






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2022 Sayı LVII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2090</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>OSMANLI DEVLETİ’NDE İLK KIZ ÖĞRETMEN OKULUNUN (DARÜLMUALLİMAT) ÖĞRENCİ DURUMU </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52341</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52341</guid>
      <author>Sevim CEYLAN DUMANOĞLUMemet YETİŞGİN  </author>
      <description>Osmanlı Devleti’nde kız sıbyan ve rüştiye mekteplerine kadın öğretmen yetiştirmek için 26 Nisan 1870 tarihinde İstanbul’da ilk kız öğretmen okulu Darülmuallimat açılmıştır. Kızların eğitiminde önemli bir ihtiyaca cevap verecek olan Darülmuallimat’a öğrenciler titizlikle seçilmiştir. Mektebe öğrenci kabul şartları, talimatname ve nizamnameler ile oluşturulmuş ve dönemin şartlarına göre belirlenmiştir. Öğrenci sayılarının yeterli olmasına ve ülke ihtiyacını karşılamasına dikkat edilmiştir. Öğrencilerin devam durumları, tatil ders dönemleri, kıyafet uygulaması, hal ve hareketleri, beslenmeleri, barınmaları ve sağlık durumları üzerinde önemle durulmuştur. Mektepte öğrenciler için sosyal kültürel pek çok faaliyet düzenlenmiş, sergiler açılmış ve kongrelere gidilmiştir. Kızların eğitimi için gerekli öğretmenleri yetiştirmeye yönelik okulun öğrenci profili ve okulun işleyişi bu çalışmanın konusudur. Kız öğretmen yetiştiren bu okulun toplumsal yapıyı değiştirme kabiliyeti ve eğitim tarihine önemli katkılar sağlamasından dolayı araştırılması önemli görülmüş ve bu konudaki boşluğun doldurulması hedeflenmiştir. Araştırmanın problemi; öğrencilerin okula hangi şartlarda kabul edildiği, öğrenim gören öğrenci sayıları ve öğrencilerin devam durumunun ne olduğı, tatil-ders dönemleri, kıyafet, sağlık, beslenme vb. durumları ile ilgili ne gibi gelişmeler yaşandığının ortaya konulmasıdır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada; Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde eğitimle ilgili kalemleri taranmış, salnameler, süreli yayınlar, araştırma-inceleme eserleri kaynak olarak kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1939-1945 DÖNEMİ ORTAOKUL TARİH DERS KİTAPLARINDA OSMANLI TARİHİNE BAKIŞ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57914</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57914</guid>
      <author>Derya AKIN</author>
      <description>&lt;ol&gt;&#13;
&lt;li&gt;Dünya Savaşı’nın etkisi ile tüm dünya yeni bir döneme girmiş, 1939 yılı ve sonrasında siyasi ve ekonomik yönden değil aynı zamanda eğitim yönü ile de dönüşümler yaşanmıştır. Özellikle kültür politikasında Batı medeniyetine ve kaynaklarına yönelim eğitim politikalarına yön vermiştir. Türkiye’de eğitim, savaş yılları içinde Hümanist akımın etki altına girmiş ve tarih yazımını etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı, 1939-1945 dönemi ortaokul tarih ders kitaplarında Osmanlı algısında meydana gelen süreklilik ve değişimi incelemek, tarihsel bakış açısını birinci elden kaynaklar kullanarak ortaya koymaktır. &lt;em&gt;1939-1945 Dönemi Ortaokul Tarih Ders Kitaplarında Osmanlı Tarihine Bakış&lt;/em&gt; isimli bu çalışma ile incelenen dönem içinde okutulan ortaokul tarih kitaplarının dönemin siyasi ideolojisinden nasıl etkilendiği ve bu etkinin tarih ders kitaplarına nasıl yansıdığı ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu çalışmada dönemin ortaokul tarih ders kitapları nitel araştırma yöntemleri arasında yer alan doküman analizi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Hümanist yaklaşımın varlığını sürdürdüğü dönem içinde Türk Tarih Tezi’nin etkisi devam etmekle birlikte Atatürk döneminin tarih anlayışına gizliden gizleye karşı çıkılmıştır. Tarih tezi inkâr edilmeden Batı medeniyeti ile bütünleşen bir tarih yazımı söz konusu olmuştur.  Dönemin ortaokul ders kitaplarında Osmanlı tarihine bakış ve Osmanlı algısının dönemin tarihsel yaklaşımı doğrultusunda değişmeye başladığı görülmüştür. &lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ’NİN SESİ RADYOSUNDA 1980 ASKERİ DARBESİ VE ARA REJİM DÖNEMİ ELEŞTİRİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57724</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57724</guid>
      <author>Ceyda Tuna KOCAOĞLU</author>
      <description>Türk siyasal hayatında ordu-siyaset ilişkileri özellikle modern dönemde her zaman en önemli tartışmalardan birini teşkil etmiştir. 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla başlayan modern siyaset sürecinde İttihat ve Terakki Partisi’nin militarist eğilimlerinin ve 1913 Babı Ali Baskını ile yani bir askeri darbe ile hükümete el koyması günümüze kadarki siyasal yaşamda ordu siyaset ilişkilerinde belirleyici rol oynamıştır. Cumhuriyet ilan edildikten sonra Atatürk ve kurucu kadroların önemli bir kısmının asker kökenli olmasının da etkisiyle Atatürk ve Tek Parti döneminde bir askeri darbe ve müdahale belirgin olarak görünmese de 1950 seçimleri ile iktidara gelen Demokrat Parti iktidarı 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile sona ermiştir. Sonraki dönemde 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası ile daha da derinleşen ve gerginleşen ordu siyaset ilişkileri 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile Türk siyasetinde önemli bir kırılma noktası olmuştur.  Sonuçları ve etkileri siyasal ve toplumsal yaşamın her alanında günümüze kadar devam etmiş olan 12 Eylül Darbesi ve sonrasında oluşan ara rejim dönemi gerek yaşandığı dönemde gerekse de sonraki yıllarda değişik siyasal çevreler tarafından sıkı bir şekilde eleştirilmiştir. Dönem ile ilgili eleştiriler günümüzde de devam etmektedir. 12 Eylül Askeri Darbesi ve Ara Rejim dönemi uygulamalarının sıkı bir eleştirisi Türk solunun önemli misyonlarından biri olmuştur. Bu çerçevede 1971 yılından beri yayın faaliyetlerini sürdürmekte olan ve Türkiye’de sol düşüncenin en önemli yayın organlarından biri olan Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin Sesi Radyosu’nda yer alan yorum ve haberler incelendiğinde dönemin sıkıyönetim uygulamalarına rağmen askeri darbeci cunta yönetiminin ciddi bir eleştiriye maruz kaldığı sürecin nasıl olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.  Bu bağlamda, TKP’nin Sesi Radyosu’nda yer alan haber ve yorumlar incelenerek 12 Eylül ve sonrası ara rejim dönemi ortaya konulması hedeflenmetedir. Bu çalışmada doküman analizi tekniği kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE 1960 DARBESİ VE YENİDEN SİVİL YÖNETİME GEÇİLMESİNİN AMERİKAN BASININDAKİ YANSIMALARI  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57272</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57272</guid>
      <author>Yakup ÜNİŞENMetin KOPAR </author>
      <description>Demokrat Parti iktidar dönemi tarihi süreçte; siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanda önemli etkiler yarattı. Demokrat Partinin on yıl içerisindeki uygulamaları, İktidar-muhalefet ilişkilerinde kırılmalar yaşatarak önemli sorunların çıkışına zemin hazırladı. İktidar ve muhalefet arasındaki şiddetli tartışmalar ülkede birtakım olayların çıkmasına yol açtı. Olayların büyümesi, Demokrat Partinin bazı tedbirleri almasını beraberinde getirdi. Demokrat Partinin, asayişsizlik ve usulsüzlükleri, sert tedbirler alarak bastırmak istemesi, ülkedeki huzursuzluğu daha da artırdı. Bu rahatsızlıkların sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri askeri bir darbe yaparak iktidara el koyması ile Türkiye’deki çok partili siyasal hayat kesintiye uğradı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koymasıyla berbaber ülkede yeni dönem başladı. Bu dönem içerisinde oluşturulan Milli Birlik Komitesi hem yeni anayasa hazırlarken hemde Demokrat Parti üyelerini yargıladı. Bu yönüyle, yeni dönem, askeri vesayet ve yeniden anayasal düzene dönüş çabasının yaşandığı bir süreç oldu. Bu çalışmada, 1960 askeri darbesi ve sonrasındaki gelişmelerin, Amerikan basını perspektifinden bir bakış açısı ile yansıtılması amaçlandı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COĞRAFİ KEŞİFLERDEN SONRA OLUŞAN YENİDÜNYA DÜZENİ VE OSMANLI EKONOMİ POLİTİĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55790</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55790</guid>
      <author>Hüseyin Vehbi İMAMOĞLU</author>
      <description>Avrupalılar Uzakdoğu’ya ulaşmak gayesiyle yola çıkıp Amerika kıtasına ayak bastıklarında kendileri açısından ne kadar kıymetli bir keşif yaptıklarının farkında bile değillerdi. Ancak çok kısa bir süre sonra Amerika ve Afrika’nın zengin altın ve gümüş madenlerine el koyarak ekonomik anlamda yeni bir dünya düzenine geçişi başlatmışlardır. Madenlere erişim Avrupalı devletlerin tarıma bağlı ekonomilerini terk edip ticaret ekonomisi olarak isimlendirilen yeni bir ekonomi modeli tercihini gündeme getirmiştir. Bu sürecin sonunda Avrupalı ülkelerde ortaya çıkan “merkantilizm” düşüncesi, hammadde kaynağı olarak görülen ülkelerin sömürülmesi faaliyetlerini hızlandırmıştır. Merkantilizmin kıymetli maden birikimini teşvik ederek kapitalizme yol açması, dünya ölçeğinde ekonomik sistemlerin değişimini gündeme getirmiştir. Kapitalizmin ortaya çıkması aynı zamanda sanayi inkılabıyla da yakından ilgilidir. Merkantilist politikayı benimseyen ülkeler, hammadde ve pazar arayışlarıyla Osmanlı gibi ülkeleri hedef haline getirirken, Avrupalı devletleri de sürekli ayrıcalık talebiyle Osmanlı Devleti’ne baskı yapmaya itmiştir. Bu ilişki Osmanlı Devleti’ni ekonomi politiğini yeniden gözden geçirmeye sevk ederken; küresel ölçekli gelişmeler devletin sonunu getirmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANZİMAT ÖNCESİ DÖNEMDE İSTANBUL ESNAFININ GEDİK/DESTGÂH UYGULAMALARINA VE KALFALARA DAİR BAZI ANALİZLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54782</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54782</guid>
      <author>Nalan TURNA</author>
      <description>&lt;ol start="18"&gt;&#13;
&lt;li&gt;yüzyılda, bir zanaat ve ticaret yapma ruhsatını/tekelini veya üretim araçlarını ve gereçlerini temsil eden gedik, esnafın mali zorluklar, sınırlı müşteriler, kira artışları veya taşradan gelen göçmen akını ile karakterize edilen sorunlarını çözmek amacıyla öne çıktı. Aynı yüzyılda ve sonrasında gedik, üretim araç ve gereçleri olarak devredildi, miras bırakıldı ve borçlar karşılığında rehin verildi. İstanbul esnafının gedik ve ilişkili olduğu destgâh uygulamalarını aydınlatmak için, bu makale Tanzîmât öncesi döneme denk gelen (1839-1876) erken 19. yüzyıla odaklanmaktadır. Daha önce başlamasına rağmen, bu tür tekellerin gerçek anlamda çözülmeleri ve resmen sona ermeleri, 1838’de Balta Limanı Antlaşması’nın imzalanması, 1839’da Tanzîmât’ın ilan edilmesi veya aynı dönemde modern finans kurumlarının ortaya çıkması bağlamında gerçekleşti. Makale, kalfaların aynı süreçlerde aktif olarak yer aldıklarını, iktidar sahipleriyle/çoğunlukla üst düzey lonca üyeleriyle pazarlık yaparak ücretlerini artırmak, gedik/destgâh fiyatlarını düşürmek ve bağımsız işyerlerini açmayı istediklerini savunmaktadır. Ayrıca, sermaye azlığına veya yoksunluğuna rağmen kalfaların diğer kentsel aktörleri gibi gedik ve destgâhları satın alabildiklerini iddia etmektedir. Böylece makale, burada kalfalar tarafından temsil edilen sıradan insanları daha geniş bir tarihsel bağlamda konumlandırarak Osmanlı esnafı tarihine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>17 ve 18. YÜZYILLARDA OSMANLI TAŞRASINDA ADALET DÜZENİ: RUHA ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54698</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54698</guid>
      <author>Murat POLAT</author>
      <description>Bugüne kadar 17 ve 18. yüzyıllarda Ruha sancağında hak arama mekanizmalarının işletilmesi ve bu mekanizmalarda görevi bulunan kişiler ile ilgili bir çalışma yapılmamıştır. Ruha'da adalet sisteminde yer alan aktörler, bu aktörlerin tutum, davranış, rolleri ve olaylar karşısındaki pozisyonları ile ilgili ve Ruha sancağında ortaya çıkan mütegallibelerin adlî sistemi etkilemesi ile ilgili bir çalışmanın bulunmaması bir eksikliktir. Bu çalışmayla Ruha'da adalet mekanizması içerisinde askerî sınıf içerisinde yer alan kişilerin, aşiret reisleri ve ihtiyarlarının olaylar karşısındaki durumlarının ortaya çıkarılması hedeflenmiş ve böylelikle bu alandaki eksikliğin giderilmesine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı envanterinde bulunan belgeler taranmış, yapılan inceleme sonucunda Ruha sancağında adalet sistemi ve bu sistem içerisinde yer alan kişilerin görev ve sorumluluklarını açıklayan belgelerin varlığı tespit edilmiştir. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMENLERİNİN DİJİTAL YETERLİLİKLERİNE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57630</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57630</guid>
      <author>Osman Kürşat YORGANCI</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretmenlerinin dijital yeterliliklerine yönelik görüşlerini belirlemektir. Türkçe öğretmenlerinin görüşleri araştırmacı tarafından oluşturulan “Eğitimciler için Dijital Yeterlilikler Anketi” ile Google Formlar’dan alınmıştır. Anket, kişisel bilgiler ve sorulardan oluşan iki farklı bölüm içermektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeliyle yürütülmüştür. Araştırma verileri 42 farklı şehirden anketi cevaplayan 252 Türkçe öğretmeninden elde edilmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Yeterliliklerin varlığı, kısmen varlığı veya yokluğu anlamına gelen “evet”, “kısmen” ve “hayır” cevapları sayısallaştırılıp frekans ve yüzdeleri ile sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Türkçe öğretmenleri 6 ana, 22 alt maddeden oluşan ankete cevap vermiştir. Türkçe öğretmenlerinin ankete verdiği cevaplar “1.4. Çevrim içi eğitimlere katılırım (Örneğin çevrim içi kurslar ve seminerler ile MOOC tabanlı eğitimler vb.).”, “2.2. Farklı dijital kaynaklar bulmak ve seçmek için farklı internet sitelerini ve arama stratejilerini kullanırım.”, “3.2. Öğrencilerimin iş birlikçi çevrim içi ortamlardaki etkinliklerini izlerim.”, “3.3. Grup çalışması yapan öğrencilerin öğrenme çıktıları elde etmeleri ve belgelemeleri için dijital teknolojileri kullanmalarını sağlarım.”, “3.4. Öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerini planlama, belgeleme ve izlemelerini sağlamak için dijital teknolojileri kullanırım (Örneğin öz değerlendirme için sınavlar, dokümantasyon ve sergileme için e-portfolyolar vb.).”, “4.1. Öğrencilerin gelişimini izlemek için dijital değerlendirme araçlarını kullanırım.”, “4.2. Ek desteğe ihtiyacı olan öğrencileri belirlemek için elimdeki tüm verileri dijital teknolojilerle analiz ederim.”, “4.3. Geri bildirim sağlamak için dijital teknolojileri kullanırım.”, “5.2. Öğrencilere bireyselleştirilmiş öğrenme ortamları sunmak için dijital teknolojileri kullanırım (Örneğin bireysel öğrenme ihtiyaçlarını, tercihlerini ve ilgi alanlarını ele almak için farklı öğrencilere farklı dijital görevler veririm.).”, “6.2. Öğrencilere birbirleriyle veya çevreleriyle iletişim kurmaları ve iş birliği yapabilmeleri için dijital araçları kullanacakları ödevler veririm.”, “6.3. Öğrencilere dijital içerik oluşturacakları ödevler veririm.” ve “6.5. Öğrencileri somut problemleri çözebilmeleri için dijital teknolojileri yaratıcı bir şekilde kullanmaya teşvik ederim (Örneğin öğrenme sürecinde ortaya çıkan engellerin veya zorlukların üstesinden gelme vb.).” maddelerinde kendilerini kısmen yeterli; diğer bütün maddelerde ise kendilerini yeterli gördükleri sonucuna ulaşılmasını sağlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN ÇOK KÜLTÜRLÜ YETERLİK ALGILARININ İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57542</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57542</guid>
      <author>Sevgi KINGIRSevgi KINGIR </author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algılarını incelemektir. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algılarının demografik özellikleri ve çok kültürlü kişilik özellikleri ile ilişkisi de ortaya konulmuştur. Çalışmanın katılımcıları Ankara ilinin merkez ilçelerinde görevli 407 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Çok Kültürlü Eğitim Kültürel Yeterlik Ölçeği, Çok Kültürlü Kişilik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu veri toplamada kullanılmıştır. Veri analizi neticesinde sınıf öğretmenlerinin kendilerini çok kültürlülük açısından yeterli olarak algıladıkları belirlenmiştir. Erkek sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algıları, kadın sınıf öğretmenlerine göre daha düşük bulunmuştur. Çalışmanın bulguları sınıf öğretmenlerinin meslekî kıdemleri arttıkça çok kültürlü farkındalık düzeylerinin azaldığını da göstermiştir. Ön lisans ve lisans öğrenimi gören sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algıları arasında anlamlı bir fark bulunmuş, fakat lisans ve lisansüstü öğrenim gören sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algıları arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Anne eğitim seviyesi yüksek olan sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algılarının baba eğitim durumu ile ilişkili olmadığı bulunmuştur. Dahası, sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algıları ve çok kültürlü kişilik özellikleri arasında pozitif anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda gelecek araştırmalarda ve hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme programlarında çok kültürlü eğitime yönelik öneriler yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>21. YÜZYIL MEDYA OKURYAZARLIĞI PERSPEKTİFİNDEN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN MEDYA KULLANIM VE KATILIM ÖZELLİKLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57368</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57368</guid>
      <author>Leyla UÇAR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, yeni medyayı aktif olarak kullanan üniversite öğrencilerinin medya okuryazarlık durumlarını, medya kullanım ve katılım özellikleri çerçevesinde incelemektir. Çalışma, medya okuryazarlığı kavramının dönüşümünü yeni medya okuryazarlığı bağlamında inceleyerek elde edilen bulgular ışığında kavram ile ilgili olarak günümüz koşulları ile uyumlu bir perspektif geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu Şırnak Üniversitesi’nde okuyan 379 öğrenci oluşturmaktadır. Tabakalı örnekleme yoluyla uygulanan bu araştırmada veri aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” ve Koç ve Barut (2016) tarafından geliştirilen “Yeni Medya Okuryazarlık Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yeni medya okuryazarlığı genel puan ortalamalarında yüksek düzeyde bir sonucun elde edildiği bu araştırmada yeni medya okuryazarlığı düzeylerinde ve alt boyutlarında yaş, öğrenim görülen program türü ve cinsiyet değişkenleri açısından anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ ÇEVRİM İÇİ YÜRÜTÜLEN TÜRKÇE DERSLERİNE İLİŞKİN DENEYİMLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54161</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54161</guid>
      <author>Tuğrul Gökmen ŞAHİNMerve ERCAN  </author>
      <description>Öğretmen adaylarının yetiştirilmesi ve mesleğe adım atması yolunda gerek adaylara gözlemlerle edindirdiği bilgilerle gerekse uygulamalarla kazandırdığı tecrübelerle öğretmenlik uygulaması dersi büyük bir öneme sahiptir. Teknoloji tabanlı öğrenme ortamının gittikçe yaygınlaşması ile öğretmenlik uygulaması dersini çevrim içi alan öğretmen adaylarının bu derse yönelik yaşantılarının nasıl şekillendiğinin açıklanması gerektiği düşünülmüştür. Bu nedenle çalışmada uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlik uygulaması dersi alan öğretmen adaylarının çevrim içi yürütülen Türkçe dersine ilişkin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, desen olarak ise fenomenoloji tercih edilmiştir. Çalışma sonunda çevrim içi süreçte dijital ortamların daha iyi tanındığı ve öğrenme aracı olarak kullanıldığı, dinleme ve okuma becerisi kazandırma sürecinde kolaylıklar sağladığı; Türkçe dersinin çevrim içi yürütülmesi sürecinde teknik sıkıntılardan dolayı katılımın zorlaştığı (bağlantı, ses ve görüntü temelli sorunlar gibi), sınıf iklimi oluşturmada sorunlar yaşanarak birebir etkileşim ve öğrenci takibinde istenen verimin alınamadığı belirlenmiştir. Bu bakımdan yeni öğrenme ortamlarına adapte olma sürecini hızlandıran çevrim içi Türkçe derslerine yönelik uygun alt yapıların oluşturulması ve ders içeriğinin dijital ortama göre tasarlanması ile çevrim içi sürecin daha faydalı olacağı öngürülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTOKTONLUK İNANÇLARI ÖLÇEĞİNİN TÜRKÇEYE UYARLANMASI: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57342</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57342</guid>
      <author>Mehmet ELBANSelçuk ASLAN  </author>
      <description>Dünyada çok hızlı artan göç hareketleri ile otoktonluk inançları göç, kimlik, sosyal ve politik psikoloji araştırmalarının odak noktalarından biri haline gelmiştir. Bu araştırma yurtiçi alanyazındaki bu boşluğa bir ölçme aracıyla katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda Martinovic ve Verkuyten (2013) tarafından geliştirilen “Otoktonluk İnançları Ölçeği” (OİÖ) Türkçe’ye uyarlanmıştır. Tek boyuttan oluşan likert tipi ölçek toplam 4 maddeden oluşmaktadır. Uyarlama çalışmasında alanlarında uzman yedi kişinin görüşü alınmıştır. Açımlayıcı faktör analizi çalışması (n=209) toplam varyansın %78’ini açıklayan tek faktörlü yapının oldukça güçlü olduğunu göstermiştir. Doğrulayıcı faktör analizi çalışması (n=324) ile ölçeğin orijinalindeki tek faktörlü model doğrulanmıştır. Ölçeğin Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı yüksek düzeyde bulgulanmıştır (?���= .91, 94).  Araştırmada elde edilen sonuçlar, Türkçe’ye uyarlaması yapılan “Otoktonluk İnançları Ölçeği” nin bireylerin otoktonluk inançlarını ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca sözü edilen ölçeğin yurtiçi yazındaki boşluğu gidererek Türkiye’de pek çok bilim dalında yapılacak araştırmalara önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENDİ KENDİNE YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRENİMİ: COMPLETE TURKISH ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51619</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51619</guid>
      <author>Bayram ÖZBAL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, İngilizce konuşanlar için hazırlanmış &lt;em&gt;Teach Yourself&lt;/em&gt; serisinin yayını olan &lt;em&gt;Complete Turkish&lt;/em&gt; isimli ders kitabının kendi kendine yabancı dil olarak Türkçe öğrenimi açısından incelemektir. Nitel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu araştırmada kullanılan veriler doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir ve elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak temalar oluşturulmuştur. Bu temalar; ana dil ve hedef dil kullanımı, kendi kendine öğrenme sürecine yönelik tasarım, yöntem, beceri öğretimi, kültür aktarımı, ölçme-değerlendirme ve görseller olmak üzere yedi başlıktan oluşmaktadır. Araştırma sonuçları kitabın birçok özelliğiyle (öğrenme sürecine yönelik ve zorluklarına yönelik öneriler, öz değerlendirme, ek bölümler vb.) kendi kendine Türkçe öğrenme sürecinde kullanıcılara rehberlik ettiğini ortaya koymaktadır. Kitapta, dil bilgisi becerisinin öğretiminde keşfederek öğrenme yönteminden, dinleme ve konuşma becerilerinin öğretiminde ise işitsel-dilsel yöntemden yararlanıldığı görülmektedir. Edebî metinlere yer verilmemesi ve otantik görsel kullanımının sınırlı sayıda olması, yazma becerisi alanında kullanılan alıştırma türlerinin dil bilgisi ve sözcük öğretimine yönelik olması kitabın sınırlı yönleri olarak sıralanabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN LİDERLİK DAVRANIŞLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49896</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49896</guid>
      <author>Ahmet GÖÇENEser TEMİZ  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı öğretmen görüşlerine göre okulda en fazla gözlenen liderlik davranışlarının neler olduğunu belirlemek ve bu davranışları ilgili liderlik stilleri kapsamında açıklamaktır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılı güz döneminde resmi eğitim kurumlarında görev yapan 33 öğretmenden toplanmıştır. Katılımcılara “Okulda en fazla gözlediğiniz liderlik davranışları nelerdir? Bu davranışları en çok hangi liderlik anlayış/ları kapsamında değerlendirmektesiniz?” şeklinde sorular yöneltilmiştir. Bu şekilde okul müdürlerinin davranışlarını ve liderlik tiplerini ortaya koyan öğretmen görüşleri incelenmiştir. Katılımcılardan çevrimiçi olarak toplanan 33 yazılı form içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir.  Çalışmada öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin “toksik, pasif, otoriter, etik, hizmetkâr, bilge, girişimci, demokratik, uzlaştırıcı, duygusal, odaklı, yenilikçi, idealist, vizyoner, öğrenen, karizmatik, iletişimci, destekleyici, transaksiyonel, paylaşımcı, teknolojik, eklektik ve veri temelli” olmak üzere 23 farklı boyutta davranış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada okul müdürlerinin davranışlarının daha çok olumlu liderlik kategorilerinde değerlendirildiği; olumsuz liderlik kategorilerinde ise toksik, otoriter ve pasif liderlik özelliklerinin vurgulandığı görülmektedir. Bulgular, müdürlerin genellikle olumlu davranışlar sergilediğini gösterse de diğerlerine kıyasla birkaç tür olumlu davranışa az rastlandığını fark edilmiştir. Bu davranışlar-veriye dayalı (bilimsel), idealist, vizyoner, teknolojik, öğrenen ve paylaşımcı liderlik stilleri – modern organizasyonlar için gereklidir. Bu nedenle politika yapıcılarına okullarda gözlemlenen liderlik davranışlarının haritasını çıkarmaları ve okul müdürlerinde bu olumlu davranışları geliştirmek için bir eylem planı oluşturmaları önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JAPONYA EĞİTİM SİSTEMİ İÇERİSİNDE GİRİŞİMCİLİK BECERİSİNİN YERİ VE ÖNEMİ: ÖĞRETİM İÇERİKLERİ VE ÖRNEK UYGULAMALAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49466</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49466</guid>
      <author>Murat TARHANAhmet GÜLMEZ </author>
      <description>Ülkeler girişimcilik eğitimini ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmekte ve eğitim sistemi içerisine dâhil etmektedirler. Sosyokültürel, ekonomik, demografik nedenlerden kaynaklanan sorunlara çözüm yolu bulmak için politika yapıcılar tarafından girişimcilik eğitimi bir araç olarak kullanılmaktadır. Özellikle bu problemlerin inovatif bir şekilde eğitim odaklı çıktıları insanların gelecek yaşantısı için önem arz etmektedir. PISA ve TIMSS gibi uluslararası araştırmalarda ilk sıralarda yer alan Japonya araştırmaya konu edilmiştir. Bu bağlamda Japon toplumu, sosyokültürel yaşantısı, ekonomisi, teknolojik yapılanması ile dünyada dikkat çekici bir yapıya sahiptir. Ülkede karşılaşılan problemlerin çözümüne ilişkin önemli bir araç olarak görülen girişimcilik eğitimi adeta ülkenin genel kültürüne dönüşmüştür. Bu nedenle kültüre ait özelliklerin eğitim öğretim ortamına yansıması ve eğitimde girişimcilik uygulamalarının neler olduğu araştırmacılarda merak uyandırmıştır. Araştırmada Japonya’daki eğitim-öğretim faaliyetleri girişimcilik eğitimi bağlamında ele alınmış “Japonya’da girişimcilik eğitiminin yeri ve neden önemli olduğu? Girişimcilik eğitiminin nasıl gerçekleştirildiği? Girişimcilik becerisinin kazandırılmasında hangi yöntemlerin uygulandığı?” gibi sorulara cevap aranmaya çalışılmıştır. Araştırma süresince nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan döküman incelem yöntemi tercih edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde döküman incelem formu kullanılmıştır. Araştırmanın analiz süreci betimsel analiz ve içerik analizi kullanılarak tamamlanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEKÜLERLEŞMEYİ TÜRKİYE MODERNLEŞMESİ ÜZERİNDEN OKUMAK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57637</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57637</guid>
      <author>Fatih YAMAN</author>
      <description>Sosyal bilimler alanında sekülerleşme ile ilgili tartışmalar genel olarak modern öncesi ve sonrası şeklinde yapılan tarihsel dönemlendirme ve bu dönemler arasında yapılan karşılaştırmalarla gündeme gelmiştir. Karşılaştırmanın doğası gereği bir çatışma/karşıtlık üzerine ikame olunduğu aşikârdır. Nitekim batı siyasi tarihinin şekillenmesinde kurucu bir rol üstlenen modernleşme sürecinin toplumsal etkilerine yönelik açıklamalar, çoklukla bir hegemonya yahut vesayet alanı olarak görülen din kurumundan özerkleşme temelinde ele alınmıştır. Buna göre söz konusu dönemlerin ayracı olarak imlenen modern “akıl”a yüklenilen anlamla birlikte, sürecin işlerlik kazanmasında &lt;em&gt;kutsal&lt;/em&gt;ın yerini onun karşıtı biçiminde konumlanan &lt;em&gt;profan&lt;/em&gt; (din dışı) almaktadır. Zira öte dünya ve bu dünya arasında oluş(turul)an &lt;em&gt;çatışma&lt;/em&gt; ilişkisinin gerilimli doğası, sekülerlik bağlamında &lt;em&gt;bu dünya&lt;/em&gt; lehine yeni parametreler üretmektedir. Bu durumun toplumsal hayatta, dinin karar alma süreçlerinde bir referans noktası olmaktan çıkması ve pratikte dini tezahür biçimlerinin niceliksel olarak azalması türünde gözlemlenebilir yansımaları bulunabilmektedir. Ancak bu durum evrensel bir izlek sunmadığı gibi farklı toplumlardaki sekülerleşme süreçlerini açıklamaktan yoksundur. Bu bağlamda, batı dışı modernleşme örneklerinden biri olarak Türkiye’de sekülerleşme, batının deneyimlediği ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel tedrici süreçte toplumsal taleplerle değil, yönetsel erkin benimsediği modernleşmeye dayalı ideolojik yönelimin bir ürünü olarak varlık bulmuştur. Dolayısıyla, bu çalışma, sekülerleşme teorisine yönelik eleştirel bir değerlendirmeyi hedeflediği gibi, modernleşmenin doğrusal bir sonucu olarak ele alınan sekülerleşmenin Türkiye toplumunun kendine özgü modernleşme serüvenindeki değişimselliğini tartışmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“PEACE IN THE WORLD”: ON TURKEY’S ALLIANCE STRATEGY IN THE INTERWAR PERIOD</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57552</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57552</guid>
      <author>Nuri Gökhan TOPRAK</author>
      <description>İki Savaş Arası Dönem olarak nitelenen 1919 ile 1939 arası dönem ittifak stratejisinin devletler tarafından en yoğun şekilde kullanıldığı istisnai dönemlerden biridir. I. Dünya Savaşı’nı resmi olarak bitiren antlaşmaların savaşın mağlupları açısından oldukça ağır şartlar taşıması, bu istisnai dönemin tedrici şekilde ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Nitekim Türkiye’nin Lausanne Antlaşması ile Sevres’in ağır koşullarını geçersiz kılmasına mukabil bir başarı elde edemeyen devletler ile I. Dünya Savaşı’ndan arzu ettiği sonuçları elde edemeyen devletler taammüden revizyonizm ekseninde iş birliklerine yönelirken, dünyanın çeşitli bölgelerinde kurulu mevcut düzenin devamından yana olan devletler de statükonun korunması ekseninde iş birlikleri kurmuştur. Sonuç olarak ittifak kurma stratejilerinin aşırı yoğun bir şekilde gözlemlendiği bu istisnai dönemde Türkiye’nin ittifak stratejisine nasıl yaklaştığını anlamak, hem dönemin uluslararası siyasal ortamını anlamak hem de Türk dış politikasının temel ilkelerinin hangi şartlarda oluştuğunu anlamak açısından önem arz etmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL YERLİLERDE İKİNCİ EKRAN KULLANIMI: ALAN ARAŞTIRMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57543</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57543</guid>
      <author>Ayşe BİLGİNER KUCUR</author>
      <description>Kullanıcıları televizyon izleme anında ikinci ekrana yönlendirme eğilimi son yıllarda artış göstermektedir. Televizyon ekranında izlenenle ilgili metinsel bilgi, interaktif oyun, video, sosyal medya içerikleri vs. tamamlayıcı içerikler yayın öncesi, yayın boyunca ve yayın sonrası izleyiciye sunulmaktadır. İzleyicinin dijital ortamlarda gezinebilmesi televizyonla olan bağını güçlendirmiş bu durum izleyiciye akışkan ve özgür bir ortam sağlamıştır. Dijitalleşen dünya ile birlikte izleyici pasif izleyiciden aktif izleyiciye ve katılımcıya dönüşmüştür. Medya yakınsaması televizyon ve diğer araçlar arasında doğrudan ve dolaylı bağlantılar kurmuş televizyonda kısıtlı zaman diliminde yayınlanan içerikler farklı araçlarla yeniden dolaşıma girmiştir. Dijital araçları geleneksel medya ile birlikte hızlı ve senkronize kullanabilen dijital yerliler aktif ve katılımcı izleyici olma bakımından dikkate değer bir izleyici grubu oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı ikinci ekran uygulamalarında kullanılan dijital araçları, bireylerin ikinci ekran kullanımında tercih ettiği program türlerini ve katılımın gerçekleşme şekillerini tespit etmektir. Araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 1. ve 2. sınıfta öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma neticesinde dijital yerlilerin büyük bir kısmının televizyon izleme esnasında çeşitli amaçlarla internete bağlandığı sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EKSEN II KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİN KİŞİLİK ORGANİZASYONLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57477</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57477</guid>
      <author>Gülhan Gökçe CERAN YILDIRIM</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, kişilik organizasyonlarının eksen II kişilik özelliklerini yordama gücünün belirlenmesidir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu farklı yaş gruplarında toplam 416 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak Coolidge Eksen II Tanı Envanteri Plus Türkçe Kısa Formu (CATI+TR KF) ve Kişilik Organizasyonları Envanteri (KOREN) kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (r) ve çoklu doğrusal regresyon analizi istatistiksel teknikleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri SPSS 22.0 veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; CATI+TR KF ve KOREN alt ölçekleri arasında anlamlı düzeyde yüksek korelasyonlar elde edilmiştir. Ayrıca yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre KOREN primitif savunmalar ve kimlik difüzyonu alt ölçek puanları A, B ve C kümesi tüm alt ölçek puanlarını anlamlı seviyede yordamıştır. KOREN gerçeklik testi alt ölçek puanının ise yalnızca antisosyal, şizotipal ve paranoid KB üzerinde anlamlı seviyede yordama gücüne sahip olduğu ve söz konusu tüm bulguların literatür bilgisiyle örtüştüğü görülmüştür. Yapılan analizler, eksen II tanılarının kişilik organizasyonlarının hangi yelpazesinde yer aldığına dair kanıları desteklemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLETÇİLİK EKONOMİ POLİTİĞİ IŞIĞINDA BAKIR MADENCİLİĞİNİN GELİŞİMİ: ETİBANK ÖRNEĞİ (1935-1950) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54984</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54984</guid>
      <author>Bengü DOĞANGÜN YASAMehmet Emin YARDIMCI </author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye iktisat tarihinde bakır üretiminde öncü rolü üstlenen Etibank’ın bakır üretimine yönelik politikaları, kurum bünyesinde faaliyet gösteren ve bakır üretimine katkıda bulunan iştiraklerine ait faaliyetler çerçevesinde incelenmiştir. Her yıl düzenli olarak hazırlanan Etibank’a ait Umumi Murakabe Heyeti Raporları ile Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü bünyesinde çıkarılan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Mecmuasının 1936-1950 yılları arasındaki sayılarında yer alan makaleler çalışmanın ana kaynaklarını teşkil etmiştir. İncelenen dönem boyunca Etibank’ın bakır üretiminin tamamını üstlendiği görülmektedir. Türkiye’de uygulanan devlet müdahaleciliğinin genel özelliklerine uygun şekilde bakır üretiminde de müdahaleciliğin faydacı nitelikleri öne çıkmaktadır. Bu niteliklerden ilki, yerli kaynaklardan milli sermaye önderliğinde etkin biçimde yararlanma isteğidir. Bakır üretiminde kurumsallaşma sağlamak, bakır üretimine dönük yatırım ve istihdam sorunlarını kalıcı biçimde çözebilmek, bakır üretimini artırmak ve tüketimde toplumsal yararı gözetmek tespit edilen diğer belirgin nitelikleri oluşturmaktadır. Bakır üretim faaliyetlerinde görülen iktisadi ve siyasi bağımsızlık vurgusu, Türkiye’de uygulanan pragmatik devletçilik modelinin sürekliliğini göstermesi açısından ayrıca önem taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE REPRESENTATION OF ANCIENT TRADITIONS IN WAITING FOR GODOT </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49091</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49091</guid>
      <author>Erden EL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Samuel Beckett’in absürt tiyatronun en önemli eserlerinden biri olan &lt;em&gt;Godot’u Beklerken &lt;/em&gt;adlı eserinde kadim geleneklerin kullanımını saptamaktır. Bu çalışma eserde hangi kadim geleneklerin kullanıldığını ve kullanılan geleneklerin eserin yorumlanmasına nasıl katkıda bulunabileceğini inceleyecektir. Absürt tiyatro insanlığın 2. Dünya Savaşı sonrası yaşadığı travmalar sonrası ortaya çıkmış olup absürt evren olarak adlandırılan uzamda anlamın yitirildiğini savunmaktadır. İnsanlık var olduğu bu uzamda daha önce çok önem verdiği değer ve kavramlara şüpheyle yaklaşmaya başlamıştır. İnsanlık kendini yalnız ve çaresiz hissetmektedir.  Absürt tiyatro kavramını ortaya koyan ve bu alanda en önemli eleştirmenlerden biri olan Martin Esslin absürt tiyatroda kadim geleneklerin bulunduğunu ifade eder. Bu çalışma, Esslin’in düşüncesinden yola çıkarak, eserde kadim geleneklerin kullanımı ile bu kullanımın absürt drama felsefesine ne yönde katkıda bulunduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FOUCAULT VE AGAMBEN ÜZERİNDEN BİYOPOLİTİKAYA DAİR KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52653</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52653</guid>
      <author>Ramazan İZOLMurat CİNGÖZ </author>
      <description>Bu çalışmada Michel Foucault ve Giorgio Agamben’in biyopolitika terimini farklı konsept ve kavramlarla nasıl ortaya koyduğu gösterilmiştir. Bu anlamda biyopolitika hakkındaki temel meseleler ve bu kavrama dair benzerlerlikler ve farklılıklar bu iki ismin görüşleri doğrultusunda tartışılmıştır. Çalışmada yapılan araştırmaya göre Foucault için biyopolitika yaşatmak ve yaşamı düzenlemek üzerine kurulu modernliğe ait bir yaşam politikası anlamına gelmektir. Bu doğrultuda Foucault, ölümü istisnai olgu olarak yorumlamıştır. Yönetimsellik bağlamında iktidarın değişime uğradığını belirten Foucault, iktidarın amacının yaşatmak olduğu bir duruma doğru evrildiğini ileri sürmüştür. Agamben ise iktidarın temel işlevi yaşatmaksa iktidarın yaşatmak istememesi durumunda ne olacağı sorusuna odaklanmıştır. Buradan da Agamben, iktidarın kurucu ögesinin aslında bu yaşatıp yaşatmamaya karar verme olgusu yani bir nevi ölüm ve öldürme olgusu olduğunu ileri sürmüştür. Bu bağlamda Agamben, kampın istisna halini belirsizleştirip onu aslında her yerde olan gizli bir paradigma haline getiren bir yer olduğunu ortaya koymuştur. Özünde Agamben; iktidarın öldürme gücüne odaklanırken, Foucault iktidarın yaşatma gücüne odaklanmaktadır Nihayetinde biyopolitikaya dair görüşleri ile Foucault ve Agamben bir açıdan birbirlerini tamamlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PLANLAMADAN DEĞERLENDİRMEYE HARMANLANMIŞ ÖĞRENME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57540</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57540</guid>
      <author>Sevim AŞİROĞLUHasret NUHOĞLU ,Döndü Bahar ŞAHİN SARKIN </author>
      <description>Hayatın her alanını etkileyen Covid-19, özellikle eğitimin sürekliliğini sağlayabilmesi, her türlü koşulda etkili ve kesintisiz olabilmesi için köklü ve planlı reformlara ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, yüzyüze ve çevrimiçi öğrenmenin olumlu yönlerini bir araya getirerek öğrenci merkezli anlayışla oluşturulan harmanlanmış öğrenmenin planlamadan değerlendirmeye etkisini incelemektir. Ayrıca, öğrenen ve öğreten için kazanımları ve sınırlıklarını inceleyerek değişen dünyada eğitime yansıyan etkilerini tartışmaktır. Bu çalışma, harmanlanmış öğrenmenin uygulaması hakkında güncel çalışmalardan yararlanılarak oluşturulan sonuç ve önerilerle alana katkı sağlaması amaçlanan bir derleme çalışmasıdır. Bu araştırmanın sonuçları, harmanlanmış öğrenmenin planlanma, uygulama ve değerlendirme aşamalarının sınırsız  çevrimiçi araçlarla ve öğrenme ortamları ile gerçekleştirilebileceğine dikkat çekmektedir.  Verimli bir harmanlanmış öğretimin aktif öğrenme yaklaşımları ile bütünleştirilmesinin mümkün olduğu düşünülmektedir. Harmanlanmış öğrenmenin etkili bir şekilde uygulanması için etkili öğrenme tasarımlarının öğrenci merkezli olacak şekilde planlanması gerekir. Harmanlanmış öğrenmenin, eğitim liderlerinin, öğretmenlerin, anne babaların işbirliği ile öğrenciyi merkeze alan bir yaklaşımla planlandığında, uygulandığında ve değerlendirildiğinde etkisi uzun süreli ve kalıcı olan sürdürülebilir bir yaklaşım olacağı beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BANKA ÇALIŞANLARININ EKONOMİ OKURYAZARLIK DÜZEYLERİNİN PERFORMANSLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47289</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47289</guid>
      <author>Mine BERBERAslihan NAKİBOĞLU </author>
      <description>Bu araştırma banka çalışanlarının ekonomi okuryazarlıklarının bireysel performansları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, Gerek ve Kurt (2011) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan “Ekonomi Okuryazarlığı Ölçeği” ve Goodman ve Svyantek (1999) tarafından geliştirilen ve Bağcı (2014) tarafından Türkçeye uyarlanarak, geçerlik güvenirlik çalışması yapılan bireysel performans ölçeği 2020 yılı Ağustos ayı içerisinde Niğde il ve ilçelerinde görev yapan kamu ve özel bankalarda çalışan 215 banka kişiye uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. Banka çalışanlarının ekonomi okuryazarlıkları ile performans düzeyleri arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile ekonomi okuryazarlık düzeylerinin performans düzeyleri üzerindeki etkileri çoklu regrasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda banka çalışanlarının yüksek düzeyde ekonomi okuryazarlık düzeyinde oldukları ve yüksek bireysel performansa sahip oldukları belirlenmiştir. Ekonomi okuryazarlık düzeyleri ile bireysel performans düzeyleri arasında istatistiksel açıdan pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Araştırmada banka çalışanlarının ekonomi okuryazarlık düzeylerini belirleyen boyutlarından; ekonomik akılcılığın banka çalışanlarının bireysel performans düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı, ancak ekonomi bilgisi toplumsal ekonomik yansımalar, bireysel ekonomik planlama boyutlarının banka çalışanlarının performanslarını istatistiksel açıdan anlamlı ve olumlu düzeyde etkileyerek artırdığı saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZERDÜŞTÎLİK VE İŞRÂKÎLİK’TE GÜNEŞ FENOMENİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56814</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56814</guid>
      <author>Mehmet Mekin MEÇİN</author>
      <description>İnsanlık medeniyet destanı, bütün insanların tarih boyunca devam eden birikimli ve ortak çabalarının bir sonucu olarak yazılmıştır. Bu görkemli destan kuşaklar boyu sözlü ve yazılı olarak güçlenerek ve büyüyerek varlığını günümüze kadar taşımıştır. Bu çalışma bütün insanlığın ortak derdi sayılan bilgelik arayışının bir örneği olarak düşünülmüş ve hazırlanmıştır. Çalışmanın konusu kadîm İran dinlerinin merkezî kanadını oluşturan Zerdüştîlik ile İslam'ın felsefî ve irfanî okulu sayılan İşrâkîlikte Güneş fenomenidir. Konu ezelî hikmet arayışı, dinlerde hakikat birliği ve beşeri mana arayışının bir çabası olarak din fenomenolojisi ışığında incelenmiştir. Çalışmada Zerdüştîliğin kutsal kitabı Avesta, Pehlevice metinler ile Sühreverdî'nin yazdığı eserlerden istifade ederek hazırlanmıştır. Bu çalışmanın amacı dinlerde ortak fenomenlere ve sembollere dikkat çekmek vesilesiyle insanî hikmet arayışının ayak izlerini takip ederek hikmetin birliğine ve buradan hareketle dinlerin ortak membaına ışık tutmaktır. Güneş fenomeni odaklı bu çalışmanın sonucunda İşrâk hikmetinin, kadîm İran geleneğinden beslenerek ve bunu İslam potasında eriterek ezelî mayanın güçlü bir geleneği olarak tezahür ettiği anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


