir. Mantık bilimi hakkında öğrenciler, mantığın tanım ve işlevselliğiyle ilgili metaforlar ürettikleri tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇENİN YABANCI DİL OLARAK ÖĞRETİMİ PROGRAMI KAZANIMLARININ WEBB’İN BİLGİ DERİNLİĞİ SEVİYELERİNE GÖRE ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52304</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52304</guid>
      <author>Ahmet KARABULUT</author>
      <description>Bu araştırmada, Maarif Vakfı tarafından 2019 yılında yayımlanan Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretim Programı’ndaki A1, B1 ve C1 düzeyindeki kazanımların Webb’in Bilgi Derinliği Seviyeleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemine göre gerçekleştirilmiş ve bu kapsamda doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma materyalini 2019 yılında yayımlanan Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretim Programı oluşturmaktadır. Elde edilen veriler, betimsel analiz yolu ile analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde Webb’in Bilgi Derinliği ile ilgili alanyazın taraması yapılarak tematik çerçeve oluşturulmuş ve Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretim Programı’nda yer alan A1, B1 ve C1 düzeylerine ait dil becerileri kazanımları listeler halinde çıkarımış ve her bir kazanım, Webb’in Bilgi Derinliği Seviyelerine uygun bir veya birden fazla seviye ile kodlanmıştır. Webb’in Bilgi Derinliği Seviyelerinde düzey bazında en fazla bilgi seviyesinin seviye 2 ’de (%48) toplandığı, bu bilgi seviyesini seviye 1 (%42) ve seviye 3’ün (%10) takip ettiği görülmektedir. En üst basamak olan seviye 4’ün ise kazanımlarda yer almadığı görülmektedir. Elde edilen bulgular, kazanımların genellikle 2. seviyede yani yetenekler ve kavramlar kısmında yığıldığını göstermektedir. Bunun yanında 3. seviyeki stratejik düşünmeye yönelik kazanımların %10 dağılım gösterdiği ve 4. seviyedeki geniş̧ düşünmeye dönük kazanımların ise programda hiç yer almadığı görülmektedir. Bu bulgulardan hareketle programda üst düzey düşünme becerilerine çok fazla yer verilmediği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


