






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2022 Sayı LXI</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2456</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ ALGISI İLE ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK DAVRANIŞI ARASINDAKİ İLİŞKİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66210</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66210</guid>
      <author>Muhammet ZİNCİRLİBegüm YÜCESAN  </author>
      <description>Bu çalışmanın genel amacı, öğretmenlerin öğretmenlik meslek etiği (ÖME) algıları ile örgütsel vatandaşlık davranışları (ÖVD) arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Tunceli il merkezindeki okullarda görev yapan 311 öğretmen oluşturmaktadır.  Çalışmada genel tarama modeli türlerinden, korelasyonel (ilişkisel) tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen veriler normal dağılım varsayımlarını sağladığı için; t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Regresyon Analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ÖME algıları ve ÖVD’nin nezaket alt boyutu puanlarının “çok yüksek” olduğu görülmüştür. ÖVD toplam puanı, diğergamlık, vicdanlılık, centilmenlik ve sivil erdem alt boyutlarının puanlarının ise “yüksek” olduğu belirlenmiştir. Pearson korelasyon analizi sonucuna göre, ÖME algıları ile ÖVD toplam puanı ve tüm alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler vardır. Çoklu regresyon analizi sonucunda öğretmenlerin ÖVD (diğergamlık, centilmenlik nezaket ve sivil erdem alt boyutları) meslek etiği algılarını anlamlı şekilde yordadığı söylenebilir. Ayrıca ÖVD düzeyinin ÖME algısındaki toplam değişimin yaklaşık %35’ini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara bakılarak öğretmenlerin ÖME algılarında ÖVD’nin rolü olduğu yorumu yapılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YEDİ İKLİM TÜRKÇE ÖĞRETİM SETİNDEKİ SÖZ VARLIĞI UNSURLARINI KONU EDİNEN BİLİMSEL ÇALIŞMALARIN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55053</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55053</guid>
      <author>Berker ERTÜRKMUHAMMET MEMİŞ  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan Yedi İklim Türkçe öğretim setindeki söz varlığı unsurlarını inceleyen bilimsel çalışmaların bulgularını incelemek, daha sonra bu bulguları sınıflandırarak tek bir çatı altında toplamak ve bu sayede yabancılara Türkçe öğretimi alanında yapılacak çalışmalar için veri kaynağı oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın verilerine, nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Araştırmacıların belirlediği anahtar kavramlar ile Ulusal Tez Merkezi, Google Scholar, TRDizin, Ulakbim, ResearchGate, Sobiad ve DergiPark veri tabanlarında yapılan tarama sonucunda Yedi İklim Türkçe öğretim setinin incelendiği altmış iki (62) makale ve elli dört (54) teze ulaşılmıştır. Belirlenen ölçütler doğrultusunda gerçekleştirilen tarama sonucunda ulaşılan toplam yüz on altı (116) çalışmadan, Yedi İklim Türkçe öğretim setindeki söz varlığı unsurlarının incelendiği on yedi (17) makale ve on üç (13) tez, araştırma kapsamında değerlendirmeye alınmıştır. Değerlendirmeye alınan çalışmalar; türlerine, yayımlanma yıllarına, inceledikleri öğretim seti sayısına, inceledikleri dil seviyesine/seviyelerine, amaçlarına, tespit ettikleri sorunlara ve ulaştıkları sonuçlara göre sınıflandırılarak tablolar halinde sunulmuştur.  Araştırmanın sonunda, Yedi İklim Türkçe öğretim setini söz varlığı çerçevesinde inceleyen çalışmaların çoğunluğunu makale türündeki çalışmaların oluşturduğu, en çok çalışmanın 2019 yılında yapıldığı, araştırmacıların tek bir öğretim setini incelemeye daha çok eğilimli oldukları, öğretim setinin bütün seviyelerini konu edinen çalışma sayısının daha fazla olduğu ve en çok deyimlerin incelemeye alındığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlardan hareketle yabancılara Türkçe öğretimi alanında çalışma yapan araştırmacılara ve bu alana yönelik ders materyali hazırlayanlara birtakım önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAYLI ÇALGILAR ÜZERİNE YAPILMIŞ LİSANSÜSTÜ TEZLERİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62491</guid>
      <author>Ender Can DÖNMEZ</author>
      <description>Bu çalışmada, 2021 yılı içerisinde yaylı çalgılara yönelik olarak yapılan lisansüstü tezler incelenmiştir. Araştırma, betimsel türde nitel bir çalışmadır. Çalışma sonucunda; 2021 yılında yapılan tezlerin yöntem, derece, tema ve konu gibi değişkenleri ortaya konularak, var olan durumun betimlenmesi, geçmiş yıllarla kıyaslanması, pandemi sürecinin tezlere yansıması ve yeni çalışmalara fikir verilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, 57 tez “doküman incelemesi” yöntemiyle incelenmiştir. Ulaşılan sonuçlar şekil ve tablolar ile açıklanmıştır. İncelenen tezlerin 30’u Keman, 14’ü Viyolonsel, 8’i Viyola ve 5’i Kontrbas çalgıları için yazılmıştır. 37 yüksek lisans, 11 doktora ve 9 sanatta yeterlilik tezi incelenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, 2021 yılında yaylı çalgılara yönelik olarak en çok yüksek lisans tezi en az ise sanatta yeterlilik tezi çalışılmıştır. Tezler 22 farklı üniversitede yapılmıştır. Üniversiteler içerisinde en çok tez, Gazi Üniversitesi’nde yazılmıştır. Tez sayıları bakımından; çalgılar içerisinde ilk sırada Keman, son sırada ise Kontrbas yer almaktadır. Tezlerin çalışıldıkları enstitüler arasında, Güzel Sanatlar Enstitüleri ilk sıradadır. Bunu ikinci sırada Sosyal Bilimler Enstitüleri izlemektedir. Yöntem dağılımda ise ilk sırada, betimsel yöntemin olduğu anlaşılmıştır. Tez temaları incelendiğinde ilk sırada “çalgı eğitim-öğretimi”, tez konuları incelendiğinde ise ilk sırada “eser incelemesi” konusunun tercih edildiği anlaşılmıştır. Tezlerin çoğunlukla betimsel yöntemler ile yazıldığı, araştırmanın sonucunda ulaşılan bulgular arasındadır. 2021 yılı pandemi sürecinde yazılan yaylı çalgı tezlerinde; konu, tema ve yöntem açısından, geçmiş yıllarda yapılan çalışmalar arasında farklılığa rastlanmamıştır. Çalışma ile elde edilen bulgular doğrultusunda, araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN MÜZİK ETKİNLİKLERİ İLE DEĞERLER EĞİTİMİ KAZANDIRMAYA YÖNELİK GÖRÜŞLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64487</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64487</guid>
      <author> Esma BÖREKÇİ </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin müzik etkinlikleri ile değerler eğitimi kazandırmaya yönelik görüşlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubunu 34 okul öncesi öğretmen oluşturmuştur. Açık uçlu görüşme soruları yardımıyla elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen kodlar belirli temalar altında toplanmıştır. Öğretmenlerin değerler eğitimine yönelik kullandıkları şarkıları tercih sebepleri arasında eğitici olması, eğlenceli olması, konuya uygun olması, akılda kalıcı olması, sözlerin anlamı, yaşına ve gelişimine uygun olması,  ilgi çekici olması, sınıfa uyumu kolaylaştırması ve çocukların sevmesi yer almaktadır. Öğretmenler müzik etkinliklerinde değerleri bütünleştirilmiş etkinliklerle, şarkı söyleyerek, yaratıcı dans etkinliğiyle, şarkı sözlerinin anlamı üzerine sohbet ederek, müzik dinleyerek, dramatizasyon etkinliğiyle ve müzik aleti çalarak kazandırdıklarını ifade etmişlerdir. Değerleri kazandırırken bütünleştirilmiş etkinliklere yer verdikleri; müzik etkinlikleri kapsamında büyük grup, küçük grup, bireysel etkinlik türlerini kullandıkları ortaya çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlernin genelde okul öncesi eğitim programını değerleri kazandırma açısından yeterli bulmadıkları ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DAVRANIŞSAL İKTİSAT PERSPEKTİFİNDEN İŞ ARAMA OLGUSU: KURAMSAL BİR ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66434</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66434</guid>
      <author>Esra Nur AKPINAR</author>
      <description>Eğitimli genç işsizlerin iş arama davranışı oldukça karmaşık bir süreç olup, bu sürecin analizi Türkiye ekonomisinin başat sorunlarından olan eğitimli genç işsizlerin istihdamı bakımından çok önemlidir. Derleme niteliğindeki bu çalışmanın amacı, eğitimli genç işsizlerin iş arama sürecini, özellikle ikinci nesil davranışçı iktisat perspektifinden analiz etmektir. Çünkü bireyin iradesine bağlı olan ve bilişsel, psikolojik, ekonomik, sosyal birçok bağlamı olan bu sürecin analizi, geleneksel iktisadın bakış açısına sığmayacak kadar karmaşık ve çok boyutludur. Nitekim davranışsal iktisadın, bilişsel, psikolojik ve sosyo-ekonomik bağlam ve boyutları dikkate alan geniş perspektifi, eğitimli genç bireyin iktisadi karar ve davranışlarını analiz etmede yol gösterici olabilir. Eğitimli genç işsizlerin iş arama davranışının iktisat ve bilişsel psikoloji perspektifinden, çok boyutlu analizi, bireyin kariyerine uygun bir iş bulması için çok önemlidir. Çünkü Türkiye’nin sahip olduğu bu demografik zenginliğin ekonomiye kazandırılmasında, eğitimli genç işsizlik sorununun çözümü, belirleyici role sahiptir.    </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANAH PERSPEKTİFİNDE ŞİMŞON’UN HİKÂYESİ VE ONUN DÜŞÜŞÜ ÜZERİNDEN HALKINA VERİLEN MESAJLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65927</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65927</guid>
      <author>Fatih EROĞLAN</author>
      <description>Bir dine bağlı olan toplulukların kutsal metinlerle ilişkilerinde dini tecrübeler oldukça önemli bir yer tutar. Bu dini tecrübeler kutsal metinlerde geçen hikâyeler, kahramanlık anlatıları ve bu anlatılarla bağlantılı olarak sunulan örnek insan modelleri vasıtasıyla derin anlamlar kazanır. Kutsal metinlerin kendi inananlarına sunduğu anlatılarda bu modeller, derin anlamlar ve metaforlar eşliğinde sunulur. Bu anlam ve metaforlar toplumsal hafızanın oluşmasına ve inananların şekillenmesine katkı sağlar. Bu anlatılar kutsal metinlerin birer parçası olmasının yanı sıra, sosyokültürel olarak toplumsal hafızanın gelecek nesillere aktarılmasında önemli işlevler üstlenir. Bununla birlikte anlatılagelen bu hikâyelerin içselleştirilmesinde, aktarılmasında ve inananlara bir model olarak sunulmasında kutsal kitapların merkezi role sahip öğretileri, hikâyenin kurgusunun anlaşılması noktasında önemli bir yer işgal eder. Tanah’ın Hâkimler bölümünde yer alan Şimşon’un hikâyesi bu hikâyeler arasında önemli bir yere sahiptir. Bu makalede Hâkimler döneminin önemli bir kahramanı, aynı zamanda yöneticisi olan Şimşon’un sıra dışı hikâyesi, Tanah’ın temel öğretisi çerçevesinde ele alınmıştır. Bu bağlamda Şimşon’un hikâyesinin İsrail’in temsili bir anlatısı olduğundan hareketle, Şimşon üzerinden Şimşon’un halkına yönelik yapılan eleştiriler ile onlara verilmek istenen mesajlar değerlendirilmiştir. Şimşon ve İsrail arasındaki bağlantıyı esas alan bu makale; ideal bir İsrail'in siyasi, dini ve kültürel değerlerini pekiştirme konusunda Şimşon’un hikâyesinin nasıl kullanıldığını göstermeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSLAM AHLAK FELSEFESİ ÜZERİNE KAVRAMSAL BİR İNCELELEME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62603</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62603</guid>
      <author>Hamdi ONAY</author>
      <description>Ahlak konusu insana özgü, insanın bütün eylemleriyle ilgili bir alandır. İnsanoğlu hayatın her anında bireysel ya da toplumsal birtakım olumsuz durumlarla karşılaşmaktadır. Bu zorlukların üstesinden gelmenin en güçlü yollarından biri ahlaki ilkelere, kurallara ve standartlara uygun yaşamaktır.  İslam ahlakının dini referanslara dayandırılması hem ilahi bir nizam hem de insani bir gereklilik olma özelliğinden kaynaklanır. Elbette ki ahlak konusu, sadece dini bir konu olmadığından, tarihi süreçte farklı toplum ve kültürlerde genişçe ele alınmaktadır. Bu araştırma İslam ahlakının tanımı, kaynakları, gayesi ve mahiyetine dair felsefi bir incelemedir. İslam ahlakının bir bütünlük içerisinde ele alınıp incelenmesi, söz konusu durumları göz önünde bulundurmayı gerektirir. Bu minvalde mesele önce İslam ahlakının oluşum süreci ekseninde ele alınacaktır. Daha sonra ahlakın tanımı ve gayesi irdelenerek meselenin anlaşılmasına ışık tutulacaktır. Ahlak ilminin kaynaklarını bilmek meseleyi ilmi açıdan değerlendirmeyi gerekli kıldığından tarihsel akış içinde İslam düşünürlerinin konu hakkında yazdıkları eserler ele alınarak İslam ahlakının mahiyeti ve temel konuları dikkatlere sunulacaktır. Bu şekilde ana çerçeve ortaya konularak okurların mesele hakkında derli toplu fikir edinmesine yardımcı olması arzu edilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ 21. YÜZYIL ÖĞRENEN BECERİLERİNİ KULLANMA DURUMLARININ BELİRLENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62422</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62422</guid>
      <author>Hilal KAZUMümine Güher ÖZERCAN  </author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı, öğretmen adaylarının öğrenciye kazandırması beklenen öğrenen becerilerini kullanma durumlarını çeşitli sosyo-demografik özellikler bakımından incelemektir. Amaca ulaşmak için nicel araştırmalar içerisinde yer alan tarama modelinden yararlanışmıştır. Araştırmanın örneklemini Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2019-2020 eğitim-öğretim yılında öğrenim görmekte olan 728 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veriler, 21. yüzyıl öğrenen becerileri kullanımlarını ölçen 5’li likert tipi ölçekle toplanmıştır. 21. yüzyıl öğrenen becerileri ölçeği bilişsel beceriler, otonom beceriler, işbirliği ve esneklik becerileri ve yenilikçilik becerileri alt boyutlarından oluşmaktadır. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adaylarının 21. yüzyıl öğrenen becerileri ile alt boyutlarının kullanım düzeyleri orta seviyenin üzerindedir. Ayrıca, otonom beceriler ve yenilikçilik becerilerinde erkek öğrencilerin lehine bir fark olurken, bölüm değişkenine göre de farklılaşmalar görülmektedir. Özellikle yenilikçilik becerileri aile gelir düzeyine göre farklılaşmaktadır. Anne eğitim durumuna göre bilişsel beceriler ve yenilikçilik becerilerinde, baba eğitim durumuna göre işbirliği ve esneklik becerileri ile yenilikçilik becerilerinde farklılaşma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA BİR MİLLİLEŞTİRME ÖRNEĞİ: MERSİN LİMAN İŞLERİ İNHİSARI TÜRK ANONİM ŞİRKETİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66268</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66268</guid>
      <author>İbrahim Halil Aytarİbrahim Bozkurt </author>
      <description>1872 yılında Mersin Limanı dört adet iskeleye sahipti. 1886’da Adana-Tarsus-Mersin demiryolunun tamamlanması ile Mersin’deki limanın ticaret hacmi de arttı. Doğu Akdeniz’in önemli liman kentlerinden biri olan Mersin’de 19.yüzyılda Fransa, İngiltere, İspanya, Rusya, İtalya, Avusturya-Macaristan, Amerika ile on üç ülkeye ait konsolos ve konsolos vekillikleri bulunmaktaydı. 19. ve 20.yüzyılda da İngiltere, Fransa, Rusya, Yunanistan, Avusturya, İspanya ve Osmanlı bandıralı gemilerin ticari amaçlı Mersin Limanı’na geliş ve gidişleri söz konusuydu. Osmanlı döneminde sanayileşmiş Avrupalı ülkelerle imzalanan ticaret anlaşmalarının da etkisiyle, devletin aleyhine liman ve ticaret hacmi artmıştır. İkinci Meşrutiyet sonrası kurulan İttihat ve Terakki Partisi, uygulamaya çalıştığı milli iktisat politikası ile bu durumu tersine çevirmeye çalışmıştır. Cumhuriyet Türkiyesi’nde de belirtilen ekonomi politikası belirleyici olmuş ve limanların işletilmesiyle ilgili millileştirme siyaseti izlenmiştir. Bu bağlamda Türkiye 1 Temmuz 1926’dan itibaren Türk denizciliği ve deniz ticareti için kabotaj hakkını kullanmaya başlamıştır. Ülke gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturan limanlar dahilindeki ticari faaliyetlerinden maksimum yararlanabilmek amacıyla devlet inhisarına geçen liman yönetimleri, yerel idarelerin kontrolünü üstlendiği anonim şirketlere devredilmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan liman inhisarlarından biri de “&lt;em&gt;Mersin Liman İnhisarı Şirketi&lt;/em&gt;” olmuştur. Bu bağlamda araştırmanın amacı, ekonomi alanında millileştirme politikasının bir uzantısı olarak şehirdeki limanın, Mersin Liman İnhisarı Şirketine devri, işletilmesi ve inşası sürecine açıklık kazandırmaktır.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YALIN YÖNETİM VE BİR SAĞLIK KURUMUNDA DEĞER AKIŞ HARİTALAMA ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66079</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66079</guid>
      <author>İrem TANYILDIZIDEMİR </author>
      <description>Rekabetin hızla artması ile birlikte işletmelerin eldeki kıt kaynakları verimli bir şekilde kullanmaları önemli hale gelmektedir. Eldeki kaynakların verimli bir şekilde kullanılması israf ile ilişkilendirilmektedir. İsraf kavramı ise bizi yalın kavramına götürmektedir. Yalın kavramı genel olarak süreçte yer alan israfları ortadan kaldırılarak, süreçte sürekli akışın sağlanmasını, verimliliğin ve kârlılığın artmasını, maliyetlerin azalmasını ve müşterinin değer tanımına uygun ürün veya hizmetin istediği yer ve zamanda istediği şekilde sunulmasını amaçlamaktadır. Değer akış haritalama (DAH) ise yalın yönetim tekniklerinden biri olup ürün ya da hizmet süreçlerinin görsel olarak sunulmasını sağlayan bir tekniktir. Bu teknik ile süreçteki, değer katan ve değer katmayan faaliyetler ile israfa neden olan noktalar harita üzerinde görsel olarak gösterilmektedir. Yapılan çalışmada amaç, bir üniversite hastanesi genel cerrahi anabilim dalı hastalarından ultrason sürecine yönlendirilen hastaların gerçekleştirdikleri iş ve işlemlere yönelik mevcut durum değer akış haritasını oluşturarak süreci bir bütün halinde görmek, sürece ilişkin değer katan ve değer katmayan faaliyetleri belirlemek, israfları azaltmaya yönelik yalın teknikler uygulamak ve iyileştirilmiş hizmet akışını gelecek durum haritasında göstermek ve elde edilen kazanımlar ve önerilerle ilgili hastane yönetimine ve çalışanlarına bilgi vermektir. Bu çalışmanın yöntemi nitel araştırma yöntemlerinden biri olan eylem araştırması olup veri toplama araçları olarak gözlem ve görüşme yöntemleri kullanılmıştır. Yalın yönetim tekniklerinden ise DAH tekniği seçilmiştir. Bu çalışma ile genel cerrahi anabilim dalında ultrason sürecine yönlendirilen hastaların mevcut durum değer akışında toplam akış süresi 3338,62 dk olarak bulunmuş, önerilen yalın teknikler ile gelecek durum değer akış haritasında toplam akış süresinin 2375,63 dk’ya inebileceği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK İNŞAAT SEKTÖRÜNDE 2011-2020 YILLARI ARASINDA YAŞANAN İŞ KAZASI İSTATİSTİKLERİNİN İŞYERİ, İSTİHDAM VE EKONOMİK BÜYÜME VERİLERİ KULLANILARAK KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64649</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64649</guid>
      <author>Kamil Hakan DERİNlLEVENT ŞAHİN  </author>
      <description>Tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de yaşanan iş kazaları gerek sosyal gerekse ekonomik olarak toplumları olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye’de 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu mevzuattaki konuyla ilgili önemli bir boşluğu doldurmuş ancak sonraki süreçte ülkedeki iş kazaları sayıları katlanarak artmaya devam etmiştir. Bu durumun temel sebebi ise gerçekte yaşanan iş kazalarının istatistiklere tam olarak yansımaması nedeniyle hayata geçirilen politikaların yetersiz kalmasıdır. Benzer durum kayıt dışı istihdamın en fazla olduğu inşaat sektöründe de görülmektedir. İnşaat sektörü; iş kazalarının ve iş kazası sonucu ölümlerin bilinen genel önlemlerle istenilen seviyede indirilemediği ana iş kollarının başında gelmektedir. Türk inşaat sektöründe yaşanan iş kazalarını ve iş kazaları sonucu ölümleri azaltılabilecek yenilikçi politikaların inşa edilebilmesi için öncelikli olarak sektörde mevcut durumun doğru parametreler kullanılarak analiz edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada inşaat sektöründe 2011-2020 yılları arasında yaşanan iş kazaları ve iş kazası sonucu ölümler, sektördeki işyeri, istihdam ve ekonomik büyüme verileri kullanılarak analiz edilecek ve değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GAGAUZ YERİ ÖZERK BÖLGESİNDE YAYIMLANAN “GUGUŞÇUK” ADLI ÇOCUK DERGİSİNİN YAPISAL ÖZELLİKLER BAKIMINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64345</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64345</guid>
      <author>Murat SARIBAŞMerve ŞEPİTCİ SARIBAŞ  </author>
      <description>Araştırmada, Gagauz Yeri Özerk Bölgesi’nde yayımlanan “Guguşçuk” adlı çocuk dergisinin iç ve dış yapı özellikleri bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın materyalini, “Guguşçuk” adlı derginin Güz-2020, Kış-2021, İlkyaz-2021, Yaz-2021, Güz-2021 ve No:6-2022 sayıları oluşturmuştur. Veriler, Çocuk Dergisi Değerlendirme Formu ile toplanmış ve frekans-yüzde hesaplamaları yapılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda derginin çocuklara, boyut bakımından tamamen; kâğıt ve baskı kalitesi bakımından tamamen; sayfa düzeninin bazı özellikleri açısından kısmen, bazı özellikleri açısından tamamen; görsellerin bazı özellikleri açısından kısmen, bazı özellikleri açısından tamamen; yazı tipi bakımından tamamen, punto açısından ise kısmen uygun olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca derginin çocuklara, kapak ve ciltlemenin bazı özellikleri açısından hiç uygun olmadığı, bazı özellikleri açısından kısmen, bazı özellikleri açısından tamamen uygun olduğu saptanmıştır. İçyapı özellikleri incelendiğinde derginin çocuklara, konunun bazı özellikleri açısından kısmen, bazı özellikleri açısından tamamen; tema özellikleri açısından tamamen; dil ve anlatımın bazı özellikleri açısından kısmen, bazı özellikleri açısından tamamen; yazı türü açısından tamamen; kahramanların bazı özellikleri açısından kısmen, bazı özellikleri açısından tamamen uygun olduğu görülmüştür. Ayrıca derginin tüm sayılarının kendi içerisinde planlı olduğu; derginin son sayısında kısmen, diğer sayılarda tamamen düzenli bir planın takip edildiği; derginin sayılarının tümünde uygulanan planın çocukların gelişim özelliklerine tamamen uygun olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SARUHAN SANCAĞI VE ÇEVRESİNDE SUHTE HAREKETLERİ VE ALINAN ÖNLEMLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65918</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65918</guid>
      <author>Naime Yüksel KARASU</author>
      <description>&lt;ol&gt;&#13;
&lt;li&gt;yüzyıl Osmanlı Devleti’nin gücünün zirvesini temsil etmesine karşılık aynı zamanda toplumsal huzursuzlukların, askerî ayaklanmaların, taht kavgalarının ve burada konumuz olan medreseli gençlerin kanun dışı hareketlerinin görüldüğü bir dönem olmuştur. XVI. yüzyılda başlayıp XVII. yüzyıl boyunca devam eden kargaşa döneminin önemli parçasını medrese öğrencilerinin oluşturduğu suhtelerin çıkarmış olduğu bu hareketler oluşturmaktadır. Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretimin gerçekleştiği medreseler, klasik çağda kurumsallaşmasını tamamlamış ve ilmî olarak bir sınıflandırmaya tabi tutularak belirli icazetlerle oluşturulmuş yapılardır. Bu dönemde İlmiye sınıfında mansıpların usulsüzce dağıtılmasına bağlı olarak Anadolu’nun muhtelif yerlerindeki medreselerde her geçen gün sayıları artan ve mansıp bekleyen talebelerin suhte ayaklanmaları olarak adlandırılan isyan hareketleri başlattıkları görülmektedir. Özellikle I. Süleyman’ın saltanatı öncesinde başlamış olan kapılanma hareketinin merkezden taşraya doğru sirayet etmesi medreseli gençlerin uzun süre görev beklemelerine sebep olmuş bunun sonucu olarak da medreselilerin toplu eşkıyalık hareketleri baş göstermiştir. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nde XVI. yüzyıldan itibaren siyasi, sosyal, ekonomik buhranlar neticesinde başta Anadolu olmak üzere birçok bölgede meydana gelen suhte hareketlerinin Manisa merkezli Saruhan Sancağı ve çevresi üzerinden değerlendirilmesi yapılacaktır. “Ehl-i fesat, haram-zade, suhte taifesi” şeklinde isimlendirilen ve bir nevi büyük çaplı eşkıyalık hareketleri olarak kabul edilen bu isyanlar için mühimme defterlerindeki hükümler çalışmanın en önemli kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu kaynaklar ışığında XVI. yüzyılın ortalarından başlayarak sonuna kadar devam eden suhte isyanlarının nedenleri, muhtevası ve ne gibi olaylara sebep oldukları konusunda çıkarımlar yapılmaya çalışılacaktır.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENME AMAÇLI YAZMANIN 7. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN BİLİMİN DOĞASI ANLAYIŞLARINA VE SÖZDEBİLİMSEL İNANIŞLARINA ETKİSİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58100</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58100</guid>
      <author>Sadık ÖZTÜRKServet EKMEKÇİ  </author>
      <description>Bu çalışmada doğrudan yansıtıcı yaklaşımın sorgulamaya dayalı etkinlikleri ile öğrenme amaçlı yazma ödevlerinin (Poster, Mektup ve Araştırma raporu)  7. Sınıf öğrencilerinin Bilimin Doğası anlayışlarına ve Sözdebilimsel inanışlarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma grubunuAdıyaman ili Kâhta ilçesindeki bir devlet ortaokulunun 7.sınıfında öğrenim gören 38 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada ön test son test eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney ve Kontrol gruplarında dersler “Güneş Sistemi ve Ötesi” ünitesi ve Bilim Uygulamaları dersi öğretim programı kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen bilimin doğası etkinlikleri ile gerçekleştirmiştir. Deney ve Kontrol grubunun her ikisi de bilimin doğası kapsamında “Büyük Patlama teorisi”,  “Evren ile ilgili Tarihsel Görüşler” ve “Plüton gök cismi”,Sözdebilimsel inanış ile ilgili olarak “Doğal Taşlar”, “Astroloji” ve “Çubukla su arama” olmak üzere üçer etkinlik yapmıştır. Deney grubu ders dışı öğrenme amaçlı yazma ödevleri hazırlarken Kontrol grubu fazladan benzer sınıf içi etkinlikler yapılmıştır. Veriler Bilimin doğası ve Sözdebilim inanış ölçekleri ile toplanmıştır. Verilerin istatiksel analizinde bağımsız gruplar için Mann-Whitney U testi ve bağımlı gruplar için Wilcoxon T testi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre doğrudan yansıtıcı yaklaşımın sorgulamaya dayalı etkinlikleri Bilimin doğası anlayışlarını geliştirmiş ve Sözdebilimsel inanışları azaltmıştır. Öğrenme amaçlı yazmanın deney grubu lehine her iki boyutta pozitif yönde anlamlı farklılık oluşturması bunun fen öğretiminde daha sık ve etkin kullanımını göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MARIUS’UN ORDU REFORMU VE POPULARES </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64652</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64652</guid>
      <author>Sinem AYDOĞAN DEMİROkan DEMİR </author>
      <description>Marius, ilk consulluğu için girdiği seçimlerde proconsul Mettelus’u Numidia Savaşı’nı gereksiz yere uzatmakla itham etti. Bu nedenle, Iugurtha’yı yakalayıp Roma halkına teslim etme vaadini yerine getirmesi için öncelikle çoğunluğu proletarii kesiminden vatandaşların oluşturduğu gönüllülerden asker topladı. Bu uygulamaya değin Roma vatandaş ordusu celplerinde, vatandaşların gelirlerine göre kayıtlandıkları beş sınıftan birine mensup olmaları dikkate alınmıştır. Bu, aynı zamanda centuria meclisinin de temelini teşkil eden kriterdir. Ancak Marius asker celbini, geleneksel optimates - populares kutuplaşmasına dayanarak nobilitasa karşı bir siyasi düzlemde gerçekleştirdi. Onun askere alımda getirdiği bu yeniliğin arka planında ise İÖ II. yüzyıldaki sosyoekonomik krizin bir sonucu olarak Roma vatandaş ordusunun temel insan kaynağı assiduinin (orta sınıf çiftçiler) yoksullaşması ve buna bağlı olarak kendini donatabilen vatandaşları silahaltına almanın güçleşmesi vardır. Bu nedenle, Tiberius ve Gaius Gracchus kardeşler de öncelikle bir toprak reformu programıyla halkın ekonomik durumunu düzeltmeyi hedeflediler. Bunun yanında onlar, senatusun devlet idaresindeki ağırlığını halk meclisleri ve temsilcileri lehine değiştirmeye çalıştılar. Buna karşı senatus, Roma ordusunun proletarileşmesine neden olan koşulları düzeltmeye çalışan Gracchus reformlarını etkisiz kılsa da hâlihazırdaki yönetim krizi, proletariusları (mülksüzler) orduya alan popularis (halkçı) bir lideri ortaya çıkardı. Senatusun hakimiyetini tesis ettiği Gracchus sonrası dönemde ortaya çıkan yolsuzluk olayları ve başarısızlıklar senatusa muhalefet eden siyasetçileri yeni yöntemler aramaya sevk etti. Ordunun karşılaştığı insan kaynağı sorununa pratik bir çözüm bulan Marius, dönem koşullarının ve senatusa muhalif kesimlerin zorlamasıyla askerlerini siyasi bir araç olarak kullanarak populares hareketini dönüştürdü. Bu çalışmada öncelikle ordu reformunu gerekli kılan tarihsel koşullar ele alınmaktadır. Bunun yanında Roma Cumhuriyet tarihi boyunca askerlik ve siyasi temsil arasındaki ilişki, centuria meclisi üzerinden incelenmektedir. Bu bağlamda Marius’un ordu reformunu mümkün kılan siyasi krizlerin arka planında yer alan senatus - populares çatışması çalışmanın odağında bulunmaktadır. Böylece, asker celbindeki yeniliğin Roma siyaseti içindeki sonuçlarının daha açık bir şekilde anlaşılması hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAROK DÖNEMİ VE ÜNLÜ RESSAM REMBRANDT</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66128</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66128</guid>
      <author>Tahir ÇELİKBAĞ</author>
      <description>Resim sanatı insanlık tarihinin başlangıcı sayılan mağara ve kaya çizimlerinden günümüze kadar varlığını sürdürmüş, araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Barok sanatı 16. yüzyılın sonunda başlamış, 17. yüzyılda avrupanın birçok ülkesinde yayılmış 18. yüzyılın ortalarına kadar varlığını sürdüren bu uslup resim, heykel ve mimaride ön plana çıktığı görülmektdeir. Barok sanatı dönemi içerisinde, Reform hareketine karşı girişilen Katolik hareketin bir sonucu olarak ortaya çıkmış. Bu dönemde hem sanatsal düşünsellik hem de uygulama anlamında Rönesans ve Maniyerizme karşı duruş sergilenmiştir.  Bu bağlamda Rembrandt yaşadığı dönemi belgeselci bir anlayışla toplumsal olayların sosyolojik etkisinin aydınlanmasında etkili olmuştur. Barok döneminin ünlü ressamı Rembrandt yaşadığı çağın dini ve sivil konuları ayrıca onun sanat gelişimi açısından belge niteliği taşıyan 60’tan fazla portre çalışmıştır. Ressam toplumsal olayları resimlerken Barok dönemine ve otuz yıl savaşlarının yıkıcı etkisine ışık tutmuştur. Bu bağlamda sanatçı çalıştığı konuların meydana getirdiği duygusal etkileri figürlerin yüz ifadelerine yansıtmayı başarmıştır. Ressam ayrıca konu anlatımında ifade biçimini güçlendirmek için teatral bir anlatım yorumlama biçimini benimsemiştir. Bu dönemde sanatın bütün alanlarında Rönesans’ın statik klasik uslubun izleri terk edilmeye başlanmış, şiddetli ışık ve koyu gölgeleme yöntemiyle resim eserlerine hareket kazandırılmıştır. Araştırmanın amacı ressamın yaşadığı dönemin sanat anlayışı, üslubu ve işlediği konular ele alınmış. Ayrıca bu makalede nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARINA GÖRE ÇİZGİ FİLMLERİN ÇOCUK GELİŞİMİNDEKİ ROLÜ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62833</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62833</guid>
      <author>Yasemin KUBANÇ</author>
      <description>Çocuklarda ekran bağımlılığı günümüzde oldukça yaygın görülen bir sorundur ve öğretmenler ailelerden sonra çocuklarla en çok vakit geçiren kişilerdir. Bu kapsamda geleceğin öğretmenleri olarak öğretmen adaylarının ekranda yer alan yayınlara yönelik bakış açılarının araştırılması ve farkındalıklarının artırılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının çizgi filmlerin çocuk gelişimindeki etkisine yönelik görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden fenomolojik desene uygun olarak öğretmen adaylarıyla görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler önce içerik analizi tekniği ile olumlu kazanım ve olumsuz madde olarak sınıflandırılmış, daha sonra betimsel analiz tekniği kullanılarak bu kazanım ve maddelerin çocukların gelişim alanlarından hangisine yönelik olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Belirlenen ölçütleri karşılayan 33 sınıf öğretmeni adayı araştırmada katılımcı olmuştur. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının çizgi filmler hakkında belirttiği olumlu kazanım sayısı ile olumsuz madde sayısının eşit olduğu görülmüştür. Öğretmen adayları çizgi filmlerin çocukların en fazla “sosyal ve duygusal” gelişimine yönelik olumlu katkıları ve olumsuz etkileri olduğunu ifade etmişlerdir. Bu kapsamda “Pepee ve Doru” çizgi filmlerinin sosyal ve duygusal gelişim açısından en fazla olumlu özelliğe sahip çizgi filmler oldukları öğretmen adayları tarafından ifade edilirken, “Powerpuff-Girls” çizgi filmi en fazla olumsuz özelliklere sahip çizgi film olarak ifade edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞLEMSEL OKUMA MODELİNİN ÖĞRENCİLERİN ZİHİNSEL İMAJ OLUŞTURMA BECERİLERİNE ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65823</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65823</guid>
      <author>Yelda KÖKÇÜŞener DEMİREL </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı işlemsel okuma modelinin 7. sınıf öğrencilerinin zihinsel imaj oluşturma becerilerine olan etkisini tespit etmek ve görüşlerini ortaya koymaktır.  Araştırmanın nicel boyutuna ait örneklemi; deney (n=33) ve kontrol grubunda (n=33) yer almak üzere toplam 66; nitel boyuta ilişkin çalışma grubu ise araştırmaya gönüllü olarak katılan 14 öğrenciden oluşmaktadır. Karma desende gerçekleştirilen araştırmanın nicel boyutu öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desene göre tasarlanmıştır. Nitel boyutta ise deney grubunda yer alan öğrenciler ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve veriler ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Araştırmanın deneysel uygulama süreci 8 hafta deneysel uygulama, iki hafta öntest-sontestlerin yapılması olmak üzere toplam 10 hafta sürmüştür. Deney grubunda kullanılan stratejiler, öğrencilere Aşamalı Sorumluluk Aktarım Modeli ile öğretilmiştir. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında “Zihinsel İmaj Değerlendirme Formu (ZİDF)”; nitel verilerinin toplanmasında ise yarı yapılandırılmış görüşme kılavuzu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde yüzde (%), frekans (&lt;em&gt;f&lt;/em&gt;), bağımsız gruplar t-testi, Mann-Whitney U testi; nitel verilerin analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır.  Araştırma bulgularına göre öğrencilerin ZİDF puanlarının, deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı fark gösterdiği tespit edilmiş ve deney grubu öğrencilerinin, işlemsel okuma modeline ilişkin olumlu görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca öğrenciler işlemsel okuma modeline uygun Türkçe öğretiminin; bilginin kalıcılığını artırdığını, sınıf ortamında farklı strateji, yöntem ve tekniklerin kullanımını sağladığını ve zihinsel imaj oluşturma becerilerini geliştirdiği yönünde görüş bildirmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÖY OKULLARINDA GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN KÖY HALKINA YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63657</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63657</guid>
      <author>Zeliş KURTGül GÜLER  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, köy okullarında görev yapan öğretmenlerin görev yaptıkları köyde yaşayan köy halkına yönelik tutumlarının ölçülmesi için güvenilir ve geçerli bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye genelinde köy okullarında görevli veya köy okullarında görev yapmış 542 öğretmen oluşturmaktadır. Ölçeğin yapı geçerliğine ilişkin kanıtlar ortaya koymak için elde edilen veriler üzerinden Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda 20 maddeden oluşan üç faktörlü nihai ölçek formu, toplam varyansın %37.5’ini açıklamaktadır. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek için hesaplanan Cronbach Alfa korelasyon katsayısı 0.83 olarak bulunmuştur. Bu bulgularla beraber ölçeğin köy okulu öğretmenlerinin köy halkına yönelik tutumlarını ortaya koymak için geçerli ve güvenilir özelliğe sahip olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA İNSANİ DİPLOMASİ ARACI OLARAK TÜRKİYE’NİN YUMUŞAK GÜÇ KULLANIMI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62631</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62631</guid>
      <author>Adil AKTAŞ</author>
      <description>Disiplinlerarası bir kavram olarak &lt;em&gt;insani diplomasi,&lt;/em&gt; Uluslararası İlişkiler ile Halkla İlişkiler’in kesiştiği noktada yer almaktadır. Yaptırım, tehdit, muhtıra, zor kullanma, askeri güç vb. klasik/geleneksel diplomasi uygulamalarından farklı olarak insani diplomasinin temelinde sevdirme, cezbetme, kendi tarafına çekme, imaj ve algıları olumlu yönde değiştirme, itibar kazanma vb. yumuşak/ince güç uygulamaları bulunmaktadır. Ülkelerin bu tarz diplomasiye yönelmelerinde, teknolojik gelişmeler neticesinde kitle iletişim araçlarının kullanımının yaygınlaşması, küreselleşme ve küresel sorunlar doğal neden olarak kabul edilebilir. Ancak bu yeni diplomasi anlayışının, klasik uygulamalara göre daha az maliyetli ve daha uzun süreli olumlu etkiler bırakması da önemli bir tercih nedenidir. Bu bağlamda çalışmada, Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye’nin yürütmüş olduğu insani diplomasi uygulamalarının Türkiye ve dünya kamuoyundaki etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Dolayısıyla da çalışmanın konusunu, bu savaşta Türkiye’nin insani diplomasi uygulamaları ve bu uygulamaların savaşın seyrine olan etkileri oluşturmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı ve insani diplomasi odak alınarak literatür taraması ve doküman analizi yöntemiyle oluşturulan bu çalışmanın sonucunda, Türkiye’nin dış politikasını şekillendiren bu tarz insani diplomasi uygulamalarının, savaşı sona erdirmese bile uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin imajına katkı sağlayarak algıları olumlu yönde etkilediği gibi her iki ülkeyle de ikili ilişkileri sürdürebilme adına olumlu sonuçlar doğurduğu anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ UYGUR TÜRKÇESİNİN SÖZ VARLIĞINDA KÖKEN BİLGİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57842</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57842</guid>
      <author>Bahtiyar BAHŞİ</author>
      <description>Günümüzde Doğu Türkistan Özerk bölgesinde yaşayan ve en eski Türk topluluklarından biri olan Uygur Türklerinin konuştukları Yeni Uygur Türkçesi, Özbek Türkçesi ve Çağatay Türkçesinin devamı olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir. Türk şivelerinin tasnifinde Doğu Türkçesinin bir kolu olarak kabul edilen Yeni Uygur Türkçesi bugün çok geniş bir coğrafyada, büyük bir Türk nüfusu tarafından konuşulmaktadır. Yeni Uygur Türkçesi geçmişle olan bağlantısı ve konuşulduğu coğrafya gereği Arap, Fars, Çin ve Rus dillerinin etkisi altında kalmıştır. Bu çalışmanın amacı Yeni Uygur Türkçesi söz varlığında yer alan sözcüklerin köken bilgisini araştırmaktadır. Araştırmanın sonucunda Yeni Uygur Türkçesi söz varlığında yer alan kelimelerin %77’sinin Türkçe, %11’inin Arapça, %7’sinin Farsça, %4’ünün Rusça, %1’inin Çince olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan hareketle Yeni Uygur Türkçesi söz varlığının büyük bir kısmının Türkçe sözcüklerden oluştuğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın sonucunda Yeni Uygur Türkçesine Arapça, Farsça, Rusça ve Çince dillerinden de söz varlığına kelimeler katıldığı ve Yeni Uygur Türkçesine Arapçadan sonra en çok Farsça, Rusça kelimeler geçtiği saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PLATON VE SOKRATES’İN BEDEN EĞİTİMİ VE JİMNASTİK ANLAYIŞLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58204</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58204</guid>
      <author>Arzu PEKĞÖZ ÇEVİKER</author>
      <description>Eğitimle ilgili kavram, kuram ve sistem tartışmaları yüzyıllardır sürmektedir. Bu çalışmada Platon ve Sokrates’in genelde eğitim anlayışları ile özelde beden eğitimi ve jimnastik anlayışları incelenmiştir. Bu bakımdan çalışmanın kapsamı bu iki düşünürün eğitim, beden eğitimi ve jimnastik anlayışıyla sınırlı tutulmuştur. Ayrıca, düşünürlerin, felsefenin diğer alanlarına ilişkin görüşlerine de yer verilmiştir. Platon ve Sokrates’in eğitime dair görüşleri bir bütün olarak ele alındığında eğitim; insanın doğasında var olan, onları iyiye ve doğruya yönlendiren süreçtir. Beden eğitimi ve jimnastik ise Platon’a göre ağırlıklı olarak savaşa hazır olma durumu çerçevesinde değerlendirilirken, Sokrates bunu güçlü ve sağlıklı olma çerçevesinde değerlendirmektedir. Platon, beden eğitimi ve jimnastiği, insanı bir bütün olarak erdemli kılmaya çalışmaktadır. Bu yönüyle onun jimnastik eğitimi, insanın sadece fiziki yönünü değil, aynı zamanda içsel yönünü de içeren bir yetiştirmeyi ifade etmektedir. Bir bütün olarak iyi olmak, güzelliğe ulaşmak ve ahenge ulaşmak, bedeni güzelleştiren jimnastik eğitimi ile ruhu mükemmelleştiren müzik eğitiminin birlikte ve uyum içinde yapılmasına bağlıdır. Sokrates’e göre beden eğitimi ve jimnastik konusunda adı geçen bazı hastalıkların olduğunu ve vücudun tekrar düzene girebilmesi için ilk önce ruhunda düzelmesi gerekeceğini ifade ederek vücut ve ruh arasındaki bağa dikkat çekmektedir. Ruh iyileşirken sihirli ifadelere gereksinim duyduğunu ifade eden Sokrates, güzel ifadelerin önemli olduğunu da belirtmektedir. Böylece ruhun güzel ifadelerle olgunlaşacağını, bilgeleşeceğini ve vücudun düzelmesine de destek olacağını belirtmektedir. Beden eğitimi ile tıp ilişkisi kurarak beden eğitiminin tıptan önce geldiğini savunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHÎ VE HUKUKÎ AÇIDAN 1924 ANAYASASI’NDAKİ HÜKÜMET SİSTEMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62681</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62681</guid>
      <author>Bilal TUNÇEren BACAK  </author>
      <description>Türkiye, 1876’dan beri hukukî açıdan anayasalarla yönetilen demokratik bir ülkedir. Türkiye’nin ilk anayasası 1876 tarihli Kanun-ı Esasî’dir. Bu anayasa, her ne kadar istibdat döneminde uygulanmamış olsa da; 1924’e kadar 1921 Teşkilât-ı Esâsiye ile birlikte yürürlükte kalmıştır. Türkiye’nin üçüncü ve uzun ömürlü toplum sözleşmelerinden birisi olan 1924 Anayasası, ülkede demokrasi ve hükümet sistemi bağlamında güçlü bir merkezi yapının oluşumunda önemli bir rol oynamıştır. Bu bağlamda, tarafımızdan hazırlanan bu makalede 1924 Anayasası’nda nasıl bir hükümet sistemi öngörüldüğü ve bu hükümet sisteminin nasıl uygulandığı konusu ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. “Tarihî ve Hukukî Açıdan 1924 Anayasası’ndaki Hükümet Sistemi Üzerine Bir Değerlendirme” adlı çalışmanın hazırlanmasındaki temel amaç, 1924 Anayasası’nda meclis hükümeti sistemiyle parlamenter sistem arasında yer alan ve her iki hükümet sisteminin de özelliklerini taşıdığı değerlendirilen karma hükümet sisteminin nasıl olduğunu ve bu hükümet sisteminde yasama, yürütme ve yargı erklerinin konumlarının nelerden ibaret olduğunu teferruatlı bir şekilde ortaya çıkarmaktır. Bunun yapılmasındaki temel hedef ise 1924’ten 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesine kadar geçen tarihsel süreç içerisinde karma hükümet sisteminin, Türkiye’nin anayasal ve demokratik gelişimine ne gibi katkılar verdiğini belgelerle incelemektir. Bu çalışma, telif eserlerden istifade edilerek oluşturulmuştur. Ayrıca tarafımızdan hazırlanan bu makale, nitel bir çalışma olup; eserde doküman analiz tekniği kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMEN ADAYLARININ “İLKOKULDA ALTERNATİF EĞİTİM UYGULAMALARI” DERSİ VE BU DERS İÇERİĞİNE İLİŞKİN METAFORİK ALGILARININ BELİRLENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62377</guid>
      <author>Erdal ZENGİN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmen adaylarının ilkokulda alternatif eğitim uygulamalarına yönelik metaforik algılarını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi eğitim fakültesi sınıf öğretmenliği ABD lisans öğrencisi olup bu dersi alan 35 kadın ve 20 erkekten oluşan öğrenciler ile çalışma yürütülmüştür. Çalışmanın yürütülmesi için nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini belirlemek amacıyla çalışmanın amacına uygun olarak amaçlı örnekleme tekniklerinden uygun örnekleme tercih edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edildikten sonra nitel veri analiz programı olan MAXQDA ve içerik analizi ile elde edilen bulgular desenlenmiştir. Çalışma sonucunda, öğretmen adaylarının “alternatif eğitim uygulaması” kavramına yönelik üretilmiş oldukları metaforların ve bu metaforların gerekçelerinin hepsi olumlu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, ilkokulda alternatif eğitim uygulamaları dersi kapsamında olan birleştirilmiş sınıf uygulamasına yönelik öğretmen adaylarının üretmiş olduğu metaforların (42) çoğunluğu (31) olumlu yönde metafor üretmiş ve gerekçelerini aynı minvalde ifade etmişlerdir. Bu dersin kapsamında olan taşımalı eğitim sistemine yönelik de öğretmen adaylarının metafor algılarına bakılmış ve öğretmen adaylarının ürettikleri metaforların (36) çoğunluğu olumsuz (22) olduğu tespit edilmiştir. Yine bu ders kapsamında olan yatılı bölge okullarına (YBO) yönelik aday öğretmenlerin ürettikleri metaforların (42) da çoğunluğunun olumsuz (31) olduğu sonucun varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇEYİ İKİNCİ / YABANCI DİL OLARAK ÖĞRENENLER İÇİN HAZIRLANAN YARDIMCI MATERYALLERİN OKUNABİLİRLİĞİ ÜZERİNE BİR İNCELEME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66466</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66466</guid>
      <author>Gülnur AYDIN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Türkçeyi ikinci/yabancı dil olarak öğrenenler için hazırlanan yardımcı materyallerin okunabilirliği üzerine bir inceleme yapmaktır. Bu doğrultuda Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi (PIKTES) kapsamında A1, A2, B1 ve B2 düzeyleri için hazırlanan “Yabancı Öğrenciler İçin Türkçe Hikâyeler” seti okunabilirlik yönünden incelenmiştir. Nitel araştırma yaklaşımının doküman analizi yöntemi ile gerçekleştirilen araştırmada, hikâyelerin her biri Ateşman (1997), Çetinkaya-Uzun (2010) ve Bezirci-Yılmaz (2010) okunabilirlik formüllerine göre ayrı ayrı değerlendirilmiş; düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçları, Ateşman (1997) formülüne göre 20 hikâyenin 11’inin “kolay”; 9’unun ise “çok kolay” düzeyde olduğunu ortaya koymuştur. Benzer biçimde Çetinkaya-Uzun (2010) formülüne göre 20 hikâyenin 11’inin “eğitsel okuma” (8. ve 9. sınıf); 9’unun ise “bağımsız okuma” (5., 6. ve 7. sınıf) düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Bezirci-Yılmaz (2010) formülüne göre ise 20 hikâyenin tamamı “ilköğretim” düzeyindedir. Dil düzeylerine göre genel ortalamaya bakıldığında A1-A2 hikâyeleri üç ayrı formül için “çok kolay”, “bağımsız okuma” ve “ilköğretim”; B1-B2 hikâyeleri “kolay”, “eğitsel okuma” ve “ilköğretim” düzeyi puanlarına sahiptir. Hikâyelerde genel olarak dil düzeylerine göre aşamalılığın ihmal edildiği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle ikinci/yabancı dil olarak Türkçe öğretimi süreçlerinde aktif rol üstlenen uygulayıcıların okunabilirliğe yönelik farkındalıklarının artırılmasına ve ikinci/yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanına özgü, dil düzeylerine göre yapılandırılmış okunabilirlik formüllerinin geliştirilmesine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEMRE (ANTALYA) AĞZI SES BİLGİSİ ÖZELLİKLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63383</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63383</guid>
      <author>Ramazan BÖLÜK</author>
      <description>&lt;h3&gt;Türkiye Türkçesi ağızları üzerine yapılan araştırmalar 1940’lı yıllarda yerli araştırmacıların sahaya inmesiyle hız kazanmıştır. O tarihlerden bu yana birçok il ve ilçede ağız derlemeleri yapılmaya devam etmektedir. Herhangi bir dilin ses yapısını anlamak için sadece yazı dilini incelemek yetersiz kalacaktır. Bu bakımdan yerel ağızların araştırılması dilde karanlık kalan bazı alanları aydınlatmada önemli bir yer tutar. Bu çalışmada Antalya ili Demre ilçesinin ses özelliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Antalya’nın batısında yer alan Demre ilçesinin doğusunda Finike, batısında Kaş ilçeleri bulunmaktadır. Deniz kenarına kurulan ilçe merkezi coğrafi olarak ulaşım açısından zor bir konumdadır. Bu sebebe bağlı olarak dışarıdan göç alması fazla yaygın olmadığından dolayı kendi sosyokültürel yapısını muhafaza etmiştir. Makalede ilçenin ses özelliklerini yansıtacağı düşünülerek Antalya ve Yöresi Ağızları adlı eserde yayımlanan beş yerleşim biriminin metinleri incelenmiştir. Makale &lt;em&gt;giriş&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;ses bilgisi&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;sonuç&lt;/em&gt; bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Demre ilçesi ana hatlarıyla tanıtılmıştır. Ardından ses bilgisi ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ayrı başlıkta incelenmiştir. Bu bölümde Antalya ili Demre ilçesi ağzının ses özellikleri üzerinde durulmuştur. Tespit edilen veriler ve bulunan sonuçlar maddeler halinde verilmiştir.&lt;/h3&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK HARCAMALARININ FİNANSMANIN YÖNETİMİ VEYA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ: GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNE GÖRE YANSIMALARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66334</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66334</guid>
      <author>Hatıra SADEGHZADEH-EMSENELİF AKKAŞ </author>
      <description>Sağlık harcamalarının en temel yansıması veya çıktısı ortalama yaşam beklentisinin artması ve bebek ölüm sayısının azalmasıdır. Rakamsal bazda önemli bir artış gösteren sağlık harcamalarının ortalama ömrün uzaması ile ekonomide bir yük teşkil edeceği düşünülebilir. Dolayısıyla temel hipotez, artan ömür ve buna bağlı olarak giderek artan nüfustan dolayı, sağlık harcamalarının yönetilebilir veya sürdürülebilir ölçüde karşılayıp karşılamadığıdır. Burada sağlık harcamalarına dayalı olarak beklenen çıktının oluşabilmesinin de girdiye ihtiyaç bulunduğu açıktır. Girdi olarak da sağlık sektöründe kullanılan ekipman kapsamında bunlara yapılan harcamalar kullanılabilir. Sağlık harcamalarının GSYH içerisindeki payı ile fert başına sağlık harcamaları önemli gösterge konumundadır. Ancak, her iki göstergenin de makroekonomik açıdan yönetilebilirliği veya sürdürülebilirliği önem arz etmektedir. Ekonometrik açıdan sürdürülebilirlik veya yönetilebilirlik hususu, bu iki değişkenin durağan olması ile ölçülür. Sağlık harcamaları bakımından zaman kısıtı nedeniyle (veri 2000-2019 arası dönemi kapsamakta) Dünya Bankasının gelişmişlik sınıflandırmasına bağlı olarak düşük gelirli, orta gelirli ve yüksek ülkeler ile panel oluşturulmuş ve panel birim kök sınamaları yapılmıştır. Birim kök sınamaları sonucunda ülkelerin gelir seviyesi arttıkça onun içerisinde sağlık için yapılan harcamaların durağan olduğu ve dolayısıyla sürdürülebilir nitelik taşıdığı tespit edilmiştir. Buna karşılık fert başına sağlık harcamaları değişkeninin durağanlığının zayıf olduğu belirlenmiştir. Artan ömür ve nüfusa karşılık, ekonominin mevcut durumunun buna paralel artış gösterdiği ve dolayısıyla sürdürülebilirlik sıkıntısının olmadığı söylenebilir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN OKUL YÖNETİCİLİĞİNİ TERCİH ETME / ETMEME NEDENLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66777</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66777</guid>
      <author>Murat DEMİRKOLMustafa ORHAN  ,Tuncay Yavuz ÖZDEMİR  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Fırat Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Yönetimi alanında tezsiz yüksek lisans yapan öğretmenlerin okul yöneticiliğini tercih etme/etmeme nedenlerini belirlemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri arasında yer alan olgu bilim deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Elazığ ilindeki okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 33 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin yönetici olmayı isteme nedenlerinde en fazla, yöneticiliğe yeni bir bakış açısı getirmek görüşünün ifade edildiği belirlenmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin olmayı hedefledikleri yönetici ile ilgili en fazla, etkili iletişim kuran yönetici görüşünün ifade edildiği saptanırken; yönetici olduklarında oluşturmayı planladıkları çalışma ortamı ile ilgili en fazla, etkili iletişimin olduğu bir çalışma ortamı görüşünün ifade edildiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin yönetici olmak istememelerinde en fazla, iş yükünün fazla olması görüşünün ifade edildiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu bulgulara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNÖNÜ DÖNEMİNDE TÜRKİYE’DE SPOR: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI BİR ARAŞTIRMA (1946-1950)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64188</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64188</guid>
      <author>Nadir YURTOĞLU</author>
      <description>Bu makale İnönü döneminin İkinci Dünya Savaşı sonrası spor faaliyetlerine yönelik hazırlanmıştır. Çalışma, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü (BTGM) bütçesi (1946-1950); BTGM faaliyetleri (1946-1950) olarak iki ana başlık halinde ele alınmıştır. Bu kurumun icraatları başta tablolar olmak üzere metin içerisinde belirtilen çeşitli rakamlara dayandırılmıştır. Çalışmanın literatürünü birinci elden kaynaklardan alınan bilgiler teşkil etmiştir. İnönü döneminde ülke içi ve dışında gerçekleştirilen spor karşılaşmalarıyla bunlardan elde edilen başarılar metnin esasını oluşturmaktadır. Çalışmadan elde sonuçlar şöyle tespit edilmiştir:  İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türk ekonomisinin iyi yönde seyretmemesine rağmen BTGM’ye yıldan yıla düzenli ödenekler temin edilmesi, her türlü spor faaliyetinin yapılmasının önünü açmıştır. Akabinde ulusal ve uluslararası alanda gerçekleştirilen karşılaşmalar sporun gelişimi yönünde atılan ikinci adımı meydana getirmiştir. Dahası, 1948 Yaz Olimpiyat Oyunlarında Türkiye’nin atletizmde ilk kez bir bronz madalyaya sahip olup ve güreşte de altısı altın, dördü gümüş ve ikisi de bronz olmak üzere toplamda 11 madalya kazanarak uzun yıllar kırılması güç bir rekoru elde etmesi, Türk sporunun gelişiminde önemli kilometre taşı teşkil etmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM ÖĞRETMENLERİNİN KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE İLİŞKİN DÜŞÜNCE, ENDİŞE VE TUTUMLARININ BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66476</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66476</guid>
      <author>Ahmet KARAFerat DALAMAN ,İbrahim BAŞARAN </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kademesinde görev yapan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin düşünce, endişe ve tutumlarını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, 2021–2022 öğretim yılında Malatya ili Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerindeki ortaöğretim okullarında görev yapmakta olan 530 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak  “Kaynaştırma eğitimi ile ilgili düşünce, tutum ve endişe ölçeği” Loreman, Earle, Sharma ve Forlin’in (2007) geliştirdikleri “Sentiments, Attitudes, and Concerns About Inclusive Education (SACIE)” ölçeğinin Cansız ve Cansız (2018) tarafından Türkçeye uyarlanmış hali olan 19 maddelik ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler bilgisayar paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerden aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve frekansın yanında ikili karşılaştırmalarda bağımsız gruplar t testi, çoklu karşılaştırmalarda ise Anova testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin olumlu tutumlara sahip oldukları, bu konuda eğitim almak istedikleri, öğretmenlerin bakanlığın kaynaştırma öğrencilerinin eğitimine yönelik çalışmalarına yeterince erişemedikleri gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmada bakanlığın kaynaştırma eğitimine yönelik etkinliklerini daha çok öğretmenin katılımını sağlaması, öğretmenlerin yüksek lisans yapmaları teşvik edilmeli, öğretmenlerin kaynaştırma öğrencilerine yönelik var olan endişelerinin giderilmesi konusunda çeşitli eylemlerin planlanması gibi önerilerde bulunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİNİN VE İNGİLİZCE ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMINDA ÖĞRENİM GÖREN ÖĞRETMEN ADAYLARININ YAŞAM BOYU ÖĞRENME EĞİLİMLERİ (SAKARYA İLİ ÖRNEĞİ) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66013</guid>
      <author>Ahmet SAKİNBilge Bekçi  </author>
      <description>Bu araştırmada, Sakarya ilinde görev yapan İngilizce öğretmenlerinin ve Sakarya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Programında öğrenim gören öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama (betimsel) modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı 2. dönemde Sakarya ilinde görev yapan İngilizce öğretmenlerinden ve 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Sakarya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Programında öğrenim gören öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Araştırmaya Sakarya’da görev yapan 253 İngilizce öğretmeni ve Sakarya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliğinde öğrenim gören 81 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Coşkun (2009) tarafından tasarlanan 6’lı likert tipinde olan “Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri” ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yaşam boyu öğrenme eğilimleri ölçeğinden elde edilen puanların demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini anlamak için, bağımsız iki kategorilerde non-parametrik analizlerden Mann Whitney U testi ve bağımsız üç veya daha fazla kategorilerde non-parametrik analizlerden Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Bulgular sonucunda, İngilizce öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin iyi düzeyde olduğu gözlemlenmiştir. Yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin demografik (yaş, meslekte çalışma süresi, mezun olunan üniversite, mezun olunan üniversite ili, çalıştığı ilçe, çalıştığı okul türü, meslekte çalışma süresi) özelliklere göre anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ancak cinsiyet ve hizmet içi eğitime katılma durumu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. İngilizce öğretmen adaylarının ise yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin yaş, sınıf, öğretmenlik deneyimi, öğretmenlik deneyim okul türü, öğretmenlik deneyimi süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeninde ise anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYOLOJİ ALANINDA YAYINLANMIŞ AİLE İÇİ ŞİDDET KONULU ARAŞTIRMA MAKALELERİNİN GENEL GÖRÜNÜMÜ: BİBLİYOMETRİK BİR ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65976</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65976</guid>
      <author>Mahmut GÜRSOY</author>
      <description>Aile içi şiddet cinsiyeti, dili, dini, etnik kökeni, sosyal sınıfı ve statüsü ne olursa olsun her bireyin yüz yüze kalabileceği toplumsal bir sorundur. Bu sebeple yıllar boyunca çeşitli disiplinlerde çok sayıda bilimsel araştırmaya konu olmuş ve ortaya çıkan büyük hacimli bilimsel bilgi birikimi bu alanda yapılacak bir literatür taramasını araştırmacılar için zorlaştırmıştır. Bu çalışmanın amacı, sosyoloji alanında gerçekleştirilmiş aile içi şiddet temalı bilimsel araştırmaların genel bir resmini sunmaktır. Çalışmada, ilgili literatürün sosyal, entelektüel ve kavramsal yapısını ortaya çıkarmak için bibliyometrik analiz yöntemi kullanılmıştır. Web of Science veri tabanından elde edilen 483 makaleyi içeren veri setine VOSviewer yazılımı yardımıyla atıf, ortak-atıf, kaynakça eşleşmesi, ortak-yazar ve ortak-kelime analizleri uygulanmıştır. Bu şekilde elde edilen ağ haritaları sayesinde araştırma alanındaki örüntüler makro düzeyde bir yaklaşımla belirlenmiştir. Çalışmada ulaşılan bulgulara göre; ilgili araştırma alanındaki baskın dil İngilizcedir. En etkili yazar Richard Gelles, en etkili dergi Journal of Marriage and Family, en etkili üniversite University of Rhode Island ve en etkili ülke ABD’dir. Aile içi şiddet temalı sosyoloji makalelerinin sayısı düzenli olarak artma eğilimindedir. Alanın bilgi tabanını oluşturan makalelerde toplumsal cinsiyet, ataerkil ideoloji, statü farklılıkları, cinsiyet rolleri, risk faktörleri, güç ve kontrol, şiddet döngüsü, kimlik politikaları gibi konular işlenmiştir. Araştırma alanının sosyal ağ haritası, diğer ülkelerle en çok iş birliği yapan ülkenin ABD olduğunu göstermektedir. Araştırma alanının kavramsal yapısını, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, hegemonik erkeklik, aile, yakın partner şiddeti, kadın cinayeti, çocuk istismarı, şiddet döngüsü, göçmen, kadının güçlendirilmesi, toplumsal değişme, gençlik, sosyal düzensizlik, cinsiyete dayalı şiddet ve feminizm gibi temalar oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLGİLER EĞİTİMİNDE OYUNLARIN KULLANIMINA İLİŞKİN ARAŞTIRMALARIN EĞİLİMLERİ: 1971 – 2021  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64619</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64619</guid>
      <author>Erkan YEŞİLTAŞArzu CANTÜRK </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler eğitiminde oyunların kullanımına yönelik çalışmaları bibliyometrik analiz yöntemi ile incelemektir. Araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır.  Bu çerçevede, Web of Science (WoS) veri tabanında “social studies” ve “game” anahtar kelimeleri kullanılarak sistematik bir literatür taraması &lt;em&gt;(Systematic review)&lt;/em&gt; yapılmıştır. Veri toplama aşamasında Web of Science (WoS) indekslerinde yer alan akademik çalışmalara ulaşılmıştır. Arama kriteri olarak “doküman başlığı, özet, anahtar kelime” seçilmiştir. Araştırmaya 1971-2021 yılları arasındaki “Eğitim/Eğitim Araştırmaları” ve “Eğitim Bilim Disiplinleri” kategorilerinde yer alan 83 akademik çalışma dâhil edilmiştir. Verilerin analizinde bibliyometrik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada sosyal bilgiler eğitiminde oyunların kullanımı ile ilgili olarak en fazla yayın yapılan yılların 2014, 2015 ve 2016 olduğu, yayın sıklığı en yüksek dillerin başında İngilizce, Türkçe ve İspanyolca’nın geldiği, yapılan çalışmaların büyük bir kısmını makalelerin oluşturduğu, yayın yapan yazarların çalıştığı ya da desteklendiği kurumların başında Nanyang Teknoloji Üniversitesi, Singapur Ulusal Eğitim Enstitüsü ve Gürcistan Üniversite Sistemi’nin, Türk üniversitelerinden ise Akdeniz Üniversitesi, Amasya Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nin geldiği, ilgili konuda en fazla yayının yapıldığı ülkelerin başında ABD ve Singapur’un olduğu, 2010 yılı sonrasında ise konuya ilişkin yayınlara yapılan atıf sayısının arttığı, oyun kullanımı ile ilgili yapılan bilimsel yayınlarda en çok sosyal bilgiler, oyun tabanlı öğrenme, oyunlar, ilköğretim ve vatandaşlık eğitimi anahtar kelimelerinin kullanıldığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler eğitiminde oyun kullanımı alanında birçok bileşene yönelik genel bir tablo ortaya koyulmuştur. Çalışmanın bulgularına dayalı olarak gelecekteki çalışmalara referans olabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇENİN YABANCI DİL OLARAK ÖĞRETİLMESİNDE DİJİTAL TABANLI MATERYAL TASARIM ÖRNEĞİ: METAVERSE UYGULAMASININ KULLANIMI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64824</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64824</guid>
      <author>Mesut GÜNKemal DELEN  </author>
      <description>Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinin devingen yapısı yeni teknolojik uygulamaların ortaya çıkmasına sebep olmuş ve bunların eğitim alanında ve dolayısı ile dil öğretiminde kullanılmasını kaçınılmaz kılmıştır. Dil öğrenme ve öğretme süreci resim, ses, video, metin gibi çoklubiçim (multimodal) ve çokluortam (multimedya) materyalleri gerektirdiği için yeni gelişen teknolojiler bu alanda önemli bir role sahiptir. Özellikle akıllı telefon, tablet gibi mobil araçların gelişmesi beraberinde mobil uygulamaların ortaya çıkışını sağlamış ve dil öğretiminde bu uygulamalar kullanılmaya başlanmıştır. Bu uygulamaların bir tanesi de gerçek fiziksel ortamların çeşitli ses, video, metin, resim gibi dijital içeriklerle zenginleştirilerek sanal nesnelerin gerçek dünya ile harmanlandığı Metaverse artırılmış gerçeklik (AG) uygulamasıdır. Bu uygulama sayesinde dil eğitimi için çoklu ortam materyalleri geliştirmek ve sınıf ortamında bunları kullanmak mümkün olmuştur. Bu doğrultuda çalışmanın amacı Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğrenme ortamını zenginleştireceği düşünülen ve 3 boyutlu içerik oluşturmaya olanak sağlayan Metaverse AG uygulaması kullanılarak ders materyali geliştirmektir. Bu amaçla çalışmada doküman analizi kullanılmış olup tarama modeli ile yabancı dil öğretimi ve Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi alanında dijital tabanlı materyal tasarım ile ilgili kaynaklar taranmış ve elde edilen veriler ışığında Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi bağlamında Avrupa Birliği Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı’nda belirtilen Yabancı Dil Yeterlilik Seviyelerinden A1 ölçüt alınarak Artırılmış Gerçeklik uygulaması olan Metaverse App aracılığı ile araştırmacı tarafından özgün dijital içerikli materyal geliştirilmiştir. Metaverse ile materyal geliştirme sürecinin her aşaması detaylı bir şekilde açıklanmış ve konuyla ilgili sonuçlar verilip geliştirilen öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


