






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2025 Sayı LXXVII</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3690</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>Bazı Anadolu Hiyeroglifli Yazıtların Yeni Okunuşları Üzerine</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80595</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80595</guid>
      <author>Efecan ANAZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Anadolu hiyerogliflerinin çözümü, 19. yüzyılın başlarında başlayan, yıllar içinde önemli ölçüde gelişen çok yönlü ve zorlu bir akademik girişimdir. Çözümleme çabaları, başlangıçta Anadolu dilleri konusundaki sınırlı bilgi ve hiyeroglif yazı sisteminin karmaşıklıkları nedeniyle engellenmiştir. Ancak, Hitit başkenti Hattu&amp;scaron;a gibi kilit noktalardaki sistematik kazılar ve diğer Hitit ve Geç Hitit bölgelerinde yapılan yeni keşifler, bu alanda önemli ilerlemeler sağlamıştır. Bu çalışma, Hitit İmparatorluk ve Geç Hitit dönemlerine ait üç önemli Anadolu hiyeroglif yazıtını&amp;mdash;ALACA HÖYÜK 1, MALATYA 5 ve HİSARCIK 2&amp;mdash;yeniden yorumlayarak önceki okumalara düzeltmeler getirmektedir. ALACA HÖYÜK 1 yazıtı, daha önce genel bir "Fırtına Tanrısı"na atıfta bulunuyor şeklinde yanlış okunmuşken, bu tanrının "Göğün Fırtına Tanrısı" olarak tanımlandığı görülmüştür. Bu düzeltme, tanrının Hitit tapınak envanterlerinde vurgulanan özellikleriyle daha iyi bir uyum sergileyerek, Hitit dini kavramlarının daha doğru bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktadır. MALATYA 5 yazıtı, "Kırların Koruyucu Tanrısı" olarak adlandırılan bir tanrıyı tanımlamakta ve Hitit dini uygulamalarında bölgesel tanrıların önemine ışık tutarak sembolik anlamlarını daha derinlemesine anlamamıza yardımcı olmaktadır. HİSARCIK 2 yazıtı ise "Dağın Kutsal Güneşinin Danası" ifadesini içermektedir ve bu ifade, Babil tanrısı Marduk ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, bu yazıt, Harhara Dağı'nın Marduk ile bağlantılı bir kutsal alan olabileceğini öne sürerek Anadolu ile Mezopotamya arasındaki kültürel ve dini etkileşimleri göstermektedir. Bu yeni okuma önerileri, Hitit ve Luvi dillerine dair anlayışımızı derinleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda antik Anadolu uygarlıklarının dinî ikonografisi ve pratikleri hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Bu bağlantıları inceleyerek çalışma, Eski Yakındoğu'daki dilsel, kültürel ve dinî unsurların zengin etkileşimlerini ortaya koymakta ve Hitit dünyası ile komşu bölgeler arasındaki etkileşimlere daha incelikli bir bakış açısı sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GORDON MATTA-CLARK‘IN MİMARİ HEYKELLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79770</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79770</guid>
      <author>Bülent BULDUK</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;20. yüzyıl karşı sanat hareketlerine, kolektif, bireysel ve deneysel sanat pratiklerine sahne olmuştur. Bu süreçte sanatçılar kurumsal sanat anlayışını reddedip alternatif mekânlarda alternatif sanatsal bir dil geliştirme çabasında olmuştur. 1960’lardan sonra ortaya çıkan kavramsal temelli yaklaşımlar sanat ve düşünce arasındaki bağı güçlendirmiştir. Bu yaklaşımlar kimi zaman nesnesiz sanat fikrini güçlendirse de sanatçıların nesneyle olan bağını kopartmaya yetmemiştir. Bu bağlamda genç yaşta ölen Amerikalı sanatçı Gordon Matta-Clark (1943-1978) mimari ögelerin dekonstrüksiyonuna dayalı sanat çalışmalarıyla bilinir. Mimarlık eğitimi (1962-1968) sırasında aldığı heykel dersleri mimariye yönelik bakış açısını kökten değiştirdi. Modern mimarinin biçimci ve işlevsel olana tutkusu ona göre değildi. G. Matta- Clark Sanat ve mimarlık disiplinini iki ayrı alan olarak görmemiştir. Çalışmaları yaşadığı dönemin mimari uygulamalarına yönelik sert eleştiriler içerir. Hem fiziksel hem de sosyolojik açıdan tek tipleştirici mimari dili ters yüz etmek istemiştir. G. Matta-Clark sistematik bir dayatma olarak gördüğü mimari stratejileri yeni mekân deneyimleriyle aşmak istemiştir. Sanatçı mevcut mimari yapıların benzerliklerini bir çeşit uyumsuzluk olarak görmüştür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Banliyö ve metruk binaları tercih eden G. Matta-Clark yapıları keser, böler ya da cephelerinde gedikler açar. Dolayısıyla mekânın sınırlarını ve mahremiyetini sorgular.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu araştırma çalışmasında G. Matta-Clark'ın mekâna müdahale projelerinin alt metni ele alınmaya çalışılacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜRLERİN KONUM TABANLI OYUNLARA YANSIMASI VE SOSYO KÜLTÜREL ETKİLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80068</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80068</guid>
      <author>Emel Cansu BÜYÜKKÖSENadire Şule ATILGAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu makalede Gelecek perspektifine sahip konum tabanlı oyunların kültür ile nasıl ilişkilendirilildiği, kültürün oyunlaştırılmasının, konum tabanlı oyunlar aracılığı aktarım sürecinde, mekanik ve işlev bakımından incelenmesi ile şuanki ve gelecek potansiyelinin nasıl etkilendiği incelenerek, etkisel yapısını ve alanlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu makalede nitel bir araştırma yöntemi yapılarak, kültürün oyunlaştırılması, konum tabanlı oyunların etkileri ve kültüre yansımaları, Google Play’de halen yer alan, IOS ve Android cihazlarda kullanılan oyunlar arasından seçilmiştir. Ingress, Zombies Run!, Wokamon, Pokemon GO, Pikmin Bloom, Peridot ve Monster Hunter Now oyunları, oyun tarihinde öne çıkmış oyun incelemelerinden yola çıkarak, yedi kategoride toplanmıştır. Bu kategorilere göre strateji geliştirerek görev yapılan, keşif odaklı olan, koleksiyon veya nesne toplama odaklı olan, fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşamı amaç edinen, kültürel mirası yansıtabilen ve yayabilen, yerel ekonomiye katkı sağlayabilen ve takım kurulabilerek sosyal etkileşimi sağlayabilen konum tabanlı oyunlar olarak gruplara ayrılmıştır. Makalenin sonucunda&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;, konum tabanlı oyunların yalnızca bir eğlence aracı değil, birçok farklı alana, sayıca fazla ve çeşitli bir hedef kitleye, hızlı ve ekonomik yoldan etki edebilen bir araç olduğu, özellikle kültürün aktarılmasındaki payı gösterilmiştir. Konum tabanlı oyunların gücünün daha iyi anlaşılması ile, yapım aşamasında da hem oyun geliştirici hem de görsel tasarımcı açısından iş birliği sağlanarak, yapılması planlanan bölgenin kültürel yansımaları eşliğinde, gelecekte daha gelişmiş artırılmış gerçeklik ve yapay zekâ sistemlerinin kullanımlarıyla, daha büyük etkileşimler yaratabilmesi beklenmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Havayolu İncelemelerindeki Gizli Temaları Keşfetmek: Müşteri Memnuniyetini Artırmak için Veri Odaklı Bir Yaklaşım</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79648</guid>
      <author>Özge CÖMERT</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Airlines encounter difficulties in identifying the primary sources of customer dissatisfaction, which impedes the implementation of effective satisfaction improvement strategies. The objective of this study is to identify the primary issues and potential avenues for improvement by analyzing customer feedback from an open-access dataset. A data-driven approach was employed, incorporating text cleaning, tokenization, and vectorization via the Count Vectorizer. To identify latent themes, Latent Dirichlet Allocation (LDA) was employed, while the sentiment polarity was quantified using Valence Aware Dictionary and Sentiment Reasoner (VADER) sentiment analysis. The analysis yielded three principal themes: delays, service quality, and convenience. Delays were identified as the most significant factor negatively impacting satisfaction, underscoring the necessity for operational improvements. Service quality, particularly in regard to cabin crew behavior and meal options, emerged as critical contributors to positive experiences. This approach demonstrates the efficacy of integrating topic modeling and sentiment analysis for understanding customer needs and offers actionable insights for improving airline operations and customer satisfaction. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU İRFAN GELENEĞİ VE HACI BAYRAM VELİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82413</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82413</guid>
      <author>İbrahim Ethem ARIOĞLU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Marifet kelimesi karşılığı olarak kullanılan irfân kelimesi bilmek, tanımak anlamlarına gelmektedir. İrfân sözcüğü, bilgi kelimesinin masdar halidir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Tarihi, kültürel ve felsefi derinliği olan bu kelime yüzyıllardır devam eden bir düşünce ve anlama serüveninin eylem bulmuş halidir. Bu serüven sonrasında edebiyat, felsefe, tekke tasavvuf edebiyatı, tasavvuf düşüncesi, bilgi felsefesi gibi alanlarında irfân geleneği olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanın hakikat arayışındaki şifreleri, sosyal hayata dair problemlerin tespiti ve problemlerin çözümü, insanı sadece kendisinden ibaret görmeyen diğer canlılarla ve insanlarla ortak yaşama ve toplumsal birliği sağlamak için gerekli olan bilgileri ve uğraşı serüveni irfan geleneğinin alanıdır. Derviş, eren, alperen, veli, hal ehli, ârif gibi kavramlar irfân geleneğinin temsilcileri olan kişi ve şahsiyetleri ifade etmektedir. Bu şahsiyetler sözlü ortamlar ve yazılı metinler aracılığıyla bu geleneğin anlaşılması ve aktarılmasında öncü rolü üstlenmişlerdir. İrfân geleneği mensupları irfân sahibi olarak da bilinirler. İrfân arayışı serüveni, ilme ait olan bilginin ötesinde o bilginin derinliklerine, anlama ve kavrama arayışına bunun neticesinde ulaşılan irfân merkezli bir hakikate uzanan bir yolculuktur. Ahmet Yesevi, Şeyh Edebali, Yusuf Has Hacip, Yunus Emre, Nasreddin Hoca, Mevlâna Celaleddin Rumi, Hacı Bektaş Veli, Kaygusuz Abdal, Süleyman Çelebi, Akşemseddin, Elvan Çelebi, Abdal Musa, Kul Himmet, Eşrefoğlu Rumi, Şeyh Şaban Veli, Pir Sultan Abdal, Niyazi Mısri, Kul Nesimi, Seyrani ve burada adları bulunmayan birçok şahsiyet bu geleneğin temsilcileridir. Anadolu irfân geleneğinin temsilcilerinden birisi de Hacı Bayram Veli’dir. Yaşadığı dönem, hayatı, eserleri, tarikatı, öğrencileri ve yetiştirdiği halifeleri ile dikkat çeken Hacı Bayram Veli,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;günümüzde de kendisinden söz edilen bir şahsiyettir. Bu çalışmada dinî tasavvufi Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden, hayatı ve eserleri ile yaşadığı dönemden günümüze kadar insanların muhabbetini ve teveccühünü kazanmış olan Hacı Bayram Veli Anadolu irfânı bağlamında ele alınacaktır. Böylece Anadolu irfânı ve özellikleri,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bu geleneğin önemli bir temsilcisi olan Hacı Bayram Veli’nin hayatı, yaşadığı, dönem, takipçileri, eserleri ve günümüze kadar süren etkileri değerlendirilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Çağ Mısır Hukukunda İdam Ve Uzuv Sakatlama Cezaları</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78568</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78568</guid>
      <author>Mehtap DİNÇER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-ansi-language: EN-US; mso-no-proof: yes;"&gt;Antik Mısır hukukunun, Firavunlar Dönemi boyunca, idam ve uzuv sakatlama cezalarının uygulanmasında belirgin ve sistemli bir yapısının olduğu görülmektedir. Firavunlar Dönemi Mısır’ında suç ve ceza kavramları, toplumun dini ve sosyal yapısıyla iç içe geçmiştir. Adalet ve düzenin koruyucusu olarak kabul edilen Ma’at adaletin sağlanmasında en yüksek otoriteyi temsil etmiştir. İdam ve uzuv sakatlama cezaları, firavunun gücünü ve adalet anlayışını yansıtmıştır. İdam cezaları, özellikle devlete ve dine yönelik büyük tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla uygulanmış ve ihanet, cinayet, kutsal mekânlara saldırı gibi ağır suçlar için verilmiştir. Bu ceza, firavun otoritesine ve Ma’at düzenine yönelik ciddi ihlalleri cezalandırmak için kullanılmıştır. Uzuv sakatlama cezaları ise hırsızlık, yalan yere yemin etme, borçlarını ödememe gibi daha az ciddi suçlar için öngörülmüştür. Bu çalışma, Firavunlar Dönemi’ne ait yazılı belgeler, hukuki prosedürler ve cezaların infazına dair belgeleri incelemekte ve hangi suç türlerine hangi cezaların verildiğini, idam ve uzuv sakatlama cezalarının uygulama yöntemlerini ve bu cezaların sosyal ve dini gerekçelerini araştırmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ FOÇA KALE İÇİNDEKİ OSMANLI ESERLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81679</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81679</guid>
      <author>Sevil DERİN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;İzmir’in kuzey batısında küçük bir sahil kasabası olan Yeni Foça özellikle XIII-XIV. yüzyıllarda, şap madenleri ile ün yapmış önemli bir liman kentidir. Anadolu Beylikleri, Bizans ve Ceneviz kolonileri arasındaki mücadeleler Cenevizlilerin buraya küçük bir kale ve yerleşim birimi kurmalarına sebep olmuştur. Fatih Sultan Mehmed’in Batı Anadolu kıyılarını ele geçirip, bu bölgeleri Türkleştirme politikaları başlayana kadar Ceneviz ve Bizanslıların yaşadığı küçük bir yerleşim merkezidir. Özellikle XV-XVI. yüzyıllarda Osmanlı imar faaliyetlerinin yoğun olduğu düşünülen kale içi yerleşiminde, günümüze bir cami, iki hamam ve iki çeşme yapısı ulaşabilmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Makalede, küçük bir gruba ticari imtiyaz olarak sağlanan işletme merkezinin yakınına kurulan Yeni Foça Kalesi’ndeki Osmanlı döneminden kalan bazı eserler tanıtılacaktır. Çalışmanın amacı, söz konusu somut kültürel miras varlıklarının mimari özelliklerini ve tarihî gelişimlerini ortaya koymak, bu eserlerin korunmasına dikkat çekmektir. Araştırma sırasında arazi çalışması yapılarak mevcut yapıların rölöveleri çizilmiş, literatür yardımıyla Yeni Foça’nın tarihi ve kale içi yerleşimin yapısı kısaca anlatılmaya çalışılmıştır. Ardından Osmanlı döneminde inşa edilmiş yapılar detaylı şekilde tarif edilmiş ve benzer örneklerle Anadolu Türk mimarisi içerisindeki yerleri saptanmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise geleneksel kent dokusuyla birlikte söz konusu eserlerin korunmasının Yeni Foça’nın turistik ve kültürel potansiyeline olumlu katkı sunacağı düşünülerek, kültür turizmi kapsamında turizme kazandırılmasının gerekliliğine vurgu yapılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İskenderiye'de İttihat Terakki Kız Mektebi: Osmanlı Kültürel Politikası ve Eğitim Reformu </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81662</guid>
      <author>Sevda ÖZKAYA SOFU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu makale, Mısır-İskenderiye'deki İttihat ve Terakki Kız Okulu'nun kuruluşunu ve işlevini, 20. yüzyıl başlarındaki Osmanlı ve İngiliz sömürge etkileşiminin karmaşık siyasi ve kültürel bağlamı içinde incelemektedir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin inisiyatifiyle kurulan okul hem mesleki eğitim merkezi hem de Osmanlı kültürel diplomasisi için bir araç olarak hizmet vermiştir. Siyasi bakımdan da önem taşıyan okul, İngiliz işgali altında olmakla birlikte hukuken Osmanlı Devleti’ne bağlı olan bir şehirde hizmet vermiştir. Bu açıdan çalışma, sosyal, siyasi ve kültürel yönleri ile meseleyi incelemektedir. T.C. Devlet Arşivleri Osmanlı Arşivi'ndeki belgelerden, İngiliz konsolosluk raporlarından, çağdaş Osmanlı ve yerel basınında yer alan haberlerden yararlanılarak hazırlanan bu çalışmada okulun müfredatı, mezunları, toplumda yarattığı etki ve 20. Yüzyılın başlarındaki siyasi ortam içinde Osmanlı Devleti’nin eğitim politikası ele alınmaktadır. Buna bağlı olarak bölgede İngilizlerin tepkilerini ve okulun emperyal rekabetlerin ortasında Osmanlı'nın yumuşak gücünü yansıtmadaki rolü de incelenmektedir. Nihayet okulun sömürgeci bir ortamda Osmanlı kimliğinin ve direnişinin şekillenmesine nasıl katkıda bulunduğu ortaya konulmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Batı-Çin Etkileşimi Bağlamında Batı Asya İnançlarından Zerdüşt İnancının Çin'e Geçişinin Disiplinler Arası İncelemesi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81828</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81828</guid>
      <author>Şükrü AKTAŞErsin SAVAŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Dinlerin ortaya çıkış sürecine benzer bir durumun Çin'de mevcut olmadığı ve Çin'in böyle bir olguya sahip olmayan bir medeniyet olduğu düşünüldüğünde, teolojik, teo-politik güdümlü Çin-Batı etkileşiminin gerçekleşebileceği zeminin temel konu ve faktörlerinin neler olduğu, din, inanç temelli bir iletişimin mümkün olup olmadığı gibi soruların cevaplanması konusu gündeme gelmiştir. Bu araştırmada ise Çin-Batı etkileşimi konusunu salt teoloji, din ve siyaset (teo-politik) gibi disiplinler zemininden ziyade, teoloji, din sosyolojisi ve sinoloji gibi disiplinler zemininde ele alınması tercih edilmiştir. Bu bağlamda araştırmamızı sinoloji, din sosyolojisi çerçevesinde Çin-Batı etkileşimi örneği ile temellendirilmiştir. Bu doğrultuda araştırmamızın ilham kaynağı İran'dan Çin'e geçmiş olan “Ateşe Tapan” ya da diğer ismiyle “Zerdüştlük” olarak da bilinen din’in, Çin'de ve Çin çalışmalarında nasıl okunduğu ve analiz edildiği tartışılarak başlanmıştır. Akabinde Din Sosyolojisi bağlamında incelenerek, tarihsel köklerinde ilahi ya da dini bir varoluş kültürüne sahip olmayan bir medeniyetin az ya da çok meselesine girmeden eskatolojik bir bakış açısını nasıl benimsediği ele alınmış, dini bir imge ve düşünceyi nasıl kanıksadığı yorumlanarak incelenmiştir. Tüm bu çalışmanın ilham kaynaklarından bir diğeri de Sinoloji araştırmaları olmuştur. Çalışma Sinoloji bilimi kapsamında elde edilen verilerin Din Sosyolojisi ile harmanlanması ve yorumlanmasıyla vücuda getirilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BABÜR İMPARATORLUĞU’NDA TARİH YAZIMI: EBU’L-FAZL’IN ROLÜ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81673</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81673</guid>
      <author>Berna KARAGÖZOĞLU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Ebu’l-Fazl (1551&amp;ndash;1602), Babürlü İmparatoru Ekber’in en önemli danışmanlarından biri olmasının yanı sıra, tarihçi, müellif ve devlet adamı kimliğiyle de öne çıkan bir şahsiyettir. Babürlü yönetim anlayışının kurumsallaşmasında ve resmi tarih yazıcılığının şekillenmesinde önemli bir isimdir. Ebu’l-Fazl bürokrat kimliğinin yanı sıra Babür sarayında sadece tarih yazıcılığı ile sınırlı kalmayıp, Padişah Ekber’in dinî ve felsefi reformlarının da entelektüel temelini oluşturma konusunda etkin bir rol oynamıştır. Ekber’in farklı inanç sistemlerine yönelik hoşgörü politikası çerçevesinde düzenlediği ilmî ve dinî tartışmalarda onun destekçisi olmuştur. Sufizm, Hinduizm ve diğer dinî gelenekler hakkında derinlemesine analizler sunmuştur. Onun metinlerinde, Ekber’in inançlar arası uzlaşıyı hedefleyen "Din-i İlâhî" öğretisini rasyonel bir zemin üzerine oturtma çabası açıkça görülmektedir. En önemli çalışması kabul edilen &lt;em&gt;Ekbernâme &lt;/em&gt;isimli&lt;em&gt;, &lt;/em&gt;üç ciltten oluşan eseri bir tarih metni olup, birinci ve ikinci ciltlerinde Babürlü hanedanının kökeni ve Ekber döneminin kronolojik anlatılarını içermektedir. Eserin üçüncü cildi olan &lt;em&gt;âyîn-i Ekberî&lt;/em&gt; ise imparatorluk idaresine dair kapsamlı bir inceleme niteliğindedir. Bu bölümde vergi sisteminden ordu yapılanmasına, bürokrasinin işleyişinden toplumsal düzenlemelere kadar geniş bir yelpazede bilgiler sunulmaktadır. Bu yönüyle, eser yalnızca bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda yönetim bilimleri açısından da kıymetli bir kaynaktır. Bununla birlikte, Ebu’l-Fazl’ın saraydaki etkinliği, geleneksel ulema sınıfı ve bazı siyasi rakipleri tarafından eleştirilmiştir. Ancak, onun kaleme aldığı eserler ve Babür yönetim sistemine kazandırdığı yapısal reformlar, sonraki kuşaklar üzerinde derin etkiler bırakmış ve Babür tarih yazıcılığı açısından vazgeçilmez bir miras olarak kabul edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE EĞİTİMİ BÖLÜMÜNDE OKUYAN ÖĞRENCİLERİN ETTİRGENLİK YAPISINA YÖNELİK FARKINDALIKLARI: NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81422</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81422</guid>
      <author>Dilek KOCAYANAKFikriye GÜNDÜZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Türkçede ettirgenlik yapısıyla ilgili pek çok çalışma yapılmış, bu çalışmalarda ettirgenlik kategorik olarak daha çok &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;morfolojik&lt;/em&gt; bağlamda incelenmiş, bazı eylemlerin ettirgenliğinin farklı özellikler gösterdiği belirtilmiştir. Bu özelliklerden ilki aynı kökten gelmeyen ve geldikleri anlaşılmayan eylemlerin geçişli-ettirgen biçimlerinin özel bir gruba girdiği &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;(leksikolojik)&lt;/em&gt; durumlardır.&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; “gör-”&lt;/em&gt; eyleminin ettirgen şeklinin &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“göster-” &lt;/em&gt;olarak ifade edilmesi bu kategoride değerlendirilebilir. İkinci olarak &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;sentaktik ettirgenlik&lt;/em&gt;ten bahsedilebilir. Bu kategoride &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;sağla-, neden ol-, zorunda bırak- &lt;/em&gt;gibi yüklemlerle sebep olunan olay, isim-fiil (adlaştırma) ekleri alarak yardımcı eylemle birleşir. Son olarak ettirgenlik yapıları işi başkasına yaptırma işlevinin yanı sıra sebep, yardım, sağlama gibi &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;bağlamsal&lt;/em&gt; ilişkiler de kurabilir. Bu çalışma; Türkçe öğretmeni adaylarının &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;morfolojik, leksikolojik, sentaktik ve bağlamsal&lt;/em&gt; özellikler gösteren ettirgenlik yapısına yönelik farkındalıklarının betimlenmesi amacıyla&amp;nbsp;bütüncül tek durum deseni ile nitel araştırma yöntemlerinden tarama çalışması kullanılarak ve betimsel istatistiklerden yararlanılarak yapılmıştır. Çalışmada ettirgenlik yapısının dört işlevinin yer aldığı uzman görüşleriyle yapılandırılmış, pilot çalışmayla güvenirliği ölçülmüş, açık uçlu ve çoktan seçmeli sorulardan oluşan görüşme formuyla 141 katılımcıya farkındalık soruları yöneltilmiştir. Yanıtlar değerlendirildiğinde ettirgenlik eklerinin eylemlere getirilme şekilleriyle ilgili sorulara verilen doğru yanıt oranı %21,41’dir. Ettirgenliğin morfolojik ölçütüne yönelik farkındalığın en yüksek olduğu ek &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&amp;ndash;t&lt;/em&gt; (%45,39), en az olduğu ek ise &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&amp;ndash;(I)r&lt;/em&gt; (%9,22)’dır. Katılımcıların ettirgenlik ekinin leksikolojik yapısına ilişkin verdiği doğru yanıt oranı %25,96; ettirgen çatının bağlamsal kullanımlarına ilişkin verdiği doğru yanıt oranı ise %79,50’dir. Çalışmanın sonucunda katılımcıların biçimsel görünüş ile bağlamsal kullanıma yönelik farkındalıkları arasında dikkat çekici bir fark olduğu, katılımcıların ettirgenlik eklerini eylemlere getirme kuralını tam olarak bilemedikleri ancak ettirgenliğin sebep, yardım etme, sağlama gibi anlamsal ilişkilerini belirleyebildikleri saptanmıştır. Türkçe öğretmeni adaylarına dil bilgisinin ayrılmaz üçlüsü biçim, anlam ve kullanım boyutları ve bilişsel dil bilgisi yaklaşımları göz önünde bulundurularak daha nitelikli öğretmen olmaları adına bir bakış açısı geliştirmeleri önerilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BURDUR'UN ÇELTİKÇİ İLÇESİNDEKİ YER ADLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81179</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81179</guid>
      <author>Celal ERYİĞİT</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Yer adı bilimi, yer adlarının kaynağını ve dağılımını inceleyen ad biliminin alt dalıdır. İnsanlar tarih boyunca yaşadıkları çevrenin adlarını önemli sayıp bunlara gelişigüzel adlar vermemişlerdir. Bölge coğrafyasının fiziksel özelliklerini, renk adlarını ve yörede yaşamış aile, boy, kişi isimlerini düşünerek yaşadıkları yerleri adlandırmışlardır. Yer adları bir bölgenin tarihini, kültürünü ve coğrafyasını anlamada önemli bir rol oynar. Yöre toplumunun değerleri ve gelenekleri hakkında bilgiler verir. Coğrafya, dil bilimi, tarih, sosyoloji ve kültürel çalışmaların unsurlarını birleştirerek disiplinler arası bir alan ortaya çıkarır. Cumhuriyetle birlikte bu alanda çalışmalar başlasa da bugün yer adlarının incelenmediği yörelerin sayısı oldukça fazladır. Ülkemizin kültürel değerlerini korumak, tarihini diri tutmak için bu tür çalışmaların sayısının artırılması gerekmektedir. Bu çalışmada Burdur’un Çeltikçi ilçesindeki yer adları incelenmiştir. Çeltikçi, Burdur’un güneydoğusunda yer alan il merkezine 31 km uzaklıkta bir ilçedir. Çalışmada ilçenin Türkiye Mülki İdare Bölümler Envanterinde kayıtlı köy, mahalle, bulvar, sokak, cadde adları ile 1/25000 ölçekli harita paftalarındaki tepe, sırt, dere, çeşme, kuyu, harabe, pınar, mevki adları belirlenmiştir. Yörede yapılan derlemelerde kaynak kişilerden tespit edilen köprü, mağara, çeşme, dere, mevki adları da çalışmaya dâhil edilmiştir. Bunlar leksik-semantik ve yapısal özellikleriyle tasnif edilmiştir. Yapılan değerlendirmeye göre yörede &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;334&lt;/em&gt; yer adı tespit edilmiştir. Leksik-semantik açıdan 28 alt başlığı mevcuttur.&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/em&gt;Bunlar içinde en fazla&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; 58&lt;/em&gt; örnekle&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; Bazı Coğrafi Unsur veya Nesne Adlarının Özellikleri ile Oluşturulmuş Yer Adları&lt;/em&gt; gelmektedir. Biçimsel açıdan en çok &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;birleşik yapılı yer adları&lt;/em&gt; bulunmaktadır. &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;156&lt;/em&gt; yer adı birleşik yapıdadır. Köken yönüyle ise en fazla Türkçe kelimeler yer adı olarak verilmiştir. Sadece kelimelerin kökeni dikkate alındığında &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;342&lt;/em&gt; kelimenin Türkçe kökenli olduğu görülür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK-FRANSIZ TİCARİ İLİŞKİLERİNİN GELİŞMESİNE BİR KATKI: 1934 YILI MARSİLYA TİCARET HEYETİ’NİN TÜRKİYE ZİYARETİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80543</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80543</guid>
      <author>Mustafa KIRIŞMAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;1929 Dünya Ekonomik Buhranı pek çok ülkenin ekonomisini etkilediği gibi Türkiye’nin de ekonomisini derinden etkilemişti. Bu durum devletlerin ithal ikameci sanayi politikalarına yönelmesine ve kendi aralarında kliring anlaşmaları yapmasına yol açtı. Türkiye de aynı yolu izlemek adına yeni sanayi ve ticaret politikaları geliştirmiştir. Bu politikaların uluslararası ilişkiler alanında hayata geçirilmesinde Türk diplomatlar önemli roller üstlenmiştir. Bunlardan biri de 1934 yılında Marsilya Ticaret Odasından teşkil edilen bir heyetin Türkiye’yi ziyaret ederek iki ülke arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin pekişmesine vesile olan dönemin Marsilya Başkonsolosu Kudret Erbey’in çabaları olmuştur. Bu çalışmada, 1934 yılında Marsilya Ticaret Heyeti’nin Türkiye ziyareti ve bu ziyaretin iki ülke arasındaki ticari ilişkilere olan etkisi irdelenmiştir. Araştırmamızın ana kaynağını Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşivi belgeleri ve Türkofis Ekonomik Enformasyon Bülteni oluşturmaktadır&lt;/span&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white;"&gt;.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İRLANDA BASININDA III. SELİM DÖNEMİ  (1789-1808)</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82195</guid>
      <author>Merve DOĞAN</author>
      <description>&lt;p class="text01"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Bu makale, Sultan III. Selim’in tahta çıkışıyla başlayan ve 1808’deki ölümüne kadar uzanan dönemde Osmanlı Devleti’nin dış ve iç siyasetini, dönemin İrlanda basınında yer alan haberler ışığında ele almaktadır. Çalışma için İrlanda gazetelerinden &lt;a name="_Hlk198430553"&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;Belfast Newsletter, The Dublin Journal, Finn’s Leinster Journal, Freemans Journal, The Connaught Journal, Carlow Morning Post, Chute’s Western Herald, Dublin Cronicle, The Press ve Dublin Evening Post &lt;/em&gt;gazetelerinde yer alan haber kullanılmıştır. Haberlerde III. Selim’in kişiliği, reformları, 1787-1792 ve 1806-1812 Osmanlı-Rus savaşları, Napolyon’un Mısır Seferi ve ardından gelişen Osmanlı-Fransız yakınlaşması ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca Kabakçı Mustafa İsyanının iç ve dış dinamikleri, Sultan Selim’in tahttan indirilmesi ve öldürülmesi dönemin gazetelerinin yaklaşımlarıyla birlikte değerlendirilmiştir. İrlanda gazetelerinin haber kaynakları çoğunlukla Avrupalı Devletlerin (İngiltere, Fransa, Avusturya, Rusya) gazeteleri olmakla beraber bazen kaynak doğrudan İstanbul olarak belirtilmiştir. Bu sebeple makale hem dönemin Osmanlı tarihine hem de Avrupalı basının Osmanlı algısına ışık tutmayı amaçlamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>POST-DİJİTAL SANATTA ÇOKLU DUYUM MODALİTELERİ UYARIMI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80471</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80471</guid>
      <author>Engin GÜNEYMehmet Berk DEMİR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Yeni medya teknolojilerinin gelişmesiyle çeşitli alanlarda birçok dönüşüm gerçekleşmiştir. Bu alanlardan biri olan sanatın; biçimi, içeriği, yapım teknikleri, sunumu farklılaşmıştır. Dijital olmayan çalışmalarda; sesin ve görüntünün birlikte kullanıldığı performanslardan bahsedilebilir. Dijital sanatta, sanal-gerçek birlikteliğine dayalı etkileşimli çalışmalar; dijital performans, dijital enstalasyon, multimedya sanatı gibi uygulamalar görülmektedir. Post-dijital sanatta ise teknolojik gelişmeler kültürel dönüşümler paralelliğinde çok daha kompleks, etki gücü yüksek, hibrit, öncekilerden “öte” (post) projeler, alan uzmanlarından oluşan ekiplerle üretilmektedir. Araştırmanın başlıca amacı çoklu-duyum modaliteleri ilişkisinde post-dijital sanatsal ifadeleri incelemektir. Araştırmada duyum modalitelerine etkisinde günümüz sanatında görülen çoklu-disipliner projeler ve katılımcı deneyimleri irdelenmiştir. Konu mahiyetine uygun örnekler kültürel dönüşümler, algısal değişimler ilişkisinde değerlendirilmiştir. Çoklu duyum modalitelerine etki eden yaklaşımlar, güncel konulara hakimiyeti sağlamada ve geleceğe dair öngörüde bulunma potansiyelini geliştirmede fayda sağlayacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YEREL KALKINMADA TURİZM FAALİYETLERİNİN YERİ VE ÖNEMİ: TÜRKİYE GENELİNE YÖNELİK BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80269</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80269</guid>
      <author>Ömer Faruk ASLAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Ülkelerin bölgeleri arasındaki adaletsiz gelir dağılımı orantısız göçe neden olmaktadır. Bu da bazı bölgelerin diğer yerlere göre daha fazla nüfusa sahip olmasına neden olmaktadır. Bölgelerin sahip olduğu fiziki ve beşerî kaynakları, uzmanlaşmanın hangi alanda olması gerektiği konularında çok önemli bilgi vermektedir. Ülkemizin jeopolitik ve coğrafi özellikleri tüm bölgelerde potansiyel turizm alanına sahip olmasını sağlamaktadır. Yörelerin kalkınmalarında sahip olduğu potansiyel güçlerin ortaya çıkarılıp üretime kazandırılması, yerel kalkınmasında önemli bir işleve sahiptir. Bunun tüm yörelerde gerçekleştirilmesi bölgelerde işsizlik nedeniyle göçlerin azalmasına neden olacaktır. Çalışmada yerli ve yabancı kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan anket, ülke genelinde 1092 kişiye uygulanmıştır. Elde edilen bulgular ülke genelinde turizm faaliyetleri yerel kalkınmada önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Turizm faaliyetlerinde yaşanan aksaklıklar tespit edilmiş ve politika önerilerinde bulunulmuştur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKİNCİ DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRENEN SURİYELİ ÖĞRENCİLERİN KONUŞMALARINDAKİ  ÜNSÜZ SES DEĞİŞTİRME HATALARI </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79534</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79534</guid>
      <author>Ali YİĞİTMeltem EKTİ  </author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Türkçeyi ikinci dil olarak öğrenen Suriyeli öğrenciler, dilin yapısal özelliklerine bilişsel anlamda aşina olmadıkları için çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu zorlukların, özellikle dil tipolojisinin farklılıklarından ve Türkçe'nin fonolojik özelliklerine dair farkındalık eksikliklerinden kaynaklandığı söylenebilir. Tipolojik anlamda Türkçenin eklemeli bir dil olup, kelimelerin sonlarına eklenen eklerle anlam değişiklikleri yapılırken Arapçanın kök-temelli bir dil olması nedeniyle Suriyeli öğrenciler gerek yazı dilinde gerekse de konuşmada Türkçedeki eklemeli yapıyı anlamakta zorluk çekmektedirler. Özellikle ses özellikleri konusunda yeterli farkındalığa sahip olmadıklarından Türkçedeki bazı seslerin yer değiştirme, yumuşama gibi özelliklerini göz ardı edip konuşmalarında hatalı biçimlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Bu çalışmada ünsüz ses değiştirme hatalarına yer verilerek &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;dil tipolojisinin farklılıkları&lt;/span&gt;, &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ünsüz ses değişimleri&lt;/span&gt;, &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;telaffuz sorunları&lt;/span&gt; gibi faktörlerin, hem öğrencilerin iletişim becerilerini hem de dilin doğru kullanılmasını olumsuz etkileyebileceği vurgulanmıştır. Bu çalışmayı diğer çalışmalardan farklı kılan şey, &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ünsüz ses değişimlerinin&lt;/span&gt; ve &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;fonolojik farkların&lt;/span&gt; Suriyeli öğrenciler için nasıl bir öğrenme zorluğu oluşturduğuna dair yapılan derinlemesine analizdir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN GÖRSEL OKUMA  BAŞARISINI BELİRLEMEYE YÖNELİK BİR TEST ÖNERİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80370</guid>
      <author>Hasan SARIKAYAAhmet İhsan KAYA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin görsel okuma başarısını belirlemeye yönelik test geliştirmektir. Test geliştirme sürecinde &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;amaç &lt;/span&gt;belirleme, madde yazımı, örneklem seçimi, ön uygulama, veri toplama ve analiz etme aşamaları sırasıyla uygulanmıştır. Madde yazımında, 2019 Türkçe Öğretim Programı’nda görsel okumayla ilişkilendirilebilecek kazanımlar temel alınmıştır. Alanyazın taraması sonucunda madde havuzu oluşturulmuş, maddelerin kapsam ve dil geçerliliği için Türkçe Eğitimi veya Eğitim Bilimleri alanlarında çalışan 5 akademisyenden uzman görüşü alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Gaziantep ilindeki bir ortaokulda öğrenim gören 6, 7 ve 8. sınıf seviyesindeki 286 öğrenci oluşturmuştur. Veriler; betimsel istatistikler, madde analizleri, korelasyon ve bağımsız örneklemler t-testi uygulanarak elde edilmiştir. Verilerin analizi SPSS 22 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda testin tüm maddelerinin ayırt edicilik indekslerinin 0,20’nin üzerinde olduğu, tüm maddeler için üst grup ortalaması lehine anlamlı fark elde edildiği, iç tutarlılık katsayısının 0,66 olduğu belirlenmiştir. Elde edilen kanıtlar, testin güvenirlik ve geçerliğinin yeterli düzeyde olduğunu ve ortaokul öğrencilerinin görsel okuma başarı düzeylerini ölçmede kullanılabileceğini ortaya koymuştur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>17. YÜZYIL OSMANLI İLMİYE TEŞKİLATININ İSTATİSTİKSEL DEĞERLENDİRMESİ: NEPOTİZM Mİ LİYAKAT Mİ?</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80943</guid>
      <author>Ülkü YANCI</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 12.0pt; mso-line-height-rule: exactly; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Osmanlı Devleti’nin askeri sınıfını oluşturan üç sınıftan biri olan ilmiye teşkilatı medrese mezunlarından oluşmaktadır. Medrese mezunları kuruluş yıllarında istihdam sorunu yaşamadan hemen atanabilmişlerken mezun sayısında artış yaşanmaya başlanınca mülâzemet sistemi yeniden düzenlenmiş ve daha nitelikli olanlarının öncelikli olarak göreve başlamalarını sağlamak amacıyla mülâzım adaylarının kendisine mülâzemet kotası verilen ilmiye mensuplarının yanında mülâzım olabilmek için bir nevi eğitim hayatlarını devam ettirmeleri esası getirilmiştir. Mülâzım olan kadı ve müderris adayları mülâzemet defteri adı verilen defterlere kaydedilmiştir. Bu çalışmada 17. yüzyıla ait 11 mülâzemet defteri ulema çocuklarını tespit için incelenmiştir. Çalışma ile Osmanlı tarihinin tartışmalı konularından biri olan nepotizmin en azından baba oğul ilişkisi açısından yaygın olup olmadığına dair bilgiye sayısal verilerle netlik kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu defter verileri ışığında Osmanlı ilmiye teşkilatında liyakatin ne denli etkili olduğu ve nepotizmin yaygın olup olmadığı hususu tartışılmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çalışma ile babası ulema olan mülâzımların hangi yollarla mülâzım oldukları ayrıca tespit edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZGECİLİK TEMELLİ PSİKOEĞİTİM PROGRAMININ ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN OLUMLU SOSYAL DAVRANIŞLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80941</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80941</guid>
      <author>Volkan KUTLUCASelahattin AVŞAROĞLU </author>
      <description>&lt;p class="zetMetni" style="text-indent: 0cm; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk206592480"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Ortaokul öğrencilerine özgecilik temelli psikoeğitim programı (ÖTPP) uygulanan bu araştırmanın amacı öğrencilerin olumlu sosyal davranış düzeylerini artırmaktır. Ön-test, son-test ve izleme testli deney- kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılan bu araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim yılında bir ortaokulun altıncı ve yedinci sınıf öğrencilerinden oluşan 385 öğrenci oluşturmuştur. Olumlu sosyal davranış düzeyi düşük olan ve yansız olarak seçilen 12 kişilik deney grubuna 9 hafta boyunca haftada bir olacak şekilde program uygulanmıştır. 12 kişilik kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem uygulanmamıştır. Ardından Çocuklar İçin Özgecilik Ölçeği ile toplanan veriler SPSS 27.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grupları arasında fark olmaması ve grupların birbirine denk olması amacıyla bağımsız örneklem t testi yapılmıştır. Verilerin analizinde tekrarlı ölçümler yapılmadan önce tek değişkenli normallik, varyansların homojenliği ve küresellik varsayımını test etmek amacıyla normallik analizi, Levene F Testi ve Mauchly Küresellik Testi uygulanmıştır. Tekrarlı &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;ölçümler için tek faktörlü varyans analizi ANOVA ve çoklu karşılaştırmalar için Bonferroni Testi kullanılmıştır. Araştırmada ÖTPP’nın ortaokul öğrencilerinin olumlu sosyal davranış düzeylerini artırdığı ve yapılan izleme ölçümlerine göre bu artışın devam ettiği dolayısıyla programın etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları ilgili alan yazın ışığında tartışılarak sonuç ve önerilerde bulunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DEZAVANTAJLI GRUPLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN SOSYAL ADALET TEMELLİ KAMU POLİTİKALARI AÇISINDAN ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81639</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81639</guid>
      <author>Mehmet Şirin ÇETİN</author>
      <description>&lt;p class="MsoListParagraph" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Çalışma modern dünyanın önemli bir sorunu olan, atmosferde karbon gaz yoğunluğunun artması sonucu dünyanın ortalama sıcaklığının artması ile birlikte ortaya çıkan durumu ifade eden iklim değişikliğinin dezavantajlı gruplar olarak tanımlanabilen kadınlar, çocuklar, engelliler ve çeşitli şekillerde temel yaşam kaynaklarından yoksun kalan diğer gruplar üzerindeki etkisini ve bu etlileri minimize edebilecek kamu politikalarını sosyal adalet çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmanın iklim değişikliğinin ortaya çıkmasında en az etkisi olan grupların bu durumdan en fazla etkilenmesi durumunu yansıtmasının yanında bu en masum grubun iklim değişikliğinden daha az etkilenmesi için sosyal adalet bağlamında ortaya konulabilecek olan kamu politikası önerilerini paylaşılması bakımından önem arz ettiği düşünülmektedir. İklim değişikliği dezavantajlı grupları en çok sağlık, gıda güvenliği, ekonomi ve ulaşım alanlarında etkilediği bilinmektedir. Bu etkileri ortadan kaldırmanın veya en aza indirmenin yolunun ancak kamu politikaları ile mümkün olacağı düşünülmektedir. Kavramsal çerçevenin oluşturulması için daha önce yapılmış çalışmalar ve konu hakkında hazırlanmış uluslararası raporlar temel başvuru kaynaklarını oluşturmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÖY ENSTİTÜLERİNİ MAKRO SOSYAL HİZMET PENCERESİNDEN İNCELEMEK</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80629</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80629</guid>
      <author>Hüseyin DOĞAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, Köy Enstitülerini makro sosyal hizmet perspektifinden ele alarak, toplum kalkınması ve toplum eğitimi süreçlerindeki rolünü incelemektedir. Makro sosyal hizmet uygulamaları, bireylerin yaşam kalitesini iyileştirmek, sosyal adaleti sağlamak ve dezavantajlı toplulukların güçlenmesini teşvik etmek amacıyla kolektif düzenlemeleri kapsar. Köy Enstitüleri, özellikle kırsal kalkınmayı destekleyen eğitim politikalarıyla, toplum temelli bir yaklaşım sergilemiştir. Eğitim sürecinde, hiyerarşik bir yapıdan ziyade eşitlikçi bir öğrenme modeli benimsenmiş, bireylerin özgürleşmesini ve kendilerini gerçekleştirmesini hedefleyen bir pedagojik anlayış uygulanmıştır. Köy Enstitüleri, yalnızca eğitim veren kurumlar olmanın ötesinde, toplumsal dönüşümü teşvik eden ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan bir hareket niteliği taşımaktadır. Aynı zamanda Köy Enstitüleri, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşma çabaları doğrultusunda, kırsal kesimde modern, üretken ve aydın bireyler yetiştirmek üzere stratejik bir girişim olarak kurgulanmıştır. Bu yönüyle sadece pedagojik değil, yapısal eşitsizliklerin giderilmesi ve hak temelli bir sosyal hizmet anlayışının kırsal alanda hayata geçirilmesi açısından da öncü bir modeldir. Bu bağlamda çalışma, Köy Enstitülerinin, sosyal hizmet disiplini açısından değerlendirilmesi gerektiğini ve eğitim temelli sosyal dönüşüm modelleri için önemli bir örnek sunduğunu ortaya koymaktadır. Gelecek araştırmalar, Köy Enstitülerinin günümüz eğitim politikaları ile nasıl bütünleştirilebileceğini ve benzer modellerin modern sosyal hizmet uygulamalarında nasıl geliştirilebileceğini incelemelidir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖNÜLLÜ KÖY KORUCULUĞU KİMLİĞİNİN KİŞİLER ARASI İLETİŞİM ÜZERİNE ETKİSİ, ETNOGRAFİK BİR ALAN ARAŞTIRMASI MUŞ İLİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81543</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81543</guid>
      <author>Sabahattin RECEPOĞLUSait Sinan ATILGAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Toplumsal yapı içerisinde yaşayan insanlar, sosyal bir varlık olmaları sebebiyle iletişimsel bir döngü içerisinde yaşamlarını devam ettirirler. Kendisini ve çevresini oluşturan sosyal yapıyı bilmek ve tanımlamak için yaşadığı bölgenin kültürünü ve kimlik yapısını bilmesi gerekir. Bu kimlikler insanı hem belirler hem de tanımlar. Doğuştan gelen ya da sonradan kazanılan bu tanımlama, sosyal hayatı kolaylaştırdığı gibi bazen de zorlaştırır. Gönüllü köy koruculuğu kimliği, her iki yönüyle incelenmesi gereken bir kimlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızın temel dayanak noktasını oluşturan bu kişilerin kendilerini nasıl tanımladıkları ve toplumsal yapıdaki varlıklarına yönelik eleştirilerin asıl kaynağına odaklanmaktır. Köy Koruculuğu kimliğinin kendisi ve bu kimliği gönüllü olarak sahiplenen kişilerin, kendilerini nasıl tanımladıklarını, nasıl gördüklerini ve yaşadıkları iletişim sorunlarını gözler önüne sermek açısından önemlidir. Gönüllü köy koruculuğu kimliğine sahip kişiler ile yaşadıkları toplum arasındaki iletişim sorunları süreklilik göstermiştir. Kimlik ve çatışma döngüsünü sürekli yaşayan bu kişiler, Köy Koruculuğu görevinde yaşadıkları psikolojik ve sosyo-ekonomik sorunları ele alması itibariyle literatüre yeni bir bakış açısı getirmesi beklenmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELENEKSEL AVANOS KONUTLARI İLE MUSTAFAPAŞA (SİNASOS) KONUTLARI ARASINDAKİ SOSYO-EKONOMİK VE KÜLTÜREL FARKLILIKLAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81603</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81603</guid>
      <author>Beyda SADIKOĞLUŞenay MANTAŞ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Geleneksel konutların ana karakterinin ortaya çıkmasında ve bölgelerarası farklılık göstermesinde fiziki ve beşerî coğrafya unsurları etkin bir rol oynar.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bölgelerin; iklim, bitki örtüsü ve jeomorfolojik özellikleri geleneksel konut yapı malzemesinin ahşap, kerpiç, taş veya kaya oyma olması üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Geleneksel konutların çeşitlilik göstermesi üzerinde doğal çevre özelliklerinin yanı sıra; ilgili toplumun kültürel özellikleri de etkili bir rol oynar. Din, inanç, gelenek görenekler, yaşam tarzları, değer yargıları, toplumsal cinsiyet algıları ve mimari zevkler gibi kültürel unsurlar ile birlikte; üretim- tüketim ilişkileri, siyasi ortam ve ekonomik gelir seviyesi gibi özellikler de geleneksel konutları şekillendiren unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Fiziki çevre koşullarının ve kullanılan yapı malzemelerinin aynı olduğu, aralarında 15 km’lik bir mesafe bulunan ve aynı il sınırları içerisinde yer alan Avanos ve Mustafapaşa’daki geleneksel konutların farklı özellikler göstermesinde etkili olan unsurlar nelerdir? Her iki yerleşmedeki; kültürel, dinsel arka plan ve ekonomik faaliyet türü geleneksel konut mimarisinin şekillenmesi üzerinde nasıl etkili olmuştur? Bu araştırma sorularından hareketle çalışmanın amacı; aynı zaman diliminde ve fiziki çevre koşulları içerisinde, aynı malzeme ve tekniklerle inşa edilmiş olan geleneksel Avanos konutları ile Mustafapaşa konutlarının tasarımlarındaki farklılaşmanın, kültürel unsurlarla bağlantısını ortaya koymaktır. Çalışmada doküman analizi gözlem ve katılımcı gözlem gibi veri toplama yöntemlerinden faydalanılmıştır. Yapılan çalışmada; geleneksel Avanos konutları ile Mustafapaşa konutları arasında dinsel, kültürel ve ekonomik farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. 1924 mübadele göçleri öncesinde Hristiyan Rum halkının büyük çoğunluğu oluşturduğu Mustafapaşa yerleşmesindeki geleneksel konutlarında; ibadetlere ayrılan küçük şapel odaları ve şarap mahzenleri bulunması başlıca ayırt edici özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır. İstanbul’da havyar ticareti ile uğraşan Mustafapaşalı Rumların 19. yy’da inşa ettikleri konutlar, gelir düzeylerinin yüksek olmasına bağlı olarak, temel geçim kaynağının tarımsal faaliyetlerden müteşekkil olduğu Avanos’taki konutlara göre daha gösterişli yapılar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, bazı Mustafapaşa geleneksel konutlarında çeşitli temaları (dini, tarihi ve sanatsal vb.) içeren duvar resimlerinin bulunmasıyla, Avanos konutlarından ayrıldığı görülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN ROMANTİK TASARIM İLE HAZIRLANAN EĞİTİM PROGRAMI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81549</guid>
      <author>İbrahim AÇARMehmet ŞAHİN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu araştırma, romantik tasarım yaklaşımına dayalı eğitim programlarının öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Romantik tasarım, öğrencinin doğasına uygun, bireysel farklılıkları temel alan ve yaparak-yaşayarak öğrenmeyi esas alan bir eğitim yaklaşımıdır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, öğretmenlerin romantik tasarım ile hazırlanan eğitim programlarının üstün ve sınırlı yönlerine dair görüşlerini ortaya koymaktır. Çalışma, nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik yaklaşım doğrultusunda yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, Hakkari il merkezindeki farklı ortaöğretim kurumlarında görev yapan, demografik açıdan farklı özelliklere sahip 16 öğretmen oluşturmuştur. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sürecinde sekiz tema ve toplam 41 kod oluşturulmuştur. Araştırma bulgularına göre romantik tasarımın üstün yönleri arasında öğrenci merkezli yaklaşım, bireysel farklılıklara uyum, yaparak yaşayarak öğrenme, özgür öğrenme ortamı, duygusal ve sosyal gelişimi destekleme gibi unsurlar öne çıkmaktadır. Bununla birlikte romantik tasarımın 21. yüzyıl becerileri olan eleştirel düşünme, analitik düşünme, yaşam boyu öğrenme ve empati gibi yetkinlikleri geliştirdiği vurgulanmaktadır. Öğretmen mesleki yeterliğine etkileri kapsamında, yaratıcılık, pedagojik beceriler ve mesleki gelişim açısından katkı sağladığı ifade edilmiştir. Öğretim süreçlerinde ise kalıcı öğrenme, bireysel ihtiyaçlara uyum ve özgür öğrenme ortamlarının önemi öne çıkmıştır. Öte yandan, romantik tasarımın sınırlı yönleri arasında okulların fiziksel ve teknolojik altyapı eksiklikleri, sınıf yönetimi sorunları, değerlendirme süreçlerinde standartların olmaması ve öğretmen yeterliliklerinin yetersizliği gibi zorluklar yer almaktadır. Katılımcılar, bu tasarımın uygulanabilirliğinin artırılması için öğretmen eğitimlerinin artırılması, okul fiziksel koşullarının iyileştirilmesi ve ölçme-değerlendirme süreçlerinde somut ölçütlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Bu bağlamda romantik tasarım yaklaşımı öğrenci merkezli, bireyselleştirilmiş ve doğal öğrenme süreçlerini destekleyen güçlü bir program geliştirme modeli olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu yaklaşımın etkili biçimde uygulanabilmesi için yapısal, pedagojik ve yönetsel düzeyde çeşitli iyileştirmelere ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANI ÖTESİ BİR SÜREÇ OLARAK ENDİŞE VE ENDİŞEYE DAİR KURAMSAL MODELLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81529</guid>
      <author>Seher CÖMERTOĞLU YALÇINKaasım Fatih YAVUZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Endişe, Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nun (YAB) çekirdek fenomeni olmakla birlikte, birçok psikopatolojik durumda yer alan ve insan sağlığı üzerinde yaygın olumsuz etkiler ortaya çıkmasına yol açan tanı ötesi bir süreçtir. Yaygınlığı ve insan sağlığına zarar verici etkileri sebebiyle kuramcılar ve araştırmacılar tarafından anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmış, literatürde endişeye yönelik çok sayıda kuramsal model geliştirilmiştir. Bu makalede endişe ve YAB’ye özgü on kuramsal model işlev, etiyoloji ve terapötik yaklaşım çerçevesinde karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Modellerin çoğu, endişeyi bir tür kaçınma stratejisi olarak değerlendirmekte; ancak kaçınılan içeriğin ve bu işlevin bireydeki biçimlenişinin farklılaştığı görülmektedir. Ayrıca, modellerin dayandığı etiyolojik açıklamalar bilişsel, duygusal ve gelişimsel perspektiflere göre çeşitlenmekte; müdahale önerileri ise Bilişsel Davranışçı Terapi temelli yaklaşımların yanı sıra kabul, kendindelik ve duygu odaklı yöntemleri de içermektedir. Endişeye dair kuramsal &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;çeşitliliğin, klinik örüntüleri anlamada bütünleyici bir çerçeve sunduğu düşünülmektedir. Bu makalede, söz konusu modeller tematik başlıklar halinde ele alınmış ve tartışılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik Performans Anksiyetesi Teori/Model ve Yaklaşımlar</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79504</guid>
      <author>Elvina SEVENDerya KAÇMAZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Müzik performans anksiyetesi, müzisyenler arasında yaygın olarak görülen bir olgudur. Yaş, deneyim veya profesyonellik düzeyi fark etmeksizin hem çocuklar hem yetişkinler hem profesyonel müzisyenler hem de amatörler bu durumla karşılaşabilir. Bu nedenle, müzik performans anksiyetesi birçok araştırmacı tarafından derinlemesine incelenmiş ve bu alanda çeşitli teoriler, modeller ve yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu teoriler, MPA'nın sebeplerini, süreçlerini ve MPA ile başa çıkma stratejilerini kapsamaktadır. Müzik performans anksiyetesi üzerine yapılan çalışmaların sayısının az olması, bu araştırmanın gelecekteki çalışmalar için önemli bir katkı sağlayabileceği düşüncesini güçlendirmektedir. Bu çalışma, müzik performans anksiyetesi ile ilgili çeşitli teorileri, modelleri ve yaklaşımları ayrıntılı olarak ele alan nitel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Sonuç ve tartışma bölümünde ise, müzik performans anksiyetesi teorileri ve modelleri arasındaki bağlantılar belirlenmiş ve bunlar üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERGENLERİN TEKNOLOJİ BAĞIMLILIKLARI İLE YÜRÜTÜCÜ İŞLEV BECERİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80175</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80175</guid>
      <author>Seda BİRŞAN ŞENGÜNGülsen AKKAYA ERSAN  ,Devlet ALAKOÇ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Araştırmada ergenlerin teknoloji bağımlılıklarının yürütücü işlev becerileri üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın örneklemini, Zonguldak ili Alaplı ilçesinde bulunan MEB’e bağlı resmi ortaöğretim kurumlarına devam eden 14-18 yaşları arasındaki 431 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında, &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;öğrencilerin sosyodemografik özelliklerini ve teknoloji kullanımlarını belirlemek için araştırmacılar tarafından hazırlanmış Kişisel Bilgi Formu; ergenlerin teknoloji bağımlılığını belirlemek için&lt;/span&gt; Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği; yürütücü işlev becerilerini belirlemek için ise Ergen Yürütücü İşlevler Envanteri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan ergenlerin %99,1’inin kendilerine ait dijital cihazının bulunduğu, %29,7’sinin 3-4 saat, %25,5’inin ise 2-3 saat günlük dijital ortamları kullandığı, ergenlerin interneti en çok sosyal ağlar (&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Facebook, Instagram, Twitter, Tiktok vb.)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-ansi-language: EN-US;"&gt;(%14,2) için kullandıkları belirlenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ergenlerin teknoloji bağımlılığının yürütücü işlev becerileri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin sosyal ağ kullanma, web siteleri kullanma ve anlık mesajlaşma seviyelerinin çalışma belleği ve inhibisyon becerileri üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, çevrimiçi oyun oynama seviyelerinin inhibisyon becerileri üzerinde etkili olduğu ancak çalışma belleği üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÕĞRETİM ÕĞRENCİLERİNİN YŪKSEKÕĞRETİM TERCİHİNDE ETKİLİ OLAN DEĞİŞKENLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80210</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80210</guid>
      <author>Yılmaz KILAVUZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-weight: normal;"&gt;Bu araştırma, ebeveynlerin çocuklarının kariyer seçimleri üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Ailelerin verdikleri tavsiyelerin, bireylerin meslek tercihlerini ve dolayısıyla yaşam tarzlarını önemli ölçüde şekillendirdiği vurgulanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerin meslek seçiminde bireysel ilgi ve yeteneklerin yanı sıra çevresel faktörleri de göz önünde bulundurması gerektiği ifade edilmiştir. Araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin yükseköğretim programı tercihlerinde etkili olan faktörleri incelemektir. Çalışma, nitel bir desen kullanılarak durum çalışması modeliyle gerçekleştirilmiş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği tercih edilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan form ile toplanmış ve uzman görüşleri doğrultusunda geçerlik ve güvenilirlik sağlanmıştır. Analizler, katılımcıların görüşlerine uygun doğrudan alıntılarla desteklenmiş ve verilerin güvenilirliğini artırmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, meslek seçimi üzerinde en etkili faktörler ekonomik kaygılar, mesleğin prestiji, öğrencinin kişilik özellikleri, ilgi alanları ve yetenekleridir. Bununla birlikte, sosyo-kültürel yapı ve aile gibi faktörlerin daha çok öğrenciler için belirleyici olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğrencilerin ekonomik durumlarının genellikle iyi olmadığı ve çoğunun meslek seçiminde ekonomik getirinin önemli bir kriter olduğunu belirttikleri anlaşılmaktadır. Hem öğrenciler hem de öğretmenler, meslek seçiminde aile, rehberlik servisi, kişisel tercihler ve sosyal çevre gibi etkenleri eşit derecede önemli bulmuşlardır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİZANS’IN İMPARATORLUK GÜCÜNÜ SEMBOLLER ÜZERİNDEN GÖSTERME POLİTİKASI: BÜYÜK SARAY</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79540</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79540</guid>
      <author>Sezgin GÜÇLÜAYSema AKGÜL  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri;"&gt;Bizans, Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasıyla, imparatorluğun doğu kısmındaki topraklarında varlığını sürdüren gücün ismi olmuştur.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Roma İmparatorluğu’nun Bizans devresi 330 yılında başlayıp 1453 yılında son bulmuştur. 1123 yıllık süre boyunca başkenti Konstantinopolis olmuştur. I. Konstantinos döneminde imparatorluk yeni bir sürece girmiştir. I. Konstantinos imparatorluğa yeni ve dinamik bir ruh kazandıracağına inandığı yeni bir başkentin kurulmasını istemiştir. Yeni başkentin imşasına 324 yılında başlanmış, 330 yılına geldiğinde Roma İmparatorluğu’nun yönetim merkezi Konstantinopolis’e taşınmıştır. Yeni başkentte imparatorluğun gücünü temsil edebilecek bir saraya ihtiyaç duyulmuştur. Saray kurulurken belli kurallara uyulmuş, kurulacağı alanın seçilmesinde Roma geleneklerine bağlı kalınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt; Büyük Saray, Marmara kıyılarına kadar devam eden hemen hemen 100.000 m2 alanı kapsayan büyük bir kompleksten oluşmaktaydı. Başkentin en önemli sembollerinden biri olan Büyük Saray, yönetimde önemli görevler üstlenecek şahısların ve hanedan üyelerinin eğitildiği ve yönetime hazırladığı, bir imparatorluk kurumu olmuştur. Büyük Saray, imparatorluğun siyaset anlayışı gibi sanatta da zıtlıkların sergilendiği bir alandı. Büyük Saray’ın bulunduğu alan içinde yirmiden fazla kilise ve şapel yer almaktaydı. Saraydaki mevcut kilise ve dini yapılar, sarayın hareketli ve önemli hayatına birçok açıdan uyum sağlamaktaydı. Büyük Saray, imparatorluğun diplomasi hayatında da aktif bir rol oynamıştır. Büyük Saray yüzyıllarca imparatorluğu siyaset, din, sanat alanlarında temsil eden biri yapı olarak tarihteki yerini almıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUKLARDA YOUTUBE KULLANIMININ GELİŞİMSEL ETKİLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82776</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82776</guid>
      <author>Mesut BOZYEL</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Bu araştırmanın amacı, çocukların YouTube kullanımının gelişimsel etkilerini incelemektir. Araştırma, nitel yöntem çerçevesinde yürütülmüş olup literatür taraması yöntemiyle yapılandırılmıştır. Çalışmada hem ulusal hem de uluslararası akademik kaynaklar analiz edilmiş, özellikle çocukların YouTube üzerindeki içeriklere maruziyeti, içerik türlerinin etkisi, algoritmik yönlendirmeler ve ebeveyn denetiminin rolü üzerine odaklanılmıştır. Bulgular, çocukların hızlı tempolu ve yoğun görsel-işitsel içeriklere sürekli maruz kalmasının dikkat sürelerini kısalttığını ve yürütücü işlevleri olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, influencer içerikleri aracılığıyla aşırı tüketim, şiddet ya da sosyal normlara aykırı davranışların çocuklar tarafından içselleştirilebildiği ortaya konmuştur. Çalışma, yorum bölümlerinde maruz kalınan siber zorbalık ve akran baskısının sosyal gelişim üzerinde risk oluşturduğunu da göstermektedir. Sonuç olarak, çocukların YouTube kullanımında medya okuryazarlığının artırılması, ebeveyn rehberliğinin güçlendirilmesi ve dijital platformların algoritmalarında çocuk odaklı düzenlemelere gidilmesi önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK HALK MÜZİĞİ ARAŞTIRMALARINDA NİTEL PARADİGMALAR VE ANALİZ MODELLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80738</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80738</guid>
      <author>Günsu YILMA ŞAKALARAlper ŞAKALAR   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, Türk halk müziğinde nitel araştırma yöntemlerinin kuramsal ve yöntemsel altyapısını irdeleyerek, sözlü kültür geleneğine dayalı eserlerin analizinde farklı nitel desenlerin sağlayabileceği katkıları değerlendirmektedir. Araştırmada, nitel veri analizinde kullanılan temel tekniklerin müziğin sosyokültürel işlevlerini ve sözlü aktarım özelliklerini daha iyi kavramada oynadığı rol ele alınmıştır. Özellikle, halk müziğinin tarihsel, ritüel ve kültürel boyutlarına odaklanılarak, derleme ve arşiv çalışmalarının ötesinde nitel yöntemlerle araştırmacı deneyimlerinin ortaya konulmasının önemi vurgulanmaktadır. Çalışmanın bulguları, nitel desenlerin Türk halk müziğinin çok boyutlu yapısının sistematik incelenmesinde sunduğu avantajları ortaya koymakta olup, gelecekteki saha çalışmalarında katılımcı gözlem, mülakat ve karşılaştırmalı analiz tekniklerinin entegrasyonunun metodolojik çeşitliliği artıracağı ileri sürülmektedir. Bu sonuçlar, disiplinlerarası yaklaşımların müziğin korunması ve sürdürülebilir gelişimi için stratejik planlamalara temel oluşturacağını göstermektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN ÇEVRİMİÇİ HİZMET İÇİ EĞİTİM FAALİYETLERİNE YÖNELİK METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81011</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81011</guid>
      <author>Esma ÖZTÜRK Ilgım Dilay ALTUNAY ÖZDAMAR ,Mürşet ÇAKMAK  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin çevrimiçi hizmet içi eğitim faaliyetlerine yönelik algılarını metafor yoluyla ortaya çıkartmaktır. Çalışma grubunu Batman ilinde 2021-2022 öğretim yılında görev yapan toplam 134 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler, öğretmenlere “Çevrimiçi hizmet içi eğitim ... gibidir, çünkü ...” cümlesi sorusu sorularak elde edilmiştir. Verileri analizi ve yorumlamada içerik analizinden yararlanılmıştır. Bu kategoriler “faydalı”, “faydasız”, “zorunluluk”, “erişim kolaylığı”, “tek kullanımlık”, “süre uzunluğu”, “kişiye görelik”, “içerik zenginliği”, “hayal kırıklığı” , “içerik zayıflığı” ve&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“etkileşim” şeklinde isimlendirilmiştir. Araştırmada en fazla “fayda” ve “erişim kolaylığı” vurgularının olduğu görülmüştür. Araştırmada çevrimiçi hizmet içi eğitimlere ilişkin elde edilen metaforlardan “fayda” ve “içerik zenginliği” kategorilerine ilişkin olumlu metaforlar yazılırken diğer kategoriler için ise metaforların olumlu/olumsuz olduğu görülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNİN GÖRÜŞLERİNE GÖRE  ÖĞRENCİ KULÜPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74373</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74373</guid>
      <author>Şehmus ORALBehçet ORAL  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu araştırmanın amacı, farklı lise türlerinde öğrenim gören öğrencilerin görüşlerine göre öğrenci kulüplerinin etkililiğini değerlendirmektir. Araştırmada betimsel tarama ile nedensel karşılaştırma desenlerinden yararlanılmıştır. Araştırma örneklemi küme örnekleme yöntemiyle oluşturulmuştur. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: black;"&gt;Araştırma, Batman il merkezindeki 2018&amp;ndash; 2019 Eğitim-Öğretim yılı birinci döneminde okul türü farklı ortaöğretim kurumlarında (Anadolu, İmam-Hatip, Mesleki ve Teknik, Fen, Sosyal Bilimler, Spor, Güzel Sanatlar ve Proje Lisesi) öğrenim gören 1039 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplamak için literatür ve yönetmeliklerden faydalanılarak altı boyutu olan geçerli ve güvenilir sosyal etkinlik ölçeği geliştirilmiştir. Bulguların çözümlenmesinde betimsel istatistikler olan sıklık ile yüzdeliklerden yararlanılırken demografik değişkenlerle ölçek maddelerine verilen cevapların çaprazlaması yapılmıştır. Alt amaçların incelenmesinde sosyal etkinlik puan ortalamalarının karşılaştırılması için parametrik istatistik çözümleme tekniklerinden t-testi ve One Way Anova testlerinden faydalanılarak veriler analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekle toplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, öğrencilerin öğrenci kulüplerine ilişkin “kulüp farkındalığı”, “kişisel gelişim”, “toplum hizmeti”, “demokrasi”, “sosyallik” ve “sorumluluk” boyutlarındaki görüşleri genel olarak “kararsızım” düzeyinde bulunmuştur. Araştırmada en yüksek ortalama değerinin “sosyallik” boyutunda en düşük ortalamanın ise “sorumluluk” boyutunda olduğu görülmüştür. Öte yandan, öğrencilerin, öğrenci kulüplerine ilişkin “kulüp farkındalığı”, “kişisel gelişim”, “toplum hizmeti”, “demokrasi”, “sosyallik” ve “sorumluluk” boyutlarındaki görüşleri; cinsiyet, kurum türü, okul türü, sınıf düzeyi ve kulübe üye oluş nedeni değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Düzeyinde Çevrimiçi Yazma Eğitimi: İngiliz Dili Eğitimi Bölümü Öğrencilerinin Görüşleri Üzerine Bir Durum Çalışması</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79508</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79508</guid>
      <author>Nazmiye GÜREL CENNETKUŞU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri;"&gt;21. yüzyılda teknolojinin gelişimi ve internetin yaygın kullanımı sonucu, sınır tanımayan bir sosyal alan ortaya çıkmış ve bu durum üniversite müfredatına giderek daha fazla çevrimiçi dersin entegre edilmesine neden olmuştur. Ancak, pandemi gibi istenmeyen ve beklenmedik durumlar, eğitim uygulamalarımızı daha hızlı bir şekilde yeniden tasarlamamızı zorunlu kılmıştır. Bu durum, geleneksel dil sınıflarını dijital bir yapıya dönüştürmüş ve akademik yazma dersleri de bu değişimin içinde yer almıştır. Bu tür beklenmedik bir değişim hem öğretmenler hem de öğrenciler için avantajlar ve dezavantajlar getirmiştir. Bu çalışma, iki dönem boyunca çevrimiçi akademik yazma dersi alan İngiliz Dili Eğitimi programında öğrenim gören 34 birinci sınıf öğrencisinin görüşlerini incelemektedir. Çalışmanın temel araştırma sorusu, dersin dijital ve çevrimiçi yapısından kaynaklanan zorlukların öğrenciler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Çalışma amacı doğrultusunda nitel bir araştırma deseni benimsenmiş ve veriler, haftalık öğrenci yansımaları, bireysel görüşmeler ve nihai grup görüşmesinden elde edilmiştir. Nitel veri analizi, öğrenci kişilik özelliklerinin zorluklarla başa çıkmada veya durumu bir avantaja dönüştürmede temel rol oynadığını ortaya koymuştur. Öğrenciler tarafından sunulan eleştirel yansımaların, gelecekteki yabancı dilde çevrimiçi yazma derslerinin nasıl yeniden tasarlanması gerektiğine ışık tutması beklenmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MATEMATİK EĞİTİMİNDE PROJE TABANLI ÖĞRENME: AKADEMİK BAŞARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİNE YÖNELİK BİR META-ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80689</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80689</guid>
      <author>Veysel GÖÇERFerhat ÖZDEMİR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu araştırma, matematik derslerinde proje tabanlı (temelli) öğrenmenin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini meta-analiz yöntemiyle incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 22 çalışmadan 25 etki büyüklük değeri hesaplanmış ve bu değerler rastgele etki modeline göre birleştirilmiştir. Proje tabanlı öğrenmenin öğrencilerin matematik derslerindeki akademik başarıları üzerindeki genel etki büyüklüğü değeri 1.23 (%95 GA [0.83 - 1.64]) olarak hesaplanmıştır. Bu değer rastgele etkiler modeline göre istatistiksel olarak anlamlıdır (p &lt; .001). Araştırma kapsamına alınan çalışmalar arasında yüksek düzeyde heterojenlik gözlenmiştir. Bu heterojenliğin olası kaynağını belirlemek için yapılan moderatör analizleri (analog ANOVA ile meta-regresyon) sonucunda sadece örneklem büyüklüğünün anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmüştür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Öte yandan yayın yanlılığına ilişkin yapılan analizler sonucunda, araştırmada mevcut yayın yanlılığının sonuçları etkilemeyecek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, proje tabanlı öğrenmenin öğrencilerin matematik derslerindeki akademik başarıları üzerinde pozitif yönde önemli bir etkisi vardır. Bu nedenle derslerde alternatif bir yöntem olarak daha fazla kullanılması önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-08-31</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


