https://www.asosyayinlari.com/" />
Kâtib Çelebi (doğ. 1609-öl. 1657), 17. yüzyıl Osmanlı toplumunda beliren siyasî başarısızlıklara ve ekonomik dengesizliklere kayıtsız kalamayarak çareler ve çözüm yolları bulmaya çalışan ve yazdığı bir kısım eserlerle önerilerini toplumla paylaşan bir Osmanlı entelektüelidir. Cihânnümâ da onun 1645’te yaşanan Girit Seferi’nden sonra coğrafya ve kartografya ilimlerine merakının artması sonucunda coğrafyanın devlet yönetimindeki faydasına inanarak toplumsal bir kaygıyla telif ettiği sistematik bir ‘coğrafya kitabı’dır. Ancak Cihânnümâ, bazı araştırmacılarca bir ‘seyahatnâme’ metni olarak da algılanabilmekte ya da tanıtılabilmektedir. Cihânnümâ’da çok az yer tutmalarına rağmen muhtemelen Kâtib Çelebi’nin bazen kendi tecrübelerine ve memuriyeti dolayısıyla ordu kâtibi olarak çıktığı seferlerdeki müşahedelerine yer vermesi, ayrıca kullandığı kitabî kaynaklardaki ‘seyahatnâme’ özellikleri taşıyan pasajların müellife ait sanılması, böyle bir algıya sebep olmuş olmalıdır. Bu makalede, Kâtib Çelebi’nin tecrübe ve müşahedelerini içerdiği için Cihânnümâ’ya ‘seyahatnâme’ özelliği kazandıran ve orijinallik katan bazı pasajlar üzerinde durulacak, ancak Cihânnümâ’nın hem yazılış amacı hem de içerik olarak temelde bir ‘seyahatnâme’ metni olmayıp daha çok kitabî kaynaklara bağlı ve derlemeye dayalı bir ‘coğrafya kitabı’ olduğu gösterilmeye çalışılacaktır. Bir yandan da bugüne kadar Kâtib Çelebi’nin kullandığı kitabî kaynaklardaki bilgilerle kendisine ait olan bilgileri birbirinden ayırmayı zorlaştıran yazım tarzının ilim camiasında sebep olduğu karışıklıkların ve bu yüzden ortaya çıkan yanlış isnatların önüne nasıl geçilebileceğine dair bazı sözcüksel ve dilbilgisel ipuçları verilecektir. Böylece Kâtib Çelebi’nin kendisine ait olan bilgilerin kitabî kaynaklardaki bilgilerden ayırt edilmesini sağlayan bu ipuçlarıyla Cihânnümâ’nın kitabî kaynaklarından bağımsız olarak başlı başına taşıdığı özgün değeri ve orijinalliği hakkında bundan sonra daha doğru hükümler verilebilmesine yardımcı olunacaktır.
Kâtib Çelebi (born 1609-died 1657) was an Ottoman intellectual who could not remain indifferent to the political failures and economic imbalances that emerged in the 17th century Ottoman society and tried to find solutions and remedies and shared his suggestions with the society through some of his works. Cihânnümâ is also a systematic ‘geography book’ that he wrote with a social concern, believing in the usefulness of geography in state administration, as a result of his increasing interest in geography and cartography after the Crete Expedition in 1645. However, Cihânnümâ can also be perceived or introduced as a ‘travelogue’ by some researchers. Although they occupy a very small place in Cihânnümâ, the fact that Kâtib Çelebi occasionally included his own experiences and observations from the expeditions he went on as an army clerk due to his civil service, and also the misunderstanding regarding some passages which bear the characteristics of a ‘travelogue’ in the textual sources he used also belongs to the author, must have caused such a perception. This article will focus on some passages that give Cihânnümâ its ‘travelogue’ character and add originality because they include Kâtib Çelebi’s experiences and observations whilst trying to show that Cihânnümâ is not fundamentally a ‘travelogue’ text; neither in terms of its purpose of writing nor its content, but rather a ‘geography book’ based on compilation and reliance on textual sources. In addition to that, some lexical and grammatical clues will be given on how to prevent the confusion caused by the writing style of Kâtib Çelebi, which made it difficult to distinguish the information in the textual sources he used from the information belonging to him, and the false attributions that have emerged due to this style, up until now in the scientific community. Therefore, these clues, which enable us to distinguish the information belonging to Kâtib Çelebi from the information taken from the textual sources he used, will help us make a more accurate judgment regarding the unique value and originality Cihânnümâ carries apart from its textual sources.