Medyanın romantik ilişkilerde gerçekçi olmayan inançları güçlendirmedeki belirleyici ve etkin rolü dikkat çekicidir. Edebi eserler de birer medya aracı olarak uzun yıllardır bireyleri etkilemektedir. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, edebiyat tarihi içinde önemli bir yeri olan Gustave Flaubert’in “Madame Bovary” adlı eseri mevcut çalışmada medya unsurlarına bir örnek olarak incelenmiştir. Bu çalışmada “Madame Bovary” adlı eser, Yerleştirme Teorisi ve Sosyal Öğrenme Teorisi bağlamında romantik ilişki inançları ve ilişkide kendini sabotaj kavramları açısından ele alınmıştır. Eser, araştırmacılar tarafından doküman incelemesi yoluyla ince. Analizler yapılırken öncelikle eser romantik ilişki inançları ve kendini sabotajla ilgili teorik bilgiler ışığında betimsel analiz ve içerik analizine başvurularak incelenmiştir. Ardından metin içi alıntılarla bu analizler desteklenmiştir. Analiz sonuçlarına göre eserin ana karakteri Emma Bovary’nin ilişkilerinde kendini sabote etme davranışına dair ilgili alan yazında belirtilen on iki özelliğin tamamını taşıdığı tespit edilirken, romantik ilişki inançlarına yönelik de ayrıntılı bilgiler sunulmuştur. Çalışmanın bulguları, medyanın romantik ilişkiler hakkında gerçekçi olmayan inançları beslemedeki rolü ışığında tartışılmıştır.
The media's decisive and effective role in reinforcing unrealistic beliefs in romantic relationships is remarkable. Literary works have also been influencing individuals as media tools for many years. Considering this situation, Gustave Flaubert's Madame Bovary, which has an important place in literary history, was examined as an example of media elements in the current study. In this study, the work of Madame Bovary was addressed in terms of romantic relationship beliefs and self-sabotage in the context of Placement Theory and Social Cognitive Theory. The work was examined by the researchers through document review. While the analyses were being conducted, the work was first examined in light of theoretical information on romantic relationship beliefs and self-sabotage by resorting to descriptive analysis and content analysis. Then, these analyses were supported with in-text quotations. According to the analysis results, it was determined that the main character of the work, Emma Bovary, had all twelve characteristics specified in the relevant literature regarding self-sabotage behavior in her relationships, and detailed information was also provided regarding romantic relationship beliefs. The findings of the study were discussed in light of the role of the media in fostering unrealistic beliefs about romantic relationships.