






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2024 Sayı LXVIII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2928</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİ COĞRAFYA DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMLARIYLA İLGİLİ ÇALIŞMALARIN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74071</guid>
      <author>Nurcan DEMİRALPSelver KARACA  </author>
      <description>Bu çalışma, 2001-2023 yılları arasında coğrafya dersi öğretim programıyla ilgili yapılan lisansüstü tezler ve makaleleri çeşitli değişkenlere göre incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada, 4 doktora, 22 yüksek lisans tezi ve 39 araştırma makalesi olmak üzere toplam 65 çalışma incelenmiştir.  Çalışmalar, araştırmacılar tarafından geliştirilen “tez ve makale inceleme formu” kullanılarak, “yayın türü, yayın yılı, yapıldığı üniversite, amaçları, makalelerin yayınlandığı dergiler, veri toplama araçları, yazar sayısı, örneklem/ çalışma grupları, örneklem büyüklüğü ile veri analiz yöntemlerine” ait verilere göre incelenmiştir.  Çalışmanın yöntemi içerik analizidir. Yapılan içerik analizleri sonucunda; bu alanda yüksek lisans ve makalelerin olduğu ancak doktora sayısının çok sınırlı kaldığı, çalışmalarda öğretmen görüşlerine ağırlık verildiği, nitel araştırma yönteminin ve betimsel analizin daha çok kullanıldığı,  en çok çalışmanın 2019 yılında olduğu,  en çok yayının Gazi üniversitesinde yapıldığı,  programların öğretim ilke ve teknikleri kapsamında değerlendirilmediği, veri toplama aracı olarak en çok anket ve doküman incelemesinin kullanıldığı, örneklem büyüklüğünün 1-100 arasında yoğunlaştığı, çalışmaların daha çok tek yazarlı oldu, bazı dergilerde konu ile ilgili yayımların yoğun olduğu ve çalışmaların çoğunun 2018 programına yönelik olduğu gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları felsefe dersi öğretim programı gibi programlarla örtüşmektedir. Programa yönelik olarak özellikle öğretim ilke ve yöntemlerine ilişkin çalışmaların yapılması, konu ile ilgili doktora tezleri ile programların daha detaylı incelenmesi önerilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİMDE MAARİF VE MÜFREDAT YENİLEME İHTİYACI: TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ  ÜZERİNDEN TEORİK BİR ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74735</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74735</guid>
      <author>Burhan AkpınarBahadır KÖKSALAN </author>
      <description>Derleme niteliğindeki bu çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürütmekte olduğu, K-12 Beceriler Çerçevesi Türkiye Bütüncül Modeli / Türkiye Yüzyılı Maarif Model’ini, yerli ve milli perspektiften analiz etmektir. Bakanlığın ilgili projeye dair temel belgesi olan K-12 Beceriler Çerçevesi Türkiye Bütüncül Modeli dokümanı (2023) üzerinden, ilgili literatürden yararlanılarak yapılan analizden ulaşılan sonuçlar şöyledir: Adı henüz net olmadığı için şimdilik Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli olarak adlandırılan proje, Türk Eğitim Sistemi’nin 21. Yüzyıl temel becerilerine uyumunda doğru bir adımdır. İlham kaynağı ABD olan proje, bireyin bütüncül gelişimi bakımından birtakım yenilikler içermektedir. Projenin, eğitimde sistem, program, ders kitabı ve ortam tasarımı noktalarındaki ithal görüntüsü kabul edilebilir olsa da bu durum, bireyin kimlik ve sosyal aidiyetiyle alakalı sosyal-duyuşsal ve eğilimlerle ilgili olarak kabul edilmezdir. Dolaysıyla iyi niyet ve büyük çaba ile ortaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Model’de, adına yakışır şekilde, yerli ve milli dokunuşlara ihtiyaç vardır. Çünkü salt ithal model ve içerikle milli ve yerli zihinler inşa edilemez. Zira yabancı kavramlarla milli düşünülemez ve yerli ürünler ortaya konulamaz. Projenin sosyal ve beşeri içeriğine milli dokunuşlar yapılmaz ise, gelecek nesiller, 21. Yüzyıl becerilerine sahip olsa da, milli kimliği, yerli rengi ve sosyal aidiyeti olmadığı için küresel endüstri ve ekonominin becerili işgücüne dönüşebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEK ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN SAĞLIKLI YAŞAM BİÇİMİ DAVRANIŞLARININ KASLI OLMAYA YÖNELİK DÜRTÜYLE İLİŞKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71319</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71319</guid>
      <author>Cihan ÖNENMuhammed Bahadır SANDIKÇI  ,Duygu Büşra SANDIKÇI  </author>
      <description>Erkek öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını saptamak ve kaslı olmaya yönelik dürtüleriyle ilişkisini incelemek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışma kesitsel nitelikte ilişki arayıcı olarak tasarlanmıştır. Munzur Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde 2021-2022 Güz döneminde öğrenim gören erkek öğrenciler çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Kişisel Bilgi Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ II) ve Kaslı Olma Dürtüsü Ölçeği (KODÖ) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.  Katılımcıların SYBDÖ II puan ortalaması 129,93±22,89’dır. Öğrencilerin KODÖ puan ortalaması ise 48,07±16,00’dır. Kaslı olma dürtüsünün alt bileşeni KOAD ile SYBDÖ II ilişkisi orta düzeyde olup istatistiksel olarak anlamlıdır. Ölçeklerin toplam puanlarına göre değerlendirildiğinde SYBDÖ II ile KODÖ arasında istatistiksel olarak zayıf anlamlı bir ilişki vardır Katılımcılara ait değişkenlerin çoklu doğrusal regresyonu modelde; SYBDÖ II, ailesinin yaşadığı yer ve sigara kullanımı bağımsız değişkenleri kaslı olama dürtüsünü istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde açıklamaktadır. Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları kaslı olma dürtüsüyle ilişkilidir. Fakat kaslı olma tutumu sağlıklı yaşam biçimi davranışına yönelik olmadığı görülmüştür. Sağlıklı yaşam biçimi davranışı, sigara kullanımı ve yaşanılan yer kaslı olma dürtüsünü düşük oranda açıklamaktadır. Öğrenciler kaslı olmayı sağlıklı yaşam dışında pek çok amaçla arzu etmiş olabilir. İleriki çalışmalarda öğrencilerin kaslı olma dürtüsünü açıklayacak yeni değişkenlerle çoklu doğrusal regresyon modelleri oluşturulup konunun halk sağlığı boyutu tartışılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İCÂRE AKDİ’NDE TAZMİNATLAR (DAMÂN): MECELLE ÖRNEĞİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70662</guid>
      <author>M. ZÜLFİKAR FIRATMesut BAYAR </author>
      <description>Tazminat, medeni hukuk alanına giren bir yaptırım olup oluşabilecek zararların telafi edilmesini ifade eder. İslam medeni hukukunda önemli bir yeri olan Mecelle’de; Bey’(satış sözleşmesi), İcâre (kira sözleşmesi), kefalet ve emanet gibi konularda tazminatlar ile ilgili hükümler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı İcâre Akdinde yer alan tazminatların incelenmesidir. Mecelle’de icâre akdi incelendiğinde tazminatlar ile ilgili üç ana başlığın olduğu görülmüştür. Bunların ilki, kiralanan maldan elde edilecek olan ve zamanla ortaya çıkacak olan menfaatlerin tazminine ilişkin hükümler; ikincisi, kiracının tazminat noktasındaki sorumluluklarına ilişkin hükümler ve son olarak işçinin tazminatına ilişkin hükümler şeklindedir. Mecelle’de İcâre akdinde tazminatlar konusu ele alınırken Mecelle Komisyonu Mecelle maddelerini önce Hanefî mezhebinin daha çokta Ebu Hanifenin görüşleri çerçevesinde kaleme almıştır. Fakat zamanın şartlarının değişimi ve İslam içtihad geleneğinin vüs’at ve derinliği içerisinde konular ele alındığında daha sağlıklı sonuçlara varılacağı aşikârdır. Zira daha sonraları oluşturulan Mecelle Ta’dil Komisyonları da bu çerçevede değişiklik, ekleme ve çıkarmalara gitmiştir. Gerek mal sahiplerinin gerekse kiracıların mağdur edilmemesi için tazminatlar konusunda diğer mezheplerin görüşlerinden de istifade edilmesi İslam fıkhının günümüz sorunlarına çözüm üretmesi açısından önemli bir adım olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLİNİK SOSYAL HİZMETE İLİŞKİN KAVRAM KARIŞIKLIĞI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72708</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72708</guid>
      <author>Metin ERDEM</author>
      <description>Bu çalışmada sosyal hizmet literatüründe üzerinde kavram karmaşası yaşanan klinik sosyal hizmet kavramı ele alınmıştır. Söz konusu kavram karmaşası genellikle klinik sosyal hizmet kavramının tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmet kavramlarıyla karıştırılmasından ve ayırt edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Literatürde klinik sosyal hizmetin ya bu kavramlarla eş değer bir kavram olarak kullanıldığı ya da bu kavramların alt alanı olarak tanımlandığı görülmektedir. Çalışma bu üç kavram arasındaki farklılık, benzerlik ve ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bunun için öncellikle tıbbi, psikiyatrik ve klinik sosyal hizmet kavramlarının tanımı ve ortaya çıktığı tarihsel süreç incelenmiştir. Sonrasında ise bu kavramların aralarındaki ilişki incelenmiştir. Buna göre klinik sosyal hizmetin, tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmet ile aralarında iki temel fark olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklar yapısal ve işlevsel olarak kendini göstermektedir. Tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmet incelendiğinde genelci yaklaşımın esas alındığı, çalışma ve uygulamaların da bu yaklaşıma göre yapıldığı görülmektedir. Ancak klinik sosyal hizmet genelci yaklaşımdan ziyade uzmanlaşma yaklaşımını esas aldığı ve derin çalışma ve uygulamalar içerdiği için yapısal bir farklılık barındırmaktadır. Tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmetin işlevinin merkezinde kişilerin sosyal işlevselliğini güçlendirmek bulunmaktayken klinik sosyal hizmetin merkezinde ruhsal işlevselliğe odaklanmak yer almaktadır. Sonuç olarak klinik sosyal hizmet kavramı, içerdiği farklılıklar dolayısıyla tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmet kavramlarından farklı olarak ele alınmayı gerektirmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN SAHİP OLMASI GEREKEN ÖZELLİKLERE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74239</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74239</guid>
      <author>Yusuf GÜNAYDINGökmen GÜNEŞ ,Onur GÜLERYÜZ ,Tuğba KILCAN ,Bahadır KILCAN </author>
      <description>Araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin sahip olması gereken özelliklerin neler olduğuna yönelik öğretmen görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada katılımcıların tespit edilmesinde olası olmayan örnekleme türlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Uygun örneklem yöntemi ile 2022-2023 eğitim öğretim döneminin güz döneminde Kırşehir ili merkez ilçesinde görev yapan farklı branşlardaki dokuz ortaokul öğretmeni ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, öğretmen görüşlerini ortaya çıkarmak amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanmış açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmada, okul yöneticilerinin iletişim becerisine sahip, adaletli, lider özellikli, idealist, rehber, özgüvenli olması ve empati kurabilmesi yönünde görüşler ortaya çıkarken; yöneticinin yetki kullanmasında ise esnek ve hoşgörülü olması, mevzuat ve kanunlara uyması, inisiyatif ve sorumluluk alması da idarecilerden beklenen davranışlar olarak belirtilmiştir. Öte yandan katılımcılar, yöneticilerin okul iklimine katkısında sosyal ve kültürel faaliyetleri düzenlemesi, iletişimi güçlendirerek birlik ve beraberliği sağlaması gerektiğini dile getirmişler. Yöneticiliğin tercih edilmesinde ise ekonomik sebepler, hedef ve idealler, öğretmenlikte mesleki yetersizlik ve tayin işlemleri gibi sebeplerin etkili olduğunu belirtmişlerdir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN EĞİTİMİNDE SOSYOBİLİMSEL KONULAR ÜZERİNE YAZILAN ULUSAL TEZLERİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70825</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70825</guid>
      <author>Ufuk TÖMANGÖKÇE YILDIRIM  </author>
      <description>Araştırmanın amacı 2015-2022 yılları arasında Türkiye’de fen eğitiminde sosyobilimsel konulara yönelik yazılan tezlerin incelenerek, tezlerin araştırma konularının hangi eğilimler üzerinde olduğunun bütüncül olarak ortaya konulmasıdır. Buradan hareketle ülkemizde fen eğitiminde sosyobilimsel konular ile ilgili yazılan tezler incelenmeye alınmıştır. Bu çalışmada, fen eğitiminde sosyobilimsel konulara yönelik yazılan ulusal tezlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde ilk olarak uygun dokümanları bulmak için Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi veri tabanından faydalanılmıştır. Anahtar kelime olarak ‘Sosyobilimsel konular’, ‘fen bilimleri’ ve ‘fen eğitimi’ terimleri kullanılmıştır. Veri tabanında toplam 48 adet teze ulaşılmıştır. Verilerin analizi yapılırken tezler tek tek kodlanmış olup, tezlerin türü, yayın yılı, veri toplama araçları, örneklem grupları, araştırma yöntemleri ve desenleri, araştırma konuları ve tezlerden elde edilen sonuçlar analiz edilmiştir. Sonuç olarak sosyobilimsel konuların eğitim politikalarında ve öğretim programlarında yer almaya devam etmesi bu alanda yapılacak çalışmaların devam edeceğini göstermektedir. Her geçen gün sayısı artan sosyobilimsel konular karşısında bireylerin bilinçli kararlar verebilmesi için sosyobilimsel konular alanında yapılan çalışmaların artırılmasına ihtiyaç vardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜLÜŞ SİSTEMİNİN BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUK YÖNETİM YAPISINA ETKİLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71446</guid>
      <author>Yağız AKSAKALOĞLU</author>
      <description>Bu çalışma, eski Türk yönetim geleneği olarak ülüş sisteminin Büyük Selçuklu İmparatorluğu’na yansımalarını inceleyerek imparatorluğun yönetim yapısını tahlil etme niteliğinde bir giriş çabasıdır. Çalışmada ülüş sistemi üzerinden Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun karmaşık yönetim yapısını daha anlaşılır kılmak amaçlanmaktadır. Çalışmada eski Türk yönetim geleneğinin kuvvetli bir mirası olarak ülüş sisteminin Büyük Selçuklu imparatorluk yönetim yapısına nasıl yansıdığı ile birlikte ülüş sistemin nasıl tatbik edildiği ve bu sistemin değişime uğrayıp uğramadığı, bu sistemin imparatorluk yönetiminde merkeziyetçi mi yoksa âdem-i merkeziyetçi bir yapı mı kurduğu ve son olarak bu sistemin faydalarının ve zararlarının nasıl ortaya çıktığı araştırılmaktadır. Sonuçta ülüş sistemine dayalı, hanedan mensuplarının etkilerine açık federal bir sultanlık olarak ortaya çıkan Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nda, kuruluştan itibaren ülüş sistemine riayet edilse de hanedan mensuplarının etkilerinden uzakta daha merkezi bir federal sultanlık kurulması yönünde bir çaba gösterildiği anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>WEB OF SCIENCE VERİ TABANI ÜZERİNDEN FİNANSAL BAŞARISIZLIK TAHMİN ÇALIŞMALARININ BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74353</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74353</guid>
      <author>Çiğdem ÖZARI</author>
      <description>İşletmelerdeki finansal sıkıntıya maruz kalma, işletmeyle ilişkili grupları ve genel ekonomik yapıyı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, finansal başarısızlık, finansal sağlık, finansal sıkıntı, iflas tahmini ve finansal manipülasyon gibi konular, Altman Z-Skor modeli ile birlikte literatürde önemli bir yer edinmiştir. Bu çalışmanın ana amacı, işletmelerin finansal başarısızlıklarını belirlemede ve tahmin etmede Altman Z-Skor gibi yaygın olarak kullanılan skorlama modellerinin kapsamlı bir değerlendirmesini gerçekleştirmektir. Bir bağlamda, çalışmanın ana amacı Web of Science veri tabanında yer alan bu kavramlar ile ilgili bilimsel yayınların bibliyometrik göstergeler açısından incelenmesidir. Yazılım olarak R tabanlı bir kütüphane olan “bibliometrix” ve “bibliometrix’in” web tabanlı arayüzü olan “biblioshiny” kullanılmıştır. Bu kavramların yer aldığı bilimsel çalışmaların atıf sayıları, en çok yayın yapan ülkeler, en etkin yazarlar gibi bibliyometrik göstergeler değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, bu alandaki çalışmalarda Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Çek Cumhuriyeti’nin dünya çapında önde gelen ülkeler olduğunu göstermektedir. İncelenen çalışmalarda makalelerin dergilere atıf dağılımının Bradford Yasası'na uygun olduğu, ancak yazarların üretkenliğinin Lotka Yasası'na uyumlu olmadığı anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI SİYASAL PARTİ OLARAK TEMSİL EDİLMESİNE DAİR TARTIŞMALAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64723</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64723</guid>
      <author>Sibel DEMİRCİ  DOĞANAY</author>
      <description>Türk milliyetçiliğinin siyasal bir parti şeklinde temsil edilme tarihi genellikle Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin 1969 yılındaki kuruluşuna dayandırılmakla birlikte partileşmenin fikri manada tartışılması ve ilk örnekleri Osmanlı Devleti’nin son yıllarına kadar dayanır. Türkçülüğün siyasi ortamda savunuculuğunu ilk kez 1912’de kurulan &lt;em&gt;Milli Meşrutiyet Fırkası &lt;/em&gt;yürütmüş, basın sözcülüğünü de &lt;em&gt;İfham &lt;/em&gt;gazetesi yapmıştır. 1913’te kapatılan fırka ve gazete, 1919’da tekrar teşkilatlanıp &lt;em&gt;Milli Türk Fırkası &lt;/em&gt;ismiyle yeniden teşekkül edecektir. Türkçüler Millî Mücadele dönemi ve akabinde Cumhuriyetin kuruluş sürecinde bizzat görev almış ve Cumhuriyetin değerlerini benimseyerek, siyasetten azade bir kurum olan Türk Ocağı bünyesinde kültürel faaliyetlerine devam etmişlerdir. Bu makalenin konusunu Türk milliyetçilerinin İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği dönemde basına yansıyan partileşme tartışmaları oluşturmaktadır. Harbin neticelenmesinin ardından Türkiye’de oluşan yeni siyasal dinamiklerin sonucunda özellikle basın yayın, dernekleşme vb. faaliyetlerdeki artış Türk milliyetçiliğine de tesir etmiş, genç isimlerle görünür hale gelen Türkçü cenah özellikle dergicilik faaliyetlerine hız vermiş ve çıkarttıkları yayınlar dikkat çekmiştir. Bu yayınlarda Türk tarihi ve kültürü ile güncel siyasal konulara yer veren Türkçüler aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin geleceği, birlik oluşturma olanaklarını da tartışmışlardır. İşte bu minvalde yapılan tartışmalardan en dikkat çekeni siyasal parti kurup kurmamak ve bunun Türkçülüğe sağlayacağı katkı konusundadır. Bu tartışmalar Türk siyasi tarihimiz açısından önemli ve özgündür. Türk siyasal hayatında kurulan partilerin sayısı ve ömürleri, fikri alt yapılarının geçmişi ve siyasal istikrarları dikkate alındığında Türk milliyetçiliğinin partileşme sürecinin çalışılmaya değer olduğu görülecektir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmeni Adaylarının Öğretmen Öz-Yeterlik Algılarının Yordayıcısı Olarak Öz-Düzenleyici Öğrenme Becerileri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71517</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71517</guid>
      <author>Bilge GÖKMahmure İPEK </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının öz-düzenleyici öğrenme becerileri ile öğretmen öz-yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’nin Orta Karadeniz bölgesinde yer alan bir üniversitenin sınıf öğretmenliği bölümüne devam etmekte olan 158 öğrenciye öz-düzenleyici öğrenme ölçeği ve öğretmen öz-yeterlik ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmeni adaylarının öğretmen öz-yeterliliği, güdülenme ve öğrenme için harekete geçme, planlama ve amaç belirleme ve strateji kullanımı ve değerlendirme puanları ile orta düzeyde pozitif yönde ilişkiliyken öğrenmede bağımlılık ile düşük düzeyde ilişkilidir. Regresyon analizine göre sınıf öğretmeni adaylarının öz-düzenlemeli öğrenme becerileri, öğretmen öz yeterliği puanlarındaki değişimin yaklaşık olarak %26’sını açıklamakta olup yüksek düzeyde bir etki büyüklüğe sahiptir. Strateji kullanımı ve değerlendirme, güdülenme ve öğrenme için harekete geçme öz-düzenleyici öğrenme becerilerini sıklıkla kullanan sınıf öğretmeni adaylarının öğretmen öz-yeterlilikleri yüksektir. Ayrıca öğretmen öz-yeterliğinin en önemli yordayıcısı strateji kullanımı ve değerlendirmedir. Planlama ve amaç belirleme, öğrenmede bağımlılık öz-düzenlemeli öğrenme boyutları ise anlamlı birer yordayıcı değildir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VİDEO ARACILI ETKİLEŞİMDE ONARIM MEKANİZMALARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74354</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74354</guid>
      <author>Fatma KARACA TURHANBayram BAŞ  ,Ufuk BALAMAN  </author>
      <description>Bu çalışmada çevrim içi yabancı dil eğitiminde ekran yönelimli onarım özelinde duyulan araştırma ihtiyacının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle Konuşma Çözümlemesi (KÇ) yöntemi kullanılarak yürütülen araştırmaların kuramsal ve yöntemsel temeli betimlenmiştir. Bu temelde öznelerarasılığın sağlanamadığı ve çeşitli etkileşimsel sorunların ortaya çıktığı durumlarda devreye giren onarım mekanizmaları tanımlanmış ve öğrenme süreçlerinde gözlenen onarım etkinlikleri ekran yönelimli uygulamalar ekseninde özetlenmiştir. İlgili alan yazındaki çalışmalar KÇ araştırma yöntemi ekseninde ve yabancı dil eğitimi ortamlarının niteliği açısından onarımın merkezi bir konumda olduğunu göstermektedir. Özellikle çevrim içi dil eğitimi ortamlarında, ekranın etkileşimin dijital bir bileşeni olarak devreye girmesi, onarımın etkileşimsel rolüne yönelik araştırma ihtiyacını arttırmıştır. Her ne kadar ekran yönelimli onarım kavramı özelinde dolaylı katkılar sunan araştırma örneklerine alan yazında rastlansa da konu üzerine Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi bağlamında hiç değinilmemiş ve diğer dillerin öğretimi ve öğrenimi açısından ise sınırlı kanıta erişilebilmiştir. Bu kapsamda bu çalışmada ekran yönelimli onarım kavramı üzerine araştırma ihtiyacı detaylı bir şekilde ortaya konulmuş ve ilgili araştırmalara yönelik kuramsal bir temel oluşturularak bu alanda yürütülecek çalışmaların önü açılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE KİMLİK SİYASETİ OLARAK ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71277</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71277</guid>
      <author>Ahmet BEKTAŞ</author>
      <description>Kimlik kavramı, sosyal bilimlerde üzerinde en çok durulan ve tartışılan kavramların başında gelir. Tarihi çok eskilere dayanan kimlik kavramı, özellikle 2. yy.ın ortalarında sosyal bilimlerin tartışma konusu haline gelmiştir. Sosyal bilimler açısından kimliğin daha çok psikolojik ve sosyolojik boyutları üzerinde durulmuştur. Özellikle de konu bütünlüğü açısından sosyolojik boyut daha ön planda olmuştur. Kimlik, tartışması her ne kadarda benlik, kişilik kavramlarının önceliğini gösterse de toplumsal bütünleşme açısından sosyal boyutu daha önemli bir yere sahiptir. Kimlik siyaseti, özellikle 1960’lardan sonra önemli bir yere sahip olan yeni toplumsal hareketlere dayanır.  Bu bağlamda, çalışmamızın özünü oluşturan kimlik siyaseti olgusu üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Kimlik siyaseti düşüncesi stratejik olarak ulus devlet karşısında konumlanmakta ve onu çok kültürlü sosyal sistemi tek-kültürlü homojen olan bir sisteme dönüştürme eğilimlerini beslemekle eleştirmektedir. Bu düşüncede ulus devlet, kabul edilebilir bir kategori değildir. Ulus devletlerde çok kültürlülüğün baskın olması ve değişikliğin devamlı vurgulanması, kutsanması, sosyal tümlüğün kendi özgüllüğünü kesinleştiren tikelliklere ayırmaktan başka bir işe yaramaz. Sosyal alanın ayrıştırılması ise, dışlayıcılığın ağır bastığı ve birleşme kapasitesi zayıflayan bir sosyal düzen demektir. Çağımızda siyasi topluluk hem kültürel hem de heterojen bir sistem üstüne oturmuştur. Modern toplumların kültürel heterojenliği yadsınamaz bir gerçektir. Ulus bakımından kimlik referansının ve onun çevresinde biçimlenmiş uyumlu sosyal örgütlenmenin hakiki yaşamda karşılığını bulmak zordur, fakat beraber, kimlik kargaşası içinde yaşayan toplumun kimlik siyasetinde aşırılığa kaçması da mümkündür. Çalışmamızı da oluşturan çok kültürlülük, bu siyasi kimliklerden sadece bir tanesidir. Çok kültürlülük, aslında post modern dönemin bir problemidir. Türkiye’de de bunun izleri çok açık şekilde görülmektedir. Çalışmamız da bu yönde hazırlanmıştır. Türkiye’deki çok kültürlülük meselesinin nasıl bir sorun olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEB 2013 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMININ BİLİŞSEL VE MOTOR GELİŞİMİNE YÖNELİK KAZANIMLARININ DOĞA TEMELLİ ÖĞRENME AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71791</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71791</guid>
      <author>Filiz AYDEMİRVahide Yiğit GENÇTEN </author>
      <description>Bu araştırma, MEB 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'ndaki bilişsel ve motor gelişimle ilgili kazanım-göstergelerinin doğa temelli öğrenme açısından incelenmesini hedeflemektedir. Doküman incelemesi yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışma sonucunda, programdaki 13 bilişsel ve 4 motor gelişim alanına yönelik kazanımların doğa temelli eğitimi desteklediği tespit edilmiştir. Bilişsel gelişime yönelik kazanımlar, nesnelere/durumlara dikkat, tahmin yapma, hatırlama, gözlem yapma, eşleştirme, gruplama, karşılaştırma, sıralama, mekânsal yönergeleri uygulama, ölçme, neden-sonuç ilişkisi kurma, zaman kavramını açıklama ve problem çözme becerilerini içermektedir. Motor gelişime yönelik kazanımlar ise yer değiştirme, denge, nesne kontrolü ve küçük kas kullanımı gerektiren hareketleri içermektedir. Bu çalışma, Okul Öncesi Eğitim Programı'nda zaten yer alan ve doğa temelli öğrenmeyi destekleyen bu kazanımların, okul dışı ve doğa temelli etkinliklerin tasarlanması sürecinde dikkate alınmasını vurgulamaktadır. Bu şekilde, çocukların doğayla daha fazla etkileşime girmesi ve anlamlı öğrenme sürecine dahil olması için fırsatlar yaratılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUTLULUK: ÖZ DÜZENLEME VE DEPRESYON İLİŞKİSİNDEKİ ARACI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73435</guid>
      <author>İhsan AKEREN</author>
      <description>Depresyon günümüzün en yaygın ruh sağlığı sorunudur ve gün geçtikçe yaygınlaşmaya devam etmektedir. Bu çalışmada öz düzenleme ve mutluluğun depresyon üzerindeki etkilerinin incelenmesi ve mutluluğun öz düzenlemenin depresyon üzerindeki etkisinde aracılık rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik tabakalı örneklem yöntemiyle 316 lisans öğrencisine ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Öz Düzenleme Ölçeği, Mutluluk Ölçeği ve Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde tanımlayıcı analizlerle birlikte normallik analizleri, Doğrulayıcı Faktör Analizi ve iç tutarlık analizleri yapıldı. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemede AMOS 23 programı ile yol analizleri ve yapısal eşitlik analizi kullanıldı. Korelasyon bulguları, öz düzenleme ve mutluluk arasında pozitif, öz düzenleme ile depresyon arasıda negatif, mutluluk ile depresyon arasında negatif ilişkiler belirlemiştir. Regresyon bulguları, öz düzenlemenin mutluluğu pozitif yönde, depresyonu negatif yönde yordadığını, mutluluğun ise depresyonu negatif yönde yordadığını belirlemiştir. Aracılığa ilişkin bulgular, mutluluğun öz düzenleme ile depresyon arasında tam aracı olduğunu, bir diğer deyişle öz düzenlemenin depresyonu mutluluk üzerinden düşürdüğünü ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yasak Bölge 9: Johannesburg’ün Bilim-Kurgu Manzarasında Apartheid Yansımaları</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73140</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73140</guid>
      <author>Leyla ÖZYOLNalan TURNA </author>
      <description>Neil Blomkamp’ın yönettiği &lt;em&gt;Yasak Bölge 9&lt;/em&gt;, 2009’da vizyona girdiğinde büyük beğeni toplayan ve yaklaşık 211 milyon dolarlık gişe hasılatı elde eden bir bilim kurgu filmidir. Film araştırmalarında bilim kurgu, gerçekliğin çoklu temsilleri ve alegorik tasvirleri içeren görsel bir metin olarak kabul edildiğinden, bu makale, vizyona girdiğinde büyük yankı uyandıran, Johannesburg/Güney Afrika’daki apartheid ve apartheid sonrası dönemi (1980’lerden 2000’lere) yansıtan bu filmi incelemektedir. Bu çalışma tematik analiz yöntemini kullanarak, Neil Blomkamp’ın bilim kurgu sineması tarzını, tarihsel bağlantıları, ırk ayrımcılığını, uzaylılar aracılığıyla göçmenlere uygulanan kentsel apartheid uygulamalarını, apartheid/apartheid sonrası göndermeleri ele alarak filmin apartheid, göç ve güç ilişkileri içindeki sosyal dinamikleri nasıl tasvir ettiğini, Güney Afrika tarihindeki konut-mülk sorunlarını, Nijerya gettolarını ve &lt;em&gt;Yasak Bölge 9&lt;/em&gt; sakinlerinin istenmeyen görünürlüğünü araştırmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL MATEMATİK ÖĞRETİM PROGRAMININ VE DERS KİTAPLARININ MATEMATİKSEL İLİŞKİLENDİRME BECERİSİ VE DUYGUSAL ZEKÂYI DESTEKLEME POTANSİYELİ AÇISINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72930</guid>
      <author>Niymet DEMİRCİAygül KARTAL </author>
      <description>Bu araştırmada ilkokulda uygulanan matematik öğretim programı ve ilkokul matematik ders kitapları matematiksel ilişkilendirme becerisi ve duygusal zekâyı destekleme potansiyeli açısından incelenmiştir. Doküman analizi yöntemi ile yapılan araştırmada 2022-2023 yılında uygulanan Türkiye MEB 1., 2., 3. ve 4. sınıf matematik öğretim programı ve ders kitapları sentezlenmiştir. Matematiksel ilişkilendirme; kavramlar arası ilişkilendirme, kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme, günlük hayatla ilişkilendirme ve farklı disiplinlerle ilişkilendirme olarak dört boyutta ele alınmıştır. Duygusal zekâ ise; duyguların farkında olma, duyguları yönetme, empati, kişinin kendini motive etmesi ve sosyal beceriler boyutları ile beş boyutta incelenmiştir. İlkokul matematik öğretim programında alt öğrenme alanlarında yer alan kazanımlar ve ilkokul matematik ders kitaplarındaki etkinlikler “Matematiksel ilişkilendirme kontrol listesi” ve “Duygusal zekâ kontrol listesi” ile kontrol edilerek frekans tablosu oluşturulmuştur.   Araştırmada matematiksel ilişkilendirme becerisine yönelik inceleme sonucunda ilkokul matematik öğretim programındaki kazanımlarda ve ders kitaplarında farklı disiplinlerle ilişkilendirme saptanmamış, günlük yaşamla ilişkilendirme, kavramlar arası ilişkilendirme ve farklı gösterimlerin yer aldığı görülmüştür. Duygusal zekâyı destekleme potansiyeline yönelik inceleme sonucunda ise matematik öğretim programında duygusal zekânın alt boyutlarını destekleme potansiyeline sahip kazanım tespit edilmemiştir. İlkokul matematik ders kitaplarında ise işbirliği ve etkili iletişimi boyutlarını destekleyecek etkinliklerin yer aldığı ancak var olan etkinlik sayıları ile oranlandığında matematik ders kitaplarında da duygusal zekâyı destekleme potansiyelinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Matematiksel ilişkinlendirme becerisinin ve duygusal zekânın önemi düşünüldüğünde öğretmenleri yönlendirecek olan matematik öğretim programlarındaki kazanımların ve sınıf içi ve dışı uygulamalarda etkin kullanılan ders kitaplarının içeriklerinin ilişkisel düşünme becerisini geliştirecek şekilde ve duygusal zekânın bütün alt bileşenlerini destekleme potansiyeline göre tasarlanması önerilmektedir. Ayrıca matematiksel ilişkilendirme becerisinin ve duygusal zekânın öğrenciler üzerindeki etkilerinin araştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmasının da alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hamas ve Hizbullah’ın Suriye Savaşı’ndaki Dış Politikaları: Çok-Düzeyli Bir Analiz </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72495</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72495</guid>
      <author>Ömer AK</author>
      <description>Hamas ve Hizbullah uzun bir süredir yakın müttefiklerdir ve kuruldukları günden bu yana bölgede çok benzer politikalar izlemiştir. Ancak Arap ayaklanmalarıyla başlayan süreçte dış politikalarında belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. “Direniş Ekseni” olarak adlandırılan gayriresmi bölgesel ittifakın üyeleri olan iki örgüt, özellikle Suriye'deki iç savaş sırasında birbirine zıt bölgesel politikalar izlemeye başlamıştır. Zaman içinde bir yeniden yakınlaşma başlamış olsa da, savaşın ilk yıllarındaki bu farklılaşmanın dinamikleri, akademik ve siyasi çevrelerde dikkat çekmiştir. Literatürde, bu örgütlerin dış politikalarındaki farklılığın mezhepsel faktörlere dayandığına dair geniş kabul gören bir varsayım mevcuttur. Aktörlerin sahip olduğu pek çok benzerliğe rağmen farklı mezhepsel özelliklere sahip olması, bu varsayımı güçlendirmektedir. Literatürdeki yaygın görüşe rağmen mezhepsel faktörler, buzdağının görünen kısmı olabilir mi? Bu aktörlerin en dikkat çekici farklılıklarının mezhepsel kimlikleri olması, araştırmacıları yanıltmakta mıdır? Bu çalışma, çeşitli faktörlerin etkilerini uluslararası ilişkiler çalışmalarında en yaygın olarak kullanılan üç düzeyde (sistem, aktör ve birey) inceleyerek Hamas ve Hizbullah'ın dış politikalarının Arap Baharı sürecinde neden farklılaştığını anlamaya çalışmaktadır. İki örgütün Suriye savaşı sırasındaki tutumlarını karşılaştıran bu çalışmanın sonuçları, her iki örgütün de dış politikalarında kendi mezhepsel kimliklerinden ziyade pragmatik stratejilere öncelik verdiklerini ortaya koymaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AKTİF YAŞLANMA ENDEKSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: GİRESUN ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70014</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70014</guid>
      <author>Gülşah DOĞANAY Zeynep ÇOPUR  </author>
      <description>Giresun’un aktif yaşlanma endeksi dört ana alan ve alt göstergelerine göre sonuçların kullanıldığı bu çalışmanın amacı, yaşlanma ile ilgili süreçler hakkında farkındalık oluşturmaktır. Çalışmanın verileri 2022 yılında Giresun’un farklı sosyo-ekonomik mahallelerinden seçilen 65 yaş ve üstü toplam 457 bireyden elde edilmiştir. Araştırmada, nicel yöntemlerden tarama modeli benimsenmiştir. Verilerin toplanmasında ise amaçsal örnekleme çeşitlerinden maksimum çeşitlilik yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak verilerin analizi için birleşik bir endeks olan aktif yaşlanma endeksi ağırlıkları dikkate alınarak IBM SPSS Statistics Version 23,0 istatistik programı kullanılmıştır. Giresun’un aktif yaşlanma endeksi sonuçları cinsiyetlere göre karşılaştırma yapılarak değerlendirilmiştir. Giresun’un “Aktif Yaşlanma Endeks (AYE)” puanı 26,1 olarak bulunmuştur. Giresun’un aktif yaşlanma endeksi ana parametrelerinden olan “İstihdam” puanı 11,9 ile en düşük, “Aktif Yaşlanma için Kapasite ve Elverişli Çevre” parametresi puanı ise 63,0 ile en yüksek ana alan olarak tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2018 SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ SOSYAL BECERİ İÇERİĞİ BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72505</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72505</guid>
      <author>Mehmet ASLAN</author>
      <description>Bu araştırmada 2018 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı sosyal beceri içeriği açısından incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken programın özel amaçları, temel yaşam becerileri ve sınıf düzeylerine göre kazanımlar hedefe alınmıştır. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan doküman analizi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Veriler 2018 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, önceden saptanmış olan sınıflama ve kriterlere göre incelenmesi ile toplanmıştır. İlgili program incelenirken, bazı ölçütler saptanmıştır. Bu ölçütler temelinde SBÖP'nın temel başlıkları sosyal beceriler açısından incelenmiştir. Bu incelemede Akkök (1996) tarafından geliştirilmiş olan sosyal beceriler tasnifi kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiş ve anlamlandırılmıştır. Programda yer alan 18 özel amacın on tanesinin sosyal beceriler ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca temel yaşam becerilerinin on bir tanesinin sosyal beceriler ile ilgili olduğu saptanmıştır. Öğretim programında yer alan 131 kazanımın 56'sının sosyal beceri içeriği barındırdığı belirlenmiştir. Ayrıca sosyal beceri içerikli kazanımların en fazla dördüncü sınıf seviyesinde olduğu ve sınıf seviyesi yükseldikçe sosyal beceri içeriğinin azaldığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE VE SİNGAPUR ORTAOKUL MATEMATİK DERS KİTAPLARININ MATEMATİKSEL İLİŞKİLENDİRME BECERİSİ BAĞLAMINDA İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74035</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74035</guid>
      <author>Selçuk FIRATSelçuk FIRAT </author>
      <description>Bu çalışmada PISA ve TIMSS sınavlarında matematik alanındaki başarısıyla üst sıralarda yer alan Singapur ile son yıllarda matematikte başarısını artırmakla birlikte henüz istenen başarı düzeyine ulaşamamış olan Türkiye’nin ortaokul matematik ders kitaplarındaki etkinlikler matematiksel ilişkilendirme becerisi bağlamında incelenmiştir. Doküman analizi yöntemi ile gerçekleştirilen çalışmada Türkiye’den 5.sınıf, 6.sınıf ve 7.sınıf düzeyinde MEB onaylı, okullarda ücretsiz olarak dağıtılan üç ders kitabı; Singapur’dan ise bakanlık onaylı, ülke genelinde en çok tercih edilen ortaokul düzeyindeki dört ders kitabı olmak üzere toplam yedi ders kitabı ayrıntılı olarak incelenip analiz edilmiştir. Ders kitaplarındaki etkinlikler analiz edilirken araştırmacı tarafından önceki çalışmalardan yararlanılarak geliştirilen analiz çerçevesi kullanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre Türkiye’de okutulan matematik ders kitaplarındaki etkinliklerde en çok gerçek hayatla ilişkilendirme (%30.6), ardından kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme (%27.5), daha sonra kavramlar arası ilişkilendirme yapıldığı (%21.4), farklı disiplinlerle ilişkilendirmeye ise neredeyse hiç yer verilmediği (%1) belirlenmiştir. Singapur’da okutulan matematik ders kitaplarında ise en çok kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme (%35.8), ardından gerçek hayatla ilişkilendirme (%25.9), ardından kavramlar arası ilişkilendirme (%16) yapıldığı, farklı disiplinlerle ilişkilendirmeye ise çok az düzeyde (%2) yer verildiği belirlenmiştir. İlişkilendirme yapılmamış olan etkinliklerin oranının ise her iki ülke ders kitaplarında neredeyse aynı (%19) olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara gore Türkiye ve Singapur ders kitaplarındaki etkinlikler ağırlıklı ilişkilendirme türü bakımından farklılık gösterirken; farklı disiplinlerle ilişkilendirmeye çok az yer verilmesi ve ilişkilendirme yapılmayan etkinliklerin oranı bakımından benzerlik göstermektedir. Bu bulgular ışığında bundan sonraki çalışmalarda ders kitaplarında yer alan bölüm sonu değerlendirme sorularının, alıştırmaların ve çözümlü örneklerin matematiksel ilişkilendirme bağlamında incelenmesi önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİM SETLERİNDE KULLANILAN KALIP SÖZLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68155</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68155</guid>
      <author>Hüseyin ÖZÇAKMAKGörkem Yılmaz TUTKU </author>
      <description>Çalışmanın amacı, yabancılara Türkçe öğretimi ders kitaplarında kullanılan kalıp sözlerin belirlenmesi ve öğrencilerin kalıp sözlerle ilgili görüşlerinin tespit edilmesidir. Nitel desenli araştırmada, setler doküman incelemesiyle, görüşme formları içerik analiziyle çözümlenmiştir. Çalışmanın materyali, Gazi Üniversitesi Tömer, Yedi İklim Türkçe, İstanbul Yabancılar için Türkçe ve Yeni Hitit Yabancılar için Türkçe ders kitaplarının A1 ve A2 seviye okuma metinlerinden; çalışma grubu, A1 ve A2 seviyesinde Türkçe öğrenen 13-15 yaşlarındaki 20 Suriyeli öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada, setlerin okuma metinlerinde 302 kalıp sözün 953 defa tekrar ettiği, en çok kalıp sözün Yedi İklim setinde (f=464) en az kalıp sözün ise Yeni Hitit setinde (f=66) yer aldığı belirlenmiştir. Setlerin A1 ve A2 ders kitaplarında en çok tercih edilen 10 kalıp sözün Gazi Tömer setinde %30, Yeni Hitit setinde %45, Yedi İklim setinde %38 ve İstanbul setinde %42’ye karşılık geldiği saptanmıştır. Setlerde en fazla kullanılan kalıp sözlerin “merhaba” (f=54), “teşekkür ederim” (f=53), “evet” (f=37), “buyurun” (f=34) ve “iyi günler” (f=32) olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerle gerçekleştirilen görüşme sonucunda, öğrencilerin tamamının kalıp sözlerle ilgili bilgi sahibi olduğu, kalıp söz kullanabilme yeterlikleri bakımından kendilerini çok iyi (f=7), orta (f=7) ve iyi (f=6) biçiminde ifade ettikleri ve en fazla akıcı konuşma konusunda (f=8) problem yaşadıkları tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EKONOMİ GAZETECİLİĞİ BAĞLAMINDA KRİPTO PARA HABERLERİNDEKİ DEZENFORMASYONLARIN ANALİZİ: BİTCOİN ÖRNEĞİNDE</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73305</guid>
      <author>Yusuf YURDİGÜLTaylan Yiğit KANDEMİR </author>
      <description>Bu makale, bitcoin yatırımcılarına sunulan haberlerin üretilmesinde medyanın rolünün anlaşılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bunun için birer medya aracı olan gazetelerin ekonomi haberlerine odaklanılmıştır. Bu aşamada egemen görüşte olan iki gazete eleştirel görüşte olan iki gazete seçilerek haberler belirli kategoriler ekseninde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu karşılaştırma haberin üretim sürecinin arkasında yatan bilgiyi açıkladığından aynı zamanda bitcoinin üretim süreci, alım ve satım süreci ve sistem içerisindeki yerinin anlaşılmasını sağlayarak makalenin amaçlarının ve araştırma sorularının cevaplanmasını ve anlaşılmasını sağlamıştır. Makalede “içerik analizi yöntemi” kullanılmıştır. Araştırmada yalnız bitcoin haberlerine odaklanıldığı için amaçlı örnekleme yöntemi benimsenmiştir. Aynı zamanda içerik analizini gerçekleştirmek için bir araştırma modeli önerilmiştir. Bu çerçevede gazete haberleri, haberin başlığı, haberin atmosferi, haberde kullanılan sözcükler ve haberin görseli kategorileri çerçevesinde analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÖRT BECERİDE TÜRKÇE DİL SINAVI’NA İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73176</guid>
      <author>Mesut GÜNBeyzanur DURMUŞ  </author>
      <description>Dört temel dil becerisi olan konuşma, dinleme, okuma ve yazma becerileri Türkçe eğitiminin temel yapı taşlarıdır. Bu bağlamda ana dil konuşurlarının da Türkçe dil becerilerinin ölçülmesi önem arz eder. MEB tarafından ana dil konuşurlarının temel dil becerilerini ölçmek adına “Dört Beceride Türkçe Dil Sınavı” geliştirilmiştir. Bu sınava ilişkin olarak Türkçe ve Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin görüşlerinin nasıl olduğu bir merak konusudur ve bu sebeple çalışmada “Dört Beceride Türkçe Dil Sınavı’na” ilişkin Türkçe ve Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Toplam 20 öğretmenden görüş alınmış ve çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden, bilimsel sorulara cevap aramada ayırt edici bir yaklaşım sunan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına bakıldığında çalışmaya katılan her öğretmenin görüş bildirdiği, öğretmenlerden %50’sinin (f=10) hem olumlu hem olumsuz görüşlerinin bulunduğu, öğretmenlerin %15’inin (f=3) sınava dair olumlu görüş bildirmeyerek yalnızca olumsuz görüşlere sahip olduğu, öğretmenlerin %35’inin (f=7) sınavla ilgili olumsuz görüşe sahip olmayıp sınav hakkında yalnızca olumlu görüş bildirdiği görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


