






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2023 Sayı LXIV</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2685</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>DİJİTAL OKURYAZARLIK BECERİLERİ BAĞLAMINDA AÇIK ÖĞRETİM ORTAOKULU TÜRKÇE DERS KİTAPLARININ İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67561</guid>
      <author>Teymur EROLTeymur EROL </author>
      <description>Bu araştırmada; Türkçe Dersi Öğretim Programı’na (2019) uygun olarak yazılan açık öğretim ortaokulu 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin dijital okuryazarlık becerileri bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda açık öğretim ortaokulu ders kitaplarında dijital okuryazarlık becerilerine uygun olan etkinliklerin neler olduğu sorusuna yanıt aranmıştır. Dijital Okuryazarlık, Beceriler ve Hazırlık için Küresel Standartlar Çerçevesinde Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) incelenip dijital okuryazarlık becerileri ile ilgili olan kazanımlar belirlenmiş ve bu kazanımlar çerçevesinde ders kitapları incelenmiştir. 5. sınıf Türkçe ders kitabı örgün eğitimde de kullanıldığı ve bu kademeye yönelik benzer çalışmalar yapıldığı için çalışma kapsamına alınmamıştır.  Betimsel nitelik taşıyan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan doküman incelemesi kullanılmıştır. Çalışmanın veri kaynağı 2022-2023 eğitim-öğretim yılından itibaren okutulan ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan açık öğretim ortaokulu 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarıdır. Bu kitaplarda yer alan dinleme/izleme, okuma, konuşma ve yazma etkinlikleri incelenmiştir. Yapılan incelemelerde; açık öğretim ortaokulu 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında toplam 72 okuma metni ve 518 etkinliğin bulunduğu belirlenmiştir. Bu etkinliklerden 28’inin, oransal olarak %14,28’inin dijital okuryazarlığa uygun olduğu görülmüştür. Açık öğretim ortaokulu 6. sınıf Türkçe ders kitabında 156 etkinlikten 23’ünün (%14,74) 7. sınıf Türkçe ders kitabında 144 etkinlikten 21’inin (%14,58) ve 8. sınıf Türkçe ders kitabında 218 etkinlikten 30’unun (%13,76) dijital okuryazarlığa uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak dijital okuryazarlıkla ilgili etkinlik sayısının yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular bağlamında açık öğretim Türkçe ders kitaplarının hazırlanmasına yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>STEM YAKLAŞIMINDA YENİ BİR AÇILIM: STREAM </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70168</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70168</guid>
      <author>Ayşenur KULOĞLUBurhan AKPINAR ,Mehmet Nuri ÖĞÜT ,Şeyda Nur HALİTOĞLU </author>
      <description>Derleme niteliğindeki bu çalışmanın amacı, STEM eğitimine, yeni bir bileşen olarak İngilizce okur-yazarlığı” anlamında “Reading” (R) öğesinin eklenmesini tartışmaktır. Belge tarama yönetime göre belirli ölçütlere göre seçilen dokümanlar üzerinden yapılan tartışmada, STEM’in tarihi arka planı, STEM bileşenlerinin işlevleri ve STEM bütünlüğüne yeni bileşen eklenmesi ihtiyacı irdelenmiştir. Bu irdelemelerden STEM eğitiminin, insan zihni ve doğanın bütünsel işleyişine uygun bir yaklaşım olduğu ve bu yaklaşımın sürekli evirilerek günümüze ulaştığı belirlenmiştir. STEM’in, sanat bileşeni eklenmesiyle STEAM’e dönüşmesi, bu evirilmenin sonucu olduğu ve ancak, sonuncusu olmadığı değerlendirilmiştir. Çünkü Bilgi Çağı ve Endüstri 4. 0. Gibi çağımızın dinamikleri, STEM’in de sürekli değişimini gerektirmektedir. Bu gerekliliğe bağlı olarak STEM’e İngilizce okur-yazarlığı” anlamında “Reading” (R) öğesinin eklenmesiyle, STREAM’e dönüşen bu yaklaşımın, eğitimde düşünme, kurgu, imgelem ve hayal kurma gibi bilim ve teknoloji ile ilgili yeni açılımlar sağlaması beklenebilir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN EĞİTİM PROGRAMI OKURYAZARLIK DÜZEYLERİ İLE ÖĞRENME VE ÖĞRETME ANLAYIŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65782</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65782</guid>
      <author>Birsen SERHATLIOĞLUTaha ORUÇ  </author>
      <description>Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ve öğrenme öğretme anlayışları arasındaki ilişkinin ortaya konulması araştırmanın bir diğer amacı olarak belirlenmiştir. Bu çalışma nicel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma kapsamında betimsel tarama modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Muş il merkezinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Bununla birlikte araştırmanın örneklemi evren içerisinden, kolay ulaşılabilir durum örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen sınıf öğretmenlerinden meydana gelmektedir. Bu kapsamda 281 sınıf öğretmeni araştırmaya dâhil edilmiştir. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak; Bolat (2017) tarafından geliştirilen “Eğitim Program Okuryazarlığı Ölçeği” ve Chan ve Elliot (2004) tarafından oluşturulan ve Aypay (2011) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde öncelikle betimsel istatistikler uygulanmıştır. Bunun yanı sıra bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Bonferroni testi ve Pearson Korelasyon kat sayısı hesaplamaları yapılmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıklarının, okuma ve yazma bakımından yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada sınıf öğretmenlerinin; öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutunda yüksek düzeyde olduğu, ölçeğin genelinde ve geleneksel boyutta ise orta düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutu arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ulaşılan bu sonuçlar perspektifinde uygulamaya ilişkin ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALMANCA YAN CÜMLE SİSTEMİNDE FARKLILIK ARZ EDEN “WEITERFÜHRENDE NEBENSÄTZE” (ANLAMCA BAĞIMSIZ YAN CÜMLELER) TÜRKÇEYE NASIL AKTARILMALIDIR?</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66602</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66602</guid>
      <author>Eyüp ZENGİN</author>
      <description>Birleşik cümle yapılarında temel cümle ve yan cümle zaman açısından olduğu gibi, sentaktik ve semantik açılardan da bir bağıntı içerisindedir. Bir üstlük altlık ilişkisi (Hypotaxe) içerisinde bağımlılık söz konusudur. Yan cümle semantik olarak eksik bir cümledir ve ancak temel cümle ile birlikte bir anlam bütünlüğü ortaya koyan cümledir. Yan cümle temel cümlenin bir öğesi olarak görev yapar. Bu nedenle “Gliedsatz” (öğe cümle) olarak da isimlendirilir. Bağlı bulunduğu temel cümlenin veya üst cümlenin öznesi, nesnesi, zarfı,  yükleçi, tamlaması (Subjekt, Objekt, Prädikativum, adverbial,  attributiv, u.a) gibi görevler yüklenerek bir cümle ögesi olarak görev yapar. Almancada temel cümle ve buna bağlı yan cümle yapısı (Hypotaxe) sistemi içerisinde bu kurala uymayan yegâne yan cümle çeşidi “weiterführender Nebensatz” (Anlamca Bağımsız Yan Cümle) dir. Zira bu yan cümle türü temel cümlenin bir öğesi olarak görev yapmaz. Temel cümledeki ifadeye açıklık getirerek cümlenin devamını sağlarlar. Bu cümle içerik açısından bağımsız, ancak yapı açısından yan cümlenin özelliklerini gösterir. Diğer birleşik cümle yapılarından farklı olarak “weiterführende Nebensätze” Türkçeye aktarılırken, temel cümle - yan cümle bağıntısında ortaya çıkan çözümleme ve anlam kargaşası nedeniyle sentaktik ve semantik açıdan zorluklar ortaya çıkmaktadır. Zira yan cümle, temel cümleye bir cümle öğesi olarak bağlanamamakta, ancak farklı anlam bağıntıları içerisinde aktarılabilmektedir. Çalışmada bu cümlelerin sentaktik ve semantik özellikleri verilerek bunların Türkçeye aktarımında ortaya çıkabilecek farklı şekiller betimlenmiş ve çözüm yolları önerilmiştir. SAÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Mütercim Tercümanlık Bölümü yüksek lisans ve lisans öğrencilerinden oluşturulan çalışma grubu üzerinde yapılan bu çalışmada, yapılan çeviriler değerlendirilip yorumlanarak, katılımcıların çeviri yaklaşımları ve ortaya çıkan sorunlar açıklanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yönteminin desenlerinden birisi olan durum çalışması yaklaşımı kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİRLEŞME VE SATIN ALMALARIN ALAN ŞİRKETİN PAY DEĞERİNE KISA VADELİ ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69029</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69029</guid>
      <author>Göksenin YAŞARMert SOYSAL  ,Cevdet Alptekin KAYALI  </author>
      <description>İşletmenin kuruluşundaki amaç uzun vadede piyasa değerinin maksimize edilmesidir. Bu amaç kapsamında işletme sonsuz vadede faaliyetlerini sürdürecek, büyüyecek ve kâr elde ederek sorumluluklarını yerine getirecektir. Neticede büyüyen işletmelerin piyasa değerleri yükselerek sahibi ve ortaklarının servetlerinin artmasını sağlamış olacaktır. İşletmelerin büyüme gerekçelerinin temelinde ölçek ekonomilerinden yararlanma, pazarlara nüfus ederek rekabette üstünlük sağlama ve piyasa payını arttırma gibi nedenler olabilmektedir. Büyüme zaman içerisinde işletme kaynaklı olabileceği gibi satın alma ve birleşmelerle de kısa vadede işletmenin büyümesi, ar-ge faaliyetlerinde sinerji etkisi yaratılması, yetenekli personel olanaklarından yararlanılması, negatif şerefiye ile varlıkların daha düşük değerle işletmeye katılması söz konusu olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul’da işlem gören halka açık şirketlerin yaptığı satın almaların kısa vadeli pay fiyatlarına yaptığı etkiyi araştırmaktır. Bu amaçla 2019, 2020 ve 2021 yıllarında yapılan 33 adet satın alma işlemi incelenmiş, duyuru tarihi itibariyle 15 günlük kısa vadeli piyasa ve düzeltilmiş getiri yöntemine göre performansları analiz edilmiştir. Payların kısa dönem fiyat performans ölçümünde kullanılan başlangıç getirisi iki farklı şekilde hesaplanmıştır. Bunlardan birincisi ilk ham getiri diğeri Borsa İstanbul AŞ 100 Getiri Endeksine göre düzeltilmiş artık getiridir. Birleşme ve satın almaların genel olarak ortalama pay senetlerine kısa vadede 1, 5, 10 ve 15. günlerin sonunda hep pozitif getiri sağladığı gözükse de pay senedi özelinde birçok değişimler mevcuttur. Çalışmada sonuç olarak birleşme ve satın almaların fiyata etkisinin pozitif veya negatif olması şirketin içinde bulunduğu sektör, sektörün o gün itibariyle piyasadaki yapısının etkili olduğu düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PALYATİF TOPLUMLARDA “ACI” VE “GERÇEKLİK” ALGISININ DÖNÜŞÜMÜ: SOSYAL MEDYA ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67584</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67584</guid>
      <author>Mevlüde BATUR</author>
      <description>Chul Han’ın nitelendirmesiyle palyatif toplumlar yoğun bir anestezik etkinin altındadır ve burada bireyin acı hissetmesine neden olabilecek her türlü eylem engellenmektedir. Bu toplumda mutluluk ve acı birbirinin zıddı olarak algılanır, acı bireyi sınırlandırıcı bir duygu olarak görülür ve dışlanır, burada acı bireyin zayıflığının bir göstergesi olarak kabul edilir. Birey, mutlu olmaya zorlanmakta ve bireylerin olumlu şeylere yönlendirilmesi sağlanmaktadır. Gündelik yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya platformları bireyleri etkilemede ve yönlendirmede önemli bir araçtır ve bu platformlarda oluşturulan içerikler bireylerin algılarını biçimlendirmektedir. Bu bakımdan sosyal medya mecraları bireyin gerçeklik ile kurduğu ilişki biçimini de etkilemektedir. Acı ve gerçeklik kavramları arasında bir bağ kuran Han, acıyı gerçeklik olarak nitelendirmiş ve palyatif toplumda gerçekliğin kurmaca olarak inşa edildiğini ifade etmiştir. Bu çalışmada, palyatif toplum teorisinden hareketle acı ve gerçeklik kavramları üzerinde durulmuş, sosyal medyada acı kavramının nasıl örtbas edildiği aktarılarak yine sosyal medya üzerinden gerçekliğin nesnel bir şekilde yansıtılmadığı ortaya konulmuştur. Bu araştırmanın temel amacı, günümüzde acı ve gerçeklik kavramlarına dair farkındalık oluşturmaktır. Bir sosyal medya araştırması olan bu çalışmada ‘mutlumesaj’ uygulamasının Instagram sayfası ele alınmış ve betimsel analiz yöntemi kullanılarak içerik çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Uygulamanın Instagram’daki hesabı bir aylık süreyle incelenerek toplamda 18 görsel analiz edilmiştir. Üç farklı kategori oluşturularak analiz edilen içerikler sonucunda medya içeriklerindeki temaların bireysellik, hazzı öne çıkaran içerikler, mutluluk, akışta kalmak, cesaret vb. olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sayfada ağırlıklı olarak mavi rengin tercih edildiği de dikkat çekicidir. Bu çalışmada elde edilen verilerin sonucuna göre sosyal medyanın bireylere alternatif bir palyatif ortam sunduğu ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AYRILIP BİRLEŞME TEKNİĞİNİN EMPATİK EĞİLİMLER VE HAYAT BİLGİSİ DERSİNE YÖNELİK TUTUMLARA ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67027</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67027</guid>
      <author>Muhammed Celal CANSeda KERİMGİL ÇELİK </author>
      <description>Araştırmanın amacı, ilkokul 3. sınıf öğrencileriyle işbirlikli öğrenme yönteminin tekniklerinden olan ayrılıp birleşme tekniğinin empatik eğilim ve hayat bilgisi dersine yönelik tutumlara etkisinin incelenmesidir. Bu araştırmada karma yöntem desenlerinden biri olan iç içe karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Elazığ ili Kovancılar ilçesinde bulunan bir ilkokulda 2018-2019 öğretim yılında 3. sınıfta öğrenim gören iki farklı şubede bulunan 40 öğrencidir. Veri toplama aracı olarak KA-Sİ Çocuk ve Ergenler için Empatik Eğilim Ölçeği (KASİEEÖ), Hayat Bilgisi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği (HBDYTÖ), yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem formu kullanılmıştır. KASİEEÖ son test bağımsız örneklemler t testi sonuçlarına göre istatistik olarak iki grup arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Empatik eğilim ölçeği son test puanları deney ve kontrol grubu için etki büyüklüğü orta düzeydedir. HBDYTÖ deney ve kontrol son test Mann Whitney U testleri incelendiğinde iki grup arasında istatistiki olarak anlamlılık düzeyinde bir farklılık oluşmamıştır. KASİ-EEÖ kontrol ön-son test puanları istatistiki olarak empatik eğilimlerinde düşme yönünde anlamlı fark bulunmuştur. HBDYTÖ deney ön-son test puanları istatistiki olarak son test yönünde puanlarında artış olmuştur. Öğrencilerin ayrılıp birleşme tekniğini kullandığı ders sürecindeki gözlemler sonucunda etkinlik, iş birliği, iletişim-empati, derse karşı tutum temaları altında olumlu yönde gelişimler meydana gelmiştir. Görüşmeler sonucunda iş birliği içerisinde hareket etmeyi, ders işleniş sürecini ve araştırma yapmayı beğenmişlerdir. Süreçte beğenmedikleri yönler ise öğrencilerden kaynaklı sorunlar ve tekniğin uygulanmasında karşılan sorunlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİNE GÖRE OKUL MÜDÜRLERİNİN TOKSİK LİDERLİK DAVRANIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69079</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69079</guid>
      <author>Ramazan AKSOYEngin İŞ ,Selman ALAS </author>
      <description>Toksik liderlik son yıllarda üzerinde durulan liderlik türlerinden bir tanesi olmuştur. Okulların toplumun önemli kurumlarının başında gelmesi, okul yöneticilerinin toksik liderlik özelliklerinin araştırılmasını gerekli kılmıştır. Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre okul müdürlerinin toksik liderlik davranışları değerlendirmektir. Bu amaç kapsamında sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre okul müdürlerinin toksik liderlik davranışlarının ne düzeyde olduğu ve okul müdürlerinin toksik liderlik davranışlarına ilişkin görüşleri çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yönteminin modellerinden birisi olan tarama yöntemi kullanılmıştır. Örneklem seçiminde basit seçkisiz örneklem tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 84’ü kadın, 99’u erkek olmak üzere 183 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Toksik Liderlik Ölçeği kullanılmıştır. Toksik Liderlik Ölçeği 30 madde ve 4 alt boyuttan oluşmaktadır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Veri analizinde ortalama, frekans, yüzde, t-testi, ANOVA ve Tukey testi analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde; sınıf öğretmenlerinin, okul müdürlerinin toksik liderlik davranışlarına ilişkin görüşerinin “Katılıyorum” düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen görüşleri arasında cinsiyete ve mezuniyet durumuna göre anlamlı fark bulunamamıştır. Yöneticilik yapma durumuna göre sadece &lt;em&gt;değerbilmezlik&lt;/em&gt; alt boyutunda, yaş değişkenine göre &lt;em&gt;bencillik&lt;/em&gt; alt boyutunda, hizmet yılı değişkenine göre ise &lt;em&gt;olumsuz ruh hali&lt;/em&gt; alt boyutunda anlamlı fark bulunmuştur).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TELEVİZYON REKLAMCILIĞINDA HEDEFLEME STRATEJİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64998</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64998</guid>
      <author>Recep BAYRAKTAR</author>
      <description>Tecimsel yayıncılığın sacayağını oluşturan reklam sektörel rekabet sonucunda önemini günden güne artırmış ve kitlelere ulaşmayı olanaklı kılan, ses-görüntü bileşkesini bünyesine katan televizyon yayıncılığıyla bütünleşmiştir. Birçok görsel temsili ve ikna kabiliyetini üzerinde taşıyan televizyon reklamlarıyla kitlesel tanıtımın yapılabilmesi reklam verenler için önemini korumakta, piyasaya sürülen ürünlerin doğrudan alıcılarına yönelik bir tanıtımın yapılabilmesi reklam maliyeti açısından kolaylıklar sağladığından dolayı da çeşitli reklam hedefleme stratejileri geliştirilmektedir. Televizyon yayınlarının kuşaklara ayrılması, tematik içeriklerin oluşturulması ve izleyicilerin demografik, psikografik, yaşam tarzı özelliklerine göre saptanması reklam verenler açısından doğrudan hedef kitleye ulaşmayı kolaylaştıran unsurlar olarak belirmekte, böylece ürünleri satın alma potansiyeli olan izleyicilere tanıtım yapılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’deki ulusal televizyon kanalları içerisinden amaçlı örneklemle gündüz kuşağındaki beş kadın programı seçilmiş, bu programlardaki reklamlar tanıtılan ürün temelinde on beş başlık altında kategorilendirilerek analiz edilmiş ve reklamcıların uyguladıkları hedefleme stratejisi ortaya koyulmuştur. Çalışmanın önemli bulguları arasında sırasıyla gıda, alışveriş, ev tekstili, kişisel bakım, temizlik ürünlerini içeren reklamların sayısal olarak üst sırada yer aldığı ve kişisel bakım, giyim, takı aksesuar reklamlarında cinsiyet ve toplumsal roller-pratikler temelinde hedefleme stratejilerinin geliştirildiği tespit edilmiştir.   </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE YAZILAN KRİPTO PARA TEMALI DOKTORA TEZLERİNİN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67494</guid>
      <author>Tahsin Galip TEKİN</author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye’de yazılan kripto para temalı doktora tezlerinin bibliyometrik analizinin gerçekleştirilmesi ve diğer finansal yatırım araçlarına göre literatürde daha az çalışma bulunan bu yeni alanın Türkiye’de doktora düzeyinde nasıl ele alındığına dair bütüncül bir bakış açısı geliştirmek hedeflenmektedir. Bu amaca yönelik olarak kripto para temalı doktora tezleri Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi’nden alınıp çalışma evrenine dâhil edilerek analiz gerçekleştirilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi’nde “Bitcoin”, “Kripto para”, “Ethereum”, “blokzincir”, “blok zincir”, “blokzinciri”, “blok zinciri” ve “cryptocurrency” arama terimleri kullanılarak aramalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan arama sonucu elde edilen 29 doktora tezinin analizi gerçekleştirilmiştir. Doktora tezlerine ait veriler yazıldığı yıl, yazıldığı enstitü, yazıldığı üniversite, yazıldığı dil, sayfa aralığı, danışman ünvanı ve yazıldığı anabilim dalına göre analiz edilmişlerdir. Elde edilen sonuçlara göre kripto para temalı doktora tezlerinin çoğunlukla 2021 yılında (n=10, %34,48), Sosyal Bilimler Enstitüleri’nde (n=20, %68,96), Manisa Celal Bayar Üniversitesi (n=3, %10,34) ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (n=3, %10,34), Türkçe (n=25, %86,20), 101 – 150 sayfa aralığında (n=11, %37,93), “Prof. Dr.” ünvanlı danışmanlar yönetiminde (n=24, %82,75) ve İşletme Anabilim Dalı’nda (n=13, %44,82) yazıldığı tespit edilmiştir. Türkiye’de bulunan 186 üniversitede tek bir kripto para temalı doktora tezinin yazılmamış olması çalışmanın dikkati çeken sonuçlarındandır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN ÖĞRENME STİLLERİ İLE DERSLERİNDEKİ ETKİLEŞİMLİ TAHTA KULLANIMINA YÖNELİK GÖRÜŞLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ   </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43642</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43642</guid>
      <author>Uğur ÖZHANProf. Dr. Yalın Kılıç TÜREL</author>
      <description>Bu araştırmada öğrencilerin, derslerinde etkileşimli tahta kullanımına yönelik görüşleri, sahip oldukları öğrenme stillerinin dağılımı ve derslerinde etkileşimli tahta kullanımına yönelik görüşlerinin öğrenme stiline, cinsiyete ve sınıf düzeyine göre değişimi incelenmiştir. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmanın örneklemini Doğu Anadolu bölgesindeki bir şehirde etkileşimli tahta ile eğitim yapılan ilköğretim okullarının 5., 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 467 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri; “Kişisel Bilgi Formu”, “Etkileşimli Tahta Öğrenci Ölçeği (ETÖÖ), “Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri-Versiyon III (KÖSE-III)” formları ile toplanmıştır. Değişkenler arasındaki farklılıkların incelenmesinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğrencilerin, etkileşimli tahtaların öğrenmelerini kolaylaştıran etkili ve faydalı cihazlar olduğu görüşünde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıştırma öğrenme stiline sahip öğrenciler en büyük grubu oluşturmakla beraber ayrıştırma, yerleştirme ve değiştirme öğrenme stiline sahip öğrencilerin sayıları birbirlerine yakındır. Özümseme öğrenme stiline sahip öğrenciler ise en küçük grubu oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre cinsiyet, sınıf düzeyi ve sahip olunan öğrenme stili ile ETÖÖ puanları arasında anlamlı ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Derslerde etkileşimli tahtalar kullanıldığında, etkileşimli tahtalar dersleri farklı öğrenme stillerindeki öğrenciler için uygun hale getirmekte ve öğrencilerin derse olan motivasyonlarını arttırmaktadır. Etkileşimli tahtaların, farklı öğrenme stilindeki öğrencilerin öğrenmelerine duyarlı olduğu ve farklı öğrenme stilindeki öğrenciler için uygun öğrenme ortamı sağladığı kanısına varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIK TURİZMİ FARKINDALIK DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69305</guid>
      <author>Yakup ÖZTÜRKTolga AYDIN ,Sertaç SERT </author>
      <description>Bireylerin sağlıklarını korumak ve iyileştirmek üzere yurt içi veya yurt dışına yaptıkları seyahatler olarak ifade edilen sağlık turizmine katılıma etki eden önemli faktörlerden biri de sağlık turizmine yönelik farkındalıktır. Sağlık turizmine katılan bireylerin satın alma karar süreçlerine etki eden faktörlerin bilinmesi turist profilinin oluşturulmasında sağlık turizmi işletmeleri için önem arz etmektedir. Çankırı Devlet Hastanesi özelinde yapılan bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının sağlık turizmine yönelik farkındalık düzeylerinin araştırılmasıdır. Ayrıca sağlık turizmi farkındalığına yönelik alt boyutların sağlık çalışanlarının demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı bu çalışma kapsamında araştırılmıştır. Çalışmada ulaşılan bulgular Çankırı Devlet Hastanesi’nde göre yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 263 sağlık çalışanından anket tekniğiyle elde edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının sağlık turizmine yönelik farkındalık düzeylerinin orta seviyede olduğu bulgulanmıştır. Farkındalık ve imaj boyutunda eğitim durumuna göre ve sağlık turizminin etkileri boyutunda yaş değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sağlık turizmine yönelik farkındalığın artırılması için örgün ve yaygın eğitimler ile lisansüstü programlarda yürütülecek araştırmalara fon ve destek sağlanması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’nin 1 Mart Tezkere Kararı: Neoklasik Realist Bir Analiz Denemesi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69441</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69441</guid>
      <author>Yunus ÇOLAK</author>
      <description>Bu çalışmada, Türkiye’nin dış politikasında yurtdışına asker gönderme ya da yabancı askerlerin Türkiye’ye konuşlandırılmasına yönelik tezkere kararlarının nasıl bir teorik çerçeve ile açıklanacağına dair bir tartışma yapılmıştır. Bu çerçevede, Neoklasik Reazim yaklaşımı, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından karara bağlanan 1 Mart tezkeresi özelinde sınanmıştır. Çalışmada Neoklasik realist anlayışa da uygun bir biçimde, geleneksel olarak Türk dış politikasında etkili olan, hükümet, dışişleri bakanlığı, genelkurmay başkanlığı gibi aktörlerin, uluslararası sisteme ve iç politik kısıtlamaları nasıl algıladığı tartışılmıştır. Dahası bu aktörlerin algılamalarının, 1 Mart tezkeresi özelinde karar alacak olan milletvekillerine nasıl etki ettiği üzerinde durulmuştur. Sonuç itibariyle, 1 Mart tezkeresi özelinde, tezkere kararı alınırken bir taraftan karar alıcıların uluslararası sistemi yorumlamaları bir taraftan da karar alıcıların iç politik kısıtlamalara dair görüşleri “evet” ve “hayır” kamplarının oluşmasını sağlamıştır. Ancak nihai kararın alınmasında uluslararası sistem değil, iç politika kısıtlamalar etkili olmuştur.  Ayrıca çalışma, Neoklasik Realizmin batı dışında bir örneğe ve tezkere gibi spesifik bir dış politika kararına uyarlanabilirliğini de ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÜKSEKÖĞRETİMDE ÇEVRİM İÇİ EĞİTİME HAZIR BULUNUŞLUK ÖLÇEĞİ UYARLAMA ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62581</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62581</guid>
      <author>Necmettin KÜRTÜL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, çevrim içi eğitim ortamına hazır bulunuşluk düzeyini belirleyen ölçek uyarlaması ve doğrulanmasıdır. Bu amaca ulaşılması için titiz bir ölçek uyarlama yöntemi uygulanmıştır. Bu doğrultuda, maddelerin Türkçeye tercüme edilmesi ve orijinal hali ile karşılaştırılmasının ardından açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Türkiye’deki bir devlet üniversitesinde yürütülen bu çalışmanın sonucunda, uyarlanan çevrim içi hazırbulunuşluk ölçeğinde (ÇEH) öz-yeterlilik, öz-yönelimli öğrenme, güdülenme, mali ve algılanan fayda olmak üzere beş boyut bulunmaktadır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, uyarlanan ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, uyarlanan bu ölçeğin çevrim içi hazır bulunuşluk düzeyinin belirlenmesinde faydalı ve uygun olduğu sonucuna varılabilir. Ayrıca, çalışmanın kuramsal ve pratik sonuçları gelecekteki araştırmalara ışık tutabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKULLARIN ÖRGÜT SAĞLIĞININ BAZI DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ   </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64662</guid>
      <author>Ömer Murat ÖTERAbidin DAĞLI </author>
      <description>Örgütler, kendilerini meydana getiren işgörenler gibi sağlıklı veya hasta olabilirler. Örgüt sağlığı, bir örgütün işlev görme yeteneği olarak tanımlanır. Sağlıklı bir örgüt, insanların kalmak, çalışmak istedikleri bir yerdir. İşgörenler çalıştıkları örgütlerle gurur duyarlar, kendileri de yararlı ve etkilidirler. Bir örgütün örgütsel sağlığını ölçmekle, o örgüt içinde bir uyumun olup olmadığı, örgüt üyelerinin çaba gösterme yeteneği, örgütte bazı temel ihtiyaçların karşılanma durumu, bireylerin örgüte adaptasyonları, örgütle bütünleşmeleri, örgütün hedeflerini gerçekleştirme durumu ortaya çıkartılır. Bir örgüt ne kadar sağlıklıysa o kadar yüksek başarı elde edebilir. Bu çalışmanın amacı; ilkokullarda çalışan öğretmenlerin okulların örgüt sağlığına ilişkin algılarının nasıl olduğunu bazı değişkenlere göre ortaya çıkarmaktır. Araştırmada genel taramaya dayalı betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Mardin merkez ve bağlı ilçelerdeki ilkokullarda çalışan 542 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmada veri toplamak için &lt;em&gt;Örgüt Sağlığı Ölçeği&lt;/em&gt; kullanılmıştır. Çalışma sonucunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar şöyledir: (1) Öğretmenler çalıştıkları okulların örgüt sağlığının “orta düzeyde” olduğunu ifade etmişlerdir. (2) Öğretmen algıları arasında, öğrenim durumu açısından &lt;em&gt;akademik vurgu&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;destekleyici liderlik &lt;/em&gt;boyutlarında, cinsiyet açısından &lt;em&gt;akademik vurgu &lt;/em&gt;boyutunda, okul büyüklüğü ve okulun bulunduğu yerleşim yeri açısından da &lt;em&gt;akademik vurgu&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;çevresel faktör&lt;/em&gt; boyutlarında anlamlı fark saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERS KİTAPLARININ DİSİPLİNLER ARASILIK BAĞLAMINDA İNCELENMESİ: 6. SINIF ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69629</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69629</guid>
      <author>Bahtiyar GÜLSedat MADEN </author>
      <description>Bu araştırmada 6.Sınıf Türkçe ders kitabından seçilmiş olan iki metnin, disiplinler arası olanaklar bakımından hangi disiplinlerle ilişki içerisinde oldukları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma deseni uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanmış 6. sınıf Türkçe ders kitaplarında bulunan Millî Kültür temasındaki metinlerden Anadolu adlı şiir ve Tarhananın Öyküsü adlı makale metinleri oluşturmaktadır. Veriler doküman incelemesi yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma sürecinde belirlenen iki metnin hazırlık, görsel ve etkinlikler kısımları disiplinler arasılık bakımından incelenmiştir. Verilerin güvenliği araştırmacı görüşlerine, tespit edilen disiplinlere ait branş öğretmenlerinin ve alan uzmanlarının (İngilizce, Sosyal Bilgiler, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük, Fen Bilimleri, Müzik, Görsel Sanatlar, Beden Eğitimi ve Spor, Bilişim Teknolojileri, Drama, Düşünme Eğitimi, Medya Okuryazarlığı) görüşleri alınarak sağlanmıştır. Araştırma sonucunda, metinlerin en fazla Sosyal Bilgiler disipliniyle ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Bu disiplini Beden Eğitimi ve Spor disiplini takip etmiştir.  En az ilişki kurulan disiplinler Görsel Sanatlar, Fen Bilimleri, Müzik, Düşünme Becerileri ve Drama disiplinleri olmuştur. İngilizce, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük, Bilişim Teknolojileri ve Medya Okuryazarlığı disiplinlerine ise hiç rastlanmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARİSTO VE CİCERO YAŞLI MUTLULUĞU (MODERN ÇAĞDA YANSIMASI )</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68813</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68813</guid>
      <author>Zuhal AYHAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Klasik filozoflardan Aristo ile Cicero’nun yaşlılığın niteliği ve anlamının yansıra yaşlı mutluluğunu sosyal politika bağlamında incelenmesidir. Araştırma nitel analiz yöntemlerinden olan doküman analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda Aristo için yaşlılık, beraberinde sadece çürümenin fiziksel hastalıklarını getirmekle kalmadığı, aynı zamanda yaşlıları bencil, ahlaki açıdan zayıf ve pratik olarak sosyopatikliği; Cicero ise, yaşlı bir kişinin ölümünü meyvenin olgunlaşmasına benzetir. Meyveler olgunlaştığında, toplanma zamanı geldiğini belirterek yaşlılıkla iddia edilen dört dezavantaja karşı yaşlılığı savunduğu görülmektedir. Bu bağlamda Klasik filozoflardan Aristo ile Cicero’nun yaşlılığın niteliği ve yaşlı mutluluğunu sosyal politika bağlamında değerlendirildiğinde, modernist bakış açısıyla en uygun olan yapının Cicero’nun görüşleri ile benzeşik temelde ele alındığı söylenebilir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMED SAÎD’İN MUFASSAL HULÂSA-İ MÜNŞEÂT’I  (İNCELEME-METİN) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66754</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66754</guid>
      <author>Neşe TANIR</author>
      <description>Türk-İslam Edebiyatı içerisinde çok önemli bir yere sahip olan münşeâtların tarihî geçmişi XIV. asra kadar dayanmaktadır. Münşeât yazımı bu dönemde verilmeye başlanılan ilk örnekler ile birlikte XXI. yüzyıla kadar çeşitli değişimlere uğrayarak devam etmiştir. Daha çok sanatlı düz yazı olarak kaleme alınan münşeâtlar gelişip mektup geleneği olarak Türk-İslam Edebiyatı içerisinde diğer türler arasında yerini almıştır. Münşeâtların da kendilerine has kuralları ve belirli düzenleri bulunmaktadır. Münşeâtlar birbirleri ile karşılaştırıldığında hepsinin aynı düzen ve tertibe sahip oldukları, belirli kalıplaşmış hitap sözcüklerini kullandıkları, bazen de aynı ifade ve sözleri tekrarladıkları görülmektedir. Bazı şair ve yazarların sanatlarındaki hünerlerini gösterme amacıyla gayet süslü ve sanatlı bir dil kullanarak münşeât örnekleri de bulunmaktadır. Münşeât konuları arasında resmî veya resmî olmayan yazışmaların yer alması ile birlikte çeşitli makamlara yazılan mektupların/yazışma örneklerinin dönemin tarihî ve beşerî münasebetlerdeki yazılı hitap şekilleri hakkında aydınlatıcı ve tanıtıcı bilgiler bulundurması sebebiyle kaleme alındıkları döneme kaynaklık eden önemli eserlerdir. Bu çalışmanın amacı, daha önce hakkında çalışma yapılmamış olan Ahmed Saîd’in &lt;em&gt;Muffassal Hulâsa-i Münşeât&lt;/em&gt; adlı eserinin transkribe edilerek incelenmesini ve tanınmasını sağlamaktır. Dolayısıyla tezin konusunu adı geçen eserde yer alan ve çok farklı konularda yazılan mektupların/yazışma örneklerinin incelenmesi oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


