






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2024 Sayı LXXIII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3225</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>MANTIKSAL AKIL YÜRÜTMENİN UYGULAMA ALANLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76034</guid>
      <author>Dilek BAŞARER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Mantıksal akıl yürütme, mantık prensiplerini kullanarak bir dizi önermeden yeni bir sonuç çıkarma sürecidir. Temelde, doğru önermelerden doğru sonuçlar çıkarmaya dayanan mantıksal &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-language: TR;"&gt;akıl yürütme, bireylerin bilgiyi organize etme, doğru sonuçlara ulaşma ve problem çözme yeteneklerini geliştirmek için temel bir araçtır. Bu kavramın etkili bir şekilde kullanılması, mantıksal akıl yürütme becerilerinin geliştirilmesi ve uygulanması konusunda bireylerin kişisel ve profesyonel başarılarını artırmalarına yardımcı olabileceği düşünüldüğünden bir çalışma planlanmıştır. Böylece mantıksal akıl yürütmenin uygulama alanlarının neler olduğu ve bu uygulama alanlarının günümüzde ne şekilde insanlara yardımcı olacağını görmek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda mantıksal akıl yürütmenin temel prensipleri incelenerek günlük yaşamdan bilimsel araştırmalara kadar pek çok alanda mantıksal akıl yürütmenin nasıl kullanılabileceği açıklanmıştır. Çalışma sonucunda ise mantıksal akıl yürütmenin, algoritmaların geliştirilmesi, programlama dillerinin tasarlanması, yapay zek&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-no-proof: yes;"&gt;â &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-language: TR;"&gt;sistemlerinin oluşturulması, hukuki analizlerin yapılması, hukuki sonuçların çıkarılması, teoremlerin kanıtlanması, matematiksel problemlerin çözülmesi, hipotezlerin test edilmesi, verilerin analiz edilmesi, bilimsel sonuçların çıkarılması ve günlük hayatta karşılaşılan çeşitli problemlerin çözülmesinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİCRÎ 6. ASIRDA ENDÜLÜS’TE HADİS KOLEKSİYONLARINA AİT NÜSHALARIN TAHAMMÜL VE EDÂ SÎGALARIYLA RİVAYET BİÇİMİ ÜZERİNE BİR İNCELEME: İBN BEŞKÜVÂL ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78372</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78372</guid>
      <author>Emine ERDOĞAN MARSAK</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #181818; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 26;"&gt;6./12. asırda Endülüs, hadis ilimleri, metinleri ve şerhlerine dair koleksiyonların kümelendiği bir coğrafya olarak varlığını hissettirmiştir. Bilhassa başkent Kurtuba, eserlerin farklı nüshalarını elde etme ve en yetkin muhaddislerinden icâzet alma gayesiyle yolculukların yapıldığı bir yer hüviyetinde olmuştur. Bölgenin yetiştirdiği, hadis eserlerinin nüshalarını çeşitli tahammül metotlarıyla elde ederek öğrencilerine aktaran ve sonraki dönem kaynaklarında eser râvisi olarak karşılaştığımız önemli muhaddislerden İbn Beşküvâl’in hadis metinleri, şerhi, usûlü ve ilimlerine dair koleksiyonları ve onları hocalarından edinim ve öğrencilerine aktarım biçimi bu çalışmanın konusunu teşkil etmektedir. Amacı ise telif edilen eserlerin nüshaları konusunda muhaddisler arasında yaygınlık kazanan mutemed ve meşhur olması kanaatinin siyasî iç karışıklıkların ve savaşların sıklıkla olduğu bir yer ve zamanda muhaddisler tarafından yeterli görülüp görülmediğinin bir eser râvisi özelinde somut verilerle yorumlanabilmesidir. Bu gayeyle İbn Beşküvâl’in elde ettiği ve naklettiği nüshalar; hadis metinleri ve şerhi, usulü ve ilimlerine dair koleksiyonu şeklinde tasnif edilmiş ve eser râvisi olarak hocaları ve öğrencileri arasındaki rivayet biçimleri üzerinde durulmuştur. Tespit edilen bilgiler, savaş ve iç karışıklıkların olduğu bir zaman diliminde Endülüs’te eserlerin intikalinde nüshanın mutemed ve meşhur olmasının yeterli görülemediğini göstermektedir. Çünkü muhaddisler hadis ilmine dair nüshaları, dikkatle ve özenle farklı tahammül ve edâ sigalarını kullanarak kayıt altına almışlardır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Siyasi Liderler Twitter'da Kendilerini Nasıl Sunuyor? Sosyal Medya’da Kişisel Markalama Pratikleri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78694</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78694</guid>
      <author>Lale Barçın AKA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Pazarlama ve iletişim literatüründe önemli ve kapsamlı bir konu başlığı olarak yer alan markalama, son yıllarda artık sadece ürün ve hizmetler için değil kişiler için de önemi giderek artan bir kavram haline gelmiştir. Günümüzde teknolojik gelişmeler ile ürünlerden, şehirlere, şehirlerden kişilere kadar her alanda marka kavramından söz etmek mümkündür. Sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile bireylerin günlük hayatında aktif rol oynamasıyla toplum içerisinde hemen hemen her kesim insana hitap edip etkileşime geçmesine olanak tanımakta ve bilinirlik sağlamada bir araç haline gelmiştir. Pek çok alanda olduğu gibi siyasal iletişim alanında da siyasi liderlerin kişisel markalama sürecinde imaj, kimlik, bilinirlik ve sadakat gibi marka ve pazarlamaya ilişkin temel kavramlardan faydalandıkları görülmektedir. Günümüz dünyasında hedef kitleye ulaşmada geleneksel iletişim araçları yanında daha etkili olabilecek internet ve sosyal medyanın kullanımı dikkat çekici bir şekilde artmaktadır. Bu çalışmada, beş siyasi partinin liderlerinin kişisel markalama açısından Twitter kullanım pratiklerinin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) ve İYİ Parti liderlerinin 2024 Mart ayının üç haftasındaki tweetler niceliksel içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırma ile siyasi parti liderlerinin tweetlerinin tipi, foksiyonu, kimlerle iletişim kurdukları ve paylaşımlarının konu başlıklarını içermektedir. &lt;a name="_Hlk183349772"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk183341051"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk183349772;"&gt;Çalışmanın sonucunda siyasi parti genel başkanlarının twitter’ı aktif bir şekilde kullandıkları ve paylaşımlarında genel olarak siyasal amaçlı yaptıkları faaliyetlere yer verdikleri, özel gün ve tebrik mesajlarına da önem verdikleri fakat &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk183349772;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;sosyal medyanın doğasında bulunan çift yönlü iletişime imkân sunan özelliklerinin de siyasi parti liderlerince kullanılmadığı, genellikle tek yönlü gönderilerin paylaşıldığı tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAĞLANMA STİLLERİ ÖLÇEĞİ KISA FORMU’NUN PSİKOMETRİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78675</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78675</guid>
      <author>Metin ÇELİKNuri TÜRK  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bu araştırmada, Bağlanma Stilleri Ölçeği Kısa Formu’nun Türk kültürüne uyarlanması amaçlanmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerini gerçekleştirmek için uygun örneklem yöntemiyle 374 üniversite öğrencisine ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bağlanma Stilleri Ölçeği Kısa Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Mutluluk Korkusu Ölçeği kullanılmıştır. Bağlanma Stilleri Ölçeği Kısa Formu’nun güvenirlik analizleri sonuçlarına göre Cronbach Alfa değerleri güvenli bağlanma için .76, kaygılı bağlanma için .76 ve kaçınan bağlanma için .83 olarak bulunmuştur. Ayrıca madde ayırt edicilik indeks değerlerinin iyi düzeyde olması, ölçeğin iç geçerliliğinin güçlü olmasını sağlamıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğini sağlamak için yapılan DFA sonuçlarına göre model uyum değerleri kabul edilebilir düzeydedir. Madde faktör yüklerinin ise güvenli bağlanma için .45 ile .83, kaygılı bağlanma için .47 ile.75 ve kaçınan bağlanma için .67 ile .79 arasında olduğu görülmüştür. Bunun yanında yakınsak-ıraksak geçerliliği ve ölçüm değişmezliği analizlerinin sonuçları çalışmanın yöntemini çeşitlendirmiş ve genişletmiştir. Ölçüt geçerliliği sonuçlarına göre güvenli bağlanma mutluluk korkusu ile negatif; yaşam doyumu ile de pozitif anlamlı ilişkilere sahiptir. Kaygılı ve kaçınan bağlanmanın da yaşam doyumu ile negatif; mutluluk korkusu ile de pozitif anlamlı ilişkileri olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak uyarlaması yapılan Bağlanma Stilleri Ölçeği Kısa Formu’nun Türkiye örnekleminde geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAMU PERSONEL YÖNETİMİNDE MERKEZİ KURUM İHTİYACI: DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞINDAN YENİ SİSTEME GEÇİŞ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78041</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78041</guid>
      <author>Nurettin BİLMEZHasan AKAY  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;1960 yılında kamu personel rejiminin sevk ve idaresi ile koordinasyonunu sağlamak amacıyla merkezi bir yapılanmaya gidilmiştir. Çeşitli idari reform çalışmalarında dile getirilen ihtiyaç, Devlet Personel Dairesinin kuruluşu ile sonuçlanmıştır. 1984 yılında Devlet Personel Başkanlığı olarak yeniden düzenlenen kuruluş, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından 2019 yılında kapatılmıştır. Bu kuruluşun kapatılmasıyla birlikte kamu personel rejimi alanında merkezi bir örgütün boşluğu ve bu boşluğu hangi kuruluşun dolduracağı konusunda karışıklık yaşanmıştır. 2018 ile 2021 yılları arasında kamu personel rejiminde çok aktörlü bir yapılanma göze çarpmaktadır. Ancak 2021 yılında yapılan bir yasal düzenlemeyle daha önce Devlet Personel Başkanlığı tarafından karşılanan görev ve sorumlulukların Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı bünyesinde yer alan Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmesine karar verilmiştir. Bu değişimle birlikte kamu personel rejiminde merkezi aktör olma rolünün Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne verildiği ve bu değişimin kamu personel rejiminde birtakım sorun alanları yarattığı iddia edilmektedir. Çalışmanın amacı, Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün kamu personel rejimi açısından nasıl bir rol üstlendiğini açıklığa kavuşturmak ve yeni sistem içinde kamu personel alanındaki sorunların çözümüne ne gibi bir katkı sağlayacağını tartışmaktır. Sonuç olarak, Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü henüz kamu personel rejiminin merkezi kurum ihtiyacını karşılamaktan uzak görünmektedir. Müdürlüğün görevlerinin sadece kamu personel yönetimiyle sınırlı olmayışı da performansını olumsuz etkilemektedir&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMED-İ RIDVÂN’IN RIDVÂNİYYE’SİNDE DİNÎ VE TASAVVUFÎ UNSURLAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78381</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78381</guid>
      <author>Sıtkı NAZİKAbdulsamet DEMİRBAĞ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Klasik Türk edebiyatı temsilcileri yazdıkları eserler vasıtasıyla zaman zaman toplumla aralarında bir bağ kurabilmiş, yer yer halkın diline, duygu ve düşünce dünyasına tercüman olmuşlardır. Genelde kaside ve gazellerle bilinen klasik edebiyatın önemli nazım şekillerinden biri de mesneviler olmuştur. Konularına göre farklı başlıklar altında değerlendirilen mesnevilerin bir çeşidi de dinî ve ahlakî mesnevilerdir. Nitekim 15-16. yüzyıl şairi Ahmed-i Rıdvân’ın yazdığı Rıdvâniyye bu kategoridedir. Rıdvâniyye, şairin diğer mesnevilerinde görülen konu bütünlüğünün aksine birbirinden bağımsız konulardan oluşmaktadır. Bu konular genellikle dinî ve tasavvufî özelliktedir. Mesela “tevhit, iman, ibadet, edep, tövbe, sabır, rıza, hamd, şükür, aşk, nefis” ve benzeri birçok unsurun/kavramın eserde geçtiği tespit edilmiştir. Ahmed-i Rıdvân ele aldığı bu konularla birtakım dinî ve tasavvufî hususlara dikkat çekmiştir. Dolayısıyla bu çalışma, insanı doğrudan ilgilendiren din ve buna bağlı olarak tasavvufa dair unsurların/kavramların şair tarafından nasıl ele alındığının ortaya konulması açısından önemlidir. Çalışmada eserin tamamı incelenmiş, eserde geçen dinî ve tasavvufî içerikli beyitlerden bazıları örnek olarak verilmiştir. Eserden seçilen beyitler konu bağlamında, yani anlama dayalı şerh yöntemiyle açıklanmıştır. Böylece Rıdvâniyye’nin dinî ve tasavvufî yönden zengin bir kavram/unsur çeşitliliğine sahip olduğu, bunların çoğunlukla dinî ve tasavvufî muhtevayı aksettirecek tarzda eserde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SES REGİSTERLERİNİN AKUSTİK OLARAK İNCELENMESİ VE SES REGİSTERLERİ İLE ÜNLÜ HARF İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74620</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74620</guid>
      <author>Serkan OTACIOĞLU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Ses eğitiminin sağlıklı olarak gerçekleşmesi için bilinmesi gereken en önemli kavramlardan biri register kavramıdır. Bütünsel olarak bir sesi çalıştırmak ve geliştirebilmek için son derece önemli olan bu kavramın doğru olarak algılanması eğitimin en iyi şekilde yürütülmesi için hayati öneme sahiptir. Bu bağlamda, registerlerin iyi algılanması sesin hangi tür olduğuna karar vermekte bize yol gösterirken aynı zamanda, şarkıcının potansiyel ses genişliğinin oluşturulmasında da hangi registerde sorun olduğuna ya da nasıl bir strateji oluşturmak gerektiğine karar vermek için de son derece önemlidir. Bu önem doğrultusunda, ses registerinin doğru olarak algılanması için yapılmış olan çalışmaların bir bütün halinde sunulması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Ses registeri üzerine yapılmış olan literatürün eleştirel ve bütüncül bir şekilde incelenebilmesi için bu çalışmada bilimsel derleme yöntemi araştırma modeli olarak kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, registerleri birleştirmek için çok fazla yöntem bulunmaktadır ama bugüne kadarki en yaygın teknikler “ünlü harf değişimi” ve “kas güçlendirmesi” dir. Sağlıklı şarkı söyleme için registerleri hem fizyolojik hem de akustik olarak ele almakta yarar görülmektedir. Registerler hem ses telleri hem de rezonatör bölge ile ilişkilendirildiklerinden ses eğitmenleri register birleştirmeye değişik şekillerde yaklaşırlar. Günümüzde register kavramına ve oluşumuna fizyolojik olarak yaklaşmak daha önemli olarak görülse de akustik olarak register kavramını algılamak ve ünlü harflerle registerlerin ilişkilerini incelemekte register izolasyonunu önlemek ve registerleri birleştirmek için son derece önemli bir konudur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LOUİS VON KAMPHOEVENER PAŞA’NIN RAPORUNA GÖRE ANADOLU ŞİMENDİFER HATTI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77846</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77846</guid>
      <author>Tuğba ÖZDOĞAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Tanzimat sonrasında dış ticaret kapasitesinin artmasına paralel olarak 1850’li yıllarda demiryolu inşası önemli konular arasında yerini almıştı. İktisadi koşullar demiryollarının yapımında yabancı sermaye fikrini gündeme getirmişti. Osmanlı sermayesiyle yapılan karayollarının aksine demiryolu yapımında yabancı sermayenin ağır bastığı görülür. Demiryolu imtiyazında İngiltere, Fransa ve Almanya arasında yoğun bir rekabet olsa da bilhassa Anadolu demiryolu hattında Almanların ön plana çıkması söz konusu olmuştur. II. Abdülhamid, saltanatı esnasında birçok konuda olduğu gibi ordunun ıslahı hususunda da Alman Devleti’ne başvurmuş, onlardan askeri uzmanlar istemişti. Sultanın bu isteği Almanlar nezdinde kabul edilmiş ve bu doğrultuda çok sayıda askeri uzman Osmanlı Devleti’ne gönderilmişti. Almanya’dan gelenler arasında birçok isim bulunduğu gibi Piyade Yüzbaşısı Louis von Kamphoevener Paşa’da vardı. Kendisi uzun yıllar boyunca Osmanlı ordusunda hizmet vermiş önemli bir isim olarak ön plana çıkmaktadır. Paşa çok sayıda talimname hazırlamış ve bunları da Osmanlı padişahına iletmişti. Bunun yanı sıra Osmanlı ordusunda hizmeti bittiği dönemde II. Abdülhamid’den izin isteyerek çok büyük önem atfettiği Anadolu şimendifer hattı boyunca seyahat etmiş, bu seyahati esnasında gördüklerini, gözlemlediklerini ve naçizane tavsiyelerini bir rapor halinde padişaha sunmuştur. Osmanlı müesseseleri açısından son derece dikkate şayan olan bu raporda; hattın geçtiği köy, kasaba ve şehirlerde Osmanlı ahalisinin durumu, ne işlerle meşgul oldukları, şimendifer hattının işleyişi, hattan elde edilen kazançlar, Anadolu’da yetiştirilen hububatın demiryolu taşımacılığıyla ne şekilde ihraç edildiği, bu hatta çalışan memurların kimlerden seçildiği, yollar ve kara yolları, ormanların durumu, Osmanlı’da sanayinin ne durumda olduğu, demiryollarının askeri açıdan önemi, madenlerin bu hatla nasıl kârlı hale getirilip ihraç edileceği gibi geniş yelpazede bilgilere yer verilmektedir. Kamphoevener bu raporda gözlemlediklerini yazmakla kalmamış aynı zamanda üzerinde durduğu hususlarla alakalı tavsiyelerini bildirmiştir. Bu çalışmada Alman askeri uzmanı olarak uzun yıllar Osmanlı ordusunda hizmet etmiş Kamphoevener Paşa’nın Anadolu Şimendifer Hattı ile ilgili kaleme alıp Sultan II. Abdülhamid’e sunduğu rapor ele alınarak bu hattın Osmanlı Devleti’nin sosyo-ekonomik düzeyine ne tür bir katkı sağladığı hususuna ışık tutmaya çalışılacaktır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> “TÜRKİYE YÜZYILI” MAARİF MODELİ (TYMM) ÖĞRETİM PROGRAMLARINA İLİŞKİN NİTEL BİR DEĞERLENDİRME </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78177</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78177</guid>
      <author>Şaban BERKBayram ÖZER   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Eğitim sistemi içerisinde pusula vazifesi gören öğretim programları, öğrencilerin neyi/neleri, nasıl, ne kadar ve hangi sırayla öğreneceklerine ilişkin bir çerçeve sunar. Eğitim sisteminin diğer öğeleri gibi öğretim programları da dinamik bir yapıya sahiptir ve belirli aralıklarla bilimsel araştırmaların bulguları ışığında geliştirilmelidir/ güncellenmelidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) kapsamında ortaya oluşturulan öğretim programları, derslere ilişkin içeriğin büyük oranda sabit kalması, bazı konuların eklenmesi ve/veya çıkarılması yönüyle bir program geliştirme ya da programı iyileştirme çalışmasıdır. Ancak ortaya konan paradigma değişimi perspektifinden Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında oluşturulan öğretim programları bir program değiştirmedir, içerik büyük oranda sabit kalsa bile. Bu araştırmada 26 Nisan 2024’te askıya çıkan ve 27 Mayıs 2024 tarihinde bakanlıkça onaylandığı duyurulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamındaki öğretim programları incelenmiş, incelemede programın gerekçesi, amacı, felsefesi, öğrenci profili, değer modeli, beceriler ve okuryazarlıklar ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu inceleme sonucuna göre yapılan tespitler ve eksik görülen alanlarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Araştırma, nitel yaklaşımlardan durum çalışması desenine göre tasarlanmıştır. Temel sonuçlar şöyledir; TYMM kapsamında hazırlanan öğretim programlarının güçlü bir gerekçesi ve sağlam bir felsefi arka planı mevcuttur. Hazırlanması aşamasında birey, toplum, uluslararası bağlam, bilim ve teknolojideki gelişmeler büyük oranda dikkate alınmıştır. Bireysel farklılıklara vurgu yapması, okuryazarlık becerilerini programlar aracığıyla kazandırma iddiası vb yönüyle önceki programlardan farklılaşmaktadır. Bununla birlikte programın uygulayıcısı olan öğretmenlerin program hakkındaki bilgisi, ilgisi ve hazırbulunuşluk düzeyleri ile eğitim kurumlarımızın mevcut imkân ve donanımları programın etkili uygulaması için sorun oluşturabileceği değerlendirilmektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN DİJİTAL OKURYAZARLIK DÜZEYLERİ: GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77468</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77468</guid>
      <author>Yusuf YURDİGÜLCevdet LELOĞLU  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;Çalışma Giresun Üniversitesi bünyesinde bulunan Meslek Yüksekokullarında öğrenim gören öğrencilerin dijital okuryazarlık düzeylerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu maksatla çalışmada, Narmanlıoğlu ve Bayrakcı tarafından geliştirilen Dijital Okuryazarlık Ölçeği kullanılarak kolayda örnekleme ile elde edilen 415 anket analiz edilmiştir. Bulgulara göre; Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin dijital okuryazarlık düzeylerinin “orta” seviyede olduğu sonucuna varılmıştır. Orta düzey; katılımcıların &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;dijital okuryazarlık konusunda alışılmış ve basit sorunları kendileri çözmekle birlikte dijital dünyayı öğrenmeye devam ettikleri şeklinde yorumlanmaktadır. Demografik bulgular ışığında dijital okuryazarlığın cinsiyete göre anlamlı şekilde farklılaştığı, erkek öğrencilerin kız öğrencilere nispeten dijital okuryazarlık düzeylerinin ölçeğin bazı alt boyutlarında daha yüksek gerçekleştiği saptanmıştır. Sosyal ve Teknik Bilimler öğrencilerinin bazı alt boyutlarda Sağlık Bilimleri öğrencilerinden pozitif yönde ayrıştıkları tespit edilmiştir. Yaş, sınıf, öğretim türü ve ev interneti sahipliği kategorilerinde katılımcılar arasında anlamlı bir fark ortaya çıkarmamıştır. Hane geliri en yüksek olan öğrencilerin en düşük olan öğrencilere göre donanım, yazılım ve ağ konularında bilgi sahibi olma ve uygulayabilme becerilerinin daha yüksek olduğu dikkat çeken diğer bulgulardandır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EROL AKYAVAŞ’IN RESİMLERİNDE TÜRK MİNYATÜR SANATI ETKİLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78050</guid>
      <author>Mehmet ÖNALKerim LAÇİNBAY  ,Meliha YILMAZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bu çalışmanın amacı, Çağdaş Türk Ressamlarından Erol Akyavaş’ın resimlerinde Türk Minyatür Sanatı etkilerini ortaya koymaktır. Araştırma, sanatçının ‘’Kaleler’’ serisindeki dört adet eseri ile sınırlandırılmıştır. Bu araştırmada, nitel yöntem kullanılmış olup, veriler literatür tarama ve eser inceleme yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, Osmanlı minyatür sanatçıları Matrakçı Nasuh ve Asafi’nin eserlerinin, renk, leke, biçim, perspektif anlayışı, kompozisyon ve üslup bakımından Akyavaş için zengin bir kaynak oluşturduğu görülmüştür. Matrakçı Nasuh’un minyatürlerinde kullandığı topografik minyatür özelliklerini, Akyavaş da eserlerinde kullanmıştır. Kale duvarları ve dağların ön plana çıktığı, insan figürlerinin yer almadığı, mimari unsurların kurgusuna dayalı resimlerinde, minyatürlerin genel özelliklerinin yanı sıra, Matrakçı Nasuh’un coğrafi ve yerleşim yeri betimlemelerinden esinlendiği görülmüştür. Sur, duvar, burç, bulut, dağ gibi unsurları geometrize ederek ve yan yana, iç içe kullanarak yeni kompozisyonlar oluşturan Akyavaş’ın benimsediği bu üslup, geleneksel minyatür sanatı ile modern sanatın buluşması olarak değerlendirilebilir. Akyavaş’ın araştırma kapsamında incelenen bir eserinde ise, özellikle obje tercihi, biçim kullanımı ve kompozisyon kurgusu bakımından Asafi’nin minyatüründen esinlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Batı sanatının teknik birikimlerinden yararlanıp tarihten ve geleneksel kaynaklardan beslenerek kendi sanat anlayışında özgün yorumlar yapan Akyavaş, mimari biçimlere yönelerek eserlerinde geometrik kurguları ön plana çıkarmış, yakaladığı bu kompozisyon düzeniyle, minyatür ile modern sanatı buluşturmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİN EĞİTİMİNDE DİJİTAL OYUNLARDAN YARARLANMAYA İLİŞKİN OLARAK DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMEN TUTUMLARININ İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79322</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79322</guid>
      <author>Gülşen ÖZERENDavud IŞIKDOĞAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Araştırmada din eğitiminde dijital oyunlardan yararlanmaya yönelik olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem olarak tarama modelinin seçildiği araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Elazığ İl’indeki kamu ortaokul ve liselerinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden “Basit Seçkisiz Örnekleme” yoluyla belirlenen 220 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada din eğitiminde dijital oyunlardan yararlanma ile ilgili olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin tutumlarını belirlemek amacıyla “Dijital Oyunlardan Yararlanma Ölçeği”nden veri toplama aracı olarak istifade edilmiştir. Belirtilen veri toplama araçları kullanılarak toplanan araştırma verileri, parametrik testler ile analiz edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin dijital oyunlardan yararlanmaya ilişkin tutumlarının çok yüksek olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada dijital oyunlardan yararlanmaya yönelik öğretmen tutumlarının cinsiyet, yaş, mesleki kıdem ve okul türüne göre anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİNDE DİL POLİTİKASI (1923-1938)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79059</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79059</guid>
      <author>Erol TOPAL  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bir milletin ve devletin varlığını devam ettirebilmesi dilini koruması ve geliştirmesiyle mümkündür. Bu sebeple devletler belli dil politikalarına sahip olmalı ve bu politikalar ışığında çalışmalar yapmalıdır. Devletlerin yaptığı bu çalışmalar onları uluslararası alanda daha etkin kılacaktır. Dünyanın en kadim dillerinden olan Türkçe, Türk milletinin yıkılmaz iradesine dayalı olarak her dönemde varlığını sürdürmüştür. Ancak Türk dili üzerinde devlet nezdinde, Cumhuriyet dönemine kadar kayda değer büyük çalışmalar yapılmamıştır. Hatta bazı dönemlerde Türk dili ikinci planda kalmıştır. Cumhuriyet dönemi ile önceki dönemlerin dil anlayışı arasında bazı sadeleştirme çabaları hariç hiçbir bağ bulunmamaktadır. Cumhuriyet döneminde devletin dil ile ilgili hassasiyeti en üst dereceye çıkmış, Türkçenin dünya dilleri arasındaki hak ettiği değeri görmesi için özellikle 1930’lu yıllarda önemli çalışmalar yapılmıştır. Latin harfleri esasına dayalı Türk alfabesinin kabulü, Türk Dil Kurumunun kurulması, Anadolu ağızlarından yapılan derlemeler ve dil kurultayları bu çalışmaların en önemlileridir. Bunlar, Türkiye Türkçesinin gelişmesinin önünün açılması ve geçmişteki tıkanıklığın giderilmesi için bir dizi önlemleri içine alan kapsamlı dil çalışmalarıdır. Bu çalışmada, Cumhuriyet öncesi dil çalışmalarından kısaca söz edildikten sonra birinci elden kaynaklara dayandırılarak ayrıntılı bir şekilde alfabenin kabulü, I. II. III. Dil Kurultayı ile bu çalışmalarda alınan kararlar, öne sürülen tezler ve Güneş Dil Teorisi üzerinde durulmuştur.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışmada, Cumhuriyet öncesi dil çalışmalarından kısaca söz edildikten sonra birinci elden kaynaklara dayandırılarak ayrıntılı bir şekilde alfabenin kabulü, I. II. III. Dil Kurultayı ile bu çalışmalarda alınan kararlar, öne sürülen tezler ve Güneş dil teorisi üzerinde durulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL DIASPORA ÜZERİNE KAVRAMSAL BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78954</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78954</guid>
      <author>Fahriye Aytolu KARAAyşe Aslı Sezgin BÜYÜKALACA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Dijital teknolojilerin günlük yaşamda sıklıkla kullanılmasıyla birlikte ülkesinden göç etmek zorunda kalan kişilerin gittikleri ülkelerde kimliklerini kaybetmeme sorunu da gündemde yer almaya başlamıştır. Kimlik konusu, modern ve ulus devletler için tarihsel süreçte sahip olduğu önemini bugün de korumaktadır. İletişim çağında uluslararası göç olgusu, sınır ötesinde kimlik politikalarının da gelişmesini sağlamıştır. Buna paralel olarak da başka ülkelere göç etmiş özellikle genç gruplar arasında kültürel kimliklerini ve dinlerini kaybetmemek için diasporik gruplara yönelim artmıştır. Gençlerin bu yönelimleri, yeni jenerasyonun iletişim pratiklerine de uygun olarak dijital ortamda daha yoğun bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu yönelim günümüz siyasetinin tartışma alanındaki değişimi diaspora çalışmaları alanına da taşımış ve dijital diaspora kavramı literatürde, araştırmalara konu olmaya başlamıştır. Bu çalışmada da dijital diaspora ile ilgili akademik çalışmalar bibliyometrik analiz yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmada Web of Science veri tabanı kullanılarak Voswiewer programıyla 500 araştırma makalesine ait veriler görselleştirilmiş ve bibliyometrik veriler ile ilgili bilgiler yorumlanmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu analiz neticesinde öncelikle, ilk çalışmaların 2000 yılında yapıldığı ve konuyla ilgili çok az yayının bulunduğu tespit edilmiştir. 2010 yılından itibaren ise konuyla ilgili çalışmaların arttığı ve en fazla yayının 2022 yılında yapıldığı bulgusuna ulaşılmıştır. En çok yayın yapan ülkeler incelendiğinde ABD’nin ilk sırada, ikinci sırada İngiltere’nin bulunduğu gözlenmiştir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÜZCE YÖRESİ GELENEKSEL ÇOCUK OYUNLARI VE İŞLEVLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77204</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77204</guid>
      <author>Özlem ŞAHİN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;İnsanlar tarih sahnesine çıktıkları günden bu yana oyun oynamışlardır. Bugün oynanan pek çok çocuk oyununun geçmişi de çok eski devirlere dayanmaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çocuk oyunları içinden çıktıkları kültüre özgü olup kuşaklar boyunca aktarılarak bugüne gelen somut olmayan kültürel miras ögelerindendir. Bir toplumun çocuk oyunları o toplumun kültürel değerlerindendir ve pek çok yönden işlevseldir. Çocuklar hayata dair becerileri oyunlar aracılığı ile edinir, milli kültür bilinci kazanır. Günümüzde şehirleşme ve apartman kültürü gibi sebeplerle geleneksel çocuk oyunları yok olmaktadır. Toplum hafızasında yer etmiş kültürel faaliyetlerin bir yansıması olan geleneksel çocuk oyunlarının halk belleğinden silinmemesi ve aktarılması adına derlenmeleri önem arz eder. Bu çalışmada Düzce’de oynanan geleneksel çocuk oyunlarının kültürel bellekten silinmesine mani olmak için bunları belirleyip gün yüzüne çıkarmak, yeni kuşaklara aktarmak hedeflenmiştir. Derlemenin tek başına yeterli olmayacağı bilimsel yorumların da gerekli olduğu gerçeğiyle, derlenen oyunlar işlevleri bakımından da değerlendirilmiştir. Çalışmada alan araştırması yöntemlerinden derleme yöntemi ile 58 kaynak kişiden 30 ana oyun ve bunlarla bağlantılı olanlarla birlikte toplam 59 oyun derlenmiş, tanıtılmış ve işlevleri açısından değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda Düzce yöresinde oynanan geleneksel çocuk oyunlarının bazılarının çok eski zamanlardan günümüze çeşitli Türk topluluklarında oynanan oyunlar olduğu, bazılarının değişime uğrayarak günümüze ulaştığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte oyunların çoğunun Türkiye’nin diğer bölgelerindekilerle aynı olduğu görülmüştür. Bazı oyunların ise oynanma şekli aynı iken adlandırmada farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Geniş bir etnik çeşitliliğe sahip olan Düzce’de çocuk oyunlarında buna paralel bir farklılık tespit edilmemiştir. Bu da çocuk oyunlarının birleştirici yönünü göstermektedir. Sonuç olarak oyunların geçmişe kıyasla daha az olmakla beraber hâlâ oynandığı ve Düzce’nin geleneksel çocuk oyunlarının aktarımı ve sürekliliği açısından önemli bir konumda olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca oyunların Bacomun modelindeki folklorun dört işlevini karşıladığı;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;çocuğun yaşamını şekillendirecek toplumsal, kültürel, fiziksel, dilsel, bilişsel, duyuşsal açısından beceriler kazandırmada işlevsel olduğu görülmüştür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDA METİNLERİ OLUŞTURAN NİCEL UNSURLARIN AYNI SINIF DÜZEYİNDE VE SINIFLAR ARASINDA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77320</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77320</guid>
      <author>Berfin AKERMuhammet MEMİŞ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: 'Book Antiqua'; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bu araştırmada, ortaokul Türkçe ders kitaplarında birbirini takip eden metinlerin toplam kelime sayısı, cümle sayısı ve cümlelerdeki kelime sayısı ortalamasının tutarlılığının aynı sınıf düzeyinde ve sınıflar arasında karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan incelemeyi 2023-2024 eğitim-öğretim yılında kullanılan Koza Yayınevine ait 5.sınıf Türkçe ders kitabı ve Millî Eğitim Bakanlığı yayınları tarafından hazırlanan 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan her temadan art arda gelen 2 metin olmak üzere toplam 64 metin oluşturmaktadır. Yapılan incelemeye göre, metinleri oluşturan nicel unsurlar aynı sınıf düzeyinde ve sınıflar arasında karşılaştırmalı olarak incelendiğinde tutarlı bir artış göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlardan hareketle, aynı sınıf düzeyinde ve sınıflar arasında ortaokul Türkçe ders kitaplarının metni oluşturan nicel unsurlar bakımından tutarlı bir artış gösterecek şekilde düzenlenmesi, Türkçe ders kitapları için hazırlanan metinlerin seçimi konusunda nicel unsurları dikkate alan ölçütlerin oluşturulması ve Talim Terbiye Kurulu’nun yönergesine metni oluşturan nicel unsurlar açısından ayrı bir başlık açılması önerilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Edebi Eserlerde Covid-19’un Yansımaları: Kısa Öykü Örneği</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79012</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79012</guid>
      <author>Muhammed Fatih SAYIRNurullah AYDIN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Son günlerde gündemde olmasa da, COVİD-19 2020-2022 yılları arasında tüm dünyayı etkisi altına aldı.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;Kısa sürede tüm dünyaya yayılan ve pandemiye dönüşen bu hastalık, insanlık için olağanüstü bir deneyim oldu.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;Hükümetlerin aldığı kısıtlama kararları, maske kullanımı, sosyal mesafe ve çeşitli hijyen kuralları COVİD-19 ile hayatımıza girdi.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;COVİD-19’dan ötürü pek çok kişi hayatını kaybetti ve pandemi sürecinde yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlar insanların zor günler geçirmesine neden oldu. Hayatın her alanını etkileyen bu hastalığın edebi eserlerde yansımalarının olması oldukça muhtemeldir.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;Bu çalışmada Türkiye'de yayımlanan Edebiyat Ortamı dergisinin 2021 Öykü Yıllığı bu bağlamda incelenmiştir.&lt;/span&gt; Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman analizine başvurulmuştur. &lt;span style="color: black;"&gt;Öykü yıllığı incelenirken COVİD-19 hastalığının özellikleri ve toplum üzerindeki etkileri dikkate alınmıştır.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;2020 yılında farklı edebiyat dergilerinde yayımlanan 78 öykünün yer aldığı öykü yıllığında COVİD-19’un ele alındığı 5 öykü tespit edilmiştir. Bu öyküler Gelip Geçenin Sözü, Zor Günler Daha Zor Geçer, Virüs, Korona Günleri ve Korona Günlükleri'dir.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;COVİD-19'un yansımaları açısından incelenen bu öykülerde yazarların eserlerinde pandeminin farklı yönlerini ele aldıkları görülmüştür. &lt;/span&gt;Sonuç olarak &lt;span style="color: black;"&gt;ilgili hikâye yıllığında COVİD-19 salgınıyla ilgili beş hikâyenin yer almış olması, gelecekte benzer edebi eserlerin yazılabileceğinin bir işareti olarak değerlendirilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BÜYÜK SELÇUKLULARIN SON DÖNEMLERİNDE HALİFE-SULTAN ÇEKİŞMESİNİN HAÇLILARLA YAPILAN MÜCADELEYE ETKİSİ: MELİK MAHMUD DEVRİ VE SONRASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72490</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72490</guid>
      <author>Abdülbaki BOZKURT</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışma, Büyük Selçuklu Devleti’nin son dönemlerinde, sultanlar ile Abbâsî halifeleri arasında yaşanan siyasi çekişmelerin, aynı döneme tekabül eden Haçlı işgallerine karşı Müslümanların verdiği mücadeleye etkisini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın girişinde Büyük Selçuklu Devleti ile Abbâsî halifeleri arasında ilk siyasi münasebetlerin kurulması, gelişimi ve nihayet çalışmaya konu olan Sultan Sencer’in saltanat dönemine kadar olan gelişmeler özetlenmiştir. Yapılan özetlemenin ardından uygun başlıklarla önce halife-sultan çekişmesinin dini-siyasi dayanaklarına değinilmiş daha sonra da çalışma konusuyla ilgili detaylı bilgilere geçilmiştir. Çalışma,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sultan Sencer’in saltanat yılı olan 1118’den başlayıp aynı sultanın Oğuzların eline esir düştüğü 1153 tarihine kadar olan bazı olayları kapsamaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Abbâsî halifelerinin “dünyevî iktidarlarını” yeniden kazanmanın gayreti içinde oldukları bu süreçte özellikle Irak Selçuklu hükümdarlarından Melik Mahmud ve Melik Mesud öne çıkan sultanlar olmuştur. Gerek Sultan Sencer’in gerek anılan diğer sultanların Abbâsî halifeleri ile olan inişli-çıkışlı ilişkilerinin Haçlılarla yapılması gereken mücadeleyi olumsuz etkilediği açıkça görülmüştür. Çalışmada ana kaynaklarla birlikte tetkik eserlere de başvurulmuştur. Halife-sultan çatışmalarının yaşandığı sırada özellikle ana kaynaklarda çoğu zaman rastlanmayan Haçlılarla yapılan mücadeleye etki bağlantısı, tetkik eserlerlerden yararlanılmak suretiyle kurulmaya çalışılmıştır. Belirlenen süreçte daha çok bütün İslam dünyasının büyük çoğunluğunu etkileyebilecek düzeyde olaylara odaklanılmıştır. Metin içerisinde kronolojik sıralamaya uygun bir şekilde önce halife-sultan arasındaki çekişmelere kısaca değinilmiş, ardından bu çekişmenin Haçlılarla yapılan mücadeleye etkisinden söz edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FOTOĞRAF İLE HAFIZAYI KURGULAMAK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78930</guid>
      <author>Ayşe Ceren SOLMAZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Fotoğraflar, hafızayı şekillendirme ve yeniden inşa etme sürecinde aktif bir rol oynar. Fotoğrafın “o anı” dondurması, belli bir zamana atıfta bulunabilmesi, ona geri dönüp bakılabilmesi insan belleğiyle ortak noktalarındandır. İmgeler aracılığıyla, unutulan veya hatırlanması zor anıları hatırlatarak geçmiş deneyimleri yeniden deneyimlenmesini sağlar. Fotoğraflar, kişisel ve toplumsal hafızayı aktararak geçmiş ve bugün arasında bir köprü kurar. Geçmişin bugüne aktarılmasında bir bellek görevi görmesi ile fotoğraf, insanların hafızalarında önemli yer tutar. Bu çalışma, fotoğrafın hafıza ve bellek bağlamında ele alınarak, sanatçıların fotoğraf kavramına yükledikleri anlamlar ile Walid Raad ve Gillian Wearing’in çalışmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada fotoğrafın hafızadaki rolü ve sanatta kullanılma biçimleri nitel araştırma yöntemi kullanılarak sanatçıların fotoğraf kavramına yükledikleri anlamlar incelenmiştir. Sanatçı çalışmaları üzerinden yapılan incelemeler sonucunda fotoğraf aracılığıyla hafızanın gerçeklik ve bellek üzerindeki etkisini, kişisel ve toplumsal boyutlarda nasıl şekillendiğini ve dönüştürebileceğini gösterir. Her iki sanatçı da fotoğrafın gerçeklik ve hafıza üzerindeki etkisini vurgulayarak, izleyiciyi kendi hafıza algılarını ve inançlarını sorgulamaya davet eder. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ENGELLİLERDE SPORUN TARİHSEL GELİŞİMİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77903</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77903</guid>
      <author>Bilal KARAKOÇNurullah Emir EKİNCİ ,İsmihan EKEN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; mso-pagination: none; text-autospace: none; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;Bu çalışmanın amacı Dünya’da ve Türkiye’de engellilerde sporun tarihi gelişimi konusunda literatür çalışması yaparak engellilerde sporun tarihsel gelişmeleri ile ilgili bilgi verebilmektir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Verilerin toplanması için literatür taraması yapılmıştır. Engellilerde sporun tarihi gelişimi ile ilgili makaleler, kitaplar ve daha önce yapılmış çalışmalar, organizasyonlar incelenmiştir. Ayrıca internet ortamında taramadan da faydalanılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black;"&gt;Engellilik, Engelliler tarih, Dünyada engelliler, Türkiye’de engelliler, Spor ve Paralimpik oyunlar gibi anahtar kelimeler kullanılarak yapılan literatür taramasında, ulusal ve uluslararası akademik veri tabanlarında yer alan bilimsel makaleler, tezler, bildiriler ve kitaplar incelenmiştir. Veri toplama sürecinde, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi; toplanan verilerin, içerik analizi ve tematik analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu araştırmada, içerik analizi yöntemi kullanılarak, literatür taramasından elde edilen veriler, "Engellilik tanımı", "Engellilerde sporun önemi’’, "Dünyada engellilerde spor", "Türkiye’de engellilerde spor" ve "Engellilerde spor tarihi" gibi temalar altında toplanmıştır. Her bir tema altında, farklı kaynaklardan elde edilen bilgiler harmanlanmış, benzerlikler ve farklılıklar belirlenmiş ve bu bilgiler sentezlenerek bilgilere ulaşılmıştır. Tematik analiz yöntemi ise, belirlenen temalar altında toplanan bilgilerin daha derinlemesine analiz edilmesi için kullanılmıştır. Bu analiz sayesinde, engellilerde sporun tarihi gelişim süreci ile ilgili farklı coğrafyalardaki gelişmeler, benzerlikler daha net şekilde değerlendirilmiştir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; mso-pagination: none; text-autospace: none; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black;"&gt;Çalışmamızın sonucunda; antik çağda, erken tarihi dönemlerde engellilerde spor ile ilgili kaynakların çok kısıtlı olduğu, bu dönemde engellilerde spor farkındalığının oluşmadığı değerlendirilmiştir. 19. Yüzyıl sonrası Dünya’da engellilerde spor ile ilgili gelişmelerin görüldüğü, özellikle Dünya savaşları sonrası ortaya çıkan engelli sayısındaki artış ile spor fiziksel aktivite rehabilitasyon amacı ile kullanılmaya başlamış, zamanla engellilerde spor organizasyonları da düzenlenmeye başlamıştır. Paralimpik oyunların başlaması ile Dünya’da ve Türkiye^de engellilerde spor farkındalığının arttığı görülmüştür. Televizyon yayınları, sosyal medya ile haberdar olma imkanlarının artması ile beraber engellilerde spor alanında yapılan çalışmaların arttığı görülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1957 SEÇİMLERİNDEN 27 MAYIS ASKERİ DARBESİNE GİDEN SÜREÇTE TÜRKİYE’DEKİ SİYASAL GELİŞMELERİN ANALİZİ (1957-1960) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77311</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77311</guid>
      <author>Bilal TUNÇBilal TUNÇ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;27 Mayıs Askeri Darbesine giden sürecin son aşaması, 1957 seçimleri sonrasındaki gelişmelerle birlikte yaşanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de çok partili siyasal hayata geçilmesinin ardından yapılan dördüncü genel seçim olan 1957 Seçimleri, Türk siyasi tarihinde önemli bir yer teşkil etmektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Normal şartlarda 1958'de yapılması gereken ancak hükümet tarafından bir yıl erkene alınan bu seçimler, birçok siyasi partinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. İktidar ve muhalefet partilerinin ciddi bir mücadeleyle gerçekleştirmiş oldukları bu seçim, sonuçları itibarıyla Türkiye’nin siyasi yapısının yeniden oluşmasına ortam hazırlamıştır. Söz konusu açıklamalar doğrultusunda bu çalışma betimleyici bir yaklaşımla, 1957-1960 yılları arasında Türk siyasi yapısının durumunu ortaya çıkarma hedefiyle hazırlanmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu bağlamda, makalenin hazırlanmasındaki temel amaç, 1957 seçimlerinden sonra ülkedeki önemli gelişmelerin; Türk siyasetini nasıl etkilediğini bilimsel veriler ışığında ortaya çıkarmaktır. Bu amaç ve hedef doğrultusunda, “1957 Seçimlerinden 27 Mayıs Askeri Darbesine Giden Süreçte Türkiye’deki Siyasal Gelişmelerin Analizi (1957-1960)” adlı çalışma telif eserlerden istifade edilerek oluşturulmuştur.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Son olarak, bu makale nitel bir çalışma olup; burada doküman analizi tekniği kullanılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2019 VE 2024 ORTAOKUL TÜRKÇE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMLARININ OKUMA BECERİSİ BAĞLAMINDA KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78200</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78200</guid>
      <author>Elif AKTAŞAhmet Turan EŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bireyin öncelikle okulda öğrendiği ve yaşam boyu kullandığı bir beceri alanı olan okuma; bilgi edinmede, iletişim kurmada, fikir ve inançlara yön vermede etkili bir süreç olarak kabul edilmektedir. Bu açıdan okuma becerisi Cumhuriyet’ten günümüze kadar öğretim programlarında her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Bu çalışmada, 2024 ve 2019 ortaokul Türkçe öğretim programlarındaki okuma becerisine ait unsurların benzerlik, farklılık ve yenilikleriyle tanıtılması, birbiriyle kıyaslanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda her iki programda yer alan okuma becerisine ait açıklamalar, yönergeler ve öğrenme çıktıları/kazanımlar incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Nitel bir desenle tasarlanan çalışmanın verileri doküman inceleme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Buna göre 2014 ve 2019 programlarında okuma becerisi ile ilgili hususlar; ‘Türkçe dersinin özel amaçları, kazanımlar/öğrenme çıktıları, temalar, metinler, okuma yöntem ve teknikleri, akıcı okuma, söz varlığı, anlama, bilişsel ve üst bilişsel stratejiler, okuma atölyesi, eleştirel okuma’ başlıkları altında ele alınmış ve kıyaslanmıştır. Araştırma sonucunda 2024 TDÖP’nin daha az sayıda öğrenme çıktısı içermesine rağmen daha detaylı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 2024 programında okuma atölyeleri adı altında yeni bir uygulamaya yer verildiği, eleştirel okuma, akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerilerine özel bir önem verildiği tespit edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK LİTERATÜRÜNÜN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ: GENEL BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77281</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77281</guid>
      <author>Emirhan YETİŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Çalışma kapsamında, "kurumsal sosyal sorumluluk" araştırmalarına geniş bir perspektif sunmak amacıyla kapsamlı bir bibliyometrik analiz gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda, 2014-2023 yılları arasında "corporate social responsibility" anahtar kelimesini içeren ve Scopus veri tabanında yer alan çalışmalar taranmış, bu tarama sonucunda elde edilen 2,623 makale, performans analizi ve bilimsel haritalama yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, 2014 yılından itibaren yayın eğilimlerinin düzenli bir şekilde arttığını ve en yüksek yayın verimliliğinin 2022 yılında kaydedildiğini göstermektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk alanında en fazla makale yayımlayan (482 makale) ve en çok atıf alan (9,388 atıf) dergi "Sustainability (Switzerland)" olarak belirlenmiştir. En üretken ülke 498 makale ile Çin olurken, atıf sayıları açısından en fazla etkiye sahip ülke 20,282 atıf ile İngiltere olmuştur. "Kurumsal sosyal sorumluluk" anahtar kelimesi ile birlikte sık kullanılan diğer anahtar kelimeler arasında "Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS)" (220), "Sürdürülebilirlik" (163) ve "Kurumsal Yönetişim" (105) yer almaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NECİP FAZIL’IN “ÇİLE” ADLI ŞİİR KİTABINDA HABER KİPLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79027</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79027</guid>
      <author>Ferda Merve KARAMANOĞLUMehmet Malik BANKIR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; tab-stops: 152.25pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Türk edebiyatı tarihinin önemli simalarından biri olan Necip Fazıl Kısakürek, lehte ve aleyhte döneminde de döneminden sonra da kendinden söz ettirebilmiş, kendisinin ve eserlerinin üzerinde çeşitli araştırma ve incelemeler yapılmış şahsiyetlerden biridir. Şiir kitabı &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Çile&lt;/em&gt; dil ve edebiyat açısından çeşitli yönlerden ele alınmış; fakat zaman (haber) kipleri ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Çile&lt;/em&gt; üzerinde tasarlama kipleri hakkında bir çalışma olmakla birlikte, o çalışmada zaman kiplerine değinilmediği için &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Çile&lt;/em&gt;’de kip/kiplik konusu bu çalışmayla da ortaya konulsun düşüncesinden yola çıkılarak çalışmada &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Çile&lt;/em&gt;’de haber kip/kipleri dil bilimi açısından değerlendirilmeye tabi tutuldu. Yapılan değerlendirme sonucunda Necip Fazıl’ın haber kiplerini düşüncesinin içeriğiyle örtüştürecek şekilde kullandığı görüldü. Görülen geçmiş zaman, öğrenilen geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman kipleri yerine kullanılabilen geniş zaman kipi sayısal değer olarak en çok kullanılan haber kipi olmuştur. Çalışmada haber kipleri analize tabi tutulurken dil biliminin bakış açısı, şairin öteki eserleri göz önünde bulundurularak tespitte bulunulmaya çalışılmıştır. Bu tespitler her haber kipinin altında madde olarak sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılan maddeler eserdeki örneklem sayısına göre çok olan örneklerden çok, az olan örneklerden az örnek alınarak örneklendirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM MATEMATİK ÖĞRETMENLERİNİN ÖĞRETİM PROGRAMI FARKINDALIKLARI VE EĞİTİM PROGRAMINA YÖNELİK DEĞERLENDİRMELERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75841</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75841</guid>
      <author>Gözde KEÇELİBurcu DUMAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bu araştırmada, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin öğretim programı farkındalıkları ve eğitim programına yönelik değerlendirmeleri incelenmiştir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tekil tarama ve ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara ili dokuz merkez ilçesi ve yedi okul türünde görev yapan ortaöğretim matematik öğretmenleridir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Örneklem seçiminde tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış olup araştırmanın örneklemi dokuz merkez ilçe ve yedi okul türünde görev yapan toplam 400 ortaöğretim matematik öğretmenidir. Veriler, öğretim programı farkındalık ölçeği ve eğitim programı değerlendirme ölçeği ile toplanmıştır. Veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin öğretim programına dair farkındalıklarının yüksek; eğitim programına yönelik değerlendirmelerinin olumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretim programı farkındalıkları ile eğitim programına yönelik değerlendirmeler cinsiyet, okul türü, öğrenim düzeyi ve kıdem değişkenlerine göre farklılaşmamıştır. Öğretmenlerin öğretim programı farkındalıkları ile eğitim programına yönelik değerlendirmeleri arasında genel olarak pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Öğretim programı farkındalığının eğitim programına yönelik değerlendirmelerin %14,3’ünü açıkladığı tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAVAŞ VE SALGIN: KORE SAVAŞI’NDA TÜRK ORDUSUNUN YAŞADIĞI SAĞLIK SORUNLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78199</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78199</guid>
      <author>Harun AYDIN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Kore Savaşı (1950-1953), Kuzey Kore ve Güney Kore arasında başlayan bir çatışma olarak başlamış daha sonra uluslararası bir boyut kazanmıştır. Savaş sırasında Türk Ordusu yaklaşık üç yıl boyunca Kore’de görev yapmış ve bu süre zarfında çeşitli sağlık sorunları ile karşılaşmıştır. Savaş koşulları ve zorlu iklim, askerlerin sağlık durumunu olumsuz etkilemiş, zührevi hastalıklar, tifo, trahom, frengi, sıtma ve sinirsel hastalıklar gibi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Hastalıklara müdahale Kore’deki hastanelerde gerçekleştirilmiş, Türkiye’den gönderilen sağlık personeli ise tedavi süreçlerine katkıda bulunmuştur. Sağlık sorunları ciddi boyutlara ulaştığında ise askerler Türkiye’ye sevk edilerek daha kapsamlı tedavi imkânlarına erişmiştir. Ayrıca, askeri personelin moralinin yüksek tutulması amacıyla İstanbul ve Ankara’da çeşitli mitingler düzenlenmiş, Kore’de gazi olan Türk askerlerine çeşitli heyetler tarafından karşılanıp halk tarafından hediyeler takdim edilmiştir. Bu etkinlikler ile askerlerin moralini artırmayı ve toplumsal destek sağlanmasını hedeflenmiştir. Basın bu süreçleri geniş bir şekilde haberleştirerek kamuoyunu bilgilendirmiştir. Çalışma da Kore Savaşı sırasında yaşanan sağlık sorunları ve askeri personele yönelik moral destek faaliyetleri, askeri sağlık hizmetlerinin ve personel destek sistemlerinin önemini vurgulanmıştır. Çalışmaya en önemli katkıyı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı Arşiv ve Askerî Tarih Daire Başkanlığı Arşivi (ATASE) sağlamıştır. Sağlıkla ilgili arşiv kaynakları belli bir düzen dahilinde çalışma da yer verilmiştir. Arşiv kaynaklarının yanı sıra ulusal basın, araştırma ve inceleme eserlerinden de yararlanılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VENÜS HEYKELCİKLERİNİN KULLANIM AMAÇLARI İLE İLGİLİ BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77765</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77765</guid>
      <author>İnan YÜKSEL  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Tarih öncesi dönemlerin en eski zamanlarından günümüze kalan en önemli buluntular arasında gösterilen Venüs heykelcikleri yaklaşık olarak 5 ile 25 cm aralığındaki boylarında üretilmiş, avuç içine sığabilecek objelerdir. Güneybatı Fransa’dan Rusya ve Sibirya’ya kadar batıdan doğuya doğru uzanan son derece geniş bir alana yayılım alanına sahiptirler. Venüs heykelciklerinin üretiminde taş, kemik, fildişi veya kireçtaşı kullanılmıştır. En bilindik olanları Hohle Fels Venüsü ve Willendorf Venüsü’dür. Doğada yanlarında taşıdıkları bu heykeller vasıtasıyla doğanın bereketinden daha fazla yaralanabildiğini düşünen Paleolitik Çağ insanı için bu Venüs heykelcikleri hiç şüphe yok ki büyüsel niteliktedir. Eski Çağ’a damgasını vurmuş pek çok medeniyetin dini inanışında yer bulmuş olan “ana tanrıça” kültünün en erken temsilcileridir. Bazı görüşlere göre bu heykelcikler Ana Tanrıça Kültünün ilk temsilcileri olmayıp, doğurganlıkla ilgili çeşitli tanrıçalardır. Bu görüşe göre Venüs heykelcikleri kadınların hamile kalmasına yardımcı olmak için kullanılan ve yuvayı koruyan büyüsel nitelikli eşyalardır. Bazı bilim insanları da Venüs heykelciklerinin cinsel nitelikli eşyalar olduklarını öne sürmüşlerdir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AZERBAYCAN’IN ŞEKİ RAYONU’NDA NÜFUS VE YERLEŞMELERİN YÜKSELTİ BASAMAKLARINA GÖRE DAĞILIMI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76406</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76406</guid>
      <author>Sabina ÇETİNKAYASaliha KODAY   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Azerbaycan’ın kuzey batısında bulunan Şeki Rayonu’nun arazisi, yeryüzü şekillerine göre üç önemli alana ayrılmaktadır: Bu alanlar, Büyük Kafkas’ın güney yamacı, Eğriçay vadisi ve Acınohur Öndağlığı’dır. Rayonun en yüksek noktası (Seyityurd 3689 m) ile en alçak noktası (Acınohur Gölü kıyıları 107 m) arasındaki kot farkı 3.500 metreden fazladır. Kısa mesafede büyük yükselti farkının olması Rayon arazisinde iklim, toprak ve bitki çeşitliliğine olanak sağlamıştır. Rayon nüfusunun ve yerleşmelerin de yükselti basamaklarına göre farklı dağılış gösterdiği görülmektedir. &lt;a name="_Hlk175756308"&gt;&lt;/a&gt;Bu çalışmada, Şeki Rayonu’ndaki nüfus ve yerleşmelerin yükselti basamaklarına göre dağılışı incelenmiştir. Hem nitel hem de nicel verilerin kullanıldığı karma desenli araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle, Coğrafi Bilgi Sistemi ile yükselti basamakları ve her yükselti basamağında yer alan yerleşmeler belirlenmiştir. Azerbaycan İstatistik Komitesi’nden elde edilen veriler değerlendirilerek rayon nüfusunun yükselti basamaklarına göre nasıl dağılış gösterdiği analiz edilmiştir. Elde edilen verilere göre Şeki Rayon nüfusunun ağırlıklı olarak 500 metre ile 1000 metre yükselti aralığında yoğunlaştığı görülmüştür. Yükseltisi 500 metreden az olan alanlar rayon yüzölçümünün %67’sini oluştursa da bu yükseltide rayon nüfusunun sadece %36’sının yaşadığı tesbit edilmiştir. Nüfusun %13’ünün ise 1000 metreden yüksek alanda yaşadığı görülmüştür. Sonuç olarak Şeki Rayonu’ndaki yerleşmeler ve nüfus dağılışı ile arazisinin yükselti farkı arasındaki ilişki incelendiğinde, yerleşmelerin eşit olarak dağılmadığı ve yerleşim yeri sayısıyla nüfus arasında doğrusal ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Rayonun dağlık kesiminde yerleşme sayısı az olsa da nüfus sayısının daha fazla olduğu, düzlük arazilerde ise çok yerleşme olmasına rağmen nüfus sayısının daha az olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak Şeki Rayonunda nüfus ve yerleşmelerin dağılışında rayonun fiziki, beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerinin önemli rol oynadığı tesbit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN ALGORİTMİK DÜŞÜNME BECERİLERİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN BELİRLENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79073</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79073</guid>
      <author>Uğur EPÇAÇANZehra BEYAZYÜZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Algoritma, üzerinde işlem yapılacak verilerin sırasını etkili ve net bir şekilde tanımlayan, başlangıç ve bitiş noktaları belli olan bir dizi bütünüdür. Algoritmik düşünme becerileri ise işlemlerin belli bir sıra ve zamanlama ile yapılmasını, bireylerin belirli bir problemi adım adım çözebilme ve sistematik düşünebilme yeteneklerini ifade eder.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin algoritmik düşünme becerilerine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma tekniklerinden olan odak grup görüşmesi tekniğinin kullanıldığı çalışmaya amaçlı örnekleme ile seçilmiş, bir anaokulunda görev yapmakta olan 11 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Görüşme sırasında katılımcılara yarı yapılandırılmış beş soru yöneltilmiş ve görüşme ses kaydı altına alınmıştır. Verilerin analizi için önce görüşme kaydı transkript edilmiş, ardından içerik analizi kullanılarak kodlar ve temalar belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre algoritmik düşünme becerilerinin, genel anlamda becerilerin öğretiminde, problem çözme süreçlerinde hem akademik alanda hem de günlük yaşantı içerisinde olumlu etkilerinden söz edilebilir. Başta fen ve matematik etkinliklerinde tercih edilse de diğer disiplin alanlarındaki etkinliklerde de kullanıldığını söylemek mümkündür. Okul öncesi eğitimi alan çocuklara algoritmik düşünme becerilerinin kazandırılması, öncelikle bilişsel gelişim alanı olmak üzere diğer tüm alanlardaki gelişime katkı sağladığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin algoritmik düşünme becerileri konusunda daha yetkin olması için bilgilendirici eğitim faaliyetlerinin yapılması, eğitim materyalleri ve teknolojik kaynaklar noktasındaki eksikliklerin giderilmesi yönünde katılımcıların destek talepleri ortaya çıkmıştır. Algoritmik düşünme becerilerinin okul öncesi eğitim programına dahil edilmesi, öğretimde daha bilinçli uygulamaların yapılmasına ve bilişsel becerileri gelişmiş bir neslin yetişmesine zemin hazırlayacağına ilişkin çıkarımlarda bulunulmuştur. Ortaya çıkan bu sonuçlara göre birtakım önerilerde bulunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MARKA VE KÜLTÜR BİLEŞENLERİ BAĞLAMINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE FİZİKSEL MEKÂNLARDA ÇEVRESEL GRAFİK TASARIM ÇÖZÜMLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78850</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78850</guid>
      <author>Tarık YAZAR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none; vertical-align: middle;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Markalar tüketicilerin zihninde iz bırakan temel araçlar olarak bilinmektedirler. Markaların görünen yüzüne görsel kimlik adı verilmektedir. Görsel kimliğin oluşumunda ise kültür etkili olmaktadır. Kurumsal görsel kimliğin etkili şekilde aktarılmasında çevresel grafik tasarımların önemli bir rolü bulunmaktadır. Çevresel grafik tasarım, iç ve dış mekân tasarımı, peyzaj mimarlığı, endüstriyel tasarım, şehir planlama ve davranış psikolojisini de kapsayan bir tasarım türüdür. Fiziksel mekânlarda çevresel grafik tasarım çözümleri, mekânın atmosferini, işlevselliğini ve kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur. Bu çözümler, bir mekânın kimliğini, yön bulma sistemlerini ve estetiğini optimize ederek ziyaretçiler için daha rahat, anlaşılır ve etkileyici bir ortam yaratırlar. Bu araştırmada bilgilendirme, yönlendirme ve kurumsal görsel kimlik oluşturma gibi işlevleri olan çevresel grafik tasarım uygulamaları, marka ve kültür bileşenleri bağlamında araştırılmıştır. Çevresel grafik tasarımların sürdürülebilir çevreye olumlu katkı sağlayıp sağlamadığı irdelenmiş ve sürdürülebilir bir çevre için çevresel grafik tasarım çözümlerinin nasıl yapılması gerektiği sorgulanmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırma modeli benimsenmiş ve doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Literatür taraması sonucunda fiziksel mekânlarda uygulanmış çevresel grafik tasarım çözümleri incelenmiş ve örnekler üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda çevresel grafik tasarım uygulamalarının sürdürülebilir bir çevreye olumlu katkı sağladığı görülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNDE EBEVEYN AKADEMİK BAŞARI DESTEĞİ VE BASKISI İLE ERGEN-EBEVEYN KARİYER UYUMUNUN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79196</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79196</guid>
      <author>Elif ARSLAN ZEYTİNNuri ERDEMİR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde ebeveyn akademik başarı desteği ve baskısı ile ergen-ebeveyn kariyer uyumunu çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılı Diyarbakır ili merkez ilçelerinde 9., 10., 11. ve 12. sınıfa devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Veriler, Ebeveyn Akademik Başarı Desteği ve Baskısı Ölçeği, Ergen-Ebeveyn Kariyer Uyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre EABB puanları cinsiyete göre; EABD puanları sınıf düzeyine göre; EABBD puanları sosyoekonomik durum ve algılanan akademik başarı durumlarına göre anlamlı bir fark bulunmuştur. EEKU puanlarının sosyoekonomik durum ve algılanan akademik başarı durumlarına göre; EEKU benzerlik uyum puanları sınıf düzeyine göre anlamlı bir fark bulunmuştur. EEKU puanları cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. EABB ve EEKU arasındaki korelasyonun negatif yönlü ve zayıf olduğu; EABD ile EEKU arasındaki korelasyon, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olarak bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçlardan hareketle, ilgili alan yazına dayanarak bulgular tartışılmış ve gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ “KÖKLERDEN GELECEĞE” VİZYONU BAĞLAMINDA MUSTAFA ŞEKİP TUNÇ’UN EĞİTİM PROGRAMI TASAVVURU</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79337</guid>
      <author>Nihat KÖSEAhmet KARA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Bu araştırmanın temel amacı, Türk düşünce ve modernleşmesinde öncü kişilerden Mustafa Şekip Tunç’un, harf inkılabından önce yazdığı “Felsefe Dersleri-Ruhiyat” kitabının Türkiye’ de modern eğitim programı fikrinin gelişimine olan katkısını vurgulamaktır. Bu temel amaç için söz konusu kitap; biçim, kapsam ve eğitim programının öğe ve temelleri, tarihsel arka plan bağlamında incelenmiştir. Böylece Türkiye’de çağdaş eğitim programı fikrinin gelişim seyri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Nitel paradigmaya uygun olarak kurgulanan bu çalışma, tarihî survey yöntemi ile yürütülmüştür. Çalışmanın verilerini tarihi bir doküman niteliğindeki kitabın incelenmesi neticesinde elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Çalışmanın alt amaçları doğrultusunda yine kitap kapsamı, çağdaş eğitim programının ögeleri, psikolojik ve tarihî temelleri ile öğretim süreci bağlamında irdelenmiştir. Buradaki veya bu süreçteki amaç, resmî otorite tarafından yazdırılmış olan bu kitabın, çağdaş eğitim programının teori ve pratik öncüllerinden olup olmadığı, müfredatın tarihî sürümü sayılıp sayılamayacağının ortaya konulmasıdır. Çalışmada Mustafa Şekip Tunç’un “Felsefe Dersleri-Ruhiyat”&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/em&gt;kitabının, doğrudan çağdaş eğitim programını çağrıştırmaktan ziyade, “müfredat” veya “müfredatın öncülü” sayılabileceği sonucuna varılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLK OKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNE YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİ: BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77092</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77092</guid>
      <author>Semra BAHRAAyşe Ülkü KAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;tutumlarını ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Bu çalışma bir ölçek geliştirme çalışması olup, veri toplama sürecinde tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bir ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilkokullarda görev yapan 1889 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 675 öğretmen sürece dâhil edilmiş ve araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Örneklem belirlemede uygun örneklem yöntemi dikkate alınmıştır. Veriler değerlendirilirken, Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sürecinde SPSS 24, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) sürecinde ise AMOS 24 programları kullanılmıştır. 319 kişi ile yürütülen AFA sürecinden sonra 25 maddelik ölçekten faktör yükleri düşük ya da binişik olan 4 madde çıkarılmış, 21 maddelik ve 4 boyutlu nihai ölçek elde edilmiştir. Nihai ölçekte 9 olumsuz, 12 olumlu madde bulunmaktadır. Zorlanma alt boyutunda 9, keyif alma alt boyutunda 5, gelişmeye açıklık alt boyutunda 4 ve isteklilik alt boyutunda 3 madde yer almaktadır. 354 kişilik farklı bir grupla yürütülen DFA sonucunda ölçeğin dört alt faktörlü yapısı uyum indis değerleri bağlamında AFA sonuçlarıyla uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin bütününe ait Cronbach Alpha değeri .898 olarak bulunmuştur. Spearman-Brown eşit ve eşit olmayan yarı güvenirlik değerleri .846 olarak belirlenmiştir. Alt faktörlere ait Cronbach Alpha güvenirlik kat sayıları sırasıyla zorlanma alt boyutu için .876, keyif alma alt boyutu için .850, gelişmeye açıklık alt boyutu için .844 ve isteklilik alt boyut için .709 olarak bulunmuştur. Bu bağlamda, geliştirilen ölçek güvenilirdir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğine ait bulgular, sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretim sürecine yönelik tutumlarını belirlemek üzere kullanılabilir nitelikte olduğunu göstermektedir. Yapılacak benzer çalışmalar daha geniş katılımla farklı illerdeki sınıf öğretmenlerinin katılımıyla yürütülebilir. Ölçeğin kullanılmasıyla yürütülecek farklı çalışmalarda, geçerlik ve güvenirlik hesaplamalarının tekrarlanması ve mevcut değerlerle kıyaslanması yararlı olacaktır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVELİ ERMENİ AYAKLANMALARI VE 1905 AYAKLANMASI LİDERİ: “MADAM SERUPİ” </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76033</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76033</guid>
      <author>Selçuk KILINÇMetin KOPAR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Develi’de ilk Ermeni ayaklanma girişimi 1893, 1895 ve 1896 tarihlerinde tespit edilmiştir. Develi’de kurulan &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Hınçak&lt;/em&gt; ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Nubar&lt;/em&gt; Cemiyetleri bu ayaklanmaların öncülüğünü yapmışlardır. 1893 tarihindeki ayaklanma Hınçak Cemiyeti tarafından düzenlenen &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Yafta&lt;/em&gt; &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Olayı&lt;/em&gt; ile başlamaktadır. 6 Ocak 1893 tarihinde camiler ve Hükümet Konağı’na yaftalar asılmaya başlanmıştır. 1894’te Yafta Olayları’nın etkisinin Develi’de halen devam ettiği görülmektedir. 1896 Ermeni ayaklanmalarında Müslümanlardan 2 ölü 4 yaralı, Ermenilerden ise 27 ölü 10 yaralı şeklinde sonuçlanmıştır. Ayrıca olaylarda 24 ev de yanmıştır. İkinci Ermeni Ayaklanmaları&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;,&lt;/em&gt; 1905 ayaklanması olarak bilinir. Develi’nin Everek semtinin Kilise Mahallesi’nde Ermeni cemaatinden &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Haci Rehde&lt;/em&gt; ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Serupi&lt;/em&gt; isimli iki Ermeni şahıs çarşıdaki Ermenilere, &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“cuma günü bir olayın olacağını bundan dolayı Ermeni esnaflara dükkânlarını kapatmaları gerektiğini duyurmuşlar”&lt;/em&gt; ve buna ikna olan Ermeniler dükkânlarını kapatıp evlerine gitmişlerdir. Bu kışkırtıcılardan özellikle Serupi’nin kadın olması ve daha sonra bomba yapım faaliyetlerinde de kendini göstermesi oldukça dikkat çekicidir. Üçüncü Ermeni Ayaklanması ise en kanlı dönem olan 1915 ayaklanmasıdır. Bu dönemde Ermeniler, Osmanlının savaşa girmesini fırsat bilerek bomba yapımı işlerine girerek en kanlı sahnelerde yer almışlardır. Ayrıca ayaklanma girişimindeki Ermenilerin faaliyetlerinin tarihsel sürecine değinilmiş, ayaklanan Ermenilerin kimler olduğu, ayaklanmalarda kimlerin etkili olduğu ve nerelerden destek alındığı gösterilmiştir. Çalışma için arşiv incelendiğinde çok farklı kişileri de gözlemlemiş olduk. Bu kişiler içerisinde özellikle bir bayan terörist 1905 yılları için dikkate değerdir. Madam Serupi adlı şahıs bu çalışmada Develi’de ayaklanmayı yönetmesi ve şehrin merkezindeki dükkânları kapattıracak kadar etkili bir kişilik olması bakımından inceleme konusu olmuştur. Arşiv belgeleri ve bu ayaklanma dönemi ile ilgili resmî belgelerin hemen hemen hepsinde Madam Serupi’den bahsedilmektedir. Dönemin şartları dikkate alındığında fotoğrafının çekilmesi, devlet arşivine girecek kadar tehlikeli biri olduğunu göstermektedir. Çalışmada ayrıca Develi’de meydana gelen ayaklanma girişimlerindeki silahlanma, cemiyetleşme, çatışma, halkı etkileme faaliyetleri hakkında da önemli ipuçları verilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL 4. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÖZ DÜZENLEMEYE DAYALI YAZMA YETERLİLİKLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78628</guid>
      <author>Nurhan AKTAŞEsra Nur DEMİRTAŞ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Öğrencinin öğrenme sürecinin tümüne hâkimiyet sağlamasını ifade eden öz düzenlemebecerisi, dışarıdan bir yönlendirmeye ihtiyaç duymaksızın öğrenme süreçlerini öğrencinin kendi çabalarıyla yönetebilmesini ifade eder. Yazma süreci de öğrencinin öz düzenleme yeterliliğine ihtiyaç duyduğu alanlardan biridir. Dolayısıyla ilkokul öğrencilerinin yazma becerilerini geliştirmek için öz düzenlemeye dayalı yazma yeterliliklerinin belirlenmesi önemlidir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin öz düzenlemeye dayalı yazma yeterliliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, kolay ulaşılabilir örnekleme yoluyla belirlenen, 477 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerine Yönelik Öz Düzenlemeye Dayalı Yazma Ölçeği” ile araştırmacılar tarafından geliştirilen metin yazma formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde ise, “6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Ölçeği”nden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS- 24 paket programı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normalliği test edilmiştir ve dağılım normalitesi sağlandığı için araştırmada parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırma bulgularının analizinde t- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin öz düzenlemeye dayalı yazma yeterlilikleri metin türleri açısından incelendiğinde hikâye edici metinlerde daha yüksek, cinsiyet değişkenine göre bakıldığında ise kız öğrencilerin öz düzenleme puanlarının erkek öğrencilerden daha fazla olduğu görülmüştür. Sosyoekonomik düzeyde ise sadece hikâye yazma öz düzenleme yeterliliklerinde anlamlı farklılığa ulaşılmıştır. Aynı zamanda, öz düzenlemeye dayalı yazma yeterlilikleri ile yazma becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı ve yüksek düzeyde bir ilişki görülmüştür. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİTAP OKUMA VE KİTAP DİNLEME ARASINDAKİ FARKLAR ÜZERİNE TÜRKÇE ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76370</guid>
      <author>Necati GÜVENÇFulya TOPÇUOĞLU ÜNAL  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;Günümüz teknoloji çağının hayatın her alanına olduğu gibi eğitim alanına da birçok yansıması ve etkisi olduğu görülmektedir. Teknolojinin etkilerinden biri de kitap okumanın yanı sıra gelişim gösteren kitap dinlemedir. Bu araştırmanın temel amacı, kitap okuma ve kitap dinleme arasında fark olup olmadığını tespit etmek; farklar varsa bu farkların ne olduğuna, bu farkların neden kaynaklandığına ve bu farkların hangi yönde olduğuna değin Türkçe öğretmenlerinin görüşlerini almaktır. Türkçe öğretmenlerinin kitap okuma ve kitap dinleme arasındaki farklar üzerine görüşlerini ortaya koymaya yönelik bu araştırma nitel desende tasarlanmış bir olgubilim çalışmasıdır. Araştırmaya 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye’nin çeşitli okullarında görev yapan yaşları 22-30 arasında 10 Türkçe öğretmeni katılmıştır. Araştırmada katılımcıların seçilmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okunacak ve dinlenecek kitap, katılımcılar tarafından seçilmiştir. Araştırmada veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. İçerik analizi sonucuna göre kitap okuma ve kitap dinleme arasında önemli görüş farkları olduğu tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLUMSAL CİNSİYET İLİŞKİLERİNDE ERİL HEGEMONYANIN KURULUŞ BİÇİMİ VE SÜRDÜRÜLMESİ: “BİR BAŞKADIR” ÖRNEĞİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76420</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76420</guid>
      <author>Nebile EROĞULBeyhan ZABUN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Toplumsal cinsiyet ilişkilerinde eril hegemonyanın kurulması, sürdürülmesi ve yeniden üretilmesinde medya metinleri olarak dizi ve filmler, gerçek yaşama göre mikro bir alan sunsalar da gerçekliğin bir simülasyonu olarak topluma yön verebilmektedir. Bu araştırmada medya metinlerinin eril hegemonyanın inşasında, korunmasında ve yeniden üretilmesinde önemli bir rol oynadığı gerçekliğinden hareketle Netflix platformunda yayınlanan ‘Bir Başkadır’ dizisi nitel bir yöntem benimsenerek içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Dizi metni içerik analizi neticesinde “eril hegemonya” teması çerçevesinde ulaşılan kategoriler sırasıyla dinî hegemonya, sınıfsal ayrım, eril dil, buyurganlık, eril tahakküm, kadına şiddet, eril suskunluk, gerçeği saklama ve eril bir beden kategorileri olmuştur. Araştırmada dizideki erkeklerin kadınlar üzerinde kontrol ve denetleme mekanizmalarını dinî kaideleri referans alarak gerçekleştirdikleri sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte kadınlar ve erkekler arasındaki sınıfsal ayrımın yanı sıra farklı sosyoekonomik sınıflarda yer alan kadınlar arasında da eşitsiz güç ve mücadele alanı ortaya çıktığı düşünülmektedir. Eril hegemonya erkeklerin kadınlar üzerinde egemenliği olarak düşünülse de eril karizmadan pay alan ve politik referanslarla güç mücadelesine giren kadınlar arasında da işe koşulmaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Erkekler kadınlar üzerinde egemenliklerini eril bir dil kullanarak, ev içi alanda buyurganlık yaparak, kadınların kendilerine hizmet etmelerini bekleyerek sürdürmektedirler. Bazı durumlarda baskı ve zorlamaları da devreye sokarak eril bir tahakküm sağlamaktadırlar. Eril hegemonya kadına şiddet göstererek, yeri geldiğinde bir strateji olarak suskunluk ve gerçeği saklama gibi mekanizmaları devreye sokarak korunmakta ve sürdürülmektedir. Erkekliğin inşasında önemli bir unsur olarak güçlü bir beden üzerinden de erkeklik yinelenerek vurgulanmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müdür Desteği, Sinerjik İklim, Örgütsel Çekicilik ve İş Doyumu Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi: Bir Yapısal Eşitlik Modellemesi </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78644</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78644</guid>
      <author>Mücahit DÜZDEMİR Servet Atik </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26;"&gt;The aim of this research is to examine the relationships between the variables of principal support, synergistic climate, organizational attractiveness and job satisfaction. The sample of the research is 349 teachers working in the central districts of Battalgazi and Yeşilyurt in Malatya province in the 2022-2023 academic year. The data of the research were obtained with the questionarries consisting of the principal support scale, the synergistic climate scale, the organizational attractiveness scale and the job satisfaction scale. The data obtained in the research were analysed by structural equation modelling. According to the findings of the research, principal support directly affects the synergistic climate of the school, its organizational attractiveness and job satisfaction of teachers at a positive and significant level. Synergistic climate directly affects organizational attractiveness and job satisfaction at a positive and significant level. Principal support explains approximately 47% of the variance in synergistic climate. Organizational attractiveness directly affects job satisfaction positively and significantly. Principal support and synergistic climate variables together explain approximately 54% of the variance in organizational attractiveness. Principal support, synergistic climate, and organizational attractiveness variables altogether explain approximately 56% of the variance in job satisfaction.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜMELEME ANALİZİ İLE İLLERİN MİLLİ GÖRÜŞ PARTİLERİNİN ALDIKLARI OY ORANLARINA GÖRE SINIFLANDIRILMASI VE SON YİRMİ YILDA YAŞANAN DEĞİŞİMİN ANALİZİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71429</guid>
      <author>Muhammed MARUFAbdullah AYDIN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: #1d1b11; mso-themecolor: background2; mso-themeshade: 26; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Sosyal değişimlerin siyasal değişimlere etki düzeyinin belirlenmesi siyaset biliminin üzerinde sıklıkla durduğu bir konudur. Sosyal ve siyasal değişimler arasındaki ortak veya farklı noktaları belirlemek için kullanılan yöntmeler sınırlıdır. Bu değişimlerin gözlemlenmesinde en çok başvurulan yöntem seçimlerdir. Belirli periyotlarda yapılan seçimlerin sonuçlarının il ve bölge bazında karşılaştırmalı analizi değişimlerin ölçülmesine imkan tanımaktadır. Türkiye’de konu ile ilgili yapılan araştırmalar, sosyal alanda gözlemlenen önemli değişimlere karşın seçmenlerin büyük ölçüde siyasi yelpazenin aynı tarafında hareketlilik yaşadığını ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, belli dönemde yüksek oy oranına sahipken ilerleyen yıllarda düşüş yaşayan Milli Görüş partilerinin oy oranlarında yaşanan değişim merkeze alınmıştır. İller bazında yapılan hiyerarşik olmayan kümeleme analizi ile Milli Görüş partilerinin oy oranlarının dönemsel değişiklikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarında yüksek oy alınan dönemlerdeki illerin sınıflandırılması ile düşük oy alınan dönemler için yapılan sınıflandırma kapsamına giren illerde ciddi bir değişikliğe uğramadığı sonucuna varılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“KIBRIS SORUNU” RAUF DENKTAŞ’IN ZİYARETİ VE ANNAN PLANI’NIN (2004) AYDIN BASININA YANSIMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78857</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78857</guid>
      <author>Adil Adnan ÖZTÜRK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #191919; mso-themecolor: background1;"&gt;Bu çalışma, BM Annan Planı’nın referanduma sunulmasından önce ve sonra Aydın’da yaşanan toplumsal ve siyasi tepkileri incelemektedir. Özellikle Rauf Denktaş’ın 26-27 Kasım 2005 tarihlerinde gerçekleştirdiği Aydın ziyareti ve bu ziyaretin basına yansımaları odak noktası olmuştur. Aydın’da, referandum öncesi başka şehirlerde benzeri görülmeyen bir etkinlik düzenlenmiş, 6.641 kişi plana "hayır" oyu vermiştir. Ayrıca, halkın bilinçlenmesi amacıyla sivil toplum kuruluşları tarafından Kıbrıs konulu konferanslar organize edilmiş; siyasi parti temsilcileri ve STK liderleri, 24 Nisan 2004'te yapılan referandum öncesi ve sonrası Kıbrıs sorunu hakkındaki görüşlerini basın yoluyla kamuoyuyla paylaşmışlardır. Literatür taraması, doküman analizi ile Denktaş’ın Aydın konuşma metinleri ve yerel basının incelendiği bu çalışmada, Kıbrıs sorununun tarihçesi özetlenmekte; hayatını Kıbrıs davasına adayan Rauf Denktaş’ın, Aydın’da Kıbrıs meselesini anlatırken vurgu yaptığı noktalar, tarafların beklenti ve tutumları ile Aydın basınındaki yansımaları ele alınmaktadır. Sonuç olarak, Aydın’daki siyasi parti temsilcilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının büyük ölçüde Annan Planı'na karşı birleştiği ve plana destek vermedikleri tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVİR KURAMI BAĞLAMINDA AHMET HAMDİ TANPINAR’DA MUSİKİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77182</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77182</guid>
      <author>Mehtap ULUBAŞOĞLUNazife Oya LEVENDOĞLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;B&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;u çalışmanın amacı,&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Tanpınar’ın zihin dünyasını ve musiki kavrayışını, devir kuramı bağlamında değerlendirmektir. Bu amaca hizmet edecek en uygun örnek olarak, üç romandan oluşan nehir roman dizisi seçilmiş ve bu eserlerde yer alan ifadeler, devir kuramına ait olan kavramlar ile ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Bu bağlamda çalışmanın peşinden gittiği soru, “Tanpınar’ın zihin dünyasında musiki, devirsellik ile nasıl bir ilişki içindedir?” sorusudur. &lt;/span&gt;Çalışma, nitel araştırma yöntem ve teknikleriyle yürütülen ve içerik analizi çözümlemeleriyle gerçekleştirilen bir araştırmadır. Çalışmada nehir roman dizisinin seçilme nedeni, bu roman türünde yer alan eserlerin kendi içinde ve birbiri arasında sürekli bir döngüsellikle kurduğu irtibattır. Böylece bu tip romanların, nitelik itibarı ile birbiriyle sürekli irtibat içinde olması, devir kuramına bağlı olarak yapılacak çözümlemeler açısından önemli bir avantajdır. Bu çalışmada kullanılan Tanpınar’ın nehir roman dizisi, &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler&lt;/em&gt; ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Huzur&lt;/em&gt; romanları, devir kuramı ve musikiye dair söylem kesitleri bakımından analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde bu kurama gönderme yapan ifadelerde, anlamsal bütünlüğe önem verilmiş ve ifadeler bu bütünü koruyacak şekilde seçilmiştir. Bu şekilde seçilen ifadeler, tematik kategorilere ayrılmış ve devir kuramının izleri, oluşan bu temalar üzerinden yorumlanmıştır. Sıklıkla vurgulanan temalar, analizlerde dikkate alınmakla birlikte, içerik analizlerinde belirli temaların ne sıklıkta ortaya çıktığının teşhis edilmesinde kullanılan nicel göndermeler, bu çalışmada tercih edilmemiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sonuç olarak Tanpınar’ın zihin dünyasına çok büyük oranda hâkim olan devir kuramı en yoğun olarak sezgi, mazi, hafıza, yekpare zaman, döngüsel zaman kavramlarını, musiki üzerinden kurgulayan bir anlatı dili ile kendini göstermektedir&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİ GÖÇMEN ÖĞRENCİLERİN EĞİTİMİNDE GETTOLAŞMA SORUNU </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79072</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79072</guid>
      <author>Demet KARDAŞ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #181818; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 26;"&gt;Türkiye’nin güney sınır komşusu Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaştan kaçan Suriyeliler önce geçici kamplarda misafir edilmiştir. Geçici koruma statüsü verilen Suriyeliler 2014 yılından itibaren Türkiye'nin büyük şehirlerine göç etmiştir.&amp;nbsp; Göçmenlerin göç ettikleri şehirler veya bölgeler için ana gerekçeleri işgücüne katılımdır. Dil bilmeyi gerektirmeyen basit sanayi, tarım işleri, ticaret Suriyelilerin sıkça çalıştığı alanlar hâline gelmiştir.&amp;nbsp; İşgücüne katılım, hayatını idame ettirebilme nedeniyle gerçekleşen bu göçler yavaş yavaş aileler olarak topluca gerçekleşmiştir.&amp;nbsp; Böylece Suriyelilerin topluca beraber yaşadığı mahalleler ortaya çıkmıştır. Belirli bir kültüre, ırka, etnik kökene veya dine mensup bireylerin birlikte yaşadıkları bu mahalleler sosyolojide getto veya gettolaşma kavramları ile açıklanmaktadır. Gettolaşma; uyum, güvenlik, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi sorunları ortaya çıkarsa da bu araştırmanın konusu Suriyeli göçmen çocukların eğitim sorunlarıdır. Gettolaşmaya örnek özellikler taşıyan mahalleleri olan Altındağ ilçesinde, toplam 12956 yabancı öğrenci; anasınıfı, ilkokul, ortaokul ve lise seviyelerinde eğitim öğretim görmektedir. Bu araştırma yabancı öğrenciler genelinde Suriyeli öğrencilere odaklanmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarından olan durum çalışması ile tasarlanan bu araştırmada Ankara iline bağlı Altındağ ilçesinde Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde yer alan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokul ve ortaokullardan elde edilen veriler, durumun bağlamına göre bütüncül analiz ve tek yönlü analiz ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarının, geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin eğitimlerinin planlanmasında ayrıca Türkiye’de kalması muhtemel Suriyelilerin Türkiye’ye uyumuna dair yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI DÖNEMİ EĞİTİM DERGİCİLİĞİNDE BECERİ VE KAZANIM TEMELLİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78034</guid>
      <author>Ekrem Zahid BOYRAZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: #191919; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 26;"&gt;Eğitim bireyin kişisel ve toplumsal rolünün oluşmasını sağlamak adına irade ortaya konularak davranış değişikliği oluşturma faaliyetidir. Bu yönüyle eğitim yaşamın tüm boyutlarında aktif olarak süren bir eylemdir. Osmanlı Devleti eğitim politikalarının köklü değişikliğe uğradığı dönem Tanzimat Dönemi olmuştur. Bu dönemde oluşturulan yeni eğitim kademeleri ve okullar, toplumsal dönüşümün yaşandığı önemli aktörler olmuştur. Tanzimat Dönemi basını (gazete ve dergi) politika uygulayıcıların düşünce alanında toplumu dönüştürmeye yönelik faaliyetlerinde önemli ve aktif bir rol üstlenmiştir. Bu bağlamda Osmanlı eğitim dergiciliği özellikle Meşrutiyet döneminde bireyde beceri ve kazanım temelli davranış değişikliği oluşturmaya yönelik yayın politikaları geliştirmiş ve uygulamışlardır. Farklı fikir akımlarına mensup bireylerin propaganda aracı olarak ta kullanılan eğitim dergiciliği bu işlevinin yanında yayın çizgisi paralelinde hitap ettiği kitleye faydalı olmayı amaç edinmiştir. Özelikle II. Meşrutiyet döneminde eğitim dergilerinin sayı ve çeşitliliği artmış, bireylerin eğitimine yönelik uygulamalar önem kazanmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu çalışmada eğitim dergiciliği özelinde bireylerin öğrenme sürecinde beceri kazanım temelli uygulama örneklerine yer verilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK YEMEK KÜLTÜRÜ ÖZELİNDE ÇORUM MANTISI Atiye NAZLI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78991</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78991</guid>
      <author>Atiye NAZLI  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Canlıların temel ihtiyacı beslenmedir. Her canlı türü beslenme ihtiyacını biyolojik özelliklerine göre içgüdüsel olarak tabiattan çeşitli şekillerde karşılar. Canlılar için ihtiyaç hiyerarşisinde beslenme fizyolojik bir gereksinimdir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ancak insanoğlu beslenmeyi sadece temel ihtiyacını karşılamak için değil ek olarak; yaşadığı coğrafya, din ve kültürel unsurlar gibi nedenlere bağlı olarak beslenmeye farklı anlamlar yükler. Ayrıca sosyal bir varlık olan insan, etkileşim içinde bulunduğu diğer insanlarla karşılıklı olarak hayatını etkileyecek çeşitli yönlerle alışveriş yapar. Türk kültüründe -geçmişten günümüze- beslenme şekillleri incelendiğinde et ve tahıl (buğday)ın önemli bir yeri olduğu görülür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Türklerin yayıldığı coğrafya göz önüne alındığında karşılaştığı diğer kültürleri etkilemesi ve onlardan etkilenmesinde beslenme/yemek kültürünün de olduğu görülür. Türkler, başka kültürlerden aldığı yiyecek ve içecekleri, kültürel bir etki olarak çoğu zaman, kendi damak zevkine uygun hale getirir. Türk mutfağı içinde önemli bir yer olan unlu mamullerden mantı da bu yemeklerden biridir. Mantı, tüm Türk dünyasında ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye’de de hemen her ilde benzer yapım ve tüketim özellikleri göstermesine karşın, Çorum ili özelinde mantının ayrı bir yeri vardır. Çünkü Çorum’da mantı, dini bir öneme sahip olan Ramazan ayı boyunca tüketilen bir ritüel yemeğidir. İmece usulü, Ramazan ayı başlamadan iki hafta öncesinde, yapılmaya başlanan mantı, iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez bir yemeğidir. Mantı, Çorum ili merkezi dışında ilçelerinde de bilinse de Ramazan ayı için yapılan ve yenilen bir yemek değildir. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Kadınlar tarafından yapılan mantı, şekline, pişirilmesi veya içine konulan malzemesine göre farklı adlar almaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çorum merkezi özelinde “Dört Kulak” “Altı Kulak”, “Kazan Mantısı” ve “Hingal” gibi adlarla bilinir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Makalede, Türk kültüründe önemli bir yemek olan mantının Türk mutfağındaki yeri, özel olarak da Çorum’da tüketilme dönemi ve adlandırması üzerine değerlendirme yapılacaktır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Mantı, tüm Türk dünyasında ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye’de de hemen her ilde benzer yapım ve tüketim özellikleri göstermesine karşın, Çorum ili özelinde mantının ayrı bir yeri vardır. Çünkü mantı, Çorum ilinde dini bir öneme sahip olan Ramazan ayı boyunca tüketilen bir ritüel yemeğidir. İmece usulü, Ramazan ayı başlamadan iki hafta öncesinde, yapılmaya başlanan mantı, iftar sofralarının ve sahurun vazgeçilmez bir yemeğidir. Mantı, Çorum ili merkezi dışında ilçelerinde de bilinse de Ramazan ayı için yapılan ve yenilen bir yemek değildir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Kadınlar tarafından yapılan mantı, şekline, pişirilmesi veya içine konulan malzemesine göre farklı adlar almaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çorum merkezi özelinde “Dört Kulak” “Altı Kulak”, “Kazan Mantısı” ve “Hingal” gibi adlarla bilinir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Makalede, Türk kültüründe önemli bir yemek olan mantının Türk mutfağındaki yeri, özel olarak da Çorum’da tüketilme dönemi ve adlandırması üzerine değerlendirme yapılacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNİN TARİHİ DİZİLERLE YAŞAM BOYU ÖĞRENME ALGILARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERLE İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75608</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75608</guid>
      <author>Selma UÇAR AŞIKCANMehmet AŞIKCAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Araştırmanın amacı, lise kademesindeki öğrencilerin tarihi dizilerle gelişen tarihsel bilgiye ilişkin yaşam boyu öğrenme algılarını incelemektir. Araştırma nicel araştırma desenlerinden tarama modelinde yürütülmüştür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim öğrenim yılının birinci döneminin sonunda Konya ili Meram ilçesinde öğrenim gören 322 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, Ünal ve Kalçık (2017) tarafından geliştirilen “Tarihi Dizilerle Yaşam Boyu Öğrenme Algısı Ölçeği” ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler Jamovi (Version 2.3.21) programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler; tarih bilgisi, öğrenmeyi öğrenme, tarihsel düşünme ve tarih bilinci alt boyutlarıyla analiz edilip yorumlanmıştır. Bu kapsamda sınıf düzeyi, anne eğitim, baba eğitim, anne mesleği, baba mesleği değişkenlerine göre analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, tarihi dizi lise öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme süreçlerinde; sınıf düzeyine, anne ve baba eğitim durumlarına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Anne ve baba mesleklerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca lise öğrencilerinin ekran karşısında çok zaman geçirdikleri anlaşılmıştır. Lise öğrencilerinin en çok Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman ve Payitaht Abdülhamit dizilerini izlediği anlaşılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-09</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


