






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2023 Sayı LXVI</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2788</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN İSTİSMARCI YÖNETİM ALGILARI İLE STRES DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71833</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71833</guid>
      <author>Dönüş ŞENGÜR</author>
      <description>Örgütte olumlu değişimlerin gerçekleşebilmesi liderlerin etkililiği ile ilgilidir. Ancak bazı örgütlerde liderlerin güçlerini kötüye kullanmaktadır. İstismarcı yönetim anlayışı da bu kapsamda son zamanlarda araştırmalara konu olmuştur. Bu araştırmada, öğretmenlerin istismarcı yönetim algıları ile stres düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve cinsiyet ile mesleki kıdem değişkenleriyle ilişkisini incelemek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2022-2023 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Elazığ’da görevli 429 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklem seçimi tesadüfi örnekleme yöntemiyle yapılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgiler Formu, İstismarcı Yönetim Ölçeği ve Stres Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma sonuçları, öğretmenlerin istismarcı yönetim algılarının düşük, stres düzeylerinin orta düzeyde olduğunu ve bu stres düzeyleri ile istismarcı yönetim algıları arasında pozitif ve yüksek düzeyde bir ilişkinin bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca, erkek öğretmenlerin anlamlı düzeyde daha yüksek stres düzeylerine ve istismarcı yönetim algılarına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, 1-10 yıl ve 11-20 yıl arası mesleki deneyime sahip öğretmenlerin küçümseme odaklı istismarcı yönetim algılarının daha deneyimli öğretmenlere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu, aynı şekilde 1-10 yıl ve 11-20 yıl arası mesleki deneyime sahip öğretmenlerin engelleme odaklı istismarcı yönetim algılarının yirmi yıldan fazla deneyime sahip öğretmenlere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, 1-10 yıl arası mesleki deneyime sahip öğretmenlerin stres düzeylerinin daha deneyimli öğretmenlere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulguları elde edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE – AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİNDE GÜVENLİK KAVRAMINA TARİHİ BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67519</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67519</guid>
      <author>Durmuş Ali KOLTUKSerdar SARI </author>
      <description>Avrupa Birliği (AB) üye adaylık sürecinin başlaması ile Türkiye, anayasasında ve kanunlarında AB müktesebatına uyum amaçlı değişiklikler gerçekleştirmiş; insan hakları, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü alanlarında kayda değer gelişmeler yaşanmıştır. Böylece Türkiye hem dış yatırımlar açısından da cazip bir ülke haline dönüşmüş hem de bölgesinde model bir ülke görüntüsü çizmiştir. Diğer yandan, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tamamını temsilen AB’ye üyeliğini gerçekleşmesinin ardından Türkiye’nin üyelik görüşmeleri sekteye uğramaya başlamıştır. Bu noktada Türkiye’deki özgürlük ve demokrasi konusundaki noksanlıklar AB ülkeleri tarafından sıklıkla gündeme getirilmesine karşın; Türkiye’yi dışlayıcı AB politikalarına ek olarak, Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de Türkiye’nin AB üyeliğine olan olumsuz bakışları son derece etkilidir. Söz konusu bu dışlayıcı politikalar, Türkiye-AB ilişkilerindeki güvenlik algısı ve tanımlamasındaki farklılıkların derinleşmesine yol açmaktadır. Sistemsel bir dönüşümün eşiğinde duran uluslararası sistem içinde AB, stratejik hareket etme vizyonundan uzak ve askeri kapasitesi olmayan bir aktör olarak yalnızca yumuşak güç enstrümanlarıyla özdeşleşmiştir. Bölgesel bir kimlik geliştirme iddiasıyla hareket eden AB için Türkiye ile kapsayıcı ve yapıcı diplomatik bir zeminin inşa edilememiş olması, ilişkilerin üye ülkelerin ulusal çıkarlarına endekslenmesi, AB’nin normatif söylemlerine ve ilkesel duruşuna aykırılık teşkil etmektedir. Kapsayıcı bir diyalog ortamının kurulması Türkiye – AB ilişkileri arasındaki güvenlik tanımlamaları farklılıklarını asgari seviyeye indirebileceği gibi AB’nin küresel pozisyonunu da güçlendirme olanağı sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MADDE BAĞIMLILIĞINA KARŞI HAZIRLANAN AFİŞLERİN GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMI PERFORMANSLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71054</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71054</guid>
      <author>Engin UĞURMustafa KISA  </author>
      <description>Son yıllarda madde kullanımının çok küçük yaşlara kadar inmesi ve kullanım oranlarının artması, hem aileler hem de konuyla ilgili resmi kurumlar açısından geniş kaygılara yol açmaktadır. Bu yüzden uyuşturucu bağımlılığının tehlikeleri ve olumsuz sonuçları konusunda toplumun tüm kesimlerinin bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmaların merkezini ise kitle iletişim araçları ve sosyal platformlar oluşturmaktadır. Kitle iletişim çalışması araçlarından olan afiş, bir görsel iletişim ürünüdür. Afişler yardımıyla çeşitli bilgi ve mesajlar kitlelere hızlı bir şekilde iletilebilmektedir. Son yıllarda dijital teknolojilerin hayatımıza girmesi ile etkinliği azalmış olsa da afiş ve posterler, kalabalıkların yoğun olduğu yerlerde hâlâ yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Basılı poster uygulamaları günümüzde büyük oranda çevrimiçi sosyal medya ortamlarına aktarılmış durumdadır. Etkili bir kitle iletişim aracı olan afişlerin iletişim performansı, mesajın konusu ve tasarım yapısına göre değerlendirilir. Konunun uzmanı iletişimciler tarafından hazırlanan mesaj grafik tasarımcı tarafından görsel hale getirilir. Hedef kitlenin özellikleri dikkate alınarak oluşturulan mesajın, yine hedef kitlenin kolayca algılayacağı tasarım elemanları ile hazırlanması gerekir. Dijital teknolojilerden önceki geleneksel yöntemlerle hazırlanan afişlerde mesajı görünür hale getiren grafik tasarımcının tasarım yeteneği afişin performansını belirlerken, günümüzde bunu teknolojiye yatkınlık belirlemektedir. Bu çalışmada, yerli ve yabancı tasarımcıların oluşturduğu afiş uygulamaları incelenmiştir. Görsel iletişim tasarımı açısından; iletişim, teknik, sanat, estetik kaygılar ve tasarım ilkelerinden oluşan kıstaslar dikkate alınarak afişlerin performans değerlendirmesi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul İngilizce Öğretmenlerinin Öz Düzenlemeli Öğretime Yönelik İnançları </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71302</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71302</guid>
      <author>Gülşah YILMAZ Seçil TÜMEN AKYILDIZ  </author>
      <description>İngilizcenin yabancı dil olarak öğretiminde uzun zamandır etkili bir yaklaşım olarak değerlendirilen öz-düzenlemeli öğrenme, hem bilişsel hem de duyuşsal bileşenleri içeren ve öğrenci merkezli öğretim yöntemiyle ilgili geniş bir kavramdır. Öz-düzenlemeli öğrenmenin uygulanmasına yönelik kaynak tahsisi, öğrencileri yaşam boyu öğrenme zihniyetini geliştirmek için gerekli becerilerle donatmak, 21. yüzyılın karmaşıklıklarını etkili bir şekilde yönlendirmelerini ve hem gerçek dünya senaryolarının hem de profesyonel ortamların çok yönlü taleplerini başarıyla karşılamalarını sağlamak için çok önemlidir. Öğretmenler, öğrencilerin öğrenme sürecini kolaylaştırmada kilit paydaşlar olarak çok önemli bir rol oynamaktadır. Sınıflarında öz-düzenlemeli öğrenmeyi teşvik etme ve geliştirmedeki etkili konumlarının farkına varmaları zorunludur. İngilizce öğretmenlerinin bu konudaki bakış açılarını anlamak da bu durumda önem taşımaktadır. Bu amaçla yapılan çalışma tarama modelinde betimsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Çalışma, Elazığ'da bulunan ortaokullarda görev yapan toplam 170 İngilizce öğretmenini kapsamaktadır. Araştırmanın bulguları, İngilizce öğretmenlerinin öz-düzenlemeli öğrenmeyi akademik başarıya ulaşmak için önemli ve vazgeçilmez bir faktör olarak algıladıklarını göstermiştir. Buna ek olarak, katılımcılar uygun eğitim ortamının öz-düzenlemeli öğrenmenin kolaylaştırılması ve geliştirilmesi üzerindeki önemli etkisini kabul etmişlerdir. İngilizce öğretmenleri, işbirliğinin öğrencilerin öz-düzenlemeli öğrenme becerileri üzerindeki olumlu etkisini de kabul etmişlerdir.  Katılımcılar öğrencilerin yetenekleri konusunda endişelerini dile getirerek, öz-düzenli öğrenme stratejilerinin ortaöğretim kurumlarına dâhil edilmesinin uygulanabilirliği konusunda şüphe duymaktadır. Sonuçları katılımcıların demografik değişkenleriyle ilişkili olarak analiz edildiğinde, öğretmenlerin yaşları, öğretmenlik deneyimleri ve lisans eğitim alanları gibi faktörlerin öz-düzenlemeli öğrenmeye olan inançlarıyla ilişkili olarak istatistiksel olarak anlamlı bir yordama gücü sergilemediği keşfedilmiştir. Bununla birlikte, cinsiyet değişkeni açısından kayda değer bir farklılık gözlenmiştir; bu da kadın katılımcıların daha yüksek bir öz-düzenlemeli öğrenme algısına sahip olma eğiliminde olduklarını göstermektedir. Bu çalışmanın bulgularının, bu alana katkı sağlaması beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİZANS İMPARATORU II. IOANNES KOMNENOS'UN DOĞU POLİTİKALARI BAĞLAMINDA ANTAKYA SEFERLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70389</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70389</guid>
      <author>Harun KORUNUR</author>
      <description>Öz&#13;
Bizans İmparatorluğu Türk ve Dünya tarihi açısından önemlidir. Kavimler Göçü sonrası Avrupada meydana gelen gelişmeler, Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasına sebep olmuştur. Gelişen süreç içerisinde Batı Roma yıkılmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu ise varlığını bin seneden daha fazla devam ettirmiştir. Bizans İmparatorluğu Malazgirt zaferinden sonra Anadolu hâkimiyetini kaybetmeye ve yapılan Türk akınlarını durduramamaya başlamıştır. Bu nedenle Bizans İmparatorları, Anadolu’da tekrar hâkimiyet sağlama gayesiyle mücadelelerini sürdürmüşlerdir. II. Ioannes Komnenos zor şartlarda Bizans tahtına oturmayı başarmıştır. Batı’daki sorunlarla mücade etmiş ve sonrasında yönünü Doğu’ya çevirmiştir. Bu bağlamda imparatorun kaybettiği toprakları yeniden ele geçirme gayreti, Kilikya, Antakya ve Suriye Bölgelerindeki politikaları araştırmamızın konusunu teşkil etmektedir. Bizans İmparatoru II. Ioannes Komnenos’un Doğu politikaları bağlamında yaptığı mücadeleleri, detaylıca aktarmak, yorumlamak ve bölge tarihine ışık tutulmak istenmiştir. Çalışmada ana kaynaklar ve araştırma eserlerden istifade edilmiştir. Bizans İmparatoru II. Ioannes Komnenos’un tahta çıkışı, Kilikya bölgesinde hâkimiyet sağlaması, Antakya Seferleri ve Müslümanlar ile mücadeleleri işlenmiştir. Son olarak II. Ioannes Komnenos’un ölümü ile konu sonlandırılmıştır.   </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SÖZDEN RENKLİ CAMA BİR ÜSLUP DÖNÜŞÜMÜ: ARZU İLE KAMBER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71665</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71665</guid>
      <author>Hasan KIZILDAĞ</author>
      <description>Tarih sahnesi içerisinde insanlar tarafından bilinçli veya bilinçsiz şekillerde meydana getirilen soyut ve somut unsurlar bütünü, halk kültürünü meydana getirmektedir. Halk kültürü ortaya çıktığı toplumun bütün özelliklerini kapsarken bir yandan da zamanın değişimleri karşısında gelişip dönüşerek farklılaşma temayülü gösterir. Sözlü kültür ürünleri, halk kültürünün en önemli unsurlarındandır. Bünyesinde barındırdığı kültürel kodların sonraki nesillere aktarılmasını sağlayan sözlü kültür unsurları, aynı zamanda kolektif belleğin ve hayal gücünün de ögelerini barındırır. Sözlü kültür aracılığıyla ortaya çıkan anlatılar, zamanla değişir ve yeni unsurları da bünyesine katarak hayatiyetini devam ettirir. Teknik/teknolojik imkânlar sayesinde yazı ile buluşan sözlü kültür ürünleri, zamanla radyo, sinema, televizyon ve bilişim çağında internet ile daha fazla değişime uğrar. Bu değişimlerle şifahi olan görsele dönüşür. Sözlü kültür unsurları görsellik zemininde yeniden kurulurken, temelde var olan üslup ve göstergeleri, yeniden kuranların üslubuyla yer değiştirir. Her uyarlama veya dönüştürüm yeni bir üslup demektir. Bu şekilde, yüzlerce yıllık anlatılar senarist ve yönetmenlerin ve hatta oyuncuların kendi üsluplarıyla yoğrularak yeni hallere bürünür. Bu çalışmada Arzu ile Kamber hikâyesinin beyaz perdede kendine ne şekilde yer bulduğu, senarist ve yönetmenler tarafından ne gibi üslup ve gösterge değişikliklerine uğratıldığı konusu incelenecek ve bir halk hikâyesinin sinemaya ne şekilde kaynaklık ettiği üzerinde durulacaktır.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YARATICI ENDÜSTRİLERDE ÇALIŞAN BİREYLERİN YARATICI KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ: REKLAM VE PAZARLAMA ENDÜSTRİSİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71748</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71748</guid>
      <author>Işıl KIROĞLU ARSLAN</author>
      <description>Bilgi toplumunun kişilik yapısı içerisinde en çok aranan ve taklit edilemez düzeyde kişisel bir özellik olan yaratıcılık, iş örgütlerinin de öncelikleri arasında bulunmaktadır. Yaratıcı yeteneğin ortaya çıkmasında öncül olan kişilik özelliklerinin keşfedilmesi, özellikle Psikoloji ve Davranış Bilimleri olmak üzere farklı disiplinlerde birçok çalışmanın ortak konusu olmuştur. Son yıllarda uluslararası ekonomi raporlarında ön plana çıkan yaratıcı iş kolları ise konunun araştırılması için ideal bir saha oluşturmaktadır. Ülkelerin kalkınmasında ve gelişmesinde ciddi bir etkisi olduğu belirlenmiş olan Yaratıcı Endüstriler’in ortaya çıkardığı ekonomik hareketlilik, bu endüstrilere olan hevesi artırmıştır. Özellikle işgücünün yetiştirilmesi ve doğru adayın seçilmesi hem makro ve hem de mikro boyutta ilgi konusu olmuştur. Yaratıcı endüstrilerde çalışmak üzere belirlenecek adayın niteliklerinin başında yaratıcı yeteneği ve bu yeteneği tetikleyen kişilik özellikleri yer almaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, yaratıcı endüstrilerin bir temsili olarak Türk reklam ve pazarlama endüstrisinde çalışan bireylerin bireysel yaratıcılık düzeylerini ve yaratıcı kişilik özelliklerini tespit etmek ile bunlar arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Mediacat tarafından hazırlanan &lt;em&gt;2015 Yılının En Büyük Reklam Ajansları &lt;/em&gt;listesindeki 100 ajansın ilk 50 tanesinin çalışanları, araştırmanın ana kütlesini ve bunlar arasından 340 kişi de örneklemi oluşturmaktadır. Çevrimiçi anket yöntemi ile toplanan veri SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yaratıcı düşünme ile “işleri kendi kendine başlatabilme, kendinden emin olma, yüksek hayal gücüne sahip olma, cesaretli olma, başkalarından iyi olmak isteme, kuralları bozma, mutlaka doğruyu söyleme, zorlayıcı görevleri tercih etme, enerjik olma, risk alma, yetenekli olma, hızlı çözüm üretme ve diğerlerinden farklı olma” özellikleri arasında pozitif bir ilişki saptanmış ve bu özellikler Türkiye’de yer alan yaratıcı endüstrilerde yaratıcı yeteneğe yön veren öncüller olarak kabul edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>12. SINIF TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERS KİTAPLARINDA KADIN İMAJI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71368</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71368</guid>
      <author>Kamuran ÖZDEMİR</author>
      <description>Tarih öğretiminde ve ders kitaplarında imaj meselesi araştırmalara konu olmuş, bu bağlamda kadın imajına yönelik pek çok çalışma da yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, toplumsal hayattaki değişimin oldukça hızlı olduğu konuların daha yoğun olarak bulunduğu 12. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti ve İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabındaki kadın imajlarına dikkat çekerek tarih ders kitaplarında kadın imajına yönelik yapılacak çalışmalara örnek oluşturabilmektir. Bu çalışmada ortaöğretim 12. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitaplarında kadının varlığı ve imajı sorgulanacaktır. Bu dönemden sonra örgün eğitimi bitirip yaşama atılacak olan öğrencilere verilen kadın imajı toplumu şekillendirmesi bakımından önemlidir. Bu çalışma tarama modeliyle gerçekleştirilen, ortaöğretim 12. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitaplarında Kadın İmajının ortaya konulmasını amaçlayan betimsel bir araştırmadır. Çalışmada verilerin toplanması, doküman incelemesi yönteminin aşamaları izlenerek yapılmıştır. T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi programı ve ders kitabında kadın çok az görünmektedir. Ünite başlıklarında kadına dair hiçbir bulguya rastlanmamıştır. Kadın imajı aile kavramı içerisinde yer almıştır. Millî Mücadele döneminde Türk kadınının fedakârlığı ve savaşçı yönü vurgulanmıştır. Cumhuriyet ile birlikte ise Türk kadınının elde ettiği eğitim, hukuk, sosyal yaşam ve siyasi haklar ile birlikte eşitliğe kavuştuğu söylemi ön plana çıkarılmıştır. Hem I. ve II. Dünya Savaşları döneminde hem de dünyanın yeniden tesisi sürecinde toplumda görünür olmaya başlayan kadın ve kadına ait yeni toplumsal rollere ait imajlar ders kitabında örneklendirilmeye çalışılmıştır. Küreselleşen dünya sorunlarından en çok kadınlar etkilenmektedir.  Aynı zamanda mağdur kadın imajı da ön plana çıkmaktadır. Ders kitapları hazırlanırken toplumun her kesimini örnekleyen kadın imajına kitaplarda yer verilmelidir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİZMET EDEREK ÖĞRENME TEMELLİ MÜZE EĞİTİMİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66815</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66815</guid>
      <author>Kudret AYKIRI</author>
      <description>İlgili literatürde müze eğitimine ilişkin çok sayıda çalışma vardır. Bu konuya ilişkin çalışma alanlarından biri de anlamlı müze eğitimi deneyimleri için kullanılan öğretim yaklaşımı, yöntem ve tekniklerin neler olduğudur. Hizmet ederek öğrenme de bir öğretim yaklaşımıdır ve yurt dışı literatürde bu öğrenme yöntemi ile müze eğitimi ilişkisinin kurulduğu az sayıda çalışma vardır ancak yurtiçi literatürde böyle bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmada hizmet ederek öğrenme (HEÖ) temelli müze eğitimi literatürünün sistematik bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda sistematik inceleme yöntemi kullanılmıştır. İlgili literatürde az sayıda çalışma olduğu için makale, bildiri, tez ve kitap bölümü türündeki bütün çalışmalar incelenmiştir. Araştırmada, betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları şunlardır: HEÖ temelli müze eğitimine ilişkin 27 adet örnek mevcuttur. Örneklerde mühendislik, bilim müzeleri ve yükseköğretim öğrencileri ağırlıklıdır. Örneklerde HEÖ’nin her aşaması için bilgi yer almaktadır. Ancak araştırma aşaması ve paylaşma/kutlama aşaması ile ilgili yeterli bilgi yer almamaktadır. HEÖ temelli müze eğitiminin HEÖ’nin doğası ve felsefesi, hizmet veren, hizmet alan, ortak kurum ve öğrenim görülen kurum açısından avantajları ve bu bağlamda elde edilen kazanımlar çoktur. Ancak dezavantajları ve bu bağlamda yaşanılan zorluklar da çoktur. Başlıca zorluklar HEÖ’yi anlama, zaman, bütçe, ulaşım, bürokrasidir. Bu zorlukların aşılmasına ilişkin çalışmalarda örnekler/öneriler mevcuttur. Tüm bu sonuçlar bağlamında HEÖ temelli müze eğitimi uygulayıcılarına ve bu alanda bilimsel çalışma yapan araştırmacılara öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YEREL YÖNETİMLERDE KATI ATIK YÖNETİMİ VE GELİŞİMİ: GENEL ÇERÇEVE İLE TÜRKİYE’YE BAKIŞ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67890</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67890</guid>
      <author>Nazlı ÖZCAN SARIHANErkan ÇAKIR </author>
      <description>Son yıllarda kentleşme, hızlı nüfus artışı ve sanayileşmeyle birlikte doğal kaynaklar üzerindeki baskının hızla artmasıyla ekolojik dengenin bozulduğu görülmektedir. İnsanoğlunun doğal kaynakları hoyratça ve savurganca kullanması, toplumsal refahın yalnızca tüketimle sağlanacağı görüşü, kentleşme ve gelir seviyesindeki artışlar, tüketim alışkanlıklarında meydana gelen değişiklikler kentsel atıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tüketim alışkanlığındaki artışların temelde iki önemli problemi ortaya çıkardığı görülmektedir. Bunlardan ilki tüketimde meydana gelen artışın doğal kaynaklar üzerinde yapmış olduğu baskı, bir diğeri ise tüketim sonrasında ortaya çıkan atığın bertarafına ilişkin sorundur. Kentsel katı atıkların ortaya çıkmasını önlemek ve ortaya çıkan bu atıkların atılıp kurtulunması gereken madde olmaktan çıkarıp ekonomik bir değere dönüştürecek ve en önemlisi de sağlıklı bir şekilde bertaraf edilecek Entegre Katı Atık Yönetimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, katı atık yönetimi ve bu kapsamda atık yönetimi hiyerarşisi açıklanarak, Türkiye’de katı atık yönetiminin veriler ışığında ne düzeyde olduğu ve bu süreçte yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarının yasalar çerçevesinde neler olduğuna ilişkin bilgi verilmeye çalışılmıştır. Türkiye’de bu sürecin gün geçtikçe daha sağlıklı bir şekilde yönetilmesine rağmen bazı atık yönetim stratejilerinin verimli bir şekilde kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“YABANCI DİLDE YARATIM” VE “METİNSİZ GERİ ÇEVİRİ” KAVRAMLARI ÇERÇEVESİNDE BİR İNCELEME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72136</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72136</guid>
      <author>Nilüfer ALİMEN</author>
      <description>Bu makalenin amacı, Dilek Doltaş’ın &lt;em&gt;Esaret Yılları 1920-1923&lt;/em&gt; (2019) adlı kitabında yer alan “Yunanistan’daki Esir Yaşamın Kötü Hatıraları” adlı çeviri hatıratı Hongyin Wang’ın ilk kez 2009 yılında ortaya attığı “yabancı dilde yaratım" ve “metinsiz geri çeviri” kavramları çerçevesinde incelemektir. Söz konusu çeviriye kaynak oluşturan metin, Ahmet Mithat Aksüğür (Ahmed Mithad) adlı bir Türk subayı tarafından Fransızca kaleme alınmıştır: “De mauvais souvenirs de la vie captive en Grèce”. Yazar, hatıratını savaş esansında esir düşmüş bir Türk olarak Batılılarla yaşadıklarını Batılılara anlatmak için özellikle Fransızca kaleme aldığını belirtmiştir. Metnin “Yunanistan’daki Esir Yaşamın Kötü Hatıraları” başlıklı Türkçe çevirisi Ayşe Banu Karadağ tarafından yapılmıştır; ancak çevirinin yer aldığı kitabın yazarı olarak Doltaş’ın “metin-içi malzemenin dağılımı ve dil kullanımıyla ilgili yer yer değişikliğe gittiği” vurgulanmıştır (2019, s. 96). Aslında bu metin Fransızcadan Türkçeye yapılmış bir çeviri olmaktan çok, Türkçeden Fransızcaya çevrilmiş bir metnin Türkçeye geri çevirisi olarak görülebilir. Bu nedenle makalede, Fransızca kaynak metin özde bir çeviri olarak Wang’ın “yabancı dilde yaratım”; Türkçe erek metin ise, kendi kültür kökenine dönüş olarak Wang’ın “metinsiz geri çeviri” kavramı çerçevesinde irdelenecektir. İrdelemede, Ahmed Mithad ve Karadağ’ın çevirmen, Doltaş’ın editör olarak aldıkları kararlar yanmetinsel öğeler olarak çeviriye eklenen dipnotlardan yola çıkılarak anılan kavramlar ışığında betimlenecektir. Betimlemede, sergilenen çevirmen/editör davranışlarının nedenleri ve nasılları, dönemin ideolojisi, metin türü ve yazar/çevirmen/editör otoritesi bağlamında açıklanmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN DESTEK EĞİTİM GEREKSİNİMLERİ FARKINDALIK ÖLÇEĞİ: GEÇERLİK GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71572</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71572</guid>
      <author>Nurhüda SÖZEN</author>
      <description>Öğretmenlerin sürekli mesleki gelişimlerinde etkin ve tatmin edici bir şekilde çalışmalarını mümkün kılmak açısından güncel eğitim yaklaşımlarını içeren eğitimlerin planlanması önemlidir. Bu araştırmada Sınıf Öğretmenlerinin farkındalık Destek Eğitim Gereksinimleri farkındalık ölçeğinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışma, elde edilen verilerin dikkate alınması hâlinde sınıf öğretmenlerimizin destek eğitim taleplerinin karşılanmasına yardımcı olması bakımından değer taşımaktadır. Araştırma kapsamında öncelikle alan yazın taranmış ve uzman görüşü alındıktan sonra 5’li likert olarak derecelendirilen, 50 maddelik taslak ölçek formu elektronik posta yolu ile sınıf öğretmenlerine ulaştırılmıştır. 840 sınıf öğretmeni araştırmaya katılmıştır. 27.04.2023-17.05.2023 tarihleri arasında google formlar kullanılarak veriler toplanmıştır. SPSS 25 ve AMOS 24 programları kullanılarak veri anailizi sağlanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi gerçekleştirilerek varyansın %69,65'ini açıklayan dört boyutlu bir yapı elde edilmiştir. Uyum iyiliği değerleri bağlamında dört boyutlu yapının Doğrulayıcı Faktör Analizi ile bir model olarak doğrulandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin tamamı için güvenirlik katsayısı .94 olarak belirlenirken her bir faktöre ait güvenirlik indisleri; küresel sorunlar faktörü için .90, proje ve haklar faktörü için .92, teknoloji faktörü için .81 ve güncel yaklaşımlar faktörü için .92’dir. Dolayısıyla geliştirilen ölçeğin güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL MÜDÜRLERİNİN YÖNETİM TARZLARININ VE OKULLARDA DEĞİŞİME KARŞI DİRENİŞİ GİDERME YAKLAŞIMLARININ İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72140</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72140</guid>
      <author>Serdar SAFALIŞevin TAŞ GÜL </author>
      <description>Bir toplumun geleceğini belirleyen temel etmenlerden birisi de okullardır. Bu bağlamda eğitimin pratiğe dönüştüğü okullar büyük öneme sahiptir. Okulların temel taşı olan müdürler, sadece okul iklimini şekillendirmekle kalmayıp aynı zamanda eğitim yönetiminin temsilcileri olarak da okullarda aktif görevler üstlenmektedirler. Araştırmanın amacı öğretmenlerin perspektifinden müdürlerin yönetimsel etkinliklerini ve okullarda değişime karşı direnişi giderme yaklaşımlarını incelemektir. Bu çalışma, nicel bir araştırma yapısı olarak betimsel tarama deseni kullanmaktadır. Çalışmanın kapsamı, 2022-2023 yılları arasında Ağrı ili içindeki okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan toplam 6,987 öğretmeni içermektedir. Örneklem, evrenin çeşitli yönlerini yansıtmak amacıyla maksimum çeşitlilik ilkesine göre seçilmiş 364 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu”, “Okul Yöneticilerinin Sergilediği Yönetim Tarzları Ölçeği” ve “Okul Müdürlerinin Okullarda Değişime Karşı Direnişleri Giderme Yaklaşımları Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre,  okullarda daha az süre görev almış öğretmenler müdürlerin daha demokratik yönetim sergilediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca okul öncesinde görev alan öğretmenlerin müdürlerinin ilgisiz yönetim gösterdiğine yönelik görüşleri diğer okul türlerinde görev alan öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Lisans mezunu öğretmenlere göre müdürlerin katılım ve eğitim yaklaşımlarının daha yüksek olduğu ortaya konulan çalışmalar mevcuttur. Kıdemli öğretmenlerüdürlerin değişime karşı direnişi giderme yaklaşımının daha düşük düzeyde olduğunu belirtmişlerdir. Liselerde görev alan öğretmenler okul müdürlerinin değişime karşı direnişi gidermek için baskı ve zor kullanma yaklaşımını daha çok kullandığını belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE TROMPET İLE İLGİLİ YAPILMIŞ OLAN AKADEMİK ÇALIŞMALARIN BİBLİYOGRAFİK YÖNTEMLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67906</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67906</guid>
      <author>Serkan DEMİRELAhmet Mutlu TERZİOĞLU  </author>
      <description>Klasik müzikten caz müziğine, popüler müzikten askeri alanlara kadar çeşitli kullanım alanları olan trompet günümüzde kullanılan modern halini kazanana kadar çeşitli aşamalardan geçmiştir. Bu kadar popüler bir enstrüman olmasının en büyük sebeplerinden birisi tını özellikleri olan trompet, orkestralarda önemli çalgılardan birisi olmaya devam etmektedir. Araştırmanın amacı, bu kadar popüler bir çalgı olan trompet ile ilgili yapılmış olan akademik çalışmaların genel yönelimini incelemektir. Bu bağlamda YÖK tez merkezi taranmış, trompet konulu 1992-2022 arasında 24 adet araştırmanın veri tabanına yüklendiği görülmüştür. Buna karşın incelenen trompet konulu tezlerin 2006 ve sonrası açık erişim olduğu görülmüştür. Bu sebeple 20 adet trompet konulu tez örneklemi oluşturmuştur. Araştırmada literatür taraması ile toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. İncelenen tezler yıllarına, üniversitelerine, enstitülere, bilim dallarına göre, tez türüne, konularına, yöntemlerine, örneklemine, veri toplama yöntemlerine, veri analiz yöntemlerine göre analiz edilerek bu çalışmalardaki genel durum betimlenmiştir. İncelenen tezlerde yöntemsel problemlerin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda incelenen tezlerin daha çok yüksek lisans düzeyinde çalışıldığı belirlenmiştir. Trompet alanında doktora düzeyinde çalışmaların artırılması için akademisyen ve öğrencilerin teşvik edilmesi önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İRAN 3. SINIF SOSYAL BİLGİLER DERS KİTABINDA KADIN İMAJI I</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68617</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68617</guid>
      <author>Yakup SUBAŞI</author>
      <description>Bir devletin resmî ideolojisinin yetiştirmek istediği insan profilinin en iyi anlaşılacağı alan eğitimdir. Eğitim sistemi içerisinde ders kitapları, çocukların sosyalleşme sürecinde kritik bir rol oynama potansiyeline sahiptir. Ders kitapları resmî ideolojinin somut ve geniş bir alanda değerlendirilmesine olanak sağlar. Bu olanak ve imkânın en iyi anlaşılacağı ders kitaplarından biri, sahip olduğu içeriğinden dolayı kimlik ve kişilik belirleyen sosyal bilgiler ders kitabıdır. Bu çalışmanın amacı İran sosyal bilgiler ders kitaplarında kullanılan görsellerde kadın imajının nasıl verildiğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İran’da okutulan 3. sınıf sosyal bilgiler ders kitabı nitel araştırma tekniklerinden doküman incelemesi ile ele alınmıştır. İran 3. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında kullanılan görseller içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bulgular 5 başlık altında toplanmıştır. Araştırmada İran 3. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında genellikle geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine uygun bir kadın imajı çizildiği sonucuna ulaşılmıştır. Kitapta kullanılan görsellerde hem kız çocuğu hem de yetişkin kadın profilinin bu doğrultuda verildiği saptanmıştır. Araştırmada daha önce İran ders kitaplarına yönelik yapılan araştırmalara göre çok azda olsa kadın lehine birkaç gelişmenin olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“COVID-19 YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ KAMU SPOTLARI”NIN SORUMLULUK YÜKLEME BAĞLAMINDA ÇERÇEVELEME ÇÖZÜMLEMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72243</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72243</guid>
      <author>Zeynep EKİN BAL</author>
      <description>Kriz iletişimi ve yönetimi bağlamında televizyon kitlesel ölçekte kullanılan ve halka hızlı bilgi aktaran araçların ilk sırasında gelmektedir. Güncel haberlerin yanı sıra bilgilendirici televizyon programları ve yayınlarının da kriz iletişimi ve yönetiminde büyük önemi bulunmaktadır. Televizyonda yayınlanan kamu spotları kriz dönemlerinde halkın düşünce ve davranışlarında etkili dönüşümler gerçekleştirip hem risklere karşı hazırlıklı olmalarını hem de bu risklerin olumsuz sonuçlarından bilinçli ve sorumlu davranışlar gerçekleştirerek en az zararla kurtulmayı sağlayacak içerikteki mesajları aktarabilirler.  Ülkemizde Covid-19 salgını halka ilan edildikten sonra, T.C. Sağlık Bakanlığı da kriz iletişimi konusunda çalışmalar yapmıştır. Çeşitli mecralara yönelik tanıtıcı, bilgilendirici, uyarıcı yayınlar yapmıştır. Bu çalışmada T.C. Sağlık Bakanlığı'nın televizyon yayını kuruluşlarına yönelik hazırladığı farklı temalı kamu spotları arasındaki “COVID-19 Yoğun Bakım Üniteleri Kamu Spotları”nın sorumluluk yükleme bağlamında nasıl çerçevelendiği çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda ilgili temaya dahil olan kamu spotlarında sorumluluk atfının belirgin düzeyde bireylere yüklendiği, kurumsal ölçekte bir sorumluluk atfı veya üstlenmesinin söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL MEDYADA SURİYELİ VE UKRAYNALI GÖÇMEN İMAJINA KARŞILAŞTIRMALI BİR BAKIŞ: TWITTER ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69788</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69788</guid>
      <author>Fahrünnisa KAZANSevtap PİRÇEK </author>
      <description>Göçlerin ve göç edenlerin hikâyesi, insan var oldukça yeniden yazılmaktadır. Göçe iten nedenler değişkenlik gösterse de yakın dönemde yaşanan kitlesel göçler, sıklıkla iç karışıklıklara bağlı zorunlu göçlerdir. İç karışıklık yaşayan ülkelerin yaşadığı krizler, kitlesel göçlere dönüşmüş ve neticede dünyaya bir panik dalgası yayılmıştır. Suriye ve Ukrayna, bahsi geçen durumun en yakın zamanlı örnekleridir. Türkiye ise bulunduğu jeopolitik konum nedeniyle önemli bir geçiş noktasıdır. Bu durum sadece haber bültenlerinin ve siyasi gündemin konusu olarak değil, sosyal bilimler alanında da araştırılması gereken önemli bir olgu olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı, bu kitlesel göçlerin sosyal medyaya yansıyan görüntülerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Çalışmada, Türkiye’deki Suriyeli ve Ukraynalı göçmenlere olan yaklaşım, Twitter paylaşımları üzerinden incelenmiştir.&#13;
2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı, çok sayıda Suriyelinin Türkiye’ye göç etmesine neden olmuştur. Güncel rakamlarla 3,5 milyondan fazla Suriyeli göçmen, Türkiye topraklarında yaşamaktadır. 2022 yılında Ukrayna ile Rusya arasında Donbas Krizi’nin bir savaşa dönüşmesi, Türkiye’ye bu kez Avrupa’dan yönelen, ikinci bir göç dalgasına neden olmuştur. Ülkemize yönelen göçler, bir yandan endişe ile izlenirken, öte taraftan iki farklı göçmen imajı karelenmeye başlamıştır. Çalışma kapsamında çeşitli sosyal medya etiketleri belirlenmiş ve ona göre taramalar yapılmıştır. Elde edilen bulgular, söylem analizi ile çözümlenmiştir. Eldeki verilerde, “Doğulu-Batılı”, “bizden-bizden değil”, “medeni-bedevi” gibi ikili karşıtlık zeminine taşınan içeriklere rastlanıldığı gibi topyekûn göçmen karşıtı söylemi yükselten bir dil de tespit edilmiştir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KATILIM BANKACILIĞI ALANINDA TÜRKİYE’DE YAYINLANMIŞ LİSANSÜSTÜ TEZLERİN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66274</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66274</guid>
      <author>Nermin Ceren TÜRKMENMeltem ÜÇAY </author>
      <description>İslami bankacılık olgusu tarihsel olarak ele alındığında modern anlamdaki uygulamaların 1975 yılında İslam Kalkınma Bankası (IsDB)’nin kuruluşu ile başladığını söylemek mümkündür. 2005 yılındaki mevzuat değişikliği uyarınca “Katılım Bankası” adını alan Özel Finans Kurumlarının Türkiyedeki tarihi ise 1985’e uzanmaktadır. Yapısı ve işleyişi gereği faize karşı hassasiyeti yüksek iktisadi birimlerin de yastık altında tuttuğu âtıl likiditeyi ekonomiye kazandırıyor olması makroekonomik açıdan önem arz etmektedir. Katılım bankacılığının ülkelerin ekonomik büyüme, istihdam ve ihracatına katkıları düşünüldüğünde bu alandaki çalışmaların faydası yadsınamaz hale gelmektedir. Bu çalışma, katılım bankacılığı alanında YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanında belirlenen lisansüstü tezleri nicel değerlerine göre analiz ederek konu alanının genel çerçevesini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda ilgili veri tabanından temin edilen 457 adet lisansüstü tez yayınlandıkları yıl, hazırlandıkları üniversite, enstitü, anabilim dalı başta olmak üzere yazarın cinsiyeti, tezin türü, dili, anahtar kelimeleri ve danışman bilgileri göz önüne alınarak incelenmiştir. Türkiye'de katılım bankacılığı alanında yazılan tezlerin interdisipliner nitelikte olduğu ve sayılarının artmakta olduğu gözlemlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖN ERGENLERDE ŞİDDET YAŞANTISI DURUMUNA GÖRE AKRAN ZORBALIĞININ İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69377</guid>
      <author>Öner ÇELİKKALELİSelim TAŞ </author>
      <description>Bu çalışmanın ilk amacı, ön ergenlerin akran zorbalığı statülerini belirlemektir. İkinci olarak, cinsiyet ve şiddet yaşantılarına göre (şiddete maruz kalma ve şiddetin faili olma) akran zorbalığı boyutlarını (kurban/zorba) karşılaştırarak incelemektir. Bu amaçlar çerçevesinde yaşlarının ortalaması 13.28 olan 158’i erkek, 156’sı kız olmak üzere toplam 314 ortaokul öğrencisi ön ergenden veri toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak “Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği-Çocuk Formu” ve  “Şiddet Yaşantısı Bilgi Formu” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, ön ergenlerin %52.5’i “Ne Kurban Ne de Zorba”, %9.2’si “Zorba”, %8.9’u “Kurban” ve %29.3’ü “Hem Zorba Hem de Kurban” statüsünde yer almışlardır. Bununla birlikte ön ergenlerin cinsiyetlerine göre akran zorbalığı boyutlarında anlamlı bir farklılaşma elde edilmemiştir. Diğer taraftan, “evde”, “okulda”, “sokakta” ve “TV’de ve/veya bilgisayar ortamında” şiddet mağduru olduğunu ifade eden ön ergenlerin akran zorbalığı boyutları (zorba/kurban) puan ortalamaları şiddete maruz kalmadığını ifade eden çocuklara göre daha yüksek olarak elde edilmiştir. Ayrıca, kendisi “diğer çocuklara” ve “çevreye/nesnelere” şiddet uygulayan çocukların akran zorbalığı boyutları (zorba/kurban) puanları bu şekilde bir şiddetin faili olmadığını ifade eden çocuklardan daha yüksek çıkmıştır. Buna karşın, “hayvanlara şiddet” uyguladığını ifade eden çocukların akran zorbalığı boyutları (zorba/kurban) puan ortalaması bu şekilde bir şiddetin faili olmadığını ifade eden çocukların puanlarından anlamlı bir biçimde farklılaşmamaktadır. Elde edilen bulgular ilgili alan yazını ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE YABANCI DİL ÖĞRETİMİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ONERİLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70610</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70610</guid>
      <author>Hüseyin EFE</author>
      <description>Yabancı dil öğretmenlerinin dil öğretirken karşılaştıkları sorunları ve bu sorunların doğrudan içinde yer alan dil öğretmenlerinin sunduğu çözüm önerilerini öğrenmeyi amaçlayan bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmada maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılarak derinlemesine görüşme tekniği uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Artvin ilinde ilkokul, ortaokul ve liselerde yabancı dil dersi veren yedi kadın, beş erkek olmak üzere on iki öğretmen oluşturmaktadır. Öğretmenlerden sekizi İngilizce, üçü Almanca, biri Rusça dersi vermektedir. Araştırma yarı-yapılandırılmış görüşme formu üzerinden gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri “derinlemesine görüşme” yöntemi ile toplanmış, böylece araştırma konusu ile ilgili ayrıntılı bir şekilde bilgi edinilmeye çalışılmış ve toplanan bilgiler nitel araştırma ilkeleri çerçevesinde raporlaştırılmıştır. Araştırmada yapılan görüşme kayıtları araştırmacılar tarafından çözümlenerek, bilgisayar ortamında görüşme metinlerine dönüştürülmüştür. Araştırmaya katılan katılımcıların tamamı yabancı dil öğretimi programının yetersiz olduğunu, bir bölümünün temel dört dil becerisini kazandıracak kazanımlara yer verilmediğini bir bölümü ise öğretim programının günümüz koşullarına uygun olmayan yapay ve gerçeklikten uzak olduğunu düşünmektedirler. Öğretmenlerin tamamı dil öğretim yönteminde hata olduğu düşüncesindedirler. Yabancı dil öğretmenlerinin yaşanan sorunlara çözüm önerilerinde müfredat güncellemesi, beş duyu organına yönelik materyal, pratiğe dönük ders araçları geliştirme, dili kültürel ögelerle birleştirme, ders saatinin artırılması, native speaker olanağı sunulması, güncel materyaller, mevcutların azaltılması, dille etkileşimde bulunulacak ortam yaratılması ve fırsat eşitliği yaratılması gibi öneriler sunmaktadırlar.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENDİNİ YÖNUYGULAMASININ SINIF İÇİNDE KULLANIMINA YÖNELİK ÖZEL EĞİTİM ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71045</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71045</guid>
      <author>Akın GÖNENYahya ÇIKILI  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı özel eğitim okullarında çalışan özel eğitim öğretmenlerinin kendini yönetmeyi sınıflarında kullanma durumlarının incelenmesidir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile desenlenmiştir. Çalışma grubu olarak özel eğitim okullarında görev yapan 13 özel eğitim öğretmeninin gönüllü katılımıyla sağlanmıştır. Öğretmenlerden elde edilen veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları, öğretmenler bilimsel dayanaklı uygulama hakkında temel düzeyde açıklama yapabilmektedir. En sık uygulamalı davranış analizini ifade ederken kendini yönetme uygulamasından bahsedilmediği belirlenmiştir. Kendini yönetme, kişinin kendi davranışlarını yönlendirmesi ya da kontrol sağlaması şeklinde tanımlamıştır. Katılımcıların çoğunluğu uygulamayı sınıflarında kullanmadığını, tercih edenlerin ise öğrenci gelişimine katkısını belirtmiştir. Ayrıca kendini yönetme konusunda eğitim ve personel desteği talebinde bulunmuştur. Öğrenci ve öğretmenlere yararlarından bahsedilirken, mesleki gelişim sağlayacak eğitimlerin verilmesi ve öğretim programlarının hazırlanması gerektiği önerilmiştir. Öğretmenler izledikleri öğretimde öğrencilerin bağımsız davranışlarında gelişme sağlandığı ve ilerleyen dönemlerde kullanmak istediklerini bildirmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KEMAL BEKİR’İN YABANCILAR ROMANINA METİN MERKEZLİ BİR BAKIŞ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72535</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72535</guid>
      <author>Ayşe ÇAMKARA ERGİNER</author>
      <description>Bu çalışmada, günümüzde daha çok tiyatro alanındaki faaliyetleriyle tanınmasına rağmen, 1946 yılından itibaren yazmaya başladığı öyküleriyle edebiyat dünyamızda adından söz ettirmiş ve daha sonra roman türündeki eserleriyle de yazar kimliğini perçinlemiş Kemal Bekir (1924-2014)’in 1958 yılında yayımladığı ilk romanı &lt;em&gt;Yabancılar&lt;/em&gt;, metin merkezli bir bakış açısıyla incelenmiştir. Şu ana kadar Kemal Bekir’in &lt;em&gt;Yabancılar &lt;/em&gt;romanına yönelik akademik bir çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla bu çalışmayla, Kemal Bekir’in edebiyatçı/yazar kimliğini vurgulamak, eserleri üzerine yapılacak çalışmalar için temel oluşturmak ve Türk edebiyatı araştırmalarına katkı sağlamak hedeflenmektedir. Yapılan incelemelere göre &lt;em&gt;Yabancılar&lt;/em&gt;, kasaba zengini Dortoğlu Mehmet’in, tahsildar Sıtkı’nın çocuk yaştaki kızı Saadet ile evlenmek istemesi bağlamında ikili arasında gelişen çatışma ekseninde kurgulanmış bir romandır. Çalışmada romandaki olay, durum ve kişilerin kurgulanma biçimlerine odaklanılarak romanda küçük burjuva sınıfının eleştirildiği tespit edilmiştir. Bu eleştirinin romanda ilk olarak küçük burjuvazinin temsilcisi durumundaki Dortoğlu ve çevresindekilerin olumsuzlanması yoluyla yapıldığı gösterilmiştir. Bunun dışında Dortoğlu ve Sıtkı arasındaki gerilimi yükselten dedikoduların kaynağında yer alan “kasabalı erkeklerin” ve onların dünya görüşlerinin nasıl eleştirildiği ele alınarak bunun sözü edilen sınıf eleştirisine eklemlenebileceği iddia edilmiştir. Romanda Dortoğlu’nun Saadet ile evlenmek istediğini öğrendikten sonra, buna engel olamayacağını düşündüğü için çözümü intihar etmekte bulan çilingir Şükrü’nün ölümünün trajik biçimde kurgulanmasının romandaki bu eleştirileri pekiştirmek üzere kullanılan kurgusal bir öğe olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı İş Sisteminin Etik Kodları: Ahilik Değerleri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69778</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69778</guid>
      <author> Ayşe Elif ŞENGÜNÖmer Faruk ALADAĞ  </author>
      <description>Bu çalışma, Osmanlı iş sisteminin etik kodlarını da oluşturan Ahilik değerlerini tanımlamayı amaçlamaktadır. Ahilik üzerine geniş bir yazın bulunmasına rağmen, Osmanlı dönemi iş sisteminin etik kodlarını açık bir şekilde ana hatlarıyla tarif eden çalışmaların eksikliği göze çarpmaktadır. Çalışmada Ahi örgütlerinin değerlerini incelemek için çeşitli tarihi dökümanlardan faydalanılmıştır. Çalışmada ilk önce Ahi gruplarını profesyonel esnaf loncalarından ayıran noktalar açıklanmıştır. İkinci olarak, Akhi örgütlerinin kökeni olan fütüvvet gruplarının özellikleri ve değerleri tarif edilmiştir. Sonra Ahi kültürünün canlı örneklerini görmek için İbn-i Battuta’nın hatıraları incelenmiştir. Son olarak, on beşinci yüzyılda Ahi örgütlerinin tarih sahnesinden çekilmesinden sonra ortaya çıkan profesyonel loncaların çalışma ilkeleri incelenmiştir. Bu analizler sonucunda Ahilik değerlerinin ve açıklamalarının verildiği bir tablo ortaya çıkmıştır. Analizde lonca hayatıyla ilgili ededbi ve tarihi dökümanlardan faydalanılmıştır. Sonuç bölümünde çalışmanın sınırlılıkları ve gelecekte yapılacak araştırmalar açısından önemi tartışılmıştır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YETENEK YÖNETİMİ İLE KARİYER PLANLAMA ARASINDAKİ İLİŞKİ: ELAZIĞ İLİ ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70900</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70900</guid>
      <author>Emirhan YETİŞ Erol AÇIK </author>
      <description>Günümüz iş dünyasında, örgütlerin ayakta kalabilmeleri ve rekabet edebilmeleri için nitelikli insan kaynağının kilit faktörlerden biri olduğunun farkına varılmıştır. Bu sebeple kurumlar nitelikli insan kaynağının sürekliliğini sağlamak ve bu çalışanlardan en yüksek verimi almak için yetenek yönetimi ve kariyer planlaması uygulamalarına ağırlık vermişlerdir. Yetenek yönetimi, sürdürülebilir kurumsal başarıya orantısız bir şekilde katkıda bulunan önemli pozisyonları doldurmak için bir yetenek havuzunu belirlemek ve geliştirmek için kullanılan süreçleri ve faaliyetleri ifade eder. Örgütlerdeki insan kaynağından en verimli şekilde yararlanmanın yolu, yetenek analizi yapmak ve çalışan için kariyer planı oluşturmaktır. Yapılacak bu kariyer planı, örgütün hedefleri doğrultusunda işgörenin yeteneğini öne çıkarmalıdır. Bu araştırmanın amacı, Elazığ ilinde özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin yetenek yönetimi ile kariyer planlamaları arasındaki ilişkinin ölçülmesidir. Bu amaç doğrultusunda, çalışma Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okullarda görev yapmakta olan 261 öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada yöntem olarak nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Nicel araştırma türünün seçildiği çalışmada yetenek yönetimi ve kariyer planlama kavramları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizine göre;  öğretmenlerin yetenek yönetimleri ile yapmış oldukları kariyer planlamaya ilişkin tercihleri arasında pozitif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> DUVARSIZ EĞİTİMİN SANAT EĞİTİMİNDE UYGULANABİLİRLİĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70513</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70513</guid>
      <author>Eren LEHİMLER;Emine BALCI </author>
      <description>Sanat eğitimi öğrencinin kendisini yaratıcı bağlamda ifade etmesine olanak tanıyan ve yeni şeyler yapabilme yeterlilikleri olan insanları yetiştiren bir eğitim türüdür. Bu bağlamda öğrenciler ancak yaparak, yaşayarak öğrenme paradigması sayesinde aktif bir şekilde bilgiyi yapılandırır ve yeni durumlara transfer edebilir. Sanat eğitimi öğrencilere iki temel alan olan Müzik Dersi ve Görsel Sanatlar Dersi kapsamında verilmektedir. Bu araştırmada ders sınıfın dışında, doğal ortamlarda gerçekleştirilen AHE (Açık Havada Eğitim) yaklaşımıyla işlenen rastlantısal deneyimler sürecini kapsamaktadır. Bu araştırma 2022-2023 öğretim yılı bahar döneminde Alanya’da bir devlet ilköğretim okulunda 3. sınıf öğrenimi gören 8’i odak olmak üzere 23 öğrenci ile yürütülmüştür.  Karma araştırma deseni kullanılan çalışmanın nicel kısmında AHE ile dersler işlenmeden önce “Müzik Dersine İlişkin Tutum Ölçeği” ve “Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Tutum Ölçeği” öğrencilere uygulanmış. Ardından 6 hafta boyunca planlanan AHE dersleri işlenmiştir. İstatistiksel olarak deneysel işlem analiz edilmiştir. Çıkan sonuçlar AHE ile ders işlemenin çocukların müzik ve görsel sanat dersine karşı geliştirdikleri tutumu olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın nitel kısmını oluşturan doküman, gözlem ve görüşme yoluyla toplanmış olan veriler ise içerik analizi sonucunda alan yazın ile de ilişkilendirilerek yorumlanmış ve sonuç olarak AHE’nin müzik ve görsel sanatlar dersinde uygulamasının olumlu olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DOĞA TEMELLİ ÇEVRE ETKİNLİKLERİNİN ÇOCUKLARIN DOĞAYA YAKINLIKLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71958</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71958</guid>
      <author>Feyza UÇAR ÇABUKSeda ESKİDEMİR MERAL    ,    </author>
      <description>Çocukların doğayla ilk deneyimleri, doğayla ömür boyu sürecek bir bağ kurmada, doğayı korumada ve tanımada büyük önem taşımaktadır. Doğa temelli çevre etkinliklerinin çocukların doğaya yakınlıklarına etkisini araştırmak amacıyla yapılan bu çalışma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu; Antalya ili Muratpaşa ilçesinde bir okul öncesi eğitim kurumunun iki ayrı sınıfına devam eden, daha önce doğa ve çevre ile ilgili herhangi bir eğitim programına katılmamış, kontrol grubunda 18 çocuk ve deney grubunda 22 çocuk olmak üzere toplam 40 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; “Kişisel Bilgi Formu” ve “Çocuklar İçin Biyofili Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda deney grubundaki çocukların “Çocuklar İçin Biyofili Ölçeği” ön test-son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunduğu, deney grubundaki çocukların son test puanlarının ön test puanlarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan çocukların tamamının en çok biyofobik tercihte bulunduğu maddenin “su birikintisinde zıplama” olduğu görülmüştür. Sonuç olarak doğa temelli çevre etkinlikleri çocukların doğaya yakınlıklarını arttırmada etkili olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCILAŞTIRAN YARIŞ: OKULLARDA PROJE BAZLI UYGULAMALARIN MARX’IN YABANCILAŞMA KAVRAMI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72925</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72925</guid>
      <author>Ersin YAĞANFatih BAYDAR </author>
      <description>Son zamanlarda okullarda sayıları oldukça artan proje bazlı uygulamaların öğretmenler tarafından nasıl değerlendirildiğini Marx’ın Yabancılaşma kavramı temelinde ele almayı amaçlayan çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni ile kurgulanmıştır. İstanbul İli Tuzla İlçesinde bulunan kamuya ait farklı kademelerdeki okullarda (ilkokul, ortaokul, lise) görev yapan 20 öğretmen ile araştırmacılar tarafından geliştirilen yüz yüze görüşme formu aracılığıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tâbi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda Marx’ın öne sürdüğü yabancılaşmanın 4 temel boyutu olan “insanın kendi etkinliğinin ürünlerine yabancılaşma, üretken etkinliğinin sürecine yabancılaşma, kendi özsel doğasına, insanlığına yabancılaşma ve öteki insanlara yabancılaşma” aşamaların öğretmenler tarafından okullarda algılandığı görülmektedir. Okullarda uygulanan proje bazlı uygulamaların yabancılaşmayı derinleştirdiği anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 PANDEMİ SÜRECİNDE FEN BİLİMLERİ ÖĞRETMENLERİNİN UZAKTAN EĞİTİME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71648</guid>
      <author>ŞEFİK KARTALİlknur SERİN ,Şefik KARTAL </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, ortaokul Fen Bilimleri dersi öğretmenlerinin Covid-19 pandemisi sırasında uzaktan eğitimde yaşananlara ilişkin düşüncelerini derinlemesine incelemektir. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla öğretmenlere internet aracılığıyla açık uçlu yazılı anket formu gönderilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu farklı okullarda görev yapan 29 öğretmen oluşturmuştur. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Öğretmenler olumlu deneyimlerine örnek olarak eğitim teknolojilerini ve Zoom, EBA gibi eğitim uygulamalarını kullanmayı öğrendiklerini ifade etmişlerdir. Öğretmenler, öğrencilerin derslere katılımının az olması, internet sorunları, öğrencilerin motivasyonlarının düşük olması ve uygulamalı öğretimin zorluğu gibi olumsuz deneyimler yaşadıklarını belirtmişlerdir. Uzaktan eğitim sürecinin verimli olabilmesi için internet sorununun ortadan kaldırılması, öğrencilere fırsat eşitliğinin sağlanması ve uzaktan eğitim süreci ile ilgili öğretmen, veli ve öğrencilere hizmet içi eğitim verilmesi önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEĞİŞEN ANNE BABALIK: FORMEL BİR YAPI OLARAK ANNE BABA OKULLARI ÖRNEĞİNDE ANNE BABALIĞIN LİSANSLAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71406</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71406</guid>
      <author>Işılay GÖKTÜRK</author>
      <description>Anne babalık bir toplumsal rol biçimidir. Anne babalık geçmişten bugüne özellikle toplumsal değişimin hızlı ve her alanda belirleyici bir unsur olduğu günümüzde yapısal bir değişim sürecine girmiştir. Bu değişim sürecine çocuk faktörü, çocuk yetiştirme biçimleri/sitilleri ve aile kurumu, aile kurumunun değişen yapısı da eklendiğinde toplumsal bir rol biçimi olan anne babalığı ele almak gerekmektedir. Bu perspektif anne babalığın kavramsal bir çerçevesi olan ebeveynlik üzerinden çeşitli alanlarda tartışılmaya açılmıştır. Ebeveynlik biçimlerinin sosyal bilimlerin hemen her alanında bir tartışma, araştırma konusu haline gelmesi değişimin ivmesi açısından dikkat çekicidir. Bu çalışma ise ebeveynlik tartışmalarının arka planda işlediği bir perspektifle anne babalığın toplumsal pratiklerdeki rolü üzerinden kurulacak bir bağa kurumsallaşma ve formelleşme açısından odaklanacaktır. Kültürel yapının ve geleneğin kuşaklara aktarımında anne ve babalık toplumsal bir rol biçimi oldukça önemli bir işlev görür. Kültürün aktarımı işlevinin aile ve aile bireyleri etrafında şekillenen bir yapısal form olduğunu ve bu formun gündelik yaşamın kültürel pratiklerine yansıyan kendiliğinden’liğe dayanan bir süreç olduğunu ifade etmek mümkündür. Ancak günümüzde farklı kurumsallaşma ve formelleşme biçimlerinin bu aktarıma dahil olduğu ifade edilebilir. Yetişkin eğitimi çerçevesinde yer alan anne baba okulları bu ilişkiselliğin hem sonucu hem de kaynağı olarak konumlanmıştır. Bu gibi kurumsal yapılanmalarla birlikte kendiliğinden, doğallıkla ve içselleştirilmiş yapısal formu ile işleyen anne babalığın formel eğitim sistemi içinde sertifikasyonlama ya da lisanslama süreçlerine dahil olduğu görülmektedir. Bu çalışma da anne babalığın formelleştiği ve kurumsal eğitim süreçlerine dahil edildiği bir yapı olan anne baba eğitimi ve anne baba okullarını tartışmaya açmayı hedeflemektedir. Bu tartışmada anne baba okulları tarihçesi ve günümüz örnekleriyle anne babalığın toplumsal örüntülerinin formelleştiği, kurumsallaştığı ve lisanslaştırıldığı bir biçim olarak ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜHİMME DEFTERLERİNE GÖRE 16. YÜZYILIN İKİNCİ YARISINDA ORTADOĞU COĞRAFYASINDAN GÜHERÇİLE TALEBİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71757</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71757</guid>
      <author>Mehtap ÇELİK</author>
      <description>Bu çalışmada, ateşli silahların önemli bir hammaddesi olan güherçilenin, üretiminden barut haline getirilinceye kadar geçirdiği aşama, mikro düzeyde bir örnekle ortaya konularak, mevcut bilgilere katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Bu bağlamda Osmanlı devletinde, barut imalatı ve bu imalatın en önemli hammaddelerinden biri olan güherçile üretiminin işleyişi ve bu işleyiş içerisinde karşılaşılan problemler, devletin Ortadoğu topraklarında yer alan güherçile ve barut üretim merkezleri üzerinden incelenmiştir. Barutun savaşlarda kullanılıyor olması, güherçileyi harp sanayisinde değerli kılmış, devletler birbirleriyle rekabet edebilmek için ateşli silahlara ve toplara her zaman ihtiyaç duymuşlardır. Bu nedenle güherçilenin tedarikinden itibaren bütün organizasyon devlet tarafından gerçekleştirilmiştir. Nitekim erken klasik dönemde hem Avrupa devletleri hem de Osmanlı devletinin savaş için örgütlendiği ve bu hususta Osmanlıların Avrupalılar ile rekabet edebilecek bir seviyede olduğu bilinmektedir. Önemli bir harp malzemesi olan güherçilenin tedariki ile ilgili çalışmamızın ana kaynağını ise, klasik döneme ait birçok araştırmaya kaynaklık etmiş olan Mühimme defterleri oluşturmuş ve bu bağlamda söz konusu defterlerden çıkarılan verilere göre, devletin, 16. yüzyılda, batıda Habsburglara, doğuda Safavi devletine, Akdeniz ve Hint denizinde de Venedik ile Kutsal İttifaka karşı giriştiği mücadelelerde Ortadoğu topraklarından çıkarılan güherçile ve baruta azami ölçüde ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE GÖÇÜN TOPLUMSAL DEĞERLERE ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71238</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71238</guid>
      <author>Özcan EKİCİAbdulmelik DOĞAN  ,Seyid BAKIR </author>
      <description>Geçmişten günümüze insanlar birçok farklı sebepten yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalmışlardır. İnsanların yaşadıkları mekândan kültürel, siyasal, sosyal ve ekonomik nedenlerle ayrılmaları göç kavramıyla ifade edilmiştir. Tarihsel süreç içerisinde dünyanın farklı bölgelerinde büyük göç olaylarıyla karşılaşılmıştır. Günümüzde göç olayları daha da artmış insanlar iyi bir yaşam standarttına ulaşmak ve iş bulabilmek için göç etmeye başlamışlardır. Ayrıca günümüzde yaşanan savaşlar da diğer birçok ülkeyi etkilemiş ve toplumlar büyük göç dalgalarıyla karşılaşmışlardır.  Yapılan bu göçler bireyin kendisini etkilediği gibi aynı zamanda toplumu ve gidilen yeri de etkilemiştir. Göç eden bireylerin farklı kültürel özelliklere sahip olması nedeniyle gittikleri yerde hem bireysel hem de toplumsal değer anlayışında değişimlere yol açmışlardır. Bireyde ve toplumda meydana gelen bu değişim, benimsenen değerleri olumsuz etkilediği takdirde, toplumsal açıdan sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle araştırmanın temel amacı “göçün toplumsal değerlere etkisini” Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşleri çerçevesinde belirleyebilmektir.  Bu amaç doğrultusunda araştırma temel nitel araştırmaya uygun olarak gerçekleşmiştir. Araştırmaya 2022-2023 öğretim yılında Diyarbakır il merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapmakta olan 20 Sosyal Bilgiler öğretmeni katılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu amaçlı ölçüt örnekleme yöntemiyle Sosyal Bilgiler öğretmenleri katılımcı olarak belirlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından uzman görüşüne başvurularak geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme sonucunda, göç ile beraber yeni gelen bireylerin değer algılarının değiştiği, toplumda göç ile beraber bireylerin değer algılarında (kimlik bunalımı, yalnızlaşma, aidiyet duymama, güvensizlik, değer çatışması, dürüst olmama, bağımsız ve özgür düşüneme) değişme olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COCA-COLA REKLAMLARINDA KÜYERELLEŞEN MOTİFLER </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71783</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71783</guid>
      <author>Recep BAYRAKTAR</author>
      <description>Seri üretimin getirisi olan standartlaşma benzer tüketim ürünlerinin dünya genelinde yayıgınlaşmasını sağlamasının yanı sıra ürünlerin benzer reklam mesajlarıyla tanıtımına da zemin hazırlamıştır. Üretim ve tanıtım açısından standartlaşma yaklaşımı avantajlar sağlamış olsada dünya genelinde faaliyette bulunan küresel ölçekli firmalar açısından tek bir stratejiyle tüketicilerin bütününe ulaşmanın karşılaştığı zorluklar ve tüketim potansiyeli olan tüketicilerin tamamına ulaşma amacı faaliyette bulunulan pazarların yerel, kültürel unsurları dikate alınarak yerelleştirme stratejilerinin geliştirilmesine neden olmuştur. Yerelleştirme stratejisiyle yerelin beklentilerine yönelik ürünler geliştirilmekte tanıtım faaliyetleri de bu doğrultuda gerçekleşmektedir. Standartlaşma ve yerelleştirme stratejilerinin yanı sıra küresel olarak faaliyet yürütmekte olan; fakat çeşitli yerellikler içerisinde konumlanan/küresel düşünen yerel hareket eden faaliyetleri açıklayan küyerelleşme kavramı farklı bir strateji olarak kendisini göstermektedir. Bu çalışmada standartlaşma ve yerelleştirme stratejilerini birbirine kaynaştıran, küreseli ve yereli aynı anda içerisinde barındıran küyerelleşme stratejisi nezdinde küresel ölçekte dünyanın farklı coğrafyalarında faaliyet yürüten Coca-Cola reklamları içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Küresel olarak standartlaşmış bir lezzet olan Coca-Cola’nın tanıtım için kullandığı çeşitli yerel-kültürel unsurları içeren reklamlar Coca-Cola resmi YouTube kanalı içerisinden amaçlı örneklemeyle seçilmiştir. Coca-Cola’nın farklı ülkelerde ki tanıtım faaliyetlerinde yerele ait çeşitli dini ve kültürel unsurları reklamlarda kullandığı tespit edilmiştir.         </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TELEVİZYON YAYINCILIĞINDA METAVERSE UYGULAMALARI: DÜNYADAN VE TÜRKİYE’DEN İLK ÖRNEKLER </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71023</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71023</guid>
      <author>Şadiye KOTANLI KIZILOĞLUSibel AK  </author>
      <description>Hızla gelişen teknolojiyle birlikte ekran ve yayın sektörü de yenilenmeye, gelişmeye ve değişmeye devam etmektedir. Bu yeniliklerden Metaverse ve Web 3.0 gibi teknolojiler geleneksel yayıncılığın dışında içerik dağıtımının yeni yollarını sunmaya başlamıştır. Aracıların ortadan kalkmasıyla içerik oluşturanların daha özgür ve esnek bir ortamda hedef kitlelerine ulaşması mümkün hale gelmiştir. Blockchain, Web 3.0 gibi teknolojilerle ve meta veri tabanının ortaya çıkmasıyla ekran ve yayın teknolojisi bu değişime uyumlanma çabası içinde farklı deneyimler yaşamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yayıncılık konusunda son yıllarda yaşanan değişimleri Metaverse kapsamında ele almak, televizyon yayıncılığı konusunda ilk denemeleri incelemektir. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılarak, dünyada ve Türkiye’deki ilk Metaverse televizyon yayınları incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda Metaverse ile televizyon yayıncılığın ilk örneklerinin çoğunun 2022 yılında verildiği görülmüştür. Türkiye’deki örnekler ulusal kanalların bir televizyon programında ve sınırlı bir sürede Metaverse ile bağlantı gerçekleştirilerek yapıldığı tespit edilmiş, Metaverse ile ilgili ilk örneklerin dışında herhangi bir yayın bilgisine ulaşılamamıştır. Dünyadan örneklerde ise avatarlarla yapılan yarışma programı beklenen ilgiyi görmemiş, reyting oranları istenilen düzeye ulaşamamıştır. Sonuç olarak hem dünyada hem Türkiye’de Metaverse ile televizyon yayıncılığının henüz başlangıç aşamasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Coğrafya Neden Önemlidir? Kent Merkezli Sosyal Hareketlerin Yerel ve Küresel Özellikleri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64654</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64654</guid>
      <author>Şeyma KARAMEŞE</author>
      <description>This paper mainly examines the meaning of social movements in urban contexts from a social-geographic standpoint, focusing on Cochabamba, Bolivia, as a case study. The Bolivian water war and social uprising against global and local privatization actors demonstrated that, contrary to modernization assumptions and developmental perspectives, "underdeveloped" countries resist political agendas imposed on them. This means that the patterns of globalization are directed by the needs and expectations of each country. In this regard, social movements are a synthesis of local and global dynamics that should be studied using a multilevel approach. All of these intertwined relationships can only be understood from a social-geographic standpoint that emphasizes the importance of space. This is due to the fact that urban space is more than just homogeneous interactions; it has a national context and a regional structure. The interdependence of flows and regional powers shapes the path of social movements.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEVGİ SOYSAL’IN ŞAFAK ADLI ROMANININ OLUŞUMSAL YAPISALCI ANLAYIŞ AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72388</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72388</guid>
      <author>Tahsin YAPRAK</author>
      <description>Edebiyat sosyolojisi, hem bir eseri oluşturan sosyal etkiyi hem de bir sanatçının/eserin topluma etkilerini inceleyen bir bilim dalıdır. Bu alanda yaptığı çalışmalarla tanınan Lucien Goldmann, &lt;em&gt;Roman Sosyolojisi&lt;/em&gt; adlı çalışmasında roman özelinde bu etkileşime dair çıkarımlarda bulunmuştur. Ona göre, romanın içyapısı, romana hâkim olan dünya görüşünün izlerini taşır. Sadece romanın içyapısına bakmak romandaki toplumsal etkiyi, sadece roman üstünde etkili olan toplumsal etkiye bakmak da eserin edebî yönünün ıskalanmasını neden olur. Bu nedenle Goldmann “anlama” ve “açıklama” olarak isimlendirdiği iki ayrı bakış açısıyla romanların analiz edilmesi gerektiğini düşünmüştür. Goldmann bu okuma yöntemini “Oluşumsal Yapısalcı” yöntem olarak adlandırmıştır. Çalışmada Sevgi Soysal’ın &lt;em&gt;Şafak &lt;/em&gt;adlı romanı bu anlayış açısından analiz edilecektir. Bunun için “anlama” aşamasında öncelikle romanın içyapısını oluşturan unsurlar, gereksiz detaylar ayıklanarak ve nesnel bir bakışla, ortaya konacaktır. “Açıklama” aşamasında ise romanda beliren dünya görüşüne dair tespitlerde bulunulacaktır. Bu okuma yöntemiyle incelenecek olan &lt;em&gt;Şafak&lt;/em&gt;, Sevgi Soysal’ın Adana sürgünü sırasında yaşadığı gerçek bir olaydan esinlenilerek kaleme alınmış bir romandır. Soysal, romanında akşam misafir olarak bulunduğu eve yapılan polis baskını üzerinden, Adana’nın sosyal dokusunu, güç karşısında insanların düştükleri durumları, hukuka bağlı olmanın önemini ele almıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ KONUŞMA ÖZ YETERLİKLERİ İLE KONUŞMA KAYGILARI ARASINDAKİ İLİŞKİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68642</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68642</guid>
      <author>Zeynep CİN ŞEKERDerya YÜCEL ÇETİN  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma öz yeterlikleri ile konuşma kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin üniversite, cinsiyet, Konuşma Eğitimi dersini alma ve topluluk karşısında konuşma yapma durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışma nicel araştırma yaklaşımıyla ilişkisel tarama modelinde yapılandırılmıştır. Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma öz yeterliklerine ilişkin verilerin toplanmasında Katrancı ve Melanlıoğlu (2013) tarafından geliştirilen ‘Öğretmen Adayları için Konuşma Öz Yeterlik Ölçeği’, konuşma kaygılarına yönelik verilerin toplanmasında ise Kinay ve Özkan’ın (2014) geliştirdiği ‘Öğretmen Adayları için Konuşma Kaygısı Ölçeği’ kullanılmıştır. Alt problemlere ilişkin bulgular SPSS 24 programında öncelikle normallik testlerine tabi tutulmuş ardından bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi, pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısına bakılarak analiz edilmiştir. Bulgulardan hareketle araştırmada Türkçe öğretmen adaylarının konuşma kaygılarının ve öz yeterliklerinin cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği; öğrenim gördükleri üniversiteye, topluluk karşısında konuşma yapma ve Konuşma Eğitimi dersini alma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği; Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma öz yeterlikleri ile konuşma kaygıları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL BEDEN EĞİTİMİ VE OYUN DERSİNDE ÖĞRENCİLERİN FİZİKSEL OKURYAZARLIĞIN REFAH POLİTİKALARINA ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72628</guid>
      <author>Arzu PEKĞÖZ ÇEVİKERZuhal AYHAN  </author>
      <description>öğrencilerin Beden Eğitimi ve Oyun Dersi müfredat uygulaması kapsamında  fiziksel okuryazarlık okumalarını araştırarak alan yazına katkı sunmaktadır. Bu amacı gerçekleştirme de nitel araştırma tekniklerinden kaynak tarama yöntemi kullanılmıştır. Fiziksel okuryazarlıkta ise fiziksel olarak aktif yaşam tarzları bağlamında çok yönlü bireysel deneyimleri bütünsel olarak kapsayan teorik bir kavrama ihtiyaç duyulmaktadır. Fiziksel okuryazarlık kavramı son yıllarda artan bir ilgi görmektedir. Araştırma sonuçlarına göre, ilkokul düzeyindeki öğrencilere Beden Eğitimi ve Oyun Dersi müfredatına destek olarak 7-11 yaş arası çocuklar için teori temelli bir fiziksel okuryazarlık etkinliği üretmekte ve geleneksel zorunlu atmosferin dışında ilkokul düzeyindeki öğrenci merkezli kavramı kolaylaştırmak için ilkokullardaki ders dışı zamanı kullandığı ortaya çıkmıştır. Bu etkinliğin özgünlüğü, açık teori-içerik bağlantılarında, fiziksel okuryazarlık alanları arasındaki bütünleştirici ilkelerin dikkate alınmasında ve sınıf öğretmenlerinin Beden Eğitimi ve Oyun Dersi müfredatı ile destekleyerek geniş bir bilgi birikimine destek olması beklenmektedir. Ömür boyu sağlık temelinde eğitim ve sosyal politikanın çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi; farkındalığın arttırılması, ebeveyn ve öğretmenlerin rolünün güçlendirilmesi; çocukların fiziksel okuryazarlık ve temel hareket becerilerinde yaşam boyu refahına yönelik standartların geliştirilmesi ve uygulanması yönünde savunucusu olmak zorundadır. Diğer yandan ilkokul düzeyindeki öğrencilere Beden Eğitimi ve Oyun Dersi müfredatına uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrıca çocuklar arasında fiziksel olarak aktif yaşam tarzlarını özellikle teşvik etmek için güçlü sosyal politikalar benimsenmeli ve uygulanmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>WHATSAPP AİLE GRUPLARININ AİLE İLETİŞİMİNDEKİ ROLÜ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72100</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72100</guid>
      <author>İsmail BAYDİLİ</author>
      <description>Teknolojik devrimlerin yaşandığı günümüz dünyası, bireylerin iletişim araçlarını da yeniden şekillendirerek, bireylere yeni imkânlar sunmaktadır. Bu yeni imkânlardan birisi de bireylerin ucuz ve hızlı iletişim kurmalarına olanak tanıyan anlık mesajlaşma programlarıdır. WhatsApp, anlık mesajlaşma programları arasında dünyada en çok tercih edilen uygulama olarak dikkat çekmektedir. WhatsApp, kullanıcılarına sunduğu kullanışlı ara yüzü, multimedya paylaşabilme yeteneği ve gerçek zamanlı etkileşim özellikleriyle, bireyin günlük yaşamımın vazgeçilmezi haline gelmiştir. Bireylerin hem iş hem de özel hayatlarındaki iletişim ihtiyaçlarında yoğun olarak kullandıkları uygulama, aynı zamanda aile içi iletişimde de bir değişim meydana getirmiştir. Bu çalışma WhatsApp aile gruplarının, aile üyeleri arasındaki iletişimi nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Araştırmada araştırmanın amacına uygun üç varsayım oluşturulmuş ve çalışma bu varsayımlara göre şekillendirilmiştir. Araştırma kapsamında 3 WhatsApp aile grubu nicel içerik analiziyle incelenmiş ve bu gruplardaki katılımcılardan 13 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmada iki yöntemin kullanılmasının nedeni, çalışmada daha net sonuçlar elde etme isteğidir. Görüşme sonucunda WhatsApp aile gruplarının aile içi iletişimde etkin olduğu, uzak mesafelerdeki aile üyelerinin aile bilincini güçlendirdiği ve kuşaklararası iletişimin güçlenmesine katkı sağladığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİHİNSEL ENGELLİ CİNSEL İSTİSMAR MAĞDURU ÇOCUKLARLA ADLİ GÖRÜŞME  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71015</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71015</guid>
      <author>Hüseyin BATMANGökçe ULUIŞIK </author>
      <description>Cinsel istismar vakaları son yıllarda dünya genelinde artış göstermektedir. Yapılan araştırmalar engelli çocukların cinsel istismar mağduru olma riskinin diğer gruplara nazaran daha yüksek olduğunu göstermektedir. Adli sistem içinde suçun mağduru durumunda olan çocuklar yaşadıkları olayları anlatma ve seslerini duyurma konusunda zorluklar yaşamaktadır. Özellikle engelli çocukların bu zorluğu diğer çocuklara nazaran daha yoğun yaşadığı düşünülmektedir. Cinsel istismar hadiselerinde genelde çocuk ve fail dışında başka görgü tanığı bulunmamaktadır. Bu durum çocukla yapılacak adli görüşmenin önemini arttırmaktadır. Zihinsel engelli çocuklarla adli görüşme sınırlı kelime dağarcığı, etkiye alınma riski, dikkati uzun bir süre toparlayamama, hatırlama ve anlatım güçlükleri nedeniyle diğer adli görüşmelerde daha fazla zaman, dikkat, bilgi ve beceri gerektirmektedir. Adli görüşmecilerin engellilik ve zihinsel engelli cinsel istismar mağduru çocuklarla adli görüşmeyi nasıl yürüteceğine ilişkin gerekli bilgi ve beceriyle donatılması adli görüşmelerin başarılı şekilde gerçekleştirilmesi, tam ve doğru bilgiye ulaşılması bakımından son derece önemlidir. Türkiye’de henüz kırılgan gruplara (çocuk, engelli vb) yönelik bir görüşme protokolü bulunmamaktadır. Bu eksikliğin ivedi şekilde giderilmesi gerektiğine inanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEK PARTİ DÖNEMİ SİYASAL AKIMLARI VE FİKİR DERGİCİLİĞİ ÜZERİNE BİR ANALİZ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70266</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70266</guid>
      <author>Dilşad TÜRKMENOĞLU KÖSEHilal BEKTAŞ  </author>
      <description>Fikir dergileri, yaşadıkları dönemin siyasi konjonktürünü etkileyebilme ve yansıtabilme niteliğine sahip basın yayın araçları arasında yer almaktadır. Çalışma kapsamında; bu işlevleri nedeniyle Kadro, Ağaç ve Çınaraltı dergileri seçilmiştir. Tarihsel-Betimsel analiz yöntemi ile amaca dayalı örneklem yöntemi bir arada kullanılan çalışmada, Kemalist ideolojiden farklılaşan siyasi düşüncelerin, hâkim ideolojiye rağmen fikir dergileri aracılığıyla var olabildikleri görülmüştür. Yaşanılan dönem dikkate alındığında, otoriter nitelikte kabul edilebilecek bir yönetim döneminde, hâkim ideoloji haricinde düşüncelerin toplumla doğrudan etkileşime girebilmiş olması dikkat çekicidir. Ayrıca literatür taraması yapıldığında, farklı çalışma alanlarında tek partili döneme çokça yer verildiği görülmektedir.  Fakat spesifik olarak dönemin fikir dergilerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirildiği bir araştırmanın bulunmaması dikkat çekicidir. Daha önce bu içerikle bir çalışma yapılmamış olmasının yanı sıra, çalışma konusu olan dergilerin döneme siyasi ve sosyal anlamda yön verme mücadeleleri elde edilen çarpıcı bulgular arasında yer almaktadır. Bu özgün değer ile birlikte çalışmanın Tek Parti dönemi fikir dergilerinin analizi açısından literatüre katkı yapacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İngilizce Öğretmen Adaylarının Tükenmişlik Düzeylerinin ve Nedenlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71862</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71862</guid>
      <author>Zeynep AÇIKGÖZMeral CEYLAN ÇAPAR  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı İngilizce öğretmen adaylarının acil uzaktan eğitim sürecinde yaşadıkları ile ilgili tükenmişlik düzeyleri ve altında yatan sebepleri araştırmaktır.  Ayrıca, temel bilgisayar becerilerinin etkileri de dikkate alınmıştır. Bu amaçla, çalışmada karma yönteme dayalı sıralı açıklayıcı bir desen kullanılmıştır. Maslach Tükenmişlik Envanteri-Öğrenci Anketi'nin (Çapri vd., 2011) Türkçe versiyonu, genel tükenmişlik düzeylerini ve üç farklı tükenmişlik boyutunu araştırmak için İngilizce Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 227 öğrenciye uygulanmıştır. Temel bilgisayar becerilerinin etkileri ve tükenmişliğin altında yatan sebepler, demografik bilgi formu ve açık uçlu sorulardan elde edilmiştir. Sonuçlar, katılımcıların orta düzeyde tükenmişlik sergilediklerini göstermektedir. Ancak, temel bilgisayar becerileri ile genel tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca, nitel veriler katılımcıların tükenmişlik seviyelerinin nedeni temelde anksiyete ve acil uzaktan eğitimin kendisinden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Katılımcılar uzun ders saatlerinin, bilgisayardan ses ve görüntü ile derse katılımının onları zorladığını belirtmişlerdir. Bulgular, acil bir durumda öğretmen eğitimini ve öğrencilerin ruh sağlığını iyileştirmede etkili olabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ADANA’DA MİLLİ MÜCADELE VE FERDA GAZETESİ MUHALEFETİ (1918-1921)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70770</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70770</guid>
      <author>Aslı Emine ÇOMU</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Adana vilayeti 1918 yılının sonunda önce İngiliz ve sonra Fransız kuvvetleri tarafından işgal edilmiş ve bu işgal üç sene boyunca başta Türk ve Müslüman nüfus olmak üzere ciddi sıkıntılar oluşturmuştur. Maddi ve manevi zorluklar halkı gün geçtikçe zorlamış ve ciddi bir can güvenliği tehdidi de yaratmıştır. Bu durumun geçiciliği özellikle işgalci güçler tarafından sürekli dile getirilmiş ve halkın bu duruma karşı koymaması için çaba gösterilmiştir. Fakat bu çağrılar yaşanan sıkıntılar karşısında yetersiz kalmıştır.  İşgal aynı zamanda birbirine muhalif gruplar oluşturarak bu grupları birbirine düşürmüş ve bir taraf yabancı işgaline karşı silahlı direniş yanlısı olurken diğer taraf ise bu grupları çetecilik ve serserilikle suçlayıp boş bir maceranın peşinden koştuklarını iddia etmiştir. Müslüman ve Türk nüfusun yaşadığı zorlu koşulların bir sonucu olarak silahlı direnişin yanında yer alması ise bu çekişmeyi daha da şiddetlendirerek gruplaşmayı derinleştirmiştir. Makale bu ikili oluşumu merkeze alıp bu grupların tartıştığı ve propagandasını yaptığı konuları Ferda gazetesi üzerinden inceleyecektir. Adana vilayetinde muhalif basının başat oyuncularından olan bu gazete duruşu ve bakış açısıyla işgal yanlılarının sesi olmuştur. Her daim yabancı işgalini iyi ve faydalı göstermeye niyetli bu gazete Adana vilayetinin işgal dönemindeki sosyal bölünmesini de göstermesi bakımından önemlidir. Makale erişimin oldukça zor olduğu bu gazete üzerinden işgal yanlısı propagandayı incelemeye alarak daha önce konuyla alakalı yazılmış yayınların eksikliklerini de tamamlamayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE KİMYA DERSLERİNDE DİJİTAL OKURYAZARLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALTERNATİF BİR UYGULAMA ÖNERİSİ: CANVA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73018</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73018</guid>
      <author>Seyide EROĞLU</author>
      <description>Öğrencilerin 21. yüzyıl becerilerinden olan dijital okuryazarlıklarının geliştirilmesi ve derslerde teknoloji uygulamalarının yaygınlaştırılması için öğretmenlere yönelik örnek uygulamaların ortaya konması gerekmektedir. Bu amaçla, çalışmada, fen/kimya öğretmenlerine yönelik derslerine teknoloji entegrasyonu sağlayarak öğrencilerinin dijital okuryazarlıklarını geliştirebilmeleri amacıyla bir uygulama ve değerlendirme örneği ortaya konulmuştur. Çalışma etkinlik geliştirmeye uygun olarak tasarlanmıştır. Çalışmada "Kimya Bilimi" ünitesinde web 2.0 araçlarından Canva kullanılmıştır. Amaçlı örneklem yöntemlerinden tipik durum örneklemesi kullanılarak belirlenen Kayseri ilinde bir lisede öğrenim gören 9. sınıf seviyesinde 28 öğrencinin katılımıyla uygulama gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, sekiz değerlendirme ölçütünü içeren bir değerlendirme rubriği kullanılmış ve posterler bu rubriğe göre değerlendirilmiştir. Uygulamalar 3 hafta toplam 6 saat olacak şekilde ders saatleri içinde gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda, öğrencilerin süreçte keyif aldıkları, işbirliği ile çalışabildikleri ve öğrendiklerini daha iyi ifade edebildikleri gözlenmiştir. Çalışma sonunda, farklı Web 2.0 araçları temel alınarak oluşturulan ders materyalleri farklı ders ve konulara entegre edilebilir, kullanılan materyallerin kimya derslerinde öğrencilere farklı değişkenler açısından etkisinin araştırılabilir şeklinde önerilerde bulunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAZMA EĞİTİMİNDE ÖZ DÜZENLEME VE İLİŞKİLİ YAPILAR: BİBLİYOMETRİK BİR ANALİZ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71782</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71782</guid>
      <author>Hasan Basri KANSIZOĞLU</author>
      <description>Öz düzenleme; bireyin bilinçli olarak kendi davranışlarını, duygularını ve düşüncelerini yönetme, yönlendirme ve düzenlemesini içeren bir kavramdır. Bu çok boyutlu kavram, yazma eğitimindeki çeşitli araştırmaların konusu olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, söz konusu araştırmaları yazar, atıf ve yayınla ilgili çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu kapsamda 1980-2023 yıllarında yayımlanan ve Web of Science Core Collection veri tabanında yer alan 780 çalışma, VOSviewer yazılımı kullanılarak bibliyometrik analize tâbi tutulmuştur. Analiz sonuçları; anahtar kavramlar, çalışmanın yapıldığı ülkeler, en fazla atıf alan dergiler, yayınlar ve araştırmacılar gibi başlıklarda çeşitli ağ grafikleri ile görselleştirilmiştir. Çalışma sonucunda öz düzenleme ilişkili yapılar arasında en fazla öz yeterlik, kaygı ve motivasyon gibi yapıların araştırıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra çalışmaların artış eğiliminde olduğu ve konunun eğitim alanında daha fazla araştırıldığı tespit edilmiştir. ABD merkezli Frontiers in Psychology en fazla yayının, Contemporary Educational Psychology ise en fazla atıfın yapıldığı dergilerdir. En çok yayın yapan araştırmacı Steve Graham, atıf alan ve bibliyografik eşleşme gösteren yazar ise Frank Pajares’tir. Yayın yapan araştırmacıların bağlı bulundukları üniversitelerde de ABD öne çıkmaktadır. Türkiye yayın sayısı açısından artış eğiliminde olsa da atıf açısından istenen noktada değildir. Çalışma; yazma eğitiminde öz düzenleme alanındaki gelişim ve eğilimlerin belirlenmesine ve akademik üretkenliğin değerlendirilmesine katkı sağlayacak bulgular içermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BELEDİYE WEB SAYFALARININ TANIMA VE TANITMA AMAÇLI KULLANIMI: BURDUR’UN İLÇE BELEDİYELERİ ÜZERİNE BİR ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72386</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72386</guid>
      <author>Serkan ÖZTÜRK</author>
      <description>Dijital çağın hızlı dönüşümü her alanda olduğu gibi halka ilişkiler faaliyetlerini de değiştirmiş ve dönüştürmüştür. Kurum ve kuruluşların hedef kitlelerine yönelik tanıma ve tanıtma faaliyetlerinin dijital ortamlarda da güçlü bir şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda kurum ve kuruluşların hem kendini tanıtması hem de hedef kitlesini tanıması açısından önemli bir role sahip olan kurumsal web sitelerine daha fazla özen göstermeleri gerekmektedir. Kurumsal web siteleri bütün kurum ve kuruluşlar için, hedef kitleler ile çok hızlı iletişimin kurulabilmesine olanak tanıyan ve aynı zamanda kontrol edilebilir olan bir araçtır. Bu araç etkili kullanıldığı zaman kuruluşlara çeşitli kolaylıklar sağlamakta, imajlarına olumlu katkı sunmakta ve rekabette öne çıkmaya yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada özellikle halkla karşılıklı iletişimin vazgeçilmez olduğu belediyelere odaklanılarak, belediyelerin web sayfalarında halkı tanımak ve kurumu halka tanıtmak amacıyla yaptıkları faaliyetler incelenmiştir. İyi bir web sitesinde olması gereken özellikler göz önünde bulundurularak Burdur’un ilçe belediyelerinin web sayfaları özellikle halkla ilişkilerin önemli iki bileşeni olan tanıma ve tanıtma kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre belediyelerin web sayfalarının biçimsel özellikler bakımından gerekli kriterleri büyük ölçüde karşıladığı gözlenmiştir. Belediyelerin kurumsal web sitelerinde tanıtmaya yönelik faaliyetlerin de yeterli düzeyde gerçekleştiği gözlenirken, tanıma faaliyetlerinin ise düşük seviyede kaldığı ve tanımaya yönelik yeterli uygulamanın web sayfalarında bulunmadığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLASİK TÜRK EDEBİYATI MESNEVİLERİNDE MECÂZ VE HAKÎKAT SÖYLEMİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71811</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71811</guid>
      <author>HANDAN BELLİ</author>
      <description>Mesnevi nazım şekliyle yazılmış kıssa özelliği taşıyan metinler, edebî bir amaç güderken mesaj kaygısı da taşır. Edebî türlerde tekrar eden lafızlar bir mesajı iletirler. Lafızların mesnevilerdeki kullanımlarına bakıldığında bazı lafızların belli bir amaç için kullanıldığı görülmektedir. Mecâz ve hakîkat söyleminin çoğu mesnevide sıklıkla kullanılmasının ardında yatan sebebin görülmesi için klasik Türk edebiyatı mesnevilerindeki mecâz ve hakîkat lafızları incelenmiştir. Bu bağlamda yapılan inceleme sonucunda mecâz ve hakîkat lafızlarının farklı zamanlarda ve farklı şairlerce yazılan mesnevilerin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinde tekrar ettiği görülmüştür. Çalışmada mecâz ve hakîkat kelimelerine bakılmadan önce bu lafızların sözlük anlamlarına yer verilmiş, ardından bu lafızlar dört ana başlıkta incelenmiştir. Makale için nitel araştırma yöntemi seçilmiş ve doküman incelemesi yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda bu lafızların aşk, varlık, topluluk ve zıtlık bağlamında kullanıldığı tespit edilmiştir. Mecâz ve hakîkat söyleminin incelenen mesnevilerin çoğunluğunda yer alması bu konunun mesnevi şairleri için önem arz ettiğini göstermiş ve bu söylemle şairlerin hakikat konusu ile ilgili düşüncelerini ilettikleri görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>4-6 YAŞ KURAN KURSLARINDA DEĞERLER EĞİTİMİ SÜRECİNE İLİŞKİN KATILIMCI GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71181</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71181</guid>
      <author>Sare EVCİMİK</author>
      <description>Bu araştırmada katılımcı görüşleri bağlamında Elazığ İl Müftülüğü 4-6 yaş Kur’an kurslarındaki değerler eğitimi uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2018-2019 yılında Elazığ İl Müftülüğünde, 4-6 yaş Kur’an kurslarında görev yapan 20 öğreticiden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmaya katılan kişiler tamamen gönüllülük esası ile çalışmada yer almışlardır. Analiz sonucunda ulaşılan veriler, değerler eğitiminin okul öncesi dönemde çok gerekli olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Değerler eğitimi kapsamında en fazla sevgi, saygı, dürüstlük, sorumluluk, Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, vatan sevgisi, yardımlaşma, hoşgörü ve paylaşma değerlerine yer verdiklerini belirtmişlerdir. Değerler eğitimi içeriklerini daha çok drama etkinliklerinde ve oyun etkinliklerinde işledikleri, değerler eğitimi kapsamında cami ziyaretleri, tarihi yerleri ziyaret, resmi kurum ve kuruluşlara yönelik geziler düzenleyerek değerler eğitiminin daha kalıcı hale geldiğini ifade etmişlerdir. Ailenin değerler eğitimi sürecinde aktif katılım sağlamasının oldukça önemli olduğunu, değerlerin kazandırılmasında öğrenci ve aile kaynaklı nedenlerden, sınıfların fiziki şartlarından materyal eksikliğinden, medyanın olumsuz etkisinden dolayı zorlandıkları sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A QUANTITATIVE ASSESSMENT OF SELECTED POTENTIAL GEOSITES FROM GÜMÜŞHANE (TÜRKİYE) FOR THE DEVELOPMENT OF GEOTOURISM </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71660</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71660</guid>
      <author>Selim ERASLANKuttusi ZORLU  ,Volkan DEDE  </author>
      <description>Bu çalışmada Gümüşhane (Türkiye) ilinden seçilen yedi jeositin değerlendirilmesinde bir ÇKKV çerçevesinin önerilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Brilha (2016) tarafından tanıtılan jeosit değerlendirme kriterine göre değerlendirmesi yapılmak istenen yedi jeosit, ÇKKV yaklaşımlarından olan MEREC tabanlı TOPSIS ve EDAS teknikleriyle analiz edilmiştir. Sonuçlara göre, sahada en önemli kriterler; temsil edilebilirlik (SV1), güvenlik (PEU4 ve PTU4) ve yasal koruma (DR3) olmuştur. En önemli jeositlerin ise Karaca Mağarası ve Tomara Şelalesi olarak saptanmıştır. Çalışmada önerilen metodoloji ve elde edilen bulguların, konu literatürüne teorik bir temel sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca bulguların, planlama ve yönetim açısından yöre paydaşları için pratik çıkarımlar geliştirilmesinde iç görü sağlayabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanat Öznesi Olarak Yapay Zekâ ve Sanat Kamusallığının Demokratik İmkanları </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72399</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72399</guid>
      <author>Bülent POLAT</author>
      <description>Bu makalede, sanatın yaratıcısı olan öznenin sınırlarını yeniden ve demokratik bir altyapı üzerinde yeniden tartışmaya açacak eleştirel bir yaklaşım sergilenmektedir. Çünkü insan ve nesne arasındaki ilişki, tarihin son kertesinde insan-bilgisayar etkileşimi olarak adlandırılan bir nispi tümleşme haline kadar indirgenmiş olsa da yapay zekânın sosyal bir aktör ve bir sanat öznesi/sanatçı olarak yükselişinin arka planındaki demokratik ve kamusal dönüşümü tartışmak için bilimsel bir zemin kurulmalıdır. Bir post-hümanizma modu olarak ‘artırılmış’ sıfatını hak eden yeni insan ile yapay zekâ arasındaki sanat yaratma ilişkisinin özerklik ve bağımsızlık çerçevesinde, sanatın katılımcı doğasını, tekilliğini ve kamusallığını yeniden düşünmek için ufuk açıcı olduğu söylenebilir. Bu makalenin amacı, Adobe Firefly, ChatGPT, Midjourney, PlaygroundAI, Dall-E 2 gibi yapay zekâ araçlarının sanatsal özne konumunu bir insan-bilgisayar ilişkisi ekseninde tartışmak ve demokratik sanat anlayışının geldiği noktada nasıl bir forma büründüğünü irdelemektir. Bu kapsamda yapay zekânın imgelem gücü ile insanın meta-hafızası arasında özne-nesne ilişkileri kurulmuş, sanatsal alandaki hegemonik yapı içerisinde demokratikleşmenin imkanlarına değinilmiş ve son olarak sanat demokrasisi ile sanat bürokrasisi arasındaki ince ayrıma dayanan bir sanatsal ve araçsal akıl karşılaştırması yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNCEL ENERJİ GÜVENLİĞİ TARTIŞMALARI: DOĞU AKDENİZ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70902</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70902</guid>
      <author>Deniz ALCA</author>
      <description>İnsanlık tarihi, binyıllar boyunca çeşitli sebeplere dayanan birçok güç mücadelesi ve çatışmaya sahne olmuştur Her ne kadar tarih boyunca dünyanın hemen her köşesinde türlü kaynağın bölüşümüne dayalı küçük ya da büyük çaplı savaşlar yaşanmış olsa da bazı bölgeler, çağlar boyunca güç mücadelesinin süreklilik gösterdiği ve çatışmaların yoğunluğunun yüksek olduğu yerler olagelmişlerdir. Doğu Akdeniz de Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişim noktasında yer alması sebebiyle, tarih boyu yoğun güç mücadelelerinin yaşandığı önemli bölgelerden biridir. Günümüzde bölgede yeni mücadele, dünyada artan nüfus ve artan sanayileşme düzeyine de bağlı olarak yükselen enerji ihtiyacının körüklediği, enerji kaynaklarına ulaşma ve bunlardan güven altında yararlanabilme etrafında odaklanmaktadır. Bu sebeple Doğu Akdeniz’de enerji güvenliği hem pratik politik bir mesele olarak güncel hem de alanda var olan Güvenlik kuramlarını tartışmaya açmak ve sınamak için uygun bir örnektir. Doğu Akdeniz’de enerji meselesi etrafında yoğunlaşan güç mücadelesinin günümüzdeki bağlamı hem politik hem de iktisadi açıların çeşitli sosyolojik ve kültürel hassasiyetlerle de bütünleştiği karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu nedenle de özellikle son 10 yılda siyasi vr akademik çevrelerce yoğun olarak tartışılan güncel meselelerden biri halini almıştır. Bu çalışma, siyasal teori, uluslararası siyaset ve güvenlik çalışmaları alanlarının bir kesişiminden oluşan çok boyutlu bir bağlamda hazırlanmıştır. Bu bakımdan da çok boyutlu bir tartışma zemininde akademik katkı sunma potansiyeli bulunan bir çalışmadır. Çalışmada yöntem olarak, nitel araştırma yöntemlerinden, literatür taraması ve eleştirel söylem analizi kullanılmıştır. Çalışmanın üç ana hedefi bulunmaktadır: Güvenlik çalışmalarındaki ana teorik bakış açılarını veya paradigmaları anlamak; alandaki en önemli konular ve tartışmalardan bazılarını son katkılara vurgu yaparak incelemek; akademik literatürdeki teorileri ve argümanları çağdaş politika sorunlarına uygulamak ve hangi çerçevenin ağırlıklı olarak tercih edilmekte olduğunu ve nedenlerini ortaya koymak.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmenlerinin Meslek Yaşamlarında Karşılaştıkları Etik Sorunlar Ve Çözmeye Yönelik Stratejileri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71788</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71788</guid>
      <author>Şule KAVAK</author>
      <description>Bu çalışma, , Türkiye'deki okul öncesi öğretmenlerinin karşılaştığı etik ve mesleki ikilemlere derinlemesine bir bakış sunuyor. Araştırma, fenomenolojik bir yaklaşım kullanarak ve rastgele seçilmiş 69 okul öncesi öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yaparak, mesleklerindeki etik olmayan davranışlarla ilgili deneyimleri, izledikleri çözümleri ve bu olaylar için algılanan sorumluluğu derinlemesine araştırıyor. Bulgular, sözel ve fiziksel şiddet vakaları, ebeveynler ve yöneticilerle iletişim sorunları ve eğitim ortamlarındaki hiyerarşik güç dinamiklerinden kaynaklanan zorluklar dahil olmak üzere öne çıkan sorunları ortaya koymaktadır. Özellikle birçok eğitimci, profesyonel idealizm ile çalışma ortamlarının katı gerçekleri arasındaki çatışmayla boğuşur. Çalışma, eğitimciler için olumlu, kapsayıcı ve saygılı bir ortam sağlamak için geliştirilmiş destekleyici mekanizmalara, eğitim programlarına ve gözden geçirilmiş okul politikalarına ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Olumsuz Değerlendirilme Korkusunun Uzaktan Eğitim Öğrencilerinin Sosyal Kaygıları Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72633</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72633</guid>
      <author>Elvan ATAMTÜRKMehmet Zafer DANIŞ ,Sevde BÜLBÜL ,Cemile Şule POLAT </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, olumsuz değerlendirilme korkusunun uzaktan eğitim gören öğrencilerin sosyal kaygı düzeylerini etkileyip etkilemediğini araştırmak ve bulgulara dayalı olarak önerilerde bulunmaktır. Araştırma, 17 Temmuz ve 31 Temmuz 2023 tarihlerinde Sakarya Üniversitesi'ndeki üniversite öğrencileri ile elektronik tabanlı anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada demografik bilgi formu, Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği Kısa Formu ve Sosyal Anksiyete Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Pearson korelasyon analizi sonuçları, olumsuz değerlendirilme korkusu puanları ile sosyal kaygı puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçları olumsuz değerlendirilme korkusunun uzaktan eğitim alan öğrencilerin sosyal kaygı düzeylerini etkilediğini ortaya koymuştur. Bu sonuç ışığında, yükseköğretim kurumlarının sosyal kaygı konusunda farkındalığı artırmaları, öğrencilere erişilebilir danışmanlık hizmetleri sağlamaları, öğrencilerdeki sosyal kaygı belirtilerini tespit etmelerine, kapsayıcı ve destekleyici öğrenme ortamları oluşturmalarına yardımcı olmak için öğretim elemanlarına eğitimler sunmaları önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DEKİ ORTAOKUL STEM ARAŞTIRMALARININ İNCELENMESİ: SİSTEMATİK BİR ANALİZ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71654</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71654</guid>
      <author>Güliz AYDINBahaddin DURSUN  </author>
      <description>Çalışmanın amacı 2018-2022 yılları arasında Türkiye’de ortaokul öğrencileri ile yapılan STEM eğitimi araştırmalarını incelemektir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi kullanılmıştır. Farklı veri tabanlarından 165 akademik çalışmanın içeriği incelenmiş; bunlardan 19 akademik makale, 54 yüksek lisans tezi ve 9 doktora tezi olmak üzere toplam 82 çalışma araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin analizi için betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında çalışmalar, STEM-akademik başarı ve STEM-tutum olmak üzere iki ana temaya gruplandırılmıştır. Çalışma sonucunda, en çok ortaokul STEM araştırmasının 2019 yılında yayınlandığı görülmüştür. Araştırmalarda örneklem/çalışma grubu sayısının çoğunlukla 31-60 aralığında olduğu ve daha çok 7. sınıf öğrencileriyle çalışıldığı belirlenmiştir. Araştırmaya dahil edilen çalışmaların sonuçları, STEM çalışmalarının öğrencilerin kalıcı öğrenmeleri ile birlikte akademik başarılarını olumlu yönde etkilediği ve öğrencilerin fen bilimlerine ilişkin olumlu tutum geliştirmelerini sağladığı yönündedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


