Rusya’nın Ortadoğu’daki askeri stratejisi, bölgesel güç dinamikleri ile küresel jeopolitik çıkarların kesişiminde gelişmiş olup, uzun süredir devam eden tarihsel bir yönelimin devamını temsil etmektedir. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki etkisini dengelemek amacıyla Suriye gibi stratejik ortaklarla askeri ittifaklar kurarak Doğu Akdeniz’de bir nüfuz alanı oluşturmuştur. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’nın bölgesel varlığı önemli ölçüde azalmıştır; ancak 2000’li yılların başlarından itibaren Rusya, çok kutuplu bir dünya düzeni çerçevesinde Ortadoğu’ya yeniden yönelmiş ve 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na doğrudan müdahale ederek askeri varlığını kalıcı bir stratejik dayanağa dönüştürmüştür. Bu bağlamda, Tartus Deniz Üssü ve Hmeymim Hava Üssü yalnızca Rusya’nın bölgesel askeri kapasitesinin dayanak noktaları haline gelmemiş, aynı zamanda Doğu Akdeniz ve Afrika’daki stratejik projeksiyonunu destekleyen kritik lojistik merkezler olmuştur. 2024 yılında Suriye’de meydana gelen rejim değişikliği, Rusya’nın bölgedeki askeri varlığının devamı açısından belirsizlikler ve stratejik riskler doğurmuştur. Ortadoğu’daki hızla değişen siyasi ve askeri dinamikler nedeniyle, bu analiz kapsamı Mart 2025’e kadar olan gelişmelerle sınırlıdır.
Russia’s military strategy in the Middle East has evolved at the intersection of regional power dynamics and global geopolitical interests, representing the continuation of a long-standing historical trajectory. During the Cold War, the Soviet Union sought to counterbalance the influence of the United States in the region by forging military alliances with strategic partners such as Syria, thereby establishing a sphere of influence in the Eastern Mediterranean. Following the dissolution of the USSR in 1991, Russia’s regional presence significantly diminished; however, from the early 2000s onward, Russia reoriented its focus toward the Middle East within the framework of a multipolar world order, and in 2015, by directly intervening in the Syrian Civil War, it transformed its military presence into a permanent strategic foothold. In this context, the Tartus Naval Base and the Hmeymim Air Base have become not only pillars of Russia’s regional military capabilities but also critical logistical hubs supporting its strategic projection across the Eastern Mediterranean and into Africa. The regime change that occurred in Syria in 2024 introduced uncertainty and strategic risks for Russia’s continued military presence in the region. Due to the rapidly shifting political and military dynamics in the Middle East, the scope of this analysis is limited to developments up to March 2025.