






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2025 Sayı LXXV</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3323</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>JAPON MÜREKKEP RESMİ; SUMİ-E</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78447</guid>
      <author>Gülser AKTAN   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ligatures: standardcontextual; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Japon mürekkep resminin kökenleri, Zen Budizmi’nin Japonya’da yayılmaya başladığı Kamakura dönemiyle (1185-1333) ilişkilidir. Bu dönemde Zen rahipleri, Çin’den gelen mürekkep sanatını manevi bir egzersiz olarak benimsemişlerdir. Zen ve samuray değerleri, disiplin ve odaklanma gibi ortak noktalarla birbirini beslemiş, samuraylar Zen’in meditasyon ve ruhsal uyanış ilkelerini savaş alanında da uygulamışlardır. Muromachi döneminde (1333-1568) mürekkep sanatı daha da gelişerek, özellikle Sesshū Tōyō gibi sanatçılar tarafından manzara resimleriyle ön plana çıkmıştır. Momoyama döneminde (1573-1615) sanat, büyüyen kaleler ve konaklarda daha iddialı ve büyük kompozisyonlarla kendini göstermiştir. Edo döneminde (1615-1868) ise sanat, samuray sınıfının desteğiyle zirveye ulaşmış, Ukiyo-e ve Kano okulları gibi çeşitli sanat akımları bu dönemde şekillenmiştir. Ukiyo-e, halk yaşamını yansıtan renkli baskılarıyla ünlü olurken, Kano Okulu saraylar ve tapınaklarda yapılan ihtişamlı mürekkep resimleriyle dikkat çekmiştir. Sanat, bu dönemde sadelik, boşluk ve minimalizm üzerine kurulmuş, ruhani bir estetik anlayışı benimsenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ligatures: standardcontextual; mso-fareast-language: EN-US;"&gt; &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu araştırmanın amacı, Japon mürekkep resminin tarihi gelişimini, Zen Budizmi ve samuray kültürü ile olan bağlantılarını ve farklı dönemlerde ortaya çıkan sanat okullarının Japon mürekkep sanatına etkilerini incelemektir. Özellikle Zen Budizmi’nin, samuray sınıfının manevi yaşamı ve estetik anlayışları üzerindeki etkileri, Japon resim sanatının evriminde nasıl bir rol oynadığı ele alınmaktadır. Araştırma, Japon mürekkep sanatının teknikleri, stilistik özellikleri ve bu sanata katkıda bulunan önemli sanatçılar üzerine odaklanmaktadır. Veri toplama araçları olarak sanat tarihi literatürü, mürekkep resimlerinin görsel analizleri, müze katalogları ve sanat eleştirileri kullanılmıştır. Ayrıca, akademik kaynaklardan elde edilen bilgiler, sanat eserleri üzerinde yapılan estetik ve teknik incelemeler ile desteklenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA İLK SÜRELİ SPOR YAYINI: FUTBOL (İNCELEME VE DİZİN)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79409</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79409</guid>
      <author>Metin KARABURUN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, Batılılaşma hareketlerinin de etkisi ile spor, toplumsal hayat içerisinde önemli bir yer edinmeye başlamıştır. Bu süreçte futbol ve jimnastik gibi sporlar, hızla popülerleşen spor dalları olarak öne çıkmış, özellikle gençler arasında geniş bir ilgi görmüştür. Sporun bu hızlı yükselişi, beraberinde Osmanlı'da spor basınının da doğmasını sağlamıştır. Dönemin ilk süreli spor yayını olan Futbol, 11 Ekim 1910 ve 30 Kasım 1910’tarihleri arasında 7 sayı yayımlanmış ve spor odaklı ilk gazetelerden biri olarak tarihe geçmiştir. Bu çalışmanın amacı da Futbol gazetesini şekil ve içerik bakımından inceleyerek gazetenin Osmanlı spor basınına kazandırdığı yenilikleri ve spor kültürüne yaptığı katkıları değerlendirmektir. Ayrıca bu gazete ile ilgili çalışmalar yapacak araştırmacıları içerikten haberdar etmek, literatür taramalarını kolaylaştırmak amacıyla kronolojik dizin oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda gazetenin tüm sayıları nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman analizi ile incelenmiştir. İnceleme sonucunda gazetenin, hem şekil hem de içerik bakımından dönemin sosyo-kültürel yapısına, spor süreli yayınların ilk dönemlerine ışık tuttuğuna, futbolun ve diğer spor dallarının Osmanlı toplumundaki yükselişine dair önemli veriler sunduğu tespit edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay Zekâ Destekli Dil Öğrenme Araçları Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79085</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79085</guid>
      <author>Batuhan SELVİÜmit Ferit ALDIM  ,Zelal ÇOBAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast;"&gt;Yabancı dil eğitiminde yapay zekâ (YZ) destekli teknolojilerin entegrasyonu son yıllarda hızla artmış ve hem öğrenciler hem de eğitimciler için yeni fırsatlar ve zorluklar doğurmuştur. Bu çalışma, YZ destekli araçların okuma, dinleme, yazma ve konuşma olmak üzere dört temel dil becerisini geliştirmedeki pedagojik potansiyelini incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel doküman analizi yöntemiyle yürütülen araştırmada, çeşitli dijital platformlar ve çevrimiçi uygulamalar üzerinden erişilen kırk YZ tabanlı araç belirlenmiş ve bu araçlar işlevlerine göre sınıflandırılmıştır. Araçlar; erişilebilirlik, maliyet, ücretsiz sürüm özellikleri ve dil becerilerine katkı gibi ölçütler doğrultusunda seçilmiş ve pedagojik açıdan değerlendirilmiştir. Bulgular, bu araçların kişiselleştirilmiş öğrenme, yapılandırılmış geri bildirim ve çoklu ortam etkileşimi gibi açılardan önemli katkılar sunduğunu; ancak doğruluk sorunları, beceriler arası entegrasyon eksikliği ve etik endişeler gibi sınırlılıkların da bulunduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, dil öğrenicileri ve öğretmenler için uygulamaya yönelik öneriler sunmakta; ayrıca beceriye özgü araç etkinliği, etik kullanım ve farklı yeterlik düzeylerindeki öğrenen çıktıları üzerine yapılacak ileri araştırmalara zemin hazırlamaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUM İÇİ HALKLA İLİŞKİLER UYGULAMALARININ KURUM İMAJI ETKİSİ: KABİN HİZMETLERİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE ÖRNEK ÇALIŞMA </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77555</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77555</guid>
      <author>Belis GÜLAY  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Mevcut literatüre göre eğer mükemmel örgütlerin sosyal sorumluluk taşıması isteniyorsa, bunu yapmalarına yardım edecek çift yönlü simetrik bir biçimde gerçekleştirilen hem iç hem dış hedef kitlelere yönelik gerçekleştirilen mükemmel halkla ilişkilere ihtiyaçları vardır. Çalışmada buradan yola çıkarak kurum içi halkla ilişkiler uygulamalarının kurum imajı etkisi, kabin hizmetleri bölümü öğrencileri çerçevesinde ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, Prof. Dr. Ahmet Tarhan, Doç. Dr. Salih Gürbüz tarafından “Banka Tercihini Etkileyen Halkla İlişkiler Değişkenleri: Kurum İmajı Üzerine Bir Alan Araştırması” isimli çalışmada ortaya koyulan ölçekten yolan çıkılarak havacılık sektörüne yönelik bir deneysel araştırma modeli geliştirilmiştir. Bu model kantitatif bir yöntem olarak çevrimiçi anket yoluyla elde edilen verilerle test edilmiştir. Araştırma sorularının frekans değerlerine bakıldığında değerlerin en yüksek 4,6 en düşük ise 4,5’lik dilimde olduğu gözlemlenmektedir. Söz konusu verilerden yola çıkarak, kurum içi halkla ilişkiler uygulamalarının kurum imajı üzerindeki etkisinin eş güdümlü olarak Z kuşağı üzerinde yüksek pozitif etki ile yayıldığını söylemek olanaklıdır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN FİZİKSEL AKTİVİTE VE DİJİTAL BAĞIMLILIK DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ VE İLİŞKİLENDİRİLMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79100</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79100</guid>
      <author>Melih ÇALIŞIRİrem KAPTANGİL ÇALIŞIR  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite ve dijital bağımlılık düzeylerinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem grubunda ise 145 erkek 236 kadın toplam 381 öğrenci yer almıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, uluslararası fiziksel aktivite anketi-kısa form ve dijital bağımlılık ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için Mann-Whitney-U, Kruskal-Wallis-H, Spearman Korelasyon testleri kullanılmıştır. Cinsiyete göre dijital bağımlılık (DB) ortalamaları karşılaştırıldığında anlamlı fark olmamasına rağmen, şiddetli fiziksel aktivite (ŞFA), orta fiziksel aktivite (OFA), oturma süresi (OS), vücut kütle indeksi (VKİ) ortalamalarında istatistiksel olarak fark vardır. OS kategorilerine göre fiziksel aktivite (FA) ve DB ortalamaları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. FA kategorilerine göre DB ve alt boyut ortalamaları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Ayrıca FA ile DB ve alt boyutları arasında negatif çift yönlü anlamlı ilişki belirlenmiştir. Sonuç olarak erkek öğrencilerin ŞFA, OFA ve VKİ ortalamaları kadınlardan daha yüksek, OS ortalamaları ise daha düşüktür. Yüksek oturma süresine sahip öğrencilerin DB, FA ve VKİ ortalamaları orta ve düşük oturma süresine sahip öğrencilerinden daha yüksektir. İnaktif öğrencilerin DB düzeyi, minimal aktif ve aktif öğrencilerden daha yüksektir. Ayrıca FA düzeyi arttıkça DB düzeyi azalmakta veya DB düzeyi artıkça FA düzeyi azalmaktadır. Araştırma BEÜ Etik İlkeleri ve Etik Kurulunun 29.03.2024 tarihli ve E.5281 sayılı kararıyla onaylanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLUMSAL CİNSİYET BAĞLAMINDA KADIN GİRİŞİMCİLERE YÖNELİK TUTUMLAR ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA: AĞRI İLİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78961</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78961</guid>
      <author>Ceren AVCİL  Cemrenur ÇELİK ,Esra BAŞ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Girişimcilik, ekonomik kalkınma ile birlikte sosyal kalkınmayı da içeren bir faaliyettir. Sosyo-ekonomik gelişmişliğin temel göstergelerinden birisi, kadın ve erkeklerin eşit oranda iş hayatında yer almalarıdır. Dünyada ve Türkiye’de kadın girişimcilerin sayısında artış görülmekle birlikte kadınların girişimcilik alanındaki konumları erkeklere kıyasla daha gerilerde durmaktadır. Literatürde kadın girişimciliğinin önündeki engellerden birisi de toplumsal cinsiyet rolleridir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Ağrı ilinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin toplumsal cinsiyet ekseninde yaşadıkları sorunlara yer vermektir. Araştırma evrenini Ağrı’da faaliyet gösteren 20 kadın girişimci oluşturmaktadır ve örneklem amaçlı örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış mülakatlar aracılığıyla gerçekleştirilen görüşmelerde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle ve MAXQDA 2024 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, Ağrılı girişimci kadınların geleneksel kalıp yargılar çerçevesinde cam tavan ve kraliçe arı sendromlarını yaşadıklarını göstermektedir. Çalışma, kadın girişimcilerin maruz kaldıkları toplumsal cinsiyet rollerinin anlaşılması ve buna yönelik politika ve stratejilerin gözden geçirilmesi bakımından önem taşımaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SULTAN SENCER DEVRİ RESMÎ VESİKALARINA GÖRE BÜYÜK SELÇUKLULARDA MEDRESE VE MÜDERRİS</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78399</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78399</guid>
      <author>Sinan TARİFCİ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Umumiyetle Orta Çağ İslâm dünyasında, hususiyetle ise Büyük Selçuklularda yüksek öğretim müesseseleri olan medreseler ve müderrislerle ilgili çok farklı türlerden dönem kaynaklarından bilgiler elde edilebildiği malumdur. Bununla birlikte resmî vesikalar, kaynak türleri içinde müstesna bir yer tutmaktadır. Sultan Sencer devri resmî vesikaları arasında, dört müderrislik tayin menşûru mevcuttur. Bu tayin menşûrlarından üçü, Sultan Sencer’in dîvân-ı inşâ başkanı Müntecebü’d-Dîn Bedî‘ el-Cüveynî’nin; biri ise Büyük Selçuklular adına bölgeyi fiilen idare eden Hârezmşah hükümdarı Atsız’ın dîvân-ı inşâ başkanı Reşîdü’d-Dîn Vatvât’ın kaleminden çıkmıştır. &lt;em&gt;Atebetü’l-Ketebe &lt;/em&gt;ve &lt;em&gt;Ahkâmu Sultâni’l-Mâzî (Leningrad Münşeat Mecmuası) &lt;/em&gt;adlı münşeat mecmuaları içine dercedilen müderrislik tayin menşûrları, Büyük Selçuklularda medreseler ve müderrisler hakkında birinci elden orijinal ve tafsilatlı malumat sunmaktadır. Bu çalışmada, Sultan Sencer devrinde sadır olan müderrislik tayin menşûrlarına istinaden Büyük Selçukluların medreselere ve müderrislere verdiği önem ve değer; müderrislerin şöhret ve itibarları; müderrislerin nitelikleri ve tayinleri; müderrislerin görev, yetki ve sorumlulukları (müderrislerin görev birliği); müderrislerin diğer idarecilerle ve eşrafla ilişkilerine dair tespit ve değerlendirmelerde bulunulacaktır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİH YAZIMINDA NESNELLİK SORUNU: E.H. CARR VE POZİTİVİST TARİH ANLAYIŞINA ELEŞTİREL BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80394</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80394</guid>
      <author>Feysel TAŞÇIER </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Tarih yazımında nesnellik sorunu, tarih felsefesinin en temel ve tartışmalı konularından biridir. Bu makale, E.H. Carr’ın tarih yazımı anlayışı çerçevesinde nesnellik sorununu ele almakta ve bu bağlamda pozitivist tarih anlayışını eleştirel bir bakış açısıyla incelemektedir. Carr, “Tarih Nedir?” adlı eserinde tarih yazımının öznel bir süreç olduğunu, tarihçinin değer yargıları ve seçiciliğinin kaçınılmaz bir şekilde tarihin yapısına dâhil olduğunu savunur. Pozitivist tarih anlayışı ise, tarih yazımını bilimsel nesnellik kriterlerine uygun bir şekilde yapmayı ve geçmişi kesin olarak anlamayı hedefler. Bu makale, Carr’ın pozitivizme yönelik eleştirilerini analiz ederek, tarih yazımında mutlak bir nesnellik anlayışının mümkün olup olmadığını tartışmaktadır. Makalede ayrıca, tarihçinin epistemolojik ve metodolojik yaklaşımlarının tarih yazımına olan etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak, tarih yazımının nesnel olmaktan çok anlam inşası ile ilişkili bir süreç olduğu ve tarihçinin yorumlarının bu süreçte belirleyici olduğu öne sürülmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKULLARDAKİ KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNDE ÖĞRETMEN YETERLİKLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79279</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79279</guid>
      <author>Necati ÇOBANOĞLUÖzlem YAĞCIOĞLU,HAS  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Kaynaştırma eğitimi özel gereksinimi olan öğrencilerin adaletli ve eşit fırsatlarda eğitim görmesine olanak tanıyan bir uygulamadır. Kaynaştırma eğitimi ayrıştırılmış eğitime karşı çıkarak özel gereksinimi olan bireylerin genel eğitim ortamlarında tipik gelişim gösteren akranlarıyla eğitim almasına olanak sağlar. Kaynaştırma eğitimi uygulamalarının iyi bir şekilde işlemesi ve başarılı olmasında öğretmenin önemli bir rolü vardır. Bu araştırmanın amacı ilkokul kademesindeki öğretmenlerin kaynaştırma eğitimi yeterlik düzeylerini belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliği ölçeği ile toplanmış ve araştırmaya 668 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitiminin iş birliği (X= 4.31, Sd= .55) ve öğretim (X= 4,30, Sd= .57) boyutlarında kendilerini daha yetkin hissettikleri, öğretmenlerin kaynaştırma eğitiminde davranışsal ve akademik ihtiyaçları dengeleme alanı olan sınıf yönetimi için yeterliklerine daha düşük puan verdikleri hem kadın hem de erkek öğretmenler için iş birliği ve öğretim becerilerinde benzer yeterlik seviyelerinin olduğu belirlenmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİMDE MOBBİNG: YÖK TEZ MERKEZİ VERİTABANININ BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78460</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78460</guid>
      <author>İslam DEVİREN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırmanın amacı, eğitim kurumlarında mobbing olgusuyla ilgili yapılan lisansüstü tezlerin eğilimlerini incelemektir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden bibliyometrik analiz tekniği kullanılmıştır. Bibliyometrik analizi yöntemi ile Microsoft Excel programı kullanılarak araştırma sorularına karşılık gelen veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler, bulgular kısmında tablo gösteriminin yanı sıra frekans ve yüzde değerleri belirtilerek ifade edilmiştir. Sonuç olarak 2019-2024 yılları arasında YÖK Tez Merkezi’nde yayımlanan mobbing konusundaki 44 lisansüstü tez, farklı kriterlere göre analiz edilmiştir. Tezlerin büyük çoğunluğunun yüksek lisans düzeyinde olduğu, doktora tezlerinin ise sınırlı kaldığı tespit edilmiştir. Yıllara göre yapılan incelemede, 2019 yılında mobbing konusunda farkındalık ve akademik ilginin yüksek olduğu, ancak sonraki yıllarda azaldığı, 2022’de ise yeniden bir artış yaşandığı görülmüştür. Tezlerin farklı üniversitelere dağıldığı görülmekle birlikte, Gazi Üniversitesi gibi bazı üniversitelerde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Çalışmalarda genellikle nicel yöntemler ve ölçeklerin tercih edildiği, ancak nitel ve karma yöntemlerin sınırlı şekilde kullanıldığı saptanmıştır. Orta büyüklükteki örneklemler daha yaygın kullanılırken ortaöğretim öğretmenleri en sık tercih edilen örneklem grubunu oluşturmuştur. Örneklem seçiminde genellenebilir sonuçlar elde etmek için basit tesadüfî örnekleme yöntemi sıkça tercih edilmiştir. Değişkenler açısından ise mobbing genellikle bağımsız bir konu olarak ele alınmış, örgütsel bağlılık ve sinizm gibi ilişkili değişkenlere daha az odaklanılmıştır. Bu durum, mobbingin örgütsel dinamikler ve bireysel etkilerle ilişkisinin derinlemesine incelenmesine yönelik ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Mobbing’in yalnızca bireysel bir olgu olarak değil, aynı zamanda örgütsel faktörlerle olan ilişkileri açısından da derinlemesine incelenmesi gerekmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK MODERNLEŞME SÜRECİNDE SEFARETLER: YİRMİ SEKİZ MEHMET ÇELEBİ ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78264</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78264</guid>
      <author>İsmail DURSUNOĞLUHakan AYDIN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;17. yüzyılın sonunda imzalanan Karlofça Anlaşmasıyla (1699) Avrupa Devletleri’ne karşı üstünlüğünü kaybeden Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’dan askeri anlamda geride kaldığını fark etmiştir. Bu ahval ile Avrupa’daki gelişmeleri takip etmek üzere, elçilik faaliyetlerinde bulunmak zaruri hal almıştır. Bu amaçla Avrupa’nın çeşitli başkentlerine geçici elçilikler açılarak Avrupa’daki gelişmelerin takip edilmesi hedeflenmiştir. Böylelikle Avrupa’yı üstün hale getiren gelişmelerin bilinmesi ve öğrenilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın konusu, Osmanlı’nın ilk geçici elçilerinden biri olan Yirmi Sekiz Mehmed Çelebi’nin, Fransız-Türk ilişkilerini geliştirmek, Avrupa’daki değişim ve yenilikleri öğrenmek ve bu konuda çalışmalar yapmak amacıyla Paris sefirliğine görevlendirilmesidir. Çalışmanın amacı, Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi’nin sefaret görevinde yaptığı çalışmaların Osmanlı modernleşmesi üzerine etkilerini tahlil etmektir. Çalışmada, 1720-1721 yılları arasında Paris Elçisi olan Çelebi’nin sefareti boyunca yaşadığı hadiseler, karşılaştığı olaylar, devlet ricaliyle olan münasebetleri ve sefareti sırasındaki gözlem, izlenim ve tahlillerinden oluşan “Sefaretnamesi” değerlendirilmiştir. Bu esere yansıyan portrelere, ikincil kaynaklar eklenerek modernleşme bağlamında Fransa’nın Osmanlı devlet, kurum ve anlayışına olan etkisi tartışılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDAKİ (1929-2021) OKUMA ETKİNLİKLERİNİN ELEŞTİREL OKUMA BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79756</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79756</guid>
      <author>Kudret DERELİZeynep ÇETİNKAYA EDİZER  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;a name="_Hlk187046346"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu araştırma, 1929-2021 yılları arasındaki 6. sınıf Türkçe ders-çalışma kitaplarındaki okuma etkinliklerinin eleştirel okuma ölçütlerine göre durumunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Cumhuriyet dönemi Türkçe 6. sınıf ders ve çalışma kitaplarında, okuma metinleri ve bu metinlere ait etkinliklerde, eleştirel okuma becerisinin nasıl yer aldığının belirlenmesi araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi kullanılmış, veriler eleştirel okuma ölçütleri çerçevesinde betimsel analiz yaklaşımıyla çözümlenmiştir. Araştırma, 6. Sınıf Türkçe ders kitaplarındaki okuma etkinlikleriyle ve her kitaptan iki öykünün yeterli geleceği düşüncesiyle okuma etkinliklerinden iki öykü ile sınırlandırılmıştır. İncelenen Türkçe ders kitaplarındaki okuma-anlama etkinliklerine bakıldığında eleştirel okuma ölçütlerinin &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;tamamını karşılayan Türkçe ders kitabına rastlanmadığı, Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin eleştirel okuma alt ölçütlerini karşılama konusunda yetersiz kaldığı ve eleştirel okuma alt ölçütlerinin maddelerine bakıldığında etkinliklerin nitelikli bir şekilde hazırlanmadığı belirlenmiştir. İncelemeye alınan kitapların yayınlanma yılları göz önüne alındığında Türkçe ders kitapları arasında eleştirel okuma alt ölçüt maddelerini karşılama konusunda farklılıkların olduğu ve dengeli bir dağılımın olmadığı söylenebilir. Bu bağlamda Türkçe ders kitaplarında eleştirel okuma becerisini geliştirecek etkinliklerin nitelikli bir şekilde artırılması önerilmektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜLTECİ SÛFÎLER: SURİYE ŞÂZİLİYYE TARİKATININ YAPISAL DÖNÜŞÜMLERİ VE FONKSİYONEL DEĞİŞİMLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78688</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78688</guid>
      <author>Muhammed Nur KAPLANHamza EZZO  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: black;"&gt;Bu araştırma, 2011 sonrası Suriye'de yaşanan trajik olayların bir sonucu olarak Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin tasavvuf geleneğini ele almaktadır. Araştırmada, Suriye toplumunun temel tasavvufi unsurlarından biri olan Şaziliyye tarikatı üzerinde durulacaktır. Özellikle Halep'ten Türkiye'ye intikal eden bu tarikatın dönüşümü ve toplumsal alandaki rolleri incelenmektedir. Araştırma, iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Şaziliyye tarikatının Halep'teki yapısal özellikleri kuruluşundan itibaren ele alınmakta ve Türkiye'ye sığınma sürecine kadar olan gelişimi incelenmektedir. Bu bölümde, intikal sonrası tarikatın temel yapısında meydana gelen değişiklikler, ortaya çıkan yeni kollar, tarikatın hiyerarşisi ve müritlerin seviyeleri gibi unsurlar detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Ayrıca, yapısal dönüşümlerin tarikatın ritüelleri üzerindeki etkileri de incelenmektedir. İkinci bölümde ise, Şaziliyye tarikatının Türkiye'deki yeni yaşam alanında üstlendiği başlıca rolleri ele alınmaktadır. Bu roller, Türk toplumundaki ihtiyaçlara ve gerekliliklere göre şekillenmiş olup, davet, ilmi ve eğitsel rol ile toplumsal rol olmak üzere üç ana kategoride incelenmektedir. Ayrıca tarikat mensuplarının bu rolleri ne derece yerine getirdikleri hususu analiz edilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMEN ADAYLARININ YARATICI YAZMA DERSİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75595</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75595</guid>
      <author>Rabia Sena ESER</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırmanın amacı, Türkçe öğretmen adaylarının lisans eğitimleri esnasında alan seçmeli ders havuzundan aldıkları “Yaratıcı Yazma” dersine ilişkin görüşlerini belirlemektir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Çalışmada Yaratıcı Yazma dersine katılan kişilerin deneyimleri incelenerek bir betimleme yapılması hedeflendiğinden nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji (olgubilim) deseni kullanılmıştır&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;. Çalışma grubunu Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalında öğrenim gören 17 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, yedi açık uçlu sorudan oluşan “Yaratıcı Yazma Dersine İlişkin Görüşme Formu” aracılığıyla toplanmıştır. Öğretmen adaylarının sorulara verdikleri cevaplar, içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiş ve tablolar halinde sunulmuştur. Katılımcı görüşleri “değerlendirme, katkı, yeterlilik, gereklilik, beklenti, aktarım ve öneri” temaları temel alınarak kodlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan bazıları şu şekildedir: Öğretmen adaylarının hepsi Yaratıcı Yazma dersinin kendilerine birçok katkısı olduğunu belirtmiştir. Karşılanan beklentilerin yanında uygulamaya dair karşılanmayan beklentiler de mevcuttur. Ayrıca ders bitiminde yazmaya ilişkin ön yargılarının ortadan kalktığını, ders döneminin aktif ve öğretici geçtiğini, anlama-anlatma becerilerinin geliştiğini belirten öğretmen adayları da mevcuttur. Ders sonrasında yaratıcı yazma becerisi noktasında kendini yeterli gören adayların yetersiz görenlere oranla daha fazla olduğu ve derse dair önerilerin hepsinin de dersin uygulama boyutuyla ilgili olduğu tespit edilmiştir. Yaratıcı Yazma derslerinin daha etkili hale getirilmesi için akademisyenlerin dersin uygulama boyutuna ilişkin stratejiler üzerine düşünmeleri gerekli görülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTROPOSENDE İKLİM KRİZİNE DAİR SANAT PROJELERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79036</guid>
      <author>Seniha Ünay SELÇUK  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;İnsanın gezegen üzerindeki olumsuz etkilerinin geri döndürülemez noktalara ulaştığını vurgulayan “antroposen (insan çağı)” birçok alanın gündeminde yer tutmaktadır. Bu makalenin amacı antroposenin en hissedilir sonuçlarından biri olan iklim krizini sanat yapıtları üzerinden ortaya koymaktır. Bu bağlamda Eva Pfannes, Sylvain Hartenbergve mimar Marjetica Potrč tarafından gerçekleştirilen Future Island/ Gelecek Adası ve Evren Selçuk’un Standard Profile projeleri ele alınmıştır. Her iki proje de doğaları gereği iklim krizinin çok yönlü sürecini ortaya koymaları açısından önemli bulunmuştur. Future Island iklim krizinin sonuçlarını türler üzerinden gösterirken, sürece odaklanan yapısıyla dikkat çekmektedir. Standard Profile ise bu krizin toplumsal ve sermaye ile ilişkisini ortaya koymaktadır. Antroposeni ve iklim krizini toplumsal, ekonomik, politik noktalardan ele almanın konunun çok yönlü tarafını öne çıkardığı; seçilen çağdaş sanat çalışmalarının krizi estetize etmeden konuya dair farkındalık sağladığı ve krizin neden ve sonuçlarına odaklandığı görülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış; basılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmış, sanat çalışmaları konuyu tamamlayıcı noktalardan farklı perspektiflerle değerlendirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESKİ GREKÇE VE TÜRKÇE ARASINDAKİ ORTAK AKRABALIK TERİMLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76374</guid>
      <author>Fatih ŞENGÜL</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast; mso-bidi-font-weight: bold; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;Diller arasındaki kelime alışverişi ve etkileşim tarihin her döneminde gerçekleşmiştir ve de bu süreç şu an bile durmaksınız devam etmektedir ve gelecekte de bilfiil sürecektir. Hint-Avrupa dilleri ile Türkçe arasında da her türlü alanda kelime alışverişi olmuştur ve Hint-Avrupa dil ailesinin başlıca dillerinden biri olan Grekçe ile Türkçe arasında da kültürel temas neticesinde pek çok ortak kelimenin var olduğuna tanıklık edilmektedir. Türklerin milattan önceki dönemde Hazar Denizi’nin batı tarafında bulunamayacağı türünden bir sav bugün dahi Batı bilim çevrelerinde hâkim konumdadır. Ancak mevcut bilimsel veriler Türklerin milattan önceki dönem zarfında Doğu Avrupa toprakları içerisinde bulunduğunu bizlere alenen göstermiştir. Grek dili ile Türkçe arasındaki dilsel etkileşim Osmanlı döneminde değil Saka dönemine kadar gitmektedir. Bu dilsel etkileşimin en çarpıcı örneklerinden biri Türkçe ile Grek dili arasındaki ortak akrabalık terimleridir ve de bu terimlerin en eski örneklerini Homeros’un çalışmasında bulmaktayız. Bu çalışmada daha ziyade Eski Grek dilinde mevcut olan ve Türkçe karşılığı olan akrabalık terimleri incelenmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1940-2023 YILLARI ARASINDA TÜRKİYE’DE BASILAN ALMANCA DERS KİTAPLARI ENVANTERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79092</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79092</guid>
      <author>Bora BAŞARAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, 1940-2023 yılları arasında Türkiye'de basılan Almanca ders kitaplarının kapsamlı bir envanterini sunmaktadır. Eğitim kaynaklarının dijitalleşmesi her ne kadar hız kazansa da basılı ders kitapları, dil eğitiminde hala önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Araştırmanın amacı, Türkiye'deki Almanca dil eğitimi materyallerinin 83 yıllık süreçteki evrimini ve bu dönemdeki değişimlerini izlemektir. Çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Tebliğler" dergisinden elde edilen ve toplamda 32.000 sayfadan fazla içeriğe sahip yaklaşık 1.298 belgeyi kapsayan bir belge analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu belgeler, kitap başlıkları, yazarlar, yayınevleri ve yayın tarihleri gibi ayrıntılar temel alınarak kapsamlı bir Almanca ders kitapları listesi oluşturmak amacıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın başlıca bulguları şöyledir: Toplamda 127 benzersiz yabancı dil olarak Almanca ders kitabını içeren 810 farklı kayıt tespit edilmiştir. Bu ders kitapları, farklı eğitim seviyelerine hitap etmekte olup, 213'ü ortaokul, 501'i lise ve 96'sı ilkokul seviyesindedir. Ayrıca, ders kitabı yayımlanmasında belirgin zirvelerin olduğu beş farklı dönem belirlenmiştir: 1940, 1960, 1980, 1999 ve 2000. Çalışma, sosyo-politik değişimlerin ve eğitim reformlarının, zaman içerisinde ders kitabı üretimi ve içeriği üzerindeki etkilerini de ortaya koymaktadır. Ortaya konulan bu envanter, Türkiye'de Almanca öğretiminin tarihi ve gelişimiyle ilgilenen araştırmacılar, eğitimciler ve öğrenciler için değerli bir kaynak niteliğindedir. Aynı zamanda, dil öğretim metodolojilerinin evrimine dair önemli içgörüler sunmakta ve eğitim politikaları ile uygulamalarındaki geniş çaplı eğilimleri yansıtmaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19. Yüzyılda Japonya’da Pan-Asyacılık ve Osmanlı Devleti’nde Pan İslamizmin Toplumsal Nedenleri ve Fikri Hareketleri, 20. Yüzyıldaki Yansımaları ve Dönüşümleri</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78068</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78068</guid>
      <author>Bahar KARATAŞ  </author>
      <description>&lt;p class="a11" style="margin: 0cm; text-indent: 0cm; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; font-weight: normal; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başı, Asya ve Orta Doğu’daki milliyetçi ve ideolojik hareketler için kritik dönemlerdi. Batılı güçler sömürgeci girişimlerini genişlettikçe, Japonya ve Osmanlı İmparatorluğu’nda iki farklı ama bir bakıma paralel ideoloji ortaya çıktı. Bu ideolojiler, Pan-Asyacılık ve Pan-İslamizm, ortak bir Batı karşıtı duyarlılığa dayanmakla birlikte, çok farklı jeopolitik ortamlarda gelişti ve kendi bölgelerinin tarihsel ve siyasi gelişmelerini etkiledi. Her iki ideoloji de güç konsolidasyonu ve bölgesel birliği teşvik etmeyi hedeflesede, gelişimleri ve uygulamaları, farklı tarihsel ve kültürel bağlamlar tarafından şekillendi ve bu durum farklı sonuçlara yol açtı. Aydınlar da bu ideolojilerin şekillenmesinde, desteklenmesinde ve bazen de meydan okunmasında önemli rol oynadılar. Zamanla, bu ideolojiler, toplumlarındaki entelektüel tartışmalardan etkilenerek, küresel siyasetin ve bölgesel kimliklerin değişen sınırlarını yansıttı. Bu karşılaştırmalı analiz, anti-sömürgeci duyarlılık, kültürel kimlik ve siyasi strateji arasındaki karmaşık etkileşimi vurgulayarak, Pan-Asyacılık ve Pan-İslamizmin değişen jeopolitik manzaralara nasıl uyum sağladığını ve bölgesel ve küresel siyaseti şekillendirmeye nasıl devam ettiğini göstermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>66-78 YAŞ ARALIĞINDAKİ BİREYLERİN “MUTLULUK” KAVRAMINA İLİŞKİN METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74394</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74394</guid>
      <author>Hale SAVCI</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışmada 66-78 yaş aralığındaki bireylerin “mutluluk” kavramına ilişkin metaforik algıları incelenmiştir. Çalışma uygun örnekleme yöntemiyle ulaşılan 57 (30 kadın, 27 erkek) katılımcıdan oluşmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim (görüngübilim, fenomenolojik) deseni kullanılmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Katılımcıların mutluluk kavramını düşünerek, mutluluğun neye benzediğini ve benzerliğin nedenini belirtmeleri istenmiştir. Bu amaçla katılımcılara “Mutluluk &amp;hellip;&amp;hellip;&amp;hellip;&amp;hellip;. gibidir. Çünkü &amp;hellip;&amp;hellip;&amp;hellip;&amp;hellip;.” cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Toplanan veriler üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda metaforların sırasıyla (ı) sağlık ve fiziksel dayanıklılık, (ıı) ulaşılması güç ve elde edilmesi zor olma, (ııı) insan ilişkilerini düzenleme ve bir arada tutma, (ıv) temel bir gereksinim ve (v) herkesin ulaşmak istediği olmak üzere beş kategoride toplandığı görülmüştür. Sonraki çalışmalar, farklı yaş gruplarındaki bireylerin mutluluk algılarını karşılaştırarak yaşın mutluluk üzerindeki etkisini inceleyebilir. Ayrıca nicel yöntemlerle desteklenmiş daha geniş örneklem gruplarıyla çalışılarak bulguların genellenebilirliği artırılabilir. Araştırma sonuçları literatür ışığında tartışılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ SONRASI KAMU YÖNETİMİ UYGULAMALARININ SPOR POLİTİKALARINA YANSIMALARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79503</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79503</guid>
      <author>Hüseyin Çağdaş BATMAZOğuzhan ZİREK  ,Haluk YAMAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışma, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra kamu yönetimindeki uygulamaların, spor politikalarına yansımalarını incelemek amacıyla yapılmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kamuyu ilgilendiren her alanda olduğu gibi şüphesiz spor alanında da birçok değişikliğe sebep olmuştur. Kamu yönetimi, sporun toplumsal, ekonomik ve daha birçok yönleriyle olan ilişkisini şekillendiren önemli bir unsurdur. Kamu yönetimi, spor yönetiminin dizayn edilmesinde ve spor politikalarının belirlenmesinde rol oynayan çok önemli bir faktördür. Araştırma da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin kamu yönetimi üzerindeki etkilerinin özellikle spor politikaları bağlamında nasıl bir dönüşüm yarattığı ortaya koyulmuştur. Araştırma sorularıyla çalışma veri anlamında somut bir özellik kazanmıştır. Spor politikaları, hükümetlerin spor alanında ortaya koyduğu hedefler ve stratejilerle şekillenir. Bu nedenle kamu yönetiminin karar alma süreçleri, kaynak tahsisi ve uygulama mekanizmaları, sporun kalitesini ve erişilebilirliğini doğrudan etkilemektedir. Araştırmanın önemi noktasında özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra kamu yönetiminin, spor politikası üzerindeki etkisini konu edinen araştırmaların pek az oluşu bu araştırmanın önemini daha da arttıracağı düşünülmüştür. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AMASYA’DAKİ KADINLARIN MİRAS KONUSUNDA ŞİKÂYET HAKKINI KULLANIMI (19. YÜZYIL SİVAS AHKÂM-I ŞİKÂYET DEFTERLERİNE GÖRE)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80530</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80530</guid>
      <author>Bilgen KELEŞSongül KEÇECİ KURT  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışmanın amacı, 19. yüzyıl Osmanlı kadınlarının miras konusunda şikâyet hakkını kullanımının değerlendirilmesidir. İnceleme Amasya kazâsı örneği üzerinden yapılmıştır. Kadınların miras davalarına dair kayıtların çoğunluğunu ahkâm-ı şikâyet defterleri ihtiva etmektedir. Amasya bahsi geçen dönemde Sivas Eyaleti’ne bağlı bulunduğundan şehre dair ahkâm kayıtlarına Sivas Eyaletine ait otuz altı adet defter içerisinden ulaşılabilmekteyiz. Kayıtlar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivleri’nde yer almaktadır. Şikâyet kayıtları içerisinde Amasya kazâsına ait 20-36 numaralı defterlerde üç yüz yirmi dokuz adet belge bulunmaktadır. 1802-1864 yıllarını kapsayan bu kayıtlar üzerinden miras konusunda kadınların dâhil olduğu otuz iki başvuru tespit edilebilmiştir. Özellikle dönemin sonlarına doğru kaydedilen defterlerde kadınların miras konusunda başvurularına rastlanılmamıştır. Elde edilen belgeler üzerinden kadınların hak arama süreçleri ve karşılaştıkları zorluklar, örnekleri verilerek değerlendirilmiştir. Ayrıca niteliksel ve niceliksel analiz yapılarak çalışma tablo, grafik ve şekille desteklenmiştir. Amasya’daki kadınlar önce şer’i&lt;span style="color: red;"&gt; &lt;/span&gt;mahkemelere başvurarak haklarını&lt;span style="color: red;"&gt; &lt;/span&gt;aramışlar, istedikleri sonuçları alamadıklarında ya da karşı tarafın verilen kararı uygulamakta direnmesi durumunda Divân-ı Hümâyun’a başvurmuşlardır. Bu başvuruları, çoğu zaman bizzat gerçekleştirmişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;a name="_Hlk188982777"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk188982777;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual; mso-fareast-language: EN-US;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Zaman zaman şikâyetçi kişi mahkemede haklılığını ispat etse de şikâyet edilen kişi, mahkeme ilamına uymayarak müdahaleye devam etmiştir. Bu durum bazı davaların sürecini uzatmış ve nihai sonuca ulaşılamamıştır. Verilerden elde edilen bulgulara göre 19. yüzyıl Osmanlı taşrasındaki kadınların hukuki, sosyal ve ekonomik alanda aktif rol oynadıkları görülmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN BİLİM ETİĞİNE YÖNELİK ALGILARI (BİLET) ÖLÇEĞİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77099</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77099</guid>
      <author>Faruk POLATCANOnur ER  ,Hakan SARITİKEN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışmanın amacı eğitim fakültesi öğrencilerinin bilim etiğine yönelik algılarını belirlemek amacıyla geliştirilen Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Bilim Etiğine Yönelik Algıları (BİLET) Ölçeği’nin geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Araştırmanın örneklemini Düzce Üniversitesi eğitim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Ölçeğin kapsam geçerliğini belirleyebilmek için uzman görüşü alınmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirleyebilmek için ise açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi çalışmaları yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucu ölçeğin dört faktörde toplam %74.83 varyans açıkladığını ortaya koymuştur. Dört faktörlü bu yapının model uyumu doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş ve modelin uyum indekslerinin iyi düzeyde olduğu görülmüştür görülmüştür (&amp;chi;2 / sd= 2.59, RMSEA= 0.72, CFI= 0.95, GFI= 0.90, NFI= 0.92). Bu faktörler &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;uyum&lt;/em&gt;, &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;farkındalık&lt;/em&gt;, &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;bilgiye erişim&lt;/em&gt; ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;sorumluluk&lt;/em&gt;tur. Ölçeğin güvenirliğini belirleyebilmek için hesaplanan iç tutarlılık katsayıları ölçeğin geneli için 0.92, birinci faktör için 0.89, ikinci faktör için 0.82, üçüncü faktör için 0.92 ve dördüncü faktör için 0.92 olarak bulunmuştur. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular, Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Bilim Etiğine Yönelik Algıları (BİLET) Ölçeği’nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYETİN İLK KALKINMA GİRİŞİMLERİ: TÜRKİYE’NİN EKONOMİK BAĞIMSIZLIK ARAYIŞI (1923-1945)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79982</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79982</guid>
      <author>Muhammet YILDIZMuhammet YILDIZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye, ekonomik bağımsızlık ve modernleşme hedefleri doğrultusunda kapsamlı bir sanayileşme süreci başlatmıştır. Osmanlı Devleti’nden gelen tarıma dayalı ekonomik yapı, sermaye birikimi ve teknik bilgi eksikliği gibi faktörler, Türkiye’nin sanayi alanında hızlı bir kalkınma gerçekleştirmesini zorlaştırmıştır. Bununla birlikte 1923 İzmir İktisat Kongresi ile belirlenen kalkınma hedefleri ve 1927’de yürürlüğe giren Teşvik-i Sanayi Kanunu, sanayileşme hamlesinin temel taşlarını oluşturmuştur. Bu dönemde Sümerbank, Etibank ve Karabük Demir-Çelik Fabrikası gibi stratejik kuruluşlar aracılığıyla devletin liderliğinde çeşitli sanayi yatırımları gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 1934-1938 yılları arasında uygulanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, Türkiye’nin sanayileşme sürecini daha sistematik bir yapıya kavuşturmuştur. Ancak II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi, sanayi politikalarını sekteye uğratmış ve Türkiye’yi ithalâta dayalı bir ekonomik yapıya yöneltmiştir. Bu makalede, Türkiye’nin erken Cumhuriyet dönemindeki sanayileşme politikaları, devlet-özel sektör iş birlikleri ve kalkınma planları kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Devletçi ekonomi modelinin sanayiye etkileri, yerli üretimi artırma çabaları ve Türkiye’nin ekonomik bağımsızlık hedefine yönelik çalışmalar tarihsel bir perspektifte incelenmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“SEVGİ BİR KUŞ” ADLI ÇOCUK DERGİSİNİN SOSYAL BİLGİLER DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI’NDA YER ALAN DEĞERLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74677</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74677</guid>
      <author>Samet KARAKUŞFatmagül TOSUN   ,Burak KUVVET </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışmanın amacı, “Sevgi Bir Kuş” adlı çocuk dergisini 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı’nda (SBDÖP) yer alan değerler açısından incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı’ndaki 18 değerin hangilerinin ne kadar sıklıkta yer aldığı, belirlenen değerlerin derginin sayılarına göre dağılımı ve değerlerin alt kategorilere göre dağılımı araştırılmıştır. Çalışmada doküman incelemesi yöntemine başvurulmuştur. Çalışmada ilgili çocuk dergisinin toplam 8 sayısında yer alan metinler incelenmiştir. Araştırmada veriler “Değer İnceleme Formu” ile toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre dergide en çok sevgi, aile birliğine önem verme ve vatanseverlik değerine yer verildiği belirlenmiştir. En az ise bağımsızlık, adalet ve dürüstlük değeri ön plana çıkmıştır. Derginin sayılarına bakıldığında değer ifadelerine en çok yedinci sayıda yer verilmiştir. Dergide en çok yer verilen değer olan sevgi değerinin aile bireylerini sevmek, insanları sevmek, içinden gelerek sevmek gibi alt kategorilerinin yer aldığı belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar ışığında “Sevgi Bir Kuş” adlı çocuk dergisinin sosyal&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;bilgiler öğretiminde değerler eğitimi kapsamında kullanılmasının yararlı olacağı önerilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JOHN RAWLS’UN ADALET YAKLAŞIMI ÇERÇEVESİNDE ENGELLİ İSTİHDAMI İLE SOSYAL ADALETİN DEĞERLENDİRİLMESİ: EKPSS ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79171</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79171</guid>
      <author>Sinem YILDIRANMehmet Zafer DANIŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Engellilik neredeyse bütün toplum yapılarında geçmişten bugüne her zaman görülen bir gerçekliktir. Bireyler dünyaya sağlıklı olarak gelseler de yaşam süreci içinde geçirdikleri hastalıklar, kazalar vb. nedenlerle engelli bir birey haline gelebilmektedirler. Bu risk nedeniyle bireyler engellilik gerçeğini görmeli, engelli bireyleri tanımaya çalışmalıdır. Ayrıca engelli bireylerin topluma entegre olmaları için gerekli temel hak ve özgürlüklerin uygulamaya konulması için yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlamalıdır. Engelli bireylerin toplumda daha görünür olmalarını ve daha insanca bir yaşam sürmelerini sağlamanın yollarından biri onlara iş fırsatları sunmak ve çalışmalarını sağlamaktır. Engelli bireylerin iş hayatında yer almaları onların daha bağımsız hareket etmelerine ve toplumda kendilerine yönelik önyargıların önüne geçilmesine katkı sağlamaktadır. Engelli bireyler sağlıklı bireyler gibi özel sektörün dışında kamu sektöründe de iş bulabilmektedir. Engelli bireylere kamu ortamında iş imkânı sunan mevcut uygulamalardan biri EKPSS (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı)’dir. Engelli bireylere devlet memuru olma imkânı sunan EKPSS engelli bireylerin engel oranına ve türüne göre sorulan sorular açısından adil bir uygulama izlenimi vermektedir. Bu araştırma nitel araştırma tekniği kapsamında fenomonolojik dizayn tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan 15 engelli bireye kartopu tekniğiyle ulaşılmıştır. Katılımcıların %40 ve üstü engelli oranına sahip olması ve daha önceden EKPSS sınavına girmiş olmasına dikkat edilmiştir. Bu araştırmanın amacı engelli bireylere istihdam olanağı sunan sınavlardan EKPSS’yi John Rawls’un adalet yaklaşımı ve sosyal adalet çerçevesinde ele almaktır. Araştırma sonucunda; 15 katılımcıdan 12’sinin EKPSS sınavını adaletsiz bulduğu, farklı engel seviyelerine sahip bireylerin aynı sınava girmek zorunda bırakıldıkları ve bu durumun bazı engel grupları için dezavantaj yarattığı tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAZMA BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE ÖZ DÜZENLEMEYE DAYALI STRATEJİ GELİŞTİRME MODELİ: BİR EYLEM ARAŞTIRMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78554</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78554</guid>
      <author>Tuğba DEMİRTAŞ TOLAMANMehmet ÖZDEMİR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Bu araştırmada ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin ikna edici metinlere yönelik yazma becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırmada Öz Düzenlemeye Dayalı Strateji Geliştirme Modeli’nin uygulama süreci ortaya koyulmuştur. Bununla birlikte öğrencilerin yapılan uygulamaya ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır.&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Araştırma, yeni bir modeli araştırma ve uygulamanın iç içe olduğu bir yöntemle ele almıştır. Bu sebeple araştırma, konusu ve doğası gereği nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması biçiminde desenlemiştir. Araştırmanın uygulaması, Sakarya ilinin Hendek ilçesinde bulunan bir devlet okulunda 15 haftalık bir sürede gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde veri toplama araçları olarak öğrenci ve araştırmacı günlükleri, öğrenci çalışma kâğıtları, gözlem notları, video ve ses kayıtları, yarı yapılandırılmış görüşme formlarından yararlanılmıştır. Toplanan &lt;/span&gt;veriler, içerik analizi ve betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Uygulama sonunda sınıftaki öğrencilerin çoğunun ikna edici metinlere yönelik yazma stratejilerini iyi ve kısmen iyi bir düzeyde kullandıkları, öz düzenleme stratejilerini ise sınıfın yarısının iyi ve kısmen iyi düzeyde kullandığı tespit edilmiştir. Öğrencilerden elde edilen görüşlere göre, yapılan bu uygulama öğrencilerin yazmaya yönelik olumsuz duygularını ortadan kaldırmış, derslerinin eğlenceli geçmesini sağlamış, Türkçe derslerinde ve diğer derslerde işe yaramıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET DÖNEMİ ORTADOĞU ÜLKELERİNİN DIŞİŞLERİ BAKANLARIYLA GÖRÜŞMELERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78272</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78272</guid>
      <author>İncilay ÇAKIL  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; tab-stops: right 354.4pt; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin temeli olan Millî Mücadele sadece Türk milleti için değil aynı zamanda Araplar içinde bir örnek ve destek niteliği taşımaktadır. Bu dönemde iki milletin de verdiği bu bağımsızlık mücadelesi emperyalist devletlerin çıkarlarını zedelemiştir. Ancak Türkiye her fırsatta Ortadoğu milletlerinin bağımsızlık mücadelesine siyasi ve diplomatik ilişkilerle desteğini sürdürmüştür. Ayrıca Ortadoğu devletleriyle ikili ilişkilere önem verilmiş ve resmi ziyaretler gerçekleştirilip antlaşmalar imzalanmıştır. Bu amaçla Ortadoğu devletlerinin gerek devlet başkanları gerekse dışişleri bakanları resmi ziyaretler gerçekleştirmiştir. Ortadoğu ülkeleri içerisinde dışişleri bakanlığı nezdinde Türkiye’ye yapılan resmi ziyaretlerde Afganistan, İran ve Irak’ın ön plana çıktığı görülmüştür. Bu üç ülkede dışişleri bakanları vasıtasıyla Türkiye ile siyasi ilişkilerini geliştirerek ülkeler arasındaki sorunlara çözüm bulmaya çalışmıştır. Ortadoğu’nun en önemli ülkesi Türkiye’nin bu bölgenin sorunlarına barışçı yollardan çözüm getirmeye çalışma çabası birçok Ortadoğu devletinin Türkiye ile siyasi ilişkiler kurmasını da zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada da Türkiye’ye dışişleri bakanlığı nezdinde resmi ziyarette bulunan Afganistan, İran ve Irak’la olan siyasi ve diplomatik ilişkilere kısaca değinilmiştir. Ayrıca bu üç ülkenin dışişleri bakanlarının farklı dönemlerde Türkiye’ye yapmış oldukları resmi ziyaretlerine dair izlenimlerine de yer verilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ MATEMATİK OKURYAZARLIĞI ÖZ- YETERLİK DÜZEYLERİNİN VE GÖRÜŞLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74646</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74646</guid>
      <author>Zeynep KÖRKUYU ÖZDEMİRÜmit İZGİ ONBAŞILI  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu araştırma, sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlık öz-yeterlik düzeylerini belirlemeyi ve bu düzeyleri çeşitli değişkenler bağlamında açıklamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, çalışmada sıralı açıklayıcı desen kullanılmış olup, araştırma sürecinde nicel ve nitel veriler ardışık olarak toplanmıştır. Araştırma kapsamında, nicel verileri elde etmek amacıyla Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nde 2022-2023 öğretim yılında 1, 2, 3 ve 4. sınıfta öğrenim gören 129 öğretmen adayından oluşan bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Nitel verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve 9 öğretmen adayı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler, Özgen ve Bindak (2008) tarafından geliştirilen Matematik Okuryazarlık Öz-Yeterlik Ölçeği ile elde edilmiş ve SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçek puanlarının normalliği Kolmogorov&amp;ndash;Smirnov testi ile değerlendirilmiş, demografik değişkenlere bağlı farklılıkların belirlenmesinde Mann&amp;ndash;Whitney U ve Kruskal&amp;ndash;Wallis H testleri kullanılmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış ve içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Kodlama sürecinin güvenirliği, Miles ve Huberman (1994) formülü doğrultusunda %91 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular, sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlık öz-yeterlik düzeylerinin genel olarak orta seviyenin üzerinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığını geliştirilebilir bir beceri olarak gördükleri ve bu becerinin üniversite eğitimi sürecindeki matematik derslerinin içeriği ile öğretim yöntemlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, öğretmen yetiştirme programlarında matematik öğretiminin güçlendirilmesi ve öğretmen adaylarının bu alandaki yeterliliklerinin artırılmasına yönelik öneriler sunulmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARİYER YAPILANDIRMA KURAMI TEMELLİ PSİKOEĞİTİM PROGRAMININ LİSE ÖĞRENCİLERİNİN KARİYER YAPILANDIRMALARINA KARİYER KARAR VERME GÜÇLÜKLERİNE VE KARİYER KAYGILARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79778</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79778</guid>
      <author>Şeyma MIZRAKMustafa KUTLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Bu araştırmada kariyer yapılandırma kuramı temelli psikoeğitim programının lise öğrencilerinin kariyer yapılandırmalarına, kariyer karar verme güçlüklerine ve kariyer kaygılarına etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada tam deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, Gaziantep ilinde seçkisiz yol ile belirlenen bir lisede yürütülmüştür. Araştırmada; deney grubunda 10, kontrol grubunda 10 olmak üzere toplam 20 öğrenci yer almıştır. Araştırmanın deney grubunda yer alan üyelerle, program öncesinde iki ön görüşme gerçekleştirilmiş ve sekiz oturumdan oluşan psikoeğitim programı uygulanmıştır. Araştırmada, deney ve kontrol grubunda yer alan bireylerin kariyer seçimlerinde baş etme davranışlarını ölçmek amacıyla “Öğrenci Kariyer Yapılandırma Envanteri”, kariyer karar verme güçlük düzeylerini ölçmek amacıyla “Kariyer Karar Verme Güçlükleri Ölçeği” ve kariyer kaygı düzeylerini ölçmek amacıyla ise “Kariyer Kaygısı Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizi için normallik, uç değerler ve varyansın homojenliği varsayımları incelenmiş ve karışık ölçümler için “İki Yönlü Varyans Analizi” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hazırlanan psikoeğitim programının öğrencilerin kariyer karar verme güçlük düzeylerini ve kariyere yönelik kaygılarını azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HZ. İBRAHİM’İN KABUL EDİLMİŞ DUASI: HİKMET</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79061</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79061</guid>
      <author>Abdurrahim KAPLAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Kur’ân’da birçok ümmetten bahsedilirken, teslimiyeti, sadakati ve samimiyeti dolayısıyla Hz. İbrahim’in “tek başına bir ümmet” olduğu vurgulanır. O, Yüce Allah’ın kendisine doğru yolu bulma istidadı verdiği seçkin bir şahsiyettir. Rabbinin imtihanlarını başarıyla geçerek insanlara önder kılınmış ve bu yönüyle "Halilullah" (Allah’ın dostu) unvanına layık görülmüştür.Hz. İbrahim, Allah’ın ayetlerini okuyacak, kitap ve hikmeti öğretecek elçilerin gönderilmesi için Rabbine niyazda bulunmuş; bu duası kabul görmüş ve soyundan gelen peygamberlerle tecelli etmiştir. Hikmet sahibi elçilerin gönderilmesine yönelik duası, daha hayattayken oğlu İsmail ve İshak’ın peygamberlikle görevlendirilmesiyle karşılık bulmuş, bu ilahi rahmet halkası Hz. Muhammed’in (s.a.v.) gönderilmesine kadar sürmüştür. Hz. Peygamber’e kitap ve hikmet verilmiş olması, bu duanın kemale ermiş halidir. Bu çalışmanın amacı, Hz. İbrahim’in duasında yer alan "Hikmet" kavramının Kur’ân’daki kullanım biçimlerini incelemek, bu duanın kabulüyle birlikte onun soyundan gelen peygamberlerin kitap ve hikmetle nasıl donatıldığını ortaya koymaktır. Böylelikle Hz. Muhammed (s.a.v.) dâhil olmak üzere Hz. İbrahim’in soyundan gelen peygamberlerin ilahi hikmetle desteklendikleri anlaşılacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YUNUS NADİ’NİN KÖŞE YAZILARINDA MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66992</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66992</guid>
      <author>Cansu Yiğit KELEŞCengiz ŞAVKILI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;İstanbul ve Çanakkale Boğazları yüzyıllardır bulunduğu konum itibariyle, Asya ve Avrupa kıtlarını birleştirici önemli stratejik, siyasi ve iktisadi bir öneme sahip olmuştur&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;. Bu durum Boğazlara sahip olan başta Osmanlı Devleti ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi bağımsızlıklarına etki eden bir faktör haline gelmiştir. Lozan Barış Antlaşmasında Türkiye Boğazlar konusunda istediği başarıyı elde edememiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Değişen dünya konjonktürü karşısında Türkiye’de milli bağımsızlığına etki edecek olan Boğazlar konusunda birtakım siyasi atılımlarda bulunmuştur. Kuşkusuz medya her dönemde toplumun olaylara bakış açısını yönlendiren bir araç olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt;"&gt;Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlarla ilgisi olan tüm devletlerin basınında geniş bir yer bulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Çalışma Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türk kamuoyu üzerinde etkin bir güce sahip olan Yunus Nadi’nin görüşlerini aktarmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda çalışmada Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalandığı günkü koşullar çerçevesinde Yunus Nadi’nin köşe yazıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacı Yunus Nadi’nin köşe yazılarından hareketle, Türk medyasında önemli bir yer tutan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni Yunus Nadi’nin gözünden aktarmaktır. Bu çalışmada Yunus Nadi’nin Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazılarından yola çıkarak ulusal basın ve araştırma eserler dikkate alınarak incelenmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİNDE BİR VİLAYET GAZETESİ: ELAZIĞ-HARPUT SESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77627</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77627</guid>
      <author>Handan HAYKIR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;1 Ocak 1958’de yayın hayatına başlayan Elazığ-Harput Sesi Gazetesi, dönemin Elazığ Valisi Vefik Kitapçıgil’in teşvikleriyle, Elazığ İl Özel İdaresi tarafından çıkarılmıştır. Gazetenin sahibi Elazığ Vilayet Muhasebe Müdürlüğü, yazı işleri müdürü ise Hıdır Selek Bey’dir. Günlük yayınlanan gazetenin basım yeri, Elazığ Bingöl Matbaasıdır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt; Dönemin kültür merkezlerinden biri olarak değerlendirilen Elazığ’ın, bu alandaki gelişimine katkı sunacağı düşünülen Elazığ-Harput Sesi Gazetesi sütunlarında, Elazığ’da yaşanan sosyal, idari, siyasi ve iktisadi haberlerin yanı sıra, kültürel faaliyetlere de geniş yer verilmiştir. Ayrıca okuyuculardan, gazeteyi sahiplenmelerini ve düşüncelerini ifade edebilmelerini sağlamak amacıyla, siyasi olmayan ve şahısları hedef almayan yazılarıyla katkı sunmaları istenmiştir. Yayınlandığı süre zarfında, kanunlar, tüzük ve yönetmelikler, devlet tarafından gerçekleştirilen iktisadi yatırımlar, temel atma törenleri, açılışlar, davetler, resmi ziyaretler, Türk dış politikası, bayındırlık faaliyetleri, adli vakalar, meteorolojik olaylar gibi birçok konuda haberin yer aldığı gazete hem Elazığ’da hem de yurt genelinde ve dünyada yaşanan gelişmeleri, okuyucusuyla paylaşmıştır. Yine gazetenin birçok sayısında, şehrin kültürel faaliyetlerine yer verilmiş, makale, hikâye, şiir ve fıkra gibi edebi yazılarla da gazetenin içeriği zenginleştirilmiştir. Bu çalışmamızda, vatandaş ile yönetim arasında etkili bir iletişimin sağlanması amacının yanında, şehrin, kültürel ve sosyal yönden gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Elazığ-Harput Sesi Gazetesi’nin yayın politikası, yayın periyodu, yazar kadrosu, fiziki özellikleri ve içeriği hakkında bilgiler verilerek, Elazığ kültür hayatına sunmuş olduğu katkıları ortaya konulacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EVDE BAKIM ÜCRETİ KAPSAMINDA OTİZMLİ BİREYLERE BAKIM HİZMETİ VERENLERİN EVDE BAKIM YARDIMINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79263</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79263</guid>
      <author>Yücel TUNCER , </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu araştırma, evde bakım ücreti kapsamında otizmli bireylere evde bakım hizmeti verenlerin deneyimleri bağlamında, evde bakım yardımı hizmetini çeşitli yönlerden değerlendirmeyi, hizmetten yararlanma sürecinde karşılaşılabilecek güçlüklere dikkat çekmeyi ve bunlara ilişkin çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul’un Tuzla İlçesi’nde otizmli bireylere evde bakım yardımı kapsamında bakım hizmeti sunan 10 bakım veren oluşturmaktadır. Araştırmada, otizmli bireylere bakım hizmeti verenlerin seçiminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Yöntem olarak nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada, araştırma deseni olarak olgu bilim deseninden yararlanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış olup verilerin analizi betimsel analiz yöntemi ile yapılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Otizmli bireylere yönelik evde bakım hizmetlerinin etkinliğini ve hizmet sağlayıcıların karşılaştıkları zorlukları inceleyen bu araştırma, sistemdeki çeşitli yapısal sorunları gün yüzüne çıkarmıştır. Araştırma sonuçları, evde bakım hizmeti sunanların özellikle bürokratik süreçlerde ciddi engellerle karşılaştıklarını göstermektedir. Bu engeller arasında heyet raporlarının düzenlenmesindeki gecikmeler, aşırı evrak işlemleri ve hastane randevularına erişim güçlüğü öne çıkmaktadır. Maddi açıdan değerlendirildiğinde, bakım hizmeti verenlerin tamamının mevcut ücret düzeyini yetersiz bulması ve çoğunluğunun asgari ücret seviyesinde veya üzerinde bir ödeme beklentisi içinde olması, sistemin ekonomik boyutundaki yetersizliklere işaret etmektedir. Ayrıca, alınan bakım ücretlerinin büyük oranda engelli bireylerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılması, ailelerin ek ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, bakım hizmeti verenlere yönelik hiçbir eğitim, danışmanlık ve güçlendirme çalışmalarının yapılmamasıdır. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Ayrıca emekliliğin ve sigortanın olmaması, kendine zaman ayıramama, giderlerin gelir hesaplamasında dikkate alınmaması, engel oranına göre ödeme yapılmaması, bakım ücretinin yetersiz olması ve sosyal yaşamın olumsuz yönde etkilenmesi evde bakım yardımı hizmetinin eksik/olumsuz yönleri olarak ortaya çıkan diğer önemli bir bulgudur. Araştırmamızda, otizmli bireyler ve aileleri için evde bakım ücretinin yeterliliği, hizmetten yararlanma sürecinde karşılaşılan zorluklar, eğitim, danışma ve güçlendirme çalışmalarının yapılmaması ve evde bakım yardımı hizmetinin bakım hizmeti verenler yönünden eksik/olumsuz yönleri bağlamında evde bakım yardımı hizmetinin iyileştirilmesine ve geliştirilmesine ihtiyaç olduğu belirlenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-07</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


