






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2022 Sayı LIX</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2248</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE İŞ AHLAKI KONUSUNDA HAZIRLANAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN BİBLİYOMETRİK VE METODOLOJİK GÖRÜNÜMÜ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62869</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62869</guid>
      <author>Abdulkadir YÜKSEL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı iş ahlakı yazınının önemli yapıtaşlarından olan lisansüstü tezlerin bütüncül olarak analiz edilmesi, eğilimlerinin ortaya konulması, araştırmacılara yeni yol haritaları sunması ve Türk iş ahlakı yazınına katkı sunulmasıdır. Araştırmanın kapsamını Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında yer alan iş ahlakı konulu tüm lisansüstü tezler oluşturmaktadır. Bu bağlamda erişilebilir durumda olan 64 lisansüstü tez araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına alınan tezler nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi teknikleri kullanılarak bibliyografik ve metodolojik olarak ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Lisansüstü tezlerin hazırlandığı yıl, üniversite, anabilim dalı, türü, yöntemi, örneklem büyüklüğü ve grubu, veri toplama araçları ve verilerin analizi incelemede ele alınmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekans değerlerinden yararlanılarak elde edilen bulgular çizelgeler ve şekiller eşliğinde sunulmuştur. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre; iş ahlakı konusunu ele alan lisansüstü tezlerin 2010 yılı itibari ile görece artış gösterdiği, çoğunlukla yüksek lisans seviyesinde ve işletme anabilim dalında hazırlandığı görülmektedir. Lisansüstü tezlerde genellikle nicel yöntemlerle araştırmaların yürütüldüğü, örneklem grubunun çalışanlar ve yöneticiler üzerine yoğunlaştığı, veri toplama aracı olarak anket/ölçek tekniğinin sıklıkla kullanıldığı ve verilerin analizinde istatistiksel yöntemlerin tercih edildiği gibi sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca araştırma sonuçları kapsamında yeni araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAŞAM TARZLARINA BAĞLI OLARAK ALIŞVERİŞ TERCİHLERİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİR TÜKETİME ETKİSİ: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62047</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62047</guid>
      <author>Arda ATEŞ</author>
      <description>Günümüzde tüketici grupları, farklı tüketim kültürleri, tercihleri, alışkanlıkları ve yaşam biçimlerine göre alışveriş yapmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı, ülkemizin batı, orta ve doğu bölgeleri üniversitelerinde eğitim gören öğrencilerin, farklı yaşam tarzları olacağı varsayılarak, alışveriş tercihlerinin sürdürülebilir tüketime nasıl bir etki bırakacağının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, İstanbul, Ankara ve Van illeri üniversitelerinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem çerçevesi 315 öğrenci ile sosyal bilimler, fen bilimleri ve güzel sanatlar fakülteleri öğrencilerinden oluşmaktadır. Veriler, çevrimiçi anket yolu, kolayda basit tesadüfi yöntem tekniği ile 2020-2021 eğitim ikinci döneminde toplanmıştır. Bağımsız değişkenin, bağımlı değişken üzerindeki etkisini görebilmek için basit doğrusal regresyon analizi, değişkenler arasındaki ilişkiyi görmek için, Pearson korelasyon analiz teknikleri kullanılmıştır. Bulgu ve analizlere göre; “H&lt;sub&gt;1&lt;/sub&gt;” hipotezi, sürdürülebilir tüketim davranışı ile yaşam tarzı arasında pozitif bir ilişkinin varlığı, “H&lt;sub&gt;2&lt;/sub&gt;” hipotezi, yaşam tarzının, sürdürülebilir tüketim davranışı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu söylenebilir. Sonuç, sürdürülebilirlik noktasında, çevreye duyarlılık, geri dönüşüm, tasarruf, ihtiyaç dışı satın almama, “evrendeki tüketim alışkanlıklarını pozitif yönde anlamlı etkilemektedir” olarak yorumlanabilir. Bu araştırmanın önemi, üniversite öğrencilerinin yaşam tarzlarından yola çıkarak, sürdürülebilir tüketime nasıl, ne kadar eğilim gösterdiklerinin anlaşılması, hedef kitlenin beklenti ve ihtiyaçlarını gidermek noktasında, pazarlama alanına bir katkı sunmak olarak ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE MAHREMİYETİN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERE GÖRE FARKLILAŞMASI: INSTAGRAM ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63319</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63319</guid>
      <author>Aslı YURDİGÜLHatice LELOĞLU  </author>
      <description>İletişim teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde ortaya çıkan sosyal paylaşım ağları, toplumların yeni sosyalleşme alanları haline gelmiştir. Bu ağlarda sosyalleşme, geleneksel iletişim yöntemlerine alternatif olarak görsel öğerlerin ağırlıkta olduğu bir iletişim biçimiyle gerçekleştirilmektedir. Görmek ve görülmek üzerine şekillenen bu iletişim biçimiyle, bazı toplumsal değerler aşınmaya uğramıştır. Bu değerler arasında yer alan mahremiyet, bireyselliği, sınırları ve ihlalleriyle en fazla tartışılan kavramlardan biridir. Özel hayatın korunması, özel alan/kamusal alan, bilgi gizliliği, ifşa, gözetim gibi hususları ihtiva eden kavram, kültüre, kişiye, zaman ve mekâna göre farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada, Instagram kullanıcılarının, kişilik özelliklerinin ve mahremiyet algılarının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma, veri toplama yöntemlerinden anket kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, 6 faklı ilde görev yapan çağrı merkezi çalışanlarına kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılarak elde edilmiş ve 1072 anket analize tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre; kişilik özellikleri demografik özelliklere göre farklılaşmıştır. Instagram’ı kullanma süresi ve veri paylaşım sıklığı da bazı kişilik özelliklerine göre farklılık göstermiştir. Mahremiyet algısında demografik açıdan belirgin farklılıklar oluşmamıştır. Bu konuda sadece cinsiyet açısından bir farklılık görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1970-2020 Dönemi için Matematik Eğitimi Araştırmalarındaki En Etkili 500 Makale: Bibliyometrik Atıf Analizi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58195</guid>
      <author>Ayça AKINCem Oktay Güzeller  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, 1970-2020 dönemi için matematik eğitimi araştırmasındaki en çok atıf alan 500 makaleyi belirlemek ve değerlendirmek, daha sonra bibliyometrik atıf analizi kullanarak bu tarihsel platformun evrimi üzerindeki etkisini tartışmaktır. Amerika Bileşik Devletleri (ABD) en çok atıf alan 500 makale, araştırmacılar ve kurumlar açısından en yüksek yüzdeye sahip olan en verimli ülkedir. En üretken kurum Wisconsin Üniversitesi olup ABD’de bulunmaktadır. Belçika’daki KU Leuven Üniversitesinden Verschaffel L 34 makalesi ile en üretken yazardır.  Journal for Research in Mathematics Education (JRME) ise en önde gelen dergidir. Matematik başarısı, en çok atıf alan 500 makale en çok ilgi gören ve en çok çalışılan konudur. Matematik eğitimi araştırmalarının kökenini esas olarak matematik eğitimi literatürü ardından genel eğitim, psikoloji, eğitim teknolojisi, biliş ve beyin araştırmaları ile eğitim psikolojisi izlemektedir. Aynı zamanda bu çalışma, bibliyometrinin tüm klasik yasalarının yaklaşık 40 yıl önce kuramsallaşmasına rağmen, bu yasaların matematik eğitimi araştırmalarının mevcut evrimini hala aydınlatabildiğini ortaya koymaktadır. Bu önemli sonuçlara dayanarak, bu araştırma bibliyometrik atıf analizi kullanarak matematik eğitim araştırmalarının kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOKAT’TA BULUNAN 14. YÜZYILA TARİHLENEN BAĞIMSIZ TÜRBELER ÜZERİNE MİMARİ BİR DEĞERLENDİRME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63381</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63381</guid>
      <author>Aygün KALINBAYRAK ERCANDuygu KALKAN AÇIKKAPI </author>
      <description>Türkler’in Anadolu topraklarındaki hâkimiyeti sonrası Anadolu’da yaygınlaşan İslami anıt mezar geleneği ile çok sayıda türbe inşa edilmiştir. Türbeler, yaptıran kişinin ve/veya ailesinin genellikle gömülü olduğu küçük boyutlu ve kişiye özel yapılar olması sebebiyle, form, yapı malzemesi, yapım tekniği ve süsleme açısından çok çeşitlilik gösteren bir yapı tipi olmuştur. Bu çalışmada; inşa edildikleri dönemdeki olası kültürel etkilenmelerin türbe mimarisine yansımasını incelemek üzere, günümüzde Tokat şehir merkezinde bulunan bağımsız türbeler arasında inşası Tokat’ın İlhanlı hâkimiyetinde bulunduğu 14. yüzyıla tarihlenen Burgaç Hatun Türbesi, Erenler Türbesi ve Nurettin İbn-i Esentimur Türbesi ele alınmıştır. Nitel araştırma yönteminden yararlanılarak oluşturulan bu çalışmada, seçilen türbelerin mimari ve sanatsal açıdan özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında literatür taraması yapılmış, Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden yapılarla ilgili belge, bilgi, çizim, fotoğraf ve raporlar temin edilmiş ve arazi çalışması yapılarak yapılar yerinde incelenmiş ve bugünkü durumları fotoğraflanarak kayıt altına alınmıştır. Sonuç olarak, Burgaç Hatun Türbesi, Anadolu’nun en erken altıgen türbelerinden biri olması ve Bizans mimarisinde yaygın olarak kullanılan taş-tuğla almaşık tekniği ve yonca biçimli süs çömleklerinin uygulanmış olması dolayısıyla diğer iki türbeden farklılaşmaktadır. Erenler Türbesi’nin ise baldaken tipi türbelerin ilk örneklerinden biri olarak Anadolu’da İslamiyet öncesi ve sonrası yapı örneklerinin İran ve Orta Asya’dan gelen mimari ve sanatsal etkilerle yorumlanmış bir örneği olduğu anlaşılmaktadır. Tuğladan inşa edilmiş, yıldız planlı piramidal külahıyla dikkat çeken Nurettin İbn-i Esentimur Türbesi ise doğu cephesinde yer alan barok karakterli pencere süslemesi ile özelleşmektedir. Bu üç türbe birlikte değerlendirildiğinde, Bizans mimarisi ve sanatı etkisi, Anadolu Selçuklu geleneklerinin devam ettirildiği ve 13. yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekleşen Moğol baskısıyla Anadolu’ya gelmiş olan grupların sanatsal tesirleri altında kaldıkları görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN DÖNEMDEN GÜNÜMÜZE KADINLARIN SPOR FAALİYETLERİNDEKİ TEMSİLİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57495</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57495</guid>
      <author>Yunus Emre KARAKAYAAykut ŞAHİN </author>
      <description>Kadının spordaki yeri ve spor tarihinde nasıl konumlandığıyla ilgili araştırmalar hala güncelliğini korumaktadır. Sporun karakteristik özellikleri, kulüplerin kuruluşları ve yönetim anlayışları, erkeklerin eylemlerine ve üstünlüğüne, ayrıca toplumların beklentilerine göre şekillenmektedir. Toplumsal düzende kadınlara kendi iradeleri dışında biçilen roller hayatın diğer alanlarında da benzer şekilde görülmektedir. Kadınlar erken dönemden günümüze spor faaliyetlerine katılım sürecinde bir varoluş mücadelesi ortaya koymuşlardır. Bu çalışma, erken dönemden günümüze kadınların spor faaliyetlerine katılımı ve erken dönemden günümüze Türklerde kadınların spor faaliyetlerindeki gelişimini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen veriler, birincil ve ikincil kaynaklar ışığında retrospektif yöntemle değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, kadınların spor organizasyonlarına erkeklerle eşit seviyede katılım hakkı elde etmede bir gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Sporda kadınların erkeklerle aynı düzeyde temsil edilmesi, hayatın diğer alanlarındaki tüm kadınlara da örnek teşkil edecektir. Böylece bir toplumsal dönüşüme de katkı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmenlerinin Oyuna İlişkin Algılarının İncelenmesi </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59767</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59767</guid>
      <author>Bayram DELEŞNeriman ARAL ,Emin DEMİR </author>
      <description>Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin oyuna ilişkin algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemi ve tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bağımsız anasınıflarında ve anaokullarında görev yapan 145 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırma verileri “Genel Bilgi Formu” ve “Oyun Algısı Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre oyunun özgürlüğü ve amacı ile oyun algısı düzeylerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kamuda çalışan öğretmenlerin özel okullarda çalışan öğretmenlere göre oyunun işlevi ve ‎oyunda ‎ilgi/merak/keşif düzeylerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Oyunla ilgili eğitim alan öğretmenlerin oyunun işlevi ve ‎oyunda ‎ilgi/merak/keşif düzeyleri ile oyun algısı düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda oyunla ilgili eğitim alan öğretmenlerin oyuna ilişkin algı düzeylerinin anlamlı derecede yüksek çıkmasına bağlı olarak geniş kitleleri içine alan oyuna yönelik eğitimler yapılabilir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİYLE BİRLİKTE RESMİ VE ÖZEL İLKOKUL İSTATİSTİKLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54717</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54717</guid>
      <author>Yalçın KARALIMert ŞEN  ,Ömer Varol PALANCIOĞLU  </author>
      <description>Teknolojik ve bilimsel gelişmeler toplumların ihtiyaçlarını da değiştirmiştir. Değişen bu ihtiyaçları karşılamanın en temel yolu ise eğitim olmuştur. Artan eğitim talebi devlet tarafından açılan resmî kurumlar ve sayısı gün geçtikçe artan özel kurumlar tarafından karşılanmaktadır. Bu noktada resmi ve özel okulların mevcut durumlarının bilinmesi ve karşılaştırmalar yapılması önem arz etmektedir. Bu araştırmada eğitim sisteminin temelini oluşturan ilkokul verilerini Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) istatistiklerine dayalı olarak incelemek amaçlanmıştır. Araştırmaya konu olan istatistikler 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesiyle birlikte MEB istatistiklerinde ilkokul sayılarının müstakil olarak verilmesinden dolayı ele alınmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yönteminden durum deseni kullanılmıştır. Bu araştırmada doküman incelemesi yapılmıştır. Doküman olarak 2012-2020 yılları arasında yayımlanan MEB istatistik raporları kullanılmıştır. Bu raporlar amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklemeyle seçilmiştir. Araştırmada kurum sayılarının resmi ilkokullarda azalmasına karşın özel ilkokullarda arttığı, derslik sayıları ve öğretmen sayılarının hem resmi ilkokullarda hem de özel ilkokullarda arttığı, öğrenci sayılarının resmi ilkokullarda azaldığı, özel ilkokullarda ise arttığı, kadın öğretmen sayısının hem resmi hem de özel ilkokullarda erkek öğretmenlere göre daha yüksek olduğu bulgularına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE YAZIM EĞİTİMİNİN İDARİ PERSONELİN RESMİ YAZIŞMA NİTELİKLERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62125</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62125</guid>
      <author>Ahmet Turan DOĞANFatma Şeyma DOĞAN  ,Mesut YILDIRIM  ,Burhan AKPINAR  ,Ekrem BEKTAŞ  </author>
      <description>Bu çalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan bir devlet üniversitesinde görev yapan bölüm sekreteri, yazı işleri ve personel işleri elemanlarına resmî yazışma konusunda Türkçe yazım eğitimi verilmesi ve bu eğitimin çeşitli bilimsel ölçütlerle değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Deneysel desenli bu çalışma çerçevesinde öncelikle bu eğitimi alacak personel tespit edilmiş ve söz konusu üniversitenin çeşitli birimlerinden onar adet resmî yazı örneği istenmiştir. Bu resmî yazılar Türkçenin cümle, ifade; yazım ve noktalama özellikleri bakımından değerlendirilmiş ve personelin bu yazılardaki Türkçe yazım durumuna göre bir ön test hazırlanmıştır. Bu ön teste ve daha önce alınan resmî yazı örneklerine göre personelin ihtiyacı olan bir eğitim planı yapılmıştır. Bu eğitimde teorik bilginin sunulmasının yanında birimlerden alınan yazılar ışığında örnekler üzerinden uygulamalar da yapılmıştır. Ayrıca, bu eğitimlerde personelin Türkçe yazım ve noktalama kurallarıyla ilgili her zaman ulaşabilecekleri internet adresleri de tanıtılmıştır. Personelin sorularla aktif olarak da katıldığı bu eğitimlerin ardından onlara son test uygulanmıştır. Bu testin üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra yine söz konusu üniversitenin birimlerinden onar adet resmî yazı örneği istenmiştir. Böylece eğitim öncesi ve sonrasında elde edilen veriler kendi aralarında karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bu analizlere göre verilen Türkçe yazım eğitiminin etkili olduğu ve ilgili personelin cümle, ifade; yazım ve noktalama konularında bir gelişim gösterdiği ortaya konmuştur. Bunun yanında, personelde Türkçe yazım konusunda bir duyarlılığın oluştuğu da gözlemlenmiştir. İhtiyaca dayalı bu tarz resmi yazışma eğitimlerinin yazışma kalitesi ve personel farkındalığının artmasına katkı sağladığı ifade edilebilir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAURICE VIEUX VE ONURUNA DÜZENLENEN VİYOLA YARIŞMASI HAKKINDA TARİHSEL BİR İNCELEME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62765</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62765</guid>
      <author>Cansu YILMAZ</author>
      <description>Araştırmada, viyola çalgısının tarihsel gelişim sürecinde büyük bir yere sahip olan ünlü viyolacı Maurice Vieux ve adına düzenlenen viyola yarışması hakkında tarihsel incelemeye yer verilmiştir. Paris Konservatuvarı’nda oluşturmuş olduğu viyola sınıfı ve bestelemiş olduğu viyola eserlerinin yanı sıra aktif bir performans hayatı içerisinde yaşamış olan Vieux, viyola çalgısının keman ile örtüştürülmesi algısını yıkmayı hedeflemiş bir isim olmuştur. Viyolanın teknik gelişimine katkı sağlamış olan etüd kitapları yazmış, önemli orkestra eserlerindeki viyola partileri üzerine çalışmalar gerçekleştirmiştir. Fransa’da bir grup viyolacı tarafından kurulmuş olan Les Amis de l’Alto viyola topluluğu da aynı hedef çerçevesinde bir vizyona sahip olmuş ve Maurice Vieux onuruna düzenledikleri viyola yarışması ile büyük bir yeniliğe imza atmışlardır. Bu çalışma içerisinde Maurice Vieux’un yaşamı hakkında bilgi aktarılmış, viyolanın gelişimine katkı sağlamış olan girişimleri araştırılmış ve Les Amis de l’Alto kuruluşunun hedefleri kapsamında düzenlenmiş Maurice Vieux yarışması hakkında detaylı bir incelemeye yer verilmiştir. Aynı zamanda, diğer önemli uluslararası viyola yarışmaları araştırılmış, tarihsel olarak sıralanmış şekilde sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEKİZİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ELEŞTİREL DÜŞÜNME EĞİLİMLERİ, OKUDUĞUNU ANLAMA DÜZEYLERİ VE OKUMAYA İLİŞKİN TUTUMLARI HAKKINDA ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62118</guid>
      <author>Ebru BOZPOLATHatice GÜÇCÜK KURGA  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı; sekizinci sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri, okuduğunu anlama düzeyleri ve okumaya ilişkin tutumları hakkında Türkçe öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada, durum çalışması modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Sivas ili Merkez ilçesinde yer alan 25 farklı ortaokulda görev yapan toplam 27 Türkçe öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. İki bölümden oluşan görüşme formunun birinci bölümünde öğretmenlerin kişisel bilgilerini (cinsiyet, mesleki kıdem ve mezun olunan fakülte, mezun olunan bölüm, eğitim durumu) belirlemeye yönelik maddeler, ikinci bölümünde öğretmenlerin sekizinci sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerine, okuduğunu anlama düzeylerine, okumaya ilişkin tutumlarına, eleştirel düşünme eğilimleri ile okuduğunu anlama düzeyleri arasındaki ilişkiye, eleştirel düşünme eğilimleri ile okumaya ilişkin tutumları arasındaki ilişkiye; öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerini, okuduğunu anlama düzeylerini ve okumaya ilişkin tutumlarını olumlu yönde geliştirmek için öğretmenler, veliler ve öğrenciler tarafından yapılması gerekenlere ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik 8 açık uçlu soru yer almaktadır. Araştırmada elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin çoğunluğu sekizinci sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerinin ve okuduğunu anlama düzeylerinin düşük düzeyde olduğunu, okumaya karşı olumsuz bir tutum içerisinde olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı öğrencilerin okuduğunu anlama düzeyleri arttıkça ve okumaya ilişkin olumlu tutum geliştirdikçe eleştirel düşünme eğilimlerinin de arttığını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte araştırmada, öğretmenler öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerini, okuduğunu anlama düzeylerini ve okumaya ilişkin tutumlarını olumlu yönde geliştirmek için öğretmenler, veliler ve öğrenciler tarafından yapılması gerekenleri ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Demokratik Barış Teorisi ve Avrupa Birliği’nin (AB) Kuruluşu</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62633</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62633</guid>
      <author>Ekrem Yaşar AKÇAYHalil Emre DENİŞ  ,Selim KANAT </author>
      <description>Demokratik Barış Teorisi, ampirik bulguları ve demokrasilerin birbirleriyle neredeyse hiç savaşmayacakları çoğu teorik sonucu kapsar. 1980'lerde Uluslararası İlişkiler Disiplini'ne giren Demokratik Barış Teorisi, demokrasilerin birbirleriyle savaşmayacağını ve tarihsel olarak, istisnalar dışında, demokratik devletlerarasında barışın garanti altına alındığını savunur. Demokratik Barış Teorisi, ekonomik kalkınmanın barış ve demokrasinin sağlanması ve geliştirilmesinde de etkili olduğunu belirtmekte ve daha sonraki çalışmalarda devletlerin ekonomik olarak birbirine bağımlı oldukları için savaştan kaçınacakları belirtilmektedir. Bu çalışmada Avrupa Birliği'nin kuruluş süreci, kuruluş nedenleri ve bugünkü varlığı Demokratik Barış Teorisi çerçevesinde incelenecektir. Bu çalışmada, Avrupa Birliği'nin kuruluş süreci ve gelişimi göz önüne alındığında, demokratik Avrupa devletlerinin her ikisinin de ortak normlarla bir araya geldikleri ve aralarındaki sorunları çözerek, savaşarak kazanacaklarından daha fazla ekonomik kazanç elde ettikleri için bir araya geldikleri sonucuna varılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Hayır Kurumları Hayırseverlik Kapasitelerini Nasıl Geliştirebilir?</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63244</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63244</guid>
      <author>Yusuf AYDIN</author>
      <description>Yardım sektöründe faaliyet gösteren Türk STK'larının sayısı her geçen gün artmaktadır. 2020 yılında Türkiye'nin kalkınma ve insani yardım amaçlı dış yardımı 8,8 milyar doları bulmuştur. Bu miktarın yaklaşık 401.87 milyon doları çeşitli Türk STK'ları tarafından sağlanmıştır. Bu araştırmada Türk STK'ları, büyük bağış rakamlarıyla kendi kapasitelerini geliştiriyor mu, etkili bağış toplama kampanyaları yürütebiliyorlar mı ve gönüllülerini uygun şekilde harekete geçirmek için uygun mekanizmalar geliştirebiliyorlar mı” sorularına cevap aranmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre Türk hayır kurumları kendi kapasitelerini yeterince ve doğru bir şekilde geliştirememektedir. Türk hayır kurumları, kampanyalarını genç ve yaşlı bağışçılar da dahil olmak üzere çeşitli kategorilere tanıtmakta genellikle başarısız olmaktadır.Ancak Türk yardım derneklerinin en büyük özelliği tüm illerde şube ve temsilciliklerinin olmasıdır. Ayrıca gönüllü ordularının çok olması fundraising kampanyalarında hızlı hareket etmelerini sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ÖZ-YÖNETİM BECERİLERİ ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62591</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62591</guid>
      <author>Emrah KÖSEOĞLUŞerife Dilek BOYACI  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, ilkokul 3. sınıf öğrencilerine yönelik geçerli ve güvenilir bir öz-yönetim becerileri ölçeği geliştirmektir. Bu amaçla araştırmacı tarafından alanyazına dayalı olarak 72 soruluk madde havuzu oluşturulmuş ve kapsam geçerliği ile dile uygunluk gibi konular açısından taslak ölçek 5 uzmanın görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulan 62 soruluk deneme ölçeği formu kullanılarak 54 öğrenciyle pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Kapsam geçerliği ve dile uygunluğu değerlendirilen ölçek formu, pilot uygulama ve uzman görüşlerine dayalı olarak 49 maddeye düşürülmüştür. Son biçimi verilen ölçek formu Şanlıurfa iline bağlı Eyyübiye, Karaköprü ve Viranşehir ilçelerinde 2020-2021 eğitim öğretim yılının bahar döneminde toplam 954 ilkokul 3. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Eksik ve yanlış doldurulan formlar çıkarıldıktan sonra 901 ölçek formu üzerinden veri analizleri yapılmıştır. Ölçek formunda açıklayıcı faktör analizi/AFA ve doğrulayıcı faktör analizi/DFA sonucunda 6 faktörlü 20 maddeden oluşan bir yapıya ulaşılmıştır. AFA’da elde modelin uyumluluğu DFA ile test edilmiş ve elde edilen uyum indisleriyle desteklenmiştir.  Ölçeğin geneli için elde edilen güvenirlik katsayısı da .818 olarak hesaplanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUK EDEBİYATI ESERLERİNDE TARİH SEVGİSİ VE KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI: BİLGİN ADALI’NIN “KARİYE HAZİNESİ” ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58062</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58062</guid>
      <author>Funda BULUTŞahin ŞİMŞEK </author>
      <description>Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağ kurmayı sağlayan tarih, kurgusal metinlerle çocuk edebiyatına taşındığında çocukların öğrenme merakını ve araştırma isteğini arttırarak değer gelişimine katkıda bulunabilmektedir. Çocuklar, okudukları eserler yoluyla içinde yaşadıkları toplumun geçmişini, ülkelerinin zengin tarihsel mirasını tanıyarak onları koruma bilincine de sahip olmaktadırlar. Bu bağlamda Türkçe Dersi Öğretim Programı’nda yer alan “Millî Kültürümüz” teması işlenmesi zorunlu temalardan biridir ve bu başlık altında kültürel miras, şehirlerimiz, tarihî mekânlar, tarihî şahsiyetler, tarihî eserlerimiz gibi birçok önemli konuya yer verilmektedir. Bahsi geçen konular açısından değerlendirildiğinde Bilgin Adalı’nın &lt;em&gt;Kariye Hazinesi&lt;/em&gt; adlı eserinin, Millî Kültürümüz temasının kazanımlarını destekleyecek nitelikte bir eser olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, Bilgin Adalı’nın &lt;em&gt;Kariye Hazinesi&lt;/em&gt; adlı eserinin hangi yönleriyle kültürel mirasa sahip çıkma değerine katkı sağladığını, eserde tarih sevgisinin nasıl işlendiğini ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, çalışmanın verileri doküman incelemesi tekniği ile elde edilmiş, elde edilen veriler içerik analizi ile yorumlanmıştır. İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiği günlerden kalma bir hazinenin peşine düşen bir grup çocuğun maceralarının anlatıldığı eser, doğrudan kültür varlıkları ve onları koruma konusunda bilgi veren kazanımlarla tarih, kültür ve miras öğrenme alanında farkındalık yaratmaktadır&lt;em&gt;. Kariye Hazinesi&lt;/em&gt;’nde tarih sevgisi ve merakı da öğrencilerine kültür varlıklarının sahip olduğu değerler konusunda bilgi ve bilinç kazandırma hevesindeki idealist öğretmen Erdal karakteri üzerinden aktarılır. Eserde Erdal öğretmenin çocuklarla kurduğu ders içi ve ders dışı etkin iletişim biçimi, öğretim yöntemleri ve müze kültürü dikkat çekici diğer eğitimsel ögelerdir. Çalışma sonucunda eserin genç nesillerde tarih sevgisi ve merakı oluşturabilecek kültürel mirasın aktarılması ve korunması adına birçok unsura yer verdiği bulgusuna ulaşılmış ve bunlar örneklendirilmiştir. Bulgularda çocukların kültür varlıklarının nasıl yok olduğu ve nasıl korunabileceği konularında bilgilendirilmesi, müze kültürü, araştırma merakı gibi millî kimlik ve tarih bilinci oluşturulmasına katkı sağlayacak ve bu konuda farkındalık oluşturacak noktalar da tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI TAŞRASINDA BİR BÜYÜK PAZAR ORGANİZASYONU: ZİLE PANAYIRI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63592</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63592</guid>
      <author>Hadi BELGE</author>
      <description>Tarihi kökenleri İlk Çağ’a kadar uzanan panayırları, içerdikleri etkinliklere göre ticarî, dinî veya sosyal panayırlar; çevreyle etkileşimlerine göre de bölgesel ya da uluslararası panayırlar olarak sınıflandırmak mümkündür. Osmanlılar zamanında imparatorluğun Balkan ve Anadolu topraklarında bu nitelikleri örnekleyen çok sayıda panayır kurulmuştur. Panayırlar 19. yüzyılın gelişen ulaşım, üretim ve pazar imkânları içerisinde özelde gelişme eğilimindeki kentlerin, genelde ise ülke ekonomisinin önemli bir faaliyeti olarak Osmanlı iktisadi hayatında kabul görmüştür. Panayırlar üzerine yapılan araştırmalar, panayırların süreleri ile ekonomik büyüklükleri arasında bir paralellik olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan panayır incelemeleri Osmanlı toplumunun sosyo-ekonomik yapısının daha iyi anlaşılmasına vesile olabilecek bazı alt başlıkları içermektedir. Panayır bürokrasisi, vergileri, memurları, ticareti, güvenlik tedbirleri, tüccarların nitelikleri, eğlence ve kültürel faaliyetleri üzerinde durulması gereken bu başlıkların bazılarıdır. Bu çalışmada yalnızca Osmanlılar döneminin değil Anadolu tarihinin en köklü panayırlarından biri olan Zile Panayırı ele alınmıştır. Yapraklı (Çankırı) Panayırı ile birlikte Anadolu’nun en eski panayırlarından biri olduğu bilinen Zile Panayırının, resmi olarak 15 gün ve bazı özel durumlarda bir aya kadar uzayan süresiyle ve ticari kapasitesiyle Anadolu’da kurulan beş büyük Osmanlı panayırından biri olduğu anlaşılmaktadır. Daha önce halkbilimsel açıdan incelenen Zile Panayırı bu çalışmada Osmanlı dönemine ait çeşitli arşiv belgeleri üzerinden ve tarihi bir perspektif ile ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TELEVİZYON PROGRAMLARINDA KÜFRÜN KOMEDİ UNSURU OLARAK KULLANIMI: “ÇOK GÜZEL HAREKETLER 2” ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61936</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61936</guid>
      <author>Hakan YÜKSEL</author>
      <description>Televizyon programları, içerikleri itibariyle birçok farklı türü izleyiciye sunmaktadır. Komedi içerikleri de bunlardan birisidir ve komedi programları izleyiciyi eğlendiren yapımlar olarak kabul edilmektedir. Bu programlarda güldürü öğesi olarak küfür eylemine başvurulması da mümkündür. Nitekim mizansenin bir parçası olarak küfürlü diyaloglara yer verilebilmektedir. Mevcut çalışmada da, küfürlü içeriklerin televizyon programlarında komedi unsuru olarak nasıl ve ne ne şekilde kullanıldığının ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda “Çok Güzel Hareketler 2” programının örneklem alınan bölümleri içerik analiziyle incelenerek veriler elde edilmeye çalışılmaktadır. İncelenen her bölümde küfrün birçok farklı biçiminin tercih edildiği görülmektedir ve dolayısıyla komedinin bir parçası olan ve izleyiciyi güldüren bir küfür-güldürü ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Olarak İngilizce Öğretim Elemanlarının Kişiselleştirilmiş Öğrenme Algıları</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52645</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52645</guid>
      <author>Kübra OKUMUŞ DAĞDELER</author>
      <description>Teknoloji, eğitimde kişiselleştirme için büyük fırsat sağlamaktadır.  Bu yüzden, günümüzde kişiselleştirilmiş öğrenme her zamankinden daha fazla gündeme gelmiştir. Ancak eğitimcilerin kişiselleştirilmiş öğrenmeyi nasıl algıladıkları bilinmemektedir. Bu nedenle, bu çalışma İngilizceyi yabancı dil olarak öğreten öğretim elemanlarının kişiselleştirilmiş öğrenme ve kişiselleştirilmiş dil öğrenimi algılarını belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışma nitel bir araştırmayı benimsemiştir ve çalışmaya 8 İngilizce öğretim elemanı katılmıştır. Veri toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu soru formu kullanılmıştır. Çevrimiçi ortamda toplanan veriler içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Bulgular, öğretim elemanlarının kişiselleştirilmiş öğrenmeyi öğrencilerin ihtiyaçlarına, ilgi alanlarına, öğrenme hızlarına, güçlü ve zayıf yönlerine göre düzenlenmiş bir öğrenme yaklaşımı olarak tanımladıklarını göstermiştir. Öte yandan, öğretim elemanları, her ikisi de öğrenenlerin ihtiyaç ve ilgilerini dikkate aldığından bireyselleştirilmiş öğrenme ve kişiselleştirilmiş öğrenmenin aynı kavramlar olduğunu düşünmektedirler. Ayrıca, katılımcılar teknolojinin kişiselleştirilmiş öğrenme için birçok araç sağladığına ve bu nedenle katkısının çok önemli olduğuna inanmaktadırlar.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE CUMHURİYET DÖNEMİ EĞİTİM POLİTİKALARI (1923-1950) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57415</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57415</guid>
      <author>İbrahim DEMİRBAŞM. Talha ÖZALP  </author>
      <description>Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusun büyük çoğunluğu kırsalda yaşamakta, köyler geri kalmış tarımsal yöntemlerin uygulandığı ve savaş yıllarının yokluğu ve tahribatının hayatın her kademsinde görüldüğü bir yerdi. Anadolu eğitim faaliyetleri açısından tamamen ihmal edilmiş bir haldeydi. Bu dönemde Misak-ı Maarif genelgesi, Birinci Heyeti İlmiye toplantısı, yabancı uzmanların ülkeye davet edilmesi ve Tevhidi Tedrisat Kanunu eğitim alanın yapılmaya çalışılan dönüşümün ilk adımları olmuştur. Harf İnkılabı’nın gerçekleştirilmesi ve yeni alfabenin halka öğretilmesi için başlatılan Millet Mektepleri seferberliği Cumhuriyet döneminin eğitime ve halka bakışını yansıtmaktadır. Köy Enstitüleri, Cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en önemli faaliyetidir. Fikri alt yapısı 1935’te başlatılıp 1937’de denemesine girişilen enstitülerin, 1940’da çıkan kanunla devletin temel eğitim yöntemi olduğu görülmektedir. 1923-1950 arasındaki eğitim politikaları, yıllarca savaşlarda asli unsur olarak kullanılan ve hep ihmal edilen Türk milletine karşı gereken ilginin gösterilmesi ve Anadolu’nun eğitilmesiyle Cumhuriyetin ilkelerinin kalıcılığı ve bu ilkelere sahip çıkılması amacını sağlamaya yönelik olmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Öğrencilerinde Okula Aidiyetin Okul Sporları Bağlamında İncelenmesi </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62863</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62863</guid>
      <author>Ali ARSLANNurgül ÖZDEMİR </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin okula aidiyetlerinin okul sporları çerçevesinde incelenmesidir. Çalışma öğrencilerin okula aidiyetini betimlemesi bakımından tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 218 kız, 182 erkek olmak üzere 400 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanmasında Goodenow (1993) tarafından geliştirilmiş, Sarı (2011) tarafından Türkiye’ye uyarlaması yapılmış Okula Aidiyet Duygusu Ölçeği kullanılmıştır.İki alt boyuttan oluşan ölçeğin güvenirlik katsayısı  R=.86 olarak hesaplanmıştır.Araştırmada ayrıca kişisel bilgilerin toplanması için araştırmacılar tarafından düzenlenmiş olan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.00 istatistiksel paket programı kullanılarak; betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü anova testi gibi istatistiki tekniklerden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda okul spor takımlarında yer alan öğrencilerin okula aidiyetlerinin daha yüksek, reddedilmişlik düzeyinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Ayrıca kız öğrencilerin erkeklere göre daha düşük düzeyde reddedilmiş hissettikleri görülmüştür. Bireysel spor ve takım sporları ile ilgilenen öğrencilerin okula aidiyet ve reddedilmişlik duygusu bakımından farklı olmadığı gözlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANZİMAT DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE: TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİMLERİN REFORM TARİHİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58134</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58134</guid>
      <author>Salih BATAL</author>
      <description>Günümüzde halka en yakın hizmet üreten yönetim birimleri yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler günümüzdeki haline, Osmanlı Devleti döneminde ilk ortaya çıktığı andan itibaren geçirdiği birçok mevzuat değişikliği sonucunda ulaşmıştır. Osmanlı Devleti’nde yerel hizmetlerin görülmesi için oluşturulan yapı, Tanzimat döneminin meydana getirdiği birçok değişikliğe ve yeniliğe cevap verememiştir. Bu nedenle Tanzimat döneminde ilk yerel yönetim birimi oluşturulmuştur. Bu birim günümüze kadar olan süreç içerisinde birçok kez yapısal ve kurumsal değişikliğe uğramıştır. Çalışma, yerel yönetimlerin ilk ortaya çıkışından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne kadar olan süreçte geçirdiği değişikleri ve reform hareketlerini incelemek için ele alınmıştır. Bu makale ile Osmanlı döneminden günümüze kadar olan süre içinde meydana gelen reform hareketleri kronolojik olarak ortaya konulmuş ve reform hareketlerinin nedenleri irdelenmiştir. Ayrıca söz konusu süreçte oluşturulan mevzuatlarda yerel yönetimlerin konumu, farklılıkları ve benzerlikleri çalışmada yer almıştır. Yerel yönetimler alanında meydana gelen reformların yalın ve öz bir şekilde sunulmasıyla, reform hareketlerinin tam olarak anlaşılabilmesi çalışmanın amaçlarından biridir. Çalışmada literatür taraması yolu ile elde edilen veriler kullanılarak bir bütün halinde sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KONAKLAMA İŞLETMELERİNDE ÇALIŞAN KADINLAR AÇISINDAN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISININ İŞ YAŞAM DENGESİ ÜZERİNE ETKİSİ: ALANYA UYGULAMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63230</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63230</guid>
      <author>Necati ŞİMŞEKHanife CANDIR ŞİMŞEK ,Salih TELLİOĞLU </author>
      <description>Çalışma yaşamında birçok zorlukla mücadele etmek durumunda kalan kadınların varlığı bilinen bir gerçektir. Toplumsal cinsiyet kalıplarının çoğu zaman çalışma yaşamında kadınların varlığını belirlemede etkili olduğu gerçeğini göz ardı etmek mümkün değildir. Öte yandan iş yaşam dengesini kurmakta daha çok zorlananların yine kadınlar olduğunu yapılan çalışmalar ortaya koymaktadır. İş yaşam dengesi farklı bağlamlarda akademik çalışmalarda kendisine yer bulmaya devam ederken toplumsal cinsiyet perspektifinden ele alındığı çalışmalar ise oldukça sınırlıdır. Konuya toplumsal cinsiyet perspektifinden bakılması isteği bu çalışmanın hayata geçirilmesinde belirleyici olmuştur. Bu bağlamda çalışmada amaçlanan toplumsal cinsiyet algısının iş yaşam dengesine olan etkisini ortaya koymaktır. Araştırma turizm sektöründe konaklama işletmelerinde çalışan kadınlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemi ile yürütülen çalışma kapsamında Alanya’da faaliyet gösteren 3, 4 ve 5 yıldızlı işletmelerde çalışan 172 kadına anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar arasında çalışmaya katılan kadınların yönetim kademelerinde yalnızca erkeklerin bulunmasını olumsuz karşıladıkları ve iş yaşam dengesini sağlamada genel itibariyle başarılı oldukları ve bunun sektörde edinilen tecrübeyle ilişkili olduğu, medeni duruma göre toplumsal cinsiyet algısında farklılıkların olduğu ve son olarak toplumsal cinsiyet farkındalığının iş yaşam dengesi kurmada olumlu etkisi olduğu bulgularına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RUHSAL BOZUKLUKLARIN SOSYOEKONOMİK BELİRLEYİCİLERİ ÜZERİNE UYGULAMALAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63491</guid>
      <author>Elif AKKAŞÖmer Selçuk EMSEN  </author>
      <description>Ruhsal bozuklukların yaygın hale gelmesi bu bozuklukların ülkelere büyük bir ekonomik yük oluşturmaktadır. Genel olarak ruhsal bozuklukların genetik unsurlardan kaynaklanmasının yanı sıra bireyin bulunduğu sosyoekonomik koşulların da önemli etkisi olduğuna dair literatür yaygınlaşmaya başlamaktadır. Dolayısıyla çalışmada ruh sağlığının sosyoekonomik belirleyicilerinin kanıtlarına ve sonuçlarına odaklanılmıştır. Çalışma konuyu üç bölümde ele almaktadır. Birinci bölümde; ruh sağlığına, ruhsal bozuklukların yaygınlığına ve ülkelere ekonomik yük oluşturduğuna dair küresel kanıtlar sunulmaktadır. İkinci bölümde; ruhsal bozuklukların, sosyoekonomik faktörler ile arasında bir ilişki olduğunu gösteren çalışmalardan kanıtlar sunulmaktadır. Üçüncü bölümde gerek teorik gerekse ampirik literatürden hareketle ruhsal bozukluklara etki edeceği hususunda model oluşturulması yoluna gidilmiştir. Bu doğrultuda uygun veri setine sahip seçilmiş 17 gelişmiş, 18 gelişmekte olan ve 16 az gelişmiş ülkeden oluşan toplam 51 ülkede, 1991–2019 dönemi için panel veri analizlerine gidilmiştir. Bu doğrultuda, kişi başı GSYİH, gelir dağılımı eşitsizliği, işsizlik oranı, eğitim düzeyi ve siyasal göstergelerden oluşan sosyoekonomik belirleyiciler ile ruhsal bozukluklar arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Panel veri yaklaşımında serilerin ikinci nesil birim kök sınamaları sonucunda eş bütünleşme analizlerine gidilmiştir. Elde edilen ampirik bulgular, uzun dönemde Gini katsayısı, işsizlik oranı, kişi başı gelir, eğitim endeksi ve siyasal göstergelerin ruhsal bozuklukları etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre Gini katsayısı ve işsizlik oranındaki artışlar ruhsal bozuklukları arttırırken, kişi başı gelir, eğitim ve siyasal göstergelerdeki artışlar ise ruhsal bozuklukları azaltmaktadır. Bu bağlamda sosyoekonomik belirleyicilerin, ruhsal bozukluklar üzerinde önemli bir etkisi olduğu açık bir şekilde ortaya koyulurken, dünya genelinde ülkelerin istihdamı ve dolayısıyla gelir artışlarını önceleyen, gelir dağılımında adaleti sağlayan, eğitimde nitel ve nicel boyutlarda iyileşmeler sağlayan ve siyasal açıdan daha demokratik bir yaşam sunan politikalarının ruhsal bozuklukları azaltıcı etkiler yaratacağı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


