






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2023 Sayı LXII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2568</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE İHRACAT İLE BELİRSİZLİK ARASINDAKİ ASİMETRİK İLİŞKİNİN TESPİTİ: İÇ, DIŞ VEYA TİCARET BELİRSİZLİĞİNDEN HANGİSİ DAHA ETKİLİ?</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67326</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67326</guid>
      <author>Adem TÜRKMEN</author>
      <description>Çalışmanın temel amacı Türkiye’de belirsizlik ile ihracat arasındaki ilişkinin tespit edilebilmesidir. Bu doğrultuda 1993-2022 dönemi için çeyreklik veriler kullanılarak ihracat ile belirsizlik arasındaki asimetrik ilişki NARDL yöntemiyle araştırılmıştır. Dünya Belirsizlik Endeksi (WUI), Dünya Ticaret Belirsizlik Endeksi (WTUI) ve Türkiye Belirsizlik Endeksi (TRUI) ile kontrol değişken olarak kullanılan OECD geliri, reel efektif döviz kuru ve ithalat değişkenleri vasıtasıyla analizler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda uzun dönem ve kısa dönem asimetrik ilişkilerin varlığı tespit  edilmiştir. Uzun dönemde sadece ülke içi belirsizliğin negatif şoklarda ihracat üzerinde negatif etkisi olduğu görülmüştür. Kısa dönemde ise ticaret belirsizliğinin negatif şoklarda pozitif ve pozitif şoklarda negatif etkisi olduğu, dünya belirsizliğinin sadece pozitif şoklarda pozitif etki gösterdiği, iç belirsizliğin ise negatif şoklarda pozitif etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca kümülatif grafiklere göre kısa dönemde asimetrik etkilerin çok uzun süreli olmadığı fakat ticaret belirsizliğinin etkilerinin hem iç hem de dış belirsizlikten daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, ihracatın artırılmasına yönelik bir dış ticaret politikasının uzun dönemde iç istikrarın sağlanması ile mümkün olacağını göstermektedir. Ayrıca ithalatın tüm modellerde (farklı belirsizlik koşullarında) hem kısa hem uzun dönemde anlamlı sonuçlar vermesi, Türkiye’de ihracatın ithalata bağımlılığını işaret eder mahiyettedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İZMİR AMERİKAN KONSOLOS YARDIMCISI JAMES LODER PARK’IN YUNANLARIN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TAHRİBATA İLİŞKİN RAPORU</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67517</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67517</guid>
      <author>Elçin YILMAZElçin YILMAZ </author>
      <description>Bu çalışmada Amerikan Konsolos Yardımcısı James Loder Park’ın 11 Nisan 1923 tarihinde Amerikan Dış İşleri Bakanlığı’na gönderdiği rapor ele alınmıştır. Yunanlar, 30 Ağustos 1922 tarihinden itibaren İzmir’e doğru kaçmaya başlamış ve kaçtıkları yerleri tahrip etmişlerdir. Rapor, Yunanların İzmir’e doğru kaçarlarken geçtikleri yerlerde (Menemen, Manisa, Turgutlu, Alaşehir ve Salihli) gerçekleştirdikleri tahribatı ele almıştır. Bu tahribatı yerinde gözlemlemek üzere İzmir’den bir heyet ile hareket eden Park, gözlemlerini ve kanaatlerini ayrıntılı bir şekilde kaleme almıştır. Park, ayrıca Türk resmi makamlarının raporlarına, Türk resmi yetkililerinin beyanatlarına ve son olarak da burada yaşayan insanların tanıklık ifadelerine yer vermiştir. Çalışmanın ele alınmasının temel nedeni raporun konuya ilişkin uluslararası kaynaklar arasında önemli bir yer teşkil etmesi ve bu zamana kadar yapılan araştırmalarda ayrıntılı bir şekilde ve karşılaştırmalı olarak ele alınmamış olmasıdır. Çalışma, Amerikan ulusal arşiv belgeleri, Türk resmi makamları tarafından hazırlanan raporlar, ulusal komisyonların hazırlamış olduğu raporlar ve telif eserlerden istifade edilerek oluşturulmuştur. Çalışmada doküman analizi tekniği kullanılmıştır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL 4. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN İŞ BİRLİKLİ ÖĞRENMELERİ İLE KARAR VERME BECERİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67751</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67751</guid>
      <author>Ender ÖZERENFatih Selim ERDAMAR  </author>
      <description>Bu araştırmada, İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin iş birlikli öğrenmeleri ile karar verme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma, değişkenler arasındaki ilişkilerin varlığını, varsa ilişkinin yönünün ve düzeyinin belirlendiği korelasyonel model ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Diyarbakır İli merkezinde bulunan kamu ilkokullarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise evrende yer alan ilkokul öğrencileri arasından olasılığa dayalı örneklem türlerinden olan “Basit Seçkisiz Örnekleme” yöntemi ile belirlenen Diyarbakır ilindeki kamu okullarının 4. sınıflarında okuyan öğrencilerden oluşmaktadır. Bu araştırma kapsamında, uygulanan güvenirlik analizi sonucunda, Cronbach-alfa güvenirlik katsayısı iş birlikli öğrenme ölçeğinde .84, karar verme becerileri ölçeğinde .80 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin; iş birlikli öğrenmeye ilişkin algılarının “çoğunlukla” düzeyde ( = 3.14), karar verme becerilerine ilişkin algılarının ise “ara sıra” düzeyinde ( = 2.35) olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizi neticesinde; iş birlikli öğrenme ile karar verme becerileri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir (p = .06).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE ÖĞRETİMSEL DENETİME ELEŞTİREL YAKLAŞIM: ÖĞRETMENİN ÖĞRETİMSEL DENETİMİ NASIL OLMALI?</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64509</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64509</guid>
      <author>Engin İŞ</author>
      <description>Dünyada son yıllarda öğretmenleri denetlenme uygulamaları daha yoğun olarak tartışılmakta mevcut eğitimsel denetim uygulamaların etkisizliğinden ve verimsizliğinden hareketle sürekli yeni model önerileri gündeme getirilmektedir. Ülkemizde de, eğitimde sürdürülebilir kaliteyi ve etkili öğrenme ortamlarını yakalayabilmek için uygun denetim modellerinin geliştirilmesi gerekliliği tartışılmaktadır. Eğitim, toplumların varlıklarını sürdürmenin sağlayan araçlardandır. Ülkeler sosyal ve ekonomik refaha, iyi eğitim öğretim görmüş birey ve toplumlar sayesinde ulaşırlar. Devletler ekonomik, teknolojik, sosyal ve politik önceliklerinin belirleyen eğitim politikalarını okullar vasıtasıyla gerçekleştirmekteler. Eğitim, gerekli insan kaynağı sermayesinin üreticisi olarak görülmektedir. Öğretimin niteliği başarıyı etkileyen önemli faktörlerdendir. Öğretimin geliştirilmesi günümüz eğitim etkililiğinin en önemli ihtiyaçlarındandır. Yönetimsel bir zorunluluk olan denetimin amacı, okulun etkililiğini sağlamaktır. Eğitim ve öğretimde etkililiğin sağlanmasında başarıya giden yollardan biri, denetim mekanizmasıdır. Buradan hareketle araştırmanın amacı, Türk eğitim sisteminde ki denetim uygulamalarını eleştirel bir bakış açısıyla ele almak ve bu doğrultuda öneriler geliştirmektir.  Bu araştırmada ulaşılan sonuca göre Türkiye’de 2014 ve 2015 yılında denetim sisteminde yapılan değişiklik olumlu bir adım olmasına rağmen, okul müdürleri, öğretimsel denetim rolleri ve yeterlilikleri konusunda söz konusu değişikliğe uygun öğretimsel denetim rollerini yerine getirmeye hazır değillerdir. Okul müdürlerinin öğretmenlerin öğretimsel performansını belirleyecek niteliklere sahip olmadıkları bu araştırmanın sınırlılıkları içinde ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İRAN’DA ESKİ TÜRK KÜLTLERİNİN İZLERİ: KOMİCAN BÖLGESİ KAYA KÜLTÜ ÖRNEKLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65899</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65899</guid>
      <author>Faruk GÜNİhsan Kasımhani  </author>
      <description>Komican, İran’ın Merkezi ili sınırları içerisinde bulunmaktadır. Türk nüfusunun yoğun olarak bulunduğu bölgede Bayat boyuna mensup Türkler yaşamaktadır. Eski Türk dininde var olan yer-su inançları, birer kültür simgesi olarak günümüzde Komican bölgesindeki Türkler arasında canlı bir şekilde varlığını korumakta ve Türk kimliğini temsil etmektedir. Yer-su inançları içerisinde yer tutan kutsal kaya ve taş kültü, bölgedeki Türklerin sosyokültürel hayatını anlama ve anlamlandırmasında önemli bir işlevi yerine getirmektedir. İnsanlar kaya ve taş kültlerini ziyaret ederken dilekler dileyerek arzularına ulaşmayı isterler. Dileklerin kabul olması durumunda kız veya erkek farkı olmadan çocuklarına farklı bir adla birlikte Kaya ismini de vermektedirler. Toplumsal hayat içerisinde bu tür fonksiyonlara sahip olan kaya ve taş kültünün İran ile Türkiye’deki halk bilimi çalışmalarına yeterince ve ayrıntılı bir şekilde konu edilmemiş olması bölgedeki kültün Türk kültüründeki yerinin ve öneminin anlaşılmasını engellemiş, bu sebeple çalışmanın zaruretini ortaya çıkarmıştır. Çalışma, bölgedeki kaya ve taş kültü etrafında oluşan pratik ve uygulamaların belirlenerek Türk kültüründeki yerinin mukayeseli bir şekilde ortaya konulması amacıyla yazılmıştır. Kaya ve taş kültü etrafında oluşan inanç ve uygulamalar konusunda kullanılan veriler ise 2019 yılında bölgedeki sözlü kaynaklardan derlenen bilgilerden oluşmaktadır. Derlenen veriler incelendiğinde kaynağı eski Türk inanç sistemine dayanan inanç ve uygulamaların sosyal hayatta yaşadığı, bunların çeşitli değişim ve dönüşümlerle Komican bölgesindeki Türk kültüründe hâlâ korunduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DEKİ SOSYAL HİZMET KURUMLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66159</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66159</guid>
      <author>Ferhat TOPERHarun ASLAN ,Ali Osman ÖZPOLAT </author>
      <description>İnsanlık tarihi boyunca yardımlaşma ve dayanışma her dönemin ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi yapısına göre değişim göstermiş olsa da hep varolmuştur. Ancak özellikle Sanayi Devrimi sonrasında başta işçiler olmak üzere kentlerde yoğunlaşan nüfusun karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü için geleneksel yardımlar yetersiz kalmıştır. Bunun sonucunda dezavantajlı durumda olan nüfus gruplarına yönelik profesyonel yardım ve hizmetlere ihtiyaç duyulmuştur. 19. yüzyılın sonlarında, sosyal hizmet eğitimine yönelik programlar şekillenmeye başlamıştır. Anadolu’da sosyal hizmet batının geçirmiş olduğu sosyal ve ekonomik değişimlerden değil daha çok dini ve geleneksel bir anlayıştan hareketle gelişmiş ve dönüşmüştür. Anadolu’da sosyal hizmet başta dini ve geleneksel kökleri olmak üzere birçok sosyal referansla gelişmiş ve dönüşmüştür. Osmanlı İmparatorluğu döneminde özellikle öksüz ve yetim çocuklar sosyal hizmetin öncelikli alanını oluşturmuşlardır. Cumhuriyet Dönemi, sosyal hizmetlerin gelişimi noktasına bir dönüm noktası olmuştur. Özellikle 1963 yılında SHÇEK’in kurulmasının ardından sosyal hizmetlerin sunumunda kurumsallaşma başlamıştır. 2011 yılında farklı birimlere bağlı sosyal hizmet kurumları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı adıyla tek bir çatı altında toplanmıştır. Süreç içerisinde isim değişiklikleri olsa da güncel ismiyle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çocuk, genç, yaşlı, engelli, kadın, sığınmacı ve göçmenler başta olmak üzere birey, grup ve yerel toplulukların durumunu geliştirmek ve değiştirmek amacıyla sosyal hizmetlerin sunulduğu kurum haline gelmiştir. Bu makalede Osmanlı döneminden günümüze sosyal hizmet kurumlarınun tarihsel gelişimine ve sunduğu hizmetlere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERZURUM’DA EĞİTİM ALANINDA YAPILAN KAMU HARCAMALARI VE YATIRIMLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME (1928-1938) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68149</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68149</guid>
      <author>Harun AYDINSinever Esin DAYI </author>
      <description>&lt;ol start="19"&gt;&#13;
&lt;li&gt;yüzyıldan itibaren Osmanlı kamu bürokrasisinde ameli ihtiyaçları karşılamak için çağın gereklerine uygun formel bir eğitim verilmeye başlanmış, verilen bu eğitim için hem yasal düzenlemeler yapılmış, hem de yasal düzenlemelerin gerektirdiği kamu binaları inşa edilmiştir. Bu da beraberinde eğitim alanına kamu harcama ve yatırımlarını zorunlu kılmıştır. Yükseköğretim veren kurumların yanı sıra temel düzeyde eğitim veren iptidai, rüştiye ve idadiler kurulmuştur. Sultan II. Abdülhamit döneminde temel ve ortaöğretim düzeyinde eğitim veren kurumlar memleket sathına yayılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren ise bu eğitim kurumlarının müfredatları çağın gereklerine göre yeniden düzenlenmiş ve bu alana ayrılan bütçeler ile yeni eğitim kurumları açılmıştır. Eğitimin geliştirilmesi amacıyla Erzurum Merkez ve kazalarında yeni okul binaları yaptırılmış ve bu doğrultuda okuma-yazma oranının artırılması sağlanmıştır. Çalışma kapsamında 1928-1938 yılları arasında Erzurum’a yapılan eğitim harcama ve yatırımlar incelenmiş, bu harcamalar şehrin sosyoekonomik ve kültürel yaşamında etkilerini daha sonraki süreçte de göstermiştir. Erzurum’da temel eğitim veren ilkokul ve liselerin açılmış, okuma-yazma seferberliği kapsamında Millet Mektepleri açılmıştır. Erzurum’da eğitim alanında başlayan çalışmalar ile daha geniş kitlelere ulaşmak için de dokuz şubesi bulunan halkevleri, Erzurum ve bazı ilçelerinde açılmıştır. Bu çalışma, arşiv belgelerinden, TÜİK’ten, ulusal ve yerel gazetelerden, telif eserlerden istifade edilerek oluşturulmuştur. Son olarak bu makale, nitel bir çalışma olup; makalede doküman analizi tekniği kullanılmıştır.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ İÇİN ÇİFT DENETİMLİ İYİ YÖNETİŞİM MODELİ ÖNERİSİ  (Alan Araştırmasına Dayalı Bir Değerlendirme) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62467</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62467</guid>
      <author>Mehmet ÖLMEZYusuf Karakılçık </author>
      <description>Ülkemizde kurumlaşması 1960’lı yıllara dayanan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB’ler) zaman içinde hem sayı olarak artmış hem de ölçek ve kapsam olarak büyümüş, ülkenin tüm bölgelerine yayılmıştır. Süreç içinde ve yeni gelişmeler bağlamında önemli değişikliklere uğrayan OSB’lerin yönetim yapıları ve işlevleri, küresel ve bölgesel gelişmeler karşısında yetersiz kalmaya başlamıştır. OSB’lerin yönetsel sorunlarını çözmek ve daha etkili-işlevsel bir kurumsal yapı oluşturmak için iyi yönetişimi ve katılımcılığı esas alan yeni bir yönetim modeline ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Zira yönetişim; katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve etkililik-verimlilik gibi çağdaş yönetim ilkelerini esas alan, çok aktörlü bir yapı öngörmektedir. Bu çalışma ile OSB’lerin geleneksel yönetim anlayışı yerine, iyi yönetişim anlayışını esas alan yeni bir modelin uygulanabilirliği irdelenmekte ve “çift denetimli bir iyi yönetişim modeli” önerilmektedir. Bu doğrultuda, literatür taramasına ek olarak OSB’lerde iyi yönetişim uygulanmasını öngören ve önerilen iyi yönetişim modelinin olası etkilerini ölçümlemeyi amaçlayan bir alan araştırması (anket uygulaması) yapılmıştır. Alan araştırması kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı işletme halindeki 249 OSB’den her ili temsil edecek şekilde 139 OSB bölge müdürüne yargısal örnekleme yöntemi kullanılarak anket çalışması uygulanmıştır. Yapılan literatür taraması ve alan araştırması sonucunda OSB’lerin yönetim yapısına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda önerilen “Çift Denetimli İyi Yönetişim Modeli” ile OSB’lerin daha etkili yönetileceği ve daha verimli hizmet sunulacağı varsayılmaktadır. “Çift Denetimli İyi Yönetişim Modeli” önerisinde özellikle hiyerarşik bir sistemin yerine etkileşimin olduğu, karşılıklı çatışma yerine uyumun bulunduğu, dikey ilişki yerine yatay ilişkilerin uygulandığı ve tek bir oyunculu yönetim sistemi yerine çok aktörlü bir yönetimin belirleyici olduğu bir yapı kurgulanmıştır. Bu iyi yönetişim modeli daha şeffaf, katılımcı, işbirlikçi, çift denetimli, etkililik ve verimlilik ilkesi doğrultusunda geliştirilmiş bir modeldir. OSB’lerde “Çift Denetimli İyi Yönetişim Modeli” ile yetki ve sorumlukların farklı aktörlere dağıtılması ve işbirliği içerisinde ortaklaşa bir yönetimin yürütülmesi sağlanmış olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEŞVİKTEN TEBRİĞE: SULTAN II. ABDÜLHAMİD’İN ULEMA TALTİFLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67861</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67861</guid>
      <author>Meryem ÇEKİMFatma Kaya Doğanay </author>
      <description>Sultan II. Abdülhamid, gerek Osmanlı topraklarında gerekse Müslümanların yaşadığı farklı coğrafyalarda halk üzerinde etkili olmak maksadıyla dinsel otoritelerin gücünden faydalanmaya çalışmıştır. Buna bağlı olarak Müslüman ulemayı çeşitli şekillerde taltif ettiği gibi Gayrimüslim din adamlarını da taltiften geri kalmamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde devletle kurulan duygusal bağın güçlendirilmesi, hizmette yararlılığın artırılması, disiplin ve denetim sağlanması için ulemayla birlikte eşleri ve kızları da taltif edilmiştir. Sultan II. Abdülhamid’in ulemaya yönelik taltifat uygulamaları rütbe tevcihi, madalya, nişan vb. ile ödüllendirme şeklinde olmuştur. Bu suretle kişiler himaye altına alınarak sistemin bir parçası haline getirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Sultan II. Abdülhamid madalya ve nişan ihsanını, iyi niyete bir yatırım olarak görmüş hem iç hem dış siyasette etkin bir şekilde kullanmıştır. Buna paralel olarak Sultan II. Abdülhamid döneminde madalya ve nişan sayılarında ciddi bir artış görülmüş üstelik bu durum arşiv vesikalarına da yansımıştır. Bu çalışma Sultan II. Abdülhamid döneminde, ulemanın hangi amaç ve işlev doğrultusunda taltif edildiğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma birebir etkileşim gerektirmeyen daha çok dokümanlara dayalı veri toplama ve analiz esasına dayanmaktadır. Çalışmanın hedeflerine uygun olarak toplanan veriler tarihsel araştırma deseni ile yorumlanmış, kavram analizi deseni ile de genel tarama ve içerik çözümlenmesi yapılmıştır. Çalışmaya kaynak noktasında en önemli katkıyı zengin muhtevasıyla Osmanlı arşiv belgeleri sağlamıştır. Bu doğrultuda arşiv vesikaları tasnife tabi tutularak tahlil edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUKTA UYUM VE DAVRANIŞ PROBLEMLERİNE YÖNELİK EBEVEYN TUTUMLARININ İNCELENMESİ: BİR İHTİYAÇ BELİRLEME ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64428</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64428</guid>
      <author>Mesut YILDIRIMFigen KILIÇ  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı 6-12 yaş arası çocuklarda görülen davranış problemlerine yönelik ebeveynlerin mevcut tutumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemiyle desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Türkiye’de yedi coğrafi bölgede toplamda 21 ilde, 6-12 yaş arası çocuğu olan 968 ebeveynden (484 anne ve 484 baba) oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak beş seçenekli, senaryo tipinde bir ölçme aracı olan ve Bireysel Uyum ve Davranış Problemleri Ölçeği, Sosyal Uyum ve Davranış Problemleri Ölçeği ve Akademik Uyum ve Davranış Problemleri Ölçeği olmak üzere üç alt ölçekten oluşan “Çocukta Uyum ve Davranış Problemlerine Yönelik Ebeveyn Tutum Envanteri” kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler üzerinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ebeveynlerin çocukta uyum ve davranış problemlerine yönelik tutumlarının, ebeveynin cinsiyeti ve çocuğun cinsiyeti değişkenleri açısından bireysel, sosyal ve akademik uyum ve davranış problemlerinin her üçünde de anlamlı farklılık göstermediği; ancak coğrafi bölgeler bazında ve ebeveynlerin eğitim düzeylerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca çocukların bireysel, sosyal ve akademik uyum ve davranış problemlerine yönelik anne ve baba tutumları arasında orta düzeyde pozitif korelasyonlar tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİVANDA KATLEDİLEN BİR BOĞDAN VOYVODASI VE MUHALLEFATI: MİRON BARNOVSKİ (1633)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58074</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58074</guid>
      <author>Muhammet Ali KILIÇ</author>
      <description>Miron Barnovski Movila 17. yüzyılın başlarında 1626-1629 yılları arasında üç yıl Boğdan’da voyvodalık yapmıştı. Voyvodalığı müddetinde Osmanlı karşıtı ittifak arayışları içinde olmuş ve bunun sonucunda azledilince de Lehistan’a sığınmıştı. Barnovski, orada 4 sene geçirdikten sonra Osmanlıların Boğdan’a atadığı voyvoda Alexandru Iliaş’a karşı memlekette bir halk ayaklanmasının ortaya çıkmasıyla asilerin desteğiyle yeniden tahtını geri almak için Boğdan’a girmiş ve bir oldu bitti ile ülkenin tahtını ele geçirip yeniden fiilen Boğdan voyvodası olmuştu. Barnovski bu durumu Osmanlı Sultanına onaylatıp meşruiyet kazanmak istemiş ve bunun için geniş bir maiyetle İstanbul’a doğru yola çıkmıştı. Fakat bu yolculuğun sonunda, tıpkı yaklaşık bir yüz yıl sonra Eflak voyvodası Constantin Brâncoveanu örneğinde (1714) olduğu gibi, 2 Temmuz 1633 tarihinde yine aynı yerde sultanın emri ve şeyhülislamın fetvası ile Divan’da katledilmişti. Bu yazıda Miron Barnovski’nin voyvodalığı sürecinde Osmanlılar ile olan münasebâtı ve katline giden süreç ele alınıp bugüne kadar değinilmemiş olan muhallefâtı değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLERININ POZİTİF ALGILARININ ÇOK YÖNLÜ VE SINIRSIZ KARİYER YÖNELİMLERİNE ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65018</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65018</guid>
      <author>Murat ŞAKARAbdulselam KAHRAMAN  </author>
      <description>Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin pozitif algılarının çok yönlü sınırsız kariyer yönelimlerine etkisinin incelendiği bu araştırmanın 3 temel amacı bulunmaktadır. Birinci amacı, öğretmenlerin pozitif algılarının çok yönlü ve sınırsız kariyer yönelimleri üzerindeki yordayıcı etkisini ortaya koymaktır. İkinci amacı, pozitif algının çok yönlü kariyerin alt boyutu olan değerlerine göre kariyer tutumu ve kendi kariyerini kendi yönlendirme tutumu ile sınırsız kariyerin alt boyutu olan psikolojik hareketlilik ve örgütsel hareketlilik üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Üçüncü amacı ise, pozitif algının sınırsız kariyer üzerindeki etkisinde çok yönlü kariyerin aracı rolünü araştırmaktır. Bu araştırmanın evrenini Karaman ilinde görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri, örneklemini ise Karaman ilinde görev yapan 102 beden eğitim ve spor öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizleri AMOS23 paket programı ile yapılmış ve uyum indeksleri araştırmada analizlerin yapılması için uyumlu çıkmıştır. Aracı değişken analizi ise SPSS- PROCESS23 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, pozitif algının çok yönlü kariyeri ve alt boyutu olan kariyerini kendi yönlendirmeyi pozitif yönde etkilediği, aynı zamanda sınırsız kariyer alt boyutu olan psikolojik hareketliliği pozitif yönde, örgütsel hareketliliği de negatif yönde etkilediği görülmüştür. Pozitif algının tek başına sınırsız kariyere etkisinin olmadığı çok yönlü kariyer aracılığıyla sınırsız kariyeri etkilediği araştırmanın bir diğer sonucudur.  Bu sonuçlar, güçlü teorik temellere dayandırılıp ampirik verilerle desteklenerek çağdaş kariyer kuramlarına etki eden psikolojik faktörlere genişlik kazandırması bakımından önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜVENLİK MÜREKKEBİ İLE BASILAN TASARIM ÇALIŞMASININ BASKI SONUÇLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67764</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67764</guid>
      <author>Mustafa KISA</author>
      <description>Görsel iletişim ve tasarımda en önemli hedeflerinden birisi, yapılan tasarım çalışmalarının tüm üretim aşamalarını geçtikten sonra ürün ve hizmete dönüşmesi ve bu ürünün hedef kitle tarafından kabul görmesini sağlamaktır. Günümüzde neredeyse birçok ürün piyasalarda sahtecilikle karşı karşıya kalmaktadır. Sahte ürünler birçok yönden üreticiyi ve tüketiciyi etkilemektedir. Bu sahte ürünler, aslından daha ucuz olmasına rağmen kimi zaman ekonomik açıdan kimi zamanda sağlık açısından tüketiciyi etkilemektedir. Basılı evrak ve ürünlerin büyük bir çoğunluğu kâğıt ve naylonsu hammaddelerden meydana gelmektedir. Kâğıt, bu ürün yelpazesi içinde birinci sırada bulunmaktadır. Kurumsal çalışmalar yapan bir tasarımcı, çalışmış olduğu görsel tasarımlarda yaptığı tasarımın ürüne dönüşmeden önce güvenliğini de düşünerek,  bazen tasarımın bir parçası olacak şekilde bazen de çalışmanın içinde gizli kalacak şekilde tedbirler almalıdır. Bu tedbirler kimi zaman sadece tasarımcının vakıf olduğu görsel bilgidir. Kimi zamanda bu tedbirler görünmez mürekkeplerle yapılmış tasarımsal bir çalışmanın baskıya dönüşmesidir. Çalışmada görünmez mürekkeplerle yapılmış tasarımsal bir çalışmanın baskıya dönüşmesi ele alınmıştır. Sahteciliğe karşı önlem almak için güvenlik mürekkebiyle farklı marka kâğıtlar üzerine baskı yapılmış ve sonrasında UV ışık altında test edilmişlerdir. Test sonucunda farklı kâğıtlara yapılan baskı sonucunda kâğıtlar üzerinde oluşan güvenlik görüntüleri üç farklı marka kâğıtta UV ışığa tepki vermiş ve görüntü oluşmuştur. Bir tanesinde ise UV ışık altında tepki vermeyerek görüntünün oluşmadığı görülmüştür. Yapılan test sonucunda sahteciliğin önüne geçebilmek için tasarımcının çalışmasında, ürünü zihninde üç boyutlu olarak canlandırıp tasarımı gerçekleştirirken artık taşıyıcıların da vereceği tepkileri de dikkate alarak çözümler üretmeleri gerekmektedirler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENT KÜLTÜRÜ İNŞAASI BAKIMINDAN MEKÂNIN RUHUNU YANSITMAK: ATİK VALİDE SULTAN KÜLLİYESİ VE TARİHİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64374</guid>
      <author>Salih BATALAyşe KAPUCU YAVUZ </author>
      <description>Toplumsal birikimin geçmişten bugüne yansımasında en önemli ve görünür unsurlardan biri mimari ögelerdir. Osmanlı döneminde pek çok mimari eser üretilmiş olması özellikle başkentlik yapmış İstanbul için ciddi bir zenginliktir. Dönemlerinin teknik ve kültürel yargılarını barındıran bu ögeler, dünün tecrübesinden istifade etmek için de bir girdi oluşturmaktadır. Osmanlı mimarisinin en önemli isimlerinden biri olan Mimar Sinan, yaşadığı yüzyıl içerisinde kıymetli eserler vermiştir. Bu eserler arasında külliyeler, günlük hayatın şekillenmesinde başat aktörlerden biridir. Bir ibadethaneden daha fazla amaca hizmet sunan külliyeler günümüzde de tarihi derinliği bakımından ilgi çekmektedir. İstanbul’da bulunan pek çok tarihi külliye arasında, Üsküdar ilçesindeki Atik Valide Sultan Külliyesi inşa üslubu ve teknik özellikleriyle ayrıcalıklı bulunmaktadır. Bu çalışma, Atik Valide Sultan Külliyesi’ni, tarihini ve İstanbul’un kent kültürü inşasına katkısını konu almaktadır. Geçmişten gelen mimari değerlerin korunması; kent kültürünün sonraki nesillere aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Makale çalışması tarihsel inceleme metodu kullanılarak hazırlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESEL DÜNYADA MODERNLEŞME EĞİLİMİ OLARAK EĞİTİMİN DİJİTALLEŞMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63134</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63134</guid>
      <author>Semih ÇAYAKİsmail EROL  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı; eğitimin dijitalleşmesi üzerine gerçekleştirilen çalışmaları incelemek ve çağımız eğitim sistemlerinin dijitalleşmeye ilişkin durumunu analiz etmektir. Bu ana amaç doğrultusunda araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. İncelenen dokümanlar arasında 2000 yılı ve sonrasındaki tezler ve makaleler bulunmaktadır. Araştırma kapsamında tez veri tabanı olarak, "Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi" kullanılmış ve toplamda 48 tez "dijitalleşme" ve "eğitimin dijitalleşmesi" başlıklarında sınırlandırılarak incelenmiştir. Yine makalelerin veri tabanı olarak "Google Scholar" kullanılmış olup "eğitimde dijitalleşme", "dijitalleşme" ve "eğitimin dijitalleşmesi" kelimeleri ile sınırlandırılmış arama ile toplamda 54 makale incelenmiştir. İlgili dokümanlardaki verilerin analizi sonucunda genel olarak teknolojik gelişmelerin küreselleşmeyi ve dijital dönüşümü hızlandırdığı, eğitimin dijitalleşmesinin bazı avantajlarının ve dezavantajlarının olduğu, eğitimde dijital dönüşümün önünde bazı engellerin olduğu ve dijital çağda eğitim paydaşlarının bu süreçten farklı beklentilerinin olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK RESMİNDE TARİHSEL VE KÜLTÜREL BİR KOMPOZİSYON: ADNAN ÇOKER ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67576</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67576</guid>
      <author>Tuncay ÇİÇEK</author>
      <description>Modern Türk Resmi dendiğinde bir kimlik olarak Adnan Çoker temelde her daim soyut temelli resimlere bağlı kalmıştır. Bununla beraber sanat yaşamı boyunca çok fazla teknik denemiş olan Çoker’in yine de soyut çizgilerden hiçbir zaman vazgeçmediğini söylemek mümkündür. Türk kültürel ve geleneksel yapısını çalışmalarında kullanmış olsa bile eserlerini her daim kendi bakış açısı içerisinde bütünleştirerek sunmuştur. Resimlerinde Türk-İslam sanatından da izler görülen Çoker özellikle Osmanlı mimarisinin temel aldığı sadelik, simetri ve anıtsallığı eserlerinde plastik bir dönüşümle sunmaktadır. Ancak bunlar çoğunlukla eserlerinde gizli konumdadır ve direkt olarak göze çarpmamaktadır. Kültürel yapı ve mimariden de çok fazla etkilendiği hemen her resminde dikkati çeken Çoker bunları kendi oluşturduğu kompozisyonlarla başarılı bir biçimde sunmaktadır. Bütün bunları bir araya getirirken tarihsel ve kültürel yapıdan da beslenir ve bu sayede eserleriyle evrensel anlamlara ulaşmaya çalışır. Bütün bu bilgilerin ışığında, bu çalışmada Adnan Çoker sanatı tarihsel ve kültürel perspektifle değerlendirilmiştir. Çoker’in sanatından örnekler paylaşılmış ve çağdaş resim sanatı çerçevesinde ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIRIMLI ZİYADE SULTAN HANIM VE ÂLEMHAN BİKEÇ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67739</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67739</guid>
      <author>Zeynep ÖZDEM KÖSE</author>
      <description>Karadeniz’in kuzey bölgesinde 1441-1783 yılları arasında hüküm sürmüş olan Kırım Hanlığı, 1475’ten itibaren siyasi hâkimiyet anlamında doğrudan Osmanlı idaresindeki bölge ve Osmanlı Devleti’ne bağlı hanlık ülkesi olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Siyasi, sosyal ve ekonomik olarak Osmanlı Devleti ile bütünleşmiş durumda olan hanlık, Osmanlı için kuzeyde özellikle askerî anlamda önemli bir güç kaynağıdır. Hanlığın askerî, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik hayatının anlaşılmasında hanlıktan kalan şeriyye sicilleri büyük önem arz etmektedir. Şeriyye sicillerinde yer alan yarlıklar, çeşitli dava örnekleri ve terekelerden hanlık şehirleri ile ilgili çeşitli bilgiler edinilmektedir. Bu çalışmada şeriyye sicilleri içerisinde yer alan, hanlığın merkezi Bahçesaray’da yaşayan iki kadının terekesi incelenmiştir. Bu kadın terekelerinden hareketle 17. yüzyılda Kırım’da yaşayan kadınların nelere sahip olabildiği hakkında fikir sahibi olunmuştur. Çalışmanın Osmanlı dönemi hanlık tarihi, kültür tarihi ve kadın araştırmaları alanına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada ana kaynak olarak kullanılan şeriyye sicilleriyle birlikte konuyla ilgili çeşitli tetkik eserlerden de istifade edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİTİN İDEOLOJİK İŞLEVİ: KARŞILAŞTIRMALI BİR YAKLAŞIM </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58222</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58222</guid>
      <author>Ziya Kıvanç KIRAÇHasan Alpay KARASOY </author>
      <description>Mitler insanın en temel ihtiyacı olan anlam sorununa anonim cevaplar veren sembolik formlardır. Modern zamanlar ile insanların anlam anlayışı bitmemiş aksine akıl ve bilime alternatif olarak beliren bir çok eski anlatı giderek güçlenmiştir. Modernizmin bir ürünü olan ideolojiler de anlam sorununa özel bir önemle yaklaşmış ve birer büyük anlatıya dönüşerek mitleri, ritüelleri ve sembolleri etkin biçimde kullanmıştır. İnsanın ve doğanın kökenine dair tasvirler ve nedenler içeren mitler ideolojilerin etkin sembolik biçimlerindendir. Mitlerin siyasi sembolizm okuması içindeki yerleri daha çok kolektif hafıza yaratma süreçlerinde geçmiş ile kurulan bağlantıda dikkat çekmektedir. Eski zamanlara atfedilen değerler içerisinde mitler sembolik bir biçimde yüce anlamları temsil ederler. Bir siyasi sembolizm okuması olarak bu durum mitlerin coşkulara hitap etmedeki önemine vurgu yapar. Öte yandan mitler özellikle tüketim davranışı içerisinde metanın yerine geçerek bir reklamcılık mantığına da hizmet eder. Mit sembolün ötesinde bir gösterilen ya da göstergeye dönüşerek ideolojinin eleştirel boyutu içerisinde yer edinir.  Bu anlamda mitler ideolojilerin farklı iki tanımına bağlı olarak hem semantik hem de semiyotik boyutta işlevler barındırır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DESTİNASYON SEÇİMİNDE SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ: İÇ ANADOLU BÖLGESİNDEKİ POTANSİYEL TURİSTLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64960</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64960</guid>
      <author>Zührem YAMANAlican ÇINAR  </author>
      <description>Destinasyon seçiminde sosyal medyanın etkisinin ölçüldüğü bu çalışmada öncelikli olarak potansiyel turistler üzerinde durulmuştur. Literatür incelendiğinde potansiyel turistlere yönelik böyle bir çalışmanın olmadığı, mevcut çalışmaların odak noktasının ise potansiyel turistler değil aktif turistlerden oluştuğu görülmektedir. Turizm için aktif turistler kadar potansiyel turistlerin de önemi azımsanamayacak kadar çoktur. Turizmin konusu olan turist kavramı, turist gönderen ve turist çeken bölgelerden oluşmaktadır. Buna bağlı olarak çalışma potansiyel turistlerin daha çok bulunduğu turist gönderen bölgeler üzerine yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İç Anadolu Bölgesindeki potansiyel turistler oluşturmaktadır ve amaca göre örnekleme yöntemi kullanılarak örnekleme gidilmiştir. Amaca göre örnekleme yönteminde amaca en uygun kişiler seçilmeye çalışılır. Bundan dolayı İç Anadolu Bölgesinde yaşayan, en az bir destinasyon ziyaretinde bulunmuş ya da bulunmak isteyen ve sosyal medyayı aktif olarak kullanan kişiler üzerine anket çalışması yürütülmüştür. Toplamda 420 anket elde edilmiştir. Analizler sonucunda sosyal medya ölçeğindeki alt boyutlar ile destinasyon seçimiyle ilgili ölçekteki alt boyutlar arasında ilişki ve etkilerin olduğu görülmektedir. Anket uygulamasının ortaya koyduğu veriler ışığında 2 hipotez test edilmiş ve bu 2 hipotez kabul edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1970’LERDEN GÜNÜMÜZE ÖĞRENCİLERİN TARİH DERSLERİNE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67054</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67054</guid>
      <author>Ceren UTKUGÜNRamazan YILDIRIM </author>
      <description>Bu araştırmada 1970’lerden günümüze kadar tarih dersi almış kişilerin anılarından hareketle tarih derslerine yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşımda desenlenen araştırmanın katılımcıları lise mezuniyet tarihleri 1970 ve 2020 yılları arasında değişen 28 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözülenmiştir. Araştırma sonucunda; bazı katılımcılar tarih öğretmenlerini sevdikleri için tarih derslerini de sevdiklerini ifade ederken bazı katılımcılar ise tarih derslerini ezbere dayalı, sıkıcı olarak değerlendirdikleri tespit edilmiştir. Ders anlatım becerisi güçlü, derste öğrencilerine söz hakkı veren ve alan bilgisi güçlü öğretmenleri olumlu görüşlerle anlatırken, sadece düz anlatım yöntemiyle ders anlatan, öğretmenden çok memur zihniyetinde olan, bıkkın, sert mizaçlı ve sinirli öğretmenleri olumsuz görüşlerle anlatmışlardır. Katılımcılar etkili tarih öğretimine yönelik; derste teknoloji ve materyal kullanılması, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanılması, öğrenci merkezli dersler yapılması, tarihi alan gezilerinin yapılması, öğretmenlerin mesleğini sevmesi, öğrencilere tarihi sevdirmesi ile genç ve dinamik olması gibi önerilerde bulunmuşlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇEDEKİ ATASÖZLERİNDE AİLE VE AİLE İÇİ İLİŞKİLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67706</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67706</guid>
      <author>Zeynep Esra ABAY ÇELİK</author>
      <description>Atasözleri bir toplumun aynası gibidir. Ait olduğu toplumun düşünce yapısını, yaşam biçimini, milli ve ahlaki değerlerini, deneyimlerini, sahip olduğu yargıları taşıyan ve yansıtan özlü sözlerdir. Güçlü ifadesiyle atasözleri, kültürel kodları nesilden nesile aktararak topluma dair değerlerinin korunmasına da katkı sağlamaktadır. Bu manada sosyal kuralları aktararak sosyal ilişkileri düzenler. Açık ve örtülü sosyal gerçekliği yansıtan bir indikatördür. Bu sebeple sosyal bir kurum olan ailenin, atasözlerinde nasıl temsil edildiği merak uyandırmaktadır. Çalışmada, Türkçedeki atasözlerinde kadın, erkek, çocuk ve aile ile aile içi rollerin ve aile içi ilişkilerin nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Araştırma çekirdek aile bireyleri ile sınırlıdır. Bütün bu noktalardan hareketle atasözleri; anne, baba ve çocuk kelimeleri ile aile, aile içi taşıdığı roller ve kan bağı bağlamında çağrıştırdığı kelimeler üzerinden Türk Dil Kurumunun web sözlüğünde taranmıştır. Doküman incelemesi yöntemiyle ulaşılan veriler; atasözlerinde kadın, erkek, çocuk ve aile temsili ile aile içi roller ve aile içi ilişkiler olmak üzere toplam 4 kategoride içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK EĞİTİMCİSİ, BESTECİ, İLHAN BARAN’IN  “ÜÇ SOYUT DANS” İSİMLİ ESERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57956</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57956</guid>
      <author>Özlem DoğanNargiz EMİNOVA </author>
      <description>Bu araştırma 1934-2016 yılları arasında yaşamış olan Türk besteci İlhan Baran’ın yaratıcılığı üzerine yapılmıştır. Araştırma, bestecinin piyano için yazdığı “Üç Soyut Dans” eserinin analizini içermektedir. İlhan Baran’ın eserinin seçilmesinin nedeni ülkemizde 1960’lı yıllarda bestecilik alanındaki değişimin içinde yer almış olmasıdır. Besteci, 20. yüzyıl dünya müziklerindeki özellikleri içinde barındırarak kendi yazım usulü ile birleştirip müziğinde ifade etmiştir. Piyano müziğinde icracılık ve besteciliğin birçok özelliklerinin yer alması (orkestral sesleniş, seslenme gücünün agogik usullerle klavyede kullanımı, özel pedal kullanımı, halk müziği enstrumanlarının seslenişinin piyanoda yansıtılması) sebebiyle “Üç Soyut Dans” isimli eser incelenmiştir. Bu çalışmada Çağdaş Türk müziğinde ve müzik eğitiminde önemli yere sahip olan İlhan Baran’ın besteciliği ve piyano için yazdığı “Üç Soyut Dans” isimli eserinin esasen form, armonik ve icracılık özellikleri yönünden analizi yapılmıştır. Böylece "Üç Soyut Dans" eseri, müzik eğitiminde armoni, form açısından incelenmiş eserler arasında yer alarak eğitimcilerin ve öğrencilerin yararlanmasına olanak sağlamış olacaktır. Çalışma, piyano için “Üç Soyut Dans” isimli eser örneği ile Baran’ın besteleme usullerinin incelenmesi, piyano repertuvarına bu eseri alacak müzisyenlerin, müzik eğitimcilerin veya öğrencilerin eseri tanıması bakımından önemlidir. 21. yüzyıl müzik eğitimcisi ve bestecisi olan İlhan Baran kendisinin de ifade ettiği gibi resim sanatından etkilenerek piyano için "Üç Soyut Dans" eserini yazmıştır. Türk müziği ile bağlılığını eserlerinde açıkça belli eden İlhan Baran bu eserinde de hem melodik, hem ritmik hem de armonik alt yapıyla bu bağlılığını göstermektedir. İlhan Baran Türk müziğinin özelliklerini, 21. yüzyıl bestecilik teknikleriyle harmanlayarak milli ve dünya müziğini bir araya getirmiştir.&#13;
Müzikoloji ve müzik eğitimine katkı sağlaması amacıyla yazılan bu çalışma, örnek eser analizlerinin arasında yer alması bakımından kıymetlidir. Besteciliğinin yanı sıra müzik eğitimcisi olan İlhan Baran’ın piyano eğitimi için yazdığı eserlerinin yanında profesyonellik isteyen bu tür eserleri de bulunmaktadır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHSEL SÜREÇTE ADALET VE KALKINMA PARTİSİ MİLLETVEKİLLERİNİN DEMOGRAFİK PROFİLLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64123</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64123</guid>
      <author>Ender AKYOLMehmet ARI ,Mert Mahir GÖZ </author>
      <description>Bu araştırma Kasım 2002’den bu yana yaklaşık yirmi yıllık bir süredir iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerinin tarihsel süreçte bazı demografik niteliklerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Kasım 2002’de yapılan erken seçimi kazanarak iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, sonraki dönemler olan 2007, 2011 seçimlerinde de tek başına iktidar olmayı başarmıştır. Parti, Haziran 2015 seçimlerinde tek başına hükümet kuracak parlamento çoğunluğu elde edememiş ancak Kasım 2015’te tekrarlanan seçimlerle yeniden tek başına iktidar olabilmiştir. 16 yıl aradan sonra ilk kez erkene alınan genel seçimler ise, 24 Haziran 2018’de cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimleri birlikte yapılmasıyla gerçekleşmiştir. Bu araştırmada 2002, 2007, 2011, Haziran 2015-Kasım 2015 ve 2018 seçimlerinde milletvekili seçilerek parlamentoya giren Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri çeşitli demografik profilleri yönünden karşılaştırmalı tarihsel bir analiz çerçevesinde irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİTLERDE RİTÜELİN ETKİSİ İLE OLUŞAN SEMBOLLEŞME SÜRECİ VE RESİM SANATINA YANSIMALARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67500</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67500</guid>
      <author>Yavuz DENİZ</author>
      <description>İnsan, tarih boyunca doğa ile mücadele halindedir. Bu mücadele zarfında amaçlarına ulaşmak için farklı arayışlara girmişlerdir. Korkularını yenmeyi ya da sahip olmayı arzuladıkları nesneyi elde etmenin yolu olarak attıkları ilk adım, onu tanımak olmuştur. Korktukları yırtıcı bir hayvanı ya da açlığını gidermek için avlamak istedikleri geyiği mağara duvarına realist ve natüralist bir yaklaşımla resmetmişlerdir. Bu resimlerin oluşumuna sebep olan bazen kendini ifade etme çabası bazen de çizdikleri figürün gücünü elde etme arzusu olmuştur. Ancak bu resimler sanat için değil büyü amaçlıdır. O resmi duvara çizdiren inançtır. Söylenceler eşliğinde yapılan ritüeller ile tekrarlanan bu ifadeler zaman içerisinde inanca dair sembollere dönüşmüşlerdir. Bu sembolleşme eğilimi zamanla hayatın her alanına yayılmış ve yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Semboller, anlatılmak istenenin tümünü vücudunda barındıran küçük yapı taşlarıdır. Ancak bu yapı taşları bazı sanatçılar tarafından hammadde olarak kullanılmak suretiyle günümüz resim sanatında tekrar ele alınarak, içlerinde var olan dinamikler korunarak güncel yapıtlara aktarılmıştır. Araştırma kapsamında yaşayan mit kaynaklı sembollerin tanımına, doğuşuna, gelişimine ve sanata girişinde ritüellerin etkisine dair literatür taramaları yapılmıştır. Kültür varlıklarımızda gizlenmiş mit kaynaklı sembolleri tuvallerine taşıyarak yenileyen ve yineleyen beş farklı sanatçıya ait eserlerin görsel incelemesi yapılmıştır. Ulaşılan bilgiler ve belgeler ışığında vücut bulan bu araştırma, mit, rit ve sembol ilişkisine ışık tutarken aynı zamanda sanat eseri kompozisyonlarının oluşumunda sembollerden faydalanma metotlarını örnekleyerek ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Sanat eseri okuma, mitoloji, görsel sanatlar gibi alanlarda bilime ve insanlığa katkı sunması amaç edinerek hazırlanan çalışmanın yeni araştırmalara kaynaklık edebileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUĞA SAHİP ANNE VE BABALARIN YAŞAM KALİTESİ VE BOŞ ZAMAN AKTİVİTELERİNE KATILIMLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64103</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64103</guid>
      <author>Özlem DEMİRTAŞEren ŞAHİN ,Emrah CERİT </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların ebeveynlerinin yaşam kalitelerini ve boş zaman etkinliklere katılımlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmada 5 OSB’li bireyin toplam 10 bakım vereni değerlendirmeye alınmıştır. Çalışma ile ilgili veriler katılımcıların evlerinde gerçekleştirilen yüz yüze görüşme soruları ile toplanmış olup, bakım verenlerin objektif görüşlerinin alınabilmesi için kişiler ayrı ayrı görüşmeye alınmıştır. Bu doğrultuda ebeveyn görüşlerinin ilgili literatürde ortaya çıkarılan bulgularla hangi yönlerden paralellik gösterdiği ya da hangi noktalarda literatürden farklılaştığını ortaya koyabilmek için verilen cevaplar araştırmacılar tarafından farklı temalara ayrılmıştır. Görüşmelere göre bu temalar ile OSB’li çocukların ebeveynlerinin yaşamlarında otizm deneyiminin nasıl bir rol oynadığı, bu alandaki literatürle birlikte değerlendirilmektedir. Araştırma sonucunda; OSB’li çocuğa sahip ebeveynlerin yaşamlarından keyif alıp almadıkları, kendilerine zaman ayırıp ayırmadıkları, otizmli bir bireye sahip olmanın yaşam kalitelerini etkileyip etkilemediklerini değerlendirilmiş olup, OSB düzeyi yüksek olan ailelerde yaşam kalitesinin ve rekreatif etkinliklere katılımın düşük olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAYAT BİLGİSİ VE SOSYAL BİLGİLER DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI’NDA YER ALAN KAZANIMLARIN TARİH, VATANDAŞLIK VE COĞRAFYA BOYUTUNDA İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66325</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66325</guid>
      <author>Aylin YAZICIOĞLU</author>
      <description>Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programları öğrencilerin temel bilgi ve becerileri kazanmasında etkin olan programlar arasında yer almaktadır. Aynı zamanda öğrencilerin yaşadığı toplumla olan ilişkilerinin düzenlemesinde, topluma uyum sürecinin oluşturulmasında da etkin bir rol üstelenmektedir. Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programları çeşitli disiplinlerden oluşan bir yapıya sahiptir. Birçok disiplinin bu öğretim programlarının içeriğini oluşturması, ilgili içerikte yer alan boyutların ortaya konulmasında önemlilik taşımaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacında; Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programları’nda yer alan kazanımların tarih, vatandaşlık ve coğrafya boyutlarına göre incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi olarak belirlenmiştir. Çalışma grubunu 2018 Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programları’nda yer alan kazanımlar oluşturmaktadır. Verilerin analizinde ise betimsel analiz metodu benimsenmiştir. Çalışmanın sonucunda; 2018 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı’nda yer alan kazanımlar tarih, vatandaşlık ve coğrafya boyutlarında incelendiğinde vatandaşlık ve coğrafya ile ilişkilendirilen kazanımların daha yoğun bir şekilde yer aldığı görülmüştür. 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ele alındığında ise; tarih, vatandaşlık ve coğrafya boyutlarıyla ilişkili olan kazanımlara programda yer verildiği gözlenmiştir. Çalışmada, farklı öğretim programlarını oluşturan disiplinlerin incelenmesi önerilebilir. Bununla birlikte öğretim programına dayalı incelemeler uzman görüşleri çerçevesinde de ele alınabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


