






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2022 Sayı LVI</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1880</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>OSMANLI ARŞİV BELGELERİNE GÖRE OSMANLI-VENEDİK TİCARETİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54996</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54996</guid>
      <author>Hüsnü YÜCEKAYA</author>
      <description>Venedik, Deniz ticaretiyle varlığını 1100 yıl devam ettiren özgün bir devlettir. Osmanlı Devleti’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliğinin artması, beklentinin aksine Venedik’in ticaretini kolaylaştırmıştır. Venedikli tüccarların belgelere yansıyan en belirgin özellikleri pragmatik tutumlarıdır. Venedik’in Osmanlı limanlarındaki ticari başarısında en önemli pay, Balyosun öncülüğünde Venedik Konsoloslarınındır. Yine uzak iç limanlar arasında çok etkin bir Osmanlı diplomasisinin varlığı da kayıtlarda net bir biçimde görülmüştür. Belgelerde, Beyoğlu’ndaki Venedik kolonisin büyümesi ile etkinliğinin artmasına dair iz ve belirtiler tespit edilmiştir. Konu ile ilgili daha önce yapılan çalışmaların geneli, Venedik arşivlerine dayanmaktadır. Bu durum mukayese imkânı açısından bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.  Osmanlı Arşivi’ndeki tasnif çalışmalarının yakın dönemlere kadar devam etmesinden dolayı konuyla ilgili oldukça fazla sayıda belge birikmiştir. Yapılan araştırmanın yöntemi çerçevesinde Osmanlı arşiv belgelerini esas alan bir çalışma yürütülmüştür. Bu sayede Osmanlı-Venedik ilişkileri ile ilgili bir görüş zenginliği ve çeşitlilik amaçlanmıştır. Çalışmanın en önemli hedefi ise Osmanlı-Venedik ilişkilerinin özgün yönlerini tespit etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MISIR’IN GÜÇLÜ FİRAVUN-KRALI: III. AMENHOTEP’İN TAHTA ÇIKIŞI VE İMAR FAALİYETLERİ ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME (MÖ 1391-1353)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54851</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54851</guid>
      <author>Cuma Ali YILMAZ</author>
      <description>&lt;ol start="9"&gt;&#13;
&lt;li&gt;III. Amenhotep, Yeni Krallık Dönemi XVIII. hanedanın 9. hükümdarı olarak 38 yıl boyunca Mısır’ı yönetmiştir. Hükümdarlığı süresince, Eski Mısır Devleti en parlak dönemini yaşamıştır. Zamanının en donanımlı ordularından birine komutanlık etmişse de savaşçı yönüyle değil, kültür-sanata verdiği önem ile tanınmaktadır. III. Amenhotep, inşa ettirdiği büyük tapınaklar, heykeller ve diğer sanat eserleri ile Antik Mısır sanatında önemli bir yere sahiptir. İzlediği barışçıl diplomasi ile savaştan uzak, lüks ve refah içerisinde bir saltanat sürmüştür. Hareminde daha evvelki dönemlerden daha fazla sayıda yabancı prensesler bulunmaktadır. Kadın heykelleri, oymaları ve resimlerine de bu dönemde sıklıkla rastlanmaktadır. III. Amenhotep dönemine ait heykeller ve sanat eserleri günümüzde Cleveland sanat müzesi ve British Museum’da sergilenmektedir. III. Amenhotep’in biyografisini ele aldığımız çalışmamızda, yerli kaynaklardan ziyade yabancı kaynaklardan istifade edilmiştir. Antik Mısır’ın en güçlü Firavunlarından biri olan III. Amenhotep hakkında az sayıda yerli akademik çalışma mevcut olup, çalışmaların ekseriyeti, Yeni Krallık Dönemi Mısır Devleti’ni genel hatlarıyla ele almıştır. Kral, biyografik olarak ele alınmamıştır. Antik Mısır’ın sanat, din ve bilim tarihinde önemli bir yeri olan III. Amenhotep’in hayatını ve faaliyetlerini ele aldığımız çalışmamızla, Antik Mısır tarihi çalışmalarına katkıda bulunmayı umuyoruz.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BALKAN SAVAŞLARINDAN I. DÜNYA SAVAŞI’NA KADAR SELANİK’TE YUNANLILAR TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN HUKUKSUZLUKLAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51536</guid>
      <author>Yaşar ARSLANYÜREKÜmmügülsüm GÜLEKOĞLU  </author>
      <description>Selanik, 1912 yılına kadar 482 sene Osmanlı hâkimiyetinde bulunan önemli bir Türk şehriydi. Şehirde bu süre boyunca Türklerin yanı sıra diğer milletler de huzur içinde yaşamıştır. Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başlamasıyla birlikte dönemin büyük devletleri tarafından, Osmanlı coğrafyasındaki milletler Osmanlı Devleti’ne karşı isyan ettirilmişlerdir. Bu isyanlardan biri de Balkan coğrafyasında gerçekleştirilmiştir. Bu isyanlar sonucunda Balkanlarda, önce çeşitli isyanlar, sonra da I. Balkan Savaşı patlak vermiştir. I. Balkan Savaşı’nda yüzyıllardır Osmanlı coğrafyası olan ve huzur içinde varlığını devam ettiren yerlerde Türk ve Müslüman olan bölge halkına karşı, dönemin büyük devletleri tarafından teşvik edilen Yunanlılar ve Bulgarların zulümleri meydana gelmiştir. Bu yerlerden biri de Selanik idi. I. Balkan Savaşı sırasında Selanik, Yunanlılar ve Bulgarlar tarafından önce muhasara altına alınmış, sonra da Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu süre içerisinde Selanik’te, Türk ve Müslüman halka karşı birçok mezalimler ve hukuksuzluklar gerçekleştirilmiştir. Bu tür faaliyetler dönemin resmi yazışmalarına da yansımıştır. Çalışmada Balkan Savaşları sırasında Selanik’in Yunanlılara antlaşma ile teslim edilmesinden sonra Yunanlıların gerçekleştirdikleri tutumları ortaya koymak, yapılan çeşitli antlaşmalar karşısında, yine Yunanlıların bazı kural tanımaz tutumlarını belirlemek ve bunları vurgulamak, bunun yanında Yunanlıların bu hukuksuz tutumlarının Selanik ve bölge üzerinde ne gibi sonuçlarının olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Bunlar yapılırken dönem ile ilgili çeşitli arşiv belgeleri ve diğer kaynaklardan istifade edilerek, döküman analizi tekniği kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>8. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERS KİTABINDA BARIŞ VE BAĞIMSIZLIK DEĞERLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51734</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51734</guid>
      <author>Ceylan AKCANOsman Kubilay GÜL </author>
      <description>Değerler, sosyal bir varlık olarak hayatını sürdüren bireylerin, çevresindekilerle etkili iletişim kurmalarına, kişilerin toplumdaki konumunun belirlemesine katkı sağlamaktadır. Bireylerin kendi kültürüne hâkim olabilmeleri için dünya kültürünün ne derece geliştiğinin farkında olmaları gerekmektedir. Bu da evrensel değerlerin kişi tarafından kabul görmesiyle gerçekleşebilir. Bu araştırmada 8. Sınıf T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında barış ve bağımsızlık değerlerinin ele alınışının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak araştırmanın amacına uygun olan doküman inceleme tekniği, analizi için ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma materyali olarak 2020-2021 eğitim- öğretim yılında ortaokullarda okutulan Millî Eğitim Bakanlığınca Nev Kitap Yayınevi tarafından bastırılan 8. Sınıf T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabı kullanılmıştır. Elde edilen bulguların analiz edilmesiyle, kitap içerisinde yer alan metinler ve ölçme değerlendirme bölümleri ayrıntılı şekilde incelenmiş bağımsızlık değerinde 59, barış değerinden toplam 20 değer ifadesine ulaşılmıştır. Bu sonuçlara göre bağımsızlık değerine, barış değerine nazaran kitap bütünlüğünde fazlaca yer verildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTA ÇAĞ AVRUPA’SINDA HASTANELERİN KURULUŞ SÜRECİ VE ÜSTLENDİKLERİ GÖREVLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52579</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52579</guid>
      <author>Tolgahan KARAİMAMOĞLU</author>
      <description>Günümüzde insan yaşamında oldukça önemli bir yere sahip olan hastanelerin tarihsel kökenleri oldukça eskidir. Hristiyanlığın Avrupa’da yayılmasına ek olarak Batı Roma İmparatorluğu’nun ortadan kalkması sağlık hizmetleri ve bu bağlamda hastanelerin gelişim seyrinde ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Özellikle pozitif bilimlerin etkisinin azaldığı dönemlerde din adamları ve mabetler sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde başat rol oynamaya başlamıştır ki neticede ortaya çıkan pratikler söz konusu kurumların gelişmesine etki etmiştir. Günümüzden farklı olarak daha ziyade alt gelir gruplarına dâhil olan kişilerin istifade ettiği bu kurumlarda 11. yüzyılla birlikte önemli değişimler yaşanmaya başlamıştır. Haçlı Seferleri ve Avrupa’nın dâhili yapısında yaşanan değişim ve dönüşümler sağlık hizmetleri veren kurumların sayısı, büyüklükleri ve verdikleri hizmetleri etkilemiştir. İngiltere’den İtalya’ya kadar sayıları binleri geçen bu yapıların ömrü kısa süreli, verdikleri hizmetler ise oldukça kısıtlı kalmıştır. Din adamlarının gönüllülük esasına göre hizmet sundukları bu tarz kurumlarda özellikle cüzzam gibi salgın hastalıları taşıyanlar kabul edilmediği gibi aynı zamanda kadın ve erkekler farklı mekanlarda tedavi edilmekteydi. On beşinci yüzyılla birlikte bu hastanelerin verdikleri hizmetlerde genişlemeye ve daha fazla sivilleşmeye başlamışlardır. Bu makale, Orta Çağ Avrupa’sında zenginlerin maddi destekleri ve Hıristiyanlığın ahlak duvarlarıyla örülen hastanelerinin gündelik hayattaki yerini ele almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>I VE II. DÖNEM TBMM’DE HAKKÂRİ MİLLETVEKİLLERİ VE FAALİYETLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54741</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54741</guid>
      <author>Fadime TOSİK DİNÇ</author>
      <description>Osmanlı Mebusan Meclisince Misak-ı Milli kararlarının alınması üzerine İtilaf Devletleri, İstanbul’u resmen işgal ettikleri gibi Meclisi de basarak çok sayıda milletvekilini tutuklamışlardı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920’de İntihâbât Tebliği’ni yayınlayarak Ankara’da bir meclisin açılacağını duyurmuştur.  Tebliğ’de her sancaktan beş milletvekilinin seçilerek Ankara’ya gönderilmesi ve Mebusan Meclisi milletvekillerinin de Ankara’da açılacak olan meclise dâhil olmaları istenmekteydi. Hakkâri’de yapılan seçimlerin sonucunda beş milletvekili seçilmiş olmasına rağmen dört milletvekili meclise dâhil olmadan istifa etmişlerdir. Yalnızca Mehmet Tufan Bey, Ankara’ya gelmiş ve meclis çalışmalarına katılmıştır. Mebusan Meclisine Hakkâri milletvekili olarak seçilen Mazhar Müfit Bey de davete iştirak etmiş ve Ankara’ya gelerek meclise dâhil olmuştur.  I. dönem TBMM, İstiklal Harbini yürütmüş ve yeni devletin kurulmasını sağlamıştır. Harp sürecinin sonlanmasıyla birlikte Meclisin görev süresi dolmuş bu sebeple seçimler yenilenmiştir. II. dönemde seçimler nüfus esasına göre yapıldığı için Hakkâri’de Süleyman Asaf ve Mehmet Nazmi Beyler seçilmiştir. II. dönem seçilen milletvekilleri yeni Türkiye’nin inşası konusunda önemli vazifeler üstlenmişlerdir. Bu çalışmada, her iki dönemde Mecliste Hakkâri’yi temsil eden milletvekillerinin biyografileri ve Meclis içerisinde yürüttükleri faaliyetler ana kaynaklar ışığında ele alınmış ve tarihsel perspektifle değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAYDAR RİFAT BEY DAVASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54824</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54824</guid>
      <author>Yelda TUTAR SERTER</author>
      <description>Haydar Rifat Bey, 01.01.1877 tarihinde İstanbul’un Fatih semtinde dünyaya gelmiştir. Dönemin önemli gazetelerinde yazarlık yapan Haydar Rifat Bey çok yönlü kişiliği ile çeviriler yapmış ve aynı zamanda avukatlık mesleğini de icra etmiştir. Yaşadığı dönemde önemli davaların avukatlığını üstlenen Haydar Rifat Bey’in adının geçtiği en önemli dava, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey ile yaşamış olduğudur. Haydar Rifat Bey, Mustafa Kemal Atatürk’e yazmış olduğu mektuplarla Mahmut Esat Bey’in haksız uygulamalarından bahsetmiş ve bu sebeple hakkında dava açılmıştır. Mahmut Esat Bey’in kendisine hakaret edildiği gerekçesi ile açmış olduğu bu dava sonunda Haydar Rifat Bey’e hakaretten iki yıl hapis cezası verilmiştir. Haydar Rifat Bey ile Mahmut Esat Bey arasında yaşanan bu dava başından sonuna kadar tüm çevrelerin ilgi odağında bulunmuştur. Dönemin gazeteleri tüm gelişmeleri okuyucusuna aktarırken konu, TBMM’de de gündeme taşınmıştır. Dönem basınınında yer alan haberlerden yola çıkarak hazırlanan bu çalışma kısıtlı basılı eserlerden yararlanarak ele alınmaya çalışılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AN AUXILIARY SUGGESTION TO REALIZATION OF RURAL DEVELOPMENT IN AĞIN DISTRICT: RURAL TOURISM</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57343</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57343</guid>
      <author>Özlem ÇAKAR ÇELİK</author>
      <description>Ağın, turizmin ve rekreasyonel faaliyetlerin gelişmediği bir yerleşmedir. Oysa turizme ve rekreasyonel faaliyetlere neden olabilecek doğal ve beşeri çekiciliklere sahiptir. Aynı zamanda yakın çevresinde bulunan benzer coğrafi şartlara sahip Arapgir, Kemaliye ve Keban gibi yerleşmeler rekreasyonel faaliyetler ve turizm açısından hareketlidir. Keban Baraj Gölü’nün inşası Ağın için bir dönüm noktasıdır. Bu tarihe kadar nüfus artış eğilimi pozitif yöndeyken baraj inşasıyla birlikte sürekli bir azalma eğilimine girmiştir. Verimli kırsal arazilerinin, mera alanlarının önemli bir kısmını baraj inşasıyla birlikte kaybetmiştir. Keban Baraj Gölü ile birlikte yarımada özelliği kazanmıştır. Ancak su kaynakların oluşturduğu çekicilik, zengin kültürel ve tarihsel birikim turizm faaliyetlerinin gelişimine zemin hazırlayamamıştır. Bu çalışmada literatür ışığında Ağın’ın doğal ve beşeri özellikleri irdelenmiş, bu özellikler arazi gözlemleriyle detaylandırılmıştır. Araştırmanın vardığı sonuç kırsal turizmin Ağın için önemli bir fırsat olduğudur. Kırsal turizm ile birlikte çalışma sahasında nüfus kaybının gerilemesi, uzun vadede nüfus artışının gerçekleşmesi ve yeni istihdam alanlarının oluşması beklenebilir. Ancak kırsal turizmin gelişmesi yerel halkın, kamu ve özel sektörün paydaşlığında gerçekleşecek planlamalarla mümkün olacaktır. Bu kapsamda yerel halkın gönüllüğünü sağlamak, kırsal turizmin yöreye kazandıracağı avantajları ortaya koymak atılacak adımların ilki olmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLTERE KONSOLOSU NIVEN KERR’İN 1845-1846 YILLARINA AİT RAPORLARINA GÖRE KIBRIS’TA ÜRETİM, İHRACAT VE İTHALAT </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57288</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57288</guid>
      <author>Cemil ÇELİK</author>
      <description>Bu makale öncelikli olarak Osmanlı döneminde İngiltere’nin Kıbrıs Konsolosu Niven Kerr tarafından kaleme alınan 1845-1846 tarihli konsolosluk raporlarında kayıtlı üretim, ihracat ve ithalat bilgileriyle ilgilidir. Makalede bu bilgilerle birlikte Kıbrıs ve İstanbul’daki ilgili şer’iye sicilleri ve Osmanlı arşiv belgeleri ile raporların hazırlandığı dönemde Kıbrıs’ın genel durumu hakkında bilgi verilmektedir. Raporlara göre, buğday, arpa, pamuk, ipek, doğal boyalar, zeytinyağı, üzüm ve şarap, harnup, yün ve tuzun ihracatı Kıbrıs’tan yapılan tüm ihracatın toplam değerinin %80’ini oluşturmaktadır. Osmanlı döneminde tekrarlanan kuraklık ile çekirge sorunu, adanın geleceği ve üretimi için en büyük problemlerdendir. Raporlarda, çekirge felaketi ve kuraklığın sonuçlarına kısmi çözümler sunulmaktadır. Niven Kerr 1845 yılında adanın İngiltere tarafından o güne kadar ihmal edildiğini dile getirmiş ve adanın İngiltere için önemini vurgulamıştır. Raporlarda doğru tespitler bulunmakla birlikte Osmanlı yönetimine karşı ön yargı mevcuttur. Bu makalenin amacı, hazırlandığı dönemde Kıbrıs’ın iktisat tarihi için ayrı bir öneme sahip olan ve bugüne kadar bir bütün olarak ele alınmayan raporları incelemektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>12 MART DÖNEMİNDE İDAM CEZASI TARTIŞMALARI: TABİİ SENATÖRLERİN TUTUMU</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56887</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56887</guid>
      <author>İsrafil KARATAŞ</author>
      <description>27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 tarihlerinde gerçekleştirilen her üç darbe döneminde de siyasi suçlar için idam cezaları tartışmaları gündeme gelmiştir. 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi üyeleri, Başbakan Adnan Menderes ve iki bakan arkadaşının (Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan) idam cezalarını oybirliği ile onaylamışlardır. Darbe döneminin sona ermesiyle birlikte Cumhuriyet Senatosu’nda tabii senatör olarak görev alan eski komite üyeleri, 12 Mart döneminde yaşanan idam tartışmaları karşısında bu sefer çok farklı bir duruş sergilemişlerdir. Bu dönemde Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının (Yusuf Arslan ile Hüseyin İnan) idam cezalarının yerine getirilmesinin karşısında yer almışlardır. Menderes ve arkadaşlarının idamlarını siyasi hayatları boyunca sürekli eleştiren sağ partiler ise, 12 Mart döneminde idam cezaların lehinde faaliyet göstermişlerdir. 12 Mart döneminin idam tartışmalarının en yoğun yaşandığı yerler; Millet Meclisi ile Cumhuriyet Senatosu olmuştur. Gezmiş ve arkadaşları hakkındaki idam cezası tekliflerinin iki kez görüşüldüğü Senato’da sağ partiler ile benzer görüşe sahip senatörler, idam cezalarının yerine getirilmesini savunurken; tabii senatörler özellikle CHP Grubu ile birlikte hareket ederek idamların durdurulması için büyük bir mücadele vermişlerdir. Farklı fikirlere sahip grupların idam cezaları hakkında görüşlerini paylaştığı Senato’da bir hayli enteresan tartışmalar yaşanmıştır. Bu araştırmada amaçlanan; tabii senatörlerin 12 Mart dönemindeki idam cezası tartışmaları karşısında nasıl bir duruş sergilediklerini ortaya koymaktır. Aynı zamanda idamların lehinde olan senatör ve partiler ile idamların aleyhinde olan tabi senatörler arasındaki tartışmaların içeriği ve sonuçlarını detaylıca irdelemektir. Araştırmanın hazırlanmasında Senato tutanakları başta olmak üzere gazete haberleri, hatıratlar ve çeşitli telif eserlerden faydalanılmıştır. Yöntem olarak da doküman analizi tekniği kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE DİL BECERİLERİNİ GELİŞTİRMEYE YÖNELİK ETKİNLİK ÖNERİLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55024</guid>
      <author>İlke ALTUNTAŞ GÜRSOYArif Mikail BAYRAM </author>
      <description>Yabancılara Türkçe öğretiminde dil becerilerinin dengeli, bütüncül ve etkili bir biçimde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu da ancak etkinlikler sayesinde olur. Çünkü etkinlikler beceri odaklı ve belirli amaçlar, kazanımlar doğrultusunda uygulanır. Bu amaç ve kazanımların açık bir biçimde yazılmış hâlini, Yabancılara Türkçe öğretimi alanındaki ilköğretim programı olan, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca da onaylanarak Türkiye Maarif Vakfı tarafından yayımlanan Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Programı’nda bulmak olanaklıdır. Program, Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni’nin eylem odaklı yaklaşımı doğrultusunda hazırlanmıştır. Hem çağın gerektirdiği modern yaklaşımlarla hazırlandığı hem de amaç ve kazanımları barındırdığı düşüncesiyle çalışmanın temelini oluşturmuştur. Çalışmanın amacı, Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Programı’ndaki kazanımlar temel alınarak yabancı/ikinci dil öğrenicilerinin dil becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlik önerilerinin hazırlanmasıdır. Nitel olan bu çalışmada program, doküman incelemesi tekniğiyle incelenmiştir. Programdaki kazanımlardan her bir dil becerisine yönelik 3’er kazanım toplamda 12 kazanım seçilmiştir. Seçilen kazanımlara uygun olarak A2, B1 ve B2 düzeylerinde 12 etkinlik önerisi hazırlanmıştır. Etkinlik önerilerinin, dil becerilerinin bütüncül, dengeli ve etkili bir biçimde geliştirilebilmesi için beceri odaklı olmasına ve çağın getirdiği yeniliklere uygun, özgün ve yaratıcılığı geliştiren; öğrenicilerin analiz ve sentez yapabilmelerine olanak tanıyan etkinlikler olmasına özen gösterilmiştir. Farklı zekâ çeşitleri göz önünde bulundurularak birden fazla duyuya hitap edebilen, görsel ve işitsel araçların etkin kullanımını sağlayan nitelikte etkinlikler önerilmiştir. Etkinlik önerileri öğrenicilerin hedef dilde iletişim kurabilmesi amacıyla iletişimsel dil öğretim yöntemi doğrultusunda hazırlanmıştır. Öğrenicilerin metin türlerinin düzenlenme biçimlerinin ve dilsel özelliklerinin farkında olmaları, dil becerilerini başarıyla kullanabilmelerinde kolaylaştırıcı bir etken olduğu düşüncesiyle etkinliklerde masal, hikâye, şiir gibi yazınsal türlerden alıntılar sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE EĞİTİM VE ÖĞRETİM ALANINDA ÇEVRE EĞİTİMİ İLE İLGİLİ DOKTORA TEZLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52537</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52537</guid>
      <author>Derya SÖNMEZHanife Gamze HASTÜRK  ,Buket BALLIEL ÜNAL  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Türkiye’de eğitim ve öğretim alanında çevre eğitimi ile ilgili doktora tez çalışmalarının incelenmesidir. Bu araştırmaya dâhil edilecek çevre eğitimi kapsamında yayımlanmış doktora tezlerini belirlemek için YÖK Ulusal Veri Tabanı kullanılmıştır. Çevre eğitimi ile ilgili çalışmalara 9 Ağustos 2021 tarihinde ulaşılmıştır. YÖK Tez Tarama Merkezine tarama için tarama alanına “çevre eğitimi‟ ve konu alanına “eğitim ve öğretim” kelimesi yazılıp, tez türü olarak “doktora” seçilerek ulaşılan 81 doktora tezinden, üç tanesinin içeriğine erişim izni olmadığı için 78 doktora tezi çalışmaya dâhil edilmiştir. Tez çalışmalarının sınıflandırılmasında tezlerin; yayınlandığı yıl, yayınlandığı üniversite, yayınlandığı enstitü, yayınlandığı anabilim dalı, araştırma yöntemi, veri analizi teknikleri, araştırmacıların cinsiyeti, danışmanların unvanları, çalışma grubu, araştırma konusu esas alınmıştır. Araştırma sonucunda, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın tez tarama merkezinde ulaşılabilen doktora tezlerinin en çok 2018 yılında yayınlandığı belirlenmiştir. İncelenen tezlerin en fazla Gazi Üniversitesi’nde yapıldığı tespit edilmiştir. İncelenen tezlerin en fazla Eğitim Bilimleri Enstitüsü tarafından hazırlandığı belirlenmiştir. Tezlerde araştırma yöntemi olarak en fazla karma yöntem kullanıldığı, araştırma grubunu en fazla fen bilimleri öğretmeni adayları oluşturduğu tespit edilmiştir. Çevre eğitimi alanında yapılan doktora tezlerinin araştırma konusu olarak çevre okuryazarlığı, çevre bilinci ve çevre tutumu ile ilgili çalışmaların sayısının fazla olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GERİDE KALANLAR SENDROMU ÖLÇEĞİ TÜRKÇE FORMUNUN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53683</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53683</guid>
      <author>Nuran ÖZTÜRK BAŞPINARDemet ÇAKIROĞLU ,Mehmet ALTINÖZ </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Bart Hovens (2011) tarafından geliştirilmiş olan Geride Kalanlar Sendromu (GKS) Ölçeği’nin Türkçe uyarlamasının yapılmasıdır. Araştırmada Bursa, İnegöl Organize Sanayi Bölgesi’nde mobilya imalatı alanında faaliyet gösteren ve 2020 yılı itibariyle küçülmeye gitmiş 31 işletmede görev yapan 262 çalışandan veri toplanmıştır. Verilerin analizinde açımlayıcı faktör analizi (AFA), doğrulayıcı faktör analizi (DFA), yapı geçerlilik analizi ve iç tutarlılık analizleri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca Geride Kalanlar Sendromu alt boyutlarının kullanımını irdelemek amacıyla çalışanların psikolojik sözleşme ihlali ve işten ayrılma niyetleri arasında ilişki olup olmadığı pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Yapılan güvenirlik analizleri sonucunda ölçeğin bütünü için hesaplanan güvenirlik katsayısı 0,924 olarak bulunmuştur. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda elde edilen model veri uyumuna ilişkin istatistiklere göre; model, yapıya genel olarak iyi uyum göstermektedir (RMSEA=.078, CFI=.95, NFI=.92, IFI=.95, SRMR= .078).  29 maddeli GKS Ölçeğine uygulanan doğrulayıcı faktör analizi AFA ile elde edilen 6 faktörlü yapıyı doğrulamıştır. Bu sonuçlar; GKS Ölçeği’nin Türkçe uyarlamasının Türkiye’de gelecekte yapılacak çalışmalarda kullanılabilecek geçerlilik ve güvenilirlikte olduğunu göstermektedir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLİMLERİ ÖĞRETMENLERİNİN UZAKTAN EĞİTİME YÖNELİK TUTUMLARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54785</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54785</guid>
      <author>Ahmet DÖNMEZMurat AYDIN ,Servet EKMEKÇİ </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında Malatya ilinde görevli 196 fen bilimleri öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma için gerekli izinler alındıktan sonra araştırmaya gönüllü olarak katılan öğretmenlere Ağır (2007) tarafından geliştirilen uzaktan eğitime yönelik tutum ölçeği uygulanmış ve öğretmenlerin cinsiyet, yaş, internette geçirilen günlük zaman dilimi, çalıştığı kurum, çalıştığı kurumun bulunduğu bölge, mesleki deneyim, öğrenim durumu ve önceden uzaktan eğitim deneyimi olup olmama değişkenleri açısından uzaktan eğitime yönelik tutumları incelenmiştir. Veriler IBM SPSS 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizinde nonparametrik testlerden Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Çalışma sonucu elde edilen bulgulara göre internette geçen günlük zaman dilimi, cinsiyet ve öğrenim durumu değişkenleri açısından uzaktan eğitime yönelik tutum puanları anlamlı şekilde farklılaşmazken; yaş, çalıştığı kurum, çalıştığı kurumun bulunduğu bölge, mesleki deneyim ve önceden uzaktan eğitim deneyimine sahip olup olmama değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE ANATOMY OF THE ASSASSINATION OF DOMITIAN</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50649</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50649</guid>
      <author>Gökhan TEKİR</author>
      <description>18 Eylül 96 tarihinde gerçekleşen Titus Flavius Domitian suikastı M.S.69 yılından itibaren Roma İmparatorluğunu yöneten Flavian hanedanının sonunu getirmiştir. Suikast, küçük bir gruptan oluşan saray görevlileri tarafından gerçekleştirilmiştir. Fakat bu çalışma komplocuların, imparatoru sürekli olarak elimine etmeye çalışan muhalif figürlerle ilişkisini ortaya koymaya çalışmaktadır. Suetonius, Genç Pliny, ve Cassius Dio gibi yazılarında klasik tarihçiler suikastı, senato tarafından nefret edilen imparatoru daha fazla kötülemek için kullanmıştır. Domitian’ı rehabilite etme çabalarında bulunan yirminci yüzyıl tarihçileri suikaste yönelik yeni hipotezler ve açıklamalar eklemiştir. Bu çalışma, Domitian’ın ölümüne yönelik iddiaları göstermekte, görüşlerin doğruluğunu, komplocuları, motivasyonu araştırmakta ve bir yaklaşım önerme amacını taşımaktadır. Bu doğrultuda, Domitian’ın dönemindeki komploları ve bunların cinayet ile ilgisini göstermektedir. Son olarak da suikastin sonrasında yaşanan olayları inceleyerek komplocuların imparatoru öldürerek amaçlarına ulaşıp ulaşmadığını incelemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİNEMADA DUYGULAM, DUYGULANIM VE GÜÇ İLİŞKİSİ: ‘YOL KENARI’ FİLMİ İNCELEMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52035</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52035</guid>
      <author>Selçuk ULUTAŞ</author>
      <description>Felsefede en genel anlamıyla etkileme ve etkilenme kapasitesi olarak tanımlanan güç; değiştirme ve eyleme geçirme gibi etkileri anlatmaktadır. Sanat eserlerinin alımlayıcılara uyguladığı güç ise antik çağlardan itibaren bilinen ve tartışılan bir olgudur. Sanat iki boyutta; öznelerin fenomenleri tanımlaması ve onlar ile ilgili sunulan gerçeklikleri hakiki olarak kabul etmesi veya onlar üzerine düşünmesi veya duygulanması noktasında güç uygulama potansiyeline sahiptir. Sanat, siyaset ve din ilişkisinin tarihsel süreçte görüldüğü her yerde sanat eserlerinin bir güç unsuru olarak belirdiği ve bu gücü uygulamak için bilinçli bir şekilde tasarlandıkları görülmektedir. Sanatın özerkleşmesi sonrasındaysa sanat eserlerinin alımlayıcılara güç uygulamaya devam ettiği görülür. Bu çalışma sanat eserlerinin alımlayıcıların bedenlerine uyguladığı gücü duygulam ve duygulanım kavramları ekseninde incelemektedir. Duygulam kavramı alımlayıcı öznenin öznelliğinden bağımsız ortaya çıkarılmak istenen üretilmiş duyguları ve bedenin etkilenişlerini anlatmaktadır. Sanat bağlamında duygulanım kavramı ise eserde üretilen boşluklar ve belirsizlikler ile karşılaşan alımlayıcı öznenin yaşayacağı öznel duygularını anlatmaktadır. Duygulanımın açığa çıkması için gerçekleştirilen tasarımların alımlayıcı özneleri katılımcıya dönüştürdüğü ve bu sebeple daha demokratik bulunduğu da bilinmektedir.  Bu durumda duygulam ve duygulanım sanatsal gücün farklı kategorilerde var edilişini tanımlayan kavramlar olarak belirirler. Sinema sanatını alımlayıcıların bedenlerini en fazla etkileme kapasitesine sahip sanat dalı olarak tanımlamak mümkündür. Duyusal motor duruma hitap eden sinema filmlerinin pek çoğu duygulamlar üretirken tam tersi durumda kristalleşmiş imgelerin hâkim olduğu sinema filmlerinde ise alımlayıcı öznenin belleğiyle de bağlantılı olan duygulanımların ortaya çıktığı kuramsal olarak ortaya konulmaktadır. Bu çalışmanın amacı sanat eserlerinin ve özelde sinema filmlerinin bir tasarım olarak gücü nasıl ürettiklerini teorik ortaya koymaktır. Bu teorik amaç ekseninde çalışmada literatür taraması yapılmıştır. Teorinin pratikle ilişkisiyse çalışmada amaca yönelik örneklem metodu ile belirlenen, yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun &lt;em&gt;‘Yol Kenarı’ &lt;/em&gt;(2017) isimli filminin incelemesiyle gösterilmiştir. Film incelemesinde felsefi film çözümlemesi metodu kullanılmıştır. İncelemenin sonucunda filmin alımlayıcıya melez bir güç uyguladığı ve bir tasarım olarak açık yapıt özelliklerini taşıdığı ortaya koyulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEKÂNSAL AKIL YÜRÜTME TESTİ’NİN TÜRKÇE’YE UYARLANMASI: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52285</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52285</guid>
      <author>Mavi AKKAYA YILMAZAlaattin ARIKAN ,Turhan ÇETİN </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı 11-13 yaş aralığındaki ortaokul öğrencilerinin mekânsal becerilerini ölçmek amacıyla Ramful, Lowrie ve Logan (2017) tarafından geliştirilen Mekânsal Akıl Yürütme Testi’nin Türkçe’ye uyarlanabilmesi için geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmasıdır. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde 11-13 yaş aralığında bulunan 5, 6, 7. ve 8. sınıfa devam eden toplam 555 öğrenciden oluşan çalışma grubuyla yürütülmüştür. Araştırmada öncelikle uzman görüşlerine de başvurularak Mekânsal Akıl Yürütme Testi Türkçe’ye çevrilmiştir. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen madde analizinde testin geçerlik ve güvenirliğini düşüren 6 madde testten çıkarılmıştır. Madde analizinin ardından üç faktörlü yapıya sahip olan testin KR20 iç tutarlık katsayıları incelenerek testin tamamı için KR20 güvenirlik katsayısının .81 olduğu görülmüştür. Ayrıca test maddelerinde ve testin genelinde üst grup ile alt grup ortalama puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu, testin bütünü ve alt faktörleri arasındaki korelasyon katsayılarının 0,42 ile 0,88 arasında değiştiği ve pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu, eşdeğer yarılar analizi sonucunda Guttman katsayısı 0,83 ve Spearman Brown katsayısı 0,83 olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bölümler arası korelasyon katsayısın da anlamlı olduğu, test tekrar test sonucunda testin bütünü ve alt faktörleri arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu gözlenmiştir. Bulgulara dayanılarak; Türkçe’ye uyarlanan Mekânsal Akıl Yürütme Testi’nin geçerli ve güvenilir ölçümler üreten bir ölçme aracı olduğu ve 11-13 yaş aralığında bulunan ortaokul öğrencilerinin mekânsal becerilerini ölçmek amacıyla kullanılabileceği ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XIX. YÜZYIL RUS EDEBİYATINDA DEDİKODU MOTİFİ  (ODOYEVSKİ’NİN ÖYKÜLERİ BAĞLAMINDA)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54214</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54214</guid>
      <author>Güneş SÜTCÜ</author>
      <description>Vladimir Fyodoroviç Odoyevski (1803-1869) XIX. yüzyıl Rus edebiyatında romantizm akımının en önemli temsilcilerinden biridir. Odoyevski gençlik yıllarında bilhassa Alman idealist felsefesi ve Schelling’in zıtlıklardan oluşan doğa felsefesinin etkisi altında kalır. Eserlerinde Rus ve Batı kültürünü harmanlayarak yansıtır. Bu nedenle çağının diğer yazarlarından ayrılmaktadır. Kendisi de soylu bir aileden gelmesine karşın, Rus soylu toplumunun yaşamını her yönüyle eleştirir. Bilhassa 1830’lu yılların yaygın edebi türlerinden biri sosyete öyküleri (svetskaya povest)dir. “Prenses Mimi” (Knyajna Mimi, 1834) ve “Prenses Zizi” (Knyajna Zizi, 1839) Odoyevski’nin sanat hayatının olgunluk döneminde kaleme aldığı sosyete öykülerindendir. Bu çalışmada Rus düşünür Odoyevski’nin benimsediği etik anlayışa göre bahsi geçen öykülerde yer verdiği dedikodu motifi, sosyolojik bir araştırma olgusu olarak ele alınacaktır. Her iki öyküde birbirine karşıt karakter özellikler gösteren kadın kahramanların yaşamlarında dedikodu motifinin yarattığı etkiler sunulacak ve daha sonrasında onların maruz kaldıkları dedikodular karşısında seçmiş oldukları duruşun sonuçları ortaya konulacaktır. Elde edilen veriler ışığında 1830’ların tipik Rus soylu toplumunun ahlaki açıdan yozlaşmışlığı dedikodu motifi aracılığıyla aktarılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GIDA İNFLUENCERLARIN SOSYAL MEDYA İLETİŞİM MODELİNİ KULLANMA BİÇİMLERİNİ SİBERFEMİNİST BAĞLAMDA DEĞERLENDİRMEK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55042</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55042</guid>
      <author>Muhsine SEKMEN</author>
      <description>İnstagram, birbirinden farklı alanlarda içerik üreten influencerların yer aldığı bir mecra haline gelmektedir. Bu influencerlar içerisinde yer alan gıda (food) influencerları, yemek tariflerinden pasta tariflerine kadar geniş bir alanda yaptıkları tarifleri kullanıcıları ile paylaşmaktadır. İçerik üreterek ev içi alandan dışarı açılan bu pencere, kadınlar için yeni olanaklar sunmaktadır. Bu çalışmada kadınların ev içi alandaki üretimlerinin siber uzama açılmasıyla gerçekleşen siberfeminist bakış açısı sunulmaktadır. Kadınların internet teknolojisine uyum sağlayarak atılım gerçekleştirdikleri bu alan, siberfeminist tavırla bir kadın dayanışmasına dönüşmektedir. Bu nedenle çalışma, gıda influencerların içerik üretimlerinden başlayarak, diğer gıda influencerları ile aralarındaki ilişkiye odaklanmakta ve bunu siberfeminist bakış açısıyla aktarmayı amaçlamaktadır. Siberfeminist bakış açısının kurulmasında Christian Fuchs’un sosyal medya iletişim modeli temel alınmış ve influencerların bu iletişim modelini kullanma biçimlerine odaklanılmıştır. İnstagram’ın sayılara dayalı ekonomisi, takipçi sayısının önemli oranda belirleyici olmasında rol oynamaktadır. Gıda influencerlarının İnstagram mecrasında oluşturdukları içerikler, bu içeriklere yapılan yorumlar ve başka gıda influencerlarını tanıtarak yaptıkları iş birlikleri sosyal medya iletişim modeline göre incelenmiştir. Çalışma sonucunda gıda influencerları, kullanım değeri olan ev içi emeklerini sosyal medya aracılığıyla değişim değerine dönüştürerek tanınırlıklarını artırmakta ve toplumda kabul görmektedir. Gıda influencerlarının enformasyon işlevinden, iletişim işlevi ve iş birliği işlevine uzanan teknoloji okuryazarlıkları onların bu alanda daha başarılı olmasına neden olmaktadır. Bu işlevleri gerektiği şekilde kullanan ve içerik üretimlerine eklemleyenler, daha fazla takipçi sayısına; dolayısıyla daha fazla kazanca ulaşmaktadır. Gıda influencerları, sosyal medyada diğer influencerların içerik üretimlerine gönderme yaparak kadınlar arası dayanışmayı güçlendirmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRENEN BELARUSLU ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN TÜRKÇE ÖĞRENMEYE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54811</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54811</guid>
      <author>Ayfer KARA</author>
      <description>Türkiye dışında yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin Türkçe öğrenmeleriyle ilgili görüşlerinin değerlendirilmesi, Türkçenin daha etkili öğretilmesinde yol gösterici bir kaynak olabilir.  Nitekim Türkçenin dünya dilleri arasında değerinin daha da artması için yabancı öğrencilerin Türk diline bakış açıları oldukça önemlidir. Bu bağlamda yapılan bu araştırma, Minsk Devlet Dil Bilim Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Fakültesinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen Belaruslu öğrencilerin Türkçe öğrenimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum incelemesi yönteminin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu, B1 düzeyinde öğrenim gören 18 kız, 4 erkek olmak üzere 22 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ise nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Belaruslu öğrencilerin Türkçe öğrenme süreçleriyle ilgili genel olarak olumlu görüşe sahip olduğu görülmüştür. Bu bağlamda öğrencilerin, Türkçeyi veya Türkiye’yi sevme, Türk kültürüne ilgi duyma, Türk kültürünü tanıma, Türkiye’de çalışma, çevirmen olma gibi nedenlerden dolayı Türkçe öğrenmek istediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğrenciler, Türkçe dersinin verimli, eğlenceli olduğunu; konuşma ve yazma becerisinde zorlandıklarını, dinleme ve okuma becerilerinde ise zorlanmadıklarını; Türkçe dersi dışında film izleyerek, şarkı söyleyerek, Türk kültürüne özgü faaliyetleri yaparak Türkçe öğrendiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler, Türkçe öğrenmenin Türk kültürünü öğrenmelerine, kariyer yapma isteklerine yardımcı olduğunu da ifade etmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANALYZING THE PHYSICAL ACTIVITY OF THE ELDERLY HOSPITALIZED IN ORTHOPEDIC SERVICES ACCORDING TO THEIR SOCIOECONOMIC AND INJURY </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55628</guid>
      <author>Muhammed Bahadır SANDIKÇICihan ÖNEN </author>
      <description>Bu çalışma hastanelerin ortopedi servisinde yatan yaşlıların sosyoekonomik durumları ve yaralanma öykülerine göre fiziksel aktivitelerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel nitelikteki araştırmanın kapsamını ortopedi servisinde yatan 105 hasta oluşturmaktadır. Veri değerlendirmede 25 soruluk Anket Formu ve Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği (PASE) kullanılmıştır. Kadınların, gelir düzeyi düşük olanların, düzenli ibadet yapanların, 75 yaş üzerinde olanların, okuryazar olmayanların, nitelikli konutlarda oturmayanların ve medeni durumu dul ile boşanmış olanların istatiksel olarak fiziksel aktivite puanları daha düşüktür. Yaşlıların %62’si yılda en az bir defa düşmüştür ve bu düşmelerin çoğunluğu yaralanma ile sonuçlanmıştır. Çalışmaya katılan yaşlıların fiziksel aktivite puan ortalaması ise 99,61’dir. Sosyoekonomik değişkenlerdeki olumsuz değişimler yaşlıların fiziksel aktivitesine olumsuz yansıyabilmektedir. Düşük sosyoekonomik özelliğe sahip yaşlıların daha az fiziksel aktivite yaptığı, bu yaşlıların daha fazla düşme ve düşmeye bağlı yaralanmalarla yüzleştiği bu çalışmada görülmüştür. Bütün bu olumsuzlarla birlikte düşük sosyoekonomik düzeye sahip yaşlılarda düşmeye bağlı meydana gelen yaralanma neticesinde daha fazla ortopedi servisinde yatmaları ve bunun neticesinde fiziki kısıtlılıklarının artması fiziksel aktivitelerini daha da azaltabilmektedir. Uzman önerisi ile fiziksel aktivite yapanlar ve fiziksel aktivitenin önemi bilen yaşlıların daha az düşme ile yaralanma öyküsünün olması fiziksel aktivitenin bilinçli yapılmasının önemini öne çıkarmaktadır. Başta düşük soyoekonomik düzeye sahip yaşlılar olmak üzere her yaştaki yaşlıların fiziksel aktivite bilinci artırılmalıdır. Yaşlıların fiziksel aktivite puanının düşük olduğu bu çalışmada görülmüştür. Yaralanma sonrasında ortopedi servisinde yatılması yaşlıların fiziksel aktivite kısıtlığını artırabilmektedir. Yaşlıların durumuna göre uygun aktif ve pasif egzersizler öğretilmeli ve ihtiyaç halinde sağlık çalışanın desteğiyle yürütülmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BORSA-İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞEN NET YABANCI ALIMLARININ BIST100 VE DÖVİZ KURU ÜZERİNE SİMETRİK VE ASİMETRİK ETKİLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55630</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55630</guid>
      <author>Hatıra SADEGHZADEH EMSEN </author>
      <description>Çalışmada genelde net yabancı sermaye yatırımlarının ve özelde de borsaya gelen net yatırımların etkileri inceleme konusu yapılmıştır. Yabancı yatırımın tasarruf düzeyi düşük olan Türkiye gibi ekonomilerde yatırımları ve dolayısıyla istihdam ve gelir artışlarını olumlulaştırdığı bilinmektedir. Bu durumun borsa özelinde etkileri de net yatırımların pozitif bakiye vermesi halinde borsayı yükseltici etkiler yaratarak yerli yatırımcı için de özendirici fonksiyon gösterebilmekte ve dolayısıyla özelde borsa ve genelde ise ülke ekonomisinde olumlu sinyaller yakalatarak göstergelerde iyimserliği beslemektedir. Bu bağlamda çalışmada yapısal kırılmalı testler yardımıyla net yabancı sermaye yatırımları ve borsa ilişkileri ele alınmış ve kontrol değişken olarak da kur sepeti eklenmiştir. Ekonometrik tahminlerde son dönemde yaygın olarak yöntemler kullanılmış ve elde edilen sonuçlarda borsaya yönelik yabancı sermaye hareketlerinin borsa ve döviz kurları üzerinde kısa dönemli etkilerinin daha fazla olduğu, borsanın yükseldiği dönemlerde daha fazla yabancı yatırımcı geldiği (yani yabancı yatırımcıların Getiri Peşinde Koşma stratejisi izledikleri) belirlenmiştir. Bu çalışmada net yabancı sermaye alımlarının (NYSA) BIST100 ve döviz kurlarına (DKUR) etkileri yapısal kırılmalı testler ve FMOL, DOLS ve CCR yöntemleriyle incelenmiştir. Bulgulara göre; NYSA BIST100’ü kısa dönemde artırmaktadır. DKUR ve BIST100 uzun dönemde karşılıklı pozitif etkileşim içindedir. BIST100 DKUR’u kısa dönemde negatif etkilemektedir. Seriler arasındaki saklı ilişkileri Bootstrap Nedensellik Testiyle araştırılmış, NYSA ve BIST100’den DKUR’a doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Simetrik nedensellik testinde; ile  arasında ve  ile  arasında karşılıklı nedensellik ilişkileri belirlenmiştir. Asimetrik nedensellik testinde;  ile  arasında karşılıklı,  den  ya doğru,   dan  ye doğru tek yönlü nedensellik ilişkileri bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PAZARLAMADA DENEYİMSEL YAKLAŞIM: DÜNDEN BUGÜNE GELİŞİMİ VE GENİŞLEYEN ETKİ ALANI ÜZERİNE BİR İNCELEME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55647</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55647</guid>
      <author>Halil Murat YAZICIBurçin KAPLAN  </author>
      <description>Son yıllarda tüketicilerin deneyimsel yönelimleri gitgide artmaya başlamış ve bu doğrultuda oluşturulan deneyimsel pazarlama uygulamaları da paralel şekilde artmıştır. Bu noktadan hareketle çalışmada öncelikle deneyimsel pazarlama ile ilgili temel kavramlar ele alınmış ve deneyim boyutlarında sunulan etkili uygulamalara yer verilmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak, alan yazında yapılan çalışmaları derlemek, bu çalışmaların göze çarpan özelliklerini ve bulgularını sunmak, bütünsel anlamda bir değerlendirme yaparak deneyimlerin tüketici tutum ve davranışları üzerindeki güçlü etkilerinin yazındaki yansımalarını göstermek hedeflenmiştir. Üçüncü olarak, gelecekte farklı alanlarda yapılacak çalışmalar için, geçmiş uygulamaları karşılaştırma olanağı sağlayarak bir arada gösterebilecek geniş bir kaynak sunmak planlanmıştır. Bu çalışma deneyimsel pazarlamanın gelişmeye başladığı yıllardan günümüze 1982 ile 2021 yılları arasında yapılan çalışmaları inceleyen bir literatür sentezidir. Çalışmada, bir nitel araştırma yaklaşımı olarak, döküman incelemesi kullanılmıştır. Bulgular, deneyimsel pazarlama alanında yapılan çalışmalarda deneyim boyutlarının müşteri memnuniyeti, müşteri sadakati, marka bağlılığı, davranışsal niyetler değişkenleri üzerinde güçlü etkileri olduğunu göstermektedir. Ayrıca son birkaç yılda yapılan çalışmalar da deneyimsel pazarlamanın yeşil davranış, yeşil tüketim, sürdürülebilir tüketim, iklim değişikliği kavramları ile birlikte ele alındığını ve kendine yeni uygulama alanları açtığını göstermektedir.&#13;
 &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KISALTILMIŞ METİNDE BİR TUTARLILIK ÇÖZÜMLEMESİ: “DEMİRYOLU HİKÂYECİLERİ-BİR RÜYA” HİKÂYESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55780</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55780</guid>
      <author>Muzaffer UZUN</author>
      <description>Türk Dili ve Edebiyatı ders kitaplarının temel malzemesi olan metinler, öğretim programında yer alan &lt;em&gt;Ders Kitabı Yazımında Dikkat Edilecek Hususlar&lt;/em&gt; başlığı ile &lt;em&gt;Ders Kitabına Alınacak Metinlerin Nitelikleri&lt;/em&gt; alt başlığında belirlenmiş ilkeler doğrultusunda ders kitabı yazarları tarafından seçilir ve bu metinlerin bazılarında birtakım sebeplerle düzenlemelere gidilir. Türk dili ve edebiyatı ders kitaplarındaki metinler değerlendirildiğinde yapılan düzenlemelerin cümlelerin kısaltılması, bölünmesi, kelimelerin değiştirilmesi türünden bir yeniden üretim değil, sadece cümle ve paragraf düzeyinde &lt;em&gt;kısaltma&lt;/em&gt; işleminden ibaret olduğu görülür. Bu çalışmada Millî Eğitim Bakanlığınca yayımlanmış Türk Dili ve Edebiyatı 12 Ders Kitabı’nda bulunan hikâye türü örneklerinden Oğuz Atay’a ait &lt;em&gt;Demiryolu Hikâyecileri-Bir Rüya&lt;/em&gt; adlı metin, özgün metin ile karşılaştırılmış, metinden çıkartılmış cümle ve paragrafların metnin bütünlüğünde, mesajında, anlam ve mantıksal ilişkiler ağında yaşanan değişimdeki payı, &lt;em&gt;bölümsel tutarlılık&lt;/em&gt; ile ilgili belirlenen başlıklar aracılığıyla tespit edilmiştir. &lt;em&gt;Kısaltma&lt;/em&gt; işleminin &lt;em&gt;tutarlılık ölçütünden&lt;/em&gt; bağımsız ele alınması durumunda özgün metindeki iletiden uzaklaşıldığı görülmüştür. Bu çerçevede metin dil bilimi ile ilgili değerlendirmelerin, ders kitaplarındaki metinler ile ilgili düzenlemelerde dikkate alınmasıyla daha başarılı &lt;em&gt;kısaltılmış metin&lt;/em&gt; örnekleriyle karşılaşılacağı ifade edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİYASAL İLETİŞİMDE YENİ İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİNİN KULLANIMI: BARIŞ PINARI HAREKÂTI SÜRECİNDE CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN TWİTTER PAYLAŞIMLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56812</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56812</guid>
      <author>Yelda KORKUT</author>
      <description>Gelişen yeni iletişim teknolojileri, alternatif iletişim mecraları oluşturarak, sosyal yaşamı etkilediği gibi siyasal yaşamı da etkilemektedir. Sosyal paylaşım ağları siyasal iletişim sürecinde önemli bir araç haline gelirken, siyasal aktörler de hedef kitleye ulaşmak için bu platformları daha etkin bir biçimde kullanmaya başlamıştır. Siyasal aktörler kendilerini ifade ettikleri bu mecralarda kamuoyu oluşturmak, gündemi belirlemek, mesajlarını daha fazla kitleye ulaştırmak ve hedef kitlesini genişletmek amacıyla sosyal paylaşım ağlarından biri olan Twitter’ı yoğun olarak tercih etmektedirler. Bu tercihte Twitter’ın hızlı, kullanımı kolay ve etkileşime izin veren yapısı ile sunduğu karmaşık olmayan kullanıcı arayüzü etkili olmaktadır. Çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 9-16 Ekim 2019 Barış Pınarı Harekâtı sürecinde resmi Twitter hesabından paylaşılan tweetler, içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Barış Pınarı Harekâtı sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Twitter’ı bilgilendirme ve kamuoyu oluşturma amaçlı, aktif bir şekilde kullandığı sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ETKİNLİKLER YOLUYLA BAĞIMSIZLIK SEMBOLLERİNİN ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNE KAZANDIRILMASI: İSTİKLAL MARŞI ÖRNEĞİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57283</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57283</guid>
      <author>Fadime SEÇGİNYasemin ER TUNA </author>
      <description>Ortaokul öğrencilerine bağımsızlık sembollerinin neler olduğunu öğretmek ve özellikle “İstiklal Marşı” mız ve İstiklal marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’a farkındalık kazandırmayı sağlamak için hazırlanan etkinliklerin uygulanabilirliği ve başarısını ortaya koymayı hedefleyen bu araştırma eylem araştırması deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2021-2022 eğitim öğretim yılında Tokat il merkezinde bir ortaokulda 5. Sınıfta öğrenim gören 20 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Bil-İste-Öğren (BİÖ) stratejisine yönelik çalışma kağıtları, hazırlanan etkinliklere yönelik çalışma yaprakları, etkinlik temelli öğrenme sürecinin öğrencilerin bireysel öğrenmelerine sağladığı kazanımların anlaşılabilmesi için etkinlik süreci değerlendirme formu ve kavramların öğretilmesinde etkinliklerin başarısını tespit etmek amacıyla verilen performans görevini (gazete hazırlama) değerlendirme formlarından oluşmaktadır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, etkinlik temelli öğretimin sonucunda öğrencilerin çoğunlukla kavram ve bilgileri doğru öğrendiği, öğrendiklerini yaratıcı bir şekilde, farklı bir bilgiye ve beceriye dönüştürebildiklerini, dolayısıyla etkinlik temelli öğretimin kavram öğretiminde etkili olduğu, öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik ilgilerini artırdığı ve etkili öğrenmeyi gerçekleştirdiği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL FOTOĞRAFÇILIKTA ISO DEĞERİ DEĞİŞİMİNİN RENK EVRENLERİ VE DELTA E (ΔE) DEĞERLERİ ÜZERİNE ETKİSİNİN BELİRLENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57289</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57289</guid>
      <author>Gülhan ACAR BÜYÜKPEHLİVANLutfi ÖZDEMİR  </author>
      <description>Geleneksel fotoğraf makinelerinde görüntü kimyasal yapıya sahip film yüzeyine aktarılırken, dijital fotoğraf makinelerinde ise görüntü, piksel mantığı ile çalışan algılayıcı üzerine aktarılmaktadır. Bu dönüşüm aşamasında konvansiyonel makinelerde filmde bulunan gümüş halojenürlere bağlı olarak ışık duyarlılığının gösterildiği DIN/ASA değeri tanımlanırken, dijital kullanımda ise DIN/ASA değerinin yerine, sensörün ışığa duyarlılığı olarak tanımlanan ISO değeri kullanılmaktadır. Fotoğraf çekiminde kullanılan ayarlar diyafram, obtüratör, white balance (beyaz ayarı) ve ISO’dur. Işık miktarının az olduğu ortamlarda, yüksek ISO değerleri kullanılmaktadır. Fakat yüksek ISO değerlerinin kullanılması fotoğrafta gürültü (noise) hatasını beraberinde getirmektedir. Bu durum özellikle ışık miktarının az olduğu müze, saray gibi kapalı alan çekimlerinde, orijinale yakın renk değerlerine sahip fotoğrafların elde edilmesinde problem olarak ortaya çıkar. Ayrıca, çekilen fotoğrafların hem dijital ortamlarda kullanılması için hem de basılabilmesi için renk evrenlerinin mümkün olduğunca geniş olması beklenir. Bu çalışmada, farklı ISO değerlerinin (100, 200, 400 ve 800), fotoğraf kalitesini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, çekimi gerçekleştirilen fotoğrafların renklerinin ISO değerine bağlı olarak orijinal üzerindeki renklerden uzaklık değerleri (ΔE) belirlenmiş, ISO değerinin değişimine bağlı olarak ΔE değerinin de değiştiği tespit edilmiştir. Özellikle, ışığın az olduğu ortamlarda, daha geniş renk evreni ve doğru renk elde edilmesini sağlayan ISO değerleri ve doğru ISO ayarlarının nasıl kullanılması gerektiği konusunda katkı sağlayıcı tavsiyelerde bulunulmuştur. Ayrıca yapılan çalışmada, “fotoğrafta eşdeğerlik teorisi” renk evrenleri hesaplanarak kanıtlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MOLLA SADRA FELSEFESİNDE AKIL-MELEK ÖZDEŞLİĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57270</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57270</guid>
      <author>Hamdi ONAY</author>
      <description>İslam felsefesinde akıl ve melek kavramları iki farklı problem olarak önemli bir konuma sahiptir. Bu iki varlık alanının tanımlanması yaratılış, vahiy, ilahi inayet, alemler arası irtibat ve benzeri konuların yorumlanmasında etkili olacaktır. Bu iki varlık aleminin özelliklerini inceleyen Molla Sadra, onları bir varlığın farklı ifadeleri olarak algılamış, dini ve felsefi kaynakların bu konuyu doğrulayacağını öne sürmüştür. Bu çalışmada konunun temellendirilmesi ve ileri sürülen iddiaların analiz edilebilmesi için filozofun eserleri incelenerek akıl ve melek kavramlarının bir karşılaştırılmasını yapmaya çalışacağız.  Akıl ve melek terimleri ontolojik olarak mücerret ve nurani varlıkları karşılamaktadır. Adı geçen terimlere konu olan varlıklar, yaratılış aleminde var olan en yüksek aleme yani soyut varlıklar alemine ait varlıklardır. İslam felsefesinde ilk varlık olarak bilinen bu varlıklar Allah’ın yardım ve inayetini diğer varlıklara ulaştırmada aracı görevi yaparlar. Dolayısıyla hata ve günahtan uzak olan bu varlık alemi, nicelik olarak sayılamayacak kadar çoktur.  Öyleyse iki farklı varlık diye bilinen bu varlık alemi farklı isimlendirilse de aslında tek varlıktır. Bu benzerlikler yanında bazı düşünürler akıl ve meleğin bazı farklı özelliklerini ön plana çıkararak Sadra’yı eleştirme yoluna gitmişlerdir. Bu bağlamda bazı rivayetleri delil göstererek meleklerin görülebileceğini hatta hata da yapabileceğini öne sürerek bunun akıllar için söz konusu dahi olamayacağını ifade etmişlerdir. Sadra bu ve benzeri eleştiriler karşısında meleklerin de akıllar gibi hatasız olduklarını ve görülmelerinin varlık mertebesinden kaynaklandığını ileri sürer. Problemi derinleştirerek inceleyen Molla Sadra sonuç olarak &lt;em&gt;akli melekler&lt;/em&gt; ıstılahını kullanarak bu iki varlık aleminin bir ve aynı olduğunu göstermeye çalışmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CİNSEL GELİŞİM VE CİNSEL EĞİTİMİ KONU ALAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54870</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54870</guid>
      <author>Esra SABANCI BARANSEL</author>
      <description>Araştırmada cinsel gelişim ve cinsel eğitimi konu alan çalışmaların lisansüstü tezlerde ne şekilde ele alındığını başka bir ifade ile konu eğilimlerinin neler olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca araştırmada cinsel gelişim ve cinsel eğitimi konu alan lisansüstü tezlerdeki eğilimler tematik olarak incelenmiştir. Araştırmada betimsel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya dâhil edilen çalışmaları YÖK Ulusal Tez Merkezi’nde erişim izni olan cinsel gelişim ve cinsel eğitim içerikli 15.08.2021 tarihine kadar yayınlanan 32 lisansüstü tez oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında belirlenen 32 lisansüstü tez araştırmacılar tarafından hazırlanan “Cinsel Gelişim ve Cinsel Eğitimi Konu Alan Çalışmaları Analiz Formu” aracılığı ile değerlendirilmiş ve betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada cinsel gelişim ve cinsel eğitimi konu alan lisansüstü tezlerin büyük çoğunluğunun yüksek lisans tezi, yöntem bakımından nicel, model/desen bakımından tarama modelinde olduğu,  yayınlanma sıklığının 2015 yılından sonra arttığı, çalışmaların daha çok Eğitim ve Sosyal Bilimler Enstitüleri bünyesinde yayınlandığı belirlenmiştir. Araştırmada cinsel gelişim ve cinsel eğitimi konu alan lisansüstü tezlerde eğilimin cinsel gelişime yönelik olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FUZÛLÎ’NİN SU KASİDESİNİ HADİKATÜ’S-SÜEDÂ İLE YENİDEN OKUMAK </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57310</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57310</guid>
      <author>Sibel ÜST ERDEMMehmet Burak ÇAKIN </author>
      <description>Fuzûlî’nin Su Kasidesi klasik edebiyat geleneği içinde yazılan en güzel naat örneklerinden biriyken Hadikatü’s-Süedâ adlı eseri ise maktel türünün en güzel örneği kabul edilmektedir. Kendi türlerinin en güzel örnekleri olan iki eser arasında ifade ve anlam bakımından büyük benzerlikler olduğu düşünülmektedir. Fuzûlî’nin inanç dünyası üzerindeki en etkili hususlardan biri Ehli Beyt sevgisi ile Kerbela hadisesinden dolayı duyduğu üzüntüdür. Su Kasidesi’nde de Hz. Peygamber sevgisine ilaveten bu sevgi ve üzüntünün izlerini bulmak mümkündür. Bu sebeple Su Kasidesi, Hadikatü’s-Süedâ üzerinden okunarak şiirdeki farklı anlam katmanları ortaya konulmaya çalışılacaktır. Ancak kasidenin beyit sayısının fazla oluşu ve yayın şartlarının sınırlılığı çalışmanın bölümler halinde yayınlamasını zaruri kılmıştır. Bu sebepten makale bölümler halinde yayınlanacaktır. Makalede Su Kasidesi’nin ilk sekiz beyti incelenmiştir. İncelenen kısımda Hz. Hüseyin hadisesi ile bahsi geçen peygamberlerin musibetleri karşılatırılmış ve onun hadisesinin daha üzüntü verici olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla denilebilir ki; Su Kasidesi’nin ilk sekiz beyti ile Hadikatü’s-Süedâ’nın ilk kısmı anlam katmanlarının değerlendirilmesi ile birebir eşleşmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR LİDER OLARAK MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ALGI YÖNETİMİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57322</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57322</guid>
      <author>Mehmet Hakan ÖZÇELİK</author>
      <description>İlk olarak ABD Savunma Bakanlığı tarafından bilinçli ve sistematik olarak kullanılan ve de 20. yüzyıl içerisinde kavramsallaştırılan algı yönetimi, teknoloji çağı ve bilgi toplumu olarak adlandırılan 21. yüzyılda daha da ön plandadır. Günümüzde insanların bilgiye kolay ve hızlı erişimi aynı oranda bilgi kirliğine neden olmakta, bu durum ise, birçok faktörün etkilediği algıları dış müdahalelere açık hale getirmektedir. Bunun sonucunda ise algılar rahatlıkla yönlendirilebilmekte, kitle hareketleri meydana getirilebilmekte ve toplumsal olaylar rahatlıkla kontrol edilebilmektedir. Mustafa Kemal Atatürk yeni kavramsallaştırılan algı yönetimini Milli Mücadele döneminde sık sık kullanmıştır. Bireysel, ulusal ve uluslararası seviyelerde algılar yaratarak bireyi, ulusu, ulusları hedeflediği istikamette yol almaya teşvik etmiştir. Atatürk, ülkesini ve milletini medeni milletler seviyesine çıkarmak için önce bir asker, sonrasında devrimci bir devlet adamı olarak bütün imkanları zorlamıştır. Bu çalışmada; algı kavramının tanımı yapılarak, algı süreci, algıyı etkileyen faktörler ve algı yönetimi ekseninde Mustafa Kemal Atatürk’ün bireysel, toplumsal ve uluslararası algı yönetimini gerçekleştirmesinin tarihsel arka planına yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>5 ŞUBAT 2021 TARİHLİ EĞİTİM KURUMLARINA YÖNETİCİ SEÇME VE GÖREVLENDİRME YÖNETMELİĞİ VE BU YÖNETMELİĞE DAİR YÖNETİCİ GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55030</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55030</guid>
      <author>Zafer KİRAZNevruz UĞUR  ,Emre TÜRKOLUK  ,Makbule GÜRBÜZ  ,Öykü BOLAT  </author>
      <description>Eğitim gibi sosyal sistemler ne kadar mükemmel bir şekilde kurgulanmış olursa olsun uygulamada sistemin işleyişi üzerinde olumlu ya da olumsuz etki yapabilecek birçok belirsiz değişken söz konusudur. Burada sistemi, sistemin amacını, işleyişini, onu oluşturan bileşenleri bildiği kadar olası değişkenleri de fark edip, olumlu yönde yönlendirebilecek yönetsel süreçler önem kazanmaktadır. Bu çalışmada 5 Şubat 2021 tarihli Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği (MEB EKYGS) ve bu yönetmeliğe dair yönetici görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine göre yapılan araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Bu kapsamda herhangi bir devlet okulunda müdür veya müdür yardımcısı olarak görev yapan ve 2021 MEB EKYGS Yönetmeliği hakkında bilgisi olan 15 okul yönetici ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, farklı okullarda görev yapan okul yöneticileri yönetici yetiştirme süreçlerine ilişkin olarak, yöneticilerin lisans veya lisansüstü eğitim programları ile yetiştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra katılımcıların büyük bir bölümünün değişikliğin kendilerini olumsuz etkileyeceği ve bu değişikliğin büyük bir belirsizlik yarattığını, çalıştıkları kurumların sahip olduğu şartlar nedeniyle dezavantajlı olacaklarını dile getirdikleri görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında eğitim kurumlarına yönetici seçme ve görevlendirmede bütün okul bileşenlerinin görüşünün alındığı daha demokratik bir sürecin oluşturulması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM FAKÜLTELERİNDE UYGULANAN 2018 LİSANS PROGRAMLARININ ÖĞRETİM ELEMANLARININ GÖRÜŞLERİNE DAYALI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53875</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53875</guid>
      <author>Hikmet ZELYURTAyfer SUCU  </author>
      <description>Bu araştırmada, eğitim fakültelerinde uygulanan 2018 lisans programlarının öğretim elemanları tarafından değerlendirme düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Karma yöntemin kullanıldığı bu araştırmada çalışma grubunu İnönü Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği ve Türkçe Öğretmenliği programlarında görev yapan 63 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Öğretim elemanlarının görüşleri için 21 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır.  Ayrıca beş adet açık uçlu yarı yapılandırılmış soru ile görüşleri alınmıştır. Anket soruları 5’li likert tipine göre hazırlanmış olarak derecelendirilmiştir. Anket sorularına verilen cevapların frekans ve % değerleri bulunmuş; açık uçlu sorularda ise içerik analizi yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma sonucunda öğretim elemanlarının 2018 lisans programında yer alan derslerin dönemlerinin değiştirilmemesinin ve meslek bilgisi ve genel kültür derslerinin ulusal kredileri birleştirilerek fakülteler arasında standartlık sağlamasının programın olumlu yönlerinden olduğu görüşündedir. Programda özellikle uygulama ders saatlerinin ve alan eğitimi derslerinin yetersiz ve programın teori ağırlıklı olması yönünde eleştirilerde bulunulduğu da görülmüştür. Öğretim elemanları bazı derslerin meslek bilgisi ve alan eğitimi kategorisine alınması gerektiği görüşündedir. Ayrıca öğretim elemanlarının 2018 lisans programının uygulamada kalması yönünde görüş belirttikleri görülmüştür. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ EĞİTİM EKOSİSTEMİ OLARAK METAVERSAL ÖĞRETİM</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56881</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56881</guid>
      <author>Burhan AKPINARTaha Yasin AKYILDIZ  </author>
      <description>Derleme niteliğindeki bu çalışmada, yeni nesil internet teknolojilerinin sanal ve dijital uygulaması olan metaversenin eğitime yansımaları irdelenmiştir. Dokümanter analiz yöntemiyle yürütülen çalışmada veriler, bilimsel niteliğe sahip yazılı ve internet kaynaklarından elde edilerek, okunmuş, betimlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın teorik çerçevesi, metaverse kavramının etimolojik ve kuramsal dayanakları, bu kavramın eğitim-teknoloji ilişkisi çerçevesinde ele alınması ve metaversal öğretimin olumlu ve olumsuz boyutlarının incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bu incelemeler neticesinde, Bilgi Çağı eğitim paradigması olan teknoloji-yoğun öğretim anlayışını yansıtan metaversal öğretimin topyekün eğitim ve öğretimi dönüştürme potansiyeli değerlendirilmiştir. Şimdilerde öğretim süreci üzerine yoğunlaşan bu dönüştürme potansiyelinin, zamanla, sanal benlik üzerinden eğitimin ontolojik; dijital bilgi olgusu üzerinden epistemolojik dayanaklarına da nüfuz edeceği öngörülebilir. Öğretim sürecini zaman ve mekân kısıtlarından sıyıran ve oyun-eğitim simülasyonuyla Z kuşağının öğrenmesine uygun görünen metaversal öğretimin, okul ile sosyal meyda arasındaki gerilimi azaltma, düşünceye yeni ufuklar açma, öğretimin bireyselleştirilmesi ve eğitime erişimi artırma gibi birçok katkılarından söz edilebilir.  Ancak bu katkıları yanında, metavresal öğretimin, sanal benlik, sanal algı, bedensizleştirme, çift kimlik ve temassız toplum gibi sonuçları kestirilemeyen olası çıktıları, tedirgin edicidir. Çalışmada son olarak, metaversal öğretimin sürdürülebilirliğin, bilimsel, teknolojik, pedagojik ve toplumsal kabul ve gelişmelere bağlı olacağı değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


