






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of History School, Yıl 2025 Sayı LXXIX</title>
    <link>https://johschool.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3866</link>
    <description>Journal of History School</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    <generator>&lt;p&gt;Asos Yayınları&lt;br /&gt; Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak-2 Sk. No:37/1, 06420 Çankaya/Ankara&lt;br /&gt; &lt;a href="https://www.asosyayinlari.com/dergilerimiz.html" target="_blank"&gt;https://www.asosyayinlari.com/&lt;/a&gt;</generator>
    <item>
      <title>İBN TUFEYL’İN HAYY BİN YAKZAN İSİMLİ ROMANINDA İNSAN, TOPLUM VE DİN </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82403</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82403</guid>
      <author>Kemal COŞKUN</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışma, İşraki felsefe ekolünün öncü isimlerinden İbn Tufeyl’in alegori türünde kaleme aldığı Hayy bin Yakzan romanını kendine konu olarak almıştır. Romanın sosyolojik okuması yapılarak İslam toplum yapısı, İslam medeniyeti daha iyi anlaşılmaya çalışılmıştır. Romanın alegori türünde olması beraberinde birçok sembolün çözümlenmesi, birçok gizliliğin açığa çıkarılması zorluğunu ve gerekliliğini getirmiştir. Öte yandan döneminin teolojik bir tartışması olan zahiri din-batıni din dikotomisi ve bunun toplumsal gruplaşmaya etkisi bakımından günümüze de ışık tutabilecek bir eserdir. Roman felsefi bir düşüncenin savunuculuğunu, toplumsal bir görüşün iddiasını taşıması yönüyle dini-sosyolojik açıdan tezli bir yapıttır. Nitel bir araştırma olarak belge tarama tekniği uygulanmış, metaforik ifadelerde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Açıklamalarda alıntılama tekniğine başvurulmuştur. Çalışmanın bulgular kısmında toplumbilim açısından önemli görülen konular beş alt başlık altında ele alınmıştır. İlk iki başlık toplumun dinamik yönüne işaret eden toplumsal değişme, gelişme, çatışma ya da zihniyet dönüşümü olgusu içerisinde düşünülebilir. Son üç başlığı ise toplumun statik yönüne işaret eden toplumsal birlik ve düzen olgusu içerisinde düşünülebilir. Bu çalışmada dini anlama şekillerinin toplumsallık üzerindeki açık etkisi görülmüştür. Eser günümüzden yaklaşık 850 sene önce yazılmış olmasına rağmen, hem iddiasını oluşturan dini kavramlara ontolojik ve epistemolojik yaklaşımı, hem de bunun topluma olan akisleri bakımından günümüzde de karşılıklarını görmek mümkündür. Roman üzerine daha önceden yapılmış araştırmalar vardır. Fakat bunların çoğunluğu felsefe bilim dalına özel, felsefenin kavramlarıyla ve bakış açısıyla ele alınmış çalışmalardır. Bu çalışmanın romandaki toplumsal olguları görmesi ve sosyolojik okuma yapması adına literatüre katkı sağlayacağına inanılmaktadır. İnsanoğlunda din, Tanrı ve yaratıcı fikrinin oluşumunun gözlem, deney ve akıl yürütme temelli bilimsel bir temele dayandığı ve bu denklemin sezgi ile tamamlandığı fikri çalışmanın sonuçlarındandır. Ayrıca insanoğlunun bilişsel ve toplumsal zayıflıkları, hırsları dolayısıyla çok az insanın hikemî bilgiye ulaşabileceği savı çalışmanın bir diğer sonucunu oluşturmaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMENLERİNİN SORU SORMA DURUMLARI: SINIF İÇİ ETKİLEŞİMDEN YAZILI SINAVLARA</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80835</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80835</guid>
      <author>Efecan KARAGÖLEda IŞIR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Bu araştırmada bir sınıf içi etkileşim ve ölçme-değerlendirme aracı olan soruların Türkçe derslerindeki kullanımının incelenmesi amaçlanmıştır. Belirtilen amaç doğrultusunda Türkçe öğretmenlerinin sınıf içi ve yazılı sınavlarda ürettikleri sorular ile soru üretme süreçlerine ilişkin görüşleri birlikte ele alınarak soru üretim süreçleri kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninden yararlanılarak yürütülmüştür. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Araştırmanın verilerini araştırmaya katılan 10 Türkçe öğretmeninin soru hazırlama sürecine ait görüşleri, öğretmen adaylarının gözlemleri, katılımcı öğretmenlerin hazırladıkları 221 adet sınav sorusu ve 1042 adet sözlü etkileşim sorusu oluşturmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizinden yararlanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe öğretmenlerinin soru üretim sürecinde en çok MEB örnek soruları ile akademik kaynaklardan yararlandıkları, özgün sorular ürettiklerini düşündükleri ancak uygulama esnasında genellikle ders kitaplarına bağlı kaldıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıf içerisinde sorulardan en çok dikkat çekme, ön bilgileri kontrol etme, derse katılım sağlama ve öğrenmeleri değerlendirme amacıyla yararlandıkları ancak soruları öğrenme sürecini derinleştirmekten çok bir ölçme aracı olarak gördükleri belirlenmiştir. Ayrıca sınıf içi soruların ağırlıklı olarak okuma ve konuşma becerilerine yönelik üretildiği, dinleme ve yazma becerilerine dair soruların geri planda kaldığı saptanmıştır. Bunun yanı sıra öğretmenler soru sorma süreçlerinde kolaydan zora doğru bir strateji izlediklerini ifade etseler de derslerin başlangıcında daha çok orta zorluktaki sorulara yer vermektedirler. Son olarak sınıfta açık uçlu, kısa cevaplı ve evet-hayır sorularının yaygın olduğu, yazılı sınavlarda ise çoktan seçmeli sorulara ağırlık verildiği, sınıf içinde soruların bilişsel düzeyinin genellikle hatırlama ve anlama düzeyinde olduğu, yazılı sınavlarda ise daha üst düzeyde sorular üretildiği ortaya konulmuştur. Sonuç olarak öğretmenlerin sınıf içi uygulamaları ile görüşleri arasında bazı tutarsızlıkların bulunduğu, özellikle özgün soru üretme, soruların zorluk düzeyi ve işlevleri konusunda farkındalıklarının düşük olabileceği tespit edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MALAZGİRT HALKININ SAVAŞ ALANININ TESPİTİ, TARİHİ VE ARKEOLOJİK YÜZEY ARAŞTIRMASI PROJESİNE YÖNELİK GÖRÜŞLERİNİN ANALİZİ: MALAZGİRT SAVAŞI ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87524</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87524</guid>
      <author>Adnan ÇEVİKMustafa ALİCAN  ,Salih GÜLEN ,Muhammet Kani ALTIN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Bu araştırmanın temel amacı 2020 yılından itibaren Malazgirt’te yürütülen Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırması Projesine yönelik halk görüşlerinin belirlenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma Muş İli Malazgirt ilçesinde 54 bireyin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırma verileri Çevirimiçi ortamında hazırlanan tam yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler kod-kategori-tema üçlemesi kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda; Malazgirt projesinin bilgilendirici, faydalı, olmasından dolayı başarılı ve aydınlatıcı, yöreye ait tarihi ortaya çıkarttığı ve turizm alanı oluşturmasından dolayı faydalı olduğu görüşü hâkimdir. Ayrıca halkın projesinin kapsamının genişletip-süresinin uzatılarak devam etmesi gerektiğini önerdikleri tespit edilmiştir. Benzer araştırmalarda bulgularının nicel ölçek verileriyle desteklenmesi önerilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Din Eğitimi Veren Öğretmenlerin Yapay Zekâ Farkındalık ve Kaygı Düzeyleri Üzerine Bir Araştırma: Almanya Örneği </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80266</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80266</guid>
      <author>Abdulhalim İNAMAyşe Nur YİĞİTCE ,Şener ŞENTÜRK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, Almanya’da İslam din eğitimi veren öğretmenlerin yapay zekâ kaygı ve farkındalık düzeylerinin çeşitli demografik ve mesleki değişkenler (cinsiyet, yaş, hizmet süresi, medya kullanımı vb.) aracılığıyla incelenmesi ve farkındalık ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve bağıntısal yöntemin tercih edildiği bu araştırmanın örneklemini kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenen 141 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında Öğretmenler İçin Yapay Zekâ Farkındalık Düzeyi ve Yapay Zekâ Kaygı ölçeklerinden yararlanılmıştır. Verilerilerin analizinde ise t testi, ANOVA ve pearson korelasyonu gibi istatistiksel testler kullanılmıştır. Araştırma sonunda çalışma grubunda yer alan öğretmenlerin yapay zekâ farkındalık ve yapay zekâ kaygı düzeyleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, yapay zekâ eğitimi alma durumu ve hizmet süresi gibi değişkenlerin katılımcıların yapay zekâ farkındalık ve kaygı puanlarında anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Bulgulardan hareketle öğretmenlerin yapay zekâ farkındalığının artmasına bağlı olarak yapay zekâya yönelik kaygılarının azalacağı; bu konuda gerçekleştirlecek mesleki eğitimlerle öğretmenlerin yapay zekâ teknolojilerine uyum sağlamalarının mümkün olacağı öngörülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TABATA PROTOKOLÜNE GÖRE UYARLANMIŞ PLİOMETRİK ANTRENMANLARIN GENÇ ERKEK HENTBOLCULARDA DENGE, ÇEVİKLİK, AEROBİK VE ANAEROBİK PERFORMANSA ETKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87294</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87294</guid>
      <author>Ahmet KOYUNLU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışmada tabata protokolüne göre uyarlanmış pliometrik antrenmanların genç erkek hentbolcularda denge, çeviklik, aerobik ve anaerobik performansa olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya aktif olarak hentbol oynayan toplam 25 sporcu gönüllü olarak dâhil edilmiştir. Sporcular randomize bir şekilde çalışma grubu (ÇG) n=13 (yaş 21.54&amp;plusmn;21.54) ve kontrol grubu (KG) n=12 (yaş 21.25&amp;plusmn;2.09) olarak iki gruba ayrılmıştır. Çalışma grubu hentbol antrenmanına ilave olarak 6 hafta boyunca haftada arka arkaya olmayan günlerde üç gün tabata protokolüne göre uyarlanmış squat jumps, split squat jumps, tuck lumps, skater ve double leg line jumps (forward/backward) hareketlerinden oluşan pliometrik antrenman programını uygulamıştır. Kontrol grubu ise herhangi bir antrenman programı uygulamamış hentbol antrenmanına devam etmiştir. Denge performansını belirlemek için portatif dinamik denge cihazı (Togu Challenge Disc 2.0, Prien am Chiemsee, Rosenheim, Almanya), çeviklik performansını belirlemek için Illinois çeviklik testi, aerobik performansın belirlemesi için 20 metre mekik koşu testi ve anaerobik performansın belirlenmesi için ise “Running-based Anaerobic Sprint Test” RAST ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirme sonucunda çalışma grubunun ön test son test değerlendirmesinde son test lehine çift ayak denge puanı, çeviklik, maksimum güç (W), minimum güç (W) ve maksVO&lt;sub&gt;2&lt;/sub&gt; değerlerinde son test lehinde istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmiştir (p&lt;0.050). Kontrol grubu değerlerinde ise ön test son test değerleri arasında herhangi bir anlamlılık olmadığı tespit edilmiştir (p&gt;0.050). Grupların ön test değerleri karşılaştırılmasında anlamlılık tespit edilmemiştir. Grupların son test değerlerinin kıyaslanmasında ise minimum güç (W) performansında çalışma grubu lehine anlamlılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak; tabata protokolüne göre uyarlanmış pliometrik antrenmanların genç erkek hentbolcularda denge, çeviklik, aerobik ve anaerobik performans olumlu etkilediği söylenebilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOLEKTİF HAFIZA VE GÖÇ: TÜRKİYE’YE GÖÇ DALGALARININ TARİHSEL ALGISI (1923–2011) ÜZERİNE MEDYA VE RESMİ BELGELER TEMELLİ DOKÜMAN ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86734</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86734</guid>
      <author>Aysun DOĞUTAŞ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışma, Türkiye’ye yönelik üç farklı göç dalgasının (1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi, 1989 Bulgaristan Göçü ve 2011 sonrası Suriyeli Göçü) medya ve resmi belgeler üzerinden kolektif hafıza bağlamında nasıl temsil edildiğini incelemektedir. Doküman analizi yöntemiyle yapılan araştırmada, göç algısı üç ana tema üzerinden analiz edilmiştir: aidiyet ve kardeşlik, tehdit ve yük algısı ile uyum ve entegrasyon söylemleri. Bulgular, 1923 ve 1989 göçlerinde aidiyet ve mağduriyet söylemlerinin öne çıkarken, 2011 sonrası Suriyeli göçünde güvenlik ve yük temalarının kolektif hafızada baskın hale geldiğini göstermektedir. Medya ve resmi belgelerin göç algısının oluşumunda paralel bir rol oynadığı, ancak son dönemde medyanın negatif söylemleri hızla yaydığı tespit edilmiştir. Çalışma, göç algısının tarihsel ve siyasal bağlamda dinamik bir şekilde yeniden inşa edildiğini ortaya koyarak, politika yapıcılar için kapsayıcı medya ve entegrasyon stratejilerinin önemine işaret etmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ ALANINDA MÜKEMMELİYETÇİLİK KAVRAMININ BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=83053</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=83053</guid>
      <author>Esra AYDIN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, örgütsel davranış bağlamında mükemmeliyetçilik kavramının mevcut konumunu kapsamlı bir şekilde değerlendirmek ve bu sayede araştırma boşluklarını tespit edebilmek için bibliyometrik analiz yapmayı amaçlamıştır. Bu kapsamda, Biblioshiny programı kullanılarak Web of Science (WoS) veri tabanında 1997-2025 yılları arasında dergi, kitap ve konferans bildiri kitapçığında yayımlanan 93 yayınla bibliyometrik analiz yürütülmüştür. Analizde, yayınlara ilişkin betimleyici bulgulara, atıf analizlerine ve anahtar kelime analizlerine yer verilmiştir. Elde edilen bulgular, mükemmeliyetçilik kavramının örgütsel davranış alanında köklü bir geçmişe sahip olmamakla birlikte, giderek daha önemli bir araştırma konusu hâline geldiğini ortaya koymaktadır. Mükemmeliyetçiliğin özellikle kişilik, tükenmişlik, stres, depresyon ve iş yeri gibi temalarla birlikte ele alındığı tespit edilmiştir. Görülme sıklığı metriğine dayalı analiz sonucunda, uyum, impostor sendromu, psikolojik güvenlik, öz-şefkat, öz-belirleme, öz-yeterlilik, utanç, iş yeri zorbalığı, istismarcı liderlik, lider mükemmeliyetçiliği ve lider-üye etkileşimi gibi kavramların, örgütsel davranış bağlamında mükemmeliyetçiliği konu alan çalışmalarda en az ele alınan temalar arasında yer aldığı belirlenmiştir. Tüm bulgular değerlendirilerek gelecek çalışmalara yol gösterecek çeşitli önerilerde bulunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarih Yazımında Olay Merkezli Siyasal Anlatının Merkezden Uzaklaştırılması: Fernand Braudel’in Akdeniz’inde Zamansallık, Yapısal Güçler ve Failliğin Yeniden Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86950</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86950</guid>
      <author>Faika ÇELİK</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Fernand Braudel (1902&amp;ndash;1985), yirminci yüzyılın en etkili tarihçilerinden biri ve Annales Okulu’nun ikinci kuşağının önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Braudel, çalışmalarında disiplinlerarası yaklaşımı ve çok katmanlı zamansal analizi savunmuş; kısa ömürlü politik olaylar ya da “büyük adamların” zaferleri ve diplomatik manevraları yerine coğrafya ve ekonomi gibi uzun vadeli yapısal güçlerin tarihsel dönüşümleri şekillendirmedeki rolünü vurgulamıştır. Ayrıca, yerel olayların daha geniş, birbirine bağlı tarihsel gelişim sistemleri içine yerleştirildiği küresel bir tarih anlayışı geliştirmiştir. Braudel’in eserleri arasında, II. Felipe Dönemi’nde &lt;em&gt;Akdeniz ve Akdeniz Dünyası&lt;/em&gt;, onun tarihsel yönteminin en kapsamlı ifadesi olarak öne çıkmakta ve yirminci yüzyıl tarih yazımının dönüm noktası ve en etkili çalışmalarından biri olarak görülmektedir. Bu çalışma, Fernand Braudel’in &lt;em&gt;Akdeniz&lt;/em&gt;’ini tarih yazımının yönünü değiştiren öncü bir metin olarak yeniden ele almaktadır. Eseri bir bölgesel tarih olarak değerlendirmek yerine, Braudel’in tarihsel zamanı yeniden kavramsallaştırmasının, yapısal güçlere radikal vurgusunun ve siyasal olayları merkezden uzaklaştırmasının modern tarih yazımının sınırlarını nasıl dönüştürdüğünü incelemektedir. &lt;em&gt;Akdeniz&lt;/em&gt;’in mirası değerlendirilirken özellikle iki alt alandaki dönüştürücü rolüne dikkat çekilmektedir: siyasal ve diplomasi tarihi ile Osmanlı tarihi. Makale, bu iki alandaki sonraki gelişmelerin kısmen Braudel’in birincisine yönelik ısrarlı eleştirisiyle ve ikincisiyle kurduğu yakın ilişkiyle açıklanabileceğini öne sürmektedir. Yöntemsel olarak bu çalışma, &lt;em&gt;Akdeniz&lt;/em&gt;’in yakın okumasını ve onun etrafında gelişen akademik tartışmaların eleştirel analizini bir araya getirerek eserin modern tarih yazımındaki yerini değerlendirmektedir. Bu çalışma yalnızca bu öncü metnin güncel bir analizini sunmakla kalmamakta, aynı zamanda modern tarih yazımındaki dönüştürücü rolünü de ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALVIN PLANTINGA VE ÖZGÜR İRADE SAVUNMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80181</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80181</guid>
      <author>Ferhat AKDEMİR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Yaşadığımız dünyada muhatabı ya da mağduru olduğumuz kötülüklerle, sahip olduğumuz teistik Tanrı inancının uzlaştırılamayacağını; çünkü bunlar arasında mantıksal ya da olasılıksal düzlemde bir çelişkinin olduğunu iddia eden kötülük problemi din felsefesinin ve felsefî teolojinin çözüme kavuşturmaya çalıştığı en köklü ve en eski sorunları arasındadır. Özellikle Alvin Plantinga tarafından din felsefesi literatürüne kazandırılan özgür irade savunması da bu soruna çözüm önerisi olarak geliştirilen savunmalardan birisidir. Özgür irade savunması teistik Tanrı inancı ile kötülüklerin mevcudiyeti arasında mantıksal ya da olasılıksal bir çelişkinin olmadığını iddia eder. Çünkü ona göre kötülüklerin nedeni Tanrı değil, özgür fâillerin iradelerini yanlış yönde kullanmalarıdır. Bu, ahlâkî kötülükler için geçerli olduğu gibi doğal kötülükler için de geçerlidir. Çünkü doğal kötülükler de Plantinga’ya göre Şeytan gibi gayr-i insanî ama özgür fâillerin iradelerini yanlış yönde kullanmalarından kaynaklanmaktadır. Ne var ki Plantinga’nın bu çözüm önerisi eleştirilerden muaf değildir. Bu eleştirilerin iki nokta üzerinde toplandığı görülmektedir. İlki, özgürlük ve determinizm ilişkisi üzerine kuruludur. Eleştirmenlerin iddiasına göre determinizmle özgürlük bağdaştırılamaz şeyler değildir. Şöyle ki mutlak kudret sahibi olması dolayısıyla hem özgür olan hem de iradesini sürekli doğru yönde kullanan ve bu böylece hiç yanlış edimlerde bulunmayan fâiller yaratmak bir imkan olarak Tanrı’ya açık idi. Bu imkanı kullanmamış olması Tanrı’nın ne mutlak kudretiyle ne de bütünüyle iyi olan özüyle uyuşmaktadır. Dolayısıyla özgür irade savunması kötülük problemini çözümlemekte yetersizdir. Eleştirilerden ikincisi özgür irade savunmasının doğal kötülüklerin nedenine ilişkin getirmiş olduğu izaha odaklanmaktadır. Eleştirmenlere göre doğal kötülüklerin nedenini Şeytan gibi salt inanca dayalı ögelerle izah etmek sorunun çözümüne hizmet etmekten uzaktır, aksine meseleyi daha karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale sokmaktadır. İşte bu makalede Plantinga’nın özgür irade savunması kendisine yöneltilen eleştirilerle birlikte ele alınacak ve bu savunmanın tutarlılığı, geçerliliği ve tatminkarlığı eleştirel bir değerlendirmenin konusu yapılacaktır. Sonuçta özgür irade savunmasının doğal kötülükleri değilse de ahlâkî kötülükleri çözümleme konusunda başarılı olduğu iddia edilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİNÎ İLETİŞİMİN KAYNAĞI OLARAK HADİSLER: TİRMİZÎ’NİN EŞ-ŞEMÂİL’İ ÖZELİNDE </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82990</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82990</guid>
      <author>Hikmetullah ERTAŞ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Hz. Peygamber’in gündelik hayatını farklı pencerelerden aktaran sünen, muvatta, musannef, câmi, müsned türü eserlerin &lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;özellikle&lt;/span&gt; şemâil edebiyatı eserlerinin dinî iletişim açısından tahlil edilmesi, rivayetlerde verilen sahih bilgiler temelinde Hz. Peygamber’in örnek yaşantısının iletişim ögeleri çerçevesinde ele alınması gerekirdi. Bu minval üzere araştırma hadis ilminin alt disiplinlerinden şemâil edebiyatına yansıyan özellikleri çerçevesinde Hz. Muhammed’in (s.a.s.) iletişim sürecinin ögelerinden kaynak kişinin taşıması gereken vasıflara dair yaşantısını esas almaktadır. Hadis eserlerinin dinî iletişim açısından tahliline örnek olmak üzere şemâil literatürünün en kadim çalışması Ebû İsâ et-Tirmizî’nin (ö.279) &lt;/span&gt;&lt;a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/es-semailun-nebeviyye" target="_blank" rel="noopener"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: windowtext; mso-fareast-language: EN-US; text-decoration: none; text-underline: none;"&gt;eş-Şemâʾilü’n-nebeviyye&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;si seçilmiştir. Tirmizî eserinde Hz. Peygamber’in giyim-kuşamı, ibadet hayatı, ahlâkı, günlük hayatı, tavır ve davranışları ile ilgili çok sayıda başlık açarak dört bini aşkın sayıda hadis aktarmaktadır. Mezkûr rivayetler iletişim ögelerinden kaynakta bulunması gereken “güvenirlilik”, “inandırıcılık”, “adalet”, “çıkar beklentisi taşımama”, “yeterlilik/ uzmanlık”, “eşitlik”, “empati kurma”, “yakınlık”, “esprili olma”, “çekicilik” vasıfları şeklinde açılan başlıklar çerçevesinde ele alınmış, hadis musannefâtında çizilen Peygamber portresi tespit edilmeye çalışılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞARKİKARAAĞAÇ MERKEZ ŞEHİR KABRİSTANLIĞINDA (AĞA MEZARLIĞI) BULUNAN OSMANLI TÜRKÇESİ İLE YAZILMIŞ SERPUŞLU MEZAR TAŞLARI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82718</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82718</guid>
      <author>Keziban GÜNDÜZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışma, Isparta iline bağlı Şarkikaraağaç ilçesinde yer alan, günümüzde Merkez Şehir Kabristanlığı olarak anılan ancak geçmişte &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Ağa Mezarlığı&lt;/em&gt; adıyla bilinen mezarlıktaki Osmanlı dönemine ait serpuşlu mezar taşlarını konu almaktadır. Araştırma kapsamında incelenen şâhideler; serpuş tipleri, biçimsel özellikleri, malzeme kullanımı, yazı tipleri, süsleme detayları ve kitabeleri açısından değerlendirilmiştir. Şâhidelerin büyük bir kısmı erkeklere ait olup, sadece birkaçının kadın mezarına ait olduğu düşünülmektedir. Mezar taşlarının çoğu tek parça hâlinde, mermer veya yöreye özgü taş malzeme ile yapılmış, ancak taşların kalitesine bağlı olarak farklı düzeylerde aşınma ve bozulmalar gözlemlenmiştir. Doğrudan toprağa sabitlenen taşların alt kısımlarında yapısal bozulmaların daha fazla olduğu tespit edilmiştir. 19. yüzyıl başlarından 20. yüzyılın ikinci çeyreğine kadar tarihlendirilebilen bu şâhideler, dönemin taş işçiliği ve ayrıca kültürel ve toplumsal yapısı hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Şarkikaraağaç ilçesine yönelik yapılan bazı çalışmalarda, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış mezar taşlarına yer verildiği görülmektedir. Ancak bu çalışmalarda çoğunlukla metni okunabilir durumda olan ya da yörenin ileri gelen kişilerine ait mezar taşlarının tercih edildiği anlaşılmaktadır. Fakat bu çalışmalarda tespit edilen bazı şâhideler günümüzde mevcut olmadığı yapılan karşılaştırmalarla anlaşılmaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Konumuz dâhilindeki Ağa Mezarlığında günümüzde yer alan ve Osmanlı Türkçesiyle yazılmış toplam 134 mezar taşı belgelenmiş olup, her birinin fotoğraf çekimi ve metin okuması gerçekleştirilmiştir. Ancak bu sayının bir makale kapsamı için oldukça fazla olması nedeniyle, çalışmada yalnızca serpuşlu olan 24 mezar taşı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışma yalnızca akademik literatüre katkı sunmayı değil, aynı zamanda kaybolmaya yüz tutan bu kültür varlıklarının belgelenerek gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlamayı da amaçlamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVUSTURYA'DA OKUL ÖNCESİ EĞİTİM: GENEL YAPI VE PEDAGOJİK UYGULAMALAR</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81510</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81510</guid>
      <author>Lütfiye Ayça ÇELİKBAŞBuket ÜNDEMİR ,Murtaza AYKAÇ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Okul öncesi eğitim, erken yaştaki çocukların fiziksel, sosyal, dilsel birçok alanda gelişmesine katkı sağlamanın yanı sıra eğitimde fırsat eşitliğini ve bireylerin gelecekteki başarılarını desteklemede önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, Avusturya’daki okul öncesi eğitim sisteminin genel yapısını, eğitim programlarını, uygulamalarını ve öğretmen yetiştirme politikalarını ele almaktadır. Avusturya’da erken çocukluk eğitimi, çocukların gelişimini desteklemek ve onları ilkokula hazırlamak amacıyla yapılandırılmıştır. Eğitim sistemi, federal ve eyalet düzeylerinde düzenlenmekte olup, okul öncesi eğitim faaliyetleri genellikle yerel yönetimler veya özel kuruluşlar tarafından işbirlikli olarak yürütülmektedir. Eğitimin temel amacı erken yaş çocuklarının bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimlerini destekleyerek oyun temelli öğrenme yaklaşımı ile süreci öğrenenler açısından etkin ve kalıcı hale getirmektir. Öğretmenlerin eğitimi ve nitelikleri de okul öncesi eğitimin kalitesini doğrudan etkileyen faktörler arasında görüldüğünden nitelikli öğretmen yetiştirmenin eğitimin kalitesini arttıracağı görüşü benimsenmiştir. Çalışmada Avusturya okul öncesi eğitim anlayışını genel olarak ortaya konulmakta ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda gelecekte yapılabilecek araştırmalara ve uygulamalara ilişkin önerilerde bulunulmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ SOSYOBİLİMSEL KONULARIN ÖĞRETİMİNE YÖNELİK DUYUŞSAL EĞİLİMLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82426</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82426</guid>
      <author>Mustafa YADİGAROĞLUTahsin YILDIRIM  ,Mustafa KIŞOĞLU  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;Bu çalışmada üç farklı programda (fen bilgisi, sosyal bilgiler, sınıf öğretmenliği) eğitim görmekte olan öğretmen adaylarının sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde öğrenim görmekte olan, ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş 360 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama aracı olarak alan yazından alınmış geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış dört faktörden oluşan Sosyobilimsel Konuların (SBK) Öğretimine Yönelik Duyuşsal Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 22 paket programının demo sürümü kullanılmıştır. Sonuç olarak, çalışmaya katılan öğretmen adaylarının SBK öğretimine yönelik duyuşsal eğilimlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmacılar, sonuçlara dayalı olarak birtakım önerilerde bulunmuşlardır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Endüstri 5.0 İçin Stratejik Yönetim</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80792</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80792</guid>
      <author>Nazmiye EKİNCİEnes KAYA </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Günümüz küreselleşen ve globalleşen dijital iş dünyasında “değişim”, “esneklik” ve “güncellenebilme” en önemli unsurlar arasında yerini almıştır. Ortaya konan bu değişimin doğasından ve hızından en fazla miktarda etkilenen bilim dallarından biri ise yönetimdir. Bu kapsamda, insanlara iş yaptıran kişiler olarak bilinen ve bulundukları konuma genellikle atanma yoluyla ulaşan yöneticilerin günümüz dijital dönüşüm sürecini stratejik bir biçimde uzun bir dönemi hedef alarak organizasyonu yönetmeleri, görev yaptıkları organizasyonun başarısı ve devamlılığı açısından önem arz etmektedir. 2016-2017 yıllarından itibaren içerisinde bulunduğumuz ve bilgi toplumundan dijital akıllı topluma geçiş yaptığımız Endüstri 5.0 olarak adlandırılan ve tanımı ile kapsamı konusunda günümüzde bir fikir birliğine varılamamış olduğu bu dönemde, organizasyonların stratejik bir şekilde yönetilmesi daha önemli bir hale gelmiştir. Organizasyonların nihai amaçlarına ve hedeflerine ulaşmalarını sağlayacak stratejileri formulize etmeleri, bu stratejileri ve de taktikleri uygulamaları, kısaca stratejik yönetim ilkelerine uymaları gerekmektedir. Bu açıdan bu çalışmada “Endüstri 5.0 için Stratejik Yönetim” çeşitli başlıklar halinde açıklanacaktır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Milliyetçilik Kavramına Yönelik Algıları: Metaforik Bir Yaklaşım</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82442</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82442</guid>
      <author>Osman SABANCIAli ALTIKULAÇ  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının milliyetçilik metaforlarını ortaya koymaktır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Araştırmanın çalışma grubunu üç devlet üniversitesinin Sosyal Bilgiler öğretmenliği lisans programında öğrenim gören 395 öğretmen adayı oluşturmaktadır. A&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;raştırma deseni olarak, temel nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının milliyetçilik metaforik algılarını belirlemek amacıyla bir veri toplama formu oluşturulmuştur. &lt;/span&gt;Araştırma sonucunda, sosyal bilgiler öğretmeni adaylarının Milliyetçilik kavramına ne gibi anlamlar yükledikleri tespit edilmiştir. Toplanan metaforlar, öğretmen adaylarının kullandıkları mecazlara göre sınıflandırılmıştır. Buna ek olarak, elde edilen mecazlar belirli ortak temalar etrafında gruplandırılmıştır. Buna göre 395 katılımcı sosyal bilgiler öğretmen adayı, Milliyetçilik kavramına ilişkin 291 geçerli metafor oluşturmuştur. Araştırma sonuçlarına göre en sık tekrarlanan metafor "Ağaç" metaforudur. Bunu bayrak, kalp, ağaç kökü, su, kan, ruh, güneş, nehir, ateş, ev, aile, toprak, anne ve kimlik gibi metaforlar takip etmiştir. Bu metaforların yoğunlaştığı kategoriler&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Doğa ve Doğal unsurlar, Toplumsal Değerler ve Semboller, Aile ve Duygusal Bağlar, Bilgi, Araçlar ve Nesneler, Beden ve Yaşam Kaynakları, Evrensel kavramlar&lt;/span&gt; olarak sıralanmıştır. Mesleğin henüz başında olan sosyal bilgiler öğretmen adaylarının Milliyetçilik kavramını genel olarak doğal bir unsur, duygusal bir aidiyet, sembolik bir değer, yaşamsal bir unsur, öğrenilmiş bir kavram ve sosyal uyumu sağlayan bir yapı olarak gördükleri tespit edilmiştir. Kullanılan benzetmelerin çoğunun olumlu çağrışımlar taşıması, öğretmen adaylarının milliyetçilik kavramını yeterince sorgulayıcı veya eleştirel bir bakış açısıyla ele almadıklarını da göstermektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Düzey 2 Bölgelerin Göç Eğilimlerinin Analizi: Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerini Kullanan Bir Çalışma</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82997</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82997</guid>
      <author>Deniz ÖZYAKIŞIRÖmer ATALAY  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, Türkiye'nin Düzey-2 bölgelerindeki göç eğilimlerini incelemek için Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) metodlarını kullanmaktadır. İç göç, Türkiye'nin bölgesel kalkınma eşitsizlikleri, istihdam fırsatları, gelir düzeyleri ve sosyal faktörler tarafından şekillendirilen önemli bir olgudur. Daha az gelişmiş bölgelerden sanayileşmiş ve ekonomik olarak daha cazip bölgelere doğru gerçekleşen göç hareketleri, uzun vadede bölgesel dengesizlikleri artırma potansiyeline sahiptir. Göç kararlarını etkileyen faktörler arasında işsizlik oranları, kişi başına düşen gelir, eğitim düzeyi, yaş bağımlılık oranı ve gelir dağılımı yer almaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin 26 Düzey-2 bölgesi, CRITIC, SAW, MOOSRA, COPRAS, ROV ve BORDA yöntemleri kullanılarak göç eğilimlerine göre sıralanmıştır. Özellikle kriter ağırlıklarını belirlemek için CRITIC yöntemi kullanılmış ve ardından diğer yöntemler kullanılarak bölgesel sıralamalar oluşturulmuştur. Sonuçlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin en fazla göç verme eğilimine sahip olduğunu, Marmara ve Ege bölgelerinin ise göç alan merkezler olarak öne çıktığını göstermektedir. Orta Anadolu ve Karadeniz bölgeleri de belirli ölçüde göç verme eğilimindedir. Çalışmanın bulguları bölgesel kalkınma politikalarının geliştirilmesi ve göç dinamiklerinin yönetilmesi için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu bağlamda, ÇKKV yöntemlerinin kullanımı göç eğilimlerinin daha sistematik ve nesnel bir şekilde değerlendirilmesine olanak tanır. Sonuç olarak, çalışmada elde edilen bulgular, Türkiye'deki iç göç dinamiklerinin çok boyutlu bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, politika yapıcılar için değerli veriler sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay Zekânın Halkla İlişkiler Sektöründe Kullanım Alanları ve Güncel Uygulamaların Değerlendirmeleri </title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81465</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81465</guid>
      <author>Sinan AKSEKİ Turgay OYMAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışmanın amacı, yapay zekânın halkla ilişkiler sektöründeki kullanım alanlarını ve bu alandaki güncel uygulamaların etkililiğini değerlendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Konuya ilişkin akademik yayınlar, sektör raporları ve güncel uygulama örnekleri analiz edilmiştir. Bulgular, yapay zekânın halkla ilişkiler alanında en çok sosyal medya izleme, kriz yönetimi, içerik üretimi, hedef kitle analizi ve eğilim takibi gibi alanlarda kullanıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, yapay zekâ destekli uygulamaların, stratejik iletişim süreçlerini hızlandırdığı ve kurumların hedef kitleleriyle daha etkili bir etkileşim kurmalarını sağladığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, yapay zekâ uygulamalarının insan faktörünü tamamen ortadan kaldırmadığı, tersine insan zekâsı ile desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, yapay zekâ ve halkla ilişkiler etkileşimine dair güncel bir çerçeve sunarak, alandaki uygulayıcılara ve araştırmacılara katkı sağlamayı amaçlamaktadır.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Yapay zekâ teknolojilerinin halkla ilişkiler süreçlerine nasıl entegre edildiğini ortaya koymak ve bu entegrasyonun sektöre sağladığı katkılar ile beraber getirdiği sorunları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmektir. Dijitalleşen dünyada halkla ilişkilerin geleceğini anlamak, bu teknolojik dönüşümün doğru anlaşılmasıyla mümkündür. Bu bağlamda çalışma hem teorik bir çerçeve sunmakta hem de güncel uygulamalara dair vaka analizlerine yer vererek alan yazına katkı sağlamayı hedeflemektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de, İngilizce’nin Yabancı Dil Olarak Öğretildiği Bir Bağlamda Öğretmen Adaylarının Çok Dilli Pedagoji Uygulamaları ve Algıları</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86779</guid>
      <author>Şeyma YEŞİL</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Diller arası geçiş, yani sınıf içinde birden fazla dilin kullanımına izin verme uygulaması, yabancı dil edinimini, özellikle de İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenmeyi geliştirme potansiyeli ile eğitimde öne çıkan bir konu haline gelmiştir. Diller arası geçiş uygulamalarının öğrencilerin dil öğrenme becerilerini geliştirmedeki avantajları göz önüne alındığında, diller arası geçiş, dil sınıfı ortamlarında uygulanabilir ve dil kullanımı için pragmatik bir teorik çerçeve olarak görülebilir (Wei, 2018). Bu amaçla, bu çalışma, Türkiye'deki bir devlet okulunda öğretmenlik staj dersine katılan on İngilizce öğretmen adayının diller arası iletişim uygulamalarını araştırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, “neden” ve “nasıl” sorularını ele almayı amaçlayan bir vaka çalışması metodolojisi kullanılmıştır (Yin, 2018). Saha notları ve ses kayıtlarının analizinden sonra, araştırmacı, diller arası iletişim uygulamalarına ilişkin inanç ve algılarını araştırmak için katılımcılarla yarı yapılandırılmış odak grup görüşmeleri gerçekleştirmiştir. Amaçlı homojen örnekleme tasarımıyla toplanan veriler, ortaya çıkan örüntü ve temaların belirlenmesi rehberliğinde tematik içerik analizine tabi tutulmuştur. Nitel veri analizi, hizmet öncesi İngilizce öğretmenlerinin diller arası geçişleri sınıfta öğrencilerin odaklanmasını, kavramların netleşmesini ve farklılaştırılmış geri bildirimleri teşvik etmek için bir eğitim kaynağı olarak gördüklerini göstermektedir. Ayrıca, araştırma verileri, ikinci dil öğrenen öğrencilerin anlama becerilerini artırmada ve onlar için daha rahat bir öğrenme ortamı yaratmada diller arası geçiş uygulamalarının önemini vurgulamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HIRVATİSTAN EKONOMİSİNDE 1995-2023 ARASI DÖNEMDE İTHALAT VE İHRACATA DAYALI BÜYÜMENİN ANALİZİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79068</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79068</guid>
      <author>Tuba AKPINARZülfükar Aytaç KİŞMAN ,Cem AYDEN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışmada 1995-2023 yılları arasında Hırvatistan ekonomisinde ihracata ve ithalata dayalı büyüme hipotezlerinin geçerliliği incelenmiştir. Analizde ihracat (IHR), ithalat (ITH) ve gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) değişkenlerinin ABD doları cinsinden yıllık verileri kullanılmış ve Dünya Bankası'ndan elde edilen veriler çeşitli ekonometrik testlere tabi tutulmuştur. Değişen varyans sorunundan kaçınmak için değişkenlerin doğal logaritması kullanılmıştır. Ampirik analiz sonuçları, ihracat ve ithalat ile GSYH arasında kısa vadeli bir nedensel ilişkinin olmadığını göstermektedir. Ancak, ithalata dayalı büyüme hipotezi Hırvatistan ekonomisi için geçerli bulunmuştur. Uzun vadeli analizler ise hem ihracata hem de ithalata dayalı büyüme hipotezlerini desteklemektedir. Bu da ihracatın gelecekte Hırvatistan'ın ekonomik büyümesi üzerinde daha güçlü bir etkiye sahip olabileceğini göstermektedir. Çalışma ayrıca, kısa vadede ithalata, uzun vadede ise hem ihracata hem de ithalata dayalı bir büyüme modelinin Hırvatistan ekonomisinde geçerli olacağını göstermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ (2024) BAĞLAMINDA 5. SINIF TÜRKÇE DERSİ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81733</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81733</guid>
      <author>Ümmühan GÜZEL BAYDOĞANSerdar YAVUZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Değişen ihtiyaçlar ve gerçekleşen yeniliklerden hareketle eğitim programlarında da bu doğrultuda düzenlemeler görülmektedir. Son uygulanan 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programı (TÜDÖP)’nın yenilenmesiyle birlikte 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli geliştirilmiştir. Eski programa kıyasla bu modelde yer alan pek çok değişiklik ve yeni başlayan uygulamalar olduğu görülmektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (2024) bağlamında 5. sınıf Türkçe dersi öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Çalışma nitel yaklaşımda, olgubilimsel desende planlanmıştır. Verilerin toplanması sürecinde görüşme tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine başvurulmuştur. Amaçlı örnekleme türlerinden tipik durum ve maksimum çeşitlilik örnekleme ile çalışma gurubu oluşturulmuştur. Farklı illerde, bölgelerde görev yapan ve gönüllü olarak belirlenen 5. sınıf Türkçe dersi öğretmenlerinden oluşan çalışma grubuna yedi sorudan oluşan veri toplama aracı yöneltilmiştir. Yüz yüze ya da elektronik iletişim aracıyla toplanan veriler kayda alınarak MAXQDA programına aktarılmıştır. Katılımcılarla gerçekleştirilen görüşmeler toplam 318 dakika 37 saniye sürmüştür. Görüşmelerin deşifreleri 61 sayfadır. Verilerin analizi, içerik analiziyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada güvenirliğin sağlanması için zengin ve yoğun&amp;nbsp;betimlemeye, uzman incelemesine ve dış denetleyiciye başvurulmuştur. &lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Çalışmanın geçerliğini sağlama sürecindeyse uzman incelemesinden ve araştırmacı düşünümselliğinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak katılımcıların bir kısmının yeterli bilgi birikimine sahip olmadıkları, seminerlerde eğitim veren eğiticilerin de konu hakkında eksik bilgilerinin olduğunu düşündükleri görülmüştür. Maarif Modeli’ne yönelik özellikle artan ders yoğunluğundan, çokça birbirini tekrarlayan etkinliklerin var olmasından, etkinlik miktarının fazlalığından, atölye çalışmalarının yetiştirilememesinden, yönergeleri anlamakta güçlük yaşanmasından, dil yapıları konusunun sınavlarda sorulmamasından dolayı olumsuz değerlendirmelerde bulundukları sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte katılımcılar tarafından dinleme / izleme becerisine yönelik izleme becerilerinin dâhil edilmiş olması, yazma becerisi etkinliklerinin artmış olması ve konuşma becerisi etkinliklerindeki çeşitliliğin öğrencilerde istendik etkiler yaratması olumlu olarak değerlendirilmiştir. Öte yandan okuma atölyesinde kitap tedariğinden kaynaklı sorun yaşandığı belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların atölye çalışmalarını değerlendirme konusunda eksikliklerinin olduğu da söylenebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!-- [if !supportFootnotes]--&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZNEL NORMUN SATIN ALMA NİYETİ İLE İLİŞKİSİNDE YEŞİL OTEL BİLGİSİNİN ARACILIK ROLÜ: MANAVGAT’I ZİYARET EDEN TURİSTLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80962</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80962</guid>
      <author>Erkan Kadir ŞİMŞEK</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Son yıllarda, turizmin çevreye verdiği zararlar sürdürülebilirlik konusunun önemini daha da arttırmıştır. Bu kavramın öneminin artmasıyla birlikte de çok farklı kavram ortaya çıkmıştır. Bunlardan son dönemde öne çıkan ikisi de yeşil otel ve yeşil otel bilgisi kavramlarıdır. Bu çalışmada öznel normun satın alma niyeti ile ilişkisinde yeşil otel bilgisinin aracılık rolü ele alınmıştır. Nicel olarak tasarlanan çalışmada tüm milletlerden misafir kabul eden Manavgat’ta faaliyet gösteren 2 farklı 5 yıldızlı otelde konaklayan misafirlere 2024 kış sezonunda (Aralık ayında) yeşil otel bilgisi, öznel norm ve satın alma niyeti ile ilgili sorular içeren 3 farklı ölçek uygulanmıştır. Yanlış veya eksik işaretlenen ölçekler çıkarılmış, toplanan 440 ölçekten kalan 413 ölçek üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. PROCESS Model 4 ile elde edilen sonuca göre; yeşil otel bilgisi, öznel norm ile satın alma niyeti arasında aracılık rolüne sahiptir. Yani, öznel norm turistlerin satın alma satın alma niyetlerini yeşil otel bilgisi üzerinden dolaylı olarak etkilemektedir (Dolaylı Etki (DE) = 0,1073; Güven Aralığı (GA) [0.0620, 0.1651]). Nitekim, Bootstrap testi analizi sonucunda elde edilen Bootstrap güven aralığı değeri, sıfırı (0) kapsamadığından aracılık rolünden söz edilebilmektedir. Bu bulgu, bilgi paylaşımının ve çevresel farkındalık artırıcı uygulamaların turistlerin davranışlarını şekillendirmede kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular hem teorik katkılar hem de pratik uygulamalar açısından değer taşımaktadır. Bu nedenle araştırmanın son kısmında konuyla ilgili bazı öneriler sunulmuştur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YOKSULLUĞU TOPLUMSAL CİNSİYET PERSPEKTİFİNDEN ANLAMAK: BİR ELEŞTİREL PEDAGOJİ ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80936</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80936</guid>
      <author>Halime ÜNALDI GÖKALPLatif GÖKALP   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Yoksulluk küresel ve çok boyutlu bir sorundur. Yoksulluğun bireyler üzerindeki etkisini farklılaştıran önemli faktörlerden biri toplumsal cinsiyettir. Kadınlar, eğitim, istihdam ve sosyal haklara erişimde erkeklere kıyasla dezavantajlı konumda olup, “yoksulluğun feminizasyonu” kavramıyla açıklanan daha derin yoksulluk deneyimleri karşı karşıyadır. Çalışmada, eleştirel pedagojik ilkeler bağlamında Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yoksulluğun cinsiyet perspektifinden nasıl ele alındığı değerlendirilmektedir. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Çalışmada, &lt;/span&gt;nitel araştırma desenlerinden durum çalışması benimsenerek doküman analizlerine yapılandırılmış yaklaşımlar uygulanmıştır. 5., 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları, belirlenen temalar doğrultusunda değerlendirilerek yoksulluğun toplumsal cinsiyet açısından nasıl temsil edildiği eleştirel pedagoji ilkeleri çerçevesinde analiz edilmiştir​. Ders kitaplarında, yoksulluğun toplumsal cinsiyet perspektifinden ele alınışının sınırlı ve yüzeysel olduğu görülmektedir. Kadınların ekonomik katılımı, eşit eğitim fırsatları ve toplumsal rollerine ilişkin içeriklerin, geleneksel modelleri güçlendirdiği saptanmıştır. Kadınların genellikle ev işi ile özdeşleştirildiği, ekonomik bağımsızlıklarının vurgulanmadığı ve yoksulluğun cinsiyete özgü dinamiklerinin yeterince dikkate alınmadığı belirlenmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Eğitime erişme noktasında cinsiyet farkının ihmal edilmesi ve çocuk işçiliği, kadın yoksulluğunu derinleştiren yapısal sorunları görünmez kılmaktadır. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;D&lt;/span&gt;ers kitaplarının toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyecek şekilde güncellenmesi, eleştirel pedagoji ilkeleri doğrultusunda öğrencilerin sorgulama becerilerini geliştirecek etkinliklere yer verilmesi, yoksulluğun toplumsal cinsiyet boyutunun daha bütüncül olarak ele alınması, kadınların ekonomik katılımını teşvik eden ve toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen eğitim politikalarının geliştirilmesi önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAP DİLİ EĞİTİMİNDE MODERN EĞİLİMLER</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87574</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87574</guid>
      <author>Hüseyin SAMANCIAhmet Cihan BULUNDU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışmanın amacı, Arap dili eğitimindeki modern eğilimleri bu dilin öğretiminde kullanılan teknikler ve yöntemler etrafında inceleyerek ilgili farklı yaklaşımları irdelemek ve bu alandaki araştırmacılara kavramsal bir çerçeve oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda Arap dili eğitimindeki modern eğilimler ile ilgili alan yazın taraması yapılmış, bu alanda öne çıkan araştırmacıların makaleleri ve kitapları taranarak konuyla ilgili görüş farklılıkları saptanmış ve değerlendirilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;İslam’ın başlangıcından itibaren Arapça öğretimi çoğunlukla dini bir dilin öğretimi olarak ele alınmıştır. 1990’lı yıllarda ise bu anlayış değişmeye başlamış Arapça öğretimi dini metinleri anlamaya yönelik bir yöntem olmaktan çıkarak, farklı amaçlar için de kullanılabilir hale gelmiştir. Ancak genellikle Arapça, her dil öğrenicisine aynı amaç ve yöntemle konunun özelliğine ve dil öğrenicisine ihtiyacına bakılmaksızın öğretilmiştir. Dil öğrenicilerinin ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulmadan hazırlanan materyaller, geleneksel ve etkisiz yöntemlerle hedeflere ulaşamamıştır. Bu nedenle Arapça öğretiminde yeni öğretim yöntemlerinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Böylece Arapçanın doğası gereği sadece dini bir dil olarak değerlendirilmesinden uzaklaşılarak aynı zamanda yabancı dil öğretiminde de kullanılabilecek modern yöntemler geliştirilmiştir. Bu bağlamda, öğrenicilerin hedef ve beklentilerine uygun, ilgi çekici ve işlevsel materyaller hazırlamak gerekmektedir. Bu materyallerin sesli, görsel ve okunabilir unsurlar barındırarak elektronik araçlar üzerinden sunulması öğretimi daha etkili hale getirmektedir. Eğlenceli, dikkat çekici ve psikolojik açıdan destekleyici stratejiler kullanmak da öğrenicilerin kendi kendilerine öğrenmelerinde önemli katkılar sağlamaktadır. Öğretim hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedeflerin ölçülmesi, öğrenicilerin Arapça gramer bilgilerinin değerlendirilmesine yönelik araç ve yöntemler geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Bu araç ve yöntemler öğrenicilerin ulaştıkları sonuçları net bir şekilde ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÇOK BOYUTLU TÜKENMİŞLİK DÜZEYLERİ İLE YAŞAMA DAİR UMUT DÜZEYLERİNİN AKADEMİK BAŞARI ARACI ROLÜ İLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82724</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82724</guid>
      <author>Mine DOĞANTuba ŞEKERCİ ,Sümeyye LEVENT ,Nurhan HALİSDEMİR ,Mehmet GÜRCAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Üniversite öğrencileri, yükseköğrenim süreci boyunca akademik baskılar, belirsiz gelecek beklentileri ve artan sorumluluklarla karşı karşıya kalmakta; bu durum öğrencilerde tükenmişlik belirtilerine ve umutsuzluk düzeylerinde artışa neden olabilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışma, Fırat Üniversitesi öğrencilerinin Çok Boyutlu Tükenmişlik Ölçeği ve Yaşama Dair Umut Ölçeği verileriyle psikososyal durumlarını incelemektedir. Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılarak tükenmişliğin alt boyutlarının iyi oluş üzerindeki etkileri analiz edilmiş, genel not ortalaması ve aylık harcama düzeylerinin aracı rolü değerlendirilmiştir. &lt;span style="color: black;"&gt;Araştırma kapsamında, Çok Boyutlu Tükenmişlik Ölçeği ile Yaşama Dair Umut Ölçeği Türkçeye uyarlanarak üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik yaşam projelerinin tutarlılığı değerlendirilmiş ve çok boyutlu tükenmişlik olgusu ölçülmüştür.&lt;/span&gt; Ayrıca, cinsiyet, fakülte, sınıf düzeyi ve haftalık ders yükü gibi demografik değişkenler bağlamında tükenmişlik düzeyleri ele alınmıştır. &lt;span style="color: black;"&gt;Elde edilen b&lt;/span&gt;ulgular, tükenmişliğin akademik başarı ve ekonomik durumla anlamlı ilişkiler taşıdığını göstermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bilişsel Duygu Düzenleme ile Psikolojik Sağlamlık Arasındaki İlişki: Bilinçli Farkındalığın Aracı Rolü</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80851</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80851</guid>
      <author>Muhammet Cevat ACAR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Psikolojik dayanıklılık pozitif psikoloji yaklaşımında önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda günlük yaşamda ruh sağlığının önemli bir göstergesi olan duygusal düzenleme stratejileri ile bilinçli farkındalık arasındaki ilişki birçok çalışmada incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin dayanıklılık üzerindeki etkisinde bilinçli farkındalığın aracılık rolünün olup olmadığını belirlemeye çalışmaktır. Aracılık etkisini test etmek için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Katılımcılar Türkiye'deki farklı yaş ve meslek gruplarından seçilmiştir. 409 katılımcıdan oluşan örneklem grubunun %40,6'sı erkek, %59,4'ü kadındır. Çalışmanın sonuçlarına göre bilişsel duygu düzenleme, dayanıklılık ve bilinçli farkındalık arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çalışmanın bir diğer bulgusu ise bilinçli farkındalığın duygu düzenleme stratejilerinin psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde aracılık rolünün olmasıdır. Değişkenler arasındaki ilişki ve modele ilişkin sonuçlar literatürde bildirilen bulgular ışığında tartışılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Yalnızlık Algılarının Gönüllü Turizmi Faaliyetlerine Katılım Motivasyonlarına Etkisi</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79950</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79950</guid>
      <author>Münevver ÇİÇEKDAĞIAbdullah KARAMAN   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin yalnızlık algısının onların gönüllü turizmine katılım motivasyonlarını etkileyip etkilemediğini ortaya koymaktır. Ayrıca öğrencilerin demografik bilgilerine göre yalnızlık algılarının farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak çalışmanın bir diğer amacıdır. Bu kapsamda nicel araştırma deseninden yararlanılmıştır. Anket tekniği ile 821 öğrenciden veri toplanarak istatistiksel analiz programı olan SPSS 26 ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre yalnızlık ile gönüllü turizmine katılım motivasyonları arasında bir ilişki tespit edilememiştir. Demografik verilere göre ise sadece doktora eğitim düzeyinde olan öğrencilerin yalnızlık algılarının farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışma gönüllü turizmine katılımın yalnızlıkla olan ilişkisini ölçmesi bakımından benzer çalışmalardan farklılaşmaktadır. Ayrıca çalışma yalnızlık açısından öğrencilerin doktora dönemine dikkat çekmesi bakımından önemlidir. Mevcut eğitim sisteminin dönemsel olarak yalnızlıkla ilişkisinin araştırılması, gençlere eğitim, işe girme ve kariyerlerini yönetmeleri boyunca destek sunulması çalışmanın önerileri arasındadır. Sağlıklı gençlerin sağlıklı toplumları oluşturacağı göz önünde bulundurulduğunda çalışma, yalnızlıkla baş etmede genç neslin alternatif turizm türlerine yönlendirilmesine dikkat çekmektedir. Çalışmanın bu yönüyle de alana katkı sunacağı umulmaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Din Görevlilerinin Tasavvuf ve Tarikatlara İlişkin Yaklaşımları: Ağrı Örneği</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80593</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80593</guid>
      <author>Ersin SAVAŞMikail DUMLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;İslam kültür ve medeniyetinin temel unsurlarından birisi olan tasavvufî düşünce ve onun kurumsal boyutunu temsil eden tarikatlar tarihi süreçte hep ilgi odağı olmuş, her kesim insan tarafından lehinde ve aleyhinde birçok fikirler ortaya konmuştur. İslam’ın yaşam boyutuyla birebir alakadar olan din görevlilerinin tasavvuf hakkındaki temayülleri gerek kendilerinin misyonu gerekse toplumuna sundukları yaşam tarzı açısından değer taşımaktadır. Günümüzde din görevlileri direkt veya dolaylı olarak tasavvuf ve tarikatlar hakkında fikir beyan etmek durumunda kalmaktadırlar. Bu bağlamda din görevlilerinin tasavvuf ve tarikatlar hakkındaki yaklaşımlarının ve bilgi seviyelerinin tespit edilmesi önem arz etmektedir. Söz konusu çalışmamız bu mülâhazaların bir neticesidir. Araştırma 59 din görevlisinin katılımıyla nitel araştırma yönteminin veri toplama tekniklerinden birisi olan ‘Yarı Yapılandırılmış Derinlemesine Mülakat’ ile gerçekleştirilmiştir. Örnekleme sorulan sorulara verilen cevaplar Weber’in anlayıcı/açıklayıcı yaklaşımıyla analiz edilerek tasavvuf kaynaklarındaki karşılığı ile de mukayese edilmiştir. Çalışma neticesinde din görevlilerinin tasavvufa olumlu ya da olumsuz yaklaşımları önemli olmaksızın tasavvufun dikkate değer bir toplumsal fenomen olduğu görüşünde birleştikleri kanısına varılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BENİM ADIM KIRMIZI ROMANINDA TÜRK RESİM SANATINDAKİ BATILILAŞMA SÜRECİNİN İZLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86985</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86985</guid>
      <author>Kemal ŞAMLIOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Orhan Pamuk’un &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Benim Adım Kırmızı&lt;/em&gt; romanı, Türk resim sanatında batılılaşma sürecini tarihsel, kültürel ve estetik boyutlarıyla ele alır. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı toplumunun Batı ile artan etkileşimi, resim sanatında yeni teknikler ve perspektif anlayışlarının benimsenmesini beraberinde getirmiştir. Bu süreç, klasik Osmanlı minyatür sanatının iki boyutlu ve sembolik dünyasından, Batı’nın üç boyutlu, realist ve bireysel ifade odaklı resim anlayışına doğru köklü bir dönüşümü temsil eder. Roman, bu dönüşümün sadece teknik bir değişim olmadığını; medeniyetler arası farklılıklar, etik ve estetik çatışmalar ile insan algısındaki ve temsil anlayışındaki derin kırılmaları da içerdiğini gösterir. Klasik sanatın toplumsal bütünlüğü ve aşkınlığı vurgulayan yapısıyla, modern batılı sanatın bireysel özgürlük ve realizm anlayışı arasındaki gerilim, romandaki karakterlerin tartışmalarında metafizik ve toplumsal bir boyut kazanır. Böylece roman, Türk resim sanatında batılılaşmanın melezlik ve karşıtlıklar içinde şekillenen çok katmanlı dönüşümünü özgün bir biçimde sunar. Bu bağlamda &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Benim Adım Kırmızı&lt;/em&gt;, sanat tarihinin ötesinde kültürel kimlik ve medeniyetler arası etkileşim açısından da önemli bir kaynak olarak değerlendirilebilir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“İSTANBUL YABANCILAR İÇİN TÜRKÇE DERS KİTABI” ÖRNEĞİNDE YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE KÜLTÜRLER ARASI ETKİLEŞİM SÜRECİNE ÇÖZÜMLEYİCİ VE DEĞERLENDİRİCİ BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81905</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81905</guid>
      <author>Feride KAVAKMesut GÜN   ,Dilek ÜNVEREN   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, yabancılara Türkçe öğretiminde kültürler arası etkileşimin önemini ve bu sürecin nasıl gerçekleştiğini "İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı" serisi üzerinden çözümlemeyi amaçlamaktadır. Dil, kültürün temel unsurlarından biri olup, aynı zamanda kültürler arası etkileşimde de merkezî bir rol oynamaktadır. Yabancı dil öğrenme sürecinde bireyler, hedef dildeki kelime ve dil bilgisi kurallarının yanı sıra kültürel ögeleri de edinirler. Bu bağlamda, kültür ve dil ayrılmaz bir bütünü oluşturur. Bu bağlamda bu çalışmada 'İstanbul Yabancılar İçin Türkçe' öğretim setinde, ders kitaplarındaki metinlerde yer alan kültürel ögeler ve bu ögelerin nasıl aktarıldığı araştırılmıştır. Çalışmada, kapsamlı içeriği, güncel yöntem ve teknikleri ile kültürel unsurları etkili bir şekilde aktarma potansiyeli gibi nedenlerden ötürü 'İstanbul Yabancılara Türkçe Öğretim Seti' incelenmek üzere seçilmiştir. Buradan hareketle, 'İstanbul Yabancılar İçin Türkçe' ders kitaplarındaki kültürel ögeler tespit edilerek metinlerin içerik açısından incelenmesi, dilimizin zenginliğiyle birlikte kültürler arası etkileşimin nasıl gerçekleştiğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yoluyla "İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı" serisinde yer alan A1, A2, B1, B2 ve C1 seviyesindeki ders kitapları temel-yaşam-deneyim, konu alanları, metin türleri ve görsel ögeler ölçütleri doğrultusunda incelenmiştir. Bu süreçte, kişisel duyguların ifade edilmesi ve kullanılan görsel unsurların kültürel algıyı nasıl şekillendirdiği incelenerek ölçütler geliştirilmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu çalışma, "İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı" serisiyle Türkçe öğretiminde kültürler arası etkileşimin önemini ortaya koymakta; söz konusu kitapların kültürel unsurları etkili bir biçimde sunduğunu ancak bu unsurların yeterince çeşitlilik sağlamadığını göstermektedir. Öğrencilerin kültürel bağ kurmalarını kolaylaştıracak içeriklerin sınırlı olduğu, kültürlerarası karşılaştırmalara yönelik içerik ve etkinliklerin zenginleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, “İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı" serisinde Türk kültürüne ait unsurların dengeli sunulması ve küresel dinamiklerin daha fazla vurgulanması önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’YE YÖNELİK DÜZENSİZ GÖÇLERİN İÇ GÜVENLİĞE ETKİLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88193</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88193</guid>
      <author>Gürkan GÜNDÜZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Düzensiz göçler, günümüzde hem bölgesel hem de küresel çapta son derece önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda başta Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde büyük sorunların yaşanması, çok büyük kitleler halinde düzensiz ve yasa dışı göçlere sebep olmaktadır. Bunların içerisinde 2011’den beri başta Suriye ve Irak olmak üzere Ortadoğu’dan, Afganistan’dan ve Afrika ülkelerinden Batı ülkelerine çok yoğun düzensiz göçler yaşanmaktadır. Bu da, göç noktaları üzerinde yer alan Türkiye ve diğer ülkelerin iç güvenliklerini çok büyük ölçüde tehlikeye atmaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu arada coğrafi ve stratejik yapısı bakımından Türkiye, hem düzensiz olarak yapılan göç güzergahı üzerinde yer alması hem de gelen göçmenlerin çoğunun Türkiye’de kalması, iş kollarında yer alması, elverişli olmayan koşullarda yaşaması ve çalışması, burada çok büyük güvenlik sorunlarına yol açmaktadır. Bu da, doğal olarak ülkenin iç güvenliği açısından büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Son yıllarda Türkiye’de yasadışı olarak Türkiye’de yer alan milyonlarca göçmenin sebep olduğu çok sayıda güvenlik sorunları bulunmaktadır. “Türkiye’ye Yönelik Düzensiz Göçlerin İç Güvenliğe Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme” adlı çalışmanın hazırlanmasındaki temel amaç, düzensiz göçlerin Türkiye’nin iç güvenliği üzerinde ne gibi olumsuz etkiler bıraktığını ve söz konusu etkilerin genel bir değerlendirmesini yapmaktır. Ayrıca düzensiz göçler konusunda ne gibi çalışmaların yapıldığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Bu çalışma boyunca elde edilen bilgi ve bulgular, doküman analizi tekniğiyle kronolojik ve analitik bir şekilde açıklanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Çalışmanın bulguları, düzensiz göçün Türkiye’nin iç güvenliği üzerinde sınır güvenliğinden toplumsal uyuma, ekonomik dengeden suç dinamiklerine kadar uzanan çoklu etkiler yarattığını göstermektedir. Bu kapsamda Türkiye’nin hem sınır güvenliği hem de uyum politikaları bakımından stratejik kapasite geliştirmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma ayrıca, düzensiz göçün yönetiminde diplomatik iş birliği, veri temelli göç idaresi ve toplumsal entegrasyon süreçlerinin güçlendirilmesinin iç güvenlik açısından kritik olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;span style="color: black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1924’den 2024 Paris’e 100 Yıllık Serüven, Türkiye’nin Olimpiyat Yolculuğuna Genel Bir Bakış</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80828</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80828</guid>
      <author>Tayfun KARA</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu makale Türkiye'nin 1924 Paris Olimpiyatları'na katılımıyla başlayan ve 2024 Paris Olimpiyatları’na kadar uzanan 100 yıllık süreçteki olimpiyat tecrübelerini tarihsel bağlamda değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Türkiye’nin olimpiyatlara katılım süreci, karşılaşılan zorluklar, spor politikalarının dönüşümü, altyapı yatırımları ve uluslararası başarı düzeylerindeki gelişmeler ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle, tarihsel belgeler, arşiv kaynakları ve literatür taraması kullanılarak Türkiye'nin olimpiyat serüveninin yapısal dönüşümü incelenmiştir. Araştırmanın sonunda, Türkiye’nin olimpiyat başarılarını etkileyen temel faktörler (altyapı, politika, kurumsallaşma, sporcu gelişimi) analiz edilmiş; mevcut spor politikalarının bazı branşlarda ilerleme sağladığı ancak genel anlamda sürdürülebilirlik ve bilimsel temellere dayalı bir yapıdan uzak olduğu belirlenmiştir. 2024 Paris Olimpiyatları'nda Türkiye, 18 farklı branşta 101 sporcu ile yer almış ve toplamda 8 madalya (3 gümüş, 5 bronz) kazanarak 64. sırada yer almıştır. Bu sonuç, Türkiye'nin olimpik alanda gelişim gösterdiğini ancak altın madalya başarısının eksik kaldığını ortaya koymaktadır. Gelecek için daha kapsayıcı, bilimsel temelli ve veri odaklı spor politikalarının geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma Türkiye'nin 1924 Paris Olimpiyatları'na katılımıyla başlayan ve 2024 Paris Olimpiyatları’na kadar uzanan 100 yıllık süreçteki olimpiyat tecrübelerini tarihsel bağlamda değerlendirmek amacıyla hazırlanmış bir derleme çalışmasıdır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAYNAŞTIRMA ÖĞRENCİLERİNİN AKRAN ZORBALIĞINA UĞRAMA VE ZORBALIK YAPMA DURUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77779</guid>
      <author>Elif TOSUNSalih Zeki GENÇ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Özel gereksinimli çocuklar, tipik gelişim gösteren akranlarına kıyasla daha fazla sosyal sorun yaşamaktadır. Bu bireylerin; sosyal hayata adapte olması, çevresindeki bireyler tarafından kabul görmesi, bulunduğu ortama aidiyet duygusu hissetmesi daha zordur. Yukarıda sayılan sorunlar da beraberinde akran ilişkilerinde yaşanan sorunları getirmektedir. Yapılan bu çalışmayla kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli çocukların, akran zorbalığına uğrama ve zorbalık yapma durumları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içinde Çanakkale ili Merkez, Lâpseki, Ezine ve Biga ilçelerinde ilkokula devam eden 176 kaynaştırma öğrencisinden veri toplanmıştır. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Tarama modelinde desenlenen &lt;/span&gt;araştırmanın verilerini toplamada Pişkin ve Ayas tarafından geliştirilen “Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği (Çocuk Formu)” ve araştırmacı tarafından hazırlanmış “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS 21 programına girilmiş ve parametrik testlerle analiz edilmiştir. Yapılan bu araştırma sonucunda kaynaştırma öğrencilerinin akran zorbalığına uğrama durumlarının, akranlarına zorbalık yapma durumlarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaynaştırma öğrencilerinin akran zorbalığına uğraması ile akranlarına zorbalık yapma durumlarının cinsiyet ve yaş&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; değişkenlerine bağlı olarak farklılaşmadığı, anne ve babanın birliktelik durumu, anne-babanın öğrenim durumu, ekonomik durum&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; değişkenlerine bağlı olarak farklılaştığı görülmüştür.&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; Anne-babası ayrı olan, ebeveynlerinin öğrenim durumu düşük olan, ekonomik durumu kötü olan öğrencilerin akran zorbalığına uğrama ve zorbalık yapma durumlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Akran zorbalığını önlemeye yönelik ise aile ve okul iş birliği önerilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAFEVÎLERİN YIKILIŞ DÖNEMİNDE (1694-1736) RUSYA DEVLETİ İLE MÜNASEBETLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87531</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87531</guid>
      <author>Adem ERZENGİN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Safevîler, XVI. yüzyılın başlarında Azerbaycan-İran havzasında Şiî inanç sistemini merkeze alan bir Türk-İslam devleti olarak tarih sahnesine çıkmış ve zamanla bulunduğu coğrafyada önemli bir güç konumuna erişmiştir. Ancak XVII. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, özellikle Şah Sultan Hüseyin’in (1694-1722) tahta oturmasıyla birlikte Safevî Devleti, ciddi manada siyasi ve toplumsal çözülme sürecine girmiştir. Zayıf bir yönetici profili çizen Şah Hüseyin, merkezî otoritenin güç kaybetmesine engel olamamış; taşrada artan isyanlar, saray entrikaları ve devlet bürokrasisindeki dağınıklık ve zayıflık, Safevîlerin istikrarını içten içe sarsmıştır. Bu dönemde Rusya ise, Çar I. Petro’nun liderliğinde Batılılaşma ve modernleşme sürecini yaşamaktaydı. Yaptığı ıslahatlarla ordusunu güçlendiren Çar I. Petro genişleme alanı olarak Güney Kafkasya ve İran coğrafyasına yönelmiştir. Bu doğrultuda askeri ve siyasi adımlar atmıştır. Makale, 1694 yılına kadar iki devletin kısaca münasebetlerine değindikten sonra, esas olarak 1694-1736 yılları arasındaki ilişkilere odaklanmaktadır. Çalışma, Safevî- Rusya münasebetlerini,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;her iki devletin karşılıklı diplomatik ve siyasi stratejileri bağlamında ele almakta; aynı zamanda bu ilişkilerin Safevî Devleti’nin çöküş sürecindeki rolünü değerlendirmektedir. Safevi Devleti’nin içsel zayıflığı, dış müdahalelere zemin hazırlayarak, bölgedeki güç dengelerini etkileyen kalıcı bir olguya dönüşmüştür. Nadir Şah dönemi, Safevî-Rusya ilişkilerinde gerilimden ziyade, daha temkinli ve dengeli bir dış politika izlenmesine olanak tanımıştır. Bu çalışmada, 1694-1736 yılları arasındaki Safevî-Rus ilişkileri, çoğunlukla Farsça tarihî kaynaklar kullanılarak incelenmiş ve değerlendirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖGE TAŞIMA BAKIMINDAN TÜRKÇEDE DÖNÜŞLÜ ÇATI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87185</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87185</guid>
      <author>Ahmet Turan DOĞAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Dilbilgisinde çatı konusu pek çok yönüylü araştırılmış ancak henüz tam olarak fikir birliğine varılamamış bir konudur. Çatıyla ilgili hemen her değerlendirmede yer alan dönüşlü çatı üzerinde de anlaşılamamıştır. Kısaca, öznenin yaptığı işten etkilendiği çatı olarak tanımlanan dönüşlü çatı, çeşitli araştırmalarda Türkçenin cümle yapısı üzerinden değerlendirilmediği için dönüşlü çatı oluşturmayan pek çok örnek dönüşlü olarak verilmektedir. Bu sebeple söz konusu çalışmada dönüşlü çatının sözdizimindeki cümle biçimlerine yer verilmiştir. Çalışmanın temel amacı dönüşlü çatının öge taşıma özelliğini açıklamak ve dönüşlü çatı konusuna bir sınır çizmektir. Bu da yüklem olan fiilin dönüşlü çatı oluşturan -n-, -l- ve -ş- eklerini almadan önceki hâliyle aldıktan sonraki hâlinin cümleyi şekillendirmesinin karşılaştırılmasıyla ortaya konmuştur. Dönüşlü çatılar diğer çatılardan farklı olarak büyük oranda “kendini” biçiminde nesneyi, daha az oranda ise “kendine” biçiminde yer tamlayıcısını ve “kendisi için” biçiminde zarf tümlecini özne içine taşımaktadır. Bu sebeple de yüklemin belirttiği iş cümlenin yüzey yapısında herhangi bir nesneye, yer tamlayıcısına veya zarf tümlecine ihtiyaç duymadan “kendini”, “kendine” veya “kendisi için” biçimlerinde gerçekleşmektedir. Bu durum da fiilin üzerindeki ekten anlaşılmaktadır. Çalışmada, dönüşlü çatı olarak belirtilen yapılar dışında kalan örneklerin ise dönüşlü çatılar oluşturmadığı, bunun yerine kalıplaşarak yeni bir anlam kazandığı, eş zamanlı olarak herhangi bir değişiklik oluşturmadan kullanıldığı veya oluş filleri meydana getirdiği görülmüştür. Bunun yanında fiillerin cümledeki anlamına göre de dönüşlü çatı değerlendirmesinin yapılması gerektiği ortaya konmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PLANLI DAVRANIŞ TEORİSİ PERSPEKTİFİNDEN ENGELLİ İSTİHDAMI: KAVRAMSAL BİR ANALİZ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87480</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87480</guid>
      <author>Esra Nur AKPINAR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışma, küresel bir sorun olan engelli istihdamını Planlı Davranış Teorisi çerçevesinde değerlendirmektedir. Ayrıca, engelsiz birey davranışlarını öngörmede başarılı sonuçlar vermiş olan bu teorinin, engelli birey davranışı ile işverenin bu bireyin işe alım davranışını öngörmedeki uygulanabilirliğini değerlendirmek de çalışmanın amaçları arasındadır. Çalışma, nitel araştırmalar çerçevesinde yer alan belge tarama yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışmanın veri kaynağı, nitel metodolojiye uygun olarak, dâhil etme-hariç tutma kriterlerine göre seçilen belgelerdir. Seçilen 36 belgenin analizi; belgelerin okunması, sınıflandırılması, betimlenmesi ve değerlendirilmesi şeklindedir. Küresel ölçekte nüfusun yaklaşık %10’unu teşkil etmesine rağmen, engelli istihdam oranı çok düşüktür. Aslında, keşfedilmemiş yetenek havuzu olan engelliler, nerdeyse tüm toplumlarda yoksul ve dezavantajlı gruptadırlar. Ekonominin yetenek havuzunu çeşitlendirebilecek olan engellilerin istihdamı, aynı zamanda, bir hak ve onurlu yaşamın gereğidir. Engelli istihdamının önündeki engeller, kişinin kendisi, eğitim, toplum ve işveren ile ilgilidir. Bu engellerin aşılmasında, Planlı Davranış Teorisi, uygulanabilir önemli bir çerçeve sunmaktadır. Planlı Davranış Teorisine göre,&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; engelli istihdamında kritik faktör, birey ile işverenin niyetidir. Bu teori, engelli birey ile işverenin davranışsal niyetini analiz ederek, sorunun anlaşılıp, çözüm bulunmasında yol göstermektedir. Ancak birey ile ilgili değişkenler bazında oldukça tutarlı öngörüler sunan bu teorinin, çevresel fırsat ve kaynaklar ile ekonomik etkiler konusunda sınırlılıkları vardır. Bu durum, oldukça karmaşık bir sorun olan engelli işgücü konusundaki yeni teori ihtiyacını göstermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAREZM TÜRKÇESİ İLE YAZILMIŞ BİLİNMEYEN BİR ESER: HİKĀYET-İ SU‘ĀL VE CEVĀB</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86571</guid>
      <author>Murat PARLAKPINARAdem BULUT  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt;"&gt;Bu &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;makalede, Süleymaniye Kütüphanesi Halet Efendi Ek koleksiyonunda bulunan &lt;em&gt;Hikāyet-i Suʾāl ve Cevāb&lt;/em&gt; adlı eser, dil özellikleri ve söz varlığı bakımından incelenmiştir. Eserin ne zaman, nerede ve kim tarafından yazıldığı belli değildir. Karışık lehçe özeliklerinin görüldüğü eser, ses ve şekil özellikleri bakımından incelendiğinde Harezm Türkçesinin karakteristik özelliklerini taşıdığı açıkça görülmektedir. Mensur tarzda yazılmış bu hikâye, bir padişahın kızı ile ona talip olan genç bir fakih etrafında gelişen ve soru-cevap diyalogları üzerine kurgulanan bir yapıya sahiptir. Metindeki soruların büyük bir kısmı dinî konularda olup dünyanın ve insanoğlunun yaratılışı, peygamberler, dünya hayatı, hayvanlar, insanoğlunun iyi ve kötü özellikleri, sosyal yaşam kuralları ve ahlakla ile ilgilidir. Metnin konusu ve kurgulanış şekli dikkate alındığında metni İslam kaidelerini öğretmeyi hedefleyen mensur tarzda yazılmış halk hikâyesi olarak değerlendirmek mümkündür. Soru-cevap şeklinde kurgulanmış olan eser içerik özellikleri dolayısıyla akait ya da fıkıh kitaplarına benzemekle birlikte bu kurgusal özelliği ile onlardan ayrılmaktadır. Benzer kurgu ve konuda Anadolu sahasında da eserler yazılmış olduğu görülmektedir. Anadolu sahasında kaleme alınmış olan &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Dâsitân-ı Müşkülât-ı Duhter-i Pâdişah&lt;/em&gt; isimli eser kurgusu ve konusu bakımından &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Hikāyet-i Su‘āl ve Cevāb&lt;/em&gt; ile büyük benzerlikler göstermektedir. Çalışmada, bugüne kadar üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olan bu eseri bilim dünyasına tanıtmak, eserin yazım, ses ve şekil bilgisi ile söz varlığı bakımından öne çıkan belli başlı dil özelliklerini tespit edip ortaya koymak amaçlanmıştır. Yeri geldikçe dil karışmaları bağlamında eserde görülen Oğuzca unsurlar da ortaya konulmuştur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NİYAZİ BERKES’İN FİKİRLERİ ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE’DE İSLAM, LAİKLİK VE ÇAĞDAŞLAŞMA KAVRAMLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87229</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87229</guid>
      <author>Adem KESERAykut BALCI ,Muhammed AKSU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;Bu çalışmanın amacı, Türk düşünce tarihi içinde Türk modernleşmesi konusundaki önemli çalışmalarıyla tanınan Niyazi Berkes'in Türkiye'nin modernleşme sürecinde İslam, Laiklik ve Çağdaşlaşma kavramlarına bakışını analiz etmektir. Bu tartışmalar günümüzde hala önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmada Türkiye'nin modernleşme ve Batılılaşma tartışmalarına yaklaşık üç asırdır devam eden bir değerlendirme sunulmuştur. Çalışma sürecinde, literatür taraması yaparken ilk kaynaklara ulaşmaya çalışıldı ve en önemli katkıları sağlayacak kaynaklardan yararlanıldı. Basılı ve elektronik kaynaklar, online veri tabanları tarandı ve konuyla ilgili önemli kitaplar, dergiler ve makaleler gözden geçirilerek genel bir resim çıkarıldı. Sonuç olarak, Berkes'in "Teokrasi ve Laiklik" adlı eserinde, Hz. Muhammed'i psikolojik sorunları olan bir kişi olarak tasvir eden ve Kur'an'ı bir kişinin eseri gibi sunan yazarın, dinin Berkes'in düşünce dünyasındaki yerinin tartışmalı olduğunu göstermesi dikkate değer bir noktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖZEL EĞİTİM KURUMLARINA YÖNELİK GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79485</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79485</guid>
      <author>Emrah ÇAVUŞ Muammer BAHŞİ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Birçok sınıf öğretmeni, mezuniyetlerinin ardından özel eğitim kurumlarında görev yapmaktadır. Sınıf öğretmeni adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışma nedenlerini, bu kurumlarda çalışma istek ve kaygılarını, ayrıca sınıf öğretmenliği ile özel eğitim alanı arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler doğrultusunda incelemek çalışmanın amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması yöntemi benimsenmiştir. Bu kapsamda geliştirilen görüşme formları aracılığıyla öğretmen adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışma konusundaki görüşleri ve kariyer planlamalarına ilişkin yaklaşımları detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Fırat Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Eğitim Fakülteleri Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalları'nda öğrenim görmekte olan toplam 40 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Görüşme formlarından elde edilen veriler, gerekli kodlamalar yapıldıktan sonra NVIVO nitel veri analiz programı aracılığıyla betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adaylarının büyük çoğunluğunun daha önce herhangi bir özel eğitim kurumunda görev almadığı ve bu kurumlarda çalışmayı tercih etmediği belirlenmiştir. Özel eğitim kurumlarında çalışmanın öğretmen adaylarına sağlayacağı katkılara yönelik yapılan analizlerde ise, adayların özellikle özel eğitim alanında mesleki gelişim sağlama ve bireysel duyarlılıklarını artırma gibi kazanımlara önem verdikleri tespit edilmiştir. Bununla birlikte, öğretmen adaylarının bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanabilecek sorunlarla karşılaşma olasılığını göz önünde bulundurdukları da ulaşılan önemli sonuçlar arasındadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKURYAZARLIK TÜRLERİ AÇISINDAN TÜRKÇE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI İLE SİNGAPUR ANA DİLİ ÖĞRETİM PROGRAMI</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80386</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80386</guid>
      <author>Dila CANYusuf GÜNAYDIN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Singapur, kurulduğu günden bu yana ekonomide ve eğitimde hızla yükselen değere sahip bir ülkedir. 2022 yılında dünyada 81 ülkenin katıldığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA)’nda gösterdiği başarı ile matematik, fen ve okuma alanlarında birincilik elde etmiştir. PISA, Türkiye’nin de 2003 yılından itibaren katıldığı ve 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin başarılarının ölçüldüğü bir sınavdır. Söz konusu sınavla ilgili MEB katılımcı ülkelerin okuma becerisi başarı oranlarını kıyaslamayı esas alan raporlar yayımlar. Yayımlanan raporlar farklı çalışmalara veri kaynağı sunmaktadır. Bu verilerden yola çıkarak bu çalışmada, Türkiye ile Singapur’un ana dili öğretim programlarının okuryazarlık türleri açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın inceleme nesnesi söz konusu programlar olup çalışmada desen olarak nitel desen ve çözümleme yöntemi olarak doküman analizi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde her iki programda yer alan okuryazarlık türleri, okuryazarlık türleri açısından benzerlik ve farklılıklar tespit edilerek karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, iki ülkedeki ana dili öğretim programlarının farklı perspektifteki okuryazarlık türlerine odaklandığı görülmüştür. 2024 Türkçe Dersi Öğretim Programı’nda bilgi, dijital, görsel ve kültür okuryazarlık türlerine odaklanılırken Singapur Ana Dili Öğretim Programı’nda ise medeniyet okuryazarlığı, global okuryazarlık, kültür ve kültürler arası okuryazarlık, teknoloji okuryazarlık türlerine odaklanıldığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonunda okuryazarlık türleri açısından Türkiye’deki öğrencilerin okuma becerisini ölçmeye yönelik sınavlarda yüksek başarı elde edebilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“SÖYLEME BİLMESİNLER”: SESSİZLİĞİN SESİ VE ANLATI TEKNİKLERİNİN PSİKANALİTİK ÇÖZÜMLEMESİ</title>
      <link>https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=83003</link>
      <guid isPermaLink="true">https://johschool.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=83003</guid>
      <author>Bahar TOĞUÇ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black;"&gt;Bu çalışma, Şermin Yaşar’ın “Söyleme Bilmesinler” adlı romanını anlatı teknikleri ve tematik yapı açısından inceleyerek birey-toplum-aile üçgeninde yaşanan içsel çatışmaların edebi temsillerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, özellikle çok sesli anlatım, iç monolog, iç diyalog, geriye dönüş ve leitmotif gibi anlatı tekniklerinin bireysel travmaların görünür kılınmasındaki rolünü ele almaktadır. Bu bağlamda romanda kullanılan anlatım biçimlerinin, karakterlerin psikolojik çözümlemelerine ve tematik katmanlara nasıl hizmet ettiği incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve durum çalışması deseni kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak doküman analizi tekniği tercih edilmiş; veriler, metinden seçilen örnek pasajlar üzerinden betimsel çözümleme yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz süreci, anlatıcı yapısı, karakter çözümlemeleri, zaman-mekân kurgusu ve tematik motifler temelinde yapılandırılmıştır. Elde edilen bulgular, romanın çok sesli yapısı sayesinde karakterlerin içsel dünyalarının farklı bakış açılarından derinlemesine sunulduğunu göstermektedir. İç monolog ve geriye dönüş teknikleri, bastırılmış duygular ve yüzleşilemeyen geçmişin anlatı evreninde merkezi bir rol oynamaktadır. Özellikle “helallik” ve “söyleme bilmesinler” ifadeleri leitmotif olarak kullanılarak, karakterlerin duygusal yükleri ve sessizlik kültürü görünür kılınmıştır. Sonuç olarak, “Söyleme Bilmesinler” romanı hem biçimsel hem de tematik olarak çağdaş Türk edebiyatında özgün bir anlatı örneği sunmaktadır. Araştırma sonucunda, bireysel travmaların anlatımında kullanılan tekniklerin yeni karşılaştırmalı çalışmalara kaynaklık edebileceği görülmüştür. Bu bağlamda roman, yalnızca edebi çözümlemeler açısından değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, aile içi iletişim ve kuşak çatışmaları gibi sosyal bilimsel okumalar için de zengin bir zemin sunmaktadır. Ayrıca, Şermin Yaşar’ın yetişkin edebiyatındaki anlatı biçimlerinin derinlemesine incelenmesi, Türk anlatı geleneğinin dönüşümünü anlamada önemli katkılar sağlayabilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-01</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


