






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2022 Sayı LVIII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2200</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>HİLENİN TESPİTİ VE ÖNLENMESİ: İÇ DENETİM PERSPEKTİFİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57755</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57755</guid>
      <author>Ahmet KARAHAN</author>
      <description>Muhasebe hilesi, işletmenin finansal durumunun gerçekte olduğundan daha iyi görünmesini sağlamak amacıyla muhasebe kayıtlarının ve dolayısıyla finansal tabloların kasıtlı olarak manipüle edilmesidir. Bir işletme, gelirlerini olduğundan fazla göstererek, giderleri kaydetmeyerek veya olduğundan düşük kaydederek, varlıklarını ve yükümlülüklerini yanlış belirleyerek finansal tablolarını tahrif edebilir. Hile, hem işletmenin hem de yatırımcıların üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. İşletme üzerindeki doğrudan etkisi, işletmeyi büyük bir finansal krize sokabilecek, muhtemelen iflasa veya başka bir firma tarafından devralınmasına yol açabilecek bir varlık kaybına yol açmasıdır. İşletmedeki hileli işlemler kamuya açıklandığında, bu durum işletmenin hisse senedi fiyatında ani bir düşüşe neden olur ve bu da yatırımcılarının kazancını düşürür. İç denetim birimi bir işletmenin kurumsal yönetiminin önemli bir parçasıdır. İşletmelerde hilenin meydana geldiği alanların iç denetimin görev alanında olduğu göz önüne alındığında, iç denetçilerin hileyi önleme, bulma ve soruşturmaya ne ölçüde dahil olduklarının incelenmesi gerekir. Bu makalede hilenin tespitinde iç denetimin rolü ve iç denetim biriminin hilenin önlenmesinde kullanabileceği proaktif yöntemler incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇAĞDAŞ SANAT UYGULAMALARINDA ANTİK BİR KENT: ÇATALHÖYÜK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58182</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58182</guid>
      <author>Barış BOZOK</author>
      <description>İçinde yaşadığımız çağı anlayabilmek ve geleceği inşa edebilmek için geçmişe dair arkeolojik belge ve buluntular oldukça önemlidir. Bu bağlam ile kazıları uzun yıllar devam eden ve hala gizemini korumakta olan arkeolojik alanlar günümüz sanat ve bilim alanlarının ilgilendiği konular arasında yer almaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde bir neolitik dönem yerleşkesi olarak Çatalhöyük günümüz sanatçılarına ilham veren önemli bir kültür noktasıdır. Yerleşik yaşama geçişin en önemli temsil alanlarından biri olarak sosyal yaşantının değişim ve dönüşümlerini öğrenebildiğimiz Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkan duvar resimleri, figürünler ve mimari yapılar aracılığı ile dikkatimizi çekmektedir. Bu bağlamda araştırma kapsamında; Çatalhöyük’ten esinle eserlerini üreten Fatma Gasımov Karaaslan, Naile Çevik, Hasan Kıran, Zeliha Kayahan ve Ferit Cihat Sertkaya’nın özgün çalışmaları incelenerek analiz edilmiştir. Her biri farklı teknik ve alanlarda üretimlerini sürdüren bu sanatçıların geçmişe ait izleri günümüz sanatı ile hangi şekillerde ve düşünceler ile birleştirdiği noktası bu çalışmanın ana kapsamını oluşturmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise sanatçı Barış Bozok’un Çatalhöyük’ten aldığı ilham ile ortaya koyduğu sanat eserlerine odaklanır. Bu eserlerin kavramsal alt yapısına ve tekniğine dair bilgilerin paylaşıldığı araştırma, kültürel aktarımın sanat aracılığı ile ne şekilde gerçekleştirebileceğine dair bir örneklem de sunmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Kavramsal çerçeve doküman analizi ile oluşturulduktan sonra sanatçı eser incelemeleri, betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiş ve sonuca ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE UZAKTAN EĞİTİMİN GELECEĞİ VE GÜNCEL DURUMDA TÜRK MİLLİ EĞİTİM TEMEL İLKELERİ BAĞLAMINDA UYGUNLUĞU</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62013</guid>
      <author>Burak CÖBEKAli ÜNİŞEN </author>
      <description>Bu araştırmada zorunlu uzaktan öğretimi deneyimlemiş öğretmenlerin uzaktan eğitimin geleceğine ve güncel durumda Türk milli eğitiminin temel ilkelerine uygunluğuna yönelik görüşleri incelenerek literatüre katkı sağlamak hedeflenmiştir. Amaçlı örneklem yöntemiyle araştırmaya Adıyaman’ın Kahta ilçesinde lise düzeyinde bir devlet okulunda çalışan 16 branş öğretmeni dahil edilmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanan veriler betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Bulgular okumayı ve verileri karşılaştırmayı kolaylaştırmak için iki tabloda özetlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre katılımcılar uzaktan eğitimin gelecekte vazgeçilmez olacağını, eğitim sisteminde bireysel öğrenmeye, harmanlanmış öğrenmeye, uzmanlaşmaya, yaşam boyu öğrenmeye hizmet edeceğini ve öğretmen niteliklerinin değişmesine yol açacağını düşünmektedirler. Ayrıca teknoloji entegrasyonu sayesinde öğrenmeyi mekândan soyutlayarak telafi edici, tamamlayıcı gibi fonksiyonları olacağı görüşündedirler. Temel ilkeler açısından coğrafi (bölgesel altyapı), ekonomik (maddi gelir vb.), toplumsal faktörlerden (kardeş sayısı vb.) dolayı fırsat eşitliği oluşmadığını düşünmektedirler. Buna rağmen eğitimin devam etmesi süreklilik ilkesine, mekân bağımsızlığının her yerde eğitim ilkesine, engelli/hasta öğrenciler için eğitim hakkı ilkesine, teknoloji kullanımının bilimsellik ilkesine hizmet ettiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BALKANLARDA TARİHİ BİR KARAKTER: BERKOFÇA AYANI YUSUF AĞA VE FAALİYETLERİ (1805-1817)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58060</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58060</guid>
      <author>Cem DÜZEN</author>
      <description>18 ve 19. yüzyıl Osmanlı tarihinde Ayanlar önemli bir yer tutmaktadır. Bu doğrultuda uzun yıllar merkezi otoritenin karşısında yerel direniş gösterebilen güç odakları olmuşlardır. 1806 yılındaki Edirne Vak’ası, özellikle Balkanlar’daki Ayanlar’ın merkezi otorite karşısında ne denli etkin olduğunun ispatı olmuştur. Ancak aynı dönemler merkezi otoritenin talimatları doğrultusunda görevini ifa eden Ayanlar da mevcuttur. Bu Ayanlar arasında Berkofça Ayanı Yusuf Ağa’nın adı hemen göze çarpmaktadır. Yusuf Ağa, Aydos’ta doğmuş ve gençliği Pazvandoğlu Osman’ın hizmetinde Vidin şehrinde geçmiştir. Pazvandoğlu Osman’ın referansı ile Berkofça Ayanı olmuş ve onun himayesinde görevini sürdürmüştür. Ancak Yusuf Ağa’nın birey olarak ortaya çıkışı Pazvandoğlu Osman Paşa’nın 1807 yılında vefatı sonrasındadır. Zira bu tarih itibariyle bağımsız karar alabilen ve aldığı kararları çekinmeden uygulayan bir Ayan olarak tarih sahnesine bulunacaktır. Bu makalede özellikle doküman analizi tekniği kullanılılarak Yusuf Ağa’nın 1805-1817 yılları arasındaki Berkofça Ayanlığı görevine odaklanılmaktadır. Nitekim bu dönem, Yusuf Ağa’nın nispeten uzun sürecek siyasi hayatında politik bir duruş kazandığı zaman aralığıdır. Bu bağlamda 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı, İdris Paşa İsyanı, Krayova Muhafızlığı ve Hezargrad Ayanı Hasan Ağa olaylarında merkezi otoritenin yanında takındığı politik tavır, Yusuf Ağa’yı Bâbıâli’nin bölgede en güvendiği karakterlerden birine dönüşmüştür. Bu güven ise onun hayatında Berkofça Ayanı Yusuf Ağa’dan Yusuf Paşa’ya geçen kapının açılmasında en büyük amildir. Makalede Berkofça Ayanı Yusuf Ağa’nın Balkanlar’daki siyasi konjonktüre dayanan yükselişi tarihsel persfektifte ele alınarak Osmanlı Ayanlık tarihine katkı sunmak amaçlamaktadır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNDEKİ ÖZEL YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİN İNGİLİZCE DERSİNE YÖNELİK KAYGI DÜZEYLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62337</guid>
      <author>Derya YÜREĞİLLİ GÖKSUYücel GELİŞLİ  </author>
      <description>Bu araştırmada bilim ve sanat merkezi öğrencilerinin İngilizce dersine yönelik kaygı düzeylerini farklı değişkenler açısından incelenmiştir. Bu kapsamda,  öğrencilerin İngilizce dersine yönelik kaygıları, cinsiyetlerine göre İngilizce dersine yönelik kaygı düzeyleri farkı, eğitim gördükleri örgün öğretim kurumu türüne göre İngilizce dersine yönelik kaygı düzeyleri farkı, bilim ve sanat merkezi eğitim programı kademelerine göre İngilizce dersine yönelik kaygı düzeyleri farkı belirlenmiştir. Buna ek olarak öğrencilerin aile eğitim düzeyleri ile öğrencilerin İngilizce dersine yönelik kaygı düzeyleri arasında fark olmadığı da ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin İngilizce dersine yönelik kaygı düzeylerinin yüksek olduğu, kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre kaygı düzeylerinin daha düşük olduğu, devlet okulu öğrencilerinin özel okul öğrencilerine göre kaygı düzeylerinin daha düşük olduğu, öğrencilerin öğrenim görülen kademe türlerine göre sıra ortalamaları puanlarına göre kaygı düzeylerinin arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Buna ek olarak öğrencilerin annelerinin eğitim düzeylerine göre kaygı düzeyleri arasında anlamlı farklılık olmadığı, babalarının eğitim düzeylerine göre kaygı düzeylerinin arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İDARİ TAKSİMAT BİRİMLERİNDE YER DEĞİŞİKLİKLERİNİ ZORUNLU KILAN HALLER (1884-1916)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57558</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57558</guid>
      <author>Ela ÖZKAN</author>
      <description>İdari taksimat, bir devletin topraklarını idari bölümlere ayırma şeklidir. Osmanlı Devleti’nin klasik idari taksimatı; eyalet, sancak, kaza, karye (köy) diye sınıflandırılmıştır. Bu idari birimlerle ilgili düzenlemelere Tanzimat döneminde hız verilmiştir. 1864 Vilayet Nizamnamesinin yayınlandıktan sonra ise bu idari birimler yeni bir sınıflandırılmaya tabi tutulmuştur. Devlet tarafından gerçekleştirilen bu düzenlemelerle birlikte idari taksimat birimleri şekillenmiştir. Ancak sadece idari düzenlemeler değil; mesafeler, coğrafi etmenler, iktisadi-askeri vaziyetler de idari birimlerin teşkil edilmesinde önemli olmuştur.&#13;
İdari birimler arasında yukarıda bahsedilen hallerden kaynaklı şikayetlerin olduğunu belirten yazışmalar olmuştur. Böyle durumlarda halk hem bağlı olduğu idari birimle hem de merkezle olan devlet işlerinin aksamasını istemediği için merkeze başvurularda bulunmuştur. Çalışmamızda idari yer değişikliklerine sebep olan durumlar ile yer değişikleri neticesinde ne yönde şikayetlerin olduğu incelenerek alınan tedbirler ilgili bilgiler verilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLÂSİK DÖNEM TÜRKÇE YAZMA EĞİTİMİNDE ŞİİRİN YERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60753</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60753</guid>
      <author>Emine ÖZLEKHasan KAVRUK </author>
      <description>Klâsik Türk edebiyatında, günümüz ana dili öğretiminin önemli bir bölümünü oluşturan yazma eğitimi, genellikle münşeatlar aracılığıyla yürütülmüştür. Münşeat, resmî ve özel her türlü yazışma ve bunların yazılmasıyla ilgili kuralların bilgisini ifade eden inşâ kelimesinden türemiş olup usta yazarların, şairlerin kaleme aldığı sanatlı nesir yazılarını ve bunların bir araya toplandığı mecmuaları ifade etmektedir. Sanatlı yazma kaidelerini, usullerini öğretmek, bu hususlarda yol göstermek amacıyla oluşturulan didaktik münşeatlara ise klâsik yazma eğitiminin kaynak eserleri olarak bakılabilir. Anlama ve anlatma bakımından çok yönlü bir gelişmede etkin role sahip yazma becerisinin kazandırılmasında kullanılan araçlar bağlamında şiir, klâsik yazma eğitiminde özel olarak vurgulanmaktadır. Buna karşılık günümüz yazma eğitiminin teorik arka planını oluşturan kaynak kitaplarda, yazılı anlatım türleri arasında bahsedilmesi ve yaratıcı yazma etkinlikleri dışında şiire gereken önemin yeterince verildiğini söylemek güçtür. Bu çalışma, klâsik yazma eğitiminde şiirin yerini, önemini, görev ve etkilerini; şiire yüklenen anlamı gözler önüne sermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda bir dönemin edebî ve kültürel hayatına damgasını vurmuş olan klâsik edebiyatta yazma eğitimini büyük ölçüde üstlenen ve bu eğitimin kaynak eserlerini teşkil eden münşeatlar incelenmiş ve klâsik yazma eğitimine göre yazma becerisinin gelişiminde; üslup olarak yazılı anlatımın etkileyiciliğinde şiirin yeri ve önemi nedir? Şiirin kullanılmaması gereken yazılı anlatım türleri nelerdir? sorularının cevapları aranmıştır. Çalışma materyalini teşkil eden eserlerden doküman incelemesi yöntemiyle toplanan veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Yazılı anlatım becerisinin gelişiminde bireyin düşünsel alt yapısını oluşturmaya katkı sağlaması yönüyle şiirin ön plana çıkarıldığı; yazılı anlatımın üst düzeyde bir üslupla ortaya konmasında şiirden ve şiirin imkânlarından yararlanmanın önemine işaret edildiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu çalışma; yazma becerisini geliştirmede şiirin önemi, katkıları, işlevi hususlarına yazılması tasarlanan yazma eğitimi kaynak kitaplarında daha fazla yer verilmesine dikkat çekmeyi hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZE EĞİTİMİ UYGULAMALARININ ÖĞRENCİLERİN SOMUT KÜLTÜREL MİRAS VE SOSYAL BİLGİLER DERSİNE YÖNELİK TUTUM VE GÖRÜŞLERİNE ETKİSİ: BİR KARMA YÖNTEM ARAŞTIRMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55616</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55616</guid>
      <author>Emre SEVİGENİsmail ACUN ,Servet ÜZTEMUR </author>
      <description>Sosyal bilgiler öğretiminde müze eğitimi uygulamalarının öğrencilerin somut kültürel mirasa ve sosyal bilgiler dersine yönelik tutum ve görüşlerine etkisini ortaya koyma amacında olan bu çalışma, karma araştırma yöntemlerinden gömülü (iç içe karma) desene göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesinde yer alan özel bir ortaokulda öğrenimine devam eden beşinci sınıf öğrencileri (20+20) oluşturmaktadır. Gaziantep Arkeoloji Müzesi ve Zeugma Mozaik Müzesine ilişkin gezi öncesi okulda, müzede ve müze gezisi sonrası okulda olacak şekilde toplamda 26 ayrı etkinlik geliştirilerek deney grubuna yönelik uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bulgularında, deney grubuna uygulanan müze eğitimi etkinliklerinin somut kültürel mirasa yönelik tutumlarını pozitif yönde değiştirdiği gösterirken sosyal bilgiler dersine karşı tutumlarında istatiksel açıdan anlamlı denilebilecek bir değişim gözlenmemiştir. Araştırmanın nitel bulgularında ise öğrencilerin sosyal bilgiler dersini tarih dersiyle özdeştirdiği ve yapılan etkinliklerden bilişsel ve duyuşsal olarak tatmin yaşadıkları tespit edilmiştir.  Öğrenciler, etkinlikler uygulanırken yaşadığı zorlukların başında yazı yazmayı; en çok öğrendikleri mekân ise Zeugma Mozaik Müzesi olarak belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda müze eğitimi etkinlikleri uygulanarak işlenen sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin somut kültürel mirasa yönelik tutumları olumlu yönde etkilenirken sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarında anlamlı bir etki tespit edilmemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİ (1923-1950) EĞİTİM POLİTİKALARINI İNŞA EDEN MİLLÎ EĞİTİM BAKANLARININ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62024</guid>
      <author>Ethem GÜRHANSabahattin ÇİFTÇİ  ,Cafer SANDIKÇI  </author>
      <description>Bu çalışmada, savaştan yeni çıkmış ve yeni kurulmuş bir devletin, Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirilmek istenen gençliğinin niteliklerini belirlerken izlenen eğitim politikalarının ve eğitimciler ile yabancı eğitim uzmanlarının görüşlerinin yanı sıra bu politikaların belirlenmesinde önemli bir etkiye sahip olan Millî Eğitim Bakanlarının görüş ve önerilerinin neler olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılarak, konuyla ilgili birçok kaynak ve materyaller incelenerek analiz edilmiştir. Bu bakımdan alanyazına katkısı yönüyle önemlidir. Yapılan araştırmada tüm bakanların ortak gayesinin millî ve manevi değerlerine sımsıkı bağlı, dışardan gelebilecek tehlikelere karşı daima uyanık, vatanını ve milletini çok seven yeni kurulan cumhuriyetin değerlerini benimseyen aynı zamanda modern bilgiyle donatılmış, çağın gerisinde kalmadan kendisini daima yenileyen, sağlıklı ve ahlâklı bireyler yetiştirilmesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE RESTRUCTURING OF SCHOOL MANAGEMENT IN THE EFFECT OF CHANGE AND GLOBALIZATION</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61935</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61935</guid>
      <author>Fatih BAYDAR</author>
      <description>Okulun amaçlar doğrultusunda işlevlerini yerine getirebilmesinde okul yöneticisinin sorumluluğu ve artan etkisi daha belirgin hale geldikçe, karar vericiler ve politika yapıcıların okul yöneticilerine yönelik bakış açılarında önemli değişimler meydana gelmiştir. Bu nedenle küreselleşme ve değişim sürecinde okul yöneticilerinin yetiştirilmesi, seçilmesi ve atanmasına ilişkin politikaların gözden geçirilmesi önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada küreselleşme ve değişimin etkisinde okul yöneticiliği seçme, yetiştirme ve atama politikalarının gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiş ve katılımcılara uygulanmıştır.  Elde edilen veriler, nitel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada seçkisiz örnekleme yöntemlerinden Amaçlı Örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Kartal, Maltepe ve Sultanbeyli ilçesinde görev yapan 15 eğitim yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde katılımcılarla yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırma verilerine göre, Türkiye’de eğitim yöneticilerinin seçilmesi, yetiştirilmesi ve atanması süreçleriyle ilgili eğitim yöneticilerinin görüşleri ile oluşturulan tema ve alt temalara yer verilmiştir. Bu konuda katılımcıların en çok vurguladığı husus, eğitim yöneticiliği politikalarında yaşanan karmaşıklık ve yetersizlik olmuştur. Bulgulara göre, Milli Eğitim Bakanlığının son yıllarda oldukça sık değişimler yaptığı ve bu durumun eğitimde karmaşa meydana getirdiği ifade edilmiştir. "Yeni yönetim anlayışı" temasında katılımcılar, eğitimde ortaya çıkan yenilikleri okul müdürlerinin takip etmeleri gerektiğini ifade etmiş ve bu yenilikleri yönetim süreçlerinde uygulamaları gerektiği vurgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 PANDEMİSİNE ULRİCH BECK’İN “RİSK TOPLUMU” VE MİCHEL FOUCAULT’UN “DİSİPLİNCİ İKTİDAR” KURAMI  ÜZERİNDEN BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61910</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61910</guid>
      <author>İbrahim AKSAKAL</author>
      <description>Covid-19 pandemisine hiç beklemediğimiz anda ve oldukça hazırlıksız biçimde yakalandık. Sansasyonel görüntülerin de etkisiyle kısa süre içinde tüm dünyayı korku atmosferi kapladı. Salgının yayılmasının önlenmesi için başta Çin olmak üzere devletler sert önlemler almak zorunda kaldı. Fakat virüsün yayılması önlenemedi ve küresel çaplı bir pandemi yaşandı. Sağlık sistemleri tıkandı, gıda yetersizliği konusunda endişeler baş gösterdi, tıbbi malzeme sorunları yaşandı ve uzun süre boyunca kapanma tedbirleri alındı. Hükümetler en temel insan haklarını askıya almak, ibadet biçimlerine müdahale etmek, günlük hayatı düzenlemek, okulları kapatmak, hatta büyük çaplı ekonomik krizleri göze alarak iş yerlerini kapatmak zorunda kaldı.  Daha önce de birçok salgın ve kriz yaşanmasına rağmen Covid-19’un sosyal ve ekonomik etkisi öncekilere nazaran daha fazla hissedildi. Çünkü modern toplum eskiye göre daha kalabalıklaşmıştır, daha çok tüketmektedir ve doğayı daha fazla tahrip etmektedir. Bu nedenle Covid-19 pandemisi tüm dünyanın paniğe kapılmasına sebep olmuş ve gelecekle ilgili ciddi kaygılar yaşanmıştır.&#13;
Bu araştırmanın amacı Michel Foucault’un Disiplinci İktidar, Ulrich Beck’in ise “Risk Toplumu” kavramlarından hareketle Covid-19 pandemisi incelemek ve değerlendirmektir. Bu sayede pandemi süreci hem risk toplumu ile ilişkilendirilerek açıklanmış hem de pandemi sürecinde alınan tedbirler Michel Foucault’un disiplinci iktidar kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. ,</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EUGENE YSAYE’NİN NO.2 LA MİNÖR OP.27 SOLO KEMAN SONATI’NIN YORUMLAMASI ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62239</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62239</guid>
      <author>Mehmet Çetin CEVİZ</author>
      <description>Eugene Ysaye, 19. yüzyılın önde gelen keman virtüözlerinden biridir. Besteci ve şef kimliğiyle de döneme damgasını vurmuş olan Belçikalı müzisyen, bestelemiş olduğu Op.27 numaralı sonatlarıyla, solo keman repertuvarının tekrar canlanmasını sağlamıştır. Aynı zamanda sahip olduğu modern yazım stiliyle, teknik ve müzikal anlamda keman sanatının gelişimine büyük katkı sunmuştur. Ysaye, 2 Numaralı Solo Keman Sonatı’nı, dönemin keman virtüözlerinden olan yakın dostu Jasques Thibaud’a ithaf etmiştir. J.S. Bach’ın müziğinden alıntıyla başlayan eser, Ysaye’nin yenilikçi yapısıyla birleşen keman icracılığını ileri bir seviyeye taşımıştır. Ysaye’nin müziği, Wieniawski, Paganini ve Vieuxtemps gibi, armonik yapıyı ve virtüöziteyi ustalıkla kullanmış bestecilerin çalışmalarına benzemektedir. Bu nedenle çalınması zor eserlerdir. Bu çalışmada, bestecinin hayatına ve kariyerine yer verilmiş, 2 Numaralı Solo Keman Sonatı’nın oluşum süreci araştırılmış ve CD kayıtları içerisinden seçilmiş keman icracılarının yorumları incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, Eugene Ysaye’nin 2 Numaralı Solo Keman Sonatı’nı yorumlamak isteyen kemancılara, besteciyi ve eseri yakından tanıma fırsatı sunmaktır. Altı keman virtüözünün yorumları, ritim, tempo, dinamikler, yay kullanımı ve yay tekniği açısından karşılaştırılmış ve çalış stilleri hakkında araştırma gerçekleştirilerek sunulmuştur. Bu bağlamda, çalışmanın, 2 Numaralı Solo Sonatı’nı yorumlamak isteyen keman icracılarına faydalı olması hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PACKAGING AND THE HISTORICAL DEVELOPMENT OF PACKAGING DESIGN</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58118</guid>
      <author>Bülent POLAT</author>
      <description>Uygarlık tarihi boyunca insanlar elde ettikleri ürünleri korumak ve saklamak için çeşitli malzemelerden oluşan ambalajlar kullanmışlardır. Bu süreç içinde pek çok doğal veya yapay malzeme ürünü korumak veya taşımak amaçlı kullanılmıştır. 18. yüzyılda başlayan sanayileşmeye bağlı olarak üretimin artması ve tüketici isteklerinin değişmesiyle beraber ambalajların koruma ve saklama işlevinin yanı sıra pazarlama özelliği de önem kazandı. Matbaanın icadı, ambalaj imalatında kullanılan malzeme çeşitliliğinin artması, yeni sanat akımlarının etkisi ve tüketicilerin değişen tüketim alışkanlıkları ambalajı oluşturan malzemenin ve tasarımının çeşitlenip gelişmesinde büyük rol oynadı. Günümüzde büyük bir sektör haline gelen ambalaj ve ambalaj tasarımı, ürün pazarlama ve stratejilerinde önemli bir yere sahiptirr. Bir ürün için ambalaj tasarlanırken, ürünün içeriği kadar ambalaj için seçilen malzemenin maliyeti, ambalaj malzemesinin ürünle uyumu, tasarımında kullanılan renkler, kullanılan tipografi ve raflardaki düzene kadar birçok önemli nokta vardır.  Bu çalışmada insanlık tarihinden günümüze kadar kullanılan ambalaj tasarımlarını tarihsel süreç içinde kullanılan malzeme, değişen kullanım amacı ve değişen tasarım uygulamaları açısından inceleyeceğiz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihsel Süreç İçerisinde Kadın Futbolunda Cinsiyet Eşitsizliği</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55058</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55058</guid>
      <author>Mehmet KOÇAKDila Şeyda TAŞDEMİR  </author>
      <description>Yaşamın pek çok alanında kadınlar ve erkeklere tanımlanan roller, sorumluluklar ve davranışlar farklılık göstermekte ve toplumsal cinsiyet olarak tanımlanmaktadır. Kadınlar diğer çoğu alanda olduğu gibi sporda, özellikle futbolda var olabilmek için erkeklere oranla daha fazla çaba göstermektedir. Kadın futbolu ile erkek futbolu kıyaslandığında daha az ilgi çekici bulunmakla birlikte tarihsel açıdan incelendiğinde gerek popülarite, gerekse tanınırlık ve kazanç anlamında erkek futbolunun çok gerisinde kaldığı görülmektedir. &#13;
Futbol branşının tarihsel süreci incelendiğinde uzun zaman önce hayatımıza girmiş olduğu ve dünya genelinde en popüler spor branşlarından birisi olduğu görülmektedir. Oysa kadın futbolu incelendiğinde gerek dünyada, gerek Türkiye’de erkek futbolu kadar köklü bir geçmişe sahip olmadığı bilinmektedir. Bu durum futbolun erkek egemen topluma ait olarak görülmesi, fiziksel ve fizyolojik olarak erkek sporu olarak kabul edilmesi en önemli sebepler olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde kadınların da artık futbolda her zamankinden daha fazla var olma çabası göstermektedir. Bu çalışmanın amacı geçmişten günümüze futbolda cinsiyet eşitliğini engelleyen sebepleri saptamak ve çözüm önerileri sunmaktır. Sonuç olarak kadın futbolu toplumsal bakış açısı, seyir zevki, maddi ve manevi değerler açısından incelendiğinde erkek futbolunun çok gerisinde kaldığı görülmektedir. Gelecekte bu eşitsizliğin giderilebilmesi için ülkemizde pek çok alanda cinsiyet eşitliği için yapılan çalışmaların özellikle futbol başta olmak üzere spor alanına da odaklanarak yapılması gerekmektedir. &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL BANKACILIKTA MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ ve SADAKATİ: COVİD-19 DÖNEMİNDE TÜRKİYE’DEN TESPİTLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58005</guid>
      <author>Melek YILDIZCanan DAĞIDIR ÇAKAN ,Esengül ÖZDEMİR ALTINIŞIK </author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye’de dijital bankacılık kullanımında müşteri memnuniyeti ve sadakati üzerinde etkili boyutlar (performans beklentisi, efor beklentisi, cevaplanabilirlik, güvenilirlik, güvenlik, kişiselleştirme) incelenmiş ve ardından müşteri memnuniyetinin müşteri sadakatine etkisi araştırılmıştır. Verilerin toplanmasında online anket yöntemi kullanılmıştır. 719 katılımcıya ait anket verileri SPSS25 paket programıyla korelasyon ve regresyon analiz yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın ekonomik ve sosyal hayat üzerinde önemli etkileri olan pandeminin devam ettiği bir dönemde yapılmış olması müşterinin taleplerinin daha iyi anlaşılması açsından önem arz etmekte, çalışmaya özgünlük kazandırmaktadır. Çalışmada ele alınan performans beklentisi, efor beklentisi, güvenilirlik, güvenlik, kişiselleştirme boyutları müşteri memnuniyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Ancak cevaplanabilirlik boyutu müşteri memnuniyeti üzerinde etkili değildir. Analiz sonuçlarına göre müşteri memnuniyeti müşteri sadakatini pozitif yönde etkilemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLET DIŞI SİLAHLI GRUPLARIN MUKAVEMET STRATEJİSİ: DEFAKTO YÖNETİMLERİN ARAÇSALLAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62233</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62233</guid>
      <author>Muhammed KARAKUŞ</author>
      <description>Bu makale, de-facto hükümet yapılarının Devlet Dışı Silahlı Gruplar için bir mukavemet/dayanıklılık stratejisi olarak nasıl kullanılabileceğini açıklamayı amaçlamaktadır. İç savaş ve sonrasında, bu gruplar meşruiyete, savaşçıya, kaynaklara; ve onların siyasi davranışlarını, stratejilerini, seçimlerini, tehdit algılarını ve belirli bir bölgedeki diğer aktörlerle etkileşimlerini şekillendiren diğer bileşenlere ihtiyaç duyarlar. De-facto hükümetler kurarak, bu silahlı gruplar giderek daha fazla yerel odaklı bir strateji benimser ve bölgeyi araçsallaştırırlar. Bu çalışma, terörizmin topraksız doğasından yeniden bölgesel terörizme geçişle birlikte, toprakları kontrol eden ve yönetişim tesisleri kuran bu silahlı grupların daha uzun yaşadığını ileri sürmektedir. Çalışma, Heyet Tahrir El Şam (HTS) tarafından kurulan Suriye Kurtuluş Hükümeti ile Demokratik Birlik Partisi (PYD) tarafından kurulan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'ni Afrika'nın uzun süreli fiili hükümetlerinden biri olan Somaliland ile karşılaştırmaktadır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Yerliler ve Dijital Göçmenler: Sağlık Çalışanı Anne-Babaların Çocuklarının İnternet Güvenliği ve Dijital Oyunlar Hakkında Farkındalıkları </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57592</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57592</guid>
      <author>Nihal DURMAZBetül ULUKOL </author>
      <description>Son yıllarda internet ve dijital cihazların gelişimi günlük hayatımızı tamamen değiştirmiştir. Dünya genelinde daha fazla insan, özellikle de çocuklar, daha fazla süre ile giderek artan bir oranda interneti kullanmaya başlamıştır. Çocuklar ilk altı aylık dönemlerinde ekranla tanışıp 3-4 yaşlarında kendi dijital cihazlarına sahip olmaya başlamışlardır. Bu çalışmada eğitim düzeyi yüksek ve sağlık alanında çalışan dijital yerli ve göçmen ebeveynlerin, dijital oyun ve internet güvenliği konusundaki görüşleri yanı sıra dijital oyunların olumlu ve olumsuz etkileri karşısında farkındalıkları incelenmiştir.Çalışmaya 309 sağlık çalışanı ebeveyn dahil edildi.Prensky'nin yapmış olduğu  sınıflandırmaya göre %72,4 (n=224)'ü DG, %24,3(n=85) 'ü ise DY olarak belirlenmiştir. Ebeveynler internet kullanırken dijital güvenliklerini anti-virüs yazılım programlarını ve güvenli siteleri kullanarak sağlamaktadırlar. Kişisel dijital güvenlikleri konusunda DY ve DG’ler arasında istatiksel bir fark gözlenmedi. DG ve DY ebeveynlerin dijital oyunlar ile olan görüşleri genel olarak olumsuzdu. Sağlık çalışanları dijital oyunların çocukların sağlığını ve sosyal ilişkilerini bozulabileceğini, okul başarılarını düşürebileceğini düşünmektedirler. Dijital oyunlarla ilgili yayınlanan makalelerin çoğunun çocukların psikolojik, sosyal ve fiziksel sağlığını olumsuz etkilemesi ile ilgili olması sebebiyle sağlık farkındalıkları yüksek olan katılımcıların dijital oyunlara karşı olumsuz bir tutum sergilemeye yatkın olduğu düşünülmüştür. Değişen dünyada hayatın kaçınılmaz bir parçası olan interneti güvenli ve yetenekli bir şekilde kullanmak, internetteki fırsatları çocukların yakalamasına olanak tanımak ve çocuk hakları açısından dijital dünyaya eşit bir şekilde tüm çocukların ulaşmasını sağlamak çocukların gelişimsel ve sosyal esenliği üzerinde önemli ölçüde olumlu bir etkiye sahip olabilir. Sağlık çalışanlarının bu konudaki farkındalıklarının artırılması önemlidir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Siyasal İletişim ve Medya Bağlamında Siyasal Reklamlar:2011 Türkiye Genel Seçimleri Örneği</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62220</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62220</guid>
      <author>Oğuz Han ÖZTAY</author>
      <description>Siyasal iletişim, siyasetin en temel karakteristiği olan siyasal söylemlerin seçmenin tutum ve davranışları üzerinde etki etmesine yönelik bir süreci ifade etmektedir. Siyasal iletişim sürecinde siyasal aktörler, halka mesajlarını çeşitli iletişim mecraları aracılığıyla iletmeye çalışır. Siyasal reklamlar ise en önemli ve etkili siyasal iletişim yöntemlerinden biridir. Bu çalışmada, siyasal iletişim sürecinde kullanılan ve siyasal iletişim de en etkili araç olduğu kanaatinin yaygın olduğu TV reklamlarında 12 Haziran 2011 Türkiye Genel Seçimlerinde yarışmış olan iktidar partisi Ak Parti ile Ana Muhalefet Partisi CHP’nin reklam filmleri, “Yeni İkonalar: Televizyonda Reklam Sanatı” adlı kitabında Rutherford (1996) tarafından ortaya konulan reklam analiz modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Rutherford’un reklam analiz modeli Anlamlar, Estetik, Yapı, Mecazlar ve İmgeler, İkili Mantık, Kültürel Göndermeler, Simgeler ve İdeoloji alt başlıklarından oluşmaktadır. Her iki reklam filminde de pozitif ve birleştirici bir dilin kullanıldığı görülmektedir. Ak Parti reklamında farklı yaş grubu ve yöresel kıyafetler giyen insanlar bulunmaktadır. Böylelikle parti ve seçmen arasında duygusal bir bağ kurulmaya çalışılmıştır. Benzer şekilde CHP’nin reklamında da birlik beraberlik vurgusu yapılmış ancak daha karamsar bir atmosferde sunulmuştur. Reklamda daha çok genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun halkla buluştuğu anlardan kesitler vardır. Böylelikle seçmen ve lider arasındaki bağa yönelik bir strateji kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VEHHÂBÎ HÂKİMİYETİNİN GENİŞLEMESİ: BİNBAŞI HÜSEYİN HÜSNÜ’YE GÖRE KASR-I İBN AKİL BAŞARISIZLIĞININ GEREKÇELERİ VE YAPILMASI GEREKENLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54020</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54020</guid>
      <author>Özer ÖZOCAK</author>
      <description>Abdülaziz b. Reşîd, İbn Suûd ile mücadelesi sırasında Osmanlı Devleti’nden yardım talep etti. Bu yardım talebi, İstanbul’a bir hayli uzak konumda olan Necid’e Osmanlı Devleti’nin müdahalelerine bir yenisinin eklenmesine neden oldu. Vehhâbîlerle karşı karşıya gelen Osmanlı kuvvetinin idaresinde bazı isimler ön plana çıktı. ‘&lt;em&gt;Necid Kıt'asının Ahvâl-i Umûmiyesi&lt;/em&gt;&lt;em&gt;’ &lt;/em&gt;adıyla Necid ve Necidliler ile seferlere ilişkin gözlemlerini aktaran son dönem Osmanlı subaylarından Binbaşı Hüseyin Hüsnü de belirtilen isimlerdendir. Hüseyin Hüsnü, Vehhâbilere karşı mücadele eden ve yaşadıklarını kaleme alan nadir belki de tek kişidir. Çalışmamıza bakan yönüyle, İbn Reşîd’in bölgesel rakibi aleyhinde Osmanlı Devleti’nin müdahalesinden beklentileri, sefer sırasındaki tutumu ve Necid’e gönderilen kuvvetin askeri düzeninin bozulması ele alınan bazı detaylardır. Özellikle de Hüseyin Hüsnü’nün Osmanlı kuvvetini Suûdilerle çarpışmaya sürükleyen iki bölgesel unsur arasındaki mücadelede birinin diğerine tercih edilmesine yönelik eleştirileri oldukça dikkat çekicidir. Bu kapsamda çalışmamızda Hüseyin Hüsnü’nün eleştirel yaklaşımı öncelenerek Osmanlı Devleti’nin en ciddi sorunlarından olan Vehhâbî sorunu doğrultusunda Osmanlı-Vehhâbî ilişkilerine dair tarih yazımında farklı bir görüş açısının ve yaklaşımın sergilenmesi amaçlandı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR FİKRİN KULLANIMLARI ÜZERİNDEN FANATİZMİ YENİDEN TANIMLAMAK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62195</guid>
      <author>Serkan YORGANCILAR</author>
      <description>Fanatizm kavramı Kant’a kadar kökenleri uzanan toplumsal ilişkileri ve belirli bir toplumsal tipolojiyi betimlemek için kullanılmıştır. Kavramın kökeni farklı dillerde farklı şekillerde olsa da kavramın işaret ettiği anlam birbirlerine yakındır. Fanatizm üzerinde ülkemizde yapılan çalışmalara baktığımızda bağımsız çalışmaların son derece az olduğu görülmüştür. Bilim dünyasında Toscano tarafından kaleme alınan ve Türkçeye “Fanatizm Bir Fikrin Kullanımları Üzerine adlı eser bu noktada önemli bir boşluğu doldurmuştur. Çalışmada Toscano’nun fanatizm kavramının tarihsel bağlamda izini sürdüğü bağlama sadık kalarak fanatizm kavramı tanımlanmıştır. Kavramın ilk kullanımlarında fanatiğin sadece kutsal alana sadık kalanlar için kullanılmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca fanatik kavramının her zaman olumsuzlanmadığı çok nadir de olsa bazı tarihsel dönemlerde olumlu anlamlarda da kullanıldığı tespit edilmiştir. Fanatizmin kökenlerini anlamada önemli bir unsur da insan faktörüdür. Fanatik davranışlarda bulunabilecek tek canlı varlık insandır. Bu kapsamda fanatik kişilerin özelliklerine de farklı disiplinlerden faydalanılarak değinilmiştir. Çalışmada insanları fanatik davranışlara iten nedenler üzerinde durulduktan sonra fanatik bireylerin ortak özellikleri değerlendirilmiştir. Öteki karşısında kendini güvensiz hisseden bireylerin daha fazla fanatik tepkiler geliştirdiği tespit edilmiştir. Fanatizmin kendi dışında kalan düşünce/ideoloji/söyleme son derece keskin bir biçimde karşı çıktığı görülmüştür. Bununla birlikte kendi düşüncelerine ise tartışmasız kabul ettiği görülmüştür. Fanatizmde lider ve grup aidiyetlerinin de öneminin değerlendirildiği çalışmada fanatizm hakkında farklı değerlendirmelerin eleştirisi de yapılmıştır. Fanatizmin dört temel ve birbirleri ile bağlantılı boyutu ise temsilin reddi, dünyanın olumsuzlanması, öznelliğin kurucu unsuru olarak antagonizma ile şiddet ve vahşetin hâkimiyeti olarak tespit edilmiştir.      </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR MATERYAL OLARAK BELGESELLERİN TARİH ÖĞRETİM YÖNTEMLERİNE KATKILARI; KURAMSAL BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61814</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61814</guid>
      <author>Sibel YAZICIAhmet Ali GAZEL </author>
      <description>Geçmişin bir daha yaşanma ve görülme şansının olmadığı düşünüldüğünde tarihe karşı olumlu tutum geliştirebilmek ve bilinçli vatandaş yetiştirilebilmek için öğretim yöntem ve araç çeşitliliğini arttırmak gerekmektedir. Bu açıdan görsel materyaller önemli ders araçları olarak somut olarak görünen ve algılanan şeylerin soyut kavramlara nazaran daha kolay öğrenilebilmesini sağlamaktadır. Neticede zihin gelişimi somuttan soyuta doğru bir gelişme gösterdiğinden eğitim çağındaki bireyler, derslerde kendilerine sunulan kavramlarla karşı karşıya getirilebildikleri ölçüde öğrenmeleri ve bilgiyi hatırda tutma düzeyleri artmaktadır. Bu durum görsel bir materyal olarak belgesellerin tarih öğretimine katkı sunabilecek ders araçları arasında yer almasını sağlamıştır. Öğretici filmlerin, öğretim yöntemlerinden bağlantısız olarak kullanılmaması gerektiği düşünüldüğünde, özellikle planlama yapılırken materyalin yönteme katkısının belirlenmesi ders verimliliğini arttırabilecektir. Bununla birlikte yapılan çalışmalar tarih öğretiminde belgesel kullanmak için pek çok uygun yöntemin bulunduğunu fakat katkı ifade eden çalışmaların yeterli düzeyde olmadığı ve eğitimcilerin buna ihtiyaç duyduklarını göstermektedir. Çalışma bu noktadan hareketle belgesellerin tarih öğretim strateji ve yöntemlerine sağlayabileceği katkıları; sunuş, buluş, araştırma-inceleme stratejileri ile gezi-gözlem, örnek olay, soru cevap, tartışma, tarihsel empati, gösteri ve sözlü tarih yöntemleri üzerinden ele almış, yöntem-materyal ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 PANDEMİSİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI: AKILLI GÜÇ ve YANSIMALARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57781</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57781</guid>
      <author>Şuay Nilhan AÇIKALIN</author>
      <description>Bu makale, akıllı güç kavramıyla Covid-19'un (2020) ilk yılında Türk dış politikasını incelemeyi amaçlamaktadır. Üst düzey karar vericilerden tahliye edilen vatandaşlara kadar kişisel görüşmelerle zenginleştirilmiş nitel betimsel analizdir. Analiz, Türk dış politikasının, Kovid-19 sırasında Libya'daki askeri operasyonların yanı sıra Türk vatandaşlarının tıbbi yardım ve tahliyeleri ile yumuşak ve sert gücün bir araya getirilmesi yoluyla akıllı gücü ima ettiğini ve Doğu Akdeniz'de aktif olarak sert ve yumuşak güç unsurlarını kullandığını göstermektedir. Araştırmaya katılanlar, farklı bölgelerde askeri operasyonlar başarıyla devam ederken, Türk hükümetinin vatandaşlarını asla geride bırakmayan tahliyeler için büyük çaba sarf ettiğini açıkça ifade ederek Türkiye2nın yumuşak ve sert güç unsurlarını ustaca kullanarak akıllı güç stratejisi izlediğini ortaya koymaktadır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İDARİ PERSONELLERDE SANAL KAYTARMA DAVRANIŞI İLE İŞ PERFORMANSI İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58029</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58029</guid>
      <author>YUNUS EMRE AVCISELÇUK DEMİR  ,ÖMER ÜCE  </author>
      <description>Bütün dünyaya hızlı bir şekilde yayılan internet kullanımı kurumlar ve kurum çalışanları içinde vazgeçilmez bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu gelişme olumlu olarak kabul edilse de işgörenlerin çalışma saatleri esnasında faal olarak yaptıkları internet kullanımının, kişilerin performansını nasıl etkileyeceği ile ilgili birtakım kaygılar oluşmuştur. Sanal kaytarma olarak tabir edilebilen bu durumun çalışan performansıyla ilişkisinin araştırılması önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, işgörenlerin sanal kaytarma davranışlarıyla iş performansı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini, Siirt Üniversitesi’nde görev yapmakta olan idari personeller oluşturmaktadır. Araştırmada; idari personellere, sanal kaytarma ve işgören performansı ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS istatistik paket programıyla değerlendirilmiştir. Korelasyon analizi sonucuna göre; idari personellerin sanal kaytarma davranışları ve alt boyutları ile işgören performansı arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Regresyon analizi sonuçları; sanal kaytarma ve önemli sanal kaytarma faaliyetlerinin, işgören performansını anlamlı olarak yordadığını açığa çıkarmaktadır. Bu çalışmada, elde edilen sonuçlara yönelik öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI SON DÖNEMİNDE KAZA İDARE YAPISI VE İDARECİLERİ: AKÇADAĞ KAZASI ÖRNEĞİ (1870-1920)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62122</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62122</guid>
      <author>Danyal TEKDAL</author>
      <description>Tanzimat dönemi Osmanlı taşra reformlarını somut olarak görebilmenin en iyi yolu, uygulama alanlarına ve uygulayıcılarına bakmaktır. 1871’den sonra büyük oranda şekillenen vilayet, sancak, kaza ve nahiye düzeyindeki idarî teşkilat ve bunların başındaki mülkî amirlerle yürütülen bu sürecin başarı düzeyini belirleyen önemli etkenlerden birisi de hiç şüphesiz taşra idarecileridir. Buradan hareketle, 1870-1920 yılları arasında Malatya sancağına bağlı olan Akçadağ kazası özelinde devletin reformlarının yansımaları izlenebilmektedir. Elli yıllık periyotta meydana gelen idarî gelişmelere paralel olarak Akçadağ kazasında merkezden atanan otuz beş kaymakam görev yapmıştır. Vilayet ve sancak düzeyinde olduğu üzere, kaza idaresinde de sıklıkla yaşanan görevden ayrılma ve göreve başlamalar doğal olarak idarî istikrarsızlığı da beraberinde getirmiştir. Bunun bir sebebi kaymakamların idarî yönden ortaya koyduğu zafiyetler ve şahsi sorunlar iken öteki sebebi yereldeki vatandaşlarca iletilen şikâyetlerin sebep olduğu soruşturmalardır.  Kaymakamlara idarî yönden kaza idare meclisi ile birlikte nâib, mal müdürü, tahrirat kâtibi, nüfus memuru, sandık emini ve telgraf memuru gibi diğer görevliler eşlik etmişlerdir. Kaymakamların idarî açıdan verdikleri kararlarda, yetişme tarzları ve idarî tecrübeleri büyük öneme haizdir. Bundan dolayı önceki görevleri, doğum tarihleri, eğitim durumları, atama ve yer değiştirme usulleri ile emeklilik, maaş, soruşturma ve ceza gibi gelişmeleri birçok açıdan detayları ile birlikte ele alınmıştır. Dönemin sonunda konumunu koruyan Akçadağ, Malatya’nın bir kazası olarak Cumhuriyet’e intikal etmiştir. Bu statüsünü günümüzde de devam ettirmektedir.   </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OĞUZ TÜRKÇESİ SES BİLGİSİ UNSURLARININ ÇAĞATAY TÜRKÇESİNDEKİ İZLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62172</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62172</guid>
      <author>Recep YÜRÜMEZ</author>
      <description>Çağatay Türkçesi ve Oğuz Türkçesi, dil tarihî incelemelerine göre Karahanlı Türkçesinin sonundan itibaren coğrafi olarak uzaklaşma, yeni kültürlerle komşu olma, faklı boyların dilinin yazı ve edebiyat dili hâline gelmesi gibi sebeplerle birbirlerinden uzaklaşmıştır. Ancak tarihî geçmişten dolayı kelime ve dil bilgisi konularındaki ortaklıklar devam etmiştir. Bu dil bilimsel ortaklıkların araştırılması bir yandan Türkçenin günümüzde daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı gibi bir yandan da kökenlerine yönelik yapılacak olan bilimsel araştırmalara kaynaklık edecektir. Bu bağlamda, Oğuz Türkçesi ve Çağatay Türkçesinin ses bilgisi unsurlarıyla sınırlandırılmış olan çalışmada Oğuz Türkçesinin bilinen ses bilgisi unsurları araştırılarak Çağatay Türkçesindeki yansımaları bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Yapılan çalışma neticesinde Oğuz Türkçesinden on altı ses bilgisi unsurunun Çağatay Türkçesinde bulunduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


