MORA MÜSLÜMANLARININ HAZİN HİKÂYESİ: İSYAN, ZORUNLU GÖÇ VE İSKÂN (1821-1832) SÜRECİNE GENEL BİR BAKIŞ

Author:

Number of pages: 784-832
Year-Number: 2020-XLV

Abstract

XVIII. yüzyılda art arda meydana gelen Sanayi Devrimi, Fransız Devrimi ve bunların yarattığı ortamın içinde filizlenen bağımsızlık ve milliyetçilik fikirleri, isyan süreçlerini ve çok uluslu yapıya sahip olan Osmanlı Devleti’nden ayrılmaları da beraberinde getirmiştir. Nitekim bu fikirlerin etkisiyle Osmanlı’dan ayrılma girişiminde bulunan bir millet de Rumlar olmuştur. Osmanlı millet sistemi içerisinde diğer etnik gruplara oranla oldukça ayrıcalıklı bir konuma sahip olan ve adil bir şekilde yönetilen Rumlar, 1821 yılında Eflak-Boğdan ve Mora’da bir isyan başlatmışlardır. Bu isyan, bir müddet sonra Avrupa’nın gözünde bağımsızlık mücadelesine dönüşmüş ve Avrupa kamuoyunca da desteklenmiştir. 1821 Rum isyanı, aynı zamanda, Mora’yı vatan edinip, buraları mamur hale getiren Müslümanlar için acılarla dolu, çok sancılı bir süreci de başlatmıştır. İsyan boyunca kalelerde kuşatma altında tutulan Müslümanlar arasında dayanılmaz boyutlara ulaşan açlık ve sefalet, günlük yaşamın olağan bir parçası haline gelmiştir. Ağır şartlara daha fazla dayanamayıp teslim olanlardan pek çoğu ise acımasızca katledilmiştir. Bu katliamlar neticesinde Mora yarımadasında yaşayan Müslüman nüfusta önemli bir azalma meydana gelmiştir. Katliamdan kurtulanlar ise, yerlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Pek çok Mora Müslümanı adalara, Batı Anadolu sahillerine göç etmiştir. Muhacirler, yeni topraklarında hukuk-ı müsaferet ve uhuvvet-i İslamiyet anlayışı çerçevesinde karşılanmışlardır. Yerel yöneticilere gönderilen tenbihnamelerle muhacirlerin yiyecek, giyecek ihtiyaçlarının karşılanmasına, iskân edilmelerine çalışılmıştır. Neticede bu çalışma ile, 1821 Mora İsyanı, isyan esnasındaki Rum mezalimi, Mora Müslümanlarının zorunlu göçü ve yeni iskân topraklarındaki durumları ortaya konulmuştur. Bunu yaparken de hem konuyla ilgili mevcut literatürün bir arada değerlendirilmesine hem de yeni kaynaklarla konunun aydınlatılmasına çalışılmıştır.

Keywords

Abstract

In the 18th century, which took place consecutively, The Industrial Revolution, the French Revolution and the ideas of independence and nationalism that have sprung up in the environment created by them brought about the processes of rebellion and separation from the Ottoman Empire, which had a multinational structure. As a matter of fact, with the effect of these ideas, the Greeks were also the ones nation who attempted to leave the Ottoman Empire. The Greeks, who had a very privileged position in the Ottoman nation system compared to other ethnic groups, and managed fairly, initiated a rebellion in 1821 in Eflak-Boğdan and Mora. This rebellion, after a while, transformed into a struggle for independence for Europe and was also supported by the European public opinion. The Greek uprising of 1821, at the same time, initiated a excruciating and painful process for the Muslims who make Mora the homeland and make it flourishing. Hunger and misery reaching unbearable dimensions among the Muslims who were kept under siege at castles during the rebellion became an ordinary part of daily life. Many of those who could not bear heavy conditions and surrendered were slaughtered ruthlessly. As a result of these massacres, there was a significant decrease in the Muslim population living on the Mora peninsula. The survivors of the massacre had to leave their places and dormitories. Many Mora Muslims migrated to the islands, to the coasts of Western Anatolia. The emigrants were welcomed within the framework of the principles of " hukuk-ı müsaferet and uhuvvet-i İslamiyet" in their new territory. With the help of the tenbihnameler sent to local administrators, the emigrants were attempted to be settled and the food and clothing needs of the immigrants were met and settled. With this study, the 1821 Mora Revolt, the Greek atrocities during the rebellion, the forced immigration of the Mora Muslims and their situation in the new settlement areas were revealed. In doing so, it was tried to evaluate the current literature related to the subject and to clarify the issue with new sources.

Keywords