






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2023 Sayı LXV</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2729</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>ETİN CİNSİYETÇİ TEMSİLİ ÜZERİNE GÖSTERGEBİLİMSEL BİR ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67701</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67701</guid>
      <author>Abdulselami SARIGÜL</author>
      <description>Postmodernizmin kimlik anlayışına göre,  biyolojik farklılıklarla dünyaya gelen erkek ve kadınlar kimliklerini, onlara öğretilenler doğrultusunda sosyal öğrenme ile şekillendirmektedirler. “Kadın olmak” ataerkil toplum tarafından kadına biçilen; güzellik, şıklık, annelik, hanımlık, erkeğine iyi bir yardımcı olmak gibi cinsiyetçi rolleri yerine getirmek demektedir. Kadın için yalnızca bunlar değil bütün sosyal yaşam erkek egemen dünya tarafından belirlenir ta ki hangi cinsiyetin hangi gıdaları tüketeceğine kadar. Bu belirlenme güzellik tanımlamaları ile modadan tutun reklamlara kadar her yerde ve neredeyse hep aynı şekildedir. Feminist kurama göre bunun nedeni sistemi oluşturan yapının erkek egemen toplum tarafından belirlenmesidir. Bu çalışmada de erkek egemen toplumun cinsiyetçi gıda tüketimi et ve sebze üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmada et tüketiminin erkek egemen toplumla ilişkili olduğunu ve erkekler ile et arasında kurulan bağlantının yanı sıra, kadınlarla vejetaryenlik arasında da sıkı ilişkinin olduğu varsayımıdır. Bundan dolayı et ile erkek kimliği arasında kurulan sıkı ve ayrılmaz bağın yüzyıllardır ataerkil bir biçimde kendini toplumda nasıl var ettiği ve toplumun ataerkil bir yapılanmayla dizayn edildiği Nusret’in “Real Life Ninja” başlıklı videosunun Feminist düşünür Carol J.Adams’ ın Etin Cinsel Politikası” kuramı kullanılarak incelenip göstergebilimsel yöntemle analiz edilmiştir. Göstergebilim analiz sonuçlarına göre etle erkeklerin ilişkisi yalnız bir protein ihtiyacıyla sınırlı olmayıp aynı zamanda ataerkil yapının yeniden inşasına dayanmaktadır. Et üzerine kurulu bu ataerkil yapı sebzeyi ve onunla ilişkilendirilmiş yapıları da kendi hizmetinde ve ikinci sınıf olarak nitelemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİNDE ÇOCUĞU TANIMA VE DEĞERLENDİRMEYE YÖNELİK ARAŞTIRMALARIN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70460</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70460</guid>
      <author>Belkıs TEKMENTuğba AKGÖK KARACA </author>
      <description>Erken çocukluk eğitiminde diğer yaş gruplarından farklı olarak alışılagelmiş ölçme değerlendirme yöntemleri işlevsel olmamakta ve yaşın gelişim özelliklerine uygun ve daha çok gözleme dayalı değerlendirme yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yöntemlerin neler olduğunun ve bu yöntemleri konu edinen ne tür çalışmaların yapıldığının bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların odaklandığı değişkenleri, yöntemleri ve bulguları betimsel bir taramayla incelemeyi amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırmadır. Araştırmanın veri kaynağını Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi, Google Scholar ve Educational Resource Information Center veri tabanlarından ulaşılan çalışmalar oluşturmuştur. Elde edilen çalışmaların Türkiye’de erken çocukluk eğitiminde değerlendirme kapsamında yapılması ve tarama yapılan veri tabanlarında kayıt altında olması ölçüt olarak kabul edilmiştir. Ulaşılan çalışmalar; araştırmanın türü, amacı, katılımcılarının özellikleri, araştırma soruları, veri toplama araçları ve bulgular gibi değişkenler açısından taranmış, doküman incelemesi yoluyla mevcut durum ve genel eğilim ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Genel olarak bulgulara bakıldığında, çalışmaların daha çok öğretmen görüşlerine dayalı verileri kullandığı, karma yöntemden çok yalnızca nicel veya nitel yöntem tercih edildiği görülmüştür. Alternatif ölçme değerlendirme çalışmalarının, çocuklarla yapılan çalışmaların ve ölçek geliştirme çalışmalarının azlığı ilk bakışta dikkat çeken diğer sonuçlardır. Bunun yanında son yıllarda araştırma makalelerinin sayısal artışı da konunun önemine ve görülen eksiklerin bilimsel temellere oturtulup çözüm üretme gayretlerine yönelik eğilimler olarak ortaya çıkmıştır. Alan uzmanlarının, akademisyenlerin ve karar vericilerin kısmen yeni olan bu alana hem nicelik hem de nitelik açıdan katkı sağlayacak çalışmalarla destek olması çok önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Sağlık Alanında Çalışılan Mobbing Tezlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66686</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66686</guid>
      <author>Burcu YİĞİT </author>
      <description> &#13;
Bu çalışmada, günümüz iş yaşamının kabusu haline gelen mobbing davranışı konusunda sağlık alanında yazılan tezlerin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, Yükseköğretim Kurulu Tez Merkezi’ndeki erişime açık olan sağlık alanındaki tezler incelenmiştir. Tezler yayım yılları, üniversite ismi, enstitüler, anabilim dalları, tez türü, tez dili, danışman unvanları, uygulama yeri, araştırma yöntemi ve sağlık çalışanının türüne göre içerik analizi metodu ile değerlendirilmiştir. Mobbing konusunda toplamda 642 adet erişime açık teze rastlanmıştır. Bu tezler içerisinde 109 tezin sağlık alanında yazıldığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, en çok tezin 2019 yılında (f=17); en çok Beykent Üniversitesi’nde (f=8); Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (f=54); İşletme Anabilim Dalı’nda (f=30) yazıldığı belirlenmiştir. Tezlerin en çok yüksek lisans tezi (f=98); Türkçe dilinde (f=107); Prof. Dr. danışmanlığında (f=42) olduğu tespit edilmiştir. Uygulama yeri olarak kamu hastanesi (f=32); araştırma yöntemine göre nicel araştırma yöntemi (f=97); sağlık çalışanının türüne göre ise hemşireler üzerinde (f=43) çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada Yükseköğretim Kurulu Tez Merkezi’ndeki erişime açık olan sağlık alanındaki mobbing konulu tezler çeşitli kategorilerde incelenmiştir. Çalışmanın sonucuna göre, en çok tezin 2019 yılında; Beykent Üniversitesi’nde; Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde; İşletme anabilim dalında; yükseklisans tezi olarak; Türkçe dilinde; Profesör danışmanlığında; kamu hastanesi’nde; nicel araştırma olarak; hemşireler üzerinde olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL MÜZİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI HEDEFLERİNE ULAŞMADA MELODİKA ÇALGISININ YETERLİLİĞİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70515</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70515</guid>
      <author>Eren LEHİMLERAhmet Mutlu Terzioğlu </author>
      <description>Yapılan bu çalışmada, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesinde yer alan “Kültürel farkındalık ve ifade” yetkinliği içerisindeki müzik öğrenim alanına ait hedef kazanımların gerçekleştirilmesinde “Melodika” çalgısının öğretim programına uygunluğu ve yeterliğinin belirlenmesi amacı benimsenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, sınıf çalgısı olarak melodikanın kullanımı sonucunda öğretim programı kazanımlarının ne derecede gerçekleştirildiği ve melodika çalgısının bu öğretim sürecindeki yeterlik durumunun ne olduğu soruları bu araştırmanın problem durumunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, var olan bir durumu olduğu şekliyle betimlenmesi amaçlandığından tarama modeli kullanılmıştır. Melodika çalgısının müzik dersi hedeflerinin gerçekleştirilmesindeki yeterliğinin incelendiği bu araştırmada, tarama modeli içerisinde katılımcıların görüşlerinin belirlenmesi amacıyla 15 sorudan oluşan bir anket kullanılmış ve veriler elde edilmiştir. Oluşturulan ankette katılımcıların belirtilen maddeleri en az 1 en çok 5 olmak üzere katılmıyorum ifadesinden katılıyorum ifadesine doğru derecelendirmelerden birisini işaretleri istenilmiştir. Yapılan ankete 80 müzik öğretmeni katılmıştır. Genel olarak elde edilen veriler incelendiğinde, melodika çalgısının müzik öğretmenleri tarafından sınıf çalgısı olarak kullanıldığı ve bu doğrultuda sınıf çalgısı olarak da melodikanın kullanımının uygun olduğu yargısından hareketle müzik dersi öğretim programının gerçekleştirilmesi konusunda melodika çalgısının %66,6 düzeyinde yeterli bir çalgı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL YÖNETİCİ VE ÖĞRETMENLERİNİN UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNE YÖNELİK GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57443</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57443</guid>
      <author>Esra TÖRESeda BALOĞLU  </author>
      <description>incelemektir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni ile yapılmıştır. Çalışmaya İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan 10 farklı devlet okulunda görevli 10 yönetici ve 15 öğretmen katılmıştır. Alan uzmanlarının görüşü alınarak hazırlanmış 13 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler uzaktan eğitim koşulları sebebiyle yöneticiler ile yüz yüze, öğretmenler ile yüz yüze ve telefonla yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; hazırbulunuşluk aşamasında yönetici ve öğretmenlerin düzeyleri düşük bulunmuş, öğretmenlerin ihtiyaç tespit çalışmalarına yöneldiği fakat yöneticilerin böyle bir yöneliminin olmadığı görülmüştür. Özümseme aşamasında, uzaktan eğitime geçiş için önceki TV yayınlarının kolaylaştırıcı etkisi olmadığı fakat öğretmenlerin akıllı tahtada ders işleme deneyimlerinin uzaktan eğitimi içselleştirmeyi hızlandırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Uygulama aşamasında ise en çok karşılaşılan problemler belirlenmiş; Canlı Ders Uygulamaları, EBA Platformu, EBA TV’ nin etkililik açısından sıralamasında en etkili uygulamanın canlı ders olduğu belirlenmiştir. Değerlendirme aşamasında, uygulayıcıların uzaktan eğitim uygulamalarına ait memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiş, karşılaşılan problemlere yönelik merkezi çözümler etkili ve başarılı bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERİ EĞİTİMDE İNTERNET KULLANIMINA YÖNLENDİRMEYE İLİŞKİN ÖĞRETMEN PROFİLLERİNİN PISA 2018 UYGULAMASI KAPSAMINDA KARŞILAŞTIRMASI  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69740</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69740</guid>
      <author>Fatma COŞKUNH. Deniz GÜLLEROĞLU </author>
      <description>Bilgi/teknoloji çağında, bilgisayar ve internet teknolojileri, insanlığa sağladığı önemli avantajlar sayesinde, tüm dünyada hızlı bir yayılım göstermektedir. Bilgisayar ve internet teknolojileri, bütün alanları etkilediği gibi eğitim öğretim faaliyetlerinin de önemli bir parçası haline gelmiştir. Ancak, sağladığı yararların yanı sıra, özellikle internet ortamı bu konuda savunmasız ve deneyimsiz olan öğrenciler için büyük riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın amacı; PISA 2018 uygulamasının öğretmen anketleri içerisinde yer alan, öğretmenlerin, öğrencileri internet kullanımına yönlendirmeye ilişkin maddelerden hareketle 19 farklı ülkenin öğretmen profillerini örtük sınıf analiziyle ortaya çıkarıp, farklı değişkenler açısından bu profillerin değişimini incelemektir. Araştırmanın örneklemini; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Portekiz, Peru, Panama, Fas, Malezya, Macao, Güney Kore, Hong Kong, Almanya, Dominik Cumhuriyeti, Çin Tapei, Şili, Brezilya, Azerbaycan ve Arnavutluk olmak üzere 19 ülkeden 90748 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, ayrıca söz konusu ülkelerde, öğrencileri eğitimde internet kullanımına yönlendirmeye ilişkin öğretmen profillerinin; ülke, cinsiyet, yaş, kıdem yılı ve bir eğitim programını bitirip bitirmeme durumlarına göre nasıl farklılaştığı incelenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin öğrencilerini internet kullanımına yönlendirme konusunda iki ayrı profile sahip olduğu görülmüştür. Bu profiller; “bilinçli internet kullanımına yönlendiren öğretmen profili” ve “internet kullanımına yönlendirme konusunda pasif öğretmen profili” şeklinde isimlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>H. 905/M. 1499 TARİHLİ ESÂMÎ DEFTERİNE GÖRE BURSA’DA VAKIF GÖREVLİLERİNİN MEVÂCİBLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67442</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67442</guid>
      <author>Fatma ÜNYAY AÇIKGÖZHakan DOĞAN </author>
      <description>Ücretler, aylıklar anlamına gelen “&lt;em&gt;mevâcib&lt;/em&gt;” tabiri, Osmanlı Devleti’nde idarî görevlerde bulunanların maaşları için kullanılmıştır. Mevâcib için ayrı defterler tutulup; maaş alanların isimleri yazıldığı için bu defterlere “&lt;em&gt;esâmi defteri”&lt;/em&gt; ya da “&lt;em&gt;mevâcib defteri&lt;/em&gt;” denilmekteydi. Esasen arşivlerde yeniçeri, ulûfe, esâmi, kale veya mevâcib defteri olarak tasnif edilen defterlerin mantığı aynı olup, bu defterler ücret defterleridir. Bu tür defterlerde görevlilerin isimleri ve aldıkları ücretlerin kaydı bulunmaktadır. Vakıflara bağlı kurumlarda çalışan personelin ücretleri bu defterlerden takip edilebilmektedir. Bilindiği gibi Osmanlı Devleti’nde şehirlerdeki dinî ve sosyal yapılar vakıflar aracılığıyla inşa edilmekteydi. Bu yapılardan imaret ve camilerin harcamaları ile personelinin ücretleri de vakıflar tarafından finanse edilmekteydi. Çalışmamızda kullandığımız TSMA.D., nr. 1532 numaralı defterdeki kayıtlar H. 905/M.1499 tarihinde Bursa’da bulunan cami ve imarette görevli vakıf personelinin isimlerini ve aylık ücretlerini içermektedir. Defter-i Esâmi ifadesiyle başlayan bu defter, Bursa’da ismi belirtilmeyen bir cami ve imaretteki imam, müezzin, hâfız ve salâvatçı gibi dinî işlerde görevli memurlar ile tamirci, aşçı, ekmekçi, temizlikçi ve hamal gibi diğer görevlilerin mevâciblerini içermektedir. Çalışmamızda, 1532 numaralı esami defterindeki başlıklar göz önünde bulundurularak memurların aylıkları ele alınmıştır. Öncelikle cami ve imarette çalışan personel, bunların sayıları, unvanları, günlük ve aylık mevâciblerinin listeleri ile her bir sınıftaki memurun görevleri, isimleri ve aylıklarının listesi yapılmıştır. Buna göre cami ve imarette çalışan tüm personele aylık olarak toplamda 25.860 akçe ödenmiştir. Ayrıca ücretleri Bursa’daki kervansaray gelirlerinden ve hazineden ödenen cami memurlarının da aylıkları listelenmiştir. Bu kapsamda sabah, öğle ve ikindi vakitlerinde Kur’ân-ı Kerim okumakla görevli 90 nefere günde 186 akçe, ayda 5.580 akçe ve yılda 66.960 akçe ödenmiştir. En‘âm okuyan 22 kişiye ise maaşlarının hazineden ödenmek üzere günde 88 akçe, ayda 2.640 akçe ve yılda 31.680 akçe olduğu anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE TRT’NİN İKTİDARLARCA PROPAGANDA ARACI OLARAK KULLANILMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69802</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69802</guid>
      <author>Kubilay ÇELİK</author>
      <description>Türkiye’de yayıncılığın toplum içindeki yeri ile siyasetle ilişkisi radyo yayıncılığının başladığı 1927 yılından bu yana tartışılagelmiştir. Bu eleştiri ve tartışmalar, TRT’nin kuruluş sürecinde de etkisini göstermiştir. TRT yasası hazırlanırken, siyasetin etkisinden uzak ‘özerk’ ve ‘tarafsız’ bir yayıncılık hedeflenmiştir. Buna göre yasada belirlenen organ, İngiliz Kraliyeti’nin maddi ve manevi katkısıyla çalışmalarını sürdüren dünya çapındaki yayın kuruluşu olan BBC modelinden esinlenerek oluşturulmuştur. Bu çalışmada TRT’nin 1964 yılında kurulduğu günden, günümüze dek (2023) iktidarlarla olan ilişkileri ele alınmış ve süreç içinde iktidarların, özellikle tarihi dizilerde, TRT’yi kendi amaçları ve propagandalarına yönelik nasıl kullandıkları değerlendirilmiştir. Araştırmalarımız, ‘özerk’ statüyle kurulan TRT’nin, bu özelliğinin gelecekteki iktidarlar tarafından da aynı maksatla kullanılmasının önlenmesi için, ‘özerklik’ statüsünün tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ALANINDA DİJİTAL OKURYAZARLIĞA İLİŞKİN YAYINLARIN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70854</guid>
      <author>Mehmet AŞIKCANNeşe UYGUN </author>
      <description>Araştırmada, sınıf öğretmenliği ve dijital okuryazarlık üzerine yapılan uluslararası indeksli dergilerde yayımlanan bilimsel yayınların bibliyometrik analizinin sunulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda sınıf öğretmenliği alanında dijital okuryazarlık üzerine yapılan Clarivate Analytics tarafından üretilen Web of Science (WoS) veri tabanında taranan ilgili yayınlar incelenerek bibliyometrik analizi yöntemi kullanılmıştır. Sınıf öğretmenliğinde dijital okuryazarlık konusunda bilimsel yayınlara ulaşmak için WoS veri tabanında 06.06.2023 tarihinde bir tarama yapılmıştır. Söz konusu taramada “digital literacy” and “primary education” or “digital literacy” and “classroom education” or “digital literacy” and “elementary education” or “digital literacy” and “primary school education” anahtar kelimeleri ile “tüm alanlar” seçilmiştir. Tarama sonucunda elde edilen 116 yayından oluşan veri seti VOSviewer (Version 1.6.19) aracılığıyla betimsel analiz ve haritalama teknikleri ile analiz edilmiştir. Araştırmada sınıf öğretmenliği alanında dijital okuryazarlıkla ilgili yayının en fazla 2020 yılında (21 yayın) üretildiği, en çok bilimsel yayını ise İspanya’nın (44 yayın) ürettiği belirlenmiştir. İlgili araştırmaların ortak yazar yapısının analizi sonucunda&lt;em&gt; “&lt;/em&gt;Bazarova, Natalya N.; Choi, Yoon Hyung; Difranzo, Dominic; Purington, Amanda; Taft, Jessie G. ve Whitlock, Janis” adlı yazarların bağlantı gücü en yüksek yazarlar olduğu ve en sık atıf alan (53 atıf) yayının Domingo-Coscollola, M., Bosco, A., Carrasco, S., ve Sánchez, J. A. yazarlarının 2020 yılı “Fostering teacher’s digital competence at university: The perception of students and teachers” isimli makale olduğu tespit edilmiştir. Veri setindeki yayınlarda yapılan atıflarda bağlantı gücü en yüksek olan Burnett, C. ve bu yazarı Marsh, J. ve Ferrari, A. takip ettiği ve ortak anahtar sözcük analizi sonucunda bağlantı gücü ve görünme sayısına göre ilk sırada “digital literacy” yer aldığı bulgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHASEBE EĞİTİMİ ALANINDAKİ TEZLERİN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ (1991-2022)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69721</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69721</guid>
      <author>Meltem GÜL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, 1991-2022 yılları arasındaki muhasebe eğitimi konulu tezlerin güncel görünümünü ortaya koymak ve sayısal olarak belirtmektir. Çalışmada ayrıca muhasebe eğitimi konulu çalışmalarının tarihsel gelişimini gözler önüne sermek ve bu konuya dikkat çekmek hedeflenmektedir. Çalışmada yöntem olarak bibliyometrik analiz tekniği kullanılmıştır. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi resmi web sitesinde muhasebe eğitimi alanında yer alan 150 tez incelenmiştir.  Çalışma yıl, üniversite, yazar, danışman ve enstitü bilgilerine göre değerlendirilmiştir. İncelenen 150 tez içerisinde en fazla kullanılan anahtar kelimelerin muhasebe eğitimi, muhasebe ve etik olduğu tespit edilmiştir. Muhasebe eğitimi konulu tezlerin 61 üniversite tarafından çalışıldığı görülmüştür. Muhasebe eğitimi alanında en fazla tez yazılan üniversitenin Sakarya Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi olduğu görülmüştür. Muhasebe eğitimi konulu en fazla tezin 2019 yılında yazıldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Lisansüstü tezlerin büyük çoğunluğunu %88,6’sını yüksek lisans tezlerinin oluşturduğu görülmüştür. Muhasebe eğitimi konulu tezlerin tarihsel gelişimini ortaya koyan bu çalışma, nitel verileri nicel olarak sunmaktadır. Muhasebe eğitimi konulu lisansüstü tezlerin güncel görünümünü yansıtan bu çalışma, bu konuya dikkat çekmek ve muhasebe akademisyenlerini muhasebe eğitimi konulu lisansüstü çalışmalara yönlendirilmesinin amaçlanması bakımından önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SULTAN ABDÜLMECİD’İN BAŞKADINI SERVETSEZA’NIN MUHALLEFATI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70397</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70397</guid>
      <author>Özlem Muraz BUDAK</author>
      <description>Osmanlı hukuk litaretüründe, ölen kişilerin geride bıraktıkları mal varlıklarını gösterir belgeler olan muhallefat defterleri, dönemin sosyo-ekonomik yaşamına dair çok önemli bilgiler barındırmaktadır. Bu bağlamda tarih araştırmaları için değerli kayıtlar olarak görülmektedir. Osmanlı maliyesinin buhranlı bir dönemi olan Abdülmecid devri onca ekonomik sıkıntılara rağmen borçlanarak dahi olsa sarayların köşklerin yapıldığı, batı yaşam tarzının abartıldığı bir dönem olmuştur. Makale konusu olarak müsrifliğin abartıldığı böyle bir dönemde saraylı bir kadının, ömrünün sonuna kadar Sultan Abdülmecid’in başkadınlığını yapmış olan meşhur Kafkas asilzadelerinden Çerkasski Hanedanı’na mensup Servetseza’nın muhallefatını değerlendirmek uygun bulunmuştur. Zira merhumenin geride bıraktığı borçları muhallefat değerinden çok fazladır. Araştırmanın ana kaynağını olan arşiv belgelerine T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda yapılan tarama sonucu ulaşılmıştır. Servetseza kadın ile ilgili yapılan taramada toplam 133 dosya çıkmıştır. Bu belgelerden konumuz gereği ölümünden sonraki yani muhallefatı ile ilgili tespit ettiğimiz 26 ayrı dosyada yer alan belgeler incelenerek transkript edilmiş ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Çalışmanın Osmanlı hanedanlığının sosyo-ekonomik yaşantısı üzerine yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı ümit edilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖÇMENLERİN TOPLUMA ENTEGRE EDİLMESİNDE SANATIN ROLÜ: MALATYA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69192</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69192</guid>
      <author>Saime UYAR</author>
      <description>Bu çalışma, günümüzün önemli küresel sorunlarından göçün, yaşandığı coğrafyalardaki etkisi üzerine oluşturulmuştur. Özellikle savaş ve iç çatışmalar sonucu zorunlu olarak ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların sığındıkları ülkelerde karşılaştıkları problemler ele alınarak bunların çözümüne ilişkin birtakım incelemelerde bulunularak bunlar içerisinde sanatın, problemin çözümüne ilişkin sunduğu katkıyı somut örneklerle ortaya koymaktadır. Tarih boyunca farklı coğrafyalardan göç alan Anadolu, medeniyetlerin beşiği ile anılan, farklılıklarıyla zengin bir ülke olmuştur. Çoğu zaman isteğe bağlı olarak gerçekleştirilen bu göçlerin yanı sıra zorunlu hallerde de gerçekleştirilen kitlesel göçler de olmuştur. Son yıllarda yaşanan Suriye iç savaşı sonucunda ülkelerini terk etmek zorunda kalan binlerce Suriyeli, hayatlarını devam ettirebilme umuduyla Türkiye’ye ve farklı ülkelere göç etmişlerdir. Ancak ana dillerinin farklı olması, farklı kültürel değerlere sahip olmaları gibi durumlardan ötürü bu insanların sığındıkları bu yeni ülkeye adapte olmalarında birtakım zorluklarla karşılaşmaları kaçınılmaz olmuştur.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, bu insanların hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik birtakım sosyal-eğitsel uyum çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda yapılan çalışmalar arasında Türkiye’de Suriyeli mültecilerin çoğunlukta olduğu mülteci kampların birinde gerçekleştirilen sanatsal bir projenin, bu insanların ev sahibi ülkeye entegre edilmesindeki katkıları üzerinde durulmuştur. Tarih boyunca sanatın evrenselliği, çağın sorunları karşısındaki etkisi ve sorunların çözümüne ilişkin yapıcı rolü birçok tarihsel kayıtlarda mevcuttur. Bu bilginin ışığında Türkiye’nin Malatya kentinde bulunan Malatya Mülteci Kampı’nda gerçekleştirilen “Gri Hayatları Renklendiriyoruz” adlı sanatsal projenin; mülteci bireylerin hayatlarını iyileştirebilme, onarabilme amaçlarının yanı sıra onların ev sahibi ülkeye uyum sağlamalarını kolaylaştırıcı hedeflerin gerçekleştirildiğini ifade eden görsel örneklerle çalışmaya katkı sağlanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİDER VE FANATİZM AÇISINDAN AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ KONGRE BASKINI SÜRECİNDE DONALD TRUMP’IN TWEETLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62920</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62920</guid>
      <author>Esra TUNÇAY  Sarp BAĞCAN  ,Sezgin SAVAŞ </author>
      <description>Doğrudan lidere bağlı olarak tasarlanabilen bir sosyal medya sistemi liderin kitlesiyle dış dünyadan izole bir dünya ve etkileşim ağı kurabilmesini sağlayabilmektedir. Lider kendi iletişim eko sisteminde sadece kitlesiyle iletişimde/etkileşimde bulunurken onun gözünde biricikleşebilmektedir. Sorunlar, çözümler bu eko sistemde anlamlandırılmakta, şekillendirilebilmektedir. Taşıdıkları anlam ve duygular sistem içinde tartışılmaz hale gelen/getirilen liderin kişiliğinde simgeleşebilmekte, lider ve kitle bütünleşebilmektedir. Böylece gerçeklikten koparak lider kültüne ve fanatizme yatkın, öteki’nin aşağı görüldüğü veya nefret edildiği bir ortam ortaya çıkmaktadır. Bunlar çerçevesinde, çalışmada “Liderlerin fanatik kitleleriyle bir şiddet eylemi anında (Kongre Baskını) iletişimi nasıldır ?” sorusuna yanıt aranmış; 06 Ocak 2021 tarihli ABD Kongre Baskını örnek seçilmiştir. Baskın; bir süper güç olan ABD’de bizzat Başkan’ın kitlelerince yapılmıştır, olağanüstü önem taşımaktadır, lider-sosyal medya-kitle ve şiddet ilişkisinin etkin gözlemlenmesine uygundur. Makalede Donald Trump’ın 03.01.-08.01 arasındaki tweetleri R programıyla incelenmiş; olayların sönümlendiği, Twitter’ın onun hesabını tamamen kapattığı son günkü tweetleri ele alınarak duygu analizine tabi tutulmuştur. Sonuçta, Trump’ın seçim üzerinde yoğunlaşan bir tahakküm kurmaya odaklandığı, oldukça olumsuz ve sert sıfat ve zarflarla olayları-kişileri yorumladığı, kitlesini sürekli hareket ve eylem halinde tutmak için bu dili kullandığı, kitle platformlarıyla işbirliği yaptığı, bizzat içinde bulunduğu eylemlerde kitlesiyle benzer dili kullandığı; kitlesine olumlu mesaj veren, coşkulu fakat öfkeli bir lider olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TUNUSLU ÖĞRENCİLERİN YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRENMEYE YÖNELİK TUTUMLARI  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70378</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70378</guid>
      <author>Sedat MADENMusa KAYA </author>
      <description>Tunuslu öğrencilerin yabancı dil olarak Türkçe öğrenmeye yönelik tutumlarını belirlemeyi amaçlayan araştırma, nicel yöntemlerden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılarak hazırlanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın verileri, Karatay ve Kartallıoğlu tarafından geliştirilen Türkçe Öğrenme Tutum Ölçeği aracılığı ile toplanmış, elde edilen bulgular SPSS 16.00 programı kullanılarak analiz edilmiş ve bulgular tablolar hâlinde sunularak yorumlanmıştır. Toplam 212 katılımcının verilerinin incelendiği çalışmada; Tunuslu öğrencilerin yabancı dil olarak Türkçe öğrenmeye yönelik tutum ortalamalarının yüksek olduğu, bildikleri yabancı diller ile Türkçeye yönelik tutumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı, Türkçe dil seviyeleri ve dil öğrenme süresinin de tutumları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Bunlarla birlikte katılımcıların Türkçeyi öğrenme amaçlarının tutumları üzerinde etkili bir değişken olduğu ve özellikle eğitim amacıyla Türkçe öğrenen Tunusluların meslek, turizm, Türk dili ve kültürünü öğrenme amaçları ile Türkçe öğrenenlere göre daha yüksek tutuma sahip oldukları görülmüştür. Bu da Türkçenin katılımcılar tarafından geleceğe dönük belirli bir amaç doğrultusunda öğrenildiğini ve katılımcıların Türkçe öğrenmeye yönelik güçlü bir motivasyon kaynağına sahip olduklarını göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NORMALLEŞME DÖNEMİNDE SERBEST ZAMAN TATMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69503</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69503</guid>
      <author>Tuba DENİZCİRabia Hürrem ÖZDURAK SINGIN </author>
      <description>Çalışmamızın amacı Çorum il merkezindeki açık alan parklarında rekreatif etkinliklere katılan bireylerin serbest zaman tatmin düzeylerinin farklı değişkenlerle incelenmesidir. Çorum ili halkından tesadüfü seçilen gönüllü olarak çalışmaya katılmayı kabul eden 556 bireye demografik bilgilerinden oluşan anket ve Serbest Zaman Tatmin Ölçeği uygulandı. Verilerin tanımlayıcı istatistikler sürekli değişkenlerde normal dağılan veriler için ortalama standart sapma, kategorik verilerin tanımlayıcı istatistikleri sayı ve yüzde olarak sunuldu. Çalışmada iki grubun ölçek puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise tek yönlü ANOVA analizi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p&lt;0.05 olarak kabul edildi. Katılımcıların 308’inin erkek, 248’inin kadın, %67’sinin 18-25 yaş arasında, 423’ünün bekâr, 377’sinin ön lisans ve lisansüstü eğitimli olduğu ve ağırlıklı olarak orta gelir grubuna ait olduğu tespit edildi. Serbest zamanı tatmini düzeyi (SZTD) ve alt boyut ortalamaları ile yaş, eğitim, medeni ve gelir durumları arasında gruplar arası anlamlı bir fark saptandı (p&lt;0.05). Cinsiyet ile SZTD arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Bir yıla yakın kısıtlama süresinin ve COVİD-19'un olumsuz etkilerinin birçok alışkanlığı değiştirdiği ve açık alanda yapılan serbest zaman etkinlikleri üzerindeki etkilerinin de devam ettiği söylenebilir. Bu nedenle, pandemi sonrası normalleşme döneminde beden ve ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerin üstesinden gelmek ve memnuniyet düzeyini artırmak için boş zaman etkinliklerinin revize edilerek yeniden planlanması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ADANA İL MERKEZİNDEKİ TÜRKÇE ÖĞRETMENLERİNİN DRAMA TEKNİKLERİ ÜZERİNE GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71494</guid>
      <author>Ömer Tuğrul KARAÖmer Tuğrul KARA  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Türkçe öğretmenlerinin drama teknikleriyle ilgili görüşlerinin belirlenmesi ve bu teknikleri hangi düzeyde bildiklerinin ve kullanabildiklerinin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte olduğu karma yöntemi kullanılmıştır. Örneklemi; 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde Adana’nın Çukurova, Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki ortaokullarda görevli 166 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı, araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formudur. Nicel veriler değerlendirilirken yüzde ve frekans, nitel verilerde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin “anlatı, doğaçlama, pandomim, zihinde canlandırma” tekniklerini iyi düzeyde bildikleri; “sıcak sandalye, süreçsel drama ve donuk imgeler” gibi teknikleri ise yeterince bilmedikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğunun “anlatı tekniği” dışındaki drama tekniklerini az tercih ettikleri ya da hiç kullanmadıkları tespit edilmiştir. Çalışmada, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin drama teknikleri hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadıkları ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda bu tekniklerin kullanılmama sebepleri arasında sınıfların oldukça kalabalık ve drama yapılacak mekânların yetersiz olması ön plana çıkmaktadır. Katılımcıların drama tekniklerini niçin kullandıklarına dair açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar sonucunda bu tekniklerin öğrencilere öz güven aşıladığı, kendilerini ifade etme becerisi kazandırdığı, öğrencilerin hayal güçlerini, yaratıcılıklarını geliştirdiği ve dersin daha kolay anlaşılmasına katkı sağladığı ifade edilmiştir. Öğretmen görüşleri çerçevesinde, drama tekniklerinin yaygınlaşması ve tanınması için uygulamaya yönelik eğitimlerin verilmesi, Türkçe ders saatlerinin artırılması, dramanın bağımsız bir ders </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAÇAR İDARESİ DÖNEMİNDE İRAN’DA GİZEMLİ BİR SEYYAH: EDWARD GRANVİLLE BROWNE</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70660</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70660</guid>
      <author>Yılmaz KARADENİZ</author>
      <description>Edward Granville Browne, İngiltere’de Eton College’de başladığı okul hayatını Cambridge’de tıp okumakla devam ettirmiştir. Tıp öğrencisi iken babası tarafından İstanbul’a gönderilmiş, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında meydana gelen 93 Savaşı haberlerine ilgi duymuştur. Bundan sonra Ortadoğu ve Osmanlı ile ilgili kitapları okurken Farsça, Türkçe ve Arapça öğrenmeye başlamıştır. İngiltere’de İranlı entelektüel Hacı Pirzadeh Naini ile tanıştıktan sonra Mazhar Ali unvanını kullanmış ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı tarafından bir yıllığına Tahran’a gönderilmiştir. İran’a geldikten sonra meşrutiyetçi Bahai önderleri ile irtibata geçmiştir. Çalışmamızda Browne’nin tıpçı olmasına rağmen İran’a gidiş sebebini, bu ülkenin meşrutiyet süreci yaşadığı ve iç karışıklığa sürüklendiği bir dönemde meşrutiyetçilerle irtibatının sebebini bulmaya çalıştık. İran’a gittikten sonra Bahailerle irtibata geçmesi, Osmanlı-İran sınırındaki sınır meselelerine ve İran’daki mezhebi ihtilaflara müdahil olması da çalışmamızın ana hedefini oluşturmaktadır. İran seyahati ile ilgili notlarını topladığı seyahatname en önemli kaynağımızdır. Dilbilimci olmamasına ve İran’da bu alan ile ilgili kişilerle irtibata geçmemesine rağmen İran Edebiyatı Tarihi yazmasına dair sorulara cevap aramaya çalıştık. Farsçaya ilgisi sebebiyle İran’da bu alanla ilgili kişilerle irtibata geçmekten ziyade Tahran, Kirman, Yezd, Zencan ve İsfahan’da daha çok Bahai ve Zerdüştlerle olan irtibatının sebebini öğrenmeye çalıştık.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“THE DOCTOR” FİLMİ ÜZERİNDENHASTA-HEKİM İLİŞKİLERİNDE TIBBİ ETİK ANALİZİ: “KARİYER NESNESİ®”NDEN “İNSAN ÖZNE®”YE…</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72099</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72099</guid>
      <author>Mustafa Hulki CEVİZOĞLU</author>
      <description>Sosyoloji çalışmalarında özne-nesne ilişkileri, öznenin araştırma nesnesine kimi zaman da nesnenin özne haline dönüşmesine değinilmesine karşın, toplumsal yaşamın bu önemli boyutu genellikle ihmal edilmekte ya da genel konular içinde geçmektedir. Sağlık sosyolojisinde, genel olarak “toplumsal etik” özelde ise doğumdan (hatta doğum öncesinden başlayarak) ölüme kadar tüm yaşam boyunca toplumun tümünü kapsayan “tıp etiği” konusu önemli bir yer işgal etmektedir. Sosyolojide özne söz konusu olduğunda genellikle sağlıklı özne kastedilmektedir. Oysa özne hastalandığında (bedensel ya da zihinsel “iyi olma durumu” bozulduğunda) sağlığın geri kazanılması için başvurulan otorite ve kurum, hekim ve sağlık kuruluşları olmaktadır. Burada doktor ve sağlık personeli arasında; semptomların anlamı, kültüre özgü semptomlar, hastalığın kişisel ve sosyal anlamları, yaftalanma (damgalanma), hastalıktan utanma, hasta ve hasta yakınları açısından doktorların konumu, doktor hasta ilişkileri, hasta dernekleri, biyolojik vatandaşlık, tıbbileştirilmiş benlik ve biyopolitikalar gibi kavramlar üzerinden ilişkisel sosyoloji ve bilgi sosyolojisi gelişmektedir. “Ahlaki özne olma” ilkesi; “hasta özerkliğine saygı” ilkesi; mesleki teamül standardı, “bilgilerin paylaşımı konusundaki standartlar”; “dürüstlük” ilkesi; “mahremiyet” ilkesi ve “bağlılık” ilkesi gibi ilkeler sağlık (tıp) sosyolojisinin konusu olduğu kadar, tıp etiğindeki bilgilerin toplumsal dolaşımı bilgi sosyolojisini de ilgilendirmektedir. Bu makalede doktor adaylarına (tıp öğrencilerine) önemli bir örnek vaka olarak izlettirilen The Doctor filmi üzerinden etik ele alınmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İHRACAT YAPAN İŞLETMELERİN SAHİP OLDUĞU KAYNAKLAR VE YETENEKLERİN İHRACAT PERFORMANSINA ETKİSİ: TRB1 BÖLGESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69929</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69929</guid>
      <author>Emre ÇELİKCüneyt ÇATUK  </author>
      <description>Küreselleşen dünya ekonomilerinde ihracat, her geçen gün önemini daha da artırmaktadır. İhracatın işletmeler için bu kadar mühim olduğu bir dönemde işletmelerin ihracat performanslarını artıran etkenleri belirlemeleri gerekmektedir. İşletmeler üstün bir performansa ulaşmaları için kendi kaynak ve yeteneklerini kullanarak, taklidi güç kaynaklara ve yetenekli işgücüne sahip olması kritik derecede önemlidir. TRB1 bölgesi (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ülkemizde en az ihracat yapan bölgelerden biri olup ihracat yapan işletmeler genelde mikro ve küçük ölçekli işletmelerdir. Araştırmada ileri sürülmüş olan hipotezleri test etmek amacıyla TRB1 bölgesinde faaliyet gösteren 197 ihracatçı işletmeden 112 sine ulaşılarak anket verileri toplanmıştır. Ankete katılım oranı %57 olarak tespit edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 23.0 paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarında literatüre katkı açısından önemli bulgulara ulaşılmış ve ihracat yapan işletmelerin sahip oldukları kaynaklar ve yeteneklerin ihracat performansına etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


