






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2022 Sayı LX</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2331</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI LİDERİ HASAN EL- BENNÂ’NIN MİLLİYETÇİLİK DÜŞÜNCESİNE YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62845</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62845</guid>
      <author>Ahmet İŞLER</author>
      <description>Mısır’da I. Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlık ideali ile birlikte İngiliz sömürgeciliğine karşı toplumsal bir tepki belirgin hale gelmeye başlamıştır. Bu dönemde Mısır milliyetçiliği İngiliz hegemonyasına karşı bir harekete dönüşmüştür. Hasan el-Bennâ liderliğinde kurulan Müslüman Kardeşler Teşkilatı da İslâmî bir toplum inşasını, İslâm Birliğini ve İngiliz sömürüsüne karşı bağımsızlığı ön plana çıkararak kısa sürede Ortadoğu’nun en etkili İslâmî yapılarından biri haline gelmiştir. el-Bennâ’nın fikirleri ve hareket yöntemi Mısır sınırlarını aşarak Ortadoğu’daki birçok ülkede İslâmcı düşünceye referans olmuştur. el-Bennâ, İslâmî bir söylem ve yöntem geliştirmesine rağmen milliyetçilik fikir akımı hakkında da bir yaklaşım sergilemiştir. Bu çalışmada hareketin lideri Hasan el-Bennâ’nın milliyetçilik düşüncesine yaklaşımı ele alınacaktır. Arap milliyetçiliği ve Mısır milliyetçiliğinin kökenlerine değinildikten sonra el-Bennâ’nın fikirlerinden etkilendiği İslâmî düşünceye sahip bazı kişilerin ve el-Bennâ’nın bazı takipçilerinin de görüşlerine başvurulacaktır. el-Bennâ’nın milliyetçilik fikir akımına yaklaşımı eserleri üzerinden irdelenirken doküman analizi yöntemi kullanılacaktır. Toplumsal ve siyasi bir oluşumun Türkiye başta olmak üzere Ortadoğu’nun birçok ülkesinde rol model olarak alınması bu yapının incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu bağlamda örnek alınan İslâmî bir yorumun farklı ideolojilere yaklaşımı önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHKÂM DEFTERLERİNE GÖRE XIX. YÜZYILDA SARUHAN SANCAĞI’NDA MEYDANA GELEN MERA ANLAŞMAZLIKLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62969</guid>
      <author>Arzu TAŞCAN</author>
      <description>İnsanların iaşesinin temini noktasında tarım ve hayvancılıktan elde edilen ürünler ne kadar önemliyse bu ürünlerin sürdürülebilirliği ve verimliliği noktasında arazi de o kadar önemlidir. Genellikle ticari amaçlı tarımsal üretimin yapılmadığı veya yapılamadığı mera, yaylak, kışlak, çayır ve otlak arazileri büyük ve küçükbaş hayvanların yem ve su ihtiyacı için tahsis edilmiş doğal yem kaynaklarıdır. Hayvancılık, bu kaynakların kullanılması açısından tarım ile birlikte zirai üretimin bir parçasıdır. Osmanlı Devleti’nde meraların parçalanması, tarla haline getirilerek ziraata açılması hayvancılık açısından doğru bulunmamıştır. Osmanlı’da 1858’den önceki kanunlarda ve mera davalarındaki uygulamalarda meraların korunmasının öneminin yetkili makamlarca vurgulandığı ve anlaşıldığı görülmektedir. Bu çalışmada XIX. yüzyılda Saruhan Sancağı’nda meydana gelen mera anlaşmazlıkları incelenecek ve devletin meralarla ilgili siyaseti örnek olaylar üzerinden açıklanacaktır. Araştırmanın temel kaynağı olan Anadolu Ahkâm Defterlerinden tespit edilen belgelerdeki verilerden yola çıkılarak, Arazi Kanununun yürürlüğe girmesinden önce meydana gelen mera anlaşmazlıklarının giderilmesi amacıyla verilen kararlar ve uygulamalar ortaya konulacaktır. 1858’den sonra meydana gelen mera davalarından da örnekler sunularak iki dönem arasındaki benzerlikler veya farklılıklar belirlenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN ÖĞRENME SORUMLULUKLARI: BİR KARMA YÖNTEM ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62227</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62227</guid>
      <author>Ayşenur KULOĞLU</author>
      <description>Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinin öğrenmeye yönelik sorumluluklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde kamu ortaokullarında öğrenim gören ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutta 654, nitel boyutta ise 38 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Bu çalışmada karma yöntemin yakınsayan paralel karma deseni kullanılmıştır. Çalışmadaki hem nicel veriler hem de nitel veriler aynı zamanda toplanmıştır. Daha sonra ayrı ayrı analiz edilmiştir. Nicel veriler için “Öğrenmeye Yönelik Sorumluluk Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik değeri .94’tür. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi ve ANOVA testi uygulanmıştır. Çalışmanın nitel verileri için araştırmanın amacına uygun olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir ve verilerin analizinde betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, ortaokul öğrencilerinin öğrenmeye yönelik sorumluluklarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ortaokul öğrencilerinin öğrenmeye yönelik sorumluluk düzeylerinin cinsiyet ve sınıf değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim durumuna göre ise anlamlı farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin iyi bir meslek ve iyi bir gelecek sağlamaları için öğrenmenin önemli olduğunu belirtmişlerdir. Gürültü ve seslerin olması, kendilerine ait odalarının olmaması ders çalışma motivasyonlarını azaltırken; başarılı olmak, öğretmenlerin kendilerini motive etmesi ders çalışma motivasyonlarının artırdığını ve öğrenmeye daha istekli olduklarını ifade etmişlerdir. Ders çalışmadıklarında ise kendilerini tedirgin hissetlerini belirtmişlerdir. Böylece öğrencilerin öğrenmeye yönelik sorumluluklarının bilincinde oldukları söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE'DE DİSKALKULİ ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALARIN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62852</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62852</guid>
      <author>Bilal BALDEMİRTayfun TUTAK </author>
      <description>Bu çalışma, Türkiye'de diskalkuli ile ilgili yapılan çalışmaları incelemeyi amaçlamıştır. Bu amaçla çalışmada doküman inceleme yöntemi kullanılmış ve "Diskalkuli-Matematik Öğrenme Güçlüğü" ile ilgili anahtar kelimeler kullanılarak eğitim ve psikoloji veri tabanları incelenmiştir. Sonuç olarak diskalkuli ile ilgili 28 çalışma belirlenmiş ve içerik analizi kullanılarak sistematik olarak analiz edilmiştir. Bu çalışmalar yayın yılı, tezin yapıldığı üniversite ve makalelerin yayınlandığı dergi açısından incelenmiştir. Ayrıca bu çalışmalar içerik ve diskalkuli tanısında kullanılan araçlar açısından detaylı bir şekilde incelenmiş ve diskalkuli öğrencilerine yönelik stratejiler sunulmuştur. Son olarak, bu çalışmanın bulgularına dayalı olarak diskalkuli ile ilgili bazı önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca çalışmalarda kullanılan farklı yöntem ve tekniklerin, diskalkuli tarama testlerinin ve özellikle diskalkuli tedavisine yönelik kullanılan stratejilerin mevcut problemlerin çözümüne yönelik öneriler ve diskalkulik öğrencilerin eğitiminde model oluşturabilecek örnekler sunacağı düşünülmektedir. Bu nedenle diskalkuli ile ilgili bu tür sistematik analizlerin yapılması diskalkulik öğrencilerinin eğitimi açısından son derece önemlidir ve bu alandaki araştırmacılara yol gösterici olması beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 SALGINI DÖNEMİNDE SINIF ÖĞRETMENLERİNİN SEYRELTİLMİŞ SINIF UYGULAMASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63654</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63654</guid>
      <author>Bilge GÖKŞeniz HİŞMİOĞULLARI  ,Tuğba ARSLANTAŞ  </author>
      <description>Bu çalışma sınıf öğretmenlerinin pandemi döneminde oluşturulan seyreltilmiş sınıf uygulamasına yönelik görüşlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Öğretmen görüşleri ile ilgili derinlemesine bilgi alabilmek için çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemine göre planlanmıştır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiş ve Hatay ili Antakya ilçesinde devlet okullarında görev yapan 15 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Çalışma bulgularına göre seyreltilmiş sınıf uygulaması ile sınıf içi iletişimin ve öğrenciye ayrılan zamanın arttığı görülmüş fakat öğrencilerin haftada iki gün okula gelmeleri okula uyum sürecini zorlaştırmıştır.  Öğretmenlerin müfredatı yetiştirmekte ve veliyle iletişim kurmakta zorlandıkları görülmüştür. Bununla birlikte okulların fiziksel olarak yetersiz kaldığı çalışma sonucu ulaşılan bulgulardandır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVRUPA’NIN BEŞ BÜYÜK LİGİ VE TÜRKİYE SÜPER LİGİ’NDE TAKIM PİYASA DEĞERİNİN LİG SIRALAMASINA ETKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57604</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57604</guid>
      <author>Buğra Çağatay SAVAŞ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Avrupa’nın Beş Büyük Ligi ve Türkiye Süper Ligi’nde takım piyasa değerinin lig sıralamasına etkisini incelemektir. Araştırmada, 2020/21 sezon sonu itibarıyla UEFA sıralamasına göre, Avrupa’nın Beş Büyük Ligi ve Türkiye Süper Ligi’nde 2016/17-2020/21 sezonları arasında kalan son beş sezonda yer alan 165 takımın piyasa değerleri ile sezon sonlarındaki lig sıralamalarını kapsayan geniş bir veri seti kullanılmıştır. Veriler ülke federasyonlarının resmi siteleri ve açık erişimli internet kaynağından elde edilmiştir. Verilerin analizinde iki ayrı istatistik paket programı kullanılarak iki değişken arasındaki Pearson korelasyonları ligler bazında ayrı ayrı ölçülmüş ve doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Son beş sezonun ortalaması bakımından, piyasa değeri ile lig sıralaması arasındaki korelasyonun pozitif yönlü olarak güçlü ve orta düzeyde olduğu, regresyon sonuçları bakımından ise takımların yerel lig sıralamalarının yaklaşık olarak ortalama %44-70 arasında değişen oranlarda takım piyasa değeri değişkeni tarafından açıklandığı bulunmuştur. Takım piyasa değerinin yerel lig sonuçlarını belirlemede öncelikli bir faktör olarak değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUMLARIN ENGELLENEMEYEN OLGUSU: ÇALIŞAN YIPRANMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63712</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63712</guid>
      <author>Burcu YİĞİT </author>
      <description>Günümüz dinamik ve karmaşık iş dünyasında, zorlu rekabet koşulları, stres, belirsizlikler, kriz dönemleri gibi zorlukların hem kurumlara hem de çalışanlara zararlı olmaktadır. Çeşitli zorluklar sebebi ile çalışanlar mutsuz olmakta ve işlerinden ayrılmaktadır. Çalışan yıpranması, kişinin kendisini işe karşı isteksiz ve mutsuz hissetmesi, kişinin işe yönelik motivasyonunun kırılmasına işaret etmektedir. Kurumlarda çalışan yıpranması genellikle gönüllü ve gönülsüz yıpranma şeklinde görülmektedir. Gönüllü yıpranma çalışanın isteğine bağlı olarak gerçekleşir iken; gönülsüz yıpranma işverenin isteği doğrultusunda gerçekleşmektedir. Kurumlar için endişe ve sorun yaratmaktadır. Çalışan yıpranması bireylere zarar vermesinin yanı sıra, kurumlara ve müşterilere de zarar vermektedir. Monoton işler, işin doğasının stresli olması, uzun çalışma saatleri, aşırı iş yükü çalışan yıpranmasına neden olmaktadır. Verimliliğin, üretkenliğin düşmesi, hizmet kalitesinin azalması, kuruma eğitim maliyetleri, finansal kayıplar, müşteri kayıpları ile sonuçlanmaktadır. Çalışan yıpranmasını tahmin etmek bu durumu en aza indirmenin yollarından biridir. Bu noktada, kurumlar çalışan yıpranmasını ciddi bir sorun olarak düşünmeli ve ona göre stratejiler belirlemelidir. Bu çalışmada, yerli yazında sayıca çok az çalışılan “çalışan yıpranması” kavramı detaylı olarak ele alınmış ve konuya ilişkin öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİMDE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME DERSİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN ADAYLARININ TUTUMLARININ İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63603</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63603</guid>
      <author>Ender ÖZEREN</author>
      <description>Araştırmada eğitimde ölçme-değerlendirme dersine ilişkin öğretmen adaylarının tutumlarının nasıl ve ne düzeyde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca araştırmada öğretmen adaylarının eğitimde ölçme ve değerlendirme dersine yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, öğrenim görülen öğretmen yetiştirme programı ve sınıf değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemekte amaçlanmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda nicel ve nitel yöntemlerin birlikte ve sıralı olarak kullanıldığı karma yöntem tasarımlarından açıklayıcı sıralı desen yöntem olarak tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel çalışma grubunu Dicle Üniversitesinde 2021-2022 akademik yılının bahar döneminde öğrenimine aktif olarak devam eden öğretmen adayları arasından “Basit Seçkisiz Örnekleme” yöntemi ile belirlenen 339 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel verilerini toplamak için amaçlı örnekleme yöntemi ile nicel veri toplama sürecine katılım gösteren öğretmen adayları arasında seçilen ve gönüllü katılım gösteren 12 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için “Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Dersine Yönelik Tutum Ölçeği” ve araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanan “Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu” kullanılmıştır. Araştırma için kullanılan ölçek, Likert tipi 5’li derecelendirme şeklinde olup 3 boyut ve 20 maddeden oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ise üç sorudan oluşmaktadır. Ayrıca araştırmada öğretmen adaylarının demografik özelliklerini belirlemeye yönelik olarak araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” da veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırma için toplanan veriler SPSS paket programı vasıtasıyla analiz edilmiştir. Araştırmada öğretmen adaylarının eğitimde ölçme-değerlendirme dersine yönelik tutumlarının iyi düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada cinsiyet, öğrenim görülen öğretmen yetiştirme programı ile sınıfa göre araştırmaya katılım gösteren öğretmen adaylarının eğitimde ölçme-değerlendirme dersine yönelik tutumlarının anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu sonuçlara ek olarak araştırmanın nitel verilere göre öğretmen adaylarının eğitimde ölçme-değerlendirme dersine yönelik olumsuz bir tutumlarının olmadığı, dersin öneminin öğretmen adayları tarafından anlaşıldığı ve bilişsel açıdan öğretmen adaylarının yeterli olduklarına vurgu yapıldığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>20. YÜZYILDAN GÜNÜMÜZE PANAMA KANALI’NIN DÜNYA EKONOMİSİ AÇISINDAN ÖNEMİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63799</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63799</guid>
      <author>Erdem Selman DEVELİ</author>
      <description>1880 yılında Fransa tarafından yapımına başlanan ve 1914 yılında ABD tarafından tamamlanan Panama Kanalı; bölgesel ticaretin, küresel ticaretin ve dolayısıyla dünya ekonomisinin gelişmesini sağlayan son derece önemli bir su yoludur. Bu doğrultuda, 1914-1999 yılları arasında Panama Kanalı’nı işleten ABD açısından en önemli ekonomik kazanç, alternatif güzergâhlara göre ülkeler arasındaki mesafenin kısalması nedeniyle ticaret hacminin artması ve böylece küresel bir ekonomik güç olma sürecinin hızlanmasıdır. Bununla birlikte 2000 yılı itibarıyla kanalın işletim hakkını ABD’den devralan Panama Cumhuriyeti açısından hem kanal geçiş ücretleri hem de kanalın kullanımından elde edilen muhtelif gelirler, ülke ekonomisi için iki önemli kaynaktır. Ayrıca; Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını ticari anlamda birbirine yakınlaştıran Panama Kanalı’nın dünya ekonomisi açısından önemi ise taşıma maliyetlerini azaltması ve küresel ticaret hacmini artırmasıdır. Toplam maliyetler içerisinde önemli bir paya sahip olan taşıma maliyetlerinin azalmasının küresel ticareti daha çok artıracağı dikkate alındığında, Panama Kanalı’nın dünya ekonomisi açısından önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda bu çalışmanın amacı, tarihsel süreç içerisinde Panama Kanalı’nın dünya ekonomisi açısından öneminin incelenmesidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DRAMA YÖNTEMİNİN OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÇEVRE EĞİTİMİ DERSİ AKADEMİK BAŞARILARINA VE ÇEVREYE YÖNELİK TUTUMLARINA ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63180</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63180</guid>
      <author>Erdinç ÖCALOylum ÇAVDAR  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı drama yöntemi ile uygulanan ekolojik etki konusunun okul öncesi öğretmen adaylarının çevre dersi akademik başarılarına ve çevreye yönelik tutumlarına olan etkisini incelemektir. Çalışma ön test-son test kontrol gruplu deneysel desende yürütülmüştür. Çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Muş Alparslan Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği birinci sınıfta öğrenim gören 42 öğretmen adayı (deney grubu (n=21), kontrol grubu (n=21)) oluşturmuştur. Uygulama “Çevre Eğitimi” dersinin konularından ‘ekolojik etki’ konusunda yapılmış ve toplamda 7 hafta sürmüştür. Verilerin toplanmasında; "Çevre Tutum Ölçeği" ve "Ekolojik Etki Başarı Testi" kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğretmen adaylarının verdikleri cevapların ön test ve son test değişimi açısından bir fark gösterip göstermediğini analiz etmek adına bağımlı t-testi, her iki gruptaki öğretmen adaylarının ön test ve son test açısından grup içi karşılaştırılmasında bağımsız t-testi kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada etki büyüklüğü değeri (Cohen’s d) hesaplanarak bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerinde ne derece etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmada deney grubunda uygulanan ekolojik etki konusunda drama uygulamalarının çevreye yönelik tutumlarda anlamlı bir değişime sebep olmadığı, fakat çevre dersi akademik başarılarını anlamlı derecede artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL ÇAĞDA YENİ BİR YAYINCILIK FORMATI: PODCAST </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63098</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63098</guid>
      <author>Kenan BÖLÜKBAŞErkan DİNÇ  </author>
      <description>Dijitalleşmenin de etkisiyle kitle iletişim araçlarının gün geçtikçe yaygınlaşarak farklılaşması neticesinde iletişim alanında yeni birçok mecranın ortaya çıktığı görülmektedir. Bu mecralardan biri de podcastlerdir. Podcastlerin Türkiye’deki ve dünyadaki mevcut durumunun, genel özelliklerinin, sınırlılıklarının, ekonomik yapısının, gelir modellerinin, avantaj ve dezavantajlarının, ana akım medya ve radyo yayıncılığı ile arasındaki ilişkilerinin değerlendirildiği bu çalışma nitel bir fenomenoloji araştırması olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda her biri farklı mesleklere sahip olmakla birlikte aktif olarak podcast içerik üreticiliğini sürdüren dört podcaster araştırmanın çalışma grubu olarak belirlenmiş ve katılımcıların podcastlere yönelik algı, görüş ve deneyimlerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırma verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen bir yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yüzyüze görüşmeler yapılarak toplanmış ve akabinde içerik analizine tabi tutulmuştur. Bulgular; podcastlerin sevilen ve tercih edilen, radyo yayıncılığına ve ana akıma rakip olmaktan çok alternatif bir format olarak değerlendirilen, içerik, süre ve katılım gibi kriterlerde daha demokratik ve çok sesli bir yapı barındıran, batılı ülkelere kıyasla Türkiye’de henüz gelişme aşamasında olan ve gelişimini artan ivmeyle sürdüren bir format olduğunu ortaya çıkarmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEMEL KAYNAKLAR BAĞLAMINDA KADIN VE KADININ EĞİTİMİNE YÖNELİK BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63608</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63608</guid>
      <author>Esra TÜRK</author>
      <description>Kadın olgusu tüm zamanlarda tartışma konusu olmuş, günümüzde de tartışılmaya devam edilmektedir. İlk emri “Oku” ayeti ile başlayan, ilim öğrenmeyi kadın-erkek ayrımı yapmadan her Müslümana farz kılan İslam dini; tefekkür etmeyi, araştırmayı emretmiş, tebliğ edilmeye başladığı andan itibaren kadınları da içine alan bir eğitim faaliyetini ve zihinsel dönüşümü başlatmıştır. İslam’ın sunduğu bu anlayış çerçevesinde pek çok kadın âlim yetişmiş, hadis, fıkıh, tefsir gibi ilimlerin yanında sağlık, tarih, şiir gibi pek çok alanda da ilmi hayata katkılar sunmuş ve çeşitli ilim dallarının sonraki nesillere aktarılmasında önemli hizmetler yerine getirmişlerdir. Ancak zaman içinde bazı coğrafyalarda gerek dinin yanlış ve eksik anlaşılmasından ortaya çıkan yanlış yorumlamalar ve gerekse kültürel kodların İslami öğretilerin önüne geçmesiyle kadınların eğitimi konusu tartışmalı hâle gelmiştir. Bu çalışmada temel kaynaklar Kur’an ve hadis ile ilk dönem uygulamaları incelenerek İslam’ın kadına ve kadınların eğitimine yönelik bakış açısı ele alınmıştır. Sözü edilen gayeye ulaşmak için alana yönelik kitaplar, makaleler, tezler incelenerek doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular sistematik bir biçimde analiz edilerek yorumlanmıştır. Kur’an’ın temel ilkeleri ve Hz. Peygamber’in uygulamaları değerlendirildiğinde kadını eğitimden mahrum bırakan ve cinsiyet ayrımcılığını çağrıştıran bir yaklaşımdan söz edilemez. Hz. Peygamber’in kadın-erkek ayrımı yapmadan, insanları ilim öğrenme konusunda sadece teşvik etmekle kalmadığı, aynı zamanda insanları eğitebilmek için yoğun bir gayret sarf ettiği ve kadınların öğrenme hürriyetinin sağlandığı bir ortamın oluşturulduğu kaynaklarda mevcuttur. Kadının bireysel ve toplumsal rollerini yerine getirebilmesi, toplumsal ilişkilerini düzenleyebilmesi ve iyi bir kul olabilmesi iyi bir eğitim ile mümkündür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MATEMATİK ÖĞRETMENLERİNİN ÇEVRİMİÇİ İSTATİSTİK ÖĞRENME PLATFORMU KULLANARAK GELİŞTİRDİKLERİ ETKİNLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57806</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57806</guid>
      <author>Eyüp SEVİMLİ</author>
      <description>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte istatistik eğitiminde kullanılabilecek yazılım, mobil uygulama ya da çevrimiçi öğrenme platformlarının sayısı ve niteliği de artmıştır. Öğreticilerin, bu öğretim teknolojilerinden nasıl yararlanacaklarını bilmeleri sınıf içi pratiğindeki kullanışlılık açısından gereklidir. Özellikle, öğrencilerin çeşitli kavram yanılgısı ve öğrenme zorluğuna sahip oldukları ortaokul matematiğindeki veri işleme öğrenme alanında derslerin, güncel öğretim teknolojileri ile bütünleşmiş etkinlikler eşliğinde yürütülmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmada, matematik öğretmenlerinin çevrim içi istatistik öğrenme platformlarını kullanarak geliştirdikleri etkinlikler; amaç ve içerik bileşenleriyle birlikte öğrenme zorluklarını giderme sürecindeki kullanışlılık açısından da değerlendirilmiştir. Çevrimiçi istatistik öğretim modülüne dâhil olan 33 ortaokul matematik öğretmeni, araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Durum çalışması desenine göre yapılandırılan araştırmada, katılımcıların uygulama öncesi ve sonrasında geliştirdikleri etkinlikler, türlerine göre analiz edilmiş ve etkinliklerin ilgili alanda karşılaşılan zorlukları giderme durumları katılımcı görüşleri üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, modül uygulaması öncesinde geliştirilen etkinliklerin daha çok değerlendirme amacıyla ve bağlamsal içerikle yapılandırıldığını göstermiştir. Çevrimiçi istatistik öğretim modülü sonrasında geliştirilen etkinliklerde amaç çeşitliliğine ve disiplinlerarası içerik bütünleşmesine daha fazla önem verildiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, istatistiğe yönelik olumsuz tutumları ve temsiller arası geçiş zorluklarını giderme potansiyeline sahip olan etkinliklerin, ilgili modül sonrasında daha fazla geliştirildiği gözlenmiştir. Çevrimiçi öğrenme ortamlarından etkili yararlanabilmek için etkinlik geliştirme süreci ve hizmet içi eğitim içeriğiyle ilgili öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1 ŞUBAT 1944 BOLU - GEREDE DEPREMİ’NİN ÇANKIRI VİLÂYETİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62199</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62199</guid>
      <author>Fatih ÖZÇELİK</author>
      <description>Çankırı vilâyeti dünyanın en aktif fay hatlarından biri olan Kuzey Anadolu Fayı (KAF) üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle ilin önemli bir kısmı 1. derece deprem riski taşımaktadır. Tarihsel süreç içerisinde Kuzey Anadolu Fayı’nın ve bu faya bağlı tali fayların bu çevrede ki kısmı üzerinde gerçekleşen depremler Çankırı’yı etkiledi ve vilâyette büyük can ve mal kayıplarına sebep oldu. Çankırı bu depremler nedeniyle kayıplara uğradı ve kalkınması olumsuz etkilendi. Cumhuriyet döneminde Çankırı ve çevresini etkileyen en şiddetli ve en yıkıcı deprem 1 Şubat 1944 günü meydana geldi. 7,4 şiddetinde ki bu depremin merkez üssü Bolu’nun Gerede ilçesiydi. Bu deprem başta Çerkeş olmak üzere Çankırı vilâyetinin önemli bir kısmında büyük hasara yol açtı. Kış mevsiminin ağır geçmesi ve deprem nedeniyle demiryolunun zarar görmesi ilk başlarda felaketzedelere yardımı bir hayli zorlaştırdı. Depremin psikolojik ve sosyo-ekonomik olumsuz etkisi uzun süre devam etti. Bu çalışmamız 1944 Bolu-Gerede Depremi’nin Çankırı’ya etkileri arşiv kaynakları, dönemin ulusal basını, yerel basını ve mevcut literatür temel alınarak hazırlandı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE VE TÜRK KÜLTÜRÜ 5-8. SEVİYE DERS KİTAPLARINDAKİ METİNLERİN TÜR VE TEMA AÇISINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63679</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63679</guid>
      <author>Ferhat ENSAREşref KAYMAK </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Türkçe ve Türk Kültürü 5-8. seviye ders kitaplarında yer alan metinleri, tür ve tema bakımından incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ders kitaplarındaki metinler tespit edilip türleri belirlenmiş, bu metinlerin sıklıkları ve yüzdelik oranları ortaya konmuştur. Ayrıca kitapta yer alan temaların neler olduğuna, metinlerin temalara dağılımının nasıl gerçekleştiğine bakılmıştır. Araştırma, nitel durum çalışmasıyla desenlenmiştir. Araştırmada incelenen dokümanlar 2019- 2020 Eğitim- Öğretim yılından itibaren 5 yıl süreyle ders kitabı olarak kabul edilmiş Türkçe ve Türk Kültürü 5-8. seviye ders kitaplarıdır. Çalışmada bulgular doküman analizi yöntemiyle toplanmış, betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiş, yüzdelik ve sıklık açısından değerlendirilip yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda ders kitaplarının tür açısından zengin olduğu fakat türler arası dağılım konusunda yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Türkçe ve Türk Kültürü Öğretim Programında 8 tema olduğu ve kitaplarda aynı sırayla bu temalara yer verildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE BÜTÇE AÇIĞININ SERÜVENİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62720</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62720</guid>
      <author>Gökay Canberk BULUŞ</author>
      <description>Bütçe açığı, kamu gelirlerinin kamu giderlerinden daha az olması durumunda ortaya çıkan negatif fark olarak tanımlanabilir. Bütçe açığı, bütçe açığının nedenleri, bütçe açığının gelişimi ve sürdürülebilirliği son dönemde hem ekonomistler hem de politika yapıcılar tarafından en çok tartışılan konulardan biridir. Çünkü gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, özellikle 1980’li yıllarla birlikte, bütçe açığının hızlı bir şekilde arttığı görülmektedir. Artan bütçe açıkları yatırım, enflasyon ve ekonomik büyüme gibi pek çok makroekonomik göstergeyi derinden etkilemektedir. Bu çalışmada makroekonomik istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri olarak kabul edilen bütçe açığı incelenmektedir. Bu amaçla araştırmada öncelikle bütçe açıklarının kısa bir tarihi özetlenmekte ve teorik tartışmalara yer verilmektedir. Daha sonra bütçe açıklarının nedenleri ve bütçe açıklarının finansmanında kullanılan araçlar açıklanmaktadır. Son olarak Türkiye’de Cumhuriyet döneminde bütçe açığına ilişkin dönemsel bir değerlendirme yapılmaktadır. Bu dönemsel değerlendirmelerde Türkiye ekonomisinin kuruluş döneminde, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, planlı kalkınma döneminde, dışa açılma döneminde ve cari dönemde bütçe açığına ilişkin bilgiler verilmekte ve değerlendirmeler yapılmaktadır. Söz konusu değerlendirmeler neticesinde Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan bütçe açığının temel nedeninin vergi toplama sisteminin etkin bir şekilde işlememesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Ayrıca, Türkiye ekonomisinde bütçe açığının ilk dönemlerinde finansman kaynağı olarak genellikle dış borçlanma ve monetizasyon tercih edilirken, son dönemlerde özelleştirmenin daha yoğun tercih edildiği ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SALGIN HASTALIKLARLA MÜCADELE SÜRECİNDE BİRİNCİ MİLLİ TIP KONGRESİ’NİN TOPLANMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54011</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54011</guid>
      <author>Mustafa SALEP</author>
      <description>Sağlık konusu, tarih boyunca önemini koruduğu gibi tıp bilimi de deney, tecrübe, bilgi birikimi ve paylaşımı ile gelişmiştir. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde insanlığın karşılaştığı savaşlar ve hastalıklar çeşitli alanlarda tedbirler almayı zorunlu kılmıştır. Özellikle bulaşıcı hastalıklar, dönemin en önemli sorunları arasında yer almıştır. Hastalıkların hızla yayılması tabipleri mesleki örgütlenmeye yöneltmiş, birlikte çalışma gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1-3 Eylül 1925 tarihlerinde Ankara’da toplanmış olan Birinci Milli Tıp Kongresi, meslek kongrelerinin ilki olmuştur. Bu makalede; katılımın oldukça fazla olduğu ve hükümet tarafından kuvvetle desteklenmiş olan Birinci Milli Tıp Kongresi’nin açılışı, toplantıda yapılan konuşmalar, sunulan bildiriler, salgın hastalıklar, dönemin sağlık koşulları değerlendirilmiştir. Türk tıp tarihi açısından Birinci Milli Tıp Kongresi önemli bir yere sahiptir. Kongrede tabiplere asli görevleri yanında toplumsal sorumluluklar verilmesi, meslek sahiplerine duyulan güven açısından önemlidir. Seçkin tıp bilim insanlarının farklı birçok konuda bildiriler sunmuş olmaları, tıbbi bilgi birikimine katkı sağlamıştır. Bu Kongre aynı zamanda, sonraki kongrelere kaynak oluşturmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Sürecinde Taşımalı Eğitim Öğrencilerinin Karşılaştıkları Sorunlar ve Çözüm Önerileri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63680</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63680</guid>
      <author>Nilay NEYİŞCİEmre Konucuk </author>
      <description>Pandemi ile birlikte Türkiye'de acil ve önemli önlemler alındı. İlk olarak, bazı şirketler ve bazı devlet kurumları derhal kapatıldı ve ardından eğitim kurumlarının işleyişi ile ilgili yeni girişimler başlatıldı. Öğrencilerin eğitim sürecini kesintiye uğratmamak için EBA TV adlı bir televizyon kanalı işletildi. Ardından 8. ve 12. sınıflar için EBA web sitesindeki canlı ders programı ile uzaktan eğitim uygulanmaya başlandı, bir süre sonra tüm sınıflar için uzaktan eğitim süreci başladı. Bu dönemde taşımalı eğitimden yararlanan öğrencilerin yaşadıkları sorunlar daha da belirginleşti. Çalışmanın amacı, öğrencilerin Covid-19'un neden olduğu uzaktan eğitim sırasında taşımalı eğitimde yaşadıkları sorunları ve sorunlara yönelik önerilerini belirlemektir. Nitel olan bu çalışmada, verileri toplamak için yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Taşımalı eğitimden yararlanan 29 öğretmen ve 25 öğrenci araştırmaya dahil edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK DİL KURUMU VE FAALİYETLERİNİN TOPLUMA YANSIMASI ÜZERİNE HERMENEUTİK BİR ARAŞTIRMA  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63399</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63399</guid>
      <author>Özlem BAŞFahri TEMİZYÜREK </author>
      <description>Devletimizin önemli kurumlarından biri olan dilimizin ve kültürümüzün gelecek nesillere aktarılmasında kurumsal politikaları belirleyen Türk Dil Kurumunun 2023 Stratejik Planı ve faaliyetlerinin kurumda görev alan yetkililerce yorumlanmasını amaçlayan bu araştırma nitel desende hermeneutik (yorumsayıcı) çalışma olarak tasarlanmıştır. Araştırmada analiz birimi Türk Dil Kurumu başkanının katıldığı söyleşi videosudur.  31.03.2022 tarhinde Uluslararası Kültür ve Dil Araştırmaları tarafından düzenlenen halka açık görüşmede Sayın Türk Dil Kurumu Başkanı, Türk Dil Kurumunun politikaları üzerine bir sunum gerçekleştirmiş ve sorulan soruları cevaplamıştır. Zoom platformunda kayıt altına alınan görüşme daha sonra araştırmacılar tarafından ayrı ayrı incelenmiş ve analiz edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla elde edilen veriler sesli ve görsel olarak kayıt altına alınmıştır. 1 saat 48 dakika süren video dokümanının içerik analizi sonucu bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları TDK’nin dil ve millet oluşturma yolunda politikasını tarihî görevinden hareketle devam ettirdiğini, halkın dile duyarlılığına yönelik olarak yayınlar ve çalışmalar yaptığını ve devletin Türkçenin statüsünü geliştirmesi yönündeki teşkilatlanması sonucu diğer kurum ve kuruluşlarla uyumlu çalıştığını ortaya koymaktadır. Yorumsayıcı çalışmanın özelliği gereği TDK’nin faaliyetlerinin topluma yansımasını betimlemeyi amaçlayan çalışmanın son yıllardaki gelişmeler konusunda aydınlatıcı olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKLERDE SINIFDIŞI EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİNDEKİ UYGULAMALAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58040</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58040</guid>
      <author>Saadet TEKİNHülya GÖLGESİZ </author>
      <description>Öğrencilere aktif, anlamlı ve hayatın içinde öğrenme ve gelişme olanakları sağlayan sınıfdışı eğitimin önemi geçen yüzyılın başlarından itibaren savunulmuştur. Bu çalışmanın amacı günümüz eğitim anlayışında sınıfdışı eğitim olarak adlandırılan tekniklerin, tarihsel süreçte Türk eğitim sisteminde nasıl kullanıldığının ve bu tekniklerin köy enstitülerinde nasıl uygulandığının incelenmesidir. Araştırma kapsamında Türk eğitim tarihi ve köy enstitüleri literatürü taranmış, ayrıca köy enstitülerinin programları sınıf dışı eğitim uygulamaları açısından incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre konargöçer bir yaşam tarzı benimsemiş olan eski Türklerde eğitim de bu yaşam tarzına göre şekillenmiş ve yaparak yaşayarak öğrenme esas alınmıştır. XIII. yüzyılda etkili bir kurum olan Ahilik teşkilatının Türklerde sınıfdışı öğrenme açısından önemli bir örnek oluşturduğu görülmektedir. Osmanlı’da da özellikle II. Meşrutiyet döneminde sınıf dışı eğitime yönelik uygulamaları görüyoruz. Bazı eğitimciler sınıf dışı eğitime yönelik önemli teorik ve uygulamalı çalışmalar yapmışlardır. Özellikle bu dönemin öğretmen okullarının çağdaş eğitim standartlarını büyük ölçüde yakaladığı görülmektedir. Osmanlı Devleti’nin son döneminde sınıfdışı eğitime yönelik bu çabalar Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında da devam etmiş ve köy enstitülerinin kuruluşunda etkili olmuştur. Köy enstitülerinin programında yer alan teknik ve ziraat dersleri ile uygulamaları, kuruldukları bölgenin özelliklerine göre belirlenmiştir. Enstitülerde dersler sadece sınıf içinde ya da laboratuvarlarda değil, sınıf dışında enstitünün bahçesinden başlayarak yakından uzağa doğru şekillenmiştir. Kültür derslerinin de bazı konuları sınıf dışında iş başında öğretilmiştir. Enstitülerin programları “yaparak yaşayarak öğrenme”, “üretim içinde eğitim ve öğretim”, “beceriye ve işe dayalı eğitim", "gerçekçilikten kaynaklanan eğitim” gibi ilkeler esas alınmıştır. Bu ilkelere dayanarak oluşturulan köy enstitüleri; Anadolu aydınlanmasında önemli bir rol oynadıkları gibi, dünya eğitim tarihi içinde Türkiye’ye özgü örnek bir kurum olarak hak ettiği yeri almıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKLİM İNDİSLERİNDE ANOMALİLER, EKSTREMLER VE KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLİŞKİSİ; AĞRI ŞEHRİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62568</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62568</guid>
      <author>Sevda KARACA</author>
      <description>Küresel ısınmanın en yıkıcı sonuçlarının sıcaklıklarda artış ve yağışlarda azalma sonucu ortaya çıkacağı beklenmektedir. Isınma durdurulamazsa ya da hızı azaltılamazsa sıcak kuşakta yer alan bölgelerin daha sıcak ve kurak olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye, Akdeniz iklim kuşağı içerisinde yer almaktadır ve sıcak kuşağın sınırında bulunmaktadır. Bu durum Türkiye’yi küresel ısınmadan en fazla etkilenecek ülkelerden biri haline getirmiştir. Özellikle güney bölgelerde sıcak ve kurak şartların daha etkili yaşanması beklenmektedir. Daha kuzeyde olması Ağrı’da küresel ısınma etkilerinin hafifleyeceğini düşündürse de sahanın yarı kurak iklim özellikleri göstermesi bugün bile temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılığı zorlaştırmaktadır. Bu çalışma, etkilerini beslenme, suya ulaşabilme, sağlık, ekonomi ve doğal afetler gibi yaşamın her alanında gördüğümüz ve kısa sürede eskiye döndürülemeyecek izler bırakan küresel ısınma olgusunun Ağrı şehrindeki durumuna dikkat çekmek üzere hazırlanmıştır. Bu çerçevede Ağrı iklim verilerinde küresel ısınmanın başlangıcı sayılabilecek izler aranmıştır. İklim olaylarındaki değişiklikler hiç değilse anomaliler ve ekstremler araştırılmıştır. İklim olaylarında meydana gelen anomaliler ve eksremlerin değişimi iklim değişimine de işaret etmektedir. İklim olaylarının normalinin ve normalden sapmaların tespiti için Ağrı Meteoroloji İstasyonunun 1970-2020 ölçüm sonuçları esas alınmıştır. İstasyon enlem 39°.7', boylam 43° koordinatlarında; merkez ilçede, 1646 metrede, 1940 yılından bu yana ölçüm yapmaktadır. Elde edilen ölçüm sonuçları değerlendirilerek ortalamalar oluşturulmuştur. 1970 -2020 dönemindeki tüm sıcaklık ve yağış indisleri verileri grafik haline getirilerek açıklanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar göstermektedir ki Ağrı ilinde bazı iklim indisi değerleri artma (yıllık ortalama sıcaklık, sıcak günler, sıcak geceler, yaz günleri, sıcak devre süresi) bazıları ise azalma eğilimindedir (serin günler, serin geceler, donlu gün sayısı, soğuk devre süresi). Bununla beraber sabit bir gidişe sahip olan (günlük sıcaklık genişliği) ya da dalgalı bir gidiş gösteren (Yıllık toplam yağış miktarı, şiddetli yağışlı günler, çok şiddetli yağışlı günler, ıslak günler, çok ıslak günler) iklim indisleri de dikkati çekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİYA GÖKALP’İ TÜRKÇÜLÜK SİSTEMİ BAĞLAMINDA BÜTÜNCÜL OKUMAK </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53880</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=53880</guid>
      <author>Songül ULUTAŞOğuz Kaan DALGIÇ </author>
      <description>Ziya Gökalp hiç kuşkusuz Türkçülük akımının öncü isimlerindendir. Bu nedenle Türkçülük konusunda araştırma yapan çok sayıda kişi tarafından okunmuştur. Bu noktada dikkat çeken en önemli sorun bütüncül bir okumanın gözden kaçırılmış olmasıydı. Bu nedenle çalışmanın temel amacı, Gökalp’in Türkçülüğünün neden bütün hâlinde okunması gerektiğini örneklerle ortaya koymaktır. Çok uluslu yapıların yerini ulus devletlerin almasıyla sonuçlanan milliyetçilik çağı, Türklerin kendi uluslarını inşa etmelerini, kültürlerini ve dillerini araştırarak millî bir Türk kimliği ortaya koymalarını zorunlu hâle getirmiştir. Osmanlı’dan miras kalan hayatın yerine yeni bir hayat betimleyen Gökalp, bu yeni hayatın esaslarını Türkçülüğün ilkeleriyle birleştirmiş ve yeni bir toplum inşa etmek istemiştir. Bu çalışmada, Gökalp’in ahlâkta, dilde, felsefede, siyasette, hukukta, eğitimde, kültür ve medeniyet meselelerinde ve kavram tartışmalarında öne sürdüğü düşünceler birer örnek kabul edilmiştir. Bu örneklerden yola çıkılarak Gökalp’in Türk milletine yönelik betimlemesi tartışılmıştır. Gökalp’in inşa sürecinde Türkçülük çatısı altında topladığı düşünceleriyle Müslüman, çağdaş Türk milletini bütün yönleriyle betimlediği ortaya konulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKULA HAZIRBULUNUŞLUK ÜZERİNE TÜRKİYE’DE 1994-2021 YILLARI ARASINDA HAZIRLANAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48457</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48457</guid>
      <author>Tuğçe AKYOL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, okula hazırbulunuşluk üzerine Türkiye’de gerçekleştirilen lisansüstü tezlerin incelenmesi ve bu konu ile ilgili gerçekleştirilen tezlerin ülkemizdeki genel durumu hakkında genel bir çerçeve çizilmesidir. Bu çalışmada doküman analizi yapılmış ve araştırmanın örneklemi ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Yüksek Öğretim Kurulu Yayın Dokümantasyon Daire Başkanlığı tarafından 1994-2021 yılları içerisinde arşivlenen 84 yüksek lisans, 13 doktora ve 1 tıpta uzmanlık tezi olmak üzere toplam 98 tez araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Tez Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, hazırbulunuşluk ile ilgili hazırlanan yüksek lisans tezlerinin doktora ve tıpta uzmanlık tezlerinden daha fazla olduğu, tezlerin en çok Eğitim Bilimleri Enstitülerinde gerçekleştirildiği ve tezlerin yıllara göre dağılımının dengeli olmadığı belirlenmiştir. Tezlerin en çok Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı’nda yapılırken, tezlerde en fazla nicel araştırma yönteminin ve ölçeklerin kullanıldığı,  örneklem grubunda en fazla çocukların yer aldığı belirlenmiştir. Tezlerde en çok okula hazırbulunuşluk sürecini etkileyen farklı değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi, en az ise okula hazırbulunuşluk ölçme araçlarının geliştirilmesi konularının çalışıldığı sonucu elde edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAMU SEKTÖRÜ VE ÖZEL SEKTÖRÜN ETKİNLİKLERE YÖNELİK KATKILARINA YEREL HALKIN BAKIŞI: ISPARTA ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61991</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61991</guid>
      <author>Zişan KORKMAZ ÖZCAN</author>
      <description>Önemli günlerde gerçekleştirilen etkinlikler bölgenin yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası anlamda tanıtımların yapılmasını sağlamakta, yerel imajı ve kalkınmayı olumlu yönde etkilemektedir. Bu çalışmada, kamu sektörü ve özel sektörün etkinliklere katkıları yerel halkın bakış açısıyla değerlendirilmektedir. Araştırma nicel bir araştırma olup, veri toplama tekniği olarak yüz yüze anket uygulanmıştır. Anket sorularını 392 kişi cevaplamıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Yerel halkın görüşleri anket ile yazılı olarak alındığı için, verilerin analizinde bir nitel araştırma tekniği olan “betimsel analiz” yöntemi ile nicel araştırma tekniklerinden olan yüzde (%) ve frekanslar kullanılmıştır. Sonuç olarak, Isparta yerel halkının kamu ve özel sektörün etkinliklerine yönelik gerçekleştirmiş olduğu katkılar ile ilgili görüşlerine bakıldığında Isparta halkının yapılan etkinlikleri kamu kesimi açısından başarılı bulduğu, en çok etkinliklere katkısı olduğu düşünülen kesiminin ise üniversiteler olduğu görülmektedir. Ayrıca bu oranları özel sektörün etkilerinin olumlu olduğu yönündeki görüşler takip etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pandemi Döneminde Online Çok Sesli Koro Dersleri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63237</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63237</guid>
      <author>Ahmet Selçuk BAYBURTLU Derya KAÇMAZ  </author>
      <description>Koro dersleri; temel müzik bilgilerini öğrenmek, ses eğitimini bir topluluk içinde pekiştirmek, entonasyon ve müzikalite kavramlarını sağlamlaştırmak, koro kültürü ve görgüsü edinmek ve birlikte iş yapmak anlamında öğrenciler ve öğretmenler için çok önemli bir ortak zemin oluşturmaktadır. Bu araştırma, çevrimiçi uygulamalarla yapılan koro derslerinin verimliliğini, öğrencilerin derse katılımlarını, müzikal duyum ve müzikalite algılarını belirlemek ve pandemi sürecinin derse etkilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma betimsel bir çalışma olup, veri toplama tekniği olarak; araştırmacılar tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme soruları&lt;em&gt; Google Sorular&lt;/em&gt; aracılığıyla, örneklem grubu olarak seçilen lisans müzik programları öğrencilerine (n=254) yöneltilmiştir. Elde edilen veriler SPSS ile analiz edilmiş, parametrik testlerden &lt;em&gt;t&lt;/em&gt; testi, ve anova analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcı öğrencilerin büyük çoğunluğu çevrimiçi koro dersleri sürecini olumlu değerlendirmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kristevacı Bir Okuma: Jumpy Oyununda A Taste of Honey’in Metinlerarası Varlığı</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62730</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62730</guid>
      <author>Ajda BAŞTAN</author>
      <description>Bu makale, yaklaşık elli yıl arayla sahnelenen iki çağdaş İngiliz tiyatro oyununu karşılaştırmalı olarak inceleyerek metinlerarasılık olgusunu ele almaktadır. Çalışmada metinlerarası inceleme için Shelagh Delaney'in &lt;em&gt;A Taste of Honey&lt;/em&gt; ve April De Angelis'in &lt;em&gt;Jumpy&lt;/em&gt; adlı eserleri bileşen olarak kullanılmıştır. İlginçtir ki &lt;em&gt;Jumpy&lt;/em&gt;, Delaney’in meme kanserinden ölmesinden birkaç ay önce ilk kez 2011’de sahnelendi. İki oyun arasındaki paralellikleri incelemek için bu çalışmada post yapısalcı bir edebi eleştiri yöntemi olan Julia Kristeva'nın metinlerarasılık kuramı uygulandı. Kristeva'nın alıntılar mozaiğine benzettiği metinlerarasılık kuramına göre her yeni eser önceden yazılmış olan metinlerin bir sentezidir. Ancak bu incelemenin temel amacı, De Angelis'in Delaney'in oyunundan yararlandığını ortaya koymak veya kanıtlamak değildir. İki veya daha fazla metin metinlerarası olarak incelendiğinde, okuyucu eleştirmen rolünü üstlenir. Bu bağlamda, her okuyucu daha önce farklı kitaplar okuduğundan, yeni bir eseri okurken farklı benzerlikler bulacaktır. Dolayısıyla, okuyucu tamamen orijinal bir metinlerarası eleştiri sürecine dâhil olur. Sonuç olarak, bu makalenin yazarı olan okuyucu, De Angelis'in ele aldığı ergen hamileliğinin ve kız çocuğunun anneye olan nefretinin, Delaney'in &lt;em&gt;A Taste of Honey&lt;/em&gt; oyunuyla paralellik gösterdiğini fark etmiştir ve bunları her iki oyun çerçevesinde karşılaştırarak tartışmıştır. Ayrıca, söz konusu olan iki oyunda karakterler ve mekânlar da benzerlikler göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAZIR GİYİMDE KARMA ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİNİN KULLANIMI ÜZERİNE NİTEL ARAŞTIRMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63839</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63839</guid>
      <author>Ece Nüket ÖNDOĞANZiynet ÖNDOĞAN </author>
      <description>Tasarım ve üretimin başarısı açısından araştırmalarda nicel, nitel ve karma gibi farklı araştırma yöntemleri kullanılmaktadır. Nicel araştırmalar sayılabilen değişkenler arasındaki ilişkileri inceler. Nitel araştırmalar, gözlem, deneyim, doküman analizi kullanımıyla yoruma dayalı yaklaşım içerir. Günümüzde Endüstri 4.0, dijitalleşme ve küreselleşme ile nicel ile nitel araştırmaları birleştiren karma araştırma yöntemi çok kullanılmaktadır. Karma araştırma yöntemi hazır giyim sektöründe de özellikle 1990’lı yıllardan beri üretim yöntemleri, verimlilik, ticari koleksiyonların başarısı açısından tercih edilmektedir. Bu çalışmada; hazır giyim işletmelerinin günümüz teknolojisi ve küresel rekabet koşullarında ticari koleksiyonlarının tasarımı ve üretim sürecini yönetirken karma araştırma yöntemlerini ne kadar tercih ettikleri incelenmiştir. Bu amaçla araştırmada doküman analizi kullanılmıştır. Döküman analizine girdi olarak Türkiye hazır giyim pazarına yön veren markalardan Beymen ile markanın sahibi Boyner grubu, Vakko ve LC Waikiki gibi hızlı moda ve günlük giyim modasında marka bilinirliliği yüksek markaların müşteri hizmetleri çalışma sistemleri, faaliyet raporları, sürdürülebilirlik raporları incelenmiştir. Makale ayrıca karma araştırma yöntemleri, hazır giysi tasarımı ve pazarlamasında bu yöntemlerin kullanımı  hakkında potansiyel araştırmacılar için  bilgi sunmaktadır. Tartışma ve sonuç bölümünde araştırmacılara önerilere ek olarak hazır giysi tasarımı ve pazarlaması alanındaki profesyoneller için araştırma kapsamındaki markalar ekseninde öneriler getirmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE EĞİTİMİ DERS KİTAPLARININ DİJİTAL OKURYAZARLIK BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ: İSTANBUL B1, B2 VE C1 DERS KİTAPLARI ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62832</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62832</guid>
      <author>Emrullah BANAZAhmet Zeki GÜVEN </author>
      <description>Teknolojinin gelişmesiyle beraber akıllı cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar vb. dijital araçlar insan yaşamının vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiştir. Önceleri sadece okuyup yazabilen kişilere okuryazar denilirken günümüzde çağın bir gereği olarak bilgiyi araştıran, sorgulayan, üreten, paylaşan ve bunları beceri hâline getirebilen okuryazar bireyler yetiştirmek amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak, dijital okuryazar bireyler yetiştirmek ile mümkün olacaktır. En genel tanımıyla dijital okuryazarlık, teknolojik araçları kullanarak bilgiye erişme ve bilgi üretebilme becerisi olarak tanımlanabilir. Dijital okuryazarlık ekrana dokunma, oradaki bilgileri okuma eylemlerinin yanı sıra; dijital içeriklere erişme, bunları kullanma donanımına sahip olma, dijital içerik uygulamalarını yazılımsal ve donanımsal boyutta anlama ve bu araçlara eleştirel yaklaşabilme, analiz edebilme; dijital araçlarla çeşitli içerikler üretip bunları paylaşma becerilerine sahip olma gibi yetkinlikleri gerektirmektedir. 21. yüzyıl teknolojisi hayatın her alanına nüfuz etmiş, teknolojinin eğitim ortamlarına da yansımaları somut olarak görülmüştür. Geleneksel basılı materyaller üzerinden yapılan okuma yazma eylemi, teknoloji olarak beraber yön değiştirmiş, dijital okuma ve yazma eylemini ön plana çıkarmıştır.  Özellikle son dönemlerde hazırlanan öğretim programlarında dijital okuryazarlığa yönelik çeşitli ifadelerin doğrudan yer aldığı bilinmektedir. Dolayısıyla hazırlanan ders materyallerinin de dijital okuryazar olan bireylerin beklentilerine uygun olması gerekliliği önem arz etmektedir.&#13;
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle araştırmada, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi üzerine hazırlanmış ders kitaplarını dijital okuryazarlık bağlamında incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, nitel araştırmalarda kullanılan doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın veri setini İstanbul Üniversitesi DİLMER tarafından hazırlanmış olan İstanbul B1, B2 ve C1 ders kitapları oluşturmaktadır. Yapılan alanyazın taramasından hareketle veriler, araştırmacılar tarafından belirlenen ve dijital okuryazarlıkla doğrudan ilişkili anahtar kelimeler aracılığıyla analiz edilmiştir. Sonuç olarak araştırmaya dâhil edilen tüm ders kitaplarında dijital okuryazarlıkla ilgili çeşitli kavramlara ve yönergelere rastlandığı görülmüştür.  Buna ek olarak ders kitaplarının dijital okuryazarlık bağlamında Maarif Vakfı tarafından hazırlanan Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Programı ile uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MARKA DENEYİMİNİN DAVRANIŞSAL NİYET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: ALGILANAN HİZMET KALİTESİNİN ARACILIK ROLÜ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62637</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62637</guid>
      <author>Yusuf BAYRAKTAR</author>
      <description>Tüketiciler bir ürüne yönelik deneyimlerini davranışlarına yansıtmakta ve özümsemektedir. Ürün deneyimi doğrudan mal ve hizmetle ilişkili olduğu gibi marka algısı ya da algılanan hizmet kalitesi gibi soyut değişkenlerden de ortaya çıkabilmektedir. Bu araştırma tüketicilerin marka deneyimleri, satın aldıkları ürüne ilişkin kalite algıları ve davranışları konularına yoğunlaşmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı marka deneyiminin davranışsal niyet üzerindeki etkisinde algılanan hizmet kalitesinin aracılık rolünü tespit etmektir. Araştırma aracı etki modeline göre tasarlanmış ve Process v4.1 by Andrew F. Hayes 4. modeli temel alınmıştır. Araştırma zincir işletme niteliği taşıyan bir fastfood restoran tüketicileri üzerinde uygulanmıştır. Araştırmaya olasılığa dayalı olmayan kolayda örnekleme tekniği ile belirlenen 397 katılımcı ilgi göstermiştir. Veri setinin normal dağılım gösterdiği araştırmada hipotez testleri aracı etki modeli aracılığıyla test edilmiştir. Aracı etki analizi sonuçlarına göre marka deneyiminin davranışsal niyet üzerindeki etkisinde algılanan hizmet kalitesinin aracılık rolü ortaya çıkmıştır. Bu sonuç alan yazına yeni kazanımlar sağladığı gibi gelecek araştırmalar için yeni önermelerin önünü açmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>REKLAM TASARIMINDA ZALTMAN METAFOR ÇIKARIM TEKNİĞİ (ZMET)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63882</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63882</guid>
      <author>Eda ÇORBACIOĞLU</author>
      <description>Bir ürün ortaya koymak kadar ürünün hedef kitleye etkili bir şekilde sunulması da çok önemlidir. Metaforlar, tüketicilerin ürünle arasında bağ kurabilmeleri, sözel özelliklerin tasarım ögelerine dönüşebilmesi açısından tasarımda önemli rol oynar. Derin metaforların kullanım alanı tüketim ve pazarlamayla sınırlanmamalı, hedef kitleyle iletişim sağlama amacı taşıyan her alanda kullanılmalıdır. Tüketiciye somut ürün ve hizmetleri benimsetmek, duygularında ve zihninde kalıcı hale getirmek için nasıl ve hangi yönden düşündüklerini keşfetmek önemlidir. Zaltman ve ekibi otuzdan fazla ülkede yüzü aşkın müşteriyle yaptıkları derinlemesine görüşmelere dayalı araştırmalar sonucunda evrensel olarak yedi temel metafor olduğunu keşfetmişlerdir. Bu çalışmanın hedefi, tüketiciyi derinden etkileyecek strateji izlemek için tasarımcı ve araştırmacılara ZMET’in metodolojik kullanımı konusunda rehberlik sağlamak amacıyla derin metaforları yakından tanıtmaktır. Yöntem olarak; yerel ve küresel çapta farkındalık yaratmış, akılda kalmış çeşitli reklam örnekleri seçilmiştir. Metaforları etkili bir şekilde kullanmak için bu yedi temel metaforun reklamlarda nasıl kullanıldığı bu örnekler üzerinden incelenmiştir. Çözümlemeler sonucunda iletilmek istenen mesajları hızlı ve etkili şekilde tüketiciye ulaştırmak için metaforların reklamlarda sıklıkla kullanılan bir metot olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN DEĞER EĞİTİMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63616</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63616</guid>
      <author>Zeynep BAŞÇI NAMLIRamazan SEVER </author>
      <description>Bu çalışmada, değer eğitimine ilişkin öğretmen görüşlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde tasarlanan araştırmanın örneklemini, Erzurum il merkezinde görev yapan ve farklı demografik özeliklere sahip 441 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak beşli likert tipinde 25 madde ve üç alt boyuttan oluşan değer eğitimine yönelik görüş ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise SPSS programından faydalanılarak farklı değişkenler açısından öğretmen görüşlerini belirlemek amacıyla parametrik testlerden bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Veri analizi sonuçlarına göre, öğretmenlerin değer eğitimine yönelik görüşlerinde kadın öğretmenlerin lehine; 26 yıl ve üzeri mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin lehine ve lisans süresince değer eğitimine yönelik bilgi alan öğretmenlerin lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bununla birlikte öğretmenlerin değer eğitimine ilişkin görüşlerinde bitirilen öğretim programına ve değer eğitimiyle ilgili hizmet içi kurs/seminere katılıma göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Elde edilen bulgular ışığında değer eğitiminin önemi ve gerekliliği üzerinde durularak bu farkındalığın oluşması ve değer eğitiminin nasıl yapılacağına yönelik, zengin içeriklerle gerek hizmet öncesi ve gerekse hizmet sonrasıyla öğretmenlere bu bilgiler uygulamalı biçimde sunulmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>REKLAMLARDAKİ GÖSTERGELER: MÜCEVHER REKLAMLARI ÜZERİNE GÖSTERGEBİLİMSEL BİR İNCELEME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63561</guid>
      <author>Göktürk YILDIZSinem NELİK </author>
      <description>Reklamlar fikirlerin topluma iletilmesi yönünde etkili bir rol oynamaktadır. Reklam metinleri ve görsellerinde yer alan göstergeler ile de reklamcılar ve tüketiciler arasındaki etkileşim sağlanmaktadır. Reklamlar, reklam verenlerin çıkarları doğrultusunda toplumun her kesimine mümkün olduğunca hitap etmelidir. Çünkü tüketiciye hitap eden ve zihinlerine etki eden reklamlar, reklam verenler için kâr demektir. Dolayısıyla ulaşılabilen her kesimle elde edilen kâr doğru orantılı olarak artmaktadır. Bu nedenle şirketler için reklamlar ve reklamlardaki göstergeler ile verilen mesaj büyük önem taşımaktadır. Çalışmada temel olarak “reklamlar tüketicilerin satın alma kararlarını hangi göstergelerle etkilemektedir?” sorusuna yanıt aranmak amacıyla tüketim kültürünün en belirgin nesnelerinden biri olan mücevherler ele alınarak, mücevherat sunulan reklam filmleri irdelenecektir. Seçilen reklamlar nitel araştırma tekniklerinden birisi olan göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak Roland Barthes’ın düz anlam ve yan anlam ilişkisi ile reklamlardaki göstergeler, yansıtılan yaşam biçimleri ve toplumsal değerlerin analiz edilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


