






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2025 Sayı LXXIV</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3265</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE YAPAY ZEKÂ OKURYAZARLIĞI EĞİTİMİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78184</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78184</guid>
      <author>Adalet KANDIRMerve TEMEL </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Yapay zeka, toplumlarda bir değişime ve dönüşüme neden olmaktadır. Bu değişim ve dönüşüm yapay zeka okuryazarlığının önemini de artırmıştır. Yapay zeka okuryazarlığı eğitimi, bireylerin yapay zeka alanında eğitim ve öğretimi olarak ifade edilebilir. Bu eğitim, çocukların teknolojiye ve teknoloji alanına ilişkin uygulamalara karşı olumlu bir tutum geliştirmelerine yardımcı olabilir. Yapay zeka okuryazarlığı giderek büyüyen bir ilgi alanıdır. Yapay zeka okuryazarlığının eğitimde yaygınlaştırılması ile faydalarının en üst düzeye çıkarılması ve risklerinin en aza indirgenmesi sağlanabilir. Okul öncesi dönemde yapay zeka okuryazarlığı nispeten yeni bir araştırma alanıdır. Dolayısıyla yapay zekaya ilişkin artan önem ve çalışmalara rağmen oldukça az sayıda araştırmanın okul öncesi dönemde yapay zeka okuryazarlığını konu aldığı ifade edilebilir. Yapay zeka okuryazarlığını teşvik etmeyle ilgili zorlukları ve kolaylaştırıcıları anlamak kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerinin daha fazla araştırılması ve değerlendirilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Bu ihtiyaçtan hareketle araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin okul öncesi eğitimde yapay zeka okuryazarlığını teşvik etme nedenleri, teşvik etmenin olası zorlukları ve kolaylaştırıcıları hakkındaki görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 25 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin okul öncesi eğitim sınıflarında yapay zekâ okuryazarlığını teşvik etmeyi, çocuklara yirmi birinci yüzyıl yetkinliği kazandırması ve onların yapay zekayı doğru ve etkili kullanmalarına katkı sağlaması nedenleri ile önemli buldukları saptanmıştır. Bu doğrultuda okul öncesi öğretmenleri ile yapay zekâ okuryazarlığını teşvik edebilmeleri için eğitim seminerleri, atölye çalışmaları, bilgilendirme toplantıları gerçekleştirilebilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atatürk Dönemi’nde Modernleşme Politikalarının Bibliyometrik Analizi: Web of Science Örneği </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77256</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77256</guid>
      <author>Ahmet Murat KADIOĞLU  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Cumhuriyet, beraberinde birçok yeniliği ve toplumsal değişimi beraberinde getirmiştir. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün asıl amacı Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak olmuştur. Bu amaçla modernleşme politikalarını batılılaşmayla özdeşleştirmiştir. Bu çalışma, erken cumhuriyet dönemi modernleşme politikalarına odaklanan akademik çalışmaların bibliyometrik bir çıktısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bakımdan çalışmanın hedefini Atatürk Dönemi’ndeki modernleşme politikalarını inceleyen çalışmaların bibliyometrik bir görüntüsünü sunmak oluşturmaktadır. Bibliyometrik analiz yönteminin kullanıldığı çalışmada Web of Science veri tabanında yer alan 212 akademik çalışma incelenmiştir. Bibliyometrik verileri anlamlı haritalar haline getirebilmek için VOSviewer görselleştirme programından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda erken cumhuriyet dönemi modernleşme politikalarıyla ilgilenen çalışmalarının son yıllarda artış gösterdiği, ancak Türkiye’deki araştırmacıların yaptığı çalışmaların atıf sayılarının düşük kaldığı belirlenmiştir. Diğer taraftan erken cumhuriyet dönemi modernleşme politikalarıyla ilgilenen araştırmacıların, bellek, sekülerleşme ve kültür gibi kavramlara odaklanmadığı tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ’NDE, YEREL YÖNETİCİLERİN TURİZME YÖNELİK ÇABALARININ ÇORUM’DAKİ GAZETELER ÜZERİNDEN İNCELENMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77263</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77263</guid>
      <author>Ali İzzet YILMAZSongül DEMİREL DEĞİRMENCİ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;a name="_Hlk170285964"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Yerel yöneticiler, illerde çoğunlukla merkezi idarenin iradesini aksettirdikleri yönetim çıktıları doğrultusunda davranmışlardır. Tabii bunun dışında bireysel olarak yaptıkları çabalarla yerelde öncü roller üstlendikleri de olmuştur. Bu katkı alanlarından biri de turizmdir. Turizmin geliştirilebilmesi için ülke genelinde faaliyetlerin başlangıcı 1930’lu yıllara uzanmaktadır. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Demokrat Parti (DP) Dönemi, turizme yönelik çabaların planlı bir biçimde yapıldığı, planlı kalkınma döneminin hemen öncesine tekabül etmektedir. Bu döneme ait Çorum’da, yerel yönetim birimlerinin faaliyetlerini incelemek için kullandığımız araç; yerel halkı bilgilendirme ve haberdar etme işlevi olan yerel basın olmuştur. Çalışmada, Çorum’da DP Dönemi’nde çıkan yerel gazetelere bakılarak turizme dair yerel yönetim birimlerinin çabaları takip edilmeye çalışılmıştır. Merkezi ve yerel yönetim birimleri özelinde konu sınıflandırması yapılarak, ilde öne çıkan turizm çabaları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın zemini olan konu; turizm, kamu yönetimi ve iletişim alanlarını ilgilendiren disiplinlerarasıdır. Bu nedenle zorlukları bulunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIBRIS TÜRKLERİNDE MİLLÎ MEFKÛRENİN CANLI TUTULMASINA ADANAN BİR ÖMÜR: OSMAN TALÂT YURDAKUL</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78981</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78981</guid>
      <author>Elnur AĞAYEV  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;1878 yılında Kıbrıs’ta yönetimin geçici olarak İngiltere’ye devredilmesiyle birlikte Kıbrıslı Türk aydınları için yeni bir süreç başladı. Bu süreci İngiliz baskı rejimine karşı kimlik mücadelesi vermek ve önce kültürel, daha sonra da siyasal olarak ayakta kalmak şeklinde özetlemek mümkündür. Kıbrıslı aydınlar bu mücadeleyi yayınladıkları gazeteler, yazdıkları ve oynattıkları tiyatro eserleri, üstlendikleri öğretmenlik görevi ve kurdukları kültürel ve siyasi örgütlerle sürdürdüler. Bu mücadele içinde yer alan Osman Talât Yurdakul İngiliz yönetimi idaresinde yaşayan Kıbrıs Türklerinde Türklük mefkûresini canlı tutulmaya çalışan bir aydın, kültür adamı, eğitmen, yazar ve siyasetçi özellikleriyle karşımıza çıkmaktadır. O bir öğretmen olarak verdiği eğitimle öğrencilerinde, yazdığı tiyatro eserleriyle, köşe yazılarıyla, örgütsel ve siyasi faaliyetiyle Kıbrıs Türk toplumunda Türklük şuurunun ve kimliğinin korunmasına ve geliştirilmesine çalıştı. Bu yöntemleri uygularken o, sadece bir düşün adamı değil aynı zamanda bir eylem adamı olarak da mücadelenin önünde yer aldı. Yurdakul, 180 köyü dolaşarak halkla direk temas kurdu, dertlerini dinledi, hatiplik yeteneğini kullanıp halkı motife ederek millî konularda konuşmalar yaptı. İngiliz müstemleke yönetimi tarafından sürgünlere maruz kalsa da yaşamının sonuna kadar Türklük mefküresini yaşatmak için verdiği mücadeleden vazgeçmedi. İçinde Osman Talât Yurdakul’un da bulunduğu öğretmen ve aydınların Kıbrıs’ta verdikleri Türklük mücadelesinin, bugün siyasi yapı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Türklük mefkûresi etrafında birleşen Kıbrıs Türk toplumunun varlığını sürdürmesindeki katkıları inkâr edilemez. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUKLARININ ÇEVRE FARKINDALIĞI VE TUTUMU İLE EBEVEYNLERİNİN ÇEVRE OKURYAZARLIĞI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76868</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76868</guid>
      <author>Emine Ela ŞİMŞEK  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Okul öncesi dönem çocuklarının çevre farkındalığı ve tutumu ile ebeveynlerinin çevre okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlayan bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 60-66 aylık 261 çocuk ve ebeveyni olmak üzere 522 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Okul Öncesi Çocuklar için Çevre Farkındalığı ve Tutum Ölçeği ile Yetişkinler için Çevre Okuryazarlığı Ölçeği aracılığıyla toplanmış ve verilerin analiz sürecinde istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda çocukların çevre farkındalığı ile ebeveynlerinin çevre okuryazarlığı arasında pozitif yönlü, orta düzeyli ilişki olduğu belirlenmiştir. Değişkenler arasındaki anlamlılık düzeyleri incelendiğinde; çocukların çevre farkındalığı ile yetişkinlerin çevre bilinci, çevre kaygısı ve çevre farkındalığı değişkenleri arasında pozitif yönlü orta düzeyli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırmada çocukların çevreye karşı tutumu ile ebeveynlerinin çevre okuryazarlığı arasında pozitif yönlü, düşük düzeyli ilişki ortaya koyulmuştur. Değişkenler arasındaki anlamlılık düzeyleri incelendiğinde; çocukların çevre farkındalığı ile yetişkinlerin çevre bilinci, çevre kaygısı ve çevre farkındalığı değişkenleri arasında pozitif yönlü düşük düzeyli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçlarından hareketle çeşitli öneriler sunulmuştur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİÇİMLENDİRİCİ DEĞERLENDİRMEYE YÖNELİK ÖZ YETERLİK ALGISI ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79694</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79694</guid>
      <author>Ahmet YILDIRIMEmre KARATAŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik öz yeterlik algılarını ölçmede kullanılabilecek bir ölçek geliştirmektir. Açımlayıcı karma araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışma; kolay ulaşılabilir örnekleme yaklaşımı ile çalışmanın nitel bölümüne 46, nicel bölümüne ise 296 öğretmenin katılım gösterdiği bir çalışma grubu ile yürütülmüştür. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;"&gt;Ölçek geliştirme sürecinde literatür taramasından ve 46 öğretmenden kompozisyonlar yoluyla elde edilen nitel verilerden yararlanılarak ölçeğin ilk taslak formu oluşturulmuştur. Uzman görüşleri doğrultusunda nihai şekli verilen 24 maddelik taslak form 5’li Likert ölçeği formatında katılımcılara ulaştırılmıştır. Geliştirilen ölçek 296 öğretmene uygulanmış ve çalışma kapsamında elde edilen verilerden hareketle güvenirlik kanıtları kapsamında Cronbach Alfa ve McDonald Omega katsayıları kestirilmiştir. İç tutarlık anlamında güvenirlik için kanıt sağlayan bu iki katsayı geliştirilen ölçek için 0,99 olarak hesaplanmıştır. Temel bileşenler analizi sonucunda 24 maddeden oluşan ölçeğin tek boyut tarafından açıklanan varyansı %85,99 olarak hesaplanmıştır. Yapı geçerliğine ek kanıtlar, yakınsak geçerlik ve diğer yaklaşımlar aracılığıyla sunulmuştur. Elde edilen bulgulardan hareketle bu araştırma kapsamında geliştirilen ölçeğin öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik öz yeterlik algılarına ilişkin yürütülecek çalışmalarda kullanılabileceği öngörülmektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR BİLİMLERİ ALANINDAKİ AKADEMİSYENLERİN YAPAY ZEKA UYGULAMALARINA YÖNELİK ADAPTASYONLARI1 </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79345</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79345</guid>
      <author>Burak CANPOLATÇetin TAN  ,Büşra CANPOLAT  ,Göktıuğ NORMAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, spor bilimleri alanındaki akademisyenlerin yapay zeka (YZ) uygulamalarına adaptasyon süreçlerini, bu teknolojilerin sunduğu fırsatları ve karşılaşılan zorlukları araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan üniversitelerde görev yapan 22 akademisyenle gerçekleştirilmiş nitel bir çalışmadır. Veriler, yapılandırılmamış derinlemesine görüşmeler yoluyla toplanmış ve tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, YZ’nin spor bilimlerinde performans optimizasyonu, sakatlık önleme, eğitim süreçlerinin kişiselleştirilmesi ve veri analizi gibi alanlarda önemli fırsatlar sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, maliyet, teknik bilgi eksikliği, altyapı sorunları ve etik kaygılar, YZ’nin daha yaygın benimsenmesi önündeki temel engeller olarak tanımlanmıştır. Katılımcılar, YZ'nin eğitim müfredatlarına entegre edilmesi gerektiğini ancak bu sürecin kaynak eksikliği nedeniyle yavaş ilerlediğini belirtmiştir. Ayrıca, YZ’nin etik boyutlarına ilişkin endişeler ve insan faktörünün göz ardı edilmesi riski, önemli bir tartışma konusu olarak ortaya çıkmıştır. Araştırma, spor bilimleri alanında YZ'nin benimsenmesini kolaylaştırmak için akademik işbirliklerinin, altyapı yatırımlarının ve eğitim programlarının artırılmasını önermektedir. Ayrıca, YZ’nin etik ve sosyal boyutlarına yönelik standartların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Çalışma, YZ’nin spor bilimlerinde yenilikçi ve etkili uygulamalar sunma potansiyelini ortaya koyarken, bu teknolojilerin adaptasyonu için kapsamlı bir strateji geliştirilmesi gerektiğini önermektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİLM MÜZİKLERİNİN DUYGULAR ÜZERİNE ETKİSİ: BABAM VE OĞLUM FİLMİ ÖRNEĞİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79411</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79411</guid>
      <author>Ersin AYCAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu araştırma, sinema sanatında müziğin duygular üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, sinema sanatında kullanılan müziğin olumlu ve olumsuz duygular üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışma için Türkiye’de 2005 yılında 81 hafta vizyonda kalmış, müzikleriyle ödül almış “Babam ve Oğlum” filmi çalışmaya dâhil edilmiştir. Konunun araştırılması için İletişim Fakültesinde öğrenim gören (n = 58) katılımcıya önce rutin yaşamlarına dair duygu durum ölçeği uygulanmış ve bir ay sonrasında Babam ve Oğlum filminin doruk noktasını teşkil eden 5 dakika 56 saniyelik bir sahne izletilmiştir. Filmin izletilmiş bu sahnesi için 58 öğrenci rastgele iki ayrı gruba ayrılmış ve böylelikle gruplar oluşturulmuştur. Katılımcılar müzikli grup ve müziksiz grup olarak ikiye ayrılmış ve isimlendirilmiştir. “Ona bir oda ver baba” sahnesi rastgele oluşturulan iki gruba (müzikli grup, n = 29; müziksiz grup, n = 29) izletilmiştir. Filmin ilgili sahnesi izlendikten sonra iki gruba da duygu durum ölçeği uygulanmış ve verilerin analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre filmin ilgili sahnesini izleyen müzikli grubun olumlu ve olumsuz duygularının müziksiz gruba göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu bulgular, müziğin ister olumlu ister olumsuz duyguları ciddi bir oranda tetiklediği ve böylece sinema sanatında amaçlanan mesajları daha etkili vermek için ana enstrümanlardan biri olduğunu göstermektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İYİ YÖNETİŞİM İLKELERİNİN UYGULANMASI SÜRECİNDE İNSAN KAYNAĞININ ROLÜ VE ÖNEMİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78343</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78343</guid>
      <author>Hasibe Gül SEVİNÇ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #222222; background: white;"&gt;Yönetimde yaşanan değişim ve dönüşümler zamanla yönetsel politika ve ilkelerin de gözden geçirilmesini zorunluluk haline getirmiştir. Yönetimden çok aktörlü&amp;nbsp;yönetişim anlayışına geçişle&amp;nbsp;birlikte yönetime birtakım ilkeler ve yaklaşımlar uyarlanmaya başlamıştır. Yönetimin iyileştirilmesi, etkinleştirilmesi ve süreklilik kazanabilmesi için benimsenen iyi yönetişim ilkeleri yönetsel politika ve stratejilerin belirleyicisi ve şekillendiricisi&amp;nbsp;olmuştur. Kurumsal süreklilik, maddi sermaye ve beşeri sermaye üzerine kuruludur. Kurumların sahip olduğu beşeri sermayesi yönetsel politikaların&amp;nbsp;yürütücüsü olarak kurumun en önemli aktörüdür. Bu öneminden dolayı insan kaynağının &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white;"&gt;iyi&amp;nbsp;yönetişim &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #222222; background: white;"&gt;ilkelerinin uygulanma sürecindeki rolü ve önemi üzerinde durularak kurumsal verimlilik, etkililik ve başarıyı nasıl etkilediğini irdelemek çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Derleme türünde olan bu çalışmada ikincil veri analizi yapılarak literatür taramasından elde edilen bilgiler doğrultusunda iyi yönetişim ilkelerinin uygulanmasında insan kaynağının taşıdığı roller analiz edilmiştir. Yöneticiler &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: #222222;"&gt;ve çalışanlar arasındaki iletişimin başarısı, yönetim politikalarını benimsemesi ve içselleştirmesi kurumun dışarıdaki kitleleri üzerinde yaratacağı etkininin de belirleyicisi olduğu sonucuna varılmıştır. Kurumun dışa yansıyan yüzü olan insan kaynağının iyi yönetişim ilkelerinin &amp;nbsp;amacının ve öneminin bilincinde davranışlar sergilemesi kurumsal algı ve imajı olumlu yönde etkileyerek kurumsal süreklilik ve başarıyı da beraberinde getirir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞEYH SAFÎ MENÂKIBI’NDA YER ALAN YÛNUS EMRE’NİN “ÇIKTIM ERİK DALINA ANDA YEDİM ÜZÜMİ” MISRALI ŞATHİYESİNİN BİR ŞERHİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76836</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76836</guid>
      <author>Havva TOK YILDIZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 6pt 0cm 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Buyruk kitapları Alevî-Bektâşî inanç ve kültürünün yazılı kaynakları arasında saygın bir yeri olan metinlerdir. Alevî-Bektâşî kültüründeki ritüellerin aktarımında ve sistemleşmesinde de önemli bir yeri olan bu metinlerin Şeyh Safî Buyruğu, İmâm Cafer Buyruğu, Menâkıb-ı Evliyâ gibi varyantları bulunmaktadır. Bu eserlerin beslendiği ana kaynak ise Buyruk kitabıdır. Eserde, Hz. Muhammed’in Hz. Ali’ye vasiyetleriyle başlayıp sonrasında silsile şeklinde nakledilen bilgilerin kitaplaştırılarak taliplere kadar ulaştırıldığı vurgulanmaktadır. Tarikatın âdâb ve erkânı hakkında bilgiler veren, yol-yöntem öğreten bu metinler, genellikle şeyh-talip arasında geçen soru-cevap şeklinde kaleme alınmıştır. Araştırmaya konu olan 206 varaktan müteşekkil nüsha, Berlin Devlet Kütüphanesi’nde Ms. or. quart. 2134-1 yer numarasıyla Menâkıb-ı Şeyh Safî başlığıyla kayıtlıdır. Nüshanın iki müstensihi vardır. Bunlardan ilki Hurûfî yazar Firişteoğlu Abdülmecîd, ikincisi ise ondan şerh eden Seyyid Hasan Tahsîn’dir. Berlin nüshası muhteva yönüyle Buyruk kitaplarıyla benzer olsa da onu diğer Buyruk kitaplarından farklı kılan içerisinde Yûnus Emre’ye ait bir şiir şerhine yer verilmesidir. Hasan Tahsîn’in istinsah ettiği 1857 tarihli nüshanın sonunda Yûnus Emre’nin “çıkdım erik dalına anda yedim üzümi” mısraıyla başlayan meşhur şathiyesinin Niyâzî-i Mısrî tarafından kaleme alınmış şerhi yer almaktadır. Aynı zamanda menâkıbın içerisinde Yûnus’a isnat edilen sözlerin yer alması söz konusu şerhin müstensih tarafından bilinçli bir şekilde nüshaya eklendiğine işaret etmektedir. Bu çalışmada Berlin nüshası ile Alevî-Bektaşî kültürüne ait birçok eser arasındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerinde durulmuş, nüsha tavsifi yapılmış, ardından Şeyh Safiyüddîn ve nüshanın müstensihi hakkında kısaca bilgiler verilmiştir. Son olarak Yûnus Emre ve şerh metni hakkında bilgiler verildikten sonra “çıkdım erik dalına anda yedim üzümi” mısraıyla başlayan şathiyenin şerhi latinize edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Akıllı Stadyumların Yeni Nesil Deneyim ve Kazanımları</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79142</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79142</guid>
      <author>İsmail ÖNERHülya BERKTAŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Stadyumlar, geçmişten günümüze toplumların gelişimine paralel olarak birçok etkinliği barındıran ve milyonlarca insana ev sahipliği yapan önemli yapılardır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu stadyumların yapısı, sistemi, hizmeti ve yönetimi bu doğrultuda gelişim göstermiştir. Bu araştırmamızın amacı, Akıllı Stadyumların Yeni Nesil Deneyim ve Kazanımlar’ının incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ilk olarak akıllı stadyumlar ile ilgili akademik makaleler, tezler, dergiler, gazeteler ve kitap dokümanlarına ulaşıldı ve orijinalliği kontrol edildi. Daha sonra ayrıntılı inceleme yapılarak araştırma ile alakalı yayınlar belirlendi. Belirlenen dokümanlar okunarak yorumlanmıştır. Akıllı stadyumlarla daha kaliteli bir maç izleme deneyimi, daha fazla seyirci geliri, konfor ve güvenlik hissiyatının yanı sıra sosyal etkileşimleri tatmin edebilir ve spor kulüpleri için çeşitli masrafları azaltabileceği belirlenmiştir. Ancak akıllı stadyumların yüksek maliyetle inşa edilebileceği, mahremiyet problemleri ve sistem hataları gibi teknik sorunlara yol açabileceği belirlenmiştir. Sonuç olarak; oluşturulan akıllı stadyumlar spor kulüpleri için ek gelir imkânı sağlayabileceği, taraftarların park yeri bulma, stadyuma kolayca ulaşabilme, maçı seyrederken gözden kaçan pozisyonu tekrardan izleyebilme, oturduğu yerden sipariş verme, koltuk yükseltme imkânı ve tuvalet müsaitlik olanağının yanı sıra kamera ve sensörlerin topladığı verilerle taraftarların güvenliğini ve güven hissiyatını artırabilmektedir. Ayrıca akıllı stadyumlar sayesinde personel, mekânda olup bitenlerle ilgili anında güncellemeler alarak verimliliklerini ve stadyumları güvence altına alma becerilerini artırabilecektir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif';"&gt;Sonuç olarak; oluşturulan akıllı stadyumlar spor kulüpleri için ek gelir imkânı sağlayabileceği, taraftarların park yeri bulma, stadyuma kolayca ulaşabilme, maçı seyrederken gözden kaçan pozisyonu tekrardan izleyebilme, oturduğu yerden sipariş verme, koltuk yükseltme imkânı ve tuvalet müsaitlik olanağının yanı sıra kamera ve sensörlerin topladığı verilerle taraftarların güvenliğini ve güven hissiyatını artırabilmektedir. Ayrıca akıllı stadyumlar sayesinde personel, mekânda olup bitenlerle ilgili anında güncellemeler alarak verimliliklerini ve stadyumları güvence altına alma becerilerini artırabilecektir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KANATLI SEKTÖRÜNDE YAPAY ZEKÂ UYGULAMALARI: ETLİK PİLİÇ YEMİ FİYAT TAHMİNİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78735</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78735</guid>
      <author>Kamil Abdullah EŞİDİR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Piliç eti üretiminin en önemli girdi kalemi yem maliyetidir. Bu çalışmada, etlik piliç yemi fiyatlarının tahmin edilmesi amacıyla GRU (Gated Recurrent Unit) modeli kullanılmıştır. GRU modeli, zaman serisi analizinde etkinliği ile bilinen bir yapay zekâ algoritmasıdır. Bağımsız değişkenlerin doğru bir şekilde seçilmesi, tahmin edilen etlik piliç yemi fiyatlarının doğruluğunu büyük ölçüde etkilemektedir. Tasarlanan modelde, kesilen tavuk sayısı, üretilen tavuk eti miktarı, yumurta yemi fiyatı, süt yemi fiyatı, besi yemi fiyatı ve Amerikan Dolar Kuru bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türkiye İstatistik Kurumundan (TÜİK) elde edilen 1995-2024 dönemine ait aylık veriler kullanılarak, GRU modeli ile gelecek 12 ayın etlik piliç yemi fiyatları tahmin edilmiştir. Sonuçlar, modelin hem eğitim hem de test verisinde yüksek doğruluk sunduğunu (MAPE: %6,48 ve R&amp;sup2;: 0,997) göstermektedir. GRU modeli, bağımsız değişkenler arasındaki karmaşık ilişkileri öğrenerek, gelecekteki fiyat hareketlerini doğru tahmin etme becerisi göstermiştir. Yapılan fiyat tahminleri, üreticilere maliyet avantajı sağlayarak stratejik planlamalarına katkı sunabilir. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAPAY ZEKÂ KULLANILARAK HABER ÜRETMENİN ETİK AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79510</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79510</guid>
      <author>Kubilay ÇELİK  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Görsel ve yazılı medya sektörü, dünyada olduğu gibi, ülkemizde de son zamanlarda haber yazımı için Yapay Zekâ &lt;span style="color: black;"&gt;(&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-ansi-language: EN-GB;"&gt;Artificial Intelligence -AI)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt; kullanmaya başlamıştır. Yapay Zekâ ile haber yazma yöntemi, çeşitli açılardan eleştirilen ve tartışılan bir konudur. Bu yöntemin en büyük sorunlarından biri etik problemlerdir. Yapay Zekâ ile haber üretimi üzerine mevcut literatür incelenmiş, etik sorunlar, algoritmik önyargılar, bilgi doğruluğu ve sosyal etkiler ele alınmıştır. Konuyla ilgili bazı veriler, güvenilir kaynaklardan elde edilmiştir. Araştırma için, medya sektöründe deneyimli 74 kişi belirlenmiş ve Yapay Zekânın medya sektöründeki olumlu ve olumsuz yönleri araştırılmıştır. Maltepe Üniversitesi Etik Kurulu’ndan “Etik Raporu” alınmıştır. Katılımcılara telefonla ulaşarak izin alınmış ve 29 sorudan oluşan anket elektronik iletişim araçlarıyla gönderilmiştir. Bulgular sonuç kısmında analiz edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EVLİLİK SONRASI OLUŞAN KURUMSAL KİMLİĞİN İKTİSADİ ETKİLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76175</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76175</guid>
      <author>Mustafa Ercan KILIÇ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma evliliğin, iktisadi davranışlara olan etkisinin kurumsal kimlik üzerinden nasıl gerçekleştiğini incelemektedir. Çalışmada öncelikle geniş ulusal ve uluslararası düzeyde literatür taraması yapılmıştır. Yapılan literatür incelemesi, evlilik ve iktisat üzerine pek az çalışma olduğunu göstermiştir. Yurt dışında yapılan çalışmalarda bir çeşitlilik söz konusu olsa da Türkiye’de yapılan çalışmaların daha çok evli çiftler üzerine yapılmış saha çalışmalarından oluştuğu gözlenmiştir. Türkiye’de ne Ortodoks yaklaşım ne de Heterodoks yaklaşım üzerinden, evliliğin bir olgu olarak iktisat teorisine eklemlenmesini sağlayacak çalışmalara rastlanmamıştır. Çalışma boyunca evliliğin kurumsal yapısı ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu kurumsallığın bir kimlik olarak kişinin karar verme mekanizması üzerine etkisi analiz edilmiştir. Böylece salt bir homo economicus yerine, homo bekarus, homo evlikus ve hatta homo boşanmus gibi farklı kimliklerin iktisadi davrnışlara etkisi ortaya konmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTA ÇAĞ İNGİLTERE HUKUKUNDA DÜELLO İLE YARGILAMA: TRIAL BY BATTLE</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78576</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78576</guid>
      <author>Sultan GÜRSOY  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Düello ile yargılama (trial by battle) Orta Çağda yaygın bir hukuki uygulama olan işkence ile yargılamanın veya judicium Dei’nin birçok biçiminden biridir. Her olayda, Tanrı’nın hükmü doğrultusunda, kömür üzerinde yürümek, kızgın demir tutmak, elini veya kolunu kaynar suya sokmak, soğuk suya atılmak gibi yöntemlerle sanığın suçlu olup olmadığı anlaşılırdı. Bu eylemlerden bazılarında sanığı mahkûm etmek için bir mucize; bazılarında da sanığın kurtulması için bir mucize gerekiyordu. Genellikle zorlu sınavlar, gücünü sanığın zihnine uygulanan etkiden alırdı. Bütün bu uygulamalara ciddi dini törenler eşlik ederdi. “Düello ile yargılamaya” işkence ile yargılama (ordeal) adının verilmesinin nedeni Tanrı’nın, zaferi masum tarafa vererek hükmünü açıkladığına, böylece ne kadar güçlü ya da yetenekli olursa olsun, suçlu bir adamın kendisini suçlayanı yenemeyeceğine inanılmasıydı. Çalışmada Orta Çağ Avrupa’sında yaygın olarak kullanılan bir Germen yargılama biçimi olan “düello ile yargılama” hakkında genel bilgiler verildikten sonra İngiltere hukukundaki tarihi serüvenine değinildi. Giriş kısmında Orta Çağ hukukçularının ve tarihi kayıtlar ışığında düello ile yargılamanın tanımı yapıldı. Sonrasında düello ile yargılamanın kökeni hakkında bilgi verildi. Düello ile yargılama, yazılı hukuktan önce de kullanıldığından kökeni hakkında kesin bilgilere ulaşılmasa da Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde adli bir kurum olarak geliştiği görülmektedir. Bunun yanında Batı ile temasa geçene kadar Doğu’da bilinip bilinmediği hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Düello ile yargılamanın İngiltere’de uygulanan şövalye düelloları ile diğer düello davaları arasındaki farka da değinildi. Böylece orta çağ Avrupa’sına ve İngiltere’sine özgü olan bu yargılama biçimiyle ilgili özgün bir çalışma ortaya konmaya çalışıldı. Bu çalışmada düello ile yargılamanın tarihsel arka planı incelenerek, birincil belgeler ışığında bir tanımı yapıldı. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL PAZARLAMA STRATEJİLERİNİN TÜKETİCİLERİN ANLIK SATIN ALMA DAVRANIŞLARINA ETKİSİ: SOSYAL MEDYA REKLAMLARININ ARACILIK ROLÜ ÜZERİNE AMPİRİK BİR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79684</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79684</guid>
      <author>Yusuf KILIÇ Yakup Durmaz  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Dijitalleşen pazarlama dünyasında sosyal medya platformlarının kullanımı, tüketicilerin anlık satın alma kararlarını yönlendirmede önemli bir faktör haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, dijital pazarlama uygulamalarının tüketicilerin anlık satın alma kararları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, özellikle sosyal medya reklamlarının bu süreçte oynadığı aracılık rolü detaylı bir şekilde incelenmiştir. Araştırmada tüketicilerin dijital platformlarda maruz kaldığı pazarlama mesajlarını nasıl algıladığı ve bu algının satın alma niyeti üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Çalışmanın verileri çevrimiçi anket ve kolayda örnekleme yöntemi ile elde edilen 1014 kişilik bir örneklem grubundan toplanmıştır. Analiz için SPSS ve AMOS programları kullanılmış; geçerlilik ve güvenirlik analizlerinin ardından değişkenler arasındaki ilişki korelasyon analizi ile değerlendirilmiş, aracılık etkisi ise AMOS programı ile test edilmiştir. Bulgular, dijital pazarlama uygulamalarının anlık satın almada doğrudan bir etkisi bulunmadığını, ancak sosyal medya reklamlarının etkili bir aracı rol üstlendiğini ve dijital pazarlama stratejilerinin satın alma davranışlarını önemli ölçüde şekillendirdiğini göstermektedir. Sonuçlar, pazarlama stratejilerinin etkinliğini artırmak isteyen işletmeler için dijital pazarlama uygulamalarının, tüketicilerin anlık satın almalarında sosyal medya kullanımını göz ardı edemeyeceğini ve sosyal medya reklamlarının artırılması gerektiğini önermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİTKİSEL ÜRETİM FAALİYETLERİNİN YOĞUN YAPILDIĞI KIRSAL YERLEŞMELERDE KADIN EMEĞİ ÜZERİNE NİTEL BİR ARAŞTIRMA: KIYIK KÖYÜ (MUŞ) ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80204</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80204</guid>
      <author>İrfan BAYTAR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışmada, bitkisel üretim faaliyetlerinde kadın emeği irdelenmiştir. Kırsal kalkınmanın üretim kaynaklarından biri olan bitkisel üretim faaliyetleri, her dönemde önemli olmakla birlikte son zamanlarda daha da ön plana çıkmıştır. Bu faaliyetlerde kadınların ev işleriyle birlikte yoğun emek harcayarak üretimde yer almaları ve bunu sürdürmeleri önem arz etmektedir. Her ne kadar çalışma sahasında temel geçim kaynakları ve üretim alanları bitkisel üretim olsa da bitkisel ve hayvansal üretimin şartların mümkün olduğu ölçüde iç içe yapılması dikkat çekmektedir. Ancak burada hayvancılık faaliyetinin ticari amaçlı olmayıp daha çok ev ihtiyacı için yapılmakta olması ve üreticilerin hayvansal ürün maliyetlerini düşürmesi söz konusudur. Kırsal faaliyetlerde yoğun emek harcayan kadınların örgütlenmesindeki yetersizlik ve sosyal güvence oranındaki düşüklük, onların istihdamdaki görünürlüklerini de düşürmüştür. Bununla birlikte mülkiyetin, pazarlamanın ve para üzerindeki tasarrufun erkete olması sorun oluşturmaktadır. Bu durum, kırsal kalkınmanın önündeki temel sorunlar arasında yer almaktadır. Son dönemlerde kırsal alanlarda genç nüfusun şehirlere göç etmesi, bu faaliyetlerle uğraşanların yaş ortalamasının yükselmesine ve düşük eğitim seviyesine sahip kişilerin bu işleri yapmasına neden olmuştur. Genç nüfusun göç etmesi ve bitkisel üretimle uğraşmayı tercih etmemesi, kadınlar üzerindeki iş yoğunluğunu artırarak sorunun daha da büyümesine neden olmuştur. Çalışmanın yapıldığı Kıyık Köyü, Muş ilinde bitkisel üretim faaliyetlerinin en yoğun yapıldığı köyler arasındadır. Kıyık Köyü’nün hem geniş tarım arazilerine sahip olması hem de bu alanda yeterli su kaynaklarının bulunması, bitkisel üretimdeki potansiyelini de kadınların iş yükünü de arttırmıştır. Bu çalışmada, bitkisel üretim faaliyetlerinin yoğun olduğu köyde bitkisel faaliyetlerde aktif olarak çalışan on kadın çalışanla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği uygulanmıştır. Katılımcıların görüşleri, MAXQDA paket programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre bitkisel üretim faaliyetlerinde kadın emeği ve kadın emeğinin görünürlüğü üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmenlerinin Sınıflarındaki Akran Zorbalıklarına İlişkin Görüşleri </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79463</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79463</guid>
      <author>Mehmet DEMİRHAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Akran zorbalığına maruz kalan bireylerde benlik saygısının azalmasından akademik başarının düşmesine, öğrenci sağlığının bozulmasına kadar birçok olumsuz durum yaşanmaktadır. Öğrenciler üzerinde bu derece önemli bir konunun henüz gelişim çağında olan ilkokul öğrencileri üzerindeki etkisinin sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda belirlenmesi son derece önemlidir. Bu kapsamda araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin öğrenciler arasında karşılaştıkları akran zorbalığı davranışlarına ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma desenlerinden olan fenomonolojik desen kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler sınıf öğretmenleri ile yürütülen yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Malatya ilinin Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinde görev yapan 18’i kadın 24’ü erkek olmak üzere toplam 42 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmada seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre sınıf öğretmenlerinin tamamı sıklığı farklılık gösterse de öğrencilerinin akran zorbalığı davranışına maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Sınıf öğretmenleri en yaygın zorbalık türlerinin duygusal ve sözel zorbalık olduğunu, zorbalık davranışı ile baş etmek için en çok bireysel görüşmeler ve rehberlik servisi ile aile işbirliğine yöneldiklerini, zorbalığın en yaygın sebebini sosyal medya olarak gördüklerini belirtmişlerdir. Ayrıca zorbalığa uğrayan öğrencilerin bu durumu en çok kendileri ile paylaştıklarını, okulda uygulanacak sosyal-sportif etkinliklerin akran zorbalığının azalmasında etkili olacağını ifade etmişlerdir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRME ENGELLİ BİREYLERDE SİRKADİYEN RİTİM VE FİZİKSEL PERFORMANS: BİR DERLEME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77174</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77174</guid>
      <author>Musa TÜRKMENÖzgür EKEN  ,Oğuzhan BOZKURT  ,Ahmet KURTOĞLU  ,İsmihan EKEN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white;"&gt;Görme engelli (GE) bireylerin sirkadiyen ritimleri ve fiziksel performansları üzerinde yapılan bu derleme çalışması, bu bireylerin yaşam kalitelerini artırmak amacıyla fiziksel aktivitenin önemini vurgulamaktadır. Geleneksel derleme modelinde yürütülen bu çalışma &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;kapsamında “Google Scholar”, “ Pubmed”, “Web of Science” ve “Scopus” gibi veri tabanlarında Türkçe ve İngilizce olarak “ görme engelliler, sirkadyen ritim, diurnal varyasyon, kronotip, fiziksel performans, atletik performans, spor, fiziksel aktivite” gibi kelimeler birlikte ya da ayrı ayrı taranmıştır. Elde edilen çalışmalar değerlendirilmiştir. &lt;span style="color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white;"&gt;GE bireylerin sirkadiyen ritimlerinde bozulmalar sıkça görülmekte ve bu durum uyku problemleri ile sonuçlanmaktadır. Sirkadiyen ritmin düzgün çalışması, ışık gibi çevresel uyarıcılara bağlıdır. GE bireylerde, retinadan beyne ışık sinyalleri ulaşamadığından, bu ritim bozulmakta ve fiziksel performansları olumsuz etkilenmektedir. Fiziksel aktiviteler, GE bireylerin fiziksel performansını artırmanın yanı sıra genel sağlıklarını, sosyal becerilerini ve bilişsel yeteneklerini iyileştirmektedir. Yapılan araştırmalar, GE bireylerde egzersiz yapmanın yürüme hızı, alt ekstremite kas kuvveti gibi performans parametrelerini olumlu etkilediğini ve bazı görme bozukluklarına karşı koruyucu olduğunu göstermektedir. Bu derleme, GE bireylerin sirkadiyen ritimlerini dikkate alarak yapılan egzersiz planlamalarının bu bireylerin fiziksel performansını nasıl etkilediğini incelemektedir. GE bireylerin fiziksel aktivitelerden en yüksek verimi alabilmeleri için egzersiz programlarının kişiye özel olarak düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞARK TİCARET YILLIKLARINDA SİVAS’IN İDARİ, SOSYAL VE İKTİSADİ YAPISI (1883- 1932)  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80309</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80309</guid>
      <author>Olcay KAHRAMANHamza KUZUCU  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="FR" style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-ansi-language: FR;"&gt;Sanayi Devrimi ve Osmanlı’nın içinde bulunduğu uluslararası buhranlar sebebiyle gümrük vergilerinde yabancılara tanınan imtiyazlar, Osmanlı Devleti’ni Avrupa için açık pazar ve hammadde kaynağı olarak cazibe merkezi haline getirmiştir. Bu cezbedici özellik yabancı tüccarların Osmanlı coğrafyasına yönelmesine sebep olmuştur. Tüccarlara rehberlik etmek ve uluslararası ticareti geliştirmek ve ticarete yön vermek amacıyla süreli yayınlara ihtiyaç duyulmuştur. Tanzimat Dönemi’nden itibaren ticari içerikli birçok gazete, mecmua veya yıllık ortaya çıkmıştır. Bunlardan birisi de konumuza esas olan Şark Ticaret Yıllıkları’dır. 1868 yılından 1945 yılına kadar varlığını uzun süre devam ettiren Şark Ticaret Yıllıkları, Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk yıllarına dair önemli idari, sosyal ve iktisadi veriler sunmaktadır. Uzun süre Annuaire Oriental adıyla yayımlanan yıllıkların zaman içerisinde sahipleri el değiştirmiştir. İlk olarak İstanbul’a dair iktisadi verileri paylaşan yıllıkların içeriği, zamanla bütün Osmanlı coğrafyasını ve akabinde de Rusya ile Balkan ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Şark Ticaret Yıllıkları, yüzyıllar boyu önemli bir ticaret merkezi olan Sivas’ın idari-sosyal ve iktisadi yapısı hakkında önemli veriler içermektedir. Sivas’a yıllıkların 17’sinde yer verildiği tespit edilmiştir. 19. yüzyılın son çeyreği ile 20. &lt;/span&gt;&lt;span lang="FR" style="font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: FR;"&gt;yüzyılın &lt;span style="color: black;"&gt;ilk yarısının Türk siyasi, sosyal ve iktisadi tarihi açısından büyük farklılıklara sahne olmasından dolayı bu çalışmada; II. Abdülhamid, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinden seçilen birer yıllığın verileri esas alınarak, Sivas merkez sancağının üç farklı dönemdeki iktisadi faaliyetleri, zanaatların yapısı ve geçen zaman içerisindeki değişim ile yeni iş kollarının ortaya çıkması hususunda değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca şehrin demografik yapısındaki dönüşümün, iktisadi yapısına yansımaları da tarihsel ekseninde ele alınmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Petrol Güdümlü Büyümeden Sınırlandırılmış Dengeye İran Ekonomisinin Dönüşümü: Yaptırımlar Altında Makroekonomik Performans ve Yapısal Değişimlerin Bir Analizi (1959-2023)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79489</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79489</guid>
      <author>Nermin Ceren TÜRKMEN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, uluslararası yaptırımlar altındaki İran ekonomisinin yapısal dönüşümünü ve makroekonomik performansını incelemektedir. Nitel analiz metodolojisi aracılığıyla, araştırma yaptırımların İran’ın ekonomik yapısını nasıl yeniden şekillendirdiğini ve politika etkinliğini ne şekilde etkilediğini araştırmaktadır. Bulgular, yaptırımların petrol gelirleri ve döviz piyasaları üzerinde ciddi etkiler yaratmasına karşın, ekonominin farklı sektörleri üzerindeki etkilerinin asimetrik olduğunu göstermektedir. Güncel ampirik kanıtlara dayanarak, petrol dışı sektörler beklenmedik bir dayanıklılık sergilemiş olsa da, genel ekonomik büyüme dış baskılar nedeniyle kısıtlı kalmaktadır. Para ve maliye politikası etkinliği yapısal darboğazlar nedeniyle sınırlanmış, bu durum kalıcı enflasyon ve döviz kuru istikrarsızlığına yol açmıştır. Hükümetin sübvansiyon reformları ve sosyal programlarla yürüttüğü yeniden dağıtım politikalarına rağmen, gelir eşitsizliği artmış ve genç işsizliği önemli bir sorun olmaya devam etmiştir. Tarihsel olarak İran ekonomisinin belkemiğini oluşturan enerji sektörü, yerel kapasite geliştirme ve verimlilik artışları yoluyla önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Bu analiz, ekonomilerin ağır dış kısıtlamalara nasıl uyum sağladığının anlaşılmasına katkı sağlarken, sürekli yaptırımlar altında geleneksel makroekonomik politikaların sınırlılıklarını ortaya koymaktadır. Bulgular, İran’ın deneyiminin, kısıtlı uluslararası ekonomik ilişkiler ortamında ekonomik dayanıklılık ve politika adaptasyonu açısından önemli dersler barındırdığını ortaya koymaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK ALANINDA YEŞİL YÖNETİM VE YALIN YÖNETİM ÇALIŞMALARININ BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80795</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80795</guid>
      <author>Özgür YEŞİLYURT  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Sürdürülebilir bir yönetim anlayışında önemli yere sahip olan yeşil yönetim ve yalın yönetim özellikle doğanın korunması ve israfın önüne geçilmesi adına yönetim faaliyetlerinde kullanım alanları gün geçtikçe genişlemektedir. Çalışmanın amacı; sağlık alanında yeşil yönetim ve yalın yönetim kavramlarıyla literatürde yapılan çalışmaların görsel haritalama ve grafiklendirme yöntemleri ile bibliyometrik analizi yapılmasıdır. Çalışmanın Bradford yasası, Lotka yasası ve Pareto yasalarına uyum durumları da analiz edilmiştir. Çalışmada yıllara göre yayın sayılarına, yayınların yayının yapıldığı ülkeye, üniversiteye ve yazara göre sayıları verilmiştir. Ayrıca ülkelere göre atıf sayıları ve çalışmalarda sıklıkla kulllanılan kavramlara yer verilmiştir. Çalışma analiz ve görselleştirmelerinde VOSviewer ve RStudio kullanılmıştır. Web of Science (WoS) veri tabanında anahtar kelimeye dayalı arama yapılmış olup topic kısmına "green management" or "lean management" or "green hospital" or "lean hospital" and health or "healthcare management" or hospital anahtar kelimeleri belirtilen şekli ile yazılmıştır. Veri tabanından makale 2000-2024 yılları arasında yayınlanmış olan 464 makale değerlendirmeye alınmıştır. Yayın sayıları bağlamında yıllara göre artan bir dağılım vardır. 2021 yılı ilgili kavramlar kullanılarak en çok yayının yapıldığı yıl olmuştur. Yayınların ülkelere göre atıf sıralamasında ABD birinci iken; Türkiye 21. sırada yer almaktadır. En çok kullanılan kelimeler sağlık hizmeti, uygulama, kalite, yönetim, düşünme ve performanstır. Değişim yönetimi ve sürüdürülebilirlik kavramları yeni trendler içerisindedir. Çalışmalar Bradford yasası ve Lotka yasasına uyumlu olduğu pareto yasasına uyumlu olmadığı bulunmuştur. Pareto yasasına uyumlu olmamasının sebebi makale sayısının düşük olduğu dergi sayısının oldukça fazla olmasıdır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YURT DIŞINDA YAŞAYAN TÜRK ÇOCUKLARI İÇİN DİNLEME BECERİSİNE YÖNELİK BAŞARI TESTİ GELİŞTİRİLMESİ ÇALIŞMASI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78738</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78738</guid>
      <author>Mehmet ÇELİK Özcan BAYRAK </author>
      <description>&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;Bu araştırma, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının dinleme becerilerine yönelik geçerliliği ve güvenilirliği alınmış bir başarı testi geliştirme çalışmasıdır. Araştırmanın modeli nicel çalışmalarda kullanılan tarama desenlidir. Çalışmanın evrenini yurt dışında yaşayan Türk çocuklar oluştururken, çalışmanın örneklem boyutunu Stuttgart eğitim bölgesindeki Türk çocukları oluşturmaktadır. Testin oluşmasında 4 farklı aşama takip edilmiştir. Metin seçimi ve metinlerin kapsam geçerliliğini alma&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt; &lt;span style="mso-bidi-font-style: italic;"&gt;aşaması, &lt;/span&gt;madde yazımı ve kapsam geçerliliğinin yer aldığı testin oluşturulduğu aşama, pilot uygulama ve ana uygulamanın yer aldığı aşamalardır.&lt;span style="mso-bidi-font-style: italic;"&gt; Bu süreçte elde edilen veriler istatistiki olarak analiz edilmiştir. Testlerin normalliğine bakılmış ve testler arasında Pearson korelasyon katsayısı &lt;/span&gt;pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde (r=0,662) olduğu görülmüştür.&lt;span style="mso-bidi-font-style: italic;"&gt; Yapılan analizlerde testin kapsam geçerliliği alınmıştır. Testin güvenirliliği için ölçme aracı maddelerinin heterojen olduğu durumlarda kullanılan ve 1 ve 0 doğru yanlış testleri için uygulanan KR-20 değeri &lt;/span&gt;KR-20= ,73 &lt;span style="mso-bidi-font-style: italic;"&gt;olarak bulunmuştur. Bu haliyle yurt dışında yaşayan Türk çocukları üzerinde hazırlanan dinleme becerisine yönelik 21 maddeden oluşan bu başarı testi geliştirilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERİNİN İLAHİYAT/İSLAMİ İLİMLER ARAPÇA PROGRAMLARIYLA İLGİLİ ALGI VE DENEYİMLERİ (MAÜ İSLAMİ İLİMLER FAKÜLTESİ ÖRNEĞİ) </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78061</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78061</guid>
      <author>Sabahattin BALA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu araştırmada, İlahiyat/İslami İlimler Arapça programlarında okuyan öğrencilerin Arapça dilinde eğitim görmeleri bağlamında, programa yönelik algı ve deneyimleri ile öğrencilerin yaşadıkları problemler konu edilmektedir. Araştırmanın temel amacı, İlahiyat/İslami İlimler Arapça programlarında okuyan öğrencilerin deneyimlerini tespit etmektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden “açımlayıcı (explanatory) sıralı karma yöntem” desenine göre tasarlanmıştır. Bu çerçevede öncelikle 219 öğrenciye, araştırmacı tarafından hazırlanan anket uygulanmış ve ankete katılan öğrencilerden 16’sı ile de odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırmanın temel sonuçlarına göre öğrencilerin çoğu, Arapça program deneyimlerinde ciddi eğitim yetersizlikleriyle karşılaştığını ve beklentilerinin karşılanmadığını belirtmiştir. Öğrenciler, eğitim dili Arapça olan programda hem Arapça dilini hem de dini ilimleri yeterli seviyede öğrenemediklerini düşünmektedirler. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR KULÜPLERİNDE ÇEVİK YÖNETİM MODELİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79286</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79286</guid>
      <author>Sebahattin DEVECİOĞLUMehmet Fatih KARAHÜSEYİNOĞLU  ,Ayberk KIRDEMİR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Spor, günümüzde ekonomi, aile, eğitim, din ve daha birçok sosyal kurumla etkileşim halinde olan bir olgudur. Bu etkileşimler spora karşı ilginin ve katılımın artmasını sağlamaktadır. Refah seviyesi yüksek olan ülkeler, politikaları içerisinde spora daha çok yer vermekte, kitleler ise her geçen gün spora daha fazla yönelim göstermektedir. Spor kulüpleri, sporun kitlelere yayılmasını sağlayan en önemli kurumlardan biridir. Bununla birlikte, spor kulüpleri gençlerin boş zamanlarını ilgi ve yetenekleri doğrultusunda değerlendirmelerini sağlayan eğitsel, sanatsal, kültürel ve bilimsel çalışmalarının yanı sıra spor yarışmaları ile sportif eğitim çalışmalarını da kapsamaktadır. Spor kulüpleri, sporun hem profesyonel hem de amatör olarak gözlemlenebildiği bir yapıya sahiptir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sporun uygun ortamlarda yapılabilmesi, yaygınlaştırabilmesi ve devamlılığı için spor kulüplerinin en doğru şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, doküman analizi metodu kullanılarak spor kulüplerinin yönetimine ilişkin bir model önerisi tasarlanması amaçlanmıştır. Çevik yönetim modeli, temel anlamda değişen koşullar karşısında işlere hızlıca adapte olmayı, işleri çabuk ve etkin bir şekilde yönetmeyi hedefleyen bir model olarak ifade edilebilir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çevik yönetim modeli, spor kulüpleri yönetiminde uygulanabilir niteliktedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKULLARIN ÖRGÜT YAPISIYLA ÖĞRETMENLERİN DUYGUSAL BAĞLILIKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİDE MESLEKTAŞ LİDERLİĞİNİN ARACILIK ROLÜ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79668</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79668</guid>
      <author>Mehmet Nezir ÇEVİKMurat Gürkan GÜLCAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;İlişkisel tarama modelindeki bu araştırma, Siirt ili merkez ilçede ortaöğretim okullarında çalışan yönetici ve öğretmenlerin algılarına göre okulların örgütsel yapıları ile öğretmenlerin duygusal bağlılıkları arasındaki ilişkide meslektaş liderliğinin aracı rolünün incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın evren Siirt’te 2020-2021 yılında 27 lisede görev yapmakta olan 510 öğretmen ve 105 yöneticiden oluşmaktadır. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Araştırmada örnekleme seçimi yapılmamış evrenin tamamına ulaşılmıştır&lt;/span&gt;. Araştırmada ölçme araçları olarak “Örgütsel Yapı Ölçeği-Okul Versiyonu, Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Okul İklimi Ölçeğinin Meslektaş Liderliği Alt Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın verileri aritmetik ortalama, standart sapma ve Pearson korelasyon analizlerinin yanı sıra path (yol) analizi teknikleriyle incelenmiştir. Araştırma, okulların örgütsel yapısının daha çok mekanik örgüt yapısına benzediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, örgütsel yapı ile okul iklimi ve örgütsel bağlılık arasında anlamlı ve orta kuvvette pozitif ilişkiler saptanmıştır. Araştırmada merkezîleşme ve tabakalaşma alt boyutlarının duygusal bağlılık üzerindeki etkisinde meslektaş liderliğinin kısmi aracı role, formalleşme alt boyutunun duygusal bağlılık üzerindeki etkisinde ise meslektaş liderliğinin tam aracı role sahip olduğu belirlenmiştir. Buna göre araştırmada okulların örgütsel yapısının meslektaş liderliği üzerinden öğretmenlerin duygusal bağlılıklarının oluşmasında önemli değişkenlerden biri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla okul yöneticilerine öğretmenlerin duygusal bağlılıklarını artırmak amacıyla meslektaş liderliğine ilişkin uygulamaları artırıp teşvik etmeleri önerisinde bulunulabilir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN PSİKOLOJİK SAHİPLENME DÜZEYİNİN PROAKTİF DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77530</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77530</guid>
      <author>Adem BEYHANSeher ERDOĞAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Bu araştırmanın amacı lise öğretmenlerin psikolojik sahiplenme düzeylerinin proaktif davranışlarına etkisine ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Verilerin analizi için nicel araştırma yöntemlerinden “ilişkisel tarama” ve “nedensel karşılaştırma” desenlerinin birlikte kullanıldığı betimsel bir çalışma yürütülmüştür. Araştırma evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerindeki resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 18.140 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklemin seçiminde tabakalı örnekleme yönteminden yararlanılmış ve evreni temsil eden 378 katılımcı ile araştırma yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Avey, Avolio, Crossley &amp; Luthans (2009) tarafından geliştirilmiş ve Ekinci (2018) tarafından Türkçe ’ye uyarlanan “Psikolojik Sahiplenme Ölçeği” (PSÖ) ve Kanten (2012) tarafından derlenen ve Türkçe’ye uyarlanan “Proaktif Davranışlar Ölçeği” (PDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, standart sapma ve aritmetik ortalama gibi betimsel analizler ve öğretmenlerin psikolojik sahiplenme algılarına ilişkin görüşleri ile proaktif davranış gösterme düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek için Pearson Korelasyon testi uygulanmıştır. Öğretmenlerin psikolojik sahiplenme algılarının proaktif davranış düzeyini yordamadaki katkısını tespit etmek için de çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre öğretmenlerin psikolojik sahiplenme algılarının “katılıyorum” düzeyinde, proaktif davranış sergileme düzeylerinin ise “kısmen katılıyorum” düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin psikolojik sahiplenme algılarına ilişkin görüşleri ile proaktif davranış gösterme düzeyleri arasında da pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ve psikolojik sahiplenmenin proaktif davranışın yaklaşık %30’nu yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, alanda yapılan diğer araştırma sonuçlarıyla karşılaştırılmış, değerlendirilmiş ve bulgular doğrultusunda araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik öneriler sunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL BİR KAVRAM OLARAK UNUTMA: SİSTEMATİK LİTERATÜR İNCELEMESİ  </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75864</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75864</guid>
      <author>Aslıhan UZUNİbrahim KOCABAŞ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Örgütler insan topluluklarından oluşur ve zaman ilerledikçe üyeleriyle etkileşime girer. Etkileşim ise beraberinde hafıza, öğrenme gibi bazı insani özelliklerin örgütsel bağlamda kullanılmasına yol açmaktadır. Öğrenmenin tamamlayıcısı olarak örgütsel unutma, mevcut ve edinilen bilgi arasında uyumsuzluğun giderilmesi ve değişimin gerçekleştirilmesinde güncel olmayan bilgilerin hafızadan atılması için bir mekanizma olarak tanımlanmaktadır. Alanyazın incelendiğinde ise sınırlı çalışmalara rastlanılmıştır. Bu sebeple, araştırma sistematik inceleme yöntemiyle yürütülmüştür. Sistematik inceleme, çeşitli veri tabanlarında anahtar kelimelerin aratılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Tarama sonucunda toplam 200 çalışmaya ulaşılmış olup erişim ve dil engeli olmayan çalışmalar incelenmiştir. İncelenen değişkenler arasında inovasyon yönetimi, örgütsel çeviklik, öğrenme, liderlik, etkililik, kalite performansı ve özümseme kapasitesi yer almaktadır. Taramanın bir diğer bulgusu; örgütsel unutmanın çoğunlukla kavramsal olarak ele alındığı ve yeterince ampirik çalışmanın bulunmadığını göstermektedir. Araştırma yöntemlerine göre çalışmalar gruplandırıldığında nicel ve nitel çalışmalar arasında dengesizlik olduğu görülmektedir. Nicel çalışmaların ağırlıklı olarak çalışıldığı tarama ve yapısal eşitlik modelinden faydalanıldığı anlaşılmaktadır. Araştırmacılara örgütsel unutma olgusunda okul yöneticilerinin rolü ve değişim sürecinde hangi unutma stratejilerinin anlamlı olacağını ortaya çıkarmaya yönelik boylamsal çalışmalar yürütmeleri önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE'DE ALZHEİMER HASTALIĞI MEVCUT DURUMU VE GELECEK PROJEKSİYONLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77294</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77294</guid>
      <author>Bülent ŞEN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Dünya nüfusu hızla yaşlanmaktadır. Alzheimer bir demans türü olup yaşlılık temelli bir hastalıktır. Alzheimer hastalığının henüz geçerli bir tedavisi yoktur. Hastalık sürecinin geciktirilmesi ve yaşam kalitesi için bakım yöntemi benimsenmektedir. Alzheimer hastasının bakımı uzun süreli ve bakım yükü diğer hastalıklara göre çok daha fazladır. Alzheimer hastasına bakım genellikle aile üyeleri tarafından yapılmakta ve biyopsikososyal sorunlara sebep olmaktadır. Alzheimer hastalığının insidansı ve prevelansının istatistiklere sağlıklı olarak yansımadığı görülmektedir. Türkiye’de hastalığın insidansı ve prevelansı, yapılan çalışmalarda mevcut durumun tespiti, gerekli tedbirlerin bugünden alınması için öneriler oluşturulması bu araştırmanın amacıdır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yazılı dokümanların incelenmesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma konusuna ilişkin ulusal ve uluslararası rapor, kitap, araştırma, makale, istatistik gibi dokümanlar, özgünlükleri kontrol edilerek sistematik bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularında Türkiye’nin dünya ortalamasına göre yaşlı ülkeler kategorisine girdiği, TÜİK yaşlılık araştırmasına göre bir milyondan fazla yaşlı nüfusun tek başına yaşadığı, Alzheimer risk faktörlerinden olan kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon hastalığı, obezite, diyabet gibi hastalıkların yaşlılar arasında yoğun olduğu ve yaşlıların eğitim seviyesinin düşük olduğu, Alzheimer hastalığının insidansı ve prevelansının istatistiklere sağlıklı olarak yansımadığı, hastalığın erken evresi için gündüz yaşam merkezlerinin, orta ve geç evresi için huzurevi ve yaşlı bakım merkezlerinin sayısının yeterli olmadığı, evde bakım hizmetlerine ulaşımın zor ve pahalı bir hizmet olduğu tespit edilmiştir. Türkiye’de Alzheimer hastalarının prevelansı, insidans ve ölüm oranları hakkında sağlıklı bir istatistiki bilginin olmadığı görülmektedir. Türkiye’de kamu, yerel ve özel sektörün hem günümüz hem de gelecek projeksiyonlar dikkate alındığında Alzheimer hastalık süreçlerine bakım konusunda hazırlıksız olduğu tespit edilmiştir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinesinde bugünden gelecek için etkili Alzheimer ihtisas kurumlarının yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum örgütleriyle beraber kurulması, işletilmesi ve halkın bu konuda bilgilendirilmesi ve eğitimine ihtiyaç bulunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPORCU VE SEDANTER ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÇEVRİMİÇİ ÖĞRENME TUTUMLARI VE AKADEMİK GÜDÜLENMELERİNİN BELİRLENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77713</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77713</guid>
      <author>Ender ÖZBEKMehmet AYDOĞAN  ,Muhsin DURAN  ,Neşet ALTINOK  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-ansi-language: EN-US;"&gt;Bu çalışmanın amacı, spor yapan ve yapmayan üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme tutumları ve akademik güdülenmelerinin yaş, cinsiyet, bölüm, sınıf bakımından incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Dicle Üniversitesinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmakta iken, araştırmanın örneklemini ise, kolay örnekleme yöntemi ile seçilmiş 1496 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu, Çevrimiçi Öğrenme Tutum Ölçeği ve Akademik Güdülenme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde “frekans dağılımları, aritmetik ortalamaları, standart sapmalara yönelik hesaplamalar yapılmış, “bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA)” kullanılmıştır Yapılan analizler sonucunda, kadın öğrencilerin çevrimiçi öğrenme tutumlarının erkek öğrencilerin çevrimiçi öğrenme tutumlarından anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaş aralıklarının, öğrenim gördükleri bölümlerin ve sınıf değişkeninin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumu etkilemediği görülmüştür. Kadın öğrencilerin akademik güdülenme düzeylerinin erkeklerin akademik güdülenme düzeylerinden anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. 22-25 yaş aralığında bulunan öğrencilerin akademik güdülenme düzeylerinin 18-21 yaş aralığında bulunan öğrencilerin akademik güdülenme düzeylerinden anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin spor yapma durumlarına göre akademik güdülenmelerinin, sınıf düzeyi ve bölüm değişkenine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANALYZING THE RELATIONSHIP BETWEEN ECONOMIC COMPLEXITY, CO2 EMISSIONS AND ECONOMIC GROWTH IN EMERGING MARKET ECONOMIES</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78401</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78401</guid>
      <author>Gülferah ERTÜRKMEN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;The aim of the study is to determine the causality relationship between growth figures, which are considered as development indicators, and carbon dioxide emissions as an indicator of environmental degradation and &lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;the economic complexity index as an economic indicator. In this context, an analysis was conducted on 14 developing country economies for the period 1995-2022. In the study, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black; mso-themecolor: text1; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;K&amp;oacute;nya&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; (2006) causality test, Emirmahmutoğlu and Köse (2011) causality test and Dumitrescu and Hurlin (2012) causality tests were used to analyze causality relationships on panel data sets. The findings of the study reveal that the economic complexity index has a unidirectional causality relationship with growth. This suggests that an increase &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;in the economic complexity index positively affects growth, but growth does not have a direct effect on economic complexity. Moreover, a bidirectional causality relationship was found between growth and carbon dioxide emissions. This finding suggests that increased economic growth increases carbon dioxide emissions, but at the same time, increased carbon dioxide emissions affect economic growth. These results suggest that policies of environmental sustainability and economic complexity may have important implications for growth strategies in developing countries.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YEREL MEDYA ÇALIŞANLARININ DEZENFORMASYONA KARŞI GELİŞTİRDİKLERİ STRATEJİLER VE MOTİVASYONLAR </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78596</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78596</guid>
      <author>Harun Furkan YAĞBASAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Habere ulaşmak şüphesiz bireyin en temel haklarından biridir ve bu doğrultuda kamuyu bilgilendirme görevini medya kuruluşları üstlenmektedir. Doğru bilgileri okuyucusuna veya izleyicisine kamu yararı bağlamında; tarafsız, en kısa sürede ve nesnel olarak aktarmak olan medyanın bu temel işlevlerini çoğu zaman ve genellikle yerine getiremediğine dair genel bir ön kabulden bahsedilmektedir. Özellikle kurumsal kimlikle kamu adına enformasyon aktarma ve yayma zannında olan pek çok haber platformlarının editoryal süreçten yoksun ve nesnelliği septik olan içerikler üreterek bu olumsuzlukların bir parçası oldukları veya bu duruma zemin hazırladıkları söylenebilir. Zira yeni medya teknolojilerinin kitle iletişimine eklemlediği dromoloji, kurumlara ve kullanıcılara var olmanın ön koşulu olarak dayatılmaktadır. Bu bağlamda ‘&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;en&lt;/em&gt;’ olma tutkusu, tarafsız gazeteciliğe olan inancı sarsabilecek pratiklerin gelişmesine neden olmaktadır. Adeta tüm kullanıcılarına birer medya patronu ve gazeteci olma fırsatı tanıyan internet teknolojileri karşısında medya profesyonellerinin alacağı rol gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Dolayısıyla kitle iletişiminin geleceğine etki eden dijital medya dönüşümleri karşısında profesyonellerin refleks ve motivasyonlarının sorgulanması ve farkındalıklarının sınanmasını önem taşımaktadır. Bu izlek esas alınarak yürütülen araştırma, &lt;span style="background: white;"&gt;nitel araştırma modellerinden biri olan&amp;nbsp;&lt;em&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;fenomenolojik&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; yaklaşımla&lt;/span&gt; desenlenmiştir. Yayın organlarının heterojen kitlelerden oluşması her hangi bir yayın organından alınacak bulguların Türkiye evreninde genellenebilmesini mümkün kılabileceğinden hareketle Gaziantep medyası örneklem olarak seçilmiş ve araştırma bu il ile sınırlandırılmıştır. Fenomenolojik araştırma metodolojisinin katılımcı sayısını iki ile 25 arasında öngörmesinden hareketle çalışma Gaziantep Üniversitesi Etik Kurulundan alınan onay sonrasında pilot (ön-test) bir uygulama yapılmış ve random (şans-kura) esasıyla belirlenen gönüllü 10 medya çalışanı ile yürütülmüştür. “Medya çalışanları dezenformasyon, misenformasyon ve malenformasyon farkındalıkları ve motivasyonları alt seviyededir” temel hipotezinden hareket edilen araştırma bulgularında; katılımcıların ağırlıklı olarak dezenformasyon kavramını bilmeleri, haber yazma yetisine sahip olmaları, habere muhatap olanlardan dönüt almaları ve popüler içerikli haberleri teyit ettirmeleri olumlu, buna karşın maddi kazanç, ideolojik kaygı ve haber kıtlığında yanlış/yalan haber üretme ve editoryal süreci işletmeme eğilimlerinin yanı sıra hukuki sorumlulukları ve yaptırımları bilmelerine karşın motivasyonlarının olumsuz yönünde seyretmesi ise olumsuzluklar olarak dikkat çekmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAĞIMLILIKLAR VE EGZERSİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79610</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79610</guid>
      <author>Semra KUVATFatih Mehmet UĞURLU , </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast;"&gt;Bu çalışmada, bağımlılık davranışını izleyen etmenler çerçevesinde bağımlılığın tanımı, bağımlılığın etkileri, madde bağımlılıkları ve diğer bağımlılıklar ele alındı. Bunlara ek olarak, egzersizin bağımlılığı azaltmak için sağlamada kullanabilecek stratejilere de yer verildi. Araştırma, bağımlılık ve egzersizi takip eden etmenlere ilişkin yazın taranarak, yani tarama modeli kullanılarak yürütüldü. Günümüzde Bağımlılıkların birçok çeşidi vardır. Bunlardan bazıları madde bağımlılıkları, bazıları psikolojik bağımlılıklar, bazıları da davranışsal bağımlılıklardır. Bu bağımlılıklar kişinin hayat kalitesini düşüren, yaşamdan soğutan durumlardır. Bu bağımlılık çeşitlerini daha da açacak olursak; madde bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı, alkol bağımlılığı, esrar ve benzeri bağımlılıklar, kokain bağımlılığı, nikotin bağımlılığı, kafein bağımlılığı, ecstasy bağımlılığı, opiatlar, halüsionojenler, uçucu madde bağımlılığı, teknoloji kullanma bağımlılığı, kompulsif satın alma bağımlılığı, akıllı telefon bağımlılığı, yeme bağımlılığı, dijital bağımlılık, internet bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, mobil cihaz bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı, internetten alışveriş bağımlılığı, bilgi bağımlılığı diye sıralayabiliriz.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bunlarla baş etmenin birçok yolu olmakla beraber bir tanesi de egzersizdir. Genellikle bağımlılıklarda kullanılan egzersiz yaklaşım türleri şunlardır; Aerobik egzersiz yaklaşımı, anaerobik egzersiz yaklaşımı, direnç egzersiz yaklaşımı, denge egzersiz yaklaşımı, grup egzersiz yaklaşımı ve diğer egzersiz yaklaşımları. Egzersiz beyin fonksiyonlarına da etki ettiği için bağımlılıklar açısından da etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Egzersiz ve bağımlılıklar ile ilgili bu durumu aydınlatmak amacıyla birçok araştırma yapılmıştır. Bu derlemede bağımlılıklar ve egzersiz ile ilişkili çalışmalar özetlenmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKULLARDAKİ YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERDE AKRAN ZORBALIĞININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78205</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78205</guid>
      <author>Sümeyra GEÇERSabahattin ÇİFTÇİ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Akran zorbalığı çocukların okulda güven içinde eğitim almasını engelleyen ve birçok soruna da neden olan önemli bir durumdur. Bu araştırmada ilkokullardaki yabancı uyruklu öğrencilerde akran zorbalığının cinsiyet, aile yapısı, kardeş sayısı, anne ve babanın eğitim düzeyi, anne ve babanın hayatta olma durumu, Türkçe bilme seviyeleri ve evde şiddete şahit olma değişkenleri açısından zorba ve kurban olma eğilim düzeyleri araştırılmıştır. Araştırmanın yöntemi tarama araştırmasıdır. Araştırmada veri çeşitlemesi yapılarak nicel ve nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplandığı çalışma grubu ilkokullarda öğrenim gören 235 yabancı uyruklu öğrencidir. Araştırmanın verileri Pişkin ve Ayas (2011) tarafından geliştirilen “Akran Zorbalığı Ölçeği: Çocuk Formu” ile toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme anketi uygulanarak öğretmenlerden görüşler toplanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde bağımlı ve bağımsız örneklemler için Manny-Whitney U ve Kruskal-Wallis kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; erkek çocukları kız çocuklarından ve anne baba eğitim düzeyi düşük çocuklar yüksek olan çocuklardan daha zorba ve kurban olma eğilimindedirler. Ayrıca çocukların kardeş sayıları arttıkça zorba ve kurban olma eğilimlerinin arttığı tespit edilmiştir. Evde şiddete şahit olan çocukların olmayan çocuklara kıyasla zorba eğilimleri yüksektir. Yabancı uyruklu öğrencilerin aile yapıları, anne ve babalarının hayatta olma durumu ve Türkçe bilme seviyeleri ile zorba ve kurban eğilimleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Nitel verilerin analizinde öğretmenler, yabancı uyruklu öğrencilerin en çok fiziksel zorbalık uyguladıklarını bunun sebeplerinin ise dil bilmemeleri, anne ve babalarının eğitimsiz ve ilgisiz olmaları, kalabalık ailelere sahip olmaları, toplumsal ve kültürel şiddeti normalleştirmeleri şeklinde görüşler belirtmişlerdir. Bu bulgular alanyazın ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik öneriler sunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATEŞ ÇOCUK GAZETESİNDEKİ HİKÂYELERDE KULLANILAN KORKU UNSURLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79854</guid>
      <author>Şaziye DURUKAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Korku kavramının bir duygu olarak insan ruhunun gelişimini şekillendirdiğinden bahsedilebilir. Bu noktada çocukluk dönemi büyük bir önem taşır. Çünkü korkunun beslenmesi aileyle başlar, çevreyle devam eder. Buna ek olarak ulaşılabilir okuma kaynakları da korkunun bir diğer tetikleyicisi olur. Bu nedenle çocuklara yönelik korku içerikli edebî metinler oluşturulurken metnin “çocuğa göre”lik ilkesine uygun olup olmadığına dikkat edilmelidir. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Çocukların bir olay ya da durumu görüş, hissediş ve düşünüş biçimleri yetişkinlerinkinden farklı olduğu için yazar, metnini çocuk için yazdığının bilincinde olmalıdır. &lt;/span&gt;Bu bakımdan çocuk hikâyelerinde kullanılan korku unsuru ve bu korkunun ulaştığı boyut önemlidir. Bu çalışmada amaç, Cumhuriyet dönemi çocuk hikâyelerindeki korku unsurlarını tespit etmek ve o dönemdeki korku unsurlarının kaynağını belirleyebilmektir. Bu bağlamda çalışmada 1936-38 yılları arasında 52 sayı yayınlanan &lt;em&gt;Ateş&lt;/em&gt; çocuk gazetesindeki hikâyeler incelenmiş ve gazetede yer alan 70 hikâyenin 47’sinde korku unsuru olduğu tespit edilmiştir. Bu hikâyelerin 17’sinde cin, hayalet, hortlak vs. kaynaklı; 30’unda ise bilinmezlik, ölüm, ceset, iskelet, cinayet kaynaklı korku unsuru belirlenmiştir. 47 hikâyenin 24’ünde korku unsurlarının okuyucudaki merak, gerilim ve korku duygusunu kurgu kapsamında canlı tutmak için kullanıldığı, gerçek hayatta öyle korku unsurlarıyla karşılaşılmasının mümkün olmadığı, bir kısmıyla karşılaşılsa bile nasıl baş edileceğinin ipuçlarının verildiği görülür. Geriye kalan 23 hikâyede ise korku unsurunun gerçek hayatta devam edebileceği varsayımını taşıması bakımından çocuklardaki korku duygusunun yanına kaygıyı da ekleyebileceği tespit edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-03-03</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


