






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2024 Sayı LXIX</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2997</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>Doğu Avrupa Ülkelerı̇nde Ekonomı̇k Büyüme ve Karbon Emı̇syonları Arasındakı̇ İlı̇şkı̇nı̇n Değerlendı̇rı̇lmesı̇</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71931</guid>
      <author>Aslı OKAY TOPRAK</author>
      <description>&lt;p style="text-align: right;"&gt;Bu çalışma, Polonya, Çekya, Romanya, Yunanistan, Macaristan, Slovakya, Bulgaristan, Belarus ve Kuzey Makedonya'ya ait karbon emisyonları ile ekonomik büyüme arasındaki bağlantıyı incelemektedir. Çalışmada görünürde ilişkisiz regresyon modeli (SUR) kullanılmıştır. Ele alınan değişkenler karbon emisyonları, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH), kişi başına GSYH, yenilenebilir enerji tüketimi ve gayrisafi sabit sermaye yaratımlarıdır. SUR tahmincisinin sonuçları hem genel hem de ulusal düzeyde raporlanmıştır. Modelin genel sonuçlarına göre GSYH'deki %1'lik bir artış karbon emisyonlarını yaklaşık %2,36 oranında arttırmaktadır. Kişi başına düşen GSYH'sindeki %1'lik bir artış karbon emisyonlarını yaklaşık %2,11 oranında azaltmaktadır. Yenilenebilir enerji tüketimindeki %1'lik bir artış karbon emisyonlarını yaklaşık %0,23 oranında azaltmaktadır.  Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki %1'lik bir artış karbon emisyonlarını yaklaşık %0,05 oranında azaltmaktadır. Ülke özelindeki sonuçlara göre, Polonya en belirgin Kuznets eğrisi eğilimine sahiptir. Yine Polonya ekonomik büyüme ile karbon emisyonları arasındaki en yüksek korelasyonun gözlendiği ülkedir. Diğer dikkat çeken bir sonuç da Slovakya'da kişi başına düşen GSYH'deki her %1'lik artışın karbon emisyonlarını yaklaşık %5,97 oranında arttırmasıdır. Yeşil büyüme açısından önem arz eden yenilenebilir enerji kullanımının karbon emisyonları üzerindeki etkisi ise en çok Yunanistan'da göze çarpmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYETİN YÜZÜNCÜ YILINDA KAMU YAYINCISI TRT’DE MİLLİ KİMLİĞİN DİZİLER ÜZERİNDEN SUNUMU: AL SANCAK ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72717</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72717</guid>
      <author>Ali PARİMRecep ALTAY </author>
      <description>1923’te Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ulus devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde, bir asırdır güncelliğini koruyan tartışma konularından bir tanesi milli kimlik meselesidir. Milli kimlik politikaları, değişen iktidarlara göre şekillenmiş ve her dönemde kitle iletişim araçları milli kimliğin toplumsal alanda yeniden inşa edilmesine hizmet etmiştir. Bu çalışma; Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılında iktidarın milliyetçilik anlayışına paralel olarak milli kimliğin devlet televizyonu TRT’de nasıl sunulduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışma kapsamında Cumhuriyet’in yüzüncü yılı olan 2023’te TRT 1’de yayınlanamaya başlayan Al Sancak dizisinin ilk on bölümü, van Dijk’in eleştirel söylem çözümlemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma neticesinde Al Sancak’ta milliyetçi-muhafazakâr söylemlerin ön plana çıktığı ve mevcut iktidarın bakış açışına paralel bir milli kimlik temsilinin topluma sunulduğu tespit edilmiştir. Dizide ayrıca Türk kimliğinin düşmanın ifadeleri üzerinden “adil”, “dürüst”, “hümanist” ve “ölümsüz” gibi sıfatlarla sıkça tarif edildiği gözlemlenmiştir. Diğer taraftan “Mavi Vatan”, “Enerji Krizi”, “İHA-SİHA” gibi unsurlar üzerinden Al Sancak’ın, iktidarın politik tezleriyle uyumlu mesajları toplumsal alana taşıdığı sonucuna erişilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU’NUN MÖ 2. BİNYIL BOĞA FİGÜRİN ÖRNEKLERİ: KÖKENİNE ve DEMİR ÇAĞINA YANSIMASINA DAİR NOTLAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71864</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71864</guid>
      <author>Ahmet KOCAİSPİR</author>
      <description>MÖ 2. binyılda Anadolu’nun içlerinde ve güneyinde güçlü bir boğa kültü yaşandığını arkeolojik çalışmalar göstermektedir. Bu kültün özellikle Hitit kültüründe ve Fırat-Dicle arasındaki yerleşimlerde daha baskın olduğunu söylemek mümkün. Ele geçen boğa figürinleri ve onların tasvir sanatının altında yatan iletişim örgüsü bölgeler arası ilişkilerin izlerini de yansıtmaktadır. Özellikle Mezopotamya ile Anadolu içleri arasında sadece ticaret üzerinde değil dini/ritüelistik anlamda da bağların kurulduğunu göstermektedirler. Bu bağlantıyı sağlayan ise tampon topraklara sahip Mitanni ve Hurri kültürü yer almakta idi. Bu makalede arkeolojik yerleşimlerin bulundukları coğrafyalar ve buralardaki arkeolojik merkezlerde ele geçen boğa figürinleri ele alınmıştır. Figürinlerle beraber mitolojik öykülere konu olan boğa kültü de yazılı kaynaklarla desteklenerek sunulmuştur. Böylece boğa figürinlerinin halklar tarafından kullanım amaçları da aydınlatılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MERAM İLÇESİ SAHİP ATA MAHALLESİNDEKİ RUM EMVAL-İ METRUKESİ (KONYA 1924)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75390</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75390</guid>
      <author>Kürşat KURTULGAN</author>
      <description>Konya şehri, tarihi geçmişi çok eski tarihlere dayanmakta olan önemli bir yerleşim merkezidir. Bulunduğu coğrafi konum ve sahip olduğu ekonomik zenginlikler şehrin değerine değer katmaktadır. Bu bağlamda nüfus değişimlerinin çok sık yaşandığı bir şehir olarak da konumlandırılabilir.  Bu değişimler geçmiş dönemlerde kitlesel olmayan sayılarda ve çok uzun zaman aralığında gerçekleştirilirken, imzalanan Lozan Barış Antlaşması sonrası mübadele ile düzenli göçler gerçekleştirilmiştir. Mübadele öncesi ve sonrası oldukça fazla nüfusun göç ederek gittiğini ve çok kısa bir zaman aralığında bu göçlerin gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Göç esnasında daha çok ticaret ile zenginleşmiş olan gayrimüslimler yanlarında değerli eşyalarını götürebilmişlerdir. Fakat taşınmaz mallarını ise götürme imkânları olmadığı için geride bırakmak zorunda kalmışlardır. Mübadele antlaşması çerçevesinde tasfiye çalışmaları yapılırken geride bırakılan emval-i metrukelerin tespiti yapılmış ve kayıtlar defterlere işlenmiştir. Araştırmamız bu çerçevede Konya merkezde bulunan emval-i metrukelerin kaydedildiği defter etrafında şekillenmiştir. Emval-i metrukelerin, bulundukları mahalleler, hane numaraları ve özelliklerinin en ince ayrıntısına kadar kayıt altına alındıkları gözlenmiştir. Ayrıca metin inşa edilirken defter çerçevesinde oluşturulan excel dosyalarına göre veriler işlenmiş ve değerlendirmeler yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOYUNLARI KİM BESLEYECEK? ORTAÇAĞ AVRUPA’SINDA ÇOBANLIK KAVRAMI VE KİLİSE- DEVLET İLİŞKİLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72631</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72631</guid>
      <author>Mehmet Talha KALKAN</author>
      <description>Erken Hristiyanlık döneminden itibaren çobanlık, İsa Peygamber’den sonra koyunlardan teşekkül eden sürüye liderlik edenlere verilmiş bir unvan olup Papalık, Ortaçağ’ın büyük bir bölümünde bu unvan üzerinden Hristiyan dünyanın önderliğini üstlenmiştir. Tanrı’nın çobanlık görevini verdiği İsa Peygamber’den sonra Aziz Petrus ve ardından da Roma Kilisesinin başı başçobanlık görevlerini yürütmüş ve çobanlık tümüyle dinî bir bağlama kavuşmuştur. VI. yüzyılda Papalık görevinde bulunan Büyük Gregorius’un kaleme aldığı Regula Pastoralis adlı eser, iyi ve kötü çobanın tanımını yaparak onların özellikleri üzerinde durmuştur. İyi-kötü çoban ayrımının yapılması ile Avrupa’daki din adamları, diğer din adamlarının ve hatta Papa’nın çobanlık görevini iyi yapamadığından şikâyet ederek onları "kötü çobanlar" olarak nitelendirmişlerdir. Bilhassa Papalığın “Karanlık Çağlar” olarak adlandırdığı X. yüzyılda yaşanan yozlaşmayı takip eden dönem içerisinde kötü çobandan memnun olmayan din adamı ve düşünürler, bir dizi eser yazmış, çobanlık görevini kötü bir şekilde yürüten din adamlarına karşı hükümdarların sürüye çobanlık yapabileceği görüşü ortaya çıkmıştır. Hükümdarların da sürüye çobanlık yapabileceği fikri, doğal olarak mezkûr kavramın dünyevileşmesine ve siyasileşmesine zemin hazırlamış, kilisenin otoritesine karşı krallıklar, güç odağı haline gelmiştir. Hristiyan dünyaya kimin çobanlık yapacağına dair bu tartışmalar da XIII. yüzyıldan itibaren kilise yanlısı Guelfolar ile kral yanlısı Gibellinolar arasında kilise-devlet çekişmesinin yaşanmasında rol oynamıştır. Son kertede çobanlık, Erken Modern Avrupa’da hükümdara verilen başlıca unvanlardan biri olmuş ve monarşi tarzındaki yönetimlerin güçlenmesini sağlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Programatik Reklam Uygulamalarının Geleneksel Medya Araçlarıyla Bütünleşik Kullanımları ve Örnek Uygulamaları</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71508</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71508</guid>
      <author>Sinan AKSEKİ</author>
      <description>Reklamın evrim süreci, değişimi ve dönüşümü ise teknolojik gelişmelerle doğrudan bağlantılıdır. Gazete, radyo, televizyon gibi araçların icadı ve insanlar arasında yaygınlaşmasıyla birlikte reklam, kendisini bu mecralarda göstermiştir. Reklam uygulayıcıları her dönemde yaygınlaşan ve popüler olan iletişim mecralarını reklam aracı olarak kullanmıştır. Yeni medya reklamcılık açısından daha önce görülmemiş bütünleşik yöntem ve uygulama formatlarının gerçekleştirilmesine eş zamanlı olanaklar sağlamış, anlık performans ölçümünü, hızı, interaktiviteyi ve kolaylığı getirmiştir. Yeni medya reklamcılığıyla reklamın hangi mecrada yapıldığından çok hangi verilere sahip olunduğu ve kimlerin hedeflenebileceği soruları doğmuştur. Kişiselleştirilebilen, tüketicinin bulunduğu yere yönelik, gerçek zamanlı reklamla, kısaca programatik reklamla sürdürülebilir şekilde her bir tüketiciye özel reklam gösterebilme fırsatı oluşmuştur. Bu durum bilindik reklam yapma anlayışını alt üst etmiş ve doğrusal kampanyalar yerine neredeyse her kampanya adımının aynı anda yapılabildiği bir reklamcılık çeşidi ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada programatik reklam uygulamalarının geleneksel reklam mecralarıyla bütünleşik ve eş zamanlı kullanımıyla yürütülmüş reklam kampanyalarının başarılı şekilde uygulanmış örneklerinin ele alınması ve sonuçlarıyla birlikte değerlendirildiği bir içerik analizi çalışmasından oluşmaktadır. Bu çalışmayı yaparken dijital veri bazlı programatik reklam uygulamaları ile çerez bazlı programatik reklamın tüketiciler ve hedef kitleler üzerindeki etkileri, sonuçları; programatik özellikler, satın alma davranışları ve tutumlar açısından niteliksel değerlendirmeler yapılmıştır. Bu amaçla dijital veri temelli olarak, geleneksel mecralarda ve dijital mecralarda bütünleşik olarak yürütülmüş, belirlenen kriterlere uyan sekiz ayrı proğramatik reklam kampanyası ele alınarak değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kültüründe Ezanın Usulüne Uygun Okunmasına İlişkin Bir Araştırma (Bir Dini Musiki Formu)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75820</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75820</guid>
      <author>Onur ZAHALEngin GÜRPINAR  ,Onur ZAHAL  ,Özer ÖZEL  ,Fırat ALTUN  </author>
      <description>Bu çalışmada, imam ve müezzinler tarafından icra edilen ezanların, Türk kültüründe usulüne uygun olarak okunup okunmadığı, belirli ölçütler gözetilerek incelenmiştir. Betimsel nitelik taşıyan araştırma, nedensel karşılaştırma modelinde oluşturulmuştur. Araştırmada; sistematik örnekleme yöntemi kullanılmış, çalışma; Malatya ili Yeşilyurt ve Battalgazi merkez ilçelerindeki 20 camide görev yapan imam ve müezzinlerin 100 ezan kaydı üzerinden yürütülmüştür. Verilerin toplanma aşamasında, camilere gidilerek imam ve müezzinlerin ezan icralarının künyeleri, her vakit için ayrı ayrı kayda alınarak oluşturulmuştur. Ezan icralarının usul bakımından değerlendirilmesi için Ezan Okuma Performans Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Ezanların usulüne uygun okunma düzeylerinin çok düşük olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmada, en çok tercih edilen makamların; sabah vaktinde saba, öğle vaktinde hicaz ve uşşak, ikindi vaktinde rast, akşam vaktinde segâh, yatsı vaktinde hicaz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Vakit ayrımı yapmaksızın makam tercihlerine bakıldığında, en çok tercih edilen makamın hicaz olduğu bulunmuştur. Makama göre usulüne uygun ezan okuma düzeylerinin, saba makamı lehine anlamlı farklılık gösterdiği sonucu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEBEKLERDE İSTATİSTİKSEL ÖĞRENME BECERİSİ VE DİL GELİŞİMİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75478</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75478</guid>
      <author>Orhan HANBAY</author>
      <description>Erken dil gelişimi ile bilişsel ve sosyal yeterlikler arasında doğrudan bir ilişki vardır. İlk üç yılda dil gelişimindeki yetersizlikler, ilerideki okul ve iş yaşamında sorunlara neden olabilmektedir. Buna karşın, zengin bir sözcük dağarcığı, bilişsel gelişimi ve gelecekteki okul başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Bu nedenle, üç yaş altı çocukluk dönemindeki dil gelişimi sürecinin bütün yönleriyle ele alınarak iyi anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Bebeklerin hem dil ediniminde hem de diğer alanlarda başvurdukları istatistiksel öğrenme sürecinin daha iyi anlaşılması da bu sürecin anlaşılmasına olumlu yönde katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı, üç yaş altı çocuklara daha etkili dil desteği sunabilmek için bebeklik dönemindeki anadili ediniminin tetikleyicisi rolündeki istatistiksel öğrenme kavramını temel alarak insan dilinin özelliklerini, bebeklerde dil ediniminin nasıl gerçekleştiğini, bebeklerde istatistiksel öğrenme sürecinin nasıl işlediğini, istatistiksel öğrenmenin dil edinimindeki rolünü ve bebeklerde istatistiksel öğrenmenin temel ilkelerini doküman incelemesiyle ele almaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİTİT ÇİVİYAZILI METİNLERDE GEÇEN arzana- KELİMESİ ÜZERİNE İNCELEMELER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72694</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72694</guid>
      <author>Z. Nihan KIRÇIL</author>
      <description>Hitit çiviyazılı metinler sayesinde É (ev) determinatifiyle gösterilen birçok yapının var olduğu açıkça görülmektedir. Bu yapılardan olan &lt;em&gt;arzana&lt;/em&gt;- “misafirhane, kervansaray(?)&lt;sup&gt;,&lt;/sup&gt; lokanta, meyhane, genelev(?), pansiyon, konukevi, barınak” anlamlarına gelmekte ve söz konusu bu kelimenin geçtiği metin yerlerine baktığımızda ise &lt;em&gt;arzana&lt;/em&gt;-’nın her döneme tarihlendirilmiş belgelerde karşımıza çıktığını görmekteyiz. Hitit çiviyazılı metinlerde çoğunlukla &lt;em&gt;haššuma&lt;/em&gt;, KI.LAM, &lt;em&gt;Tetešhapi&lt;/em&gt; gibi çeşitli bayram metinlerinde &lt;em&gt;arzana&lt;/em&gt;- kelimesi geçse de bu yapının işlevi hakkında geçmişten günümüze kadar çeşitli çalışmalar yapılmış olmasına rağmen kelimenin kesin anlamı hakkında ortak bir karara varılamamıştır. Hitit çiviyazılı metinler sayesinde &lt;em&gt;arzana&lt;/em&gt;- yapısının genellikle yiyecek - içecek dağıtılan, müzik akitivitesinin ayrıca ritüellerin gerçekleştirildiği bir mekân olduğu görülmektedir. Aynı zamanda &lt;em&gt;zintuhi&lt;/em&gt;- kadınları, NIN.DINGIR rahibesi ve KAR.KID rahibesinin &lt;em&gt;arzana&lt;/em&gt;- yapısında görevli oldukları da anlaşılmaktadır. Lokalizasyonu bilemediğimiz &lt;em&gt;Tarduwata&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Kaška&lt;/em&gt; kentlerinde de &lt;em&gt;arzana&lt;/em&gt;- yapısının bulunduğu ve bu yapı ile “iç oda, iç bölüm, yatak odası” anlamlarındaki É.ŠÀ (&lt;em&gt;tunnakkeššar&lt;/em&gt;-)’nın komşu yapılar olabileceği elde edilen sonuçlar arasında sayılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYETİN İLANINDAN GÜNÜMÜZE SİYASİ VE TOPLUMSAL OLAYLARIN İLKOKUL SOSYAL BİLGİLER PROGRAMLARINDAKİ VATANDAŞLIK KONULARINA YANSIMALARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72775</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72775</guid>
      <author>Esra ÖZCANMehmet GÜLTEKİN </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Cumhuriyetin ilanından günümüze ilkokul ve sosyal bilgiler programlarında bulunan vatandaşlık konularındaki değişimleri o dönemde yaşanan siyasi ve toplumsal olaylar çerçevesinde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’de 1924, 1926, 1936, 1948, 1962, 1968, 1998, 2005 ve 2018 yıllarında uygulanan ilkokul sosyal bilgiler programlarındaki vatandaşlık konuları incelenmiştir. Araştırmada tarihsel yöntem kullanılmış; programlar incelenirken tarihsel yöntem içinde yer alan doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Veriler, “Kimlik”, “Hak, Özgürlükler, Sorumluluklar, Görevler”, “Cumhuriyet, Atatürk İlke ve İnkılapları”, “Devletin İşleyişi”, “Topluluk Halinde Yaşama Kuralları”, “Vatan ve Millet Sevgisi” temaları altında sınıflandırılmış; cumhuriyetten günümüze ilkokul sosyal bilgiler programlarındaki vatandaşlık konuları dönemin siyasi ve toplumsal olayları ile ilişkilendirilerek betimsel analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre cumhuriyetin ilanından itibaren ilkokul ve sosyal bilgiler programlarındaki vatandaşlık konularının dönemin siyasi ve toplumsal olaylardan etkilendiği, konuların hükümetlerin iyi vatandaş yetiştirme ideolojisine yönelik olarak şekillendiği, vatandaşlığın sivil alanının ihmal edildiği görülmüştür. İlkokul sosyal bilgiler programlarındaki vatandaşlık konularıyla dönemin siyasi ve toplumsal olaylarını ilişkilendiren bu makalenin, sosyal bilgiler programlarını geliştirme ve hazırlama sürecine katkıda bulunması beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI RESİM SANATINDA VE FRANSIZ RESİM SANATINDA 18. YÜZYIL MANZARA VE KIR EĞLENCELERİ TEMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74865</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74865</guid>
      <author>Seyhan MERCAN KALAYCI</author>
      <description>Bu çalışmada Lale Devrindeki resimlerde manzara ve kır eğlenceleri ve Fransız resim sanatında 18. yüzyıl Fête Champêtre, türü teması üzerine bir değerlendirmenin yapılması amaçlanmıştır.  Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan önemli dönemlerden birisi olan Lale Devri, Batı ile ilişkilerin artmasıyla birlikte yeni bir sanat anlayışının etkisini yansıtan bu anlamda farklılıklar yaratan değişen resim anlayışıyla birlikte bazı yeniliklere öncü olmuştur. Lale Devrinde Türk resim sanatında manzara resmi, batı etkisinin görüldüğü önemli etkileri içinde barındırır. Osmanlı resim sanatında Lale Devrinde manzara resmi, özellikle İstanbul ve diğer büyük şehirlerdeki yabancı ressamlar tarafından gerçekleşmiştir. Lale Devri'nde Türk resim sanatında manzara resmi, Batı'dan gelen etkilerle birlikte gelişirken klasik Osmanlı tasvir sanatından uzaklaşmıştır. Bu dönemde, Avrupa resim geleneğindeki manzara resmi anlayışı, Osmanlı ressamlarına da yansımıştır. Osmanlı ressamları, manzara resmini doğal detaylara odaklanarak gerçekçi bir şekilde resmetme eğilimi göstermişlerdir. Manzara resimlerinde genellikle doğal unsurların yanı sıra insan figürleri de yer alır. İnsanlar, çoğunlukla manzaranın bir parçası olarak resmedilir ve manzaranın büyüklüğünü vurgulamak için küçük ölçekli çizimler yapıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, manzara resimlerinde mevsimlerin yansıtılması, ışık ve gölge detaylarının da vurgulanması dikkat çekicidir. Fête Champêtre, türündeki resimler ise 18. yüzyıl Fransız resim sanatında popüler olan bir tema olmuştur. “Fête Champêtre”, Fransızca’da “kır eğlencesi” anlamına gelir. Bu tür resimlerde, asilzadelerin ve zenginlerin kırsal alanlarda düzenledikleri açık hava etkinlikleri ve piknik sahneleri tasvir edilir. Fête Champêtre, türündeki resimler ağırlıklı olarak Barok dönemden ve Rokoko tarzından etkilenerek üretilmiştir. Bu resimlerde büyüleyici bahçelerde veya pastoral manzaralarda, aristokratlar ve genellikle müzisyenlerden oluşan grup halindeki figürler resmedilir. Genellikle bu figürler, gösterişli kıyafetler giyerek dinlenirken, sohbet ederken, müzik çalarak veya dans ederek kırların keyfini çıkarırlar. Ayrıca bu tür resimlerde doğa ve insan arasındaki uyum ve kontrastta vurgulanır. İnsan figürleri genellikle bahçede veya parkta bulunan antik yapılar ve heykeller gibi çevresel unsurlarla etkileşim içindedir. Buna ilaveten resimlerde müzik, şiir ve aşk gibi lirik temalar da sıklıkla yer alır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE DİL İHTİYAÇLARININ BELİRLENMESİ:  SURİYE GÜVENLİ BÖLGE ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76002</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76002</guid>
      <author>Ömer YİĞİTAhmet Zeki GÜVEN </author>
      <description>Bu çalışmada, Suriye Güvenli Bölge’de bulunan Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezlerinde Türkçe öğrenen kursiyerlerin dil ihtiyaçlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda yapılan çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Suriye Güvenli Bölge’de bulunan Azez YETKM ve Afrin YETKM’de Türkçe öğrenen B1, B2 ve C1 seviyesindeki toplam 2.156 kursiyer oluşturmaktadır. Aynı seviyelerdeki 247 kursiyer ise gelişigüzel örnekleme yöntemi kullanılarak araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Araştırmadaki veriler, geçerlik ve güvenirlik çalışması Çangal (2013) tarafından yapılan ve Türkçeye uyarlanan, Iwai ve diğerlerinin (1999) Japanese Language Needs Analysis adlı çalışmada kullandıkları anketten yararlanılarak elde edilmiştir. Suriye Güvenli Bölge’de yapılan anket, 2022 kurs döneminde araştırmacının kendisi ve Yunus Emre Enstitüsü okutmanları tarafından uygulanmıştır. Anket formu kursiyerlere Türkçe ve Arapça olarak verilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 24.0 (Statistic Package For Social Science) adlı programda analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde aritmetik ortalama, yüzde, t-testi, varyans analizi için f testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma verilerine göre kursiyerlerin Türkçe dil ihtiyaçları, sırasıyla Ticaret Yapma, Bireysel İlgi ve İhtiyaçlar, Eğitim ve İş İmkânı ve Sınıf İçi İletişim Kurma alt boyutlarında kendini göstermiştir. En fazla Türkçe dil ihtiyacı Ticaret Yapma alt boyutunda gözlemlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda kursiyerlerin dil ihtiyaçları ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Suriye Güvenli Bölge’de Türkçe öğrenen kursiyerlerin dil ihtiyaçları ile yaş, eğitim durumu, kur seviyeleri ve ana dili değişkenleri arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Buna dayanarak Suriye Güvenli Bölge’ye özel bir yabancı dil olarak Türkçe öğretim izlencesi ve ders öğretim materyalleri hazırlanabilir. Ayrıca bölgede kursiyerlerin ihtiyaçlarına yönelik özel amaçlı Türkçe kursları açılabilir. Çalışmanın, Suriye Güvenli Bölge’de yabancı dil olarak Türkçe öğretimi üzerine yapılacak farklı çalışmalara öneri niteliğinde olacağı ve bölgede Türkçe öğrenen kursiyerlerin dil ihtiyaçlarının belirlenmesi açısından alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BAĞLAMINDA; SANAT VE DERİ İŞLEME SANATINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİMLER ÜZERİNE YAKLAŞIMLAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72338</guid>
      <author>Tamer ASLAN</author>
      <description>Sürdürülebilirlik, sanat dünyası ve endüstriyel üretim alanlarında günümüz dünyasında giderek daha fazla önem kazanan bir kavramdır. Doğal kaynakların tükenmesi, çevresel sorunlar ve sosyal eşitsizlikler gibi zorlu sorunlarla karşı karşıya olduğumuz bir dönemde, sanat dünyası da sürdürülebilirlik ilkesini benimsemek ve bu konuda bir öncü olmak için çaba harcamaktadır. Sürdürülebilir sanat, sanatçıların çalışmalarını olumlu bir çevresel ve toplumsal etki yaratmak amacıyla, sanat eserlerinin ve sanat üretim yöntemlerinin tasarımı ve uygulamalarını içeren, sosyal ve ekonomik faktörleri göz önünde bulunduran bir yaklaşımı ifade eder. Sürdürülebilir sanat, malzeme seçimi, üretim süreci ve eserin kullanımı gibi aşamalarda sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalır. Geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı, enerji verimliliği, yerel toplulukların katılımı ve doğal kaynakların korunması gibi konular sürdürülebilir sanatın temel taşlarıdır. Bu makalede; sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir sanatın tanımı ve temel ilkeleri, sürdürülebilir sanatın toplumsal ve çevresel etkileri, deri işleme sanatının sürdürülebilirlik açısından zorlukları ve fırsatları, sürdürülebilir deri üretiminde geleneksel ve yenilikçi yaklaşımlar ile sürdürülebilir sanatın ve sürdürülebilir deri işleme sanatının, sürdürülebilirliğin temel ilkeleriyle nasıl uyumlu olduğu verilen örneklemlerle incelenmektedir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Bilgiler Dersinde Dijital Teknolojilerin Kullanımına İlişkin Öğretmen Görüşleri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73912</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73912</guid>
      <author>Fatma AKCANAyşegül TURAL </author>
      <description>Given the current technological advancements, adjusting to the digital era by incorporating digital technologies into both personal and societal aspects of life is crucial.   Within ongoing change and transition, the educational process serves as a basis for effectively employing digital technology, with Social Studies programs being particularly remarkable.   This study aims to reveal educators' viewpoints regarding the utilization of digital technology in Social Studies classes. The study utilizes qualitative research methods and applies a case study methodology to conduct a situational analysis. The study's implementation phase involved the participation of 11 volunteer Social Studies instructors. Participants were chosen by a method of easy sampling. Focus group discussions were undertaken to collect participants' perspectives and recommendations on the topic.   A semi-structured interview form, which was created based on expert opinions, was utilized during the implementation process.   The interview form comprises two sections: one for collecting participants' personal information and another for addressing subject-related inquiries. Thus, the interview form approach was predominantly utilized during the implementation phase. The online focus group discussion was scheduled at specific times with the participants. Following the conclusion of the interviews, the data was transcribed and subjected to analysis by document review.   The findings were scrutinized by descriptive and content analysis. The study's findings indicate that Social Studies teachers favor incorporating digital technologies within and beyond the classroom, and effectively employ a range of technological resources. The significance of incorporating digital technology in the instruction of geography issues within the field of Social Studies is readily apparent. The method prominently features suggestions such as enhancing digital competencies and tackling digital inequalities.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN EGZERSİZ BAĞIMLILIK DÜZEYLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72438</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72438</guid>
      <author>Muhammed Fatih BOZTOPRAKAyşe Feray ÖZBAL </author>
      <description>Bu çalışma, Kastamonu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin egzersiz bağımlılığı düzeylerinin farklı değişkenlere göre incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışma katılımcıları basit seçkisiz örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Çalışmaya Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 111 kadın 119 erkek olmak üzere toplam 230 öğrenci katılmıştır. Veri toplama araçları olarak ‘‘Kişisel Bilgi Formu’’ ve Demir vd. (2018) tarafından geliştirilen 5’li likert tipi olan 17 madde ve 3 alt boyuttan oluşan “Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği’’ kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Cronbach Alpha iç-tutarlılık analizi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesi sebebiyle bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına bakıldığında erkek katılımcıların egzersiz yapma amacıyla temel ihtiyaçlarını, kadın katılımcılara kıyasla daha fazla ertelemeye eğilim gösterdikleri görülmektedir. Spor branşı analiz bulgularına göre ise bireysel gruptaki sporcuların egzersiz bağımlılık düzeyi ortalamalarının, takım sporları grubundaki katılımcılara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Küçük yaş grubundaki katılımcıların egzersiz bağımlılık düzeyi, büyük yaş grubundaki katılımcılara kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Araştırma sonuçları, Kastamonu Ünivesitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören öğrencilerin egzersiz bağımlılığı ölçeğinden alınan puanlar temelinde, egzersiz bağımlısı grup içerisinde yer aldıklarını göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL 4. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN HİJYEN DAVRANIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70994</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70994</guid>
      <author>Özlem SEÇİLMİŞ ÇETİNÇAKMAKRamazan SEVER </author>
      <description>Bu araştırma İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin kişisel bakım, hijyen ve temizlik ile ilgili davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Karma yöntemlerden açıklayıcı ardışık desenin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını 2021-2022 eğitim öğretim yılında Adıyaman sınırları içerisinde farklı yerleşkelerde bulunan 4. sınıfta öğrenim görmekte olan 65 öğrenci, bu öğrencilerin ailelerinden oluşan 65 veli ile 6 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel tarama yönteminin kullanıldığı boyutunda öğrencilerin hijyen davranışlarının belirlenmesinde Kişisel Hijyen Durum Anketi, sınıf öğretmenleri ile veli gözlemleri kullanılmıştır.  Nitel yöntemlerden durum deseninin kullanıldığı boyutunu doküman incelemesi ve öğretmenler ile yapılan odak grup görüşmesinden elde edilen veriler oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel kısmındaki veriler SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Kolmogorov Smirnov testi sonucunda normal dağılım göstermediği belirlenen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler,&lt;em&gt; &lt;/em&gt;Mann Whitney U testi ile Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Nitel verilerinin çözümlenmesinde ise betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda öğrencilerin genel temizlik ve hijyen düzeylerine ilişkin puan ortalamaları öğrencilerin ifadelerinde 6-22 arasında değişirken ortalama 13,05;  veli gözlemlerinde 7-22 arasında değişirken ortalama 13,51; öğretmen gözlemlerinde ise 0-14 arasında değişirken ortalama 10.0 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin müfredatta yer alan temizlik ve hijyen kazanımlarını günlük yaşam becerilerine tam yansıtamadıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin temizlik ve hijyen davranışları toplam puanları ile cinsiyet değişkeni arasında bir faklılaşma olmamıştır. Ancak anne ve babaların eğitim seviyesi ile öğrencilerin yerleşim yerine göre öğrencilerin toplam hijyen puanları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Görüşmede, öğretmenler ilkokullardaki öğrencilerin hijyen davranışlarını tam olarak yansıtamadıklarını, bütçe yetersizliği nedeniyle okulun ve sınıfların mevcut durumlarının buna uygun olmadığını ifade etmişlerdir. Öğrencilerin doğru hijyen kazanımları edinmelerinde okulun evde verilecek eğitimin devamı niteliğinde olduğu için aileler ile iş birliği içinde olunması gerektiği önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Müdürlerinin Liderlik Uygulamalarına Yönelik Davranışları</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70742</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70742</guid>
      <author>Sevilay ŞAHİNSelin TÜRKOĞLU ÖZDEMİR </author>
      <description>Bu araştırmada okul müdürlerinin okul liderliği uygulamalarında sergiledikleri davranışları belirleyerek mesleki gelişim çalışmalarına katkı sunmak amaçlanmıştır. Araştırmalar incelendiğinde, ülkelerin kendi eğitim sistemi ve kültürü bağlamında okul liderliği gelişim çerçevelerinin ortaya konduğu ve mesleki gelişim çalışmaları kapsamında dinamik adımların atıldığı görülmektedir. Bu makale ise okul liderliği uygulamalarını, Türk Eğitim Sistemi çerçervesinde ele almaktadır. Araştırmada okul müdürlerinin liderlik alanındaki deneyimlerinden yola çıkılarak nitel araştırma desenlerinden "Fenomenoloji" yöntemi benimsenmiştir. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim yılı sürecinde, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde farklı kademelerde görev yapmakta olan 15 okul müdürü oluşturmuştur. Araştırmaya katılan okul müdürleri amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmacı tarafından okul müdürleri ile görüşmeler esnasında uygulanmak üzere yarıyapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Elde edilen veriler nitel analiz tekniklerinden "betimsel analiz" ve "içerik analizi" tekniği ile çözümlenmiştir. Yapılan analize göre okul müdürlerinin 8 tema altında 62 farklı davranışla liderlik uygulamalarını gerçekleştirdikleri ortaya çıkmıştır.  Bu doğrultuda ortaya çıkan liderlik davranışlarının, okul müdürlerinin mesleki gelişimleri sürecinde geliştirilebilirliğine yönelik planlamaların yapılması gerektiği önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ VE MODERN TÜRK DİLLERİNDE ATA VERİLEN ADLAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74441</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74441</guid>
      <author>Başak PERÇİN BOSTAN</author>
      <description>Türklerin tarih ve kültüründe en önemli yere sahip hayvan hiç kuşkusuz attır. Tarih boyunca Türkler attan hiçbir zaman kopmamıştır. Gerek ziraatta gerek taşımacılıkta gerekse savaşlarda onların en değerli varlıkları her daim atları olmuştur. At ile kurulan bu güçlü bağlar yaşamın her alanına tesir ettiği gibi dili de etkilemiştir. Bu sebeple Türkler, ata dair oldukça zengin bir terminolojiye sahiptir. Çalışmamızda da tarihi ve modern Türk dillerinde ata verilen adlar tespit edilmiş, ardından bu adlar yaş, karakter, cins, renk, hız, cinsiyet gibi özelliklere göre sekiz ana başlıkta sınıflandırılmıştır. Bunun için oldukça geniş bir literatür taraması yapılmış, tüm tarihi ve modern Türk dillerindeki biçimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Gerekli görülen yerlerde adlandırmalara ilişkin etimolojik izahatlara da yer verilmiştir. Çalışmamızda tarihi dönemlerden itibaren günümüze kadar Türk dillerinde at için kullanılan 225 ad tespit edilmiştir. En çok donlarına, yaşlarına, hızlarına ve yürüyüşlerine göre verilen adlara rastlanmıştır. Bu çalışmadaki amacımız Türk dillerinde ata verilen adlar konusunda mevcut olan söz varlığını tespit edebilmek ve bu sayede dil bilim çalışmalarına katkı sağlamaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLİMLERİ DERSİNE YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİ: GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74280</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74280</guid>
      <author>Emine KAYAEyüp İZCİ  </author>
      <description>Bu çalışma, ilkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik tutumlarını belirlemeye yönelik ölçek geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Adıyaman ilinde 10 farklı ilkokulun dördüncü sınıfında eğitim gören 409 öğrenci oluşturmaktadır. Ölçek geliştirme sürecinde öncelikle literatür taraması yapılmış, öğrencilere fen bilimleri dersine yönelik düşüncelerini ifade etmeleri için kompozisyon yazdırılmıştır. Elde edilen verilerle madde havuzu oluşturulmuştur. Maddeler ölçek formatında ifade edilerek veri toplama aracına dönüştürülmüştür. Ölçek üçlü likert tipinde geliştirilmiştir. Ölçekte seçenekler katılıyorum, kısmen katılıyorum ve katılmıyorum olarak düzenlenmiştir. Maddeler ilkokul öğrencilerine ve sınıf öğretmenlerine inceletilerek dönütleri alınmıştır. Maddelerin kapsam ve görünüş geçerliliğiyle ilgili uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşlerinin değerlendirilmesiyle düzenlenen ölçek uygulamaya hazır hale getirilmiş ve ön uygulama yapılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğini tespit etmek için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda ölçeğin 13 maddeden ve ilgi, zevk alma ve katılma olarak adlandırılan 3 alt boyuttan oluştuğu görülmüştür. Ölçeğin toplam varyansı % 57,141 KMO değeri ,817 ve croanbach alpha değeri ,776 olarak tespit edilmiştir. Geçerlik ve güvenirliği ölçme amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda ölçeğin ilkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla kullanılabileceği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTİK MISIR’DA SAĞLIK İLİŞKİLERİNİN YAPISAL BOYUTU ve HEKİMLERİN TOPLUMSAL ROLÜ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57634</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57634</guid>
      <author>Ensar YILMAZ</author>
      <description>Hastalıklar toplumsal hayatın gerçeklerindendir. Toplumlar hastalıklar karşısında çeşitli tedavi yöntemleri geliştirirler. Bu yöntemler süreklilik kazanarak yapısal bir boyuta evrilir.  Tıbbın bugünkü seviyede olmasında hiç kuşkusuz insanlığın ilk çalışmalarından bugüne kadar gelen bir birikim söz konusudur. Bu birikimde tüm kadim uygarlıklar gibi Antik Mısır uygarlığının da katkı sağladığı muhakkaktır. Mısır tıbbının en önemli kaynakları papirüslerdir. Papirüslere yazılmış deneyim ve tedavileri, bir nevi reçete olarak görülmüş ve kaynak oluşturmuştur. Tıbbi papirüslerin bir kısmında sihir ve büyü de görülmektedir. Bazılarında ise daha ampirik ve rasyonel, yani bilimsel denilebilecek bir tıbbi anlayış söz konusudur. Antik Mısır’da farklı statüleri temsil eden hekimlerden bahsedilebilir. Rahip statüsündeki hekimler toplumda yüksek itibara sahiptir. Bazı büyüsel işlemlerle hastaya umut verip onları iyileşeceklerine inandıran büyücüler başka bir grubu temsil etmektedirler. Öte yandan, bitki, hayvan ve maden kaynaklı ilaçlarla hastaları tedavi eden ve din adamı olmayan Sinular da ampirik tıp ve cerrahi uygulayıcıları olarak bir başka grubu temsil etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE CHP VE DEVLET YÖNETİMİ (1923-1946)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69821</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69821</guid>
      <author>Erhan ALPASLANTülay GÖKDEMİR </author>
      <description>İki dünya savaşı arasındaki 30 yıllık zaman dilimi (1914-1945) çoğu tarihçi tarafından “&lt;em&gt;Felaket Çağı”&lt;/em&gt; (Katastrof Çağı) olarak adlandırılmıştır. İmparatorlukların yıkım yaşadığı bu dönemde Osmanlı Devleti de trende uymuş ve yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Felaket Çağı tabir edilen bu devrede kendine yaşam alanı açmaya çalışan bu küçük devlet, köklü devrimleri ile kendini dünya siyaset sahnesinde kabul ettirmeyi başarmıştır. Siyasi varlık olarak insan, dünya tarihi süresince organize olma adına yöneten ve yönetilen olarak hep bir arayış içerisinde olmuştur. Zamanın totaliter yönelimlerinin aktif olmasına karşın, demokrasi cephesi galip taraf olmuştur. İmparatorlukların çöküp dünya haritasında yeni isimlere yer açıldığı bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti de kendini demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamıştır. Dönemin şekillendiricileri tarafından özenle seçilmiş bu sembollere karşın ülkeyi demokratikleştirme adına bir süre tek partinin kararlı uygulamalarına da ihtiyaç duyulmuştur. Demokrasinin yara aldığını söyleyebileceğimiz bu uygulamalar ile suya atılan taşın oluşturduğu halkalar misali büyüyerek günümüz siyasetinin de yönünü belirlemiştir. Demokrasinin siyasetin ana malzemesi olduğu zamanın Türkiye’si uygulamalarından ders çıkararak günümüz Türkiye’sinin şekillenmesinde objektif çalışmalar ortaya konulması elzemdir. Bu çalışmada bu nedenle tek parti uygulamaları her yönüyle değerlendirmeye alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELEŞTİREL PEDAGOJİ TARİHİNDEN HAREKETLE FEMİNİST PEDAGOJİNİN İMKÂN VE SINIRLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75813</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75813</guid>
      <author>İlksen ÜSTÜNDAĞ YILDIRIM</author>
      <description>Feminist pedagoji teorik alt yapısı sebebiyle öncelikle erkek merkezli bilginin yeniden inşa edilmesi üzerine kurulu bir uygulama alanına işaret etse de bugün daha kapsayıcı ve kesişimsel bir eğitsel yaklaşım anlamı taşımaktadır. Feminist pedagojinin söz konusu kapsayıcı niteliğinin oluşumunda, bu pedagojiye eleştirel düşünme ve eleştirel pedagoji çatısı altında değerlendirilebilecek başka yaklaşımların kaynaklık etmesi etkili olmuştur. Dolayısıyla feminist pedagojinin imkân ve sınırları değerlendirilirken eleştirel pedagojinin tarihi, kuramsal arka planı ve uygulama önerileri önem taşır hale gelmiştir. Buradan hareketle bu çalışmada feminist pedagojinin kadın odaklı bir çalışma alanı dışında da farklı ders ve kitlelere ulaşabilme imkânı; aynı zamanda kavramın teorik arka planını ve uygulanması önündeki engel ve sınırlarıyla birlikte değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma eleştirel bir nitel araştırmadır ve literatürden elde edilen veriler tümevarımsal olarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak feminist pedagojinin uygulanmasına yönelik pratik ve önerilerin eleştirel pedagoji ile birçok ortak noktada birleştiği görülmüştür. Bu sebeple de yaklaşımın gelişimindeki kuramsal arka planın ve uygulama pratiklerinin feminist pedagojinin uygulanması yönünde herhangi bir engel teşkil etmediği tespit edilmiştir. Ancak pedagojinin uygulanacağı topluluğun veya kurumun özellikleri ve bir ideoloji olarak feminizme yönelik önyargılar gibi çeşitli unsurlar, çalışmada feminist pedagojinin sınırları bağlamında değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SELÇUKLU ORDULARINDA SUBAY YETİŞTİRME  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70736</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70736</guid>
      <author>Mehmet GÜNNuray SENEMOĞLU </author>
      <description>Çalışmanın amacı; Selçuklu Devletleri’nde subayların nasıl yetiştirildiğinin ve bu subay yetiştirme sisteminin daha sonra kurulan Türk devletlerini nasıl etkilediğinin ortaya konulmasıdır. Çalışma, betimsel bir araştırmadır. Tarihsel araştırma deseninde tasarlanmıştır. Verileri, veri toplama araç ve yolları, verilerin analizi açısından nitel araştırma özelliği göstermektedir. Veri kaynakları dokümanlar ve uzmanlardır. Veriler, doküman incelemesi ve görüşme yöntemleriyle toplanmıştır. Yararlanılan dokümanlar ölçüte dayalı örnekleme, görüşüne başvurulan uzmanlar kartopu örneklemeyle oluşturulmuştur. Veri toplama araçları araştırmacılar tarafından geliştirilen üç farklı formdur. Verilerin analizinde Miles-Huberman nitel veri analiz modeli kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi ve sınıflamasında MAXQDA veri analiz yazılımından yararlanılmıştır. Bulgulardan yola çıkarak Selçukluların eski Türk devletlerinden aldıkları askeri eğitim kültürünü, İslam devletlerinden aldıkları müesseselerle geliştirdikleri görülmüştür. Dönemin temel subay kaynağı küçük yaşta temin edilen gûlam adı verilen çocuklardır. Bu çocuklar saraylardaki gûlamhanelerde aynı anlayışta istenilen şekilde yetiştirilmiştir. Bu sistem sonraki dönemde Osmanlı Devleti’ni köklü biçimde, Türkiye Cumhuriyeti’ni kısmi olarak etkilemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERDE SPOR YAPMA İLE AHLAKİ OLGUNLUK İLİŞKİSİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75058</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75058</guid>
      <author>Sare EVCİMİKAbdullah BİNGÖLBALI  ,Yusuf Emre KARAKAYA  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. Sınıf öğrencilerinde ahlaki olgunluğu, spor yapma, spor branşı tercihi ve spor yapma süresi ile diğer demografik değişkenler bağlamında incelemektir. Bu araştırma betimsel tarama modelinde ve toplam 403 ortaokul öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Araştırma bilgi formu ve Çocuklarda Ahlaki Olgunluk Ölçeği ile toplanan veriler, betimsel istatistiki tekniklerle analiz edilmiştir. Analizlere dayalı ulaşılan sonuçlar şunlardır: Araştırmaya katılan öğrencilerin genel ahlaki olgunluk algıları “ara-sıra” düzeyinde olup, Kohlberg’in ahlaki sınıflamasında “gelenek öncesi” döneme denk gelmektedir. Araştırmada bu durum, öğrencilerin yaşı, sosyal kuralları tam bilmeme ve içselleştirememe ile ilişkilendirilmiştir. Araştırmada, spor yapmanın ahlaki olgunluğun, “iyi çocuk olma-kurallara uyma” ve “çıkarcı davranmama” boyutlarındaki gelişimi olumlu etkilediği belirlenmiştir. Spor tercihleri bağlamında ise, basketbol oynayan öğrencilerin, diğer branşlarda spor yapanlardan daha az çıkarcı davranma algısına sahip oldukları saptanmıştır. Bunu sırayla; voleybol ile futbol ve diğerleri branşları izlemiştir. Araştırmada, basketbol sporunun bu avantajının, bu oyunun fiziki, eğitsel, psikolojik ve sosyolojik değerleri bir arada bulundurması ve zihinsel yetenekleri harekete geçirmesiyle ilgili olabileceği değerlendirilmiştir. Bunlara ilaveten, öğrencilerin ahlaki olgunluk algılarının cinsiyete göre farklılık gösterirken, ebeveyn eğitim durumuna göre farklılık göstermediği belirlenmiştir. Araştırmada son olarak, spor yapma ile ahlaki olgunluğun; her iki disiplinin normatif olması, özgüven ve sosyal aidiyet sağlaması noktalarında kesiştiği vurgulanmıştır. Bu itibarla okullarda ahlaki gelişim için spor yapmanın teşvik edilmesine dikkat çekilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LGBTİ BİREYLERİN ÇOCUKLUK ÇAĞI TRAVMALARIYLA YETİŞKİNLİK DÖNEMİNDE YAŞANAN DAMGALANMA VE BENLİK SAYGISI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75587</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75587</guid>
      <author>Zehra YılmazKader BAHAYİ  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı LGBTİ bireylerin çocukluk çağı travmalarıyla yetişkinlik döneminde yaşanan benlik saygısı ve damgalanma arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Araştırma nicel çalışma modeli olarak tasarlanmıştır. Bu araştırmanın en önemli kısımlarından biri katılımcı kitlesi olan LGBTİ bireyler grubudur bunun sebebi yapılan literatür araştırmaları sonucunda Türkiye’de LGBTİ bireylerle yapılan çalışmaların yetersiz olduğu gözlemlenmiş ve bu kapsamda LGBTİ bireylerle çalışılması hedeflenmiştir. Çalışma grubunu Türkiye’deki LGBTİ bireyler oluşturmaktadır.  Araştırma gönüllülük asasına dayalı şekilde 101 katılımcı ile yapılmıştır. Veriler yüz yüze ve online şekilde toplanmıştır ve örnekleme ulaşmak için LGBTİ Derneklerinden ve Topluluklarından destek alınmıştır. Veri toplama amacıyla, Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travma Ölçeği, Ruhsal Hastalıkların İçselleştirilmiş Damgalanması Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. LGBTİ bireylerin çocukluk çağı ruhsal travmaları, damgalanma ve benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Pearson korelasyonu uygulanmıştır. Korelasyon bulgularına göre, ruhsal hastalıkların içselleştirilmiş damgalanma ölçeği toplam puanı ile çocukluk çağı ruhsal travma ölçeğinin duygusal istismar alt boyutu arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Benlik saygısı ile çocukluk çağı ruhsal travma ölçeğinin alt boyutu olan duygusal istismar ve fiziksel istismar arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AKADEMİK ÖZYETERLİK İLE AKADEMİK MOTİVASYON ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70860</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70860</guid>
      <author>Selçuk DEMİR</author>
      <description>Eğitsel öğrenmelerin, kişisel başarı ve verimliliğin en önemli koşullarından biri akademik motivasyon olarak değerlendirilmektedir. Bu araştırmada; öğrencilerin akademik özyeterlikleri ile akademik motivasyon ve alt boyutları arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Bu çalışma ilişkisel tarama deseninde biçimlendirilmiştir. Araştırmanın evreni, Şırnak Üniversitesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenmiş 309 katılımcı oluşturmaktadır. Öğrencilerin; akademik özyeterlik düzeylerinin saptanması için “Akademik Özyeterlik Ölçeği” ve akademik motivasyonlarının tespit edilmesi için “Akademik Motivasyon Ölçeği” işe koşulmuştur. Bu araştırma verileriyle hesaplanan Cronbach-Alfa güvenirlik değerleri, faydalanılan ölçeklerin güvenilir olduklarını açığa çıkarmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; betimsel istatistikler, korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Korelasyon değerleri; akademik özyeterlik ile akademik motivasyon ve motivasyonsuzluk boyutu hariç diğer alt boyutların istatistiksel bakımdan pozitif ve anlamlı ilişkili olduğunu göstermiştir. Akademik özyeterlik ile motivasyonsuzluk değişkenleri arasında negatif ve anlamlı ilişki yer almaktadır. Regresyon analizi bulguları; akademik özyeterliğin, akademik motivasyon ve alt boyutlarını istatistiksel açıdan anlamlı yordadığını göstermiştir. Öğrencilerin akademik motivasyonlarının artırılması için akademik özyeterliklerini geliştirecek çalışmaların yapılması önemli görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNİN SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIK DÜZEYLERİNİN SPOR ALIŞKANLIKLARI AÇISINDAN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70896</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70896</guid>
      <author>Kaan Doğan YAZANOnur KÖKSAL  ,Fatma Şeyda YAZAN  </author>
      <description>Bu çalışmada, lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin spor alışkanlıkları ve demografik özellikleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Yozgat ili Şefaatli ilçesinde öğrenim gören 204 kız ve 196 erkek olmak üzere toplam 400 lise öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu ve Şahin (2018) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği Öğrenci Formu kullanılmıştır. Araştırmada lise öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ne düzeydedir? ve lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkuanları spor alışkanlıkları ve demografik özellikleri açısından farklılaşmakta mıdır? sorularına cevap aranmıştır. Veriler, ekonomik ve pratik olmasından dolayı Google Formlar üzerinden toplanmış ve toplanan veriler IBM SPSS 23.0 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapılan normallik testinde verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyini belirlemek için betimsel istatistik yapılmış, spor alışkanlıkları ve demografik özellikleri için ise bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında, lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin orta düzeyde (x̄=96.81) olduğu görülmüştür. Öğrencilerin sosyal medya bağımlılık puanları cinsiyete, günlük sosyal medya kullanım süresine, sosyal medya kullanım amacı, spor yapma sıklığı, okul spor takımlarında görev alma ve spor türü tercihine göre farklılık gösterirken sınıf düzeylerine göre farklılık göstermemiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin bağımlılık riski ile karşı karşıya oldukları, ancak spor ile uğraşan ve sosyal medyayı daha az kullananların bağımlılık puanlarının düşük olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZ DIŞİŞLERİ BELGELERİ IŞIĞINDA 20. YÜZYILIN BAŞINDA  İNGİLTERE’NİN İRAN’DAKİ TİCARÎ VE EKONOMİK ÇIKARLARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74371</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74371</guid>
      <author>Aykut DALAK</author>
      <description>İran-İngiltere ilişkilerinin temelini İran’ın Hindistan’a coğrafi yakınlığı oluşturmaktadır. Ancak İran’ın yalnızca Hindistan güzergâhında bulunması İngiltere için önemini açıklamaya yeterli görünmemektedir 19. yüzyılın ikinci yarısında ve özellikle 20. yüzyılın ilk yıllarında ise İngiltere’nin İran’daki ticari ve ekonomik çıkarları daha fazla ön plana çıkmıştır. Bu yüzden İran’da faaliyet gösteren şirketlerin girişimleri ve İran’daki İngiliz temsilciliklerinin koordinasyonu İngiltere’nin İran politikasının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu çerçevede, İngiltere’nin İran’daki ticarî ve ekonomik çıkarları, İngiliz Ulusal Arşivi’ndeki &lt;em&gt;FO (Foreign Office)-Affairs of Persia and Arabia&lt;/em&gt; ve 1905 sonrası &lt;em&gt;FO-Affairs of Persia&lt;/em&gt; başlıklı yazışma tasniflerinden yararlanılarak tamamlanan bu çalışmanın esas konusunu teşkil etmektedir. Bu konu temelinde İngiltere’nin İran’daki ticarî ve ekonomik çıkarlarının çeşitleri ve İngiltere’nin İran politikasının alanının nasıl genişlediğinin anlaşılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile kurgulanan bu çalışmada doküman analizinden faydalanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi aşamasında İngiltere’nin İran’daki ticarî ve ekonomik çıkarları krediler, imtiyazlar ve petrol şeklinde temalara ayrılarak ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEK PARTİ DÖNEMİNDEKİ İSKÂN POLİTİKALARININ DOĞU RAPORLARINA YANSIMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74675</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74675</guid>
      <author>Volkan TUNÇ</author>
      <description>Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş dönemlerindeki iskân politikası genel itibarıyla fethettiği bölgelerde hâkimiyetini kalıcı kılmak amacıyla bölgenin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamaya yönelik olmuştur. Ancak başta XVII. yüzyıl olmak üzere XVIII ve XIX. yüzyıllarda yaşanan yenilgiler sonrasında meydana gelen toprak kayıpları içe dönük bir göç hareketinin yaşanmasına sebep olmuştur. Aynı zamanda ülke içerisinde muhacir, mülteci, aşiret ve mekân kavramlarına bağlı olarak farklı iskân politikaları uygulamak mecburiyetinde kalınmıştır. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarından başlayarak 1930’lu yıllara kadar aynı yönde süregelmiştir. Özellikle 1923 yılında Lozan Barış Konferansı’nda mutabakata varılan nüfus mübadelesi ile yeni bir boyut kazanmıştır. Mutabakat sonrası yüz binlerce insanın iskân meselesini üstlenen devlet, bu işlerin düzgün bir şekilde yürütülebilmesi için aynı yıl “&lt;em&gt;Mübadele, İmar ve İskân Bakanlığı&lt;/em&gt;” adında bir kurum oluşturmuştur. Fakat 1925-1935 yılları arasında doğu vilayetleriyle ilgili hazırlanan raporlar incelendiğinde iskân politikasıyla ilgili yaşanan sorun ve aksaklıkların sıklıkla dile getirildiği görülmektedir. Yaşanan problemler üzerine Tek Parti Hükûmeti iskân faaliyetlerini düzenleyebilmek için 1926 ve 1934 yıllarında kapsamlı kanunlar hazırlayarak yürürlüğe koymuştur. Ancak 1935-1945 yılları arasındaki raporlar incelendiğinde yapılan düzenlemelerin bir fayda vermediği anlaşılmıştır. 1945 yılında CHP Genel Sekreteri M. Şevket Esendal’ın doğu vilayetlerindeki tetkikleri sonrası kaleme aldığı rapor bu konuda önemli bir örnektir. Esendal’ın bölgede o günlerde düzensizliğin sürdüğü ve iskân politikasıyla ilgili bir sistemin oluşturulamadığı yönündeki ifadeleri iskân politikasında yaşanan plan, program ve uygulama eksikliğini gözler önüne sermektedir. Bu çalışma, 1923-1945 yılları arasında başta dönemin Başbakanı İsmet İnönü olmak üzere devletin önemli kademelerinde yer alan bürokrat, vekil ve Genel Enspektörlerinin (Umûmî Müfettişlikler) Doğu’da gerçekleştirdikleri incelemeler neticesindeki analizleri ve bu analizler sonrasında ortaya koymuş oldukları raporlar doğrultusunda mevcut hükûmetin bölge ve ülke ekseninde uygulayacağı iskân politikası ve faaliyetlerini kapsamaktadır. Bu çalışmada CHP iktidarının ülke ve bölge bağlamında uyguladığı iskân politikasının yansımaları ve sonuçlarının irdelenmesi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnsan Haklarının Temellendirilmesinde Felsefi Antropolojinin Önemi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73848</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73848</guid>
      <author>Ahmet ALKAYIŞ</author>
      <description>İnsan diğer canlı varlıkları arasında muazzam bir yere sahiptir. İnsanın bu değeri onun biyopsişik donanımından gelir. Çünkü insan us sayesinde, el ve kol becerilerini kullanarak medeniyetler yaratır. İnsanı diğer canlılardan ayırt eden temel özelliklerini, varlık farkını dile getiren hem felsefe hem de antropolojidir. Felsefi antropolojinin görevi de bu varlık farklarını ortaya çıkarmak ve açıklamaktır. İnsanın varlık yapısının nitelikleriyle birlikte, onun varlık koşullarından hareket etmesi oldukça önem arz eden bir durumdur. Bu nedenle yapılan çalışmada öncelikle felsefi antropoloji ve insan hakları arasındaki teorik temelleri irdelenmektir. Daha sonrasında felsefi antropolojinin kavramsal çerçevesi ortaya konularak insan haklarının tarihsel süreciyle birlikte günümüzdeki rolü irdelenir. Aynı zamanda insan haklarının temelleri ile insan haklarının korunması bilincine yönelik problemler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın sonunda tespit edilen sorunlar felsefi antropoloji bağlamında insan haklarının önemi ve bu hakların iyileştirilmesine yönelik bazı önerileri ortaya konulmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


